2013-04-23 - 14:25
TBMM GENEL KURULU ÖZEL BİRLEŞİMİ...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında, TBMM'nin açılışının 93. yılı dolayısıyla özel gündemle toplandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu'nu izlemek üzere Meclis'e geldi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında, TBMM'nin açılışının 93. yılı dolayısıyla özel gündemle toplandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanacak TBMM Genel Kurulu'nu izlemek üzere Meclis'e geldi. Cumhurbaşkanı Gül'ü, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam karşıladı. Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Genel Kurul locasındaki yerini aldı.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yaptığı konuşmada, iyi bir gelecek için yeni bir anayasa yapılması gerektiğini, bunun toplumun talebi olduğunu vurgulayarak, ''Bu talep bugün itibariyle bir zarurettir. Bunu görmeliyiz. Bu işi geciktiremeyiz, savsaklayamayız. Bitmez tükenmez, halkımızı canından bezdiren siyasi kavgaların konusu yapamayız'' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yasama organı olarak beklentilerinin; açıkça ortaya koydukları iradenin iyi anlaşılması, uygulamaların ona göre yapılması, mağduriyetlerin muhakkak giderilmesi olduğunu belirterek, "Aksine uygulamalar, bize siyasi, sosyal, güvenlik, temsil, uzun tutukluluk ve uzun yargılamalar gibi içinden çıkmakta zorlandığımız birçok sorunu gündeme taşımaktadır" dedi.

Çiçek, yaptığı konuşmada, sözlerine, "Bugün TBMM'nin açılışının 93. yıl dönümünü hep birlikte kutluyoruz. Bu vesileyle Meclisimizin açılışını gerçekleştiren başta milli mücadelemizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclisimizin kahraman milletvekillerini, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum" diyerek başladı.

Cemil Çiçek, 93 yıl önce burada toplanan milletvekillerinin sağlam temeller üzerine kurduğu Türkiye'nin, her geçen gün gelişip güçlendiğini belirterek, "Dönemin zor şartlarında vatan sevgisiyle koşup buraya gelen milletvekillerinin bağımsızlık mücadelemizde gösterdikleri ruh bizim için daime yol göstericidir. Dönemin zor şartlarında vatanperverlikle, ideal ve heyecanlarıyla bu çatı altında toplanan Meclis'in kahraman üyeleri, hepimizin gönlünde unutulmaz bir yer edinmiştir" diye konuştu.

TBMM Başkanı Çiçek, 23 Nisan 1920'nin, milletin istiklali ve de istikbalinin ancak milletin azim ve kararıyla sağlanacağının tüm dünyaya ilan edildiği kutlu ve mutlu bir gün olduğunu vurgulayarak, ''İşgal altındaki bir devletin istiklal bayrağı bugün göndere çekilmiştir" dedi.

Ulus'taki mütevazi binada kesilen kurbanlar, edilen dualar ve dökülen gözyaşlarıyla Meclis'in bugün açıldığını anımsatan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''O gün Meclisi açan Sinop milletvekili Şerif Bey 'Bu yüce Meclis'in en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin tam bağımsızlığını ve varlığını bizzat ele alıp yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum' diyerek, Meclisimiz çalışmalarına başlamıştır.

İlerde Cumhuriyete ve demokrasiye giden yolda en önemli adım atılmıştır. Meclisimiz imparatorluğun yıkıntılarından, kurum ve kuruluşlarıyla çağdaş bir devlet çıkarmıştır.

Bu büyük millet önce Meclisini toplamış, iradesini ortaya koymuş, büyük zorluklar ve sıkıntılar içerisinde milli mücadeleyi yönetmiş, istilacılara ve işgalcilere karşı bu mücadeleyle üzerinde oynanmak istenen ve uygulamaya konulmuş bulunan emperyalist oyunu bozmuş, son haçlı seferine 'dur' demiştir.

Türk Milleti, varlığını ve birliğini korumak için çareyi yine kendisinde bulmuştur. O yüzden bu Meclis Gazi Meclis'tir, şanlı Meclis'tir. Son ve ebedi devletimizi kuran Meclis'tir. Milletimizin ve Cumhuriyetimizin çare kapısıdır. Aynı zamanda, kurucu Meclis'tir. Meclis'in iradesi, milletin iradesidir. Herkes bunu böyle bilmeli, böyle anlamalı, kanun ya da karar olarak ortaya koyduğu iradeyi ona göre uygulamalıdır.

