2011-03-03 - 18:37
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, ''Ne olursa olsun plastik patlayıcıları demokrasinin bir yerine bağlayıp
'şunlar olursa olur, bunlar olmazsa kan dökerim, kin kusarım, insan öldürürüm'
demek olmaz'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek, ''Ne olursa olsun plastik patlayıcıları demokrasinin bir yerine bağlayıp
'şunlar olursa olur, bunlar olmazsa kan dökerim, kin kusarım, insan öldürürüm'
demek olmaz'' dedi.
Çiçek, TBMM Genel Kurulunda, milletvekili genel seçiminin 12 Haziran
2011'de yapılmasına ilişkin önergenin görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada,
demokrasilerde seçimlerin önemli olduğunu ifade etti.
Seçimlere 20 dolayında partinin katılma imkanının olduğunu dile getiren
Çiçek, ''Biz, birbirimizin hasmı değiliz. Bizler olsa olsa milletimize hizmet
yolunda rakabet içerisinde olan hizmet kurumları oluruz. Meseleye böyle bakarsak
demokrasi daha anlamlı olur'' dedi.
Milletin siyasi partilere seçimde karne vereceğini belirten Çiçek, ''Esas
mesele milletin kararını aldıktan sonra o karara uymaktır. Belki bizim
demokrasimizde bugüne kadar aşamadığımız en temel eksikliklerden bir tanesi,
seçime giderken tartıştığımız konuları millet karar verdikten sonra tekrar
sıfırdan başlayıp bir dört yıl daha aynı şiddetle gerekçelerle üslupla
tartışmaktır. Eğer meseleye böyle bakacaksak 12 Haziran seçimi bu manada biraz
eksik seçim olur'' diye konuştu.
Söyleneceklerin 11 Haziran akşamına kadar söylenmesi gerektiğini dile
getiren Çiçek, ''Ama 12 Haziran akşamı millet bir karar verdikten sora 13 Haziran
sabahı Türkiye'de yeni bir sayfa açılmalıdır'' dedi. Çiçek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Sandığa gitmek önemli ama sandığın sonucunu kabullenmek sandığa
gitmekten daha önemlidir. Türkiye'nin zaman zaman yaşadığı yol kazaları, anti
demokratik müdahaleler, demokrasi dışı salvolar, iktidarları iktidardan etme
dönemi artık bundan sonra son bulmalıdır. Şuna hepimiz inanmalıyız ki bundan
sonra hükümetlerin kurulacağı yer de bu çatının altıdır, hükümetlerin
düşürüleceği yer de bu çatının altıdır. Neyi yapacaksak burada yapacağız. Ülkenin
her sorununu burada çözmeliyiz. Bunun dışındaki yol ve yöntemler, arayışlar, çağ
dışılıktır, ilkelliktir. 2010 Türkiyesinde artık bu çağ dışılığa, ilkelliğe son
vermemiz gerekir.
Böylesine bir kararı, 28 Şubat gibi demokrasimiz açısından kara bir leke
olan bir tarihin hemen akabinde alıyoruz. Bu dönemin mağdurlarından, ülkesine
hizmet yolunda gece gündüz çalışmış, kendisinden, tecrübelerinden hepimizin
istifade ettiği merhum Erbakan'ın vefatının sonrasında televizyonlarda çok güzel
şeyler söylendi. Keşke bunların onda biri yaşarken söylenseydi. O zaman siyaset
daha anlamlı olurdu, demokrasimiz bir başka lezzetli olurdu. Acımasızca demokrasi
dışı yol ve yöntemlerle Türkiye'nin bir dönemi heba edildi. Bunun bedelini
Türkiye çok ağır ödedi, ödüyor. Onun için 12 Haziran, bu ve benzeri tarihler için
son bir dönem olmalıdır.''
Çiçek, bireylerin ya da değişik toplum kesimlerinin devletten
taleplerinin olabileceğini ancak bunlar için kullanılabilecek yegane yolun
demokratik yol olduğunu kaydetti.
