2012-06-06 - 14:58
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması, kabul edilmedi. Hukuk uyuşmazlıklarını ''arabuluculuk'' yoluyla çözümünü öngören kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bozuk orman alanlarının veya Hazine'ye ait ağaçlandırmaya uygun alanların 49 yıllığına vatandaşlara verileceğini belirterek, buralarla ilgili eylem planlarının hazırlandığını söyledi.

Ankara'nın sorunları hakkında gündemdışı söz alan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Ankara'nın dış ilçelerinin göç sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Haymana'da bir çok kurumun kaldırıldığını belirten Gök, ''Evren ilçesi ise neredeyse haritadan silinmek üzere'' dedi. Bala, Polatlı, Şereflikoçhisar'da da aynı sorunların olduğunu savunan Gök, ''Çok ciddi oy aldığınız bu dış ilçelere gidin ve sorunları yerinde saptayın'' diye konuştu.

Gök, Ankara'nın giderek ''boş kent olma yolunda ilerlediğini'' öne sürdü.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, ''belediye başkanlarının faaliyetlerinde vali ve kaymakamdan izin almasına yönelik genelge yayımlandığını'' ifade etti. Bunun milli iradeye saygısızlık olduğunu savunan Ağbaba, yanında getirdiği genelgeyi kürsüde yırttı.

MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Türkiye'nin yanında Azerbaycan'dan da şehit haberleri geldiğini belirterek, Azerbaycan'ın acılarını paylaştıklarını kaydetti.

Oğan, Iğdır'ın sorunlarıyla ilgili bilgi verdi.

Gündemdışı konuşmalara hükümet adına yanıt veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Malatya'nın büyükşehir olacağını söyledi.

Hükümetin Malatya'ya önem verdiğini ifade eden Eroğlu, ''Malatya, Büyükşehir olmasıyla çok daha büyüyecektir'' diye konuştu.

Eroğlu, bozuk orman alanlarının veya Hazine'ye ait olan ağaçlandırmaya uygun alanların 49 yıllığına vatandaşlara verileceğini belirterek, buralarla ilgili eylem planlarının hazır olduğunu söyledi.

CHP'nin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, ''ideolojik yaklaşımlarını, ülkenin ulusal çıkarlarının üstünde tuttuğunu, Türkiye'yi, AK Parti'ye destek sözü veren ülkelerin oyuncağı, taşeronu haline getirdiğini, bir çok kez küçük duruma düşürdüğünü'' ileri sürdü.

Atıcı, Davutoğlu'nun, bu nedenlerle o koltukta oturmaması gerektiğini savunarak, ''ABD ve yandaşları ile onu alkışlayan şakşakçılarının, bu coğrafyada maddi, AK Parti'nin ise ideolojik kazanç sağlayacağını'' söyledi.

CHP'li Atıcı, ''ABD'nin çıkarları ile AKP'nin çıkarları örtüşmüş, her iki taraf kazanmakta, kaybeden ülkemiz olmaktadır. O yüzden Dışişleri Bakanı, derhal o koltuktan kalkmalı, ya da uygun şekilde kaldırılmalıdır'' dedi.

Dışişleri Bakanlığının resmi konutunda Cumhurbaşkanı'nın oturduğunu belirten Atıcı, Türkiye'nin, sürekli kötüye giden bir dış politika izlediğini öne sürdü. Atıcı, ''Sıfır sorunla'' yola çıkıldığını, ancak şimdi Türkiye'yi seven ''sıfır komşu'' kaldığını savundu.

Daha sonra gruplar adına ilk sözü CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk aldı.

CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Ahmet Davutoğlu'nun, Dışişleri Bakanı olarak hiçbir düzeyde başarılı olamadığını savunarak, ''Akademik kimliği ile icracı bakan kimliği arasındaki ayırımı yapamamış, bu yüzden de hatalar ve başarısızlıklar peşini bir türlü bırakmamıştır'' dedi.

Korutürk, CHP'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmelerinde partisi adına yaptığı konuşmada, bugün Türkiye'nin, her sorunun çözümünden sorumluymuş gibi her yere koşuşturan, telaşlı, kendisini ilgilendirsin ilgilendirmesin her konuya müdahil olma hevesinde olan, bu hevesi başkalarınca istismar edilen bir ülke konumuna geldiğini savundu.