TBMM, o günden bugüne, 93 yıllık süreçte, her zaman tarihi sorumluluğunun bilinci ve gayreti içerisinde, Türk Milleti'nin medeniyet yürüyüşünde ve sorunlarının çözümünde en önde görev ifa etmiştir. Gücünü ve yetkisini milletten alan Meclisimizin tarihi, aynı zamanda devletimizin de tarihidir."

Çiçek, 23 Nisan'ın "istiklalin ve istikbalin adı" olduğunu dile getirerek, 23 Nisan'ın amacının özgürlük ve bağımsızlık; hedefinin, ileri, çağdaş, gelişmiş, demokratik bir ülke meydana getirmek olduğunu kaydetti.

"Bizler milletvekilleri olarak, 23 Nisan'ın ruhunu, amacını ve hedefini canlı tutmalı, kazanımlarına sahip çıkmalıyız" ifadesini kullanan Çiçek, "Esasen Cumhuriyetin ve demokrasinin gücü buradan gelmekte, can suyunu milletin iradesinden almaktadır. Bu sebepten dolayı milli iradenin üstünlüğü bizim için devredilemez ve vazgeçilemezdir. Cumhuriyetin, demokrasinin ve 23 Nisan ruhunun ne kadar hayati önemde olduğunu, bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelerden sonra şimdi çok daha iyi anlıyor ve bu değerleri bize kazandıranları şükranla anıyoruz" diye konuştu. Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hayat ileriye doğru yaşanıyor ama geriye bakınca anlaşılıyor. Bizler geçmişten ders alarak geleceğimizi inşa etmek zorundayız. Böyle bir sorumluluk omuzlarımızdadır. O sebepledir ki milli egemenliği güçlendirmek, ülkemizi geliştirmek ve Türkiye Cumhuriyeti'ni modern devletler safında en güçlü yere oturtmak, bizim en başta gelen görevimizdir. Milletvekilleri olarak bu ideal, boynumuza borçtur.

Türkiye, bu ulvi hedefe ulaşabilmek için kardeşliğini daha da derinleştirerek, birlik ve beraberliğini ebediyen sürdürecektir. Çünkü, Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Ortadoğu'da, Yemen'de, Fizan'da, Çanakkale'de, istiklal ve bağımsızlık mücadelemizde birlikte kan verdik, can verdik, gözyaşı döktük. Acımız, hüznümüz, sonuçta sevincimiz birbirine karıştı.

Bir olduğumuz zaman iri de olduk, diri de olduk. Unutmayalım ki kuvvet birliktedir, dirlik de birliktedir. Ayrılığı ve ayrımcılığı reddedip, birliği ve kardeşliği savunacağız. Birlikte rahmet olduğu inancını daima diri tutacağız. Gönül köprülerimizi güçlendirip, Yunus'un dediği gibi gönüller yapmanın mücadelesini vereceğiz. Bin bin yıldır bu topraklarda inşa ettiğimiz kültürün ve muhteşem medeniyetimizin özü budur. Ülkemizin karşılaştığı her sorunun üstesinden bu ruh ve inançla galip geleceğiz. Tarihimiz daima bize ışık tutacak, yolumuzu aydınlatacaktır. Kurucu iradenin belirlediği ideallerden, güçlü bir ülke heyecanından vazgeçmeyeceğiz. 93 yıl önce buradan ayağa kalkan millet, var olmaya, hem de en güçlü şekilde var olmaya devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır."

"Sadece sorunları konuşarak siyaset yapılamayız, sorunlara çözüm üretmenin asli görev, varlık sebebimizdir" diyen Çiçek, çözüm üretmeyen siyasetin kendisini tartışılır kılacağını kaydetti.

Dünyanın hızla değiştiğini, hayatın her alanında, siyasetten ekonomiye, dış ilişkilere, üretim ilişkilerine, teknolojik gelişmelere kadar kökten, dipten derin bir değişim yaşandığını belirten Çiçek, Türkiye'ni de bu değişimin dışında olmadığını ve dışında kalamayacağını söyledi.

Bu değişimi ve dönüşümü doğru anlamak, gereğini yapmak için tarihi, kültürel tecrübeye sahip olunduğunu dile getiren Çiçek, "Büyük potansiyelimiz bulunmaktadır. Bu potansiyeli dinamik hale getirmek ve iyi kullanmak hepimizin görevidir. Türkiye'yi çağdaş dünyanın ve muasır medeniyetin gerisinde bırakamayız. Bu da başka bir görevimizdir. Büyük Atatürk'ün biz de vasiyetidir" diye konuştu. Çiçek, şöyle devam etti:

"Ülkemizin bir çok sorunu vardır. İnsanın ve toplumun olduğu yerlerde sorunların olması kaçınılmazdır.

Sorunlara çözüm üretmek siyasetin gerekçesidir. Bilim ve akıl çözümün yöntemini sunar, demokrasi buna uygun zeminler hazırlar. Tartışma ve diyalog zeminini tahrip etmeden, konuşarak, uygarca tartışarak üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur; bulamayacağımız çözüm de yoktur.

İlk Meclis'in tutanakları, tartışmaları, o tartışmalara egemen olan üslup, ruh ve iklim bize çok şey öğretmelidir. Bugün bu iklime, barışa, kucaklaşmaya, sağduyuya ve hassasiyetlere ihtiyacımızın olduğu açıktır. Bu ihtiyacı en evvel TBMM'de gidermeli ve milletimize saygı duyulan örnekler ortaya koymalıyız. Bu kutsal çatının saygınlığını ve işlerliğini korumak hepimizin sorumluluğundadır. Çünkü Meclis demek gelecek demektir, milletin geleceğine yön vermektir. 93 yıldır bunu yapmaya çalışıyoruz.

İyi bir gelecek için bu dönem başarmak zorunda olduğumuz bir konumuz, bir sorunumuz ve bir görevimiz vardır. O da yeni bir Anayasa yapmaktır. Mevcut Anayasa'nın bize artık dar geldiği, toplumun tüm kesimlerince yıllardır söylenmektedir. Daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha özgürlükçü bir Anayasa'da birey, toplum, devlet ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtmuş, uzlaşıyla hazırlanmış yeni bir toplumsal sözleşme, ortak geleceğimize yönelik bir mutabakat, milletimizin en başta gelen talep ve beklentisidir. Bu talep bugün itibariyle bir zarurettir. Bunu görmeliyiz. Bu işi geciktiremeyiz, savsaklayamayız. Bitmez tükenmez, halkımızı canından bezdiren siyasi kavgaların konusu yapamayız. Yeni suçlamaların objesi haline getiremeyiz. Unutmayalım ki Meclis'in görevi temennide bulunmak değil, milletin bu en önemli özlem ve beklentisini hayata geçirmektir.

Bir diğer husus da çıkardığımız yasalarla ilgili durumdur. Her hafta gecenin geç saatlerine kadar çalışıp yasalar çıkarıyoruz. Ülkemizin sorunlarına yasa çıkararak varolanları günün ihtiyaçlarına göre değiştirerek çözüm bulmaya çalışıyoruz. Yasa çıkarmak yetmiyor, mühim olan, kanun koyucunun iradesine uygun olarak bunların yorumlanması ve uygulanmasıdır. Bu noktada bazı sıkıntılar yaşadığımız ortadadır. Özellikle uygulamadaki farklılıklar ve bunların ortaya çıkardığı mağduriyetler bugün en önemli sorunumuzdur. Bu sıkıntıları gidermek için tekrar yeni yasalar, yeni paketler çıkarıyoruz ya da toplumu yeni beklentiler içerisine sokuyoruz.

Bizim yasama organı olarak beklentimiz; açıkça ortaya koyduğumuz irademizin iyi anlaşılması, uygulamaların ona göre yapılması, mağduriyetlerin muhakkak giderilmesi, bu yöndeki beklentilerin yeni yasal düzenlemelerle değil, özgürlükçü, anayasanın 90. maddesine göre ve altına imza koyduğumuz uluslararası sözleşmelerin ruhuna uygun olarak içtihatlarla giderilmesidir. Çağdaş hukuk anlayışı bunu gerektirir. Aksine uygulamalar, bize siyasi, sosyal, güvenlik, temsil, uzun tutukluluk ve uzun yargılamalar gibi içinden çıkmakta zorlandığımız birçok sorunu gündeme taşımaktadır."