Demokrasi dışında özellikle cebir ve şiddet yoluyla sorun çözmeye
kalkışılırsa ülkenin yeni bedeller ödeyeceğini, yeni sıkıntılar, üzüntülü
tabloların ortaya çıkacağını belirten Çiçek, ''Sebebi ne olursa olsun demokrasiyi
götürüp C4 paketine bağlayamayız. Ne olursa olsun plastik patlayıcıları
demokrasinin bir yerine bağlayıp 'şunlar olursa olur, bunlar olmazsa kan dökerim,
kin kusarım, insan öldürürüm' demek olmaz'' diye konuştu.
''Çözümü konuşa konuşa buluruz, vuruşa vuruşa bulamayız'' diyen Çiçek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çözülememiş bir kısım sorunlarımız yürürlükteki Anayasa'dan
kaynaklanıyor. Bunda hepimizin ittifak ettiğini düşünüyorum. En önemli meselemiz
belki zaman zaman canımızı sıkan bir çok sorunun temelinde bugünkü Anayasa
yatıyor. Öncelikleri, felsefesi, dengeleri farklı. Vesayeti, demokratik kurum
haline getirmiş böyle bir Anayasa ile Türkiye yoluna devam edemez.
Bu dönem belki bunu yeteri kadar gerekleştiremedik. Bu yüzden
milletimizden özür diliyoruz ama hiç olmazsa 12 Haziran tarihinden itibaren
Türkiye'nin en önemli gündem maddesi olarak milletimize yepyeni bir anayasayı
armağan etmek siyaset kurumunun üzerindeki en büyük sorumluluktur.
Bu Anayasa kaldığı sürece sıkıntılardan, gerilimlerden Türkiye'yi
kurtarmak mümkün olmuyor. Bu Anayasa'nın dengesi, rot balansı bozuk, kullanım
tarihi çoktan geçmiş ve böyle bir Anayasa ile Türkiye'nin çağdaşlaşma ve
uygarlaşma yolunda çok fazla mesafe alması mümkün olmuyor.''
Seçim zamanında milleti incitecek söylemlerden kaçınılması gerektiğini
belirten Çiçek, ''Oy, bir insanı şerefidir. Bir kefesine onurunu, bir kefesine
hediye paketini koyuyor gibi milleti aşağılamak milletimizi yaralar. Bu yüce,
aziz milleti dış dünyada iradesi satın alınabilecek bir millet gibi göstermek
doğru değildir'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, partisi adına yaptığı konuşmada,
demokrasilerde hesap vermenin iktidar ve muhalefet açısından çok önemli olduğunu
ifade etti.
AK Parti olarak iktidara geldiklerinden bu yana çok önemli değişim ve
dönüşümlerin altına imza attıklarını belirten Bozdağ, ''Bölünmüş yol,
üniversiteler, eğitim, sağlık, demir yolu... Bütün alanlarda rekorlar kıran
hizmetlerin altına imza attık'' dedi.
Sosyal güvencede ayrımı kaldırdıklarını, dışarıda Türkiye'nin itibarını
sağladıklarını dile getiren Bozdağ, ''2008 finans krizi yaşanırken AK Parti değil
de koalisyon hükümeti ya da başka iktidar olsaydı Türkiye'de bankaların,
işletmelerin hali nice olurdu? Herkes elini vicdanına koyup öyle düşünmek
zorunda'' diye konuştu.
Millete giderek yaptıklarını anlatacaklarını, yapamadıklarının
gerekçelerini söyleyeceklerini dile getiren Bozdağ, gönül rahatlığıyla dokuz
yılın hesabını vereceklerini kaydetti.
Bozdağ, ''2023'te lider bir Türkiye'yi her alanda hakim kılmak için
elimizden gelen çabayı göstermek üzere milletimizden destek isteyeceğiz. Biz,
milletimizin emanetine halel getirmedik. Bu emaneti, milletin iradesi dışında hiç
bir istikamette kullanmadık'' dedi.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine de değinen Bozdağ, ''27 Nisanda bir
bildiri yayımladı. Düdüğü çalınca siyasetçilerin hizaya geçtiğini bildikleri için
öyle bir duruş bekliyorlardı ama yanıldılar. Ak kadroların esas duruşu sadece
Türk milletinedir. Sonuçta birilerinin emrettiği değil, milletin emrettiği kişi
Cumhurbaşkanı oldu. Biz milletin iradesini Ankara'da başka kimseyle paylaşmadık''
diye konuştu.
