2011-06-20 - 12:08
12 Haziran seçimlerinde Meclis'e girmeye hak kazanan milletvekilleri, kayıt yaptırmaya devam ediyor. AK Parti'den Kocaeli Milletvekili seçilen, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün Meclise gelerek kaydını yaptırdı.
12 Haziran seçimlerinde Meclis'e girmeye hak kazanan milletvekilleri,
kayıt yaptırmaya devam ediyor. AK Parti'den Kocaeli Milletvekili seçilen,
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün Meclise gelerek kaydını yaptırdı.
AK Parti Erzincan Milletvekilli Sebahattin Karakelle, kayıt
yaptırmak için bugün Meclise gelen ilk milletvekilli oldu.
Ardından CHP Antalya Milletvekilleri Arif Bulut ve Osman Kaptan,
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, CHP Kocaeli Milletvekilleri
Hurşit Güneş,Haydar Akar ve Mehmet Hilal Kaplan, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet
Erdoğan, AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar, AK Parti Konya
Milletvekili Kerim Özkul, AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, MHP Bilecik
Milletvekili Bahattin Şeker, AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, AK Parti
Malatya Milletvekili Hüseyin Cemal Akın, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal,
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay,
CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü kayıtlarını yaptırdılar.
TBMM Şeref Holünde yeni seçilen milletvekilleri mazbatalarını yetkililere teslim
edip, gerekli formları doldurdu. Milletvekilleri, Genel Kuruldaki oylama ve yoklama işlemleri için
parmak izi tanımlamasını yaptırdı.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, TBMM'de kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını
cevapladı. Bir gazetecinin ''TBMM İdare Amirliği, önceki dönemlerden farklı
olarak isteyen milletvekilinin odasında böcek araması yapacakmış. Böyle bir şey
tercih eder misiniz, arama yaptırır mısınız?'' sorusuna karşılık Ergün, böyle bir
işlemin isteyen için her zaman yapılabileceğini söyledi. Kendisinin şimdiye kadar
böyle bir ihtiyaç hissetmediğini ifade eden Ergün, şöyle konuştu:
''Aslında ihtiyaç olsa da olmasa da beli aralıklarla yapılmasında fayda
var. Bugün dünyada gerçekten bir takım illegal yapılanmaların bazı faaliyetler
içerisinde olması mümkün. Bu Parlamento, halka açık bir yer, herkesin rahatlıkla
milletvekillerinin odasına gelebildiği bir yer. Her ne kadar bazı aramalardan
geçse de bu tür aramalardan geçmiyor insanlar. Sadece silah ve benzeri
aramalardan geçtiği için halka açık mekanlarda zaman zaman milletvekili
odalarında olumsuz hadiselere rastlamak mümkün olabilir. Yani talebe bağlı
olmadan da Meclis Başkanlığı ve güvenlik kuvvetlerinin bu konuda çalışma yapan
arkadaşların periyodik arama yapması normal. İsteğe bağlı olmadan da
yapılabilir.''
Bir gazetecinin, ''Sayın Kılıçdaroğlu'nun gazetelere yansıyan
açıklamasında, AK Parti'nin yüzde 50'lik oy oranının Stockholm sendromuna
benzetiyor. Bu açıklamayı nasıl buluyorsunuz?'' sorusuna karşılık Ergün, ''AK
Parti'ye verilen oy oranlarının bir sendromu olduğunu zannetmiyorum ama Sayın
Kılıçdaroğlu'nun hangi sendrom içerisinde olduğunu kendisinin hesaplaması lazım''
dedi.
Bunların seçim yorgunluğuyla söylenmiş sözler olduğunu, herkesin bir an
önce seçim yorgunluğunu atması ve daha sağlıklı düşünce yapısına kavuşması
gerektiğini kaydeden Ergün, şöyle konuştu:
''Belli ki bu yorgunlukla seçimler, sağlıklı şekilde değerlendirilemiyor.
Sağlıklı değerlendirmeye ihtiyaç var. AK Parti'ye oy veren seçmenlerle ilgili...
Halkın yüzde 50'si bu. Halkın yüzde 50'sine karşı seçim zamanında da çok
saygısızca bazı ifadeler mitinglerde yazıldı, konuşuldu. Bunlar, demokraside halk
iradesine, millet iradesine saygının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor.
Demokrasinin cümle kapısıdır, millet iradesine saygı. Millet iradesine saygı
olmadan demokrasi olmaz, demokrasinin diğer yollarında ilerleme imkanı olmaz.
Önce halkın iradesine saygı göstermek lazım. Ne münasebet, Bir banka soygunuyla
Türkiye'deki seçimi mukayese etmek? Banka soyguncularının rehin alması
karşısında, soygunculara karşı sempati duyan bir kesime benzetmek...Bunun milli
iradeye saygıyla alakası var mı? Onun için bu yorgunlukların bir an önce atılması
icap ediyor. Hala sağlıklı bir değerlendirmeye ulaşılamadığı... Seçim bitti, halk
iradesi tezahür etti, artık ona göre konuşmak lazım, ona göre davranmak lazım.
Biz AK Parti olarak ona göre davranmaya çalışıyoruz. CHP'ye, MHP'ye,
BDP'ye, Parlamentoya giremeyen diğer partilere oy veren vatandaşlarımızı bir
şekilde itham altında bırakmak, demokraside var mı böyle bir şey, yakışır mı?
Dolayısıyla bizim hepsine saygımız var. Milli irade yüzde 100'dür. Biz milli
iradenin yarısını temsil ediyoruz. Evet, iktidar görevi bize verildi ama
muhalefet görevi de demokraside önemli bir unsur. Muhalefete oy veren
vatandaşlarımız da son derece önemli ve değerli bir iş yapmışlardır. Biz onların
öneminin ve değerinin idrakindeyiz ama muhalefetin de AK Parti'ye oy veren
seçmenlerin öneminin ve değerinin idrakinde olmalarını bekliyoruz. Bu, bizim de
seçmenlerin de en tabii hakkıdır.''
