2008-11-11 - 12:00
MHP GRUP TOPLANTISI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yıllardır milletin varlığını ve Cumhuriyetin değerlerini aşındırmak için seferber olanların, bunu ancak devletin kurucusunu gözden düşürerek yapabileceklerini fark ettiklerini ve bu alana yöneldiklerini belirterek, ''Kim ne derse desin, ne yazarsa yazsın, binlerce yıllık milli tarihimiz, hatasıyla sevabıyla, üzüntüsüyle sevinciyle, bozgunu ile zaferiyle bizim ceddimize aittir ve tamamı Türk varlığına emanettir'' dedi.
MHP Grubu toplandı. Grupta bir konuşma yapan Genel Başkan Devlet Bahçeli,
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Millet Meclisinin ilk Başkanı, ilk Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal Atatürk'ü, vefatının 70. yılı nedeniyle rahmet, minnet ve şükran
duygularıyla anarak, Grup Toplantısındaki konuşmasına başladı.
Bahçeli, ''Harap olmuş bir ülkeyi ve yorgun düşmüş bir milleti yeniden
bir kuvvet haline getirerek, önce vatanı kurtaran, sonra devleti kuran milliyetçi
mücadelenin mimarı ve önderi olan bu büyük insana müteşekkiriz'' dedi.
Hayatı boyunca, kendisini, varlığından güç aldığı aziz millete adayan
Mustafa Kemal Atatürk'ün ''kahraman bir komutan, muktedir bir politikacı ve büyük
bir devlet adamı olarak çok Önemli hizmetler ifa ettiğini'' söyleyen Bahçeli,
şöyle devam etti:
''Aziz vatanımızı parçalamaya yeltenenleri, büyük milletimizin binlerce
yılda oluşturduğu maddi ve manevi varlığımızı çiğneme cüreti gösterenleri
geldikleri gibi gönderen bir iradeye liderlik yapan bu büyük devlet adamına, çok
şey borçlu olduğumuz iyi bilinmelidir. Hareketsiz ve atıl duran aziz milletimizi,
çaresiz ve şaşkın eşraf ve aydınları adım adım uyanışa sevk eden, kolektif aklı
ve milli hisleri harekete geçiren, çağın stratejik boşluklarını görerek bundan
bir bağımsız milli devlet çıkartan Atatürk'ün başarısı inkar edilemeyecek kadar
muhteşemdir ve gerçektir.''

-''NİYETLERİ, BİZCE MALUMDUR''-

Özellikle son yıllarda Atatürk'ün özel hayatını ele alarak, şahsiyetinin
eleştiriye açılmış olmasına dikkati çeken Bahçeli, ''Buradan şunu söylemek
isteriz. Biz, bir milleti kurtarmış, bu varlık içinden bir devlet kurarak onu
onurlu bir mevkiye yükseltmiş bir kahramanın özel hayatı ile değil; fikirleriyle,
eserleriyle ve mücadele yöntemiyle meşgulüz ve onunla övünüyoruz. Onun destan
yazan hayatının içinden, milli tarih şuuru, vatan ve millet sevgisi, milli dile
olan bağlılık, tam bağımsızlık aşkı, hür yaşama arzusu, millet egemenliği, milli
kültürün geliştirilmesi, medeniyetlerin aşılması, millet birliğinin
güçlendirilmesi, ülke bütünlüğünün sağlanması ve milletin mutluluğu gibi genel ve
milli mesajları çıkarmak istemeyenlerin niyetleri bizce malumdur'' diye
konuştu.
Devlet Bahçeli, yıllardır milletin varlığını ve Cumhuriyetin değerlerini
aşındırmak için seferber olanların, bunu ancak devletin kurucusunu gözden
düşürerek yapabileceklerini fark ettiklerini ve bu alana yöneldiklerini
söyledi.
Bahçeli, ''Kim ne derse desin, ne yazarsa yazsın, binlerce yıllık milli
tarihimiz, hatasıyla sevabıyla, üzüntüsüyle sevinciyle, bozgunu ile zaferiyle
bizim ceddimize aittir ve tamamı Türk varlığına emanettir. Biz hatalardan sonuç
çıkarır, başarılarla gururlanır, tarihten aldığımız ders, güç ve yöntem ile
önümüze bakar ve geleceğe yol alırız. Bu itibarla bu girişimler, büyük Türk
milletinin vicdanında asla kabul görmeyecek, başta büyük Atatürk olmak üzere,
muhterem ceddimiz, Türk milleti var olduğu sürece gönüllerde ve yüreklerde
yaşamaya devam edecektir'' dedi.