Komşularla sıfır sorun politikasının iflas ettiğini, sorun yaşanılmayan komşu ülke kalmadığını öne süren Korutürk, bu hazin tablonun sorumlusunun, dış politikayı kötü yöneten Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olduğunu söyledi.

Korutürk, Davutoğlu'nun saygın bir akademisyen olduğunu ifade ederek, ''Kendi alanında mutlaka bilgilidir. Uygar, kibar bir insandır. Fakat kendisi Dışişleri Bakanı olarak ne yazık ki hiçbir düzeyde başarılı olamamıştır. Akademik kimliği ile icracı bakan kimliği arasındaki ayırımı yapamamış bu yüzden de hatalar ve başarısızlıklar peşini bir türlü bırakmamıştır. Sayın Bakan'ın icraatı, Türkiye'yi ağırlıklı konumdan bugünkü şaşkın, dağınık görüntülü, dış siyasetinin hedefi, amacı açıkça belli olmayan, politikaları kestirilemez ve genel anlamda güvenilmez bir ülke konumuna getirmiştir'' diye konuştu.

Davutoğlu'nun, bölgesel ve bölge dışı bir çok girişiminin sonuçsuz kaldığını ileri süren Korutürk, Davutoğlu'nun hiçbir hata kabul etmemesi, izlediği politikaların doğru ve ülke çıkarlarıyla uyumlu olduğunu ısrarla iddiaya devam etmesinin, kaygı verici olduğunu söyledi.

Korutürk, Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin tek yanlı tutumunun, komşu ülkedeki şiddet sarmalını derinleştirdiğini, Hükümet'in Irak politikasının yanlışlarla dolu olduğunu, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün devam ettiğini, Filistin ile ilişkilerin de sağlıksız olduğunu savundu.

''Görünen odur ki, Dışişleri Bakanı'nın en düşkün olduğu işlerden birisi herkese akıl, Arap ülkelerine de demokrasi dersleri vermektir'' diyen Korutürk, İsrail düşmanlığı yaparak Arap sokaklarında popüler olmanın fazla bir anlamının bulunmadığını belirtti.

Korutürk, iktidarın, AB'ye tam üyelik gibi bir hedefinin kalmadığının bütün dünyanın malumu olduğunu ileri sürerek, ''Bakanlarımız el ele vermişler, ülkemizi her geçen gün AB'ye tam üyelik hedefinden uzaklaştırmaktadırlar. Bu uzaklaşmanın ve isteksizliğin tek bir nedeni vardır: AB üyeliği demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, cinsiyet eşitliği, temel özgürlükler, sendikal haklar ve en önemlisi laiklik gibi çağdaş uygarlığın temel değerlerini benimsemeyi ve uygulamayı gerektirmektedir. Ancak iktidar partisi ve bakanları Türkiye'nin altın çağını evrensel ve çağdaş uygarlıkta değil, geçmişin kalıntıları arasında aramaktadırlar. Sayın Davutoğlu ise bu arayışın bayraktarlığını yapmaktadır'' diye konuştu.

MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, 2002-2009 yılları arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın elini sıktığı kim varsa ya kafeste olduğunu ya öldürüldüğünü ya da öldürülmek istendiğini söyledi.

Türkeş, ''Sayın Davutoğlu, Türkiye'nin dış politikasını irili ufaklı uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla eşgüdüm içerisinde yürütülmesini vicdanınızda nasıl aklayabilirsiniz-'' diye sordu.

Türkiye'nin bugün neredeyse tüm komşularıyla sorunlu ilişkilere sahip olduğunu belirten Türkeş, Suriye'li mültecilere yapılan yardımın kaynağının nereden geldiğini öğrenmek istedi.

Türkeş, ''Suriye'deki direniş hareketinin lojistiğini ülkemizin sıradan insanları elektrik ve doğal gaza yapılan zamlarla karşılamak mecburiyetinde midir-'' dedi.

Gelinen noktada ''Türkiye'nin Kıbrıs'' diye bir davasının kalmamış gibi gösterilmeye çalışıldığını savunan Türkeş, Türk dünyası ile ilgili de bir politikanın içselleştirilemediğini öne sürdü. Türkeş, şunları kaydetti:

''Tarihi köklerimizle bağlarımızı koparmayacak, aksine sağlamlaştıracak bir dış politikanın yokluğuna şahit oluyoruz. Türk dünyası ile ilişkilere de Türkçe olimpiyatlarına gösterilen ilgi kadar ilgi gösterilmeli. Onu yapmayın demiyoruz, onu yapın ama Türk dünyasına da ilgi gösterin. Türk dünyası kendini Türkiye tarafından terk edilmiş hissetmektedir. Hükümetin Afrika açılımı yerine önceliği Türk dünyasına ve Balkanlar'a vermesi yerinde olacaktır.''