Ergün, ''devlete karşı işlenen suçların affedilebileceği'' düşüncesiyle
tam olarak neyi kastettiği sorusuna karşılık, bunların tartışılabilir şeyler
olduğunu söyledi. ''Bizim tartışmayacağımız şey; bireye ve topluma karşı işlenmiş
suçlardır' diyen Ergün, bireye ve topluma karşı işlenmiş suçların Parlamento
tarafından affedilmesinin bireyler ve toplum nezdinde ciddi anlamda sıkıntı
yarattığını kaydetti.
Bugün hala Rahşan affının olumsuz sonuçlarının tartışıldığını, bireye ve
topluma karşı işlenmiş suçların Parlamentonun affetmeye çalışmasının ciddi
sorunlar yarattığını bildiklerini ifade eden Ergün, ''Devlete karşı işlenmiş olan
suçlar konusu, Parlamentoda tartışılabilir. Hangi çapta olanlar, devlete karşı
işlenmiş suçların hangi boyutta olanları üzerinde çalışılacaktır, bu Parlamento
ve siyasetin konusu olabilir ama bireye ve topluma karşı işlenmiş suçların
siyasetin konusu olması, Parlamentoda af konusu olması düşünülmemelidir. Benim
söylemek istediğim şey odur'' dedi.
Ergün, konuyla ilgili düzenleme hazırlığı olup olmadığı sorusuna, ''böyle
bir hazırlığın olmadığı'' yanıtını verdi. ''Bu kapsama nelerin girebileceği''
sorusunu da cevaplandıran Ergün, ''Bir insan rejimi eleştirmiştir, düşünce suçu
olmuştur. Protestolar yapmıştır, bu protestolarda insanlar zarar görmediyse bir
takım fiillerden insanlar zarar görmediyse doğrudan doğruya devlete, sisteme
yönelik bir takım eylemler otaya konulmuşsa, bunlardan ortaya çıkan suçlar,
cezalar bunların affıyla ilgili tartışma yapılabilir. Ama bunlardan insanlar
zarar görmüşse, doğrudan doğruya kişinin canına, malına zarar verecek sonuçlar
doğmuşsa, o sonuçların affı bizim açımızdan söz konusu olmamalıdır'' diye
konuştu.
Ergün, ''Af olunca yaygınlaşıyor, sonra ucu yakalanamıyor'' denilmesi
üzerine ise Anayasada bireye ve devlete karşı işlenen suçlar arasında bir ayırım
ortaya çıktığında, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmayacak bir düzenlemenin
de gündeme gelebileceğini söyledi. Ergün, ''Siyasetin tartışma konusu ne olmalı,
ne olmamalı, ben o ayırıma işaret etmek açısından bunu söylüyorum'' dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli
Milletvekili Hurşit Güneş, seçimlerde arzu ettikleri ölçüde bir başarı elde
edemediklerini belirterek, ''Gönlümüzden daha büyük bir başarı geçiyordu. Ama
doğru bir yönde gittiğimiz anlaşılıyor'' dedi.
Güneş, beraberinde CHP Kocaeli milletvekilleri Haydar Akar ve Mehmet
Hilal Kaplan ile Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı. Milletvekilleri birbirlerine
rozetlerini taktılar.
Güneş, daha sonra gazetecilerin, ''Eski genel başkan ve eski genel
sekreterin uzlaştığı, CHP'de yeni bir kurultaya gidileceği yönünde imza
toplandığı söyleniyor. Ne diyorsunuz?'' sorusuna karşılık, ''Yeterli imza
toplanırsa, Genel Başkanımız açıkladı, kurultaya gidilir'' karşılığını verdi.
Kişisel olarak kurultayın bu aşamada kendilerine büyük yarar sağlayacağı
kanısında olmadığını dile getiren Güneş, ''Bir değerlendirme toplantısı yapılması
isteniyorsa bu Parti Meclisi'nde mutlaka yapılacaktır zaten. Parti Meclisi'nin
süresi de gelmek üzere. Seçimlerin değerlendirmesinin yapılacağı merci orasıdır,
Parti Meclisi'dir'' diye konuştu.
Güneş, genel seçimlerde elde edilen başarının arzu ettikleri başarı
olmadığını, ancak başarısızlık da olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Tam tabirini kullanıyorum; arzu ettiğimiz ölçüde bir başarı elde
edemedik. Gönlümüzden daha büyük bir başarı geçiyordu. Ama doğru bir yönde
gittiğimiz anlaşılıyor. CHP'nin oylarının arttığı anlaşılıyor. Çok kısa sürede
yaptığımız siyasi değişimin, parti içindeki değişimin sonuç verdiği anlaşılıyor.
Birçok yazar da söyledi, ben MYK'da da dile getirdim; 1969-1973 arasında oy farkı
yüzde 5'in altındaydı. 1972'de ortanın solu hareketi başlamıştı, bir yıl sonra
bir seçim olmuştu, o zaman da bu kadar bir başarı elde edilmişti. Ama arkası
geldi. Değişime, yenilenmeye devam etmek gerekiyor. CHP'nin o devrimcilik okunu
yeniden güçlendirmek gerekiyor. Partiyi sürekli yenilemek, ilerici hale getirmek
gerekiyor. Yolumuza devam etmemiz gerekiyor. ama partinin delegelerin büyük
çoğunluğu imzayı getirirlerse, o zaman kurultay yapılır.''
Güneş, ''Kurultay öncesi ayrı düşen eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile
eski Genel Sekreter Önder Sav'ın yeniden Kurultay öncesi bir araya gelmesini
nasıl değerlendirdiği' sorusuna, ''Biri eski Genel Başkanımız ve Antalya
milletvekili, diğer kişi de eski Genel Sekreterimiz ve CHP'ye çok büyük emek
veren parti büyüğüdür. Bir araya gelmişlerse ben bundan sevinç duyarım. Bütün
partiler bir araya gelmeli. Kurultay konusunda bir araya gelmişlerse, kendi
takdirleridir'' dedi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün ''Devlete karşı işlenen suçların
affedilebileceği' görüşüne nasıl baktıkları sorusuna karşılık Güneş, içeriğini
görmek gerektiğini belirterek, ''Devlete karşı suçların içeriğinden ne
kastediyorlar onu bir anlayalım. Terörün ve devlete karşı işlenmiş, hıyaneti
vatan da bir devlete karşı suçtur. İçeriğini görmeden yorumda bulunmak istemem''
karşılığını verdi.
Güneş, Türkiye'de silahı bırakıp toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç olduğu
konusunda kuşku olmadığını savunarak, ''Ama bu affın ne şekilde geleceğin
görmemiz lazım. Silah bırakılıyor mu, bırakılmıyor mu? Bu çok önemli. Silah
mutlaka bırakılması lazım. CHP baştan itibaren affa çözüm olarak karşı
olmadığını, fakat o çözümün ön şartının silah bırakma olduğunu öteden beri
söylüyor hala da söylüyor'' dedi.
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar,
AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, AK Parti Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal,
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan,
AK Parti Ankara Milletvekili Ülker Güzel, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Akyürek,
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu, AK Parti Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun, CHP Bolu
Milletvekili Tanju Özcan, MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, CHP Ankara Milletvekili
Emine Ülker Tarhan, AK Parti Kars Milletvekilleri Ahmet Arslan ve Yunus Kılıç, CHP Ankara Milletvekili
Levent Gök, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, AK Parti Ankara Milletvekili Nurdan Şanlı, AK Parti
Ankara Milletvekili ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Reha Denemeç, AK Parti Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, AK Parti Ankara Milletvekili
Seyit Sertçelik, MHP Ankara Milletvekilleri Özcan Yeniçeri ve Mustafa Erdem, AK Parti Ankara Milletvekili ve AK
Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, MHP Antalya
Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, AK Parti Bolu Milletvekili Ali Erçoşkun Meclis' e gelerek kayıtlarını yaptırdılar.
Devlet Bakanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti'nin seçimlerde aldığı oy oranına ilişkin ''Stockholm
Sendromu'' değerlendirmesine ilişkin, ''Sağa sola çekmeye gerek yok, muhalefet kendisine baksın. Bu
başarısızlığın altında ne yatıyor, ona bir çözüm aramaya çalışırsa demokrasiye
katkısı bu çerçevede olabilir'' dedi.
Çelik, beraberinde bazı AK Parti Şanlıurfa milletvekilleriyle Meclis'e
gelerek kaydını yaptırdı. Çelik, gazetecilerin, ''CHP liderinin AK Parti'nin
aldığı oy oranını Stockholm Sendromu olarak nitelendirmesine ne diyeceksiniz?''
sorusuna, muhalefetin böylesine büyük başarı elde eden iktidar partisine yönelik
değerlendirmelerini doğru bulmadığını ifade etti.
Seçimlerin geride kaldığını vurgulayan Çelik, ''Önümüzdeki dönem aslında
muhalefetin de normalleşmesi dönemidir. Ben inanıyorum ki üç dönem üst üste AK
Parti'nin başarı elde etmesinin altında yatan neden nedir, bunu muhalefet
mutfakta masaya yatırmalı, etüt etmeli ve bu başarının altında yatan nedenleri
bulup kendisine de yol haritası çizmesi gerekiyor'' dedi.
Türkiye'de demokrasinin, hukuk devletinin güçlenmesi hedef ise buna katkı
sağlayacak sağlıklı ve yapıcı muhalefet anlayışına ihtiyaç olduğunu kaydeden
Çelik, bugüne kadar bunu göremediklerini söyledi. Çelik, şöyle konuştu:
''Sağa sola çekmeye gerek yok, muhalefet kendisine baksın. Bu
başarısızlığın altında ne yatıyor, ona bir çözüm aramaya çalışırsa demokrasiye
katkısı bu çerçevede olabilir. Çok önemli şeylere birlikte imza atabiliriz.
Önümüzdeki dönemde başta Anayasa olmak üzere önemli şeyleri birlikte
başarabiliriz. Buradan da muhalefetin önümüzdeki seçimde alacağı pay olabilir.
Aksi taktirde üç dönem başarılı olmuş iktidar partisine dönük yüzeysel
değerlendirmeler, haksız ithamlar devam ederse muhalefet küçülmeye, Türkiye
muhalefet sorunu yaşamaya devam edecektir. Bu da demokrasimiz için büyük bir
kayıptır.''
Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'ün ''KCK tutukluları serbest
bırakılmazsa Meclise gelmeyiz'' şeklinde açıklamalarının sorulması üzerine Çelik,
'Kişisel görüşler ayrı bir olay. Ben ya da başkası ne düşünür ayrı olay... Ama
hukuk devletinde kimin serbest bırakılacağı, kimin tutuklu kalacağı, neyin, nasıl
olacağı ilgili mahkemelerce değerlendiriliyor. Müracaatları yapılır, yasal bir
sorun yoksa herhangi bir sorun da yaşanmaz varsa da hepimizin saygı duyması, ona
boyun eğmesi gerekiyor. Başka türlü hukuk devletinin devamı söz konusu olamaz''
diye konuştu.
Çelik, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün ''devlete karşı işlenmiş
suçların affedilebileceği'' görüşünün hatırlatılması üzerine ise ''Bulunduğum
ortamlarda, son Bakanlar Kurulu da dahil, af ile ilgili bir konu hiç gündeme
gelmedi, hiç gündemimizde olmadı. Belki de arkadaşımızın kişisel bir
değerlendirmesidir, onu bilemiyorum'' karşılığını verdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan,
aldıkları oy oranı konusundaki ''Stockholm Sendromu'' ifadesiyle ilgili olarak,
''Eskiden 'bidon kafalı' diyorlardı. Vatandaşın ne kadar doğru tercih yaptığı,
sonradan muhalefet liderlerinin yaptığı açıklamalarla da ortaya çıkıyor'' dedi.