Bozdağ, Türkiye'nin yeni Anayasaya ihtiyacı olduğunu, seçimde yeni bir
Anayasa ile Türkiye'nin yoluna devam edebilmesi için yetki talebinde
bulunacaklarını belirtti.
Şahsı adına konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Türkiye'nin
demokrasisini evrensel standartlara çıkarabilmek için milletle gece gündüz
çalıştıklarını söyledi.
Kılıç, ''Türkiye Mısır, Tunus, Cezayir, Libya, Bahreyn olmaz. Çünkü bu
ülke, bu ülkelerden bir ülke değildir. Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyetidir.
Bunu herkesin görmesi lazımdır'' dedi.
Seçimlerde sadece iktidarın değil muhalefetin de test edileceğini dile
getiren Kılıç, ''Türkiye'deki demokrasinin varlığını bu kadar hafife almak ve
Türkiye'yi dünyanın gündemine şikayetlerle getirmek, Türkiye'den yabancı
başkentlerde şikayetçi olmak doğru değildir'' diye konuştu.
DSP Adana Milletvekili Mustafa Vural, vatandaşların DSP'yi Meclise
sokacağına inandıklarını kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bu önemli oturumdaki konuşma
haklarının demokratik bir şekilde paylaşılmadığını savunarak, ''Kişisel
konuşmaların paylaşılmasına gelince AKP grubu iki konuşmayı da kendisine aldı.
AKP'nin demokrasi anlayışı gerçek yüzünü göstermiştir. AKP, cici, uslu muhalefet
istiyor. AKP'nin bu oturumdaki tutumunu kınıyorum'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Mecliste muhalefet susturulmak
istendi ama İçtüzük'teki bütün haklarımızı kullandık. Parmaklarımızı
vicdanlarımız doğrultusunda kullandık. Onurla gururla görevimizi yaptık. 24.
dönemde milletin çoğunluğunu temsil ederek yine burada olacağız'' diye konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da adaletsiz ve eşit olmayan
koşullarda seçime gidildiğini savundu.
Bekir Bozdağ da muhalefetin sesini kısmak için hiç bir adım atmadıklarını
belirterek, ''Milletimiz 12 Haziranda hepimizin sesini ayarlayacaktır'' dedi.
(18.37)
Çiçek, ''Ne olursa olsun plastik patlayıcıları demokrasinin bir yerine bağlayıp
'şunlar olursa olur, bunlar olmazsa kan dökerim, kin kusarım, insan öldürürüm'
demek olmaz'' dedi.
Çiçek, TBMM Genel Kurulunda, milletvekili genel seçiminin 12 Haziran
2011'de yapılmasına ilişkin önergenin görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada,
demokrasilerde seçimlerin önemli olduğunu ifade etti.
Seçimlere 20 dolayında partinin katılma imkanının olduğunu dile getiren
Çiçek, ''Biz, birbirimizin hasmı değiliz. Bizler olsa olsa milletimize hizmet
yolunda rakabet içerisinde olan hizmet kurumları oluruz. Meseleye böyle bakarsak
demokrasi daha anlamlı olur'' dedi.
Milletin siyasi partilere seçimde karne vereceğini belirten Çiçek, ''Esas
mesele milletin kararını aldıktan sonra o karara uymaktır. Belki bizim
demokrasimizde bugüne kadar aşamadığımız en temel eksikliklerden bir tanesi,
seçime giderken tartıştığımız konuları millet karar verdikten sonra tekrar
sıfırdan başlayıp bir dört yıl daha aynı şiddetle gerekçelerle üslupla
tartışmaktır. Eğer meseleye böyle bakacaksak 12 Haziran seçimi bu manada biraz
eksik seçim olur'' diye konuştu.
Söyleneceklerin 11 Haziran akşamına kadar söylenmesi gerektiğini dile
getiren Çiçek, ''Ama 12 Haziran akşamı millet bir karar verdikten sora 13 Haziran
sabahı Türkiye'de yeni bir sayfa açılmalıdır'' dedi. Çiçek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Sandığa gitmek önemli ama sandığın sonucunu kabullenmek sandığa
gitmekten daha önemlidir. Türkiye'nin zaman zaman yaşadığı yol kazaları, anti
demokratik müdahaleler, demokrasi dışı salvolar, iktidarları iktidardan etme
dönemi artık bundan sonra son bulmalıdır. Şuna hepimiz inanmalıyız ki bundan
sonra hükümetlerin kurulacağı yer de bu çatının altıdır, hükümetlerin
düşürüleceği yer de bu çatının altıdır. Neyi yapacaksak burada yapacağız. Ülkenin
her sorununu burada çözmeliyiz. Bunun dışındaki yol ve yöntemler, arayışlar, çağ
dışılıktır, ilkelliktir. 2010 Türkiyesinde artık bu çağ dışılığa, ilkelliğe son
vermemiz gerekir.
Böylesine bir kararı, 28 Şubat gibi demokrasimiz açısından kara bir leke
olan bir tarihin hemen akabinde alıyoruz. Bu dönemin mağdurlarından, ülkesine
hizmet yolunda gece gündüz çalışmış, kendisinden, tecrübelerinden hepimizin
istifade ettiği merhum Erbakan'ın vefatının sonrasında televizyonlarda çok güzel
şeyler söylendi. Keşke bunların onda biri yaşarken söylenseydi. O zaman siyaset
daha anlamlı olurdu, demokrasimiz bir başka lezzetli olurdu. Acımasızca demokrasi
dışı yol ve yöntemlerle Türkiye'nin bir dönemi heba edildi. Bunun bedelini
Türkiye çok ağır ödedi, ödüyor. Onun için 12 Haziran, bu ve benzeri tarihler için
son bir dönem olmalıdır.''
Çiçek, bireylerin ya da değişik toplum kesimlerinin devletten
taleplerinin olabileceğini ancak bunlar için kullanılabilecek yegane yolun
demokratik yol olduğunu kaydetti.
Demokrasi dışında özellikle cebir ve şiddet yoluyla sorun çözmeye
kalkışılırsa ülkenin yeni bedeller ödeyeceğini, yeni sıkıntılar, üzüntülü
tabloların ortaya çıkacağını belirten Çiçek, ''Sebebi ne olursa olsun demokrasiyi
götürüp C4 paketine bağlayamayız. Ne olursa olsun plastik patlayıcıları
demokrasinin bir yerine bağlayıp 'şunlar olursa olur, bunlar olmazsa kan dökerim,
kin kusarım, insan öldürürüm' demek olmaz'' diye konuştu.
''Çözümü konuşa konuşa buluruz, vuruşa vuruşa bulamayız'' diyen Çiçek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çözülememiş bir kısım sorunlarımız yürürlükteki Anayasa'dan
kaynaklanıyor. Bunda hepimizin ittifak ettiğini düşünüyorum. En önemli meselemiz
belki zaman zaman canımızı sıkan bir çok sorunun temelinde bugünkü Anayasa
yatıyor. Öncelikleri, felsefesi, dengeleri farklı. Vesayeti, demokratik kurum
haline getirmiş böyle bir Anayasa ile Türkiye yoluna devam edemez.
Bu dönem belki bunu yeteri kadar gerekleştiremedik. Bu yüzden
milletimizden özür diliyoruz ama hiç olmazsa 12 Haziran tarihinden itibaren
Türkiye'nin en önemli gündem maddesi olarak milletimize yepyeni bir anayasayı
armağan etmek siyaset kurumunun üzerindeki en büyük sorumluluktur.
Bu Anayasa kaldığı sürece sıkıntılardan, gerilimlerden Türkiye'yi
kurtarmak mümkün olmuyor. Bu Anayasa'nın dengesi, rot balansı bozuk, kullanım
tarihi çoktan geçmiş ve böyle bir Anayasa ile Türkiye'nin çağdaşlaşma ve
uygarlaşma yolunda çok fazla mesafe alması mümkün olmuyor.''
Seçim zamanında milleti incitecek söylemlerden kaçınılması gerektiğini
belirten Çiçek, ''Oy, bir insanı şerefidir. Bir kefesine onurunu, bir kefesine
hediye paketini koyuyor gibi milleti aşağılamak milletimizi yaralar. Bu yüce,
aziz milleti dış dünyada iradesi satın alınabilecek bir millet gibi göstermek
doğru değildir'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, partisi adına yaptığı konuşmada,
demokrasilerde hesap vermenin iktidar ve muhalefet açısından çok önemli olduğunu
ifade etti.