CHP'nin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, yapılan görüşmelerin ardından oylama yapıldı. Oylama sonucunda Davutoğlu hakkındaki gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde, Türkiye'nin Kıbrıs ve diğer konulardaki dik duruşundan dolayı bir gerileme olduğunu belirterek, ''Yoksa bizim tutumumuzdan, kararlarımızdan bir geri adım olarak değil. Biz bu sürece inanıyoruz'' dedi.

Çavuşoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz aldı.

Gensoru önergesinin acemice hazırlandığını, suçlamaların Türkiye ve dünya gerçeklerinden uzak iddialar olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türk dış politikasındaki değişimi iyi görmek gerektiğini kaydetti.

AB'nin, bugün sadece ekonomik krizle boğuşmadığını, derinlemesine entegrasyonu başaramadığını, genişleme politikasında büyük sapmalar yaşadığını ifade eden Çavuşoğlu, birliğin kurumsal olarak bu değişimi göremediğini, önlemleri alamadığını, buna yönelik liderliğe sahip olmadığını kaydetti.

Çavuşoğlu, ''Arap Baharı'' ile birlikte halkların demokratik isteklerini görmezden gelen rejimlerin yıkıldığına işaret ederek, AK Parti iktidarının, Başbakan'ın liderliğinde bu değişimi gördüğünü, tedbirleri aldığını söyledi. Çavuşoğlu, Türkiye'nin, dünyanın en çok büyüyen ekonomilerden biri, demokratikleşme, hukuk devleti olma, sosyal yapısını güçlendirme yönünde en büyük adımları atan ülkelerden biri olduğunu anlattı.

Türkiye'nin, çok etkili bir ülke olmaya başladığını, bu gücünü, ikili ülkelerle ilişkilerini geliştirmede son derece etkili şekilde kullandığını belirten Çavuşoğlu, 60'tan fazla ülkeyle vizelerin kaldırdığını anımsattı.

Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin eleştirilere Çavuşoğlu, ''50 yıldır AB'nin kapısında bekleyen ülke 2004'te müzakare tarihi almadı mı, müzakereler başlamadı mı- Yavaş gitmesinin nedeni biliyoruz ama söyleyemiyoruz: Kıbrıs nedeniyle değil mi- Kıbrıs ve diğer konulardaki dik duruşumuzdan dolayı, Merkel, Sarkozy gibi ülkelerin ve liderlerin tutumundan dolayı bu ilişkilerde bir gerileme olmuştur. Yoksa bizim tutumumuzdan, kararlarımızdan bir geri adım olarak değil. Biz bu sürece inanıyoruz'' karşılığını verdi.

Çavuşoğlu, ''Türkiye'nin itibarının zayıfladığı'' eleştirileri üzerine ise Türkiye'nin, 2009-2010'da BM Güvenlik Konseyi'ne 152 oyla seçildiğini, bugün NATO'nun siyasi kanadında, karar mekanizmalarında yer aldığını anlattı. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nde, 2004'e kadar denetime tabi tutulurken, yapılan reformlarla, başarılı politikalar sayesinde denetimden çıktığını, ilk defa bir Türk, Müslaman'ın bu kurumun başkanlığını yaptığını anımsattı.

Çavuşoğlu, eskiden Türkiye'nin yardıma muhtaç, ekonomik krizler yaşayan, IMF kapısında bekleyen bir ülkeyken bugün artık yardım eden bir ülke konumuna geldiğini dile getirdi.

Türkiye'nin, ABD'nin her istediğine ''evet'' demediğini belirten Çavuşoğlu, ''İsrail ile iyi ilişkiler kurma anlamında Gazze'deki katliama, Mavi Marmara'ya göz mü yumacaktık- İsrail ile ilişkileri düzeltiriz ama şartımız belli İsrail özür dileyecek'' dedi.