TBMM'de kaydını yaptıran Akdoğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni
bir dönemin başladığını belirterek, seçmenin iradesini ortaya koyduğunu, millet
iradesinin bir kez daha tecelli ettiğini söyledi.
Vatandaşların seçimde birtakım mesajlar verdiğini ifade eden Akdoğan,
bunlardan birinin güven ve istikrarın sürmesi olduğunu vurguladı. Dünyada büyük
bir küresel kriz ve çalkantı varken Türkiye'nin istikrarlı şekilde büyüdüğünü
ifade eden Akdoğan, ''Seçimde bu güven ve istikrarın sürmesi mesajı verilmiş
oldu. İkinci mesaj da yeni Anayasa konusundaydı. Bu dönem Meclis yeni Anayasa
çalışmaları yapacak. Bu nedenle aslında tarihi bir vizyon yüklenmiş oluyoruz. Biz
de inşallah yeni Anayasa çalışması içinde olarak gurur duyulacak önemli bir
misyonu yerine getirmiş olacağız'' dedi.
Akdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun AK Parti'nin aldığı oy
oranıyla ilgili ''Stockholm Sendromu'' değerlendirmesi yapmasını nasıl bulduğu
sorusuna karşılık şöyle konuştu:
''Eskiden 'bidon kafalı' diyorlardı. Vatandaşın iradesine yönelik böyle
aşağılayıcı ifadeler duyuyorduk. Şimdi de bu şekilde bir tabir... Öncelikle
vatandaşın iradesine saygı duymak lazım. Millet iradesi tecelli etmiştir. Burada
profesörün oyu ile çobanın oyu arasında hiçbir fark yoktur. Herkesin iradesi
kutsaldır, saygı değerdir, muteberdir. Vatandaşımız tercihini ortaya koymuştur.
Ne kadar doğru bir tercih yaptığı sonradan muhalefet liderlerinin yaptığı
açıklamalarla da ortaya çıkıyor''
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, üç çocuğuyla birlikte
kayıt yaptırmaya geldi. 20 aylık oğlu Ahmet Semih ile gazetecilerle sohbet eden
Poyraz, ''ailesinin yarısıyla geldiğini'' belirterek, ''Ailenin yarısı burada.
Hanım ve diğer çocuğum burada yok'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti'nin aldığı oy oranını
Stockholm Sendromuna benzetmesini nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Poyraz,
''Kemal Bey, AK Parti'nin oy oranını anlamak için komisyon kurduklarını
söylemişti. Eğer bu komisyondan çıka çıka Stockholm Sendromu sonuç olarak
çıktıysa, CHP'nin daha işi var, daha çalışması lazım'' dedi.
AK Parti'nin Türk siyasetinde bir ilki başararak üç dönem oylarını
artırarak iktidara geldiğini kaydeden Poyraz, bu durumda anamuhalefetin işi daha
ciddiye alarak kendilerini özeleştiriye tabi tutup, Türkiye şartlarında bunun
gerçek nedenlerini araştırması, kendilerine değişime kapılarını sonuna kadar
açması gerektiğini ifade etti. Poyraz, ''30-40 yıl öncesinin siyaset mantığıyla
hala siyaset yapmada ısrarcılıkları onları bir noktaya getiremedi. Eğer bu
şekilde de düşünüyorlarsa bizim için güzel. Çünkü biz iktidar partisi olarak bu
anlayışla siyaset yapacak anamuhalefet partisiyle herhalde çok daha rahat
siyaset yaparız'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat
Ergün'ün ''devlete karşı işlenen suçlarla ilgili af çıkarılabileceği'' görüşünün
sorulması üzerine, ''Bunlar artık sürpriz değil. Bunları Türk milleti artık
görmeli, alışmalı. Biz seçim öncesinde söylemiştik. Açıkça 'Abdullah Öcalan'ı da
af ettirmek istiyoruz' desinler, daha doğru ve dürüstçe olur. Çünkü tüm
hazırlıklar onun için. Varacağı nokta budur. PKK ve AKP anlaşması seçim öncesi
yapılmıştı. '15 Haziran ya savaş ya barış günü' diyen birisi, eğer bugün bir
Bakan'ın ağzından affı telaffuz ettiriyorsa, bunu milletimiz görecektir'' diye
konuştu.
Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'ün ''KCK tutukluları serbest
bırakılmazsa Meclise gelmeyiz'' açıklamasının sorulması üzerine Işık, ''Bu
millet, bunları öncesinden görmeliydi. MHP olarak biz bunu söyledik. Bu
anlaşmaların Türkiye'yi yarın nereye götürmek istediğine iyi bakın, dolayısıyla
bunlar sürpriz değil'' dedi.
Işık, MHP olarak kırmızı çizgilerini çizdiklerini, Anayasanın ilk dört
maddesine dokunmamak kaydıyla ve toplumsal uzlaşma esasıyla her türlü maddenin
değiştirilebileceğini, her şeyin konuşulabileceğini anlattı. Işık, ''Türk
milletini Türk milleti yapan, Türkiye Cumhuriyeti devletini bölünmez bütünlüğünü
ve Cumhuriyet'in temel niteliklerini garanti altına alan ilk üç madde yerinde
kalmak kaydıyla her şey konuşulabilir. 'Türklük' kavramı kalmak zorunda. Bu
ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkenin adı da Türkiye, Türklük
kavramından yarası olanların buraya gelmemesi lazım'' görüşünü savundu.
Öte yandan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mazbatasını özel kalem
müdürü Meclise getirerek görevlilere teslim etti. Kayıtla ilgili diğer
işlemlerinin yarın yapılacağı, Bahçeli'nin parmak izinin daha sonra alınacağı
öğrenildi.
Bahçeli, kayıt işlemleri başlatılan ilk genel başkan oldu.
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
(12.08)
kayıt yaptırmaya devam ediyor. AK Parti'den Kocaeli Milletvekili seçilen,
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün Meclise gelerek kaydını yaptırdı.
AK Parti Erzincan Milletvekilli Sebahattin Karakelle, kayıt
yaptırmak için bugün Meclise gelen ilk milletvekilli oldu.
Ardından CHP Antalya Milletvekilleri Arif Bulut ve Osman Kaptan,
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, CHP Kocaeli Milletvekilleri
Hurşit Güneş,Haydar Akar ve Mehmet Hilal Kaplan, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet
Erdoğan, AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar, AK Parti Konya
Milletvekili Kerim Özkul, AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, MHP Bilecik
Milletvekili Bahattin Şeker, AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, AK Parti
Malatya Milletvekili Hüseyin Cemal Akın, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal,
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay,
CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü kayıtlarını yaptırdılar.
TBMM Şeref Holünde yeni seçilen milletvekilleri mazbatalarını yetkililere teslim
edip, gerekli formları doldurdu. Milletvekilleri, Genel Kuruldaki oylama ve yoklama işlemleri için
parmak izi tanımlamasını yaptırdı.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, TBMM'de kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını
cevapladı. Bir gazetecinin ''TBMM İdare Amirliği, önceki dönemlerden farklı
olarak isteyen milletvekilinin odasında böcek araması yapacakmış. Böyle bir şey
tercih eder misiniz, arama yaptırır mısınız?'' sorusuna karşılık Ergün, böyle bir
işlemin isteyen için her zaman yapılabileceğini söyledi. Kendisinin şimdiye kadar
böyle bir ihtiyaç hissetmediğini ifade eden Ergün, şöyle konuştu:
''Aslında ihtiyaç olsa da olmasa da beli aralıklarla yapılmasında fayda
var. Bugün dünyada gerçekten bir takım illegal yapılanmaların bazı faaliyetler
içerisinde olması mümkün. Bu Parlamento, halka açık bir yer, herkesin rahatlıkla
milletvekillerinin odasına gelebildiği bir yer. Her ne kadar bazı aramalardan
geçse de bu tür aramalardan geçmiyor insanlar. Sadece silah ve benzeri
aramalardan geçtiği için halka açık mekanlarda zaman zaman milletvekili
odalarında olumsuz hadiselere rastlamak mümkün olabilir. Yani talebe bağlı
olmadan da Meclis Başkanlığı ve güvenlik kuvvetlerinin bu konuda çalışma yapan
arkadaşların periyodik arama yapması normal. İsteğe bağlı olmadan da
yapılabilir.''
Bir gazetecinin, ''Sayın Kılıçdaroğlu'nun gazetelere yansıyan
açıklamasında, AK Parti'nin yüzde 50'lik oy oranının Stockholm sendromuna
benzetiyor. Bu açıklamayı nasıl buluyorsunuz?'' sorusuna karşılık Ergün, ''AK
Parti'ye verilen oy oranlarının bir sendromu olduğunu zannetmiyorum ama Sayın
Kılıçdaroğlu'nun hangi sendrom içerisinde olduğunu kendisinin hesaplaması lazım''
dedi.
Bunların seçim yorgunluğuyla söylenmiş sözler olduğunu, herkesin bir an
önce seçim yorgunluğunu atması ve daha sağlıklı düşünce yapısına kavuşması
gerektiğini kaydeden Ergün, şöyle konuştu:
''Belli ki bu yorgunlukla seçimler, sağlıklı şekilde değerlendirilemiyor.
Sağlıklı değerlendirmeye ihtiyaç var. AK Parti'ye oy veren seçmenlerle ilgili...
Halkın yüzde 50'si bu. Halkın yüzde 50'sine karşı seçim zamanında da çok
saygısızca bazı ifadeler mitinglerde yazıldı, konuşuldu. Bunlar, demokraside halk
iradesine, millet iradesine saygının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor.
Demokrasinin cümle kapısıdır, millet iradesine saygı. Millet iradesine saygı
olmadan demokrasi olmaz, demokrasinin diğer yollarında ilerleme imkanı olmaz.
Önce halkın iradesine saygı göstermek lazım. Ne münasebet, Bir banka soygunuyla
Türkiye'deki seçimi mukayese etmek? Banka soyguncularının rehin alması
karşısında, soygunculara karşı sempati duyan bir kesime benzetmek...Bunun milli
iradeye saygıyla alakası var mı? Onun için bu yorgunlukların bir an önce atılması
icap ediyor. Hala sağlıklı bir değerlendirmeye ulaşılamadığı... Seçim bitti, halk
iradesi tezahür etti, artık ona göre konuşmak lazım, ona göre davranmak lazım.
Biz AK Parti olarak ona göre davranmaya çalışıyoruz. CHP'ye, MHP'ye,
BDP'ye, Parlamentoya giremeyen diğer partilere oy veren vatandaşlarımızı bir
şekilde itham altında bırakmak, demokraside var mı böyle bir şey, yakışır mı?
Dolayısıyla bizim hepsine saygımız var. Milli irade yüzde 100'dür. Biz milli
iradenin yarısını temsil ediyoruz. Evet, iktidar görevi bize verildi ama
muhalefet görevi de demokraside önemli bir unsur. Muhalefete oy veren
vatandaşlarımız da son derece önemli ve değerli bir iş yapmışlardır. Biz onların
öneminin ve değerinin idrakindeyiz ama muhalefetin de AK Parti'ye oy veren
seçmenlerin öneminin ve değerinin idrakinde olmalarını bekliyoruz. Bu, bizim de
seçmenlerin de en tabii hakkıdır.''
Ergün, ''devlete karşı işlenen suçların affedilebileceği'' düşüncesiyle
tam olarak neyi kastettiği sorusuna karşılık, bunların tartışılabilir şeyler
olduğunu söyledi. ''Bizim tartışmayacağımız şey; bireye ve topluma karşı işlenmiş
suçlardır' diyen Ergün, bireye ve topluma karşı işlenmiş suçların Parlamento
tarafından affedilmesinin bireyler ve toplum nezdinde ciddi anlamda sıkıntı
yarattığını kaydetti.
Bugün hala Rahşan affının olumsuz sonuçlarının tartışıldığını, bireye ve
topluma karşı işlenmiş suçların Parlamentonun affetmeye çalışmasının ciddi
sorunlar yarattığını bildiklerini ifade eden Ergün, ''Devlete karşı işlenmiş olan
suçlar konusu, Parlamentoda tartışılabilir. Hangi çapta olanlar, devlete karşı
işlenmiş suçların hangi boyutta olanları üzerinde çalışılacaktır, bu Parlamento
ve siyasetin konusu olabilir ama bireye ve topluma karşı işlenmiş suçların
siyasetin konusu olması, Parlamentoda af konusu olması düşünülmemelidir. Benim
söylemek istediğim şey odur'' dedi.
Ergün, konuyla ilgili düzenleme hazırlığı olup olmadığı sorusuna, ''böyle
bir hazırlığın olmadığı'' yanıtını verdi. ''Bu kapsama nelerin girebileceği''
sorusunu da cevaplandıran Ergün, ''Bir insan rejimi eleştirmiştir, düşünce suçu
olmuştur. Protestolar yapmıştır, bu protestolarda insanlar zarar görmediyse bir
takım fiillerden insanlar zarar görmediyse doğrudan doğruya devlete, sisteme
yönelik bir takım eylemler otaya konulmuşsa, bunlardan ortaya çıkan suçlar,
cezalar bunların affıyla ilgili tartışma yapılabilir. Ama bunlardan insanlar
zarar görmüşse, doğrudan doğruya kişinin canına, malına zarar verecek sonuçlar
doğmuşsa, o sonuçların affı bizim açımızdan söz konusu olmamalıdır'' diye
konuştu.
Ergün, ''Af olunca yaygınlaşıyor, sonra ucu yakalanamıyor'' denilmesi
üzerine ise Anayasada bireye ve devlete karşı işlenen suçlar arasında bir ayırım
ortaya çıktığında, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmayacak bir düzenlemenin
de gündeme gelebileceğini söyledi. Ergün, ''Siyasetin tartışma konusu ne olmalı,
ne olmamalı, ben o ayırıma işaret etmek açısından bunu söylüyorum'' dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli
Milletvekili Hurşit Güneş, seçimlerde arzu ettikleri ölçüde bir başarı elde
edemediklerini belirterek, ''Gönlümüzden daha büyük bir başarı geçiyordu. Ama
doğru bir yönde gittiğimiz anlaşılıyor'' dedi.
Güneş, beraberinde CHP Kocaeli milletvekilleri Haydar Akar ve Mehmet
Hilal Kaplan ile Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı. Milletvekilleri birbirlerine
rozetlerini taktılar.
Güneş, daha sonra gazetecilerin, ''Eski genel başkan ve eski genel
sekreterin uzlaştığı, CHP'de yeni bir kurultaya gidileceği yönünde imza
toplandığı söyleniyor. Ne diyorsunuz?'' sorusuna karşılık, ''Yeterli imza
toplanırsa, Genel Başkanımız açıkladı, kurultaya gidilir'' karşılığını verdi.
Kişisel olarak kurultayın bu aşamada kendilerine büyük yarar sağlayacağı
kanısında olmadığını dile getiren Güneş, ''Bir değerlendirme toplantısı yapılması
isteniyorsa bu Parti Meclisi'nde mutlaka yapılacaktır zaten. Parti Meclisi'nin
süresi de gelmek üzere. Seçimlerin değerlendirmesinin yapılacağı merci orasıdır,
Parti Meclisi'dir'' diye konuştu.
Güneş, genel seçimlerde elde edilen başarının arzu ettikleri başarı
olmadığını, ancak başarısızlık da olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Tam tabirini kullanıyorum; arzu ettiğimiz ölçüde bir başarı elde
edemedik. Gönlümüzden daha büyük bir başarı geçiyordu. Ama doğru bir yönde
gittiğimiz anlaşılıyor. CHP'nin oylarının arttığı anlaşılıyor. Çok kısa sürede
yaptığımız siyasi değişimin, parti içindeki değişimin sonuç verdiği anlaşılıyor.
Birçok yazar da söyledi, ben MYK'da da dile getirdim; 1969-1973 arasında oy farkı
yüzde 5'in altındaydı. 1972'de ortanın solu hareketi başlamıştı, bir yıl sonra
bir seçim olmuştu, o zaman da bu kadar bir başarı elde edilmişti. Ama arkası
geldi. Değişime, yenilenmeye devam etmek gerekiyor. CHP'nin o devrimcilik okunu
yeniden güçlendirmek gerekiyor. Partiyi sürekli yenilemek, ilerici hale getirmek
gerekiyor. Yolumuza devam etmemiz gerekiyor. ama partinin delegelerin büyük
çoğunluğu imzayı getirirlerse, o zaman kurultay yapılır.''
Güneş, ''Kurultay öncesi ayrı düşen eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile
eski Genel Sekreter Önder Sav'ın yeniden Kurultay öncesi bir araya gelmesini
nasıl değerlendirdiği' sorusuna, ''Biri eski Genel Başkanımız ve Antalya
milletvekili, diğer kişi de eski Genel Sekreterimiz ve CHP'ye çok büyük emek
veren parti büyüğüdür. Bir araya gelmişlerse ben bundan sevinç duyarım. Bütün
partiler bir araya gelmeli. Kurultay konusunda bir araya gelmişlerse, kendi
takdirleridir'' dedi.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün ''Devlete karşı işlenen suçların
affedilebileceği' görüşüne nasıl baktıkları sorusuna karşılık Güneş, içeriğini
görmek gerektiğini belirterek, ''Devlete karşı suçların içeriğinden ne
kastediyorlar onu bir anlayalım. Terörün ve devlete karşı işlenmiş, hıyaneti
vatan da bir devlete karşı suçtur. İçeriğini görmeden yorumda bulunmak istemem''
karşılığını verdi.
Güneş, Türkiye'de silahı bırakıp toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç olduğu
konusunda kuşku olmadığını savunarak, ''Ama bu affın ne şekilde geleceğin
görmemiz lazım. Silah bırakılıyor mu, bırakılmıyor mu? Bu çok önemli. Silah
mutlaka bırakılması lazım. CHP baştan itibaren affa çözüm olarak karşı
olmadığını, fakat o çözümün ön şartının silah bırakma olduğunu öteden beri
söylüyor hala da söylüyor'' dedi.
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar,
AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, AK Parti Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal,
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan,
AK Parti Ankara Milletvekili Ülker Güzel, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Akyürek,
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Seyit Eyyüpoğlu, AK Parti Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun, CHP Bolu
Milletvekili Tanju Özcan, MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, CHP Ankara Milletvekili
Emine Ülker Tarhan, AK Parti Kars Milletvekilleri Ahmet Arslan ve Yunus Kılıç, CHP Ankara Milletvekili
Levent Gök, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, AK Parti Ankara Milletvekili Nurdan Şanlı, AK Parti
Ankara Milletvekili ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Reha Denemeç, AK Parti Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, AK Parti Ankara Milletvekili
Seyit Sertçelik, MHP Ankara Milletvekilleri Özcan Yeniçeri ve Mustafa Erdem, AK Parti Ankara Milletvekili ve AK
Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, MHP Antalya
Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, AK Parti Bolu Milletvekili Ali Erçoşkun Meclis' e gelerek kayıtlarını yaptırdılar.
Devlet Bakanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti'nin seçimlerde aldığı oy oranına ilişkin ''Stockholm
Sendromu'' değerlendirmesine ilişkin, ''Sağa sola çekmeye gerek yok, muhalefet kendisine baksın. Bu
başarısızlığın altında ne yatıyor, ona bir çözüm aramaya çalışırsa demokrasiye
katkısı bu çerçevede olabilir'' dedi.
Çelik, beraberinde bazı AK Parti Şanlıurfa milletvekilleriyle Meclis'e
gelerek kaydını yaptırdı. Çelik, gazetecilerin, ''CHP liderinin AK Parti'nin
aldığı oy oranını Stockholm Sendromu olarak nitelendirmesine ne diyeceksiniz?''
sorusuna, muhalefetin böylesine büyük başarı elde eden iktidar partisine yönelik
değerlendirmelerini doğru bulmadığını ifade etti.
Seçimlerin geride kaldığını vurgulayan Çelik, ''Önümüzdeki dönem aslında
muhalefetin de normalleşmesi dönemidir. Ben inanıyorum ki üç dönem üst üste AK
Parti'nin başarı elde etmesinin altında yatan neden nedir, bunu muhalefet
mutfakta masaya yatırmalı, etüt etmeli ve bu başarının altında yatan nedenleri
bulup kendisine de yol haritası çizmesi gerekiyor'' dedi.
Türkiye'de demokrasinin, hukuk devletinin güçlenmesi hedef ise buna katkı
sağlayacak sağlıklı ve yapıcı muhalefet anlayışına ihtiyaç olduğunu kaydeden
Çelik, bugüne kadar bunu göremediklerini söyledi. Çelik, şöyle konuştu:
''Sağa sola çekmeye gerek yok, muhalefet kendisine baksın. Bu
başarısızlığın altında ne yatıyor, ona bir çözüm aramaya çalışırsa demokrasiye
katkısı bu çerçevede olabilir. Çok önemli şeylere birlikte imza atabiliriz.
Önümüzdeki dönemde başta Anayasa olmak üzere önemli şeyleri birlikte
başarabiliriz. Buradan da muhalefetin önümüzdeki seçimde alacağı pay olabilir.
Aksi taktirde üç dönem başarılı olmuş iktidar partisine dönük yüzeysel
değerlendirmeler, haksız ithamlar devam ederse muhalefet küçülmeye, Türkiye
muhalefet sorunu yaşamaya devam edecektir. Bu da demokrasimiz için büyük bir
kayıptır.''
Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'ün ''KCK tutukluları serbest
bırakılmazsa Meclise gelmeyiz'' şeklinde açıklamalarının sorulması üzerine Çelik,
'Kişisel görüşler ayrı bir olay. Ben ya da başkası ne düşünür ayrı olay... Ama
hukuk devletinde kimin serbest bırakılacağı, kimin tutuklu kalacağı, neyin, nasıl
olacağı ilgili mahkemelerce değerlendiriliyor. Müracaatları yapılır, yasal bir
sorun yoksa herhangi bir sorun da yaşanmaz varsa da hepimizin saygı duyması, ona
boyun eğmesi gerekiyor. Başka türlü hukuk devletinin devamı söz konusu olamaz''
diye konuştu.
Çelik, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün ''devlete karşı işlenmiş
suçların affedilebileceği'' görüşünün hatırlatılması üzerine ise ''Bulunduğum
ortamlarda, son Bakanlar Kurulu da dahil, af ile ilgili bir konu hiç gündeme
gelmedi, hiç gündemimizde olmadı. Belki de arkadaşımızın kişisel bir
değerlendirmesidir, onu bilemiyorum'' karşılığını verdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan,
aldıkları oy oranı konusundaki ''Stockholm Sendromu'' ifadesiyle ilgili olarak,
''Eskiden 'bidon kafalı' diyorlardı. Vatandaşın ne kadar doğru tercih yaptığı,
sonradan muhalefet liderlerinin yaptığı açıklamalarla da ortaya çıkıyor'' dedi.
TBMM'de kaydını yaptıran Akdoğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni
bir dönemin başladığını belirterek, seçmenin iradesini ortaya koyduğunu, millet
iradesinin bir kez daha tecelli ettiğini söyledi.
Vatandaşların seçimde birtakım mesajlar verdiğini ifade eden Akdoğan,
bunlardan birinin güven ve istikrarın sürmesi olduğunu vurguladı. Dünyada büyük
bir küresel kriz ve çalkantı varken Türkiye'nin istikrarlı şekilde büyüdüğünü
ifade eden Akdoğan, ''Seçimde bu güven ve istikrarın sürmesi mesajı verilmiş
oldu. İkinci mesaj da yeni Anayasa konusundaydı. Bu dönem Meclis yeni Anayasa
çalışmaları yapacak. Bu nedenle aslında tarihi bir vizyon yüklenmiş oluyoruz. Biz
de inşallah yeni Anayasa çalışması içinde olarak gurur duyulacak önemli bir
misyonu yerine getirmiş olacağız'' dedi.
Akdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun AK Parti'nin aldığı oy
oranıyla ilgili ''Stockholm Sendromu'' değerlendirmesi yapmasını nasıl bulduğu
sorusuna karşılık şöyle konuştu:
''Eskiden 'bidon kafalı' diyorlardı. Vatandaşın iradesine yönelik böyle
aşağılayıcı ifadeler duyuyorduk. Şimdi de bu şekilde bir tabir... Öncelikle
vatandaşın iradesine saygı duymak lazım. Millet iradesi tecelli etmiştir. Burada
profesörün oyu ile çobanın oyu arasında hiçbir fark yoktur. Herkesin iradesi
kutsaldır, saygı değerdir, muteberdir. Vatandaşımız tercihini ortaya koymuştur.
Ne kadar doğru bir tercih yaptığı sonradan muhalefet liderlerinin yaptığı
açıklamalarla da ortaya çıkıyor''
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, üç çocuğuyla birlikte
kayıt yaptırmaya geldi. 20 aylık oğlu Ahmet Semih ile gazetecilerle sohbet eden
Poyraz, ''ailesinin yarısıyla geldiğini'' belirterek, ''Ailenin yarısı burada.
Hanım ve diğer çocuğum burada yok'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AK Parti'nin aldığı oy oranını
Stockholm Sendromuna benzetmesini nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Poyraz,
''Kemal Bey, AK Parti'nin oy oranını anlamak için komisyon kurduklarını
söylemişti. Eğer bu komisyondan çıka çıka Stockholm Sendromu sonuç olarak
çıktıysa, CHP'nin daha işi var, daha çalışması lazım'' dedi.
AK Parti'nin Türk siyasetinde bir ilki başararak üç dönem oylarını
artırarak iktidara geldiğini kaydeden Poyraz, bu durumda anamuhalefetin işi daha
ciddiye alarak kendilerini özeleştiriye tabi tutup, Türkiye şartlarında bunun
gerçek nedenlerini araştırması, kendilerine değişime kapılarını sonuna kadar
açması gerektiğini ifade etti. Poyraz, ''30-40 yıl öncesinin siyaset mantığıyla
hala siyaset yapmada ısrarcılıkları onları bir noktaya getiremedi. Eğer bu
şekilde de düşünüyorlarsa bizim için güzel. Çünkü biz iktidar partisi olarak bu
anlayışla siyaset yapacak anamuhalefet partisiyle herhalde çok daha rahat
siyaset yaparız'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat
Ergün'ün ''devlete karşı işlenen suçlarla ilgili af çıkarılabileceği'' görüşünün
sorulması üzerine, ''Bunlar artık sürpriz değil. Bunları Türk milleti artık
görmeli, alışmalı. Biz seçim öncesinde söylemiştik. Açıkça 'Abdullah Öcalan'ı da
af ettirmek istiyoruz' desinler, daha doğru ve dürüstçe olur. Çünkü tüm
hazırlıklar onun için. Varacağı nokta budur. PKK ve AKP anlaşması seçim öncesi
yapılmıştı. '15 Haziran ya savaş ya barış günü' diyen birisi, eğer bugün bir
Bakan'ın ağzından affı telaffuz ettiriyorsa, bunu milletimiz görecektir'' diye
konuştu.
Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk'ün ''KCK tutukluları serbest
bırakılmazsa Meclise gelmeyiz'' açıklamasının sorulması üzerine Işık, ''Bu
millet, bunları öncesinden görmeliydi. MHP olarak biz bunu söyledik. Bu
anlaşmaların Türkiye'yi yarın nereye götürmek istediğine iyi bakın, dolayısıyla
bunlar sürpriz değil'' dedi.
Işık, MHP olarak kırmızı çizgilerini çizdiklerini, Anayasanın ilk dört
maddesine dokunmamak kaydıyla ve toplumsal uzlaşma esasıyla her türlü maddenin
değiştirilebileceğini, her şeyin konuşulabileceğini anlattı. Işık, ''Türk
milletini Türk milleti yapan, Türkiye Cumhuriyeti devletini bölünmez bütünlüğünü
ve Cumhuriyet'in temel niteliklerini garanti altına alan ilk üç madde yerinde
kalmak kaydıyla her şey konuşulabilir. 'Türklük' kavramı kalmak zorunda. Bu
ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkenin adı da Türkiye, Türklük
kavramından yarası olanların buraya gelmemesi lazım'' görüşünü savundu.
Öte yandan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mazbatasını özel kalem
müdürü Meclise getirerek görevlilere teslim etti. Kayıtla ilgili diğer
işlemlerinin yarın yapılacağı, Bahçeli'nin parmak izinin daha sonra alınacağı
öğrenildi.
Bahçeli, kayıt işlemleri başlatılan ilk genel başkan oldu.
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
(12.08)
