2007-10-16 - 15:49
CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''HÜKÜMETİ, BİR MİLLİ TERÖR POLİTİKASI OLUŞTURMA KONUSUNDA HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUM''
Baykal, CHP grup toplantısında, AK Parti iktidarının, dış politika ve terörle mücadele politikalarını eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümeti,
milli bir terör politikası oluşturma konusunda harekete geçmeye çağırdı.
Baykal, CHP grup toplantısında, AK Parti iktidarının, dış politika ve
terörle mücadele politikalarını eleştirdi.
AK Parti iktidarının ikinci döneminde, izlenen politikalarla bir sonuç
alınamayacağının yaşanarak görülmeye başlandığını ileri süren Baykal,
hükümetin, başından beri terör konusunu doğru değerlendiremediğini, bu
konuda ''çok savsaklayıcı bir politika'' izlediğini iddia etti.
Deniz Baykal, hükümetin, ABD'nin Irak'a müdahale etmesinden sonra ortaya
çıkan yeni tabloyu değerlendiremediğini savundu.
''Dubai'de, 'Irak'a müdahale etmeyeceğim' diye anlaşma imzalayacaksın,
bugün tezkere göndereceksin. Hangisine inanalım'' diyen Baykal,
Türkiye'nin terör konusunda çok yanlış tavırlar sergilediğini, Başbakan
Erdoğan'ın kamuoyuna defalarca, ''Terör olaylarında artış yok''
açıklamaları yaptığını kaydetti.
CHP lideri Baykal, ''2002'den itibaren terör artışı çok tehlikeli
şekilde, net bir biçimde kendisini göstermiştir ama Başbakan bu gerçeğe
gözünü yummuştur'' dedi.
Sınır ötesi operasyon olasılığı ortaya çıkmaya başlayınca iktidar
çevrelerinin ''24 defa sınır ötesi operasyon yapıldı, sonuç alınmadı,
yapmaya gerek yok'' dediklerini ileri süren Baykal, şöyle devam etti:
''Şimdi bu yaklaşımı sürdüren iktidar, maalesef olayı denetim altına
alamamıştır. Reddettiği bir politikaya sürüklenmek durumunda kalmıştır.
Ama bu politikayı kararlı, etkili, inandırıcı bir şekilde götüreceği
konusunda ne yazık ki yeter güveni veriyor değildir. Bu da Türkiye'nin
terör mücadelesinde önemli bir problem olarak karşımızdadır. Yıllarca
terörü yanlış teşhis eden bir yaklaşım içinde politika götüreceksin, o
politika iflas edecek. Peki deyip, onun tersi bir politikayı, 'Ben de
götürürüm' diyeceksiniz, onu deneyeceksiniz ve onda başarılı
olacaksınız. Bu konuda toplumun çok ciddi kaygıları vardır.''

-''TÜRKİYE, ARTIK SESSİZ KALAMAZ''-

Türkiye'nin, gelinen noktada artık PKK terörünü Irak sınırları içinde
himaye etme politikasına sessiz kalma ve bunu içine sindirme şansının
kalmadığını ifade eden Baykal, terörle mücadelenin en temel gereğinin,
terörü himaye eden ülkeleri, terörü himaye edemez duruma getirmek
olduğunu kaydetti.
Deniz Baykal, harekat hedefinin, sadece yakalanan teröristleri etkisiz
kılmaktan ibaret olmaması gerektiğini, bunun ötesinde Irak yetkililerini
terör örgütünü himaye etmekten vazgeçirmeyi başaracak bir anlayış içinde
harekat planlanması gerektiğini ifade ederek, ''Artık Irak, şu tercihi
yapmak zorundadır: PKK mı Türkiye mi? Irak, bu tercihi yapmaya
zorlanmalıdır. Bu tercihi yapmadan hem PKK hem Türkiye diyerek, şu ana
kadar idare edilmiştir. Ona maalesef hükümetimiz göz yummuştur'' diye
konuştu.
''Bu hükümet dahi, Kuzey Irak'a bir askeri müdahale kararını alma
noktasına gelmiştir'' diyen Baykal, ABD'nin de Kuzey Irak ve Irak'ın
PKK'yı himaye etme politikasına mı yoksa müttefiki Türkiye
Cumhuriyeti'ne mi destek vereceği konusunda karar alma durumunda
olduğunu kavraması gerektiğini anlattı. Baykal, ''Hem PKK'yı himaye eden
Irak yönetimi hem de Türkiye. Hayır, mümkün değil. Artık bıçak kemiğe
dayandı. Türkiye, bundan sonrasını taşıyamaz. Türkiye'nin bundan
sonrasını taşımasını kimsenin talep etmeye hakkı yoktur'' dedi.

-MİLLİ POLİTİKA-

CHP Genel Başkanı Baykal, CHP'nin geçen yasama döneminde terör konusunu
ele almak için Meclisi iki kez olağanüstü toplantıya çağırma girişiminde
bulunduğunu, ancak AK Parti'nin bunu reddettiğini ifade ederek, askeri,
ekonomik, diplomatik ve siyasi boyutunu kapsamlı şekilde müzakere
ederek, bir ulusal terörle mücadele politikasının ortaya konulamadığını
söyledi.
''Başbakan, kendi danışmalarıyla istişare ederek, o yanlış politikaları
götürdü, götüre götüre şimdi çıkmaza girdi. 'Bir başka politikayı
götürmeye hazırım' diye açıklamalar yapıyor. Ne ölçüde hazırdır, bunu
yaşayarak göreceğiz'' diyen Baykal, şunları söyledi:
''Terör konusunda bizim yepyeni bir anlayışa girmemiz lazım. Terör,
partileri aşan bir konudur. Hükümetleri aşan bir konudur. Geldiğimiz
noktada açıkça ortaya çıkmıştır, terör konusu bugünkü hükümeti aşmıştır.
Terör konusu karşısında bu hükümet aşılmıştır. Bu hükümetin terör
konusundaki politikaları, onun politikalarının varsayımları çökmüştür.
Şimdi yeni bir terör politikası ortaya konmaya ihtiyaç var. Bu sadece
teknik bir olay değildir.''
Konunun Meclisten tezkerenin geçmesinden ibaret olmadığına işaret eden
CHP lideri Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu politikanın dört başı mamur ele alınması ve konuşulması, bütün
boyutlarıyla tartışılması lazımdır. Hükümeti aşan bir milli politika
olarak dünyaya konulabilmesi, söylenebilmesi lazım. Bu ihtiyaç var.
Hükümet, bu ihtiyacı kavrayabilmiş değil. Tam tersini yıllarca yaptı.
Şimdi yaptıklarının tersini, 'Ben uygulayacağım' diye ortaya çıkıyor.
Senin politikan iflas etti. Şimdi oturup öz eleştiri yapacaksın.
Türkiye, iktidarıyla muhalefetiyle bu konuyu milli bir platformda ele
alacak, konuşacak ve ortak bir terör politikası koyacağız ve bu
politikayı hep beraber uygulayacağız ve hep beraber destekleyeceğiz.
Buna ihtiyaç var. Devlet içinde birbirine tuzak kurarak, onu bunu
suçlama vesilesi yaparak bir politika izlenmesi suretiyle Türkiye'nin bu
tehdidinin ortadan kalkması mümkün değildir. Olay ciddidir. Hükümeti,
böyle bir milli terör politikası oluşturma konusunda harekete geçmeye
çağırıyorum. Terör konusunda en doğru değerlendirmeleri yapmış bir parti
olarak hükümetin böyle bir arayışa girdiğini gördüğümüz anda her türlü
desteği vermeye hazırız. Politikaya da katkı yaparız, uygulamasına da.''

21 EKİM'DEKİ REFERANDUM

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa
değişikliğinin oylanacağı 21 Ekim'deki referanduma ''dur'' denilmesi
gerektiğini belirterek, ''Bunu söylemek CHP'nin de başkalarının da
görevi. AKP'nin bu olup bittilerine teslim olarak, muhalefet partilerini
kullanmasına göz yumarak bir yere varamayız'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, bayram
günlerinin çok acı geçtiğini, milletçe sarsıldıklarını söyledi.
Terör ve şehit sorununun, artık sıradanlaşmış bir konu olmaktan çıkmaya
başladığına tanık olduklarını belirten Baykal, Türkiye'nin, terörle
mücadelesi için bunu kavraması gerektiğini vurguladı.
Baykal, terörün, sıradan bir trafik kazası gibi haber olmaya
başladığını, şehitlerin de sıradanlaştırılmak istendiğini ifade eden
Baykal, bunun, terörle mücadelede en sakıncalı tablo olduğunu söyledi.
Baykal, bunun mutlaka değiştirilmesi gerektiğini, terör konusunda ulusal
duyarlılığı ayağa kaldırmaya çalıştıklarını anlattı. Baykal, ''teröre
dudak bükerek, şehitleri yok sayarak terörle mücadelenin olamayacağını''
kaydetti.
Bayramın 1. gününde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde bağlı Beşağaç
köyünde taziye ziyaretinde bulunduğunu anımsatan Baykal, Uludağ
Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanan bir gencin, kanal kazıp okul
harçlığı çıkarmak isterken, nasıl hunharca vurulduğunu ağlaşarak
dinlediklerini belirtti.
Bayramların acısının da tatlısının da olduğunu ifade eden Baykal, ''Bu
kez acısı rastladı. Acısını da yaşamasını bilmek gerek'' dedi.

-''SOYKIRIM SÖZCÜĞÜNÜ KULLANMAYA BAŞLAYACAKTIR''-

Baykal, konuşmasında, ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komisyonunda
kabul edilen Ermeni tasarısına da yer verdi.
CHP Genel Başkanı Baykal, ''ABD'nin çok önemli bir siyasi zemininde,
tartışmalı tarihi dönem için, hiç aldırmadan, gerçeklere gözünü yumarak,
Türkiye gibi bir müttefiki en ağır şekilde karalayacak bir suçlamayı,
nasıl rahatlıkla yapmakta olduklarını üzüntüyle gördük'' diye konuştu.
Alınması gereken çok ciddi dersler bulunduğunu ifade eden Baykal, ABD'de
karar tasarısı çıkarsa, bunun, başka ülkelere de örnek olacağı, başka
ülkelerde de hızla benzer karar tasarıları çıkabileceği uyarısında
bulundu.
''Bu Temsilciler Meclisinin kararı, yürütmeyi bağlamaz, Başbakan buna
aldırmaz'' sözlerinin bir geçerliliğinin bulunmadığını vurgulayan
Baykal, bunun bir kongre duyarlılığı olarak, Başkan'ın dikkate almasının
resmen talep edileceğini belirtti. Baykal, ''Korkarım, gelecekte Başkan,
24 Nisan açıklamalarında, bu kararlılığı dikkate alarak, soykırım
sözcüğünü kullanmaya başlayacaktır. Yaygın süreç işler, bütün
parlamentolarda bu kabul görürse, buna tarihen yerleşmiş, kanıtlanmış,
kökleşmiş bir vaka değerlendirmesi yaparlar, bu hükmü getirirler. O
hüküm verilirse, yargı organları da kararlarında bunu kullanır'' diye
konuştu.

-''NUTUK ATMAKLA İŞ BİTMİYOR''

Baykal, ABD'nin bu kararı almasında pek çok gerekçesinin bulunduğunu
ancak en önemlisinin ''Merak etmeyin, Türkiye bir şey yapmaz'' gerekçesi
olduğunu savundu.
Bu konunun, Türk dış politikasının saygınlığının, ciddiyetinin test
edileceği, sınava sokulacağı bir olay haline geldiğini ifade eden
Baykal, ''Nereden koparsa kopsun'' diye nutuk atmakla işin bitmediğini
söyledi. Baykal, ''Bu karar Temsilciler Meclisinden resmen geçerse,
Türkiye'nin bunu seyretmesi; bu karara tepki göstermesinin yol
açacaklarından çok daha büyük sakıncaları içermektedir'' dedi.

-''MİLLETİN İÇİNDEKİ FERYADI DİLE GETİRİYORUM''-

21 Ekimde referanduma sunulacak Anayasa değişikliği paketiyle ilgili
görüşlerini de açıklayan Baykal, televizyonda propaganda konuşmalarının
başladığını anımsattı. Baykal, konuşmaların başladığını ancak kanunun
henüz çıkmadığını ifade etti.
AK Parti'nin ''evet deyin'' şeklinde bilboardlar hazırladığını dile
getiren Baykal, ''Kanun nerede? AKP usulü demokrasi...'' diye konuştu.
Baykal, referanduma sunulacak anayasaya değişikliği önerisinin 40 gün
boyunca halk tarafından tartışılması gerekirken, şimdi sadece 4 günün
bulunduğunu anımsatarak, ''Bu memlekette Yüksek Seçim Kurulu (YSK) diye
bir organ var mı? YSK, hukuki, demokratik, anayasal, yasal ilkeleri
dikkate alarak takvim belirlemek durumunda değil mi?'' diye sordu.
Salonda bulunanların, ''Uyuyor'' demesi üzerine Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Sanmıyorum. Alacağı kararı bekliyoruz. Peşin hükümle suçlama
yapmıyoruz. Milletin içindeki feryadı dile getiriyorum. Hukukun,
demokrasinin bu kadar çiğnendiği bir iktidar tablosunun, kafasına estiği
gibi düğmeye bastığı anda referandum, 'öyle de olsa böyle de olsa
referandum' diye millet iradesiyle alay ettiği bir tabloya seyirci
kalmak mümkün mü?
Umarım YSK izin vermeyecektir. Parlamento da bu saçmalığa, kökünden,
temelinden çözüm bulma gereğini yeniden değerlendirecektir. Buna ihtiyaç
var. Referandumun noktalanması, 'dur' denilmesi lazım. Bunu söylemek
CHP'nin görevi de başkalarının da görevi. AKP'nin bu olup bittilerine
teslim olarak, onun her dediğine 'evet' diyerek, onun muhalefet
partilerini kullanmasına göz yumarak bir yere varamayız.''
YSK'nın referandumun yapılmasına izin vermemesi gerektiğini ifade eden
Baykal, eğer 21 Ekimde referandum olursa da bu saçmalığa, hiçbir aklı
başında vatandaşın alet olmaması gerektiğini söyledi. Baykal, ''Hayırda,
asıl şimdi hayır vardır'' dedi.

-''SENİN GÜCÜN YETMİYOR MU?''-

Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Referandum kültürüne herkes
alışsın'', ''Referandumu yerel düzeyde de yapalım'' dediğine işaret
ederek, şunları kaydetti:
''Erdoğan, daha sonra bunun, egemenliği parçalamak anlamına geleceğini
görmüş olabilmeli ki 'Kalkıyor birisi, parası pulu var, (burası yeşil
alan, ben burayı imara açayım) Bu işi de bağlar mı bağlar. Ama benim
yeşil alanım burası, halkın sahip olduğu bir yer, halkın iradesi olmadan
birilerine peşkeş çekiliyor.' Eee kim çekiyor, çekenler oraya halkın
iradesiyle gelmedi mi, belediye başkanı, belediye meclisi seçilmedi mi,
ne demek istiyorsun? Ne yapacağız, her bir karar için referandum mu
yapacağız? Senin gücünü yetmiyor mu cebine parasını koyup, birisini
bağlamak için ortaya çıkmış olan dişli milletvekillerinin, İstanbul'un
rantına rant katma mücadelesine dur demeye senin gücün yetmiyor mu?
Yoksa haspaya yakışıyor mu diyorsun, bizimki olunca olur öyle mi?''
CHP Genel Başkanı Baykal, tezkereye ''evet'' diyeceklerini belirterek,
bunun, milli dayanışma fırsatı olduğunu, elbirliğiyle milli bir terörle
mücadele politikası ortaya koymaları gerektiğini vurguladı. Baykal, buna
ihtiyaç bulunduğunu ancak AK Parti'nin kaçtığını öne sürdü.