Komşularla sıfır politikasının çöktüğünün söylendiğine işaret eden Çavuşoğlu, şunları söyledi:

''Bu tamamen gerçek dışıdır. Bu Atatürk'ün de ortaya koyduğu bir vizyondur. Türkiye tarihi boyunca 'Yurtta sulh, cihanda sulh'u tam uyguladı mı'; hayır. Ülkede darbeler oldu mu, Başbakan'ı astı mı, etnik ve mezhepsel çatışmalarla millet birbirine kırdırıldı mı, ideolojik kamplar yaratılarak gencecik insanlarımız birbirine katlettirildi mi, bunlar bahane edilerek darbelerden sonra gencecik fidanlara idam sehpalarında kıyıldı mı, kıyıldı, faili meçhul cinayetler oldu. Peki bu, Atatürk'ün ortaya koyduğu vizyonunun yanlış olduğu anlamına gelir; hayır.

Dışarıda Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan ile savaşın eşiğine geldi mi, teröre destek verdiği için haklı olarak Suriye sınırına asker yığdı mı, Kıbrıs'a müdahale ettik mi- Dolayısıyla idealler, vizyonlar ile gerçekler her zaman örtüşmez. Önemli olan bunu siz mi karşı taraf mı ihlal ediyor- Bu süreçte de komşularla sıfır sorunlu politika demek, komşulardaki tüm gelişmeleri, tüm yanlışlıkları görmezden gelmek ve onları kabul etmek anlamına gelmez. Önergenin kimin hazırladığını bilmesek, Türkiye dışından, ülkenin gücünü zayıflatmak için hazırlandığını düşünürüz.''

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Türkiye'nin Suriye'de ciddi bir maceraya, bataklığa sürüklendiğinin ifade edildiğini söyledi.

Kaplan, dış politikada ütopyacı olunabileceğini, iddiaların bulunabileceğini ifade ederek, ''Ama kendi isteklerinizi, ütopyalarınızı bir ülkenin kaderi haline getirdiğiniz zaman yalnız kalırsınız. İşte bu sorun yaşanıyor'' dedi.

Mülteciler için çok kısa sürede düzenli kentler kurulduğunu, prefabrikelerin çok güzel olduğunu, bunları takdir ettiklerini dile getiren Kaplan, ''Van depreminde niye çuvalladınız- Aynı konut, aynı imkan, aynı şey. Oraya gelen mülteciler içinde asker varsa, arada sınır geçip silah kullanıyorsa, işte iki ülke arasında savaşa ramak bırakılması demektir. Bu çok tehlikelidir'' diye konuştu.

Kaplan, Suriye'deki 3 milyon Kürt yaşadığını, bunlara yapılanların Saddam döneminde yapılanlardan farklı olmadığını ifade ederek, ''Dış politikada, niye Kürtlere düşmanca yaklaşımınız var- Esad yönetimi ile AKP yönetiminin benzerlikleri var; onlar da Kürt kimliğini inkar ediyor, köy isimlerini yasaklıyor, muhalefete göz açtırmıyor'' görüşünü savundu.

''Başbakan kimi öptüyse peş peşe gidiyor'' diyen Kaplan, dış politikada kardeşlikten, düşmanlık eksenine kayıldığını ileri sürdü.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Çavuşoğlu'nun, ''gensoru önergesinin acemice hazırlandığı'' yönündeki sözlerine yanıt verdi. İnce, ''(Bunlar hikaye bizim geride daha ne suçlarımız var bulamamışlar) demek istiyor. Başbakan'ın en çılgın projesi Davutoğlu'dur, daha çılgın projesi yoktur'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da İnce'ye verdiği yanıtta, ''Türkiye'de iki büklüm duran başbakanlar yok, dünyanın gündemini belirleyen, çözüm noktasında inisiyatif kullanan Başbakan var. Artık bütün dünya, Başbakan'ın ne konuşacağını merakla bekliyor. Dünyaya yön veren Hükümet, başbakan var'' görüşünü dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Birleşmiş Milletler'in İstanbul'da bir merkezinin olacağını belirterek, ''BM'nin bütün bölgesel ofisleri İstanbul'da toplanacak ve İstanbul BM şehri olacak'' dedi.

Davutoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, hakkında verilen gensoru önergesinin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, her gün akşam yattığında, sabah kalktığında muhasebe yaptığını ifade etti.

Dış politika misyonu açısından bakıldığında, bunlardan birincisinin, Türkiye'nin uluslararası sistem ve düzendeki rolünü güçlendirmek; uluslararası alandaki itibarını, görünürlüğünü ve etkinliğini artırmak olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu misyonun; Dışişleri Bakanlığı'nın yapısındaki ve temsil gücündeki artışta kendisini gösterdiğini belirtti.

2002 yılında toplam 163 olan dış temsilciliklerin sayısının 202'ye yükseldiğini bildiren Davutoğlu, açılacak olanlarla bu sayının kademeli bir şekilde yakın zamanda 219'a, ardından da 231'e yükseleceğini söyledi. Davutoğlu, büyükelçilik sayısının da 93'den 120'e ulaştığını ve bunun da 130'a çıkacağını kaydetti.

Türkiye'nin toplam dış temsilciliğinin yüzde 25 artırıldığını ve dünyadaki ilk on ülke arasına girdiğini dile getiren Davutoğlu, dış temsiliklerin sayısı 231'e ulaştığında Türkiye'nin dünyanın ilk beş ülkesi arasına olacağını belirtti.

İki yıl önce Afrika'da toplam 12 olan büyükelçilik sayısının bugün geldiği noktayla ilgili haritayı milletvekillerine gösteren Davutoğlu, ''Dışişleri Bakanı olarak dünyanın her bir ülkesinde ölçeği, nüfusu ne olursa olsun şanlı bayrağımızı dalgalanıncaya kadar bu misyonu yürüteceğiz'' dedi.

Türkiye'nin daha önce NATO, Avrupa Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nda sadece üye olduğunu, şimdi ise NATO Genel Sekreter Yardımcısı'nın bir Türk olduğunu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı'nı Mevlüt Çavuşoğlu'nun yaptığını, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri'nin bir Türk olduğunu anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türk Dünyası Konseyi'ni kurduk. Afrika Birliği, Türkiye'yi Çin ve Hindistan ile birlikte üç stratejik ortağından biri olarak ilan etti. Körfez İşbirliği Konseyi ile stratejik ortaklık tesis ettik. Arap Ligi'ndeki gözlemci statüsü kazandık.

Karayipler'den Pasifik Adaları'na kadar, ASEAN, CARICOM, MERCOSUR başta olmak üzere bütün uluslararası örgütlerde ya stratejik ortağız ya da gözlemcisiyiz. Şu anda bizim dış politikamız tenkit edilirken Pekin'de Türkiye'nin Şangay İşbirliği Örgütü nezdinde de diyalog ortaklığı onaylanıyor. Şu anda bizim temsil edilmediğimiz bölgesel ve uluslararası örgüt neredeyse kalmadı. Kalanları da kısa zamanda takviye edeceğiz.''

60'ı aşkın ülkeyle vizenin kaldırıldığını anımsatan Davutoğlu, ''Bizim tek sermayemiz insanımız. O insanımızın önündeki bütün duvarları yıkacağız'' dedi.

Rusya ile sadece vizeleri kaldırmanın Türk-Rus ilişkilerinde bir devrim olduğunu belirten Davutoğlu, ''AB ile de vizeleri kaldıracağız. Bundan emin olun. Sert müzakereler yürütüyoruz, yürütmeye de devam edeceğiz. Geri Kabul Anlaşması, ancak vize muafiyeti anlaşmasıyla devreye girer'' diye konuştu.

Kırgızistan'da, Libya'da, Mısır'da ve Tunus'ta Türk vatandaşların başarılı şekilde tahliye edildiğini ifade eden Davutoğlu, ''Bundan sonra da, dünyanın neresinde Türk vatandaşımız varsa kudret elimiz orada olmaya devam edecek'' dedi.

Türkiye'nin BM'nin bütün sisteminde etkin rolünü sürdürdüğünü söyleyen Davutoğlu, ''Birleşmiş Milletler'in İstanbul'da bir merkezi olacak. BM'nin bütün bölgesel ofisleri İstanbul'da toplanacak. İstanbul; Cenevre, Viyana ve Nairobi gibi BM şehri olacak. Küresel siyasetin, küresel vicdanın merkezi İstanbul'da olacak. Bütün dünya ülkelerinin bayrakları bu anlamda İstanbul'da dalgalanacak'' dedi.

AB katılım müzakerelerinin ciddiyetle yürütüldüğünü aktaran Davutoğlu, ''AB hedefinden hiç sapmadık, sapmayacağız'' diye konuştu.

Davutoğlu, ''Geçmişte IMF'nin borç isteyen ülkesiydik. Bu sene IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun aktif ülkesi olarak kimlere ne borç verilecek ona karar veren tarafta olacağız. İşte küresel gücümüzün etkinliği burada'' dedi.

******HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ****