2011-02-08 - 21:53
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargıtay ve Danıştayda geçen sürelerin, vatandaşları bezdiren, adalet beklentilerini boşa düşüren uygulamalar olduğunu belirterek, ''Yargıtay ve Danıştayın bu iş yüküyle, bu kadroyla devam etme şansı yok'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargıtay ve
Danıştayda geçen sürelerin, vatandaşları bezdiren, adalet beklentilerini boşa
düşüren uygulamalar olduğunu belirterek, ''Yargıtay ve Danıştayın bu iş yüküyle,
bu kadroyla devam etme şansı yok'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın daire, üye sayılarını
artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine
başlandı.
Hükümet adına söz alan Ergin, tasarının getirdiği yenilikler hakkında
bilgi verdi.
Yargının, birikmiş, kronikleşmiş, uzun yıllar çok fazla el atılamamış
sorunları olduğunu belirten Ergin, bu sorunları; fiziki altyapı, insan kaynağı,
mevzuat ve ceza infaz kurumlarının durumu şeklinde sıraladı.
Ergin, 2002-2011 yılları arasında temel altyapı sorunlarını önemli ölçüde
azalttıklarını, 2002 itibarıyla 596 bin metrekare kapalı alanı olan adliye
binalarının, bugün 2,5 milyon metrekareye ulaştığını bildirdi.
''Tasarıya ihtiyaç var mıydı, istinaf mahkemelerini kurarız, böylece
Yargıtay ve Danıştayın ne daire ne üye ihtiyacı kalır'' yönünde yapılan
değerlendirmelere işaret eden Ergin, Yargıtay ve Danıştayın iş yüküne ilişkin
rakamlar verdi.
Ergin, 2010'da Yargıtayda 1 milyon 98 bin 485 dosyanın olduğunu, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığındaki 732 bin 934 dosyayla birlikte bunun 1 milyon 831 bin
419 dosyaya ulaştığını kaydetti. Ergin, 1 yıl içinde bu dosyaların ancak yüzde
51'inin görüşülüp karara bağlandığını, geriye kalanın ise sonraki yıla
devrettiğini ifade ederek, Başsavcılıktaki devredilen dosya oranının ise yüzde 61
olduğunu belirtti. Ergin, bunun çok ciddi bir iş yükü olduğuna dikkati çekti.
Bakan Ergin, 2000 yılında Yargıtaya gelen dosyaların yüzde 89'u karara
bağlanırken, 2010'da oranın yüzde 51'e düştüğünü vurgulayarak, şöyle devam
etti:
''Yargıtayda 1945'te 12 daire vardı. Daire başına yıllık ortalama 8 bin
450 dosya düşüyordu. 1959'da daire sayısı 16 olmuş, daire başına düşen dosya 11
bin 300'e çıkıyor. 2000'de 32 dairelik yapıda, daire başına 13 bin 72 dosya
düşüyor. 2010'da ise 32 dairenin her birine ortalama 34 bin 327 dosya düşmeye
başlıyor. Bugün itibarıyla daire başına düşen dosya sayısı 1945'e göre 4 kattan
fazla, 2000 verilerine göre ise 2,5 kattan fazla artış var.
Yargıtayda 250 üye var. 2010'a göre 1 üyeye 4 bin 393 dosya düşmüş.
Danıştaya baktığımızda 1999'da gelen tüm dosyaların yüzde 48,5'u, 2009'da ancak
yüzde 38,81'i karara bağlanmış, diğerleri bir sonraki yıla devretmiştir.
Danıştayda bir daireye 2000'de 11 bin 681 dosya düşerken, 2004'te bir daire
eklenmesine rağmen 2009'da bu sayı 21 bin 199'a ulaşmış. Danıştayda 2000'de bir
üyeye bin 592 dosya düşerken, 2009'da 2 bin 901'e çıkmış.
Yargıtayda 2000'de 10 bin 735 dosya zaman aşımına uğramış. 2010'da 18 bin
585 olmuş. Her yıl yüzde 25-30 arasında zaman aşımına uğrayan dosya sayısı artış
gösteriyor. Bu hesaplara göre, 2014'te önlem alınmazda Yargıtayda 1 yılda zaman
aşımına uğrayacak dosya sayısı 55 bin. Yıllar itibariyle artışa vurduğunuzda yüz
binlerce dosya. 2000-2010 yılları arasında zaman aşımına uğrayan dosya sayısı yüz
bin civarındadır.''
Ergin, yüksek mahkemelerde bir dosya incelemesi için harcanan süreye
ilişkin de bilgi verdi.
Ergin, dosya başına 1 ile 3 dakikanın düştüğü dairelerin bulunduğunu
kaydederek, ''Bu süre içinde incelenen dosyaların, ne kadar hak, hukuk bekleyen
insanların adalet beklentilerini tatmin eder, takdirinize sunuyorum'' dedi.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 2010'da 29 bin 2 dosyayı, 9. Hukuk
Dairesinin 42 bin 52 dosyayı karara bağladığını belirten Ergin, Yargıtayın 200
gün üzerinden çalıştığının baz alınması halinde 10. Ceza Dairesinin günde 145
dosyayı, 9. Hukuk Dairesinin ise 210 dosyayı karara bağladığını söyledi. Ergin,
günde 6 saat üzerinden çalışmanın hesaplanması halinde 10. Ceza Dairesinde bir
dosyanın 2,4 dakikada, 9. Hukuk Dairesinde ise 1,7 dakikada incelendiğini
bildirdi.
Ergin, 2002-2010 yılları arasında alınan önlemlerle, ilk derece
mahkemelerinde davaların görülme süresinin kısaldığını dile getirdi.
Ceza mahkemelerinde ortalama 250 günde bir, hukuk mahkemelerinde 203
günde bir dosyanın karara çıktığını vurgulayan Ergin, yüksek mahkemede ise ilk
derece mahkemelerinin karara bağlama süresinde 3-4 kat zaman harcandığını
kaydetti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinde bir dosyanın 352 günde karara çıktığını, 473
gün Yargıtay Başsavcılığında beklediğini, ilk derece mahkemesinde ise 250 günde
karara çıktığını ifade eden Ergin, burada ciddi bir sorun bulunduğunu belirtti.
Ergin, bir dosyanın karara çıkması için ceza dairelerinde ortalama bin 42
günlük zaman harcandığını, bunun hukuk dairelerinde ise ortalama 232 gün olduğunu
ifade etti.
Bakan Ergin, Danıştayda bir idari uyuşmazlığın karara çıkma süresinin,
savcılıkta bekleme süresi hariç, daireye geldiğinden itibaren 2. Dairede 515 gün,
3. Dairede 420 gün, 4. Dairede 413 gün, 5. Dairede 514 gün, 11. Dairede 700 günde
karara bağladığını kaydetti.
''Hem Yargıtay hem Danıştayda geçen süreler, insanımızı bezdiren, adalet
beklentilerini boşa düşüren uygulamalar'' diyen Ergin, Fransa'da yüksek
yargıçlara yıl itibarıyla 320, Almanya'da 48 dosya gelirken, Türkiye'de bu
sayının 4 bin 393 dosya olduğunu bildirdi. Ergin, ''Dolayısıyla Yargıtay ve
Danıştayın bu iş yüküyle, bu kadroyla devam etme şansı yok'' dedi.
Ergin, tasarının amacını yüksek mahkemelerin güçlendirilmesi, biriken
işlerin tasfiye edilmesi, dosyaların incelenmesine daha fazla zaman
ayrılabilmesi, yüksek mahkemelerin içtihat mahkemesi haline getirilebilmesi,
karar kalitesinin yükseltilebilmesi olarak sıraladı.
Tasarıya yönelik, ''yüksek yargının ele geçirilmeye çalışıldığı''
eleştirilerine işaret eden Ergin, ''Bu tasarı yasalaşırsa, birinci derece hakim
ve savcılarımız ancak Yargıtay ve Danıştaya üye olabilecektir. Askerliğini
yaptıysa, 15 yıl önce göreve başlamış olanlar ancak seçilebilecek demektir.
Hakim, savcıların göreve başladıkları döneme göre taksime tabi tutulmaları fikri
son derece yanlış. Hakim ve savcılar asla konjonktürel olarak pozisyon alan
insanlar değildir'' diye konuştu.
Genel Kurulda, milletvekillerine, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve
Stratejik Planı'nın birer özeti olan ''Yargı Reformunun Neresindeyiz?'' başlıklı
broşürler dağıtıldı.
Genel Kurulda, tasarının tümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın
üye, daire sayılarını artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun
Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali
Rıza Öztürk, tasarının yasa yapma tekniğine, adabına, usulüne aykırı olduğunu
savundu.
15 maddelik tasarının Adalet Komisyonunda görüşülmediğini, görüşülmüş
gibi yapıldığını, genel kurulda da görüşülmüş gibi yapılacağını ileri süren
Öztürk, konuşma hakları engellendiği için Adalet Komisyonundan istifa ettiklerini
söyledi.
Öztürk, ''Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, geçmişte söylediklerinin
aksine bugün cibilliyetsiz kuralların bizzat uygulayıcısı durumundadır'' dedi.
Tasarını ''iş yükünü önlemeye yönelik olmadığını'' öne süren Öztürk, ''Bu
tasarı iş yükünü azaltmadığı gibi yargı sistemini daha da kaosa sürüklemeye,
Danıştayı ve Yargıtayı ele geçirmeye, kendi özel Yargıtayını Danıştayını
oluşturmaya yönelik bir düzenlemedir'' dedi.
Öztürk, tasarının ''yargıyı dizayn etme projesinin son halkası'' olduğunu
savundu.
BDP Grubu konuşan adına Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, iktidar ile
muhalefetin kavgalarını yargı üzeriden yürüttüklerini kaydetti.
Bazı dosyaların zaman aşımına uğramasının ''af anlamına geldiğini''
belirten Yıldız, ''Yargıtay ve Danıştayın daire sayılarının ihtiyaçlara cevap
verecek şekilde artırılması gerekmektedir. İstinaf mahkemelerinin hayata
geçirilmesi gerekmektedir. Hakim ve savcı alımlarına ilişkin sınavlar da
yapılmalıdır'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Mesele iş yükünü hafiflemekse iş
kolay ve basittir'' dedi.
''Yargıyı siyasallaştırmak istemiyorsanız, Danıştay ve Yargıtaya geçici
üye seçin. Üyeleri de kurayla belirleyin'' önerisini getiren Bal, ''Siz üzüm
yemek değil bağcıyı dövmek istiyorsunuz. Döveceğiniz bağcı, yargının kendisidir''
diye konuştu.
''Yargıtayı ve Danıştayı tam bir AKP kurumu haline getiriyorsunuz'' diyen
Bal, ''Demokrasi yolunda dönülmez bir akşamın ufkundayız. Vakit çok geç olmadan
gelin hukuktan, haktan, adaletten, hürriyetten yana olun, yargıyı bağımsız
kılalım. Yargıyı arka bahçe yapmayalım, ön bahçe de yapmayalım'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 2001'den 2010 yılı sonuna kadar
99 bin 787 dosyanın zaman aşımına uğradığını ifade etti.
İnsanların bundan rahatsızlığının olduğu, 2010 yılında 18 bin 585
dosyanın zaman aşımına uğradığını anlatan Bozdağ, ''Bu hakkın yerini bulamaması,
adaletin tecelli etmemesi demektir'' dedi.
Yargıtay'daki bir üyenin bir senede 4028 dosyaya, bir dairenin bir senede
31 bin 469 dosyaya bakmasının mümkün olmadığını belirten Bozdağ, geçmişte de
Yargıtay ve Danıştay dairelerinin ve üye sayılarının artırıldığını hatırlattı.
Bozdağ, ''Adaleti doğru ve zamanında tecelli ettirmekle alakalı bir
adımdır. Bunun altında başka anlamlar aramak fevkalade yanlıştır'' diye
konuştu.
Bozdağ, geçici Yargıtay ve Danıştay üyeliği ataması yapmanın Anayasa
açısından imkanı olmadığını söyledi.
Üyeleri kurayla belirlenmenin de doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade
eden Bozdağ, ''Yargıtay ve Danıştaya kurayla hakim seçerseniz bunu millete nasıl
anlatacaksınız? 'Tombaladan çıkan hakim' mi diyeceğiz. Bu doğru bir yaklaşım
değil. Yapılan düzenlemeler yerinde ve doğru düzenlemelerdir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın
üye, daire sayılarını artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun
Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali
Rıza Öztürk, tasarının yasa yapma tekniğine, adabına, usulüne aykırı olduğunu
savundu.
15 maddelik tasarının Adalet Komisyonunda görüşülmediğini, görüşülmüş
gibi yapıldığını, genel kurulda da görüşülmüş gibi yapılacağını ileri süren
Öztürk, konuşma hakları engellendiği için Adalet Komisyonundan istifa ettiklerini
söyledi.
Öztürk, ''Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, geçmişte söylediklerinin
aksine bugün cibilliyetsiz kuralların bizzat uygulayıcısı durumundadır'' dedi.
Tasarını ''iş yükünü önlemeye yönelik olmadığını'' öne süren Öztürk, ''Bu
tasarı iş yükünü azaltmadığı gibi yargı sistemini daha da kaosa sürüklemeye,
Danıştayı ve Yargıtayı ele geçirmeye, kendi özel Yargıtayını Danıştayını
oluşturmaya yönelik bir düzenlemedir'' dedi.
Öztürk, tasarının ''yargıyı dizayn etme projesinin son halkası'' olduğunu
savundu.
BDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, iktidar ile
muhalefetin kavgalarını yargı üzeriden yürüttüklerini kaydetti.
Bazı dosyaların zaman aşımına uğramasının ''af anlamına geldiğini''
belirten Yıldız, ''Yargıtay ve Danıştayın daire sayılarının ihtiyaçlara cevap
verecek şekilde artırılması gerekmektedir. İstinaf mahkemelerinin hayata
geçirilmesi gerekmektedir. Hakim ve savcı alımlarına ilişkin sınavlar da
yapılmalıdır'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Mesele iş yükünü hafiflemekse iş
kolay ve basittir'' dedi.
''Yargıyı siyasallaştırmak istemiyorsanız, Danıştay ve Yargıtaya geçici
üye seçin. Üyeleri de kurayla belirleyin'' önerisini getiren Bal, ''Siz üzüm
yemek değil bağcıyı dövmek istiyorsunuz. Döveceğiniz bağcı, yargının kendisidir''
diye konuştu.
''Yargıtayı ve Danıştayı tam bir AKP kurumu haline getiriyorsunuz'' diyen
Bal, ''Demokrasi yolunda dönülmez bir akşamın ufkundayız. Vakit çok geç olmadan
gelin hukuktan, haktan, adaletten, hürriyetten yana olun, yargıyı bağımsız
kılalım. Yargıyı arka bahçe yapmayalım, ön bahçe de yapmayalım'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 2001'den 2010 yılı sonuna kadar
99 bin 787 dosyanın zaman aşımına uğradığını ifade etti.
İnsanların bundan rahatsızlığının olduğu, 2010 yılında 18 bin 585
dosyanın zaman aşımına uğradığını anlatan Bozdağ, ''Bu hakkın yerini bulamaması,
adaletin tecelli etmemesi demektir'' dedi.
Yargıtay'daki bir üyenin bir senede 4028 dosyaya, bir dairenin bir senede
31 bin 469 dosyaya bakmasının mümkün olmadığını belirten Bozdağ, geçmişte de
Yargıtay ve Danıştay dairelerinin ve üye sayılarının artırıldığını hatırlattı.
Bozdağ, ''Adaleti doğru ve zamanında tecelli ettirmekle alakalı bir
adımdır. Bunun altında başka anlamlar aramak fevkalade yanlıştır'' diye
konuştu.
Bozdağ, geçici Yargıtay ve Danıştay üyeliği ataması yapmanın Anayasa
açısından imkanı olmadığını söyledi.
Üyeleri kurayla belirlenmenin de doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade
eden Bozdağ, ''Yargıtay ve Danıştaya kurayla hakim seçerseniz bunu millete nasıl
anlatacaksınız? 'Tombaladan çıkan hakim' mi diyeceğiz. Bu doğru bir yaklaşım
değil. Yapılan düzenlemeler yerinde ve doğru düzenlemelerdir'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ilk derece
mahkemelerine açılan dava sayının artmadığını tam tersine azaldığını ancak
davaların Danıştayda görülme süresinin uzadığını ifade etti.
Ergin, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren Danıştay ve Yargıtayda üye,
daire sayılarını artıran kanun tasarısı üzerinde milletvekillerinin sorularını
yanıtladı.
''Danıştaydaki iş yükünün, iktidarın hukukun gereklerini yerine
getirmediği için idari davaların artmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığına''
yönelik soru üzerine Ergin, Danıştayın, tasarıyla ilgili parlamentoya sunduğu
görüşünde de Danıştaya 2005'ten sonra gelen davalarda artış olduğu ifadesinin yer
aldığını söyledi.
Ergin, ''Son 6 yılda idare mahkemelerinde açılan dava sayılarına
baktığınızda, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka aykırılığı gerekçesiyle fazla
dava mı açılmış, yoksa idare mahkemelerinde yargılamalar hızlandığından Danıştaya
dosya akışı artmış da Danıştay bu ihtiyaca karşılık mı verememiş'' diye
konuştu.
İdare mahkemelerinde yıllara göre açılan idari dava sayısı hakkında bilgi
veren Ergin, 2005'te 132 bin 512, 2006'da 169 bin 591, 2007'de 144 bin, 2008'de
126 bin, 2009'da 127 bin olduğunu bildirdi. Ergin, 5 yıl içinde idare
mahkemelerinde açılan dava sayısında artış değil, azalma olduğunu ifade ederek,
''Ancak idari yargının istihdam ettiği hakim sayısındaki göreceli de olsa
artıştan dolayı idare mahkemelerinde bir davanın görülme süresi azaldı. 2005'te
ilk derece idare mahkemesinde bir dosya 243 günde görüşülüyordu, 2009 sonunda 186
güne indi. Ancak Danıştayda görülen davalarda 2005'te 1 dosya ortalama 395 günde
karara bağlanırken, 2009 sonu itibariyle 498 güne çıktı'' diye konuştu.
Ergin, ilk derece mahkemelerine açılan dava sayının artmadığını,
azaldığını ancak Danıştayda davaların görülme süresinin uzadığını ifade etti.
Ergin, bundan kaynaklı olarak bir iş yükü artışından söz edilebileceğini dile
getirdi.
Yargıtay Başkanlığının daha önce hazırladığı tasarı taslağında, istinaf
mahkemelerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Yargıtay üye sayısının 150'ye
düşürülmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ergin, Yargıtayın talebi doğrultusunda
hazırlanan tasarının, parlamentoya sevk edildiğini söyledi.
Ergin, ancak HSYK'nın, mevcut hakim, savcı sayısıyla istinaf
mahkemelerinin kurulmasının mümkün olmadığını belirterek, ''Hakim, savcı sayısını
artırın, sonra istinaf mahkemeleri kurun'' dediğini anımsattı.
Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet
İyimaya'nın, Yargıtay Başkanlığına seçilmesi dolayısıyla Hasan Gerçeker'i ziyaret
etiğini anlatan Ergin, Gerçeker'in, ''Parlamentoda bekleyen Yargıtay tasarısına
ilişkin görüşmeleri lütfen bir miktar bekletin, yeni başkan olmamdan dolayı bir
çalışma yapmak istiyorum, görüşüm bildirilinceye kadar komisyonda görüşülmesin''
ricasında bulunduğunu aktardı.
Ergin, kendisinin bakanlığa gelmesiyle Gerçeker'e, ''1,5 yıl önce süre
istediniz, bu sürede Yargıtayın görüşü gelmedi, lütfen Yargıtayın görüşünü
iletin'' dediğini, bunun üzerine Yargıtayın, istinaflar kurulup, yük azaltıncaya
kadar Yargıtayın en az 250 üyeyle, hatta artırılarak, artan iş yükünün
çözümlenmesi yönündeki yeni görüşünü sunduğunu kaydetti. (23.22)
Danıştayda geçen sürelerin, vatandaşları bezdiren, adalet beklentilerini boşa
düşüren uygulamalar olduğunu belirterek, ''Yargıtay ve Danıştayın bu iş yüküyle,
bu kadroyla devam etme şansı yok'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın daire, üye sayılarını
artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine
başlandı.
Hükümet adına söz alan Ergin, tasarının getirdiği yenilikler hakkında
bilgi verdi.
Yargının, birikmiş, kronikleşmiş, uzun yıllar çok fazla el atılamamış
sorunları olduğunu belirten Ergin, bu sorunları; fiziki altyapı, insan kaynağı,
mevzuat ve ceza infaz kurumlarının durumu şeklinde sıraladı.
Ergin, 2002-2011 yılları arasında temel altyapı sorunlarını önemli ölçüde
azalttıklarını, 2002 itibarıyla 596 bin metrekare kapalı alanı olan adliye
binalarının, bugün 2,5 milyon metrekareye ulaştığını bildirdi.
''Tasarıya ihtiyaç var mıydı, istinaf mahkemelerini kurarız, böylece
Yargıtay ve Danıştayın ne daire ne üye ihtiyacı kalır'' yönünde yapılan
değerlendirmelere işaret eden Ergin, Yargıtay ve Danıştayın iş yüküne ilişkin
rakamlar verdi.
Ergin, 2010'da Yargıtayda 1 milyon 98 bin 485 dosyanın olduğunu, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığındaki 732 bin 934 dosyayla birlikte bunun 1 milyon 831 bin
419 dosyaya ulaştığını kaydetti. Ergin, 1 yıl içinde bu dosyaların ancak yüzde
51'inin görüşülüp karara bağlandığını, geriye kalanın ise sonraki yıla
devrettiğini ifade ederek, Başsavcılıktaki devredilen dosya oranının ise yüzde 61
olduğunu belirtti. Ergin, bunun çok ciddi bir iş yükü olduğuna dikkati çekti.
Bakan Ergin, 2000 yılında Yargıtaya gelen dosyaların yüzde 89'u karara
bağlanırken, 2010'da oranın yüzde 51'e düştüğünü vurgulayarak, şöyle devam
etti:
''Yargıtayda 1945'te 12 daire vardı. Daire başına yıllık ortalama 8 bin
450 dosya düşüyordu. 1959'da daire sayısı 16 olmuş, daire başına düşen dosya 11
bin 300'e çıkıyor. 2000'de 32 dairelik yapıda, daire başına 13 bin 72 dosya
düşüyor. 2010'da ise 32 dairenin her birine ortalama 34 bin 327 dosya düşmeye
başlıyor. Bugün itibarıyla daire başına düşen dosya sayısı 1945'e göre 4 kattan
fazla, 2000 verilerine göre ise 2,5 kattan fazla artış var.
Yargıtayda 250 üye var. 2010'a göre 1 üyeye 4 bin 393 dosya düşmüş.
Danıştaya baktığımızda 1999'da gelen tüm dosyaların yüzde 48,5'u, 2009'da ancak
yüzde 38,81'i karara bağlanmış, diğerleri bir sonraki yıla devretmiştir.
Danıştayda bir daireye 2000'de 11 bin 681 dosya düşerken, 2004'te bir daire
eklenmesine rağmen 2009'da bu sayı 21 bin 199'a ulaşmış. Danıştayda 2000'de bir
üyeye bin 592 dosya düşerken, 2009'da 2 bin 901'e çıkmış.
Yargıtayda 2000'de 10 bin 735 dosya zaman aşımına uğramış. 2010'da 18 bin
585 olmuş. Her yıl yüzde 25-30 arasında zaman aşımına uğrayan dosya sayısı artış
gösteriyor. Bu hesaplara göre, 2014'te önlem alınmazda Yargıtayda 1 yılda zaman
aşımına uğrayacak dosya sayısı 55 bin. Yıllar itibariyle artışa vurduğunuzda yüz
binlerce dosya. 2000-2010 yılları arasında zaman aşımına uğrayan dosya sayısı yüz
bin civarındadır.''
Ergin, yüksek mahkemelerde bir dosya incelemesi için harcanan süreye
ilişkin de bilgi verdi.
Ergin, dosya başına 1 ile 3 dakikanın düştüğü dairelerin bulunduğunu
kaydederek, ''Bu süre içinde incelenen dosyaların, ne kadar hak, hukuk bekleyen
insanların adalet beklentilerini tatmin eder, takdirinize sunuyorum'' dedi.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 2010'da 29 bin 2 dosyayı, 9. Hukuk
Dairesinin 42 bin 52 dosyayı karara bağladığını belirten Ergin, Yargıtayın 200
gün üzerinden çalıştığının baz alınması halinde 10. Ceza Dairesinin günde 145
dosyayı, 9. Hukuk Dairesinin ise 210 dosyayı karara bağladığını söyledi. Ergin,
günde 6 saat üzerinden çalışmanın hesaplanması halinde 10. Ceza Dairesinde bir
dosyanın 2,4 dakikada, 9. Hukuk Dairesinde ise 1,7 dakikada incelendiğini
bildirdi.
Ergin, 2002-2010 yılları arasında alınan önlemlerle, ilk derece
mahkemelerinde davaların görülme süresinin kısaldığını dile getirdi.
Ceza mahkemelerinde ortalama 250 günde bir, hukuk mahkemelerinde 203
günde bir dosyanın karara çıktığını vurgulayan Ergin, yüksek mahkemede ise ilk
derece mahkemelerinin karara bağlama süresinde 3-4 kat zaman harcandığını
kaydetti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinde bir dosyanın 352 günde karara çıktığını, 473
gün Yargıtay Başsavcılığında beklediğini, ilk derece mahkemesinde ise 250 günde
karara çıktığını ifade eden Ergin, burada ciddi bir sorun bulunduğunu belirtti.
Ergin, bir dosyanın karara çıkması için ceza dairelerinde ortalama bin 42
günlük zaman harcandığını, bunun hukuk dairelerinde ise ortalama 232 gün olduğunu
ifade etti.
Bakan Ergin, Danıştayda bir idari uyuşmazlığın karara çıkma süresinin,
savcılıkta bekleme süresi hariç, daireye geldiğinden itibaren 2. Dairede 515 gün,
3. Dairede 420 gün, 4. Dairede 413 gün, 5. Dairede 514 gün, 11. Dairede 700 günde
karara bağladığını kaydetti.
''Hem Yargıtay hem Danıştayda geçen süreler, insanımızı bezdiren, adalet
beklentilerini boşa düşüren uygulamalar'' diyen Ergin, Fransa'da yüksek
yargıçlara yıl itibarıyla 320, Almanya'da 48 dosya gelirken, Türkiye'de bu
sayının 4 bin 393 dosya olduğunu bildirdi. Ergin, ''Dolayısıyla Yargıtay ve
Danıştayın bu iş yüküyle, bu kadroyla devam etme şansı yok'' dedi.
Ergin, tasarının amacını yüksek mahkemelerin güçlendirilmesi, biriken
işlerin tasfiye edilmesi, dosyaların incelenmesine daha fazla zaman
ayrılabilmesi, yüksek mahkemelerin içtihat mahkemesi haline getirilebilmesi,
karar kalitesinin yükseltilebilmesi olarak sıraladı.
Tasarıya yönelik, ''yüksek yargının ele geçirilmeye çalışıldığı''
eleştirilerine işaret eden Ergin, ''Bu tasarı yasalaşırsa, birinci derece hakim
ve savcılarımız ancak Yargıtay ve Danıştaya üye olabilecektir. Askerliğini
yaptıysa, 15 yıl önce göreve başlamış olanlar ancak seçilebilecek demektir.
Hakim, savcıların göreve başladıkları döneme göre taksime tabi tutulmaları fikri
son derece yanlış. Hakim ve savcılar asla konjonktürel olarak pozisyon alan
insanlar değildir'' diye konuştu.
Genel Kurulda, milletvekillerine, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve
Stratejik Planı'nın birer özeti olan ''Yargı Reformunun Neresindeyiz?'' başlıklı
broşürler dağıtıldı.
Genel Kurulda, tasarının tümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın
üye, daire sayılarını artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun
Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali
Rıza Öztürk, tasarının yasa yapma tekniğine, adabına, usulüne aykırı olduğunu
savundu.
15 maddelik tasarının Adalet Komisyonunda görüşülmediğini, görüşülmüş
gibi yapıldığını, genel kurulda da görüşülmüş gibi yapılacağını ileri süren
Öztürk, konuşma hakları engellendiği için Adalet Komisyonundan istifa ettiklerini
söyledi.
Öztürk, ''Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, geçmişte söylediklerinin
aksine bugün cibilliyetsiz kuralların bizzat uygulayıcısı durumundadır'' dedi.
Tasarını ''iş yükünü önlemeye yönelik olmadığını'' öne süren Öztürk, ''Bu
tasarı iş yükünü azaltmadığı gibi yargı sistemini daha da kaosa sürüklemeye,
Danıştayı ve Yargıtayı ele geçirmeye, kendi özel Yargıtayını Danıştayını
oluşturmaya yönelik bir düzenlemedir'' dedi.
Öztürk, tasarının ''yargıyı dizayn etme projesinin son halkası'' olduğunu
savundu.
BDP Grubu konuşan adına Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, iktidar ile
muhalefetin kavgalarını yargı üzeriden yürüttüklerini kaydetti.
Bazı dosyaların zaman aşımına uğramasının ''af anlamına geldiğini''
belirten Yıldız, ''Yargıtay ve Danıştayın daire sayılarının ihtiyaçlara cevap
verecek şekilde artırılması gerekmektedir. İstinaf mahkemelerinin hayata
geçirilmesi gerekmektedir. Hakim ve savcı alımlarına ilişkin sınavlar da
yapılmalıdır'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Mesele iş yükünü hafiflemekse iş
kolay ve basittir'' dedi.