TBMM Başkanı Cemil çiçek, 23 Nisan'ın aynı zamanda çocuk bayramı olduğunu anımsatarak, TBMM Başkanı olarak, 23 Nisan gününü Çocuk bayramı olarak ilan eden bir ülkede yaşıyor olmaktan gurur duyduğunu söyledi.

Bugün nasıl dünden daha iyiyse, yarının da bugünden daha iyi olacağını ifade eden Çiçek, ''Bunu bu günün çocukları başaracaktır. Daha demokrat, daha özgür bireyler olarak yetişen çocuklarımızın Türkiye'yi ulaştıracakları seviyenin hayallerimizin de ötesinde olacağına inanıyorum. Yeter ki bizler onlara daha demokratik ve daha yönetilebilir bir ülke bırakalım" diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Denizli'de bir şehit annesinin kendisini ziyaret edenlere, "Keşke bu süreç 6 ay önce başlasaydı da Vedat'ım da şehit olmasaydı, yanımda olsaydı" dediğini belirterek, "Şehit Vedat'ı geri getiremeyiz ama başka Vedat'ların, başka ana kuzularının zamansız toprağa düşmesini engelleyebiliriz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nun, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel birleşiminde konuşan Erdoğan, kürsüye, ikisi Anadolu Ajansı'nın yayınladığı ''Kurtuluş Savaşı'nın Çocuk Kahramanları'' fotoğraflarından olmak üzere 3 fotoğrafla geldi.

TBMM'nin 93. kuruluş yıl dönümünü, Türkiye'nin ve dünyanın tüm çocuklarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Erdoğan, "TBMM'nin ilk Başkanı olan Gazi Mustafa Kemal'i, Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare eden ilk Meclis'teki tüm milletvekillerini bu vesileyle bir kez daha rahmetle ve minnetle yad ediyorum. 23 Nisan 1920'den bugüne kadar, TBMM çatısı altında millet için hizmet üretmiş tüm parlamenterlerimize ülkemiz ve milletimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Hayatta olanlara sağlık ve afiyet temenni ediyor, ahirete irtihal etmiş olanlara Allah'tan özellikle rahmet niyaz ediyorum" dedi.

Erdoğan, TBMM'nin 23 Nisan 1920 Cuma Günü, Ankara'da Hacı Bayram Veli Camisi'nde kılınan Cuma namazının ardından Kur'an tilavetleriyle, salavat-ı şerifelerle, dualarla, buhari-i şerif'lerle açıldığını ifada ederek, Türkiye'nin her yerinden gelen; bütün renkleriyle, bütün farklılıklarıyla aynı ortak gaye etrafında toplanan mebuslar, derin bir huşu ve büyük bir heyecan içinde Meclis'te ilk toplantılarını gerçekleştirdiler'' diye konuştu.

Bu anlamlı gün dolayısıyla, kısa bir süre önce bazıları ilk kez olarak yayınlanan birkaç fotoğrafı göstermek istediğini belirten Erdoğan, gösterdiği 3 fotoğrafla ilgili şunları söyledi:

"Bu ilk fotoğrafta Gazi Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Latife Hanım, Cumhuriyetimizin kuruluşunun hemen öncesinde çocuklarla sohbet ediyorlar ve bu çocuklarımızın kuruluştaki yerine göstermesi bakımından çok büyük öneme haiz. Onun için bu fotoğrafı getirmeyi ve göstermeyi görev telaki ettim. Bir başka fotoğraf; o da yine Kurtuluş Savaşı yıllarında bir grup çocuk, umutla Gazi Mustafa Kemal'i bekliyorlar. Fakat bu çocukların giyimi, kuşamı, şöyle yalın ayak tablolarına baktığımız zaman nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından da çok büyük öneme haiz. Evet bu da işte Meclisimizin açıldığı gün....Ve yine o gün Gazi Mustafa Kemal'i ve gelecek heyeti karşılamak üzere bekleyen çocuklar, sancakla beraber TBMM'nin önünde o kutlu anı yaşamak üzere bekliyorlar."

Erdoğan, TBMM'nin, çocuklarla birlikte ve en çok da çocuklar için açıldığını belirterek, Kurtuluş Savaşı'nın çