2014-12-24 - 15:45
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN KABULÜ...
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, atanamayan öğretmenler ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda atama bekleyen heyeti kabul etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, atanamayan öğretmenler ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda atama bekleyen heyeti kabul etti.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Parlamento'nun yürütmeye verdiği 119 bin öğretmen, 20 bin de Gıda, Tarım ve Hayvancılık kadrosu olduğunu belirterek, "Bu insanlar, yeni kadro verilsin istemiyor, boş olan kadrolara atama yapılmasını istiyorlar. VİP torpil listesi istemiyorlar" dedi.

Parlamento'nun yürütmeye verdiği 119 bin öğretmen, 20 bin de Gıda, Tarım ve Hayvancılık kadrosu olduğunu belirten Vural, "Millet bu kadroları vermiş de AKP bu kadrolara niye bu insanlarımızı almıyor? Kadro boş, bu kadroyu boş tutacaksanız, niye millette bu yetkiyi aldınız? Yazık, günah değil mi?" diye sordu.

Vural, mezun olanların mezun oldukları alanların dışındaki sektörlerde çalıştıklarını belirterek, bu insanların, yeni kadro verilsin istemediklerini, boş olan kadrolara atama yapılmasını istediklerini bildirdi. Vural, "Üniversite açmakla övünüyoruz ama onların geleceğini inşa edeceği bir istihdam politikası oluşturamıyoruz. 310 bin atama bekleyen öğretmen var. Yeni eğitim fakültesi açarak bu insanları işsiz bırakmanın ne faydası var?" dedi.

Türkiye'ye insan gücü planlaması gerektiğine işaret eden Vural, "Bu arkadaşlar milletin verdiği kadrolara atama bekliyorlar, VİP torpil listesi istemiyorlar, 'hamili kart yakınımdır' istemiyorlar. KPSS'ye girmişler, sadece bu kadrolara atanmak istiyorlar. Söz verip de mağdur ettiğiniz bu insanların dili, sesi, kulağı olun" sözlerini sarfetti.

Vural, bu öğretmen adaylarına AK Parti'nin kapılarının kapalı olduğunu iddia ederek, "Ey Sayın Başbakan, bunların derdini dinleyin, bunlar Suriyeli değil, Türk vatandaşı. Bu randevu talebini açıkca buradan söylüyorum. Bu öğretmen ve mühendis kardeşlerimizi Türkiye'yi yöneten bir partinin genel merkezi, bakanları kabul etmiyor, randevu vermiyorlar. Sayın Başbakan, bu kardeşlerimizin sadece ekmek derdini dinleyin, bırakın siyaseti bir tarafa" dedi.

Heyette yer alan ziraat mühendisi bir kişinin garsonluk yaptığını belirtmesi üzerine Vural, "Bu zulüm değil midir? Su ürünleri mühendisi mesleğini yapmak istiyor ama başka işlerde çalışıyor. 39 bin ücretli öğretmen var, köle, böyle bir rezalet olamaz. Ama asıl rezalet, bunları gözleri olup da görmeyenler, kulakları olup da duymayanlardır. Hiç olmazsa bunların derdine, eğitimine saygı gösterin" diye konuştu.

Heyette yer alan Aslıhan Bademci ise "Bizler ataması yapılmayan kişiler değiliz, atama bekleyen öğretmenleriz. Ataması yapılmayan deyince, bu, bizim yetersizliğimiz gibi algılanıyor. Bu tanımdan muzdaribiz" dedi.

Çok farklı mesleklerden kişilerin ücretli öğretmenlik yaptığını belirten Bademci, "Bizler eğitimlerini alan, donanımlı insanlarız ama bizim intihar eden arkadaşımız var, öğretmen, 24 yaşında. 24 yaşında bir insanı buraya getiren sebepler neler olabilir?" diye konuştu.

Gazetecilerle düzenlediği sohbet toplantısında da TBMM Soruşturma Komisyonu ile ilgili açıklamalarda bulunan Vural , "Komisyon Başkanı, karar günü kaç kere odadan çıkıp birileri ile görüştü? Komisyon Başkanı, telefon joker hakkını kullandı. Telefon joker hakkını kullandıysanız kimi aradınız?" dedi.

Vural, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu hakkında "Paraları ayakkabı kutusuna polis koydu" denildiğini, bunun üzerine kendisinin de "Bu paraları polislere iade etsinler" dediğini belirterek, o zaman el konulan paraların Rıza Sarraf'a ve bakan çocuklarına iade edildiğini söyledi. Vural, "Rıza Sarraf'ın adamı bir milyon TL, 800 bin avro, 60 bin dolar, 55 bin TL'yi faizi ile birlikte ve iki kilo altını bavula doldurdu, götürdü. Bavulla getirdiler, bavulla götürdüler" diye konuştu.

Vural, 17-25 Aralık süreci içerisinde gerçeklerden kaçanların millete yalan söylediğini, algı operasyonuyla çarpıtmak istediklerini belirterek, "Dönemin Başbakanı, 'o paraları polis koydu' demişti; 'bu ne cüret, yürütmenin evinde, elinde tesbih, lahmacun yiyor' diye aşağıladığı polis koydu' demişti. Doğru, yürütmenin evinde polis nasıl olur da bir tek lahmacunla karnını doyurur. Paraları polis koymuşsa, niye onlara iade etmediniz, bakan çocuklarına verdiniz. Rüşvet ve yolsuzluk yapanın, bununla ilgili hesap vermesi elbette gereklidir ama bir rüşvet ve yolsuzluğun üstünü örtmek için dini ve manevi değerlerimizin kullanılması daha büyük bir yolsuzluktur, arsızlıktır. 'O paraları şuradaki okul için, hayır yapmak için bulunduruyorduk' diyerek, üstünü örmek isteyen bir zihniyetin aslında yapmak istediği inanç hortumculuğudur" dedi.

"Haram para" olarak belirttiği bu paranın faizinin Kızılay'a bağışlanmasını "kepazelik" olarak nitelendiren Vural, "Kızılay gibi bir kurumun, böyle ilişkilere alet edilmesi değer yolsuzluğudur. O faizi Kızılay'a vererek, rüşvet ve yolsuzluğun üstünü örtmek amacı taşımaktadırlar. Kızılay bu bağışı onların yüzüne çarpmalıdır. Kızılay, 'benim vatandaşım senin 50 bin liranın kat be kat daha fazlasını verir' demelidir" diye konuştu.

Oktay Vural, dört eski bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu'nun kararını 5 Ocak tarihine ertelediğini anımsatarak, "Üyeleri 'karar verilecek' diye çağırıyorsun, ama sonra havadan sudan şeylerle kararı erteliyorsun. Bu nasıl komisyon? Dönemin Başbakanı komisyona neden bilgi vermedi?" sözlerini sarfetti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sürekli olarak "kol ve baş kopartmaktan bahsettiğini" dile getiren Vural, "Baş kopartacaksanız kimin başını kopartacağınız belli. Kime mesaj veriyorsunuz? Kopartacaksan kopart. Bırak kopartmayı hesap vermeyi sağlasaydın keşke?" dedi.

Vural, "Komisyon Başkanı karar günü kaç kere odadan çıkıp birileri ile görüştü? AK Parti Grup Başkanvekilleri ile görüşüldü mü? Komisyon Başkanı ile saray arasında bir telefon trafiği yaşandı mı? Karar vereceksiniz, Yüce Divana gitmeli mi, gitmemeli mi? Bu sorunun cevabını vereceksiniz, joker hakkınızı niye kullanıyorsunuz, hangi joker hakkını kullandınız? Telefon joker hakkını kullandınız. Telefon joker hakkını kullandıysanız kimi aradınız? Bu sorunun cevabını vereceksiniz. Anlaşılan komisyon üyeleri bazı güçlerin baskısı altında kalmış" diye konuştu.

Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler hakkında da görüşlerini açıklayan Vural, şöyle konuştu:

"Bir zamanlar Ortadoğu'nun lideri olduğunu söyleyenler tornistan etmeye başladı. Başbakan Yardımcısının kıdemli muavini, 'bazı ülkelerin yöneticileri ile Hükümetimiz arasında soğukluğu hissettik' diyor. Hani Ortadoğu'nun lideriydiniz? Demek ki Ortadoğu'da, AK Parti döneminde Türkiye iyi ilişkiler kuramadı. İslam dünyasının lideri diye geldiler, şimdi 'tülbent ıslandı' diyerek, bu rezil politikalarının Türkiye'yi düşürdüğü bu bataklık karşısında şimdi bunu söylüyorlar. 'Ey Sisi' diyenler, darbeci olarak suçlayanlar, şimdi Sisi ile ilişkiler kurulması gerektiğini söylüyor. Kardeşim Esad diyordu, sonra Esed dedi, şimdi Esad'a döndü. Bunlar, sürekli olarak birileri tarafından kandırıldıklarını söyleyerek mağdur edebiyatı yapıyor. Bu kadar saf hükümete bırakın devleti, bunlara kreş bile teslim edilmez. Bunları bir elma şekeri ile bile kandırırlar. 'Safmışız, Rabia meydanındakiler bizi kandırmış, asıl darbeciler Sisi karşıtlarıymış' diyeceksiniz. Nerede sizin rabia işaretiniz, dört işaretiniz? Özgür Suriye ordusu bizi kandırdı, asıl darbeciler onlar mı diyeceksiniz?"

MHP Grup Başkanvekili Vural, bir PKK yöneticisinin, "Öcalan'ın 2015 yılının nisan ayında PKK kongresine katılacağı" ile ilgili açıklamasının sorulması üzerine, "AK Parti ile PKK arasında mutabakat sağlanmıştır. Milletin çözüm ve müzakere taslağından haberi yok. Mesele, 2015 seçimlere kadar geçecek bu süre içerisinde topluma umut tazeleyip, bu süreç içerisinde terörist başının serbest kalmasını, devletin ve milletin etnik kimliklere dayalı bölünme sürecini hızlandıracak özerklik taleplerinin meşrulaştırılmasını kapsayan bir mutabakat metni hazırlanmıştır. Ey Davutoğlu, yüreğin varsa, PKK ile vardığın anlaşmayı açıkla. Eğer meşruiyetini milletten alıyorsan, bir silahlı terör örgütünü muhatap alarak taslak imzalamışsan, bunu millete açıklamak namus ve şeref borcunuzdur. Milletten kaçmayın, bu milletin 40 bin kişinin katilini affettiren böyle bir müzakere taslağına karşı elbette milletin söyleyeceği son söz olacaktır ve vardır" sözlerini sarfetti.