''Yargıyı siyasallaştırmak istemiyorsanız, Danıştay ve Yargıtaya geçici
üye seçin. Üyeleri de kurayla belirleyin'' önerisini getiren Bal, ''Siz üzüm
yemek değil bağcıyı dövmek istiyorsunuz. Döveceğiniz bağcı, yargının kendisidir''
diye konuştu.
''Yargıtayı ve Danıştayı tam bir AKP kurumu haline getiriyorsunuz'' diyen
Bal, ''Demokrasi yolunda dönülmez bir akşamın ufkundayız. Vakit çok geç olmadan
gelin hukuktan, haktan, adaletten, hürriyetten yana olun, yargıyı bağımsız
kılalım. Yargıyı arka bahçe yapmayalım, ön bahçe de yapmayalım'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 2001'den 2010 yılı sonuna kadar
99 bin 787 dosyanın zaman aşımına uğradığını ifade etti.
İnsanların bundan rahatsızlığının olduğu, 2010 yılında 18 bin 585
dosyanın zaman aşımına uğradığını anlatan Bozdağ, ''Bu hakkın yerini bulamaması,
adaletin tecelli etmemesi demektir'' dedi.
Yargıtay'daki bir üyenin bir senede 4028 dosyaya, bir dairenin bir senede
31 bin 469 dosyaya bakmasının mümkün olmadığını belirten Bozdağ, geçmişte de
Yargıtay ve Danıştay dairelerinin ve üye sayılarının artırıldığını hatırlattı.
Bozdağ, ''Adaleti doğru ve zamanında tecelli ettirmekle alakalı bir
adımdır. Bunun altında başka anlamlar aramak fevkalade yanlıştır'' diye
konuştu.
Bozdağ, geçici Yargıtay ve Danıştay üyeliği ataması yapmanın Anayasa
açısından imkanı olmadığını söyledi.
Üyeleri kurayla belirlenmenin de doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade
eden Bozdağ, ''Yargıtay ve Danıştaya kurayla hakim seçerseniz bunu millete nasıl
anlatacaksınız? 'Tombaladan çıkan hakim' mi diyeceğiz. Bu doğru bir yaklaşım
değil. Yapılan düzenlemeler yerinde ve doğru düzenlemelerdir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Yargıtay ve Danıştayın
üye, daire sayılarını artıran, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun
Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Tasarının tümü üzerinde CHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali
Rıza Öztürk, tasarının yasa yapma tekniğine, adabına, usulüne aykırı olduğunu
savundu.
15 maddelik tasarının Adalet Komisyonunda görüşülmediğini, görüşülmüş
gibi yapıldığını, genel kurulda da görüşülmüş gibi yapılacağını ileri süren
Öztürk, konuşma hakları engellendiği için Adalet Komisyonundan istifa ettiklerini
söyledi.
Öztürk, ''Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, geçmişte söylediklerinin
aksine bugün cibilliyetsiz kuralların bizzat uygulayıcısı durumundadır'' dedi.
Tasarını ''iş yükünü önlemeye yönelik olmadığını'' öne süren Öztürk, ''Bu
tasarı iş yükünü azaltmadığı gibi yargı sistemini daha da kaosa sürüklemeye,
Danıştayı ve Yargıtayı ele geçirmeye, kendi özel Yargıtayını Danıştayını
oluşturmaya yönelik bir düzenlemedir'' dedi.
Öztürk, tasarının ''yargıyı dizayn etme projesinin son halkası'' olduğunu
savundu.
BDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, iktidar ile
muhalefetin kavgalarını yargı üzeriden yürüttüklerini kaydetti.
Bazı dosyaların zaman aşımına uğramasının ''af anlamına geldiğini''
belirten Yıldız, ''Yargıtay ve Danıştayın daire sayılarının ihtiyaçlara cevap
verecek şekilde artırılması gerekmektedir. İstinaf mahkemelerinin hayata
geçirilmesi gerekmektedir. Hakim ve savcı alımlarına ilişkin sınavlar da
yapılmalıdır'' dedi.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Mesele iş yükünü hafiflemekse iş
kolay ve basittir'' dedi.
''Yargıyı siyasallaştırmak istemiyorsanız, Danıştay ve Yargıtaya geçici
üye seçin. Üyeleri de kurayla belirleyin'' önerisini getiren Bal, ''Siz üzüm
yemek değil bağcıyı dövmek istiyorsunuz. Döveceğiniz bağcı, yargının kendisidir''
diye konuştu.
''Yargıtayı ve Danıştayı tam bir AKP kurumu haline getiriyorsunuz'' diyen
Bal, ''Demokrasi yolunda dönülmez bir akşamın ufkundayız. Vakit çok geç olmadan
gelin hukuktan, haktan, adaletten, hürriyetten yana olun, yargıyı bağımsız
kılalım. Yargıyı arka bahçe yapmayalım, ön bahçe de yapmayalım'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, 2001'den 2010 yılı sonuna kadar
99 bin 787 dosyanın zaman aşımına uğradığını ifade etti.
İnsanların bundan rahatsızlığının olduğu, 2010 yılında 18 bin 585
dosyanın zaman aşımına uğradığını anlatan Bozdağ, ''Bu hakkın yerini bulamaması,
adaletin tecelli etmemesi demektir'' dedi.
Yargıtay'daki bir üyenin bir senede 4028 dosyaya, bir dairenin bir senede
31 bin 469 dosyaya bakmasının mümkün olmadığını belirten Bozdağ, geçmişte de
Yargıtay ve Danıştay dairelerinin ve üye sayılarının artırıldığını hatırlattı.
Bozdağ, ''Adaleti doğru ve zamanında tecelli ettirmekle alakalı bir
adımdır. Bunun altında başka anlamlar aramak fevkalade yanlıştır'' diye
konuştu.
Bozdağ, geçici Yargıtay ve Danıştay üyeliği ataması yapmanın Anayasa
açısından imkanı olmadığını söyledi.
Üyeleri kurayla belirlenmenin de doğru bir yaklaşım olmayacağını ifade
eden Bozdağ, ''Yargıtay ve Danıştaya kurayla hakim seçerseniz bunu millete nasıl
anlatacaksınız? 'Tombaladan çıkan hakim' mi diyeceğiz. Bu doğru bir yaklaşım
değil. Yapılan düzenlemeler yerinde ve doğru düzenlemelerdir'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ilk derece
mahkemelerine açılan dava sayının artmadığını tam tersine azaldığını ancak
davaların Danıştayda görülme süresinin uzadığını ifade etti.
Ergin, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren Danıştay ve Yargıtayda üye,
daire sayılarını artıran kanun tasarısı üzerinde milletvekillerinin sorularını
yanıtladı.
''Danıştaydaki iş yükünün, iktidarın hukukun gereklerini yerine
getirmediği için idari davaların artmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığına''
yönelik soru üzerine Ergin, Danıştayın, tasarıyla ilgili parlamentoya sunduğu
görüşünde de Danıştaya 2005'ten sonra gelen davalarda artış olduğu ifadesinin yer
aldığını söyledi.
Ergin, ''Son 6 yılda idare mahkemelerinde açılan dava sayılarına
baktığınızda, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka aykırılığı gerekçesiyle fazla
dava mı açılmış, yoksa idare mahkemelerinde yargılamalar hızlandığından Danıştaya
dosya akışı artmış da Danıştay bu ihtiyaca karşılık mı verememiş'' diye
konuştu.
İdare mahkemelerinde yıllara göre açılan idari dava sayısı hakkında bilgi
veren Ergin, 2005'te 132 bin 512, 2006'da 169 bin 591, 2007'de 144 bin, 2008'de
126 bin, 2009'da 127 bin olduğunu bildirdi. Ergin, 5 yıl içinde idare
mahkemelerinde açılan dava sayısında artış değil, azalma olduğunu ifade ederek,
''Ancak idari yargının istihdam ettiği hakim sayısındaki göreceli de olsa
artıştan dolayı idare mahkemelerinde bir davanın görülme süresi azaldı. 2005'te
ilk derece idare mahkemesinde bir dosya 243 günde görüşülüyordu, 2009 sonunda 186
güne indi. Ancak Danıştayda görülen davalarda 2005'te 1 dosya ortalama 395 günde
karara bağlanırken, 2009 sonu itibariyle 498 güne çıktı'' diye konuştu.
Ergin, ilk derece mahkemelerine açılan dava sayının artmadığını,
azaldığını ancak Danıştayda davaların görülme süresinin uzadığını ifade etti.
Ergin, bundan kaynaklı olarak bir iş yükü artışından söz edilebileceğini dile
getirdi.
Yargıtay Başkanlığının daha önce hazırladığı tasarı taslağında, istinaf
mahkemelerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Yargıtay üye sayısının 150'ye
düşürülmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ergin, Yargıtayın talebi doğrultusunda
hazırlanan tasarının, parlamentoya sevk edildiğini söyledi.
Ergin, ancak HSYK'nın, mevcut hakim, savcı sayısıyla istinaf
mahkemelerinin kurulmasının mümkün olmadığını belirterek, ''Hakim, savcı sayısını
artırın, sonra istinaf mahkemeleri kurun'' dediğini anımsattı.
Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet
İyimaya'nın, Yargıtay Başkanlığına seçilmesi dolayısıyla Hasan Gerçeker'i ziyaret
etiğini anlatan Ergin, Gerçeker'in, ''Parlamentoda bekleyen Yargıtay tasarısına
ilişkin görüşmeleri lütfen bir miktar bekletin, yeni başkan olmamdan dolayı bir
çalışma yapmak istiyorum, görüşüm bildirilinceye kadar komisyonda görüşülmesin''
ricasında bulunduğunu aktardı.
Ergin, kendisinin bakanlığa gelmesiyle Gerçeker'e, ''1,5 yıl önce süre
istediniz, bu sürede Yargıtayın görüşü gelmedi, lütfen Yargıtayın görüşünü
iletin'' dediğini, bunun üzerine Yargıtayın, istinaflar kurulup, yük azaltıncaya
kadar Yargıtayın en az 250 üyeyle, hatta artırılarak, artan iş yükünün
çözümlenmesi yönündeki yeni görüşünü sunduğunu kaydetti. (23.22)