AK Parti olarak iktidara geldiklerinden bu yana çok önemli değişim ve
dönüşümlerin altına imza attıklarını belirten Bozdağ, ''Bölünmüş yol,
üniversiteler, eğitim, sağlık, demir yolu... Bütün alanlarda rekorlar kıran
hizmetlerin altına imza attık'' dedi.
Sosyal güvencede ayrımı kaldırdıklarını, dışarıda Türkiye'nin itibarını
sağladıklarını dile getiren Bozdağ, ''2008 finans krizi yaşanırken AK Parti değil
de koalisyon hükümeti ya da başka iktidar olsaydı Türkiye'de bankaların,
işletmelerin hali nice olurdu? Herkes elini vicdanına koyup öyle düşünmek
zorunda'' diye konuştu.
Millete giderek yaptıklarını anlatacaklarını, yapamadıklarının
gerekçelerini söyleyeceklerini dile getiren Bozdağ, gönül rahatlığıyla dokuz
yılın hesabını vereceklerini kaydetti.
Bozdağ, ''2023'te lider bir Türkiye'yi her alanda hakim kılmak için
elimizden gelen çabayı göstermek üzere milletimizden destek isteyeceğiz. Biz,
milletimizin emanetine halel getirmedik. Bu emaneti, milletin iradesi dışında hiç
bir istikamette kullanmadık'' dedi.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine de değinen Bozdağ, ''27 Nisanda bir
bildiri yayımladı. Düdüğü çalınca siyasetçilerin hizaya geçtiğini bildikleri için
öyle bir duruş bekliyorlardı ama yanıldılar. Ak kadroların esas duruşu sadece
Türk milletinedir. Sonuçta birilerinin emrettiği değil, milletin emrettiği kişi
Cumhurbaşkanı oldu. Biz milletin iradesini Ankara'da başka kimseyle paylaşmadık''
diye konuştu.
Bozdağ, Türkiye'nin yeni Anayasaya ihtiyacı olduğunu, seçimde yeni bir
Anayasa ile Türkiye'nin yoluna devam edebilmesi için yetki talebinde
bulunacaklarını belirtti.
Şahsı adına konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Türkiye'nin
demokrasisini evrensel standartlara çıkarabilmek için milletle gece gündüz
çalıştıklarını söyledi.
Kılıç, ''Türkiye Mısır, Tunus, Cezayir, Libya, Bahreyn olmaz. Çünkü bu
ülke, bu ülkelerden bir ülke değildir. Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyetidir.
Bunu herkesin görmesi lazımdır'' dedi.
Seçimlerde sadece iktidarın değil muhalefetin de test edileceğini dile
getiren Kılıç, ''Türkiye'deki demokrasinin varlığını bu kadar hafife almak ve
Türkiye'yi dünyanın gündemine şikayetlerle getirmek, Türkiye'den yabancı
başkentlerde şikayetçi olmak doğru değildir'' diye konuştu.
DSP Adana Milletvekili Mustafa Vural, vatandaşların DSP'yi Meclise
sokacağına inandıklarını kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bu önemli oturumdaki konuşma
haklarının demokratik bir şekilde paylaşılmadığını savunarak, ''Kişisel
konuşmaların paylaşılmasına gelince AKP grubu iki konuşmayı da kendisine aldı.
AKP'nin demokrasi anlayışı gerçek yüzünü göstermiştir. AKP, cici, uslu muhalefet
istiyor. AKP'nin bu oturumdaki tutumunu kınıyorum'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Mecliste muhalefet susturulmak
istendi ama İçtüzük'teki bütün haklarımızı kullandık. Parmaklarımızı
vicdanlarımız doğrultusunda kullandık. Onurla gururla görevimizi yaptık. 24.
dönemde milletin çoğunluğunu temsil ederek yine burada olacağız'' diye konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da adaletsiz ve eşit olmayan
koşullarda seçime gidildiğini savundu.
Bekir Bozdağ da muhalefetin sesini kısmak için hiç bir adım atmadıklarını
belirterek, ''Milletimiz 12 Haziranda hepimizin sesini ayarlayacaktır'' dedi.
(18.37)