-''ABD'Yİ BIRAKIP, KENDİ GEÇMİŞLERİNE DÖNSÜNLER''-

ABD Başkanlık seçimini kökenleri Afrika'ya dayanan bir senatörün
seçildiğine değinen Bahçeli, ''Bu, dünyanın birçok ülkesinde devam eden
demokratik işleyişin bu ülkedeki doğal bir sonucudur'' dedi.
ABD'nin, yönetimindeki değişimin göz ardı edileceği sıradan bir ülke
olmadığını belirten Bahçeli, ekonomik ve teknolojik gücüyle dünyayı çok yakından
ilgilendiren bir ülke olduğunu söyledi.
Seçimlerden ''gereğinden fazla anlam ve sonuç çıkarmaya çalışan
çevrelerin'' bulunduğunu kaydeden Bahçeli, Amerika'nın artık bu seçimle
''ırkçılığı aştığını'' ve bunların ülkemize de bir model olması gerektiğini
söyleyenlerin talihsiz ve cahilce beyanatları bulunduğunu ifade etti.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Türk milletini, Amerikan toplumunun değer yargıları ile kıyaslamaya
çalışan bu çevrelerin en temel yanlışları, aziz milletimizi, artık iflah
olmayacak kadar etkisi altına girdikleri batılı normlar ve yabancı zihniyetlerin
çerçevesinde yorumlamak hatasıdır. Tarihi, ırkçı mücadelelerin ve yıllar süren
kanlı savaşların neden olduğu milyonlarca can kayıplarıyla, acı ve vahşet
hikayeleriyle dolu olan Batı'nın gözlükleri ile bu meseleye bakanların, Afrika
kökenli birinin başkanlığına şaşırmalarından ve bu durumu kutsamalarından doğal
bir sonuç olmayacaktır.
Ben bu zihniyet sahiplerine, Amerika'yı bırakıp, kendi geçmişlerine
dönmelerini, binlerce yıllık yönetim tarihimizde iş başına gelmiş, sadrazamlığa
kadar uzanmış, vezir olmuş, valide sultan olarak saraya girmiş, imparatorluk
coğrafyasının yabancı kökenli evlatlarına bakmalarını tavsiye ediyorum.''
Devlet Bahçeli, Kenyalı bir çiftçi torununun başkanlığa yükselişini
alkışlayanlara, Cumhuriyet Türkiye'sinde Cumhurbaşkanından, Başbakanlığa,
milletvekilliğinden, generalliğe kadar her göreve Anadolu'nun her yöresinden, her
meslek grubundan, her sosyal zümreden hiçbir ayrıma ve imtiyaza tabi tutulmadan
gelen Cumhuriyet çocuklarını hatırlattı.

-''TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNİ ZEHİRLEYEN...''-

Yeni ABD Başkanı'nın dış politika ve uluslararası güvenlik konularında
izleyeceği temel yaklaşımların zaman içinde daha iyi anlaşılacağını anlatan
Bahçeli, yeni Başkan'ın Türkiye'yi ilgilendiren konularda izleyeceği politikalar
hakkında ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olduklarını belirtti.
Devlet Bahçeli, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri etkileyecek
sorunların başında Irak'taki durum, Kıbrıs sorununun çözüm süreci ve
Ermenistan'ın soykırım yalanı etrafında sürdürdüğü karalama kampanyasının
geldiğini ifade tti.
ABD'nin Irak konusunda bugüne kadar izlediği politikaların sonucunda
Irak'ın iç çatışma ortamına sürüklendiğini ve bölünmenin eşiğine geldiğini
söyleyen Bahçeli, sözlerini yöle sürdürdü:
''Türkiye'ye düşmanlığı, varlık nedeni olarak gören Barzani yönetimi,
fiili devlet yapısının hukuki ve siyasi bakımdan tamamlanması için Kerkük'ü gasp
etmek yolunda son aşamaya gelmiştir. Irak'ın kuzeyinde yuvalanan PKK
teröristleri, Barzani'nin himayesinde bu bölgeyi Türkiye'ye karşı bir saldırı
cephesine dönüştürmüş, PKK terörünün tasfiyesi için somut adımların atılmaması
Türk-Amerikan ilişkilerini zehirleyen bir ihtilaf niteliği kazanmıştır.
Barzani yönetimi, ABD'ye güvenerek izlediği politikalarla bölge barışını,
güvenliğini ve istikranı tehdit eden bir çıbanbaşı haline gelmiştir. ABD'nin yeni
Başkanı'nın bu konularda izleyeceği politikalar, hem Irak'ın geleceği hem de
Türk-ABD ilişkilerinin güçlü bir temelde ve gerçek anlamda bir stratejik ortaklık
düzeyine yükseltilmesi açılarından hayati önem taşıyacaktır.''

-KIBRIS VE ERMENİSTAN KONUSU-

''Kıbrıs konusunda son 5 yıl içinde cereyan eden gelişmeler ve AKP
hükümetinin izlediği gaflet ve teslimiyet politikaları, Türkiye için milli bir
dava olan bu sorunun çözüm sürecini çok tehlikeli bir mecraya sürüklemiştir''
diyen Bahçeli, gelinen noktada Kıbrıs sorununun çözüm zemininin kaydığını
savundu.
Kıbrıs'ta çözümün 2 bölgeli, 2 milletli ve 2 devletli bir ortaklık
yapılanmasına dayanmasını sağlayacak yeni bir zemin oluşturulması gerektiğini
kaydeden Bahçeli, ''Yeni ABD yönetiminin önümüzdeki dönemde Kıbrıs konusunda
izleyeceği politikalar bu bakımdan Özel bir önem taşıyacaktır'' dedi.
Ermenistan ile ilişkilerin ve özellikle ABD'deki Ermeni lobilerinin
öncülüğünde yürütülen sahte soykırım kampanyasının, Türkiye ile ABD ilişkileri
üzerindeki olumsuz yansımaları olduğuna değinen Bahçeli, ''ABD'nin yeni
Başkanı'nın seçim kampanyasında ortaya koyduğu Ermeni tezlerine yakın görüş ve
tutumları, bu bakımdan endişe verici olmuştur. Bizim bu aşamada söyleyeceğimiz;
Türk-Amerikan ilişkilerinin her iki taraf için taşıdığı önemi ön planda tutan
gerçekçi bir bakış açısı geliştirilmesi ve buna uygun bir siyasi tutum
benimsenmesidir.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AB'nin
geçen hafta açıkladığı, ''2008 Türkiye İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi''nin
tam bir hayal kırıklığı olduğunu belirterek, ''AB'nin, azınlık hakları
konusundaki talep ve dayatmaları, PKK'nın siyasi eylem planı ve etnik bölücülük
gündemi ile birebir örtüştüğü açık bir gerçektir'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AB
müzakere süreci ve ABD'de yapılan başkanlık seçiminin Türkiye'ye yansımalarını
değerlendirdi.
AB'nin, Türkiye'yi dışlayıcı yaklaşımını ve milli birliğin temellerini
sarsacak konulardaki dayatmacı tutumunu aynen sürdüğünü belirten Bahçeli, ''AB,
bu süreci Türkiye'de zorla milli azınlık yaratmak için kullanmakta ve 'Kürt
sorunu' odaklı bir dizi dayatmayı, Türkiye;nin Batılı kimliğini ve rüşdünü ispat
ölçüsü olarak sürekli gündemde tutmaktadır. 2008 Raporu ve Stratejisi Belgesi
AB'nin bu anlayışının, siyasetinin ve stratejisinin değişmediğini bir kere daha
ortaya koymuştur'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, Türkiye ile aynı tarihte müzakerelere başlayan
Hırvatistan'a 2008 raporuyla tam üyelik takvimi ve tarihi verildiğine dikkati
çekerek, Türkiye ile müzakerelerin Kıbrıs sorunu bahane edilerek ''oksijen
çadırına sokulduğunu'' söyledi.

-''SANAL SÜREÇ...''-

Hırvatistan'ın yanı sıra, Sırbistan'ın da orta vadede AB'ye tam üye
olacağını bildiren Bahçeli, ''Türkiye'nin ise AKP hükümetinin rızasıyla
sürdürülen bugünkü sanal süreç sonrası AB'nin yörüngesinde ikinci sınıf bir
tabiyet ilişkisi ile yetineceğini ortaya koymaktadır. Bu haysiyet kırıcı durumun
asıl üzerinde durulması gereken üzücü yönü, AB'nin bu ayrımcı ve dışlayıcı tutumu
değil, AKP hükümetinin bunu kabullenmesi ve hala iç politikada AB hayal ticareti
yapmayı siyasi meşruiyet kaynağı olarak görüyor olmasıdır'' ifadesini kullandı.
''Dışişleri Bakanı'nın 2008 İlerleme Raporunu olumlu ve dengeli bulması,
bu sakat yaklaşımın önümüzdeki dönemde de AKP;nin pusulası ve yol haritası
olacağının hazin bir göstergesi'' olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam
etti:
''AKP hükümeti sözcülerinin olumlu olarak gördüğü bu raporda, diğer
taleplerin yanı sıra; Rum ve Ermeni dini azınlık toplumlarına ve kurumlarına
tüzel kişilik kazandırılması, Fener Rum Patrikliğine 'ekümenik' statüsünün
tanınması, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Patrikhaneye bağlı olarak yeniden
açılması, Gökçeada ve Bozacada Rum azınlığı için özel düzenlemeler yapılması,
Türkiye'nin Kıbrıs Rum Yönetimini Kıbrıs'ın tek meşru temsilcisi olarak tanıyıp
ilişkileri normalleştirme yolunda adımlar atması ve Kıbrıs Türkleri üzerindeki
haksız ambargolar sürerken, AB bu konuda verdiği bütün sözleri unutup hiçbir adım
atmamışken, Türk limanları ve havaalanlarının Kıbrıs Rum gemileri ve uçaklarına
tek taraflı açılması istenmektedir.''

-''AB'NİN TALEP VE DAYATMALARI...''-

Devlet Bahçeli, AB'nin azınlık hakları konusundaki talep ve
dayatmalarının PKK;nın siyasi eylem planı ve etnik bölücülük gündemi ile birebir
örtüştüğünün açık bir gerçek olduğunu söyledi.
''Öte yandan, Türkiye'deki Rum azınlığın hakları ve Patrikhane
konusundaki taleplerin ve Kıbrıs konusunda Türkiye;den beklenen adımların
Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının görüşlerini yansıttığı da bir vakıadır'' diyen
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''AKP sözcülerinin bu konulardaki dayatmaları içeren İlerleme Raporunu
dengeli bulması, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin; Türkiye'de milli azınlıkların
kolektif hakları konusunda PKK'nın, Rum azınlığı ve Patrikhane konusunda
Yunanistan'ın ve Kıbrıs sorunu hakkında Rumların görüşleri, emelleri ve
beklentilerini haklı, meşru ve makul bulduğunu göstermektedir.
Bu utanç verici durumun taşıdığı anlamı ve Türkiye için arz ettiği
tehlike ve tehditleri Türk milletinin takdirine bırakmak istiyorum.''

-ABD SEÇİMLERİ-

Konuşmasında, ABD'de yapılan seçimlerin Türkiye'ye olan yansımalarını da
değerlendiren MHP lideri Bahçeli, Türkiye'nin, kendi sorunlarını ihmal ederek,
milli politikalarını ateşe atacak bir tuzağın ve çekim alanının içine doğru
ilerlediğini iddia etti.
ABD'deki başkanlık değişiminin bu açıdan ele alınmasının doğru olacağını
savunan Bahçeli, ''Türkiye'nin, girdiği yanlış kulvardan daha fazla hasar
görmeden ve itibar kaybetmeden çıkabilmesinin yollarının yeni yönetimle aranması
gerekecektir. Bu itibarla, Obama yönetimin Türkiye'yi ilgilendiren alanlarda yeni
yaklaşımları görülmeden, hükümetin bağlayıcı ilişiklilere girmemesinin ülkemiz
için hayırlı olacağı kanaatindeyim'' dedi.
Bahçeli, şöyle konuştu:
''Dileğimiz, milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik
kaynaklarından feragat etmeye zorlayan sistemin bir an önce son bulması, küresel
projeler için en büyük engel görülen milli milli devletler ile güçlü millet
oluşumlarına saygı gösterilmesidir. Muhatap yöneticilerin de bu saygıyı
uyandıracak duruşu hissettirmelidir.
İnsandan ve ahlaktan uzak değerler sisteminin dayatıldığı, hak, adalet,
paylaşma ve barışın gerçekleşemediği bir dönemin gerilerde bırakılması, çoğulcu
yeni bir dünya sistemine dönülmesi en önemli beklentimizdir.
Bu konuda BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine seçilen Türkiye;nin
yapması gereken de bu olmalıdır. Bizim için, büyük coşku ile karşılanan ve adına
kutlamaların yapıldığı bu başkanlık seçiminin anlamı burada yatmaktadır. Ancak
bunları görebilmenin ve düşünebilmenin yolu sorunlarımıza, başkent Ankara;dan
bakmaktan ve büyük Türk tarihinin şerefli sayfalarını ibretle incelemekten
geçmektedir.
Yoksa, Washington'dan, köle ticaretinin acı tarihinden, Amerikan iç
savaşından alınacak ilhamlardan ve zorlama sonuçlardan asla değil.''

-MHP'DEN, BAKAN ÇUBUKÇU'YA DESTEK-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti'nin iktidarda olduğu 6 yılda,
milli meselelerin ilk önce yabancılarla paylaşıldığını iddia etti. Yapılan
tavizkar anlayışların, Türkiye'nin itibarını zedelediğini ifade eden Bahçeli,
Türkiye'nin, dileyenin dilediği zaman denetleyebileceği çaresiz bir ülke durumuna
düşürüldüğünü iddia etti.
Son olarak İngiliz Kraliyet ailesinin eski bir mensubunun SHÇEK'e bağlı
zihinsel engelliler merkezlerinde yaptığı gizli kamera çekimleri ve yorumları
eleştiren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Yaşadığımız son gelişmelerde bizleri nispeten teselli eden tek olumlu
nokta, Kadın ve Aileden Sorumlu Sayın Devlet Bakanının (Nimet Çubukçu) yaptığı
açıklamalar ve gösterdiği devlet adamı duruşu olmuştur.
Bu duruşunu çocukların cinsel istismarına yönelik bir dava aşamasında
Adli Tıp Kurumu'nun raporuna karşı da sürdüren Sayın Bakanın tavrını doğru
bulduğumuzu belirtiyor, millet yararına olduğuna inandığımız her türlü
çalışmasına Meclis grubumuz olarak destek vereceğimizi huzurunuzda açıklamak
istiyorum.
Aynı duruşu, hükümetin diğer üyelerinde de görmeyi bekliyor, bunun
teslimiyetçi tavırdan bir dönüşün başlangıcı olmasını ümit ediyoruz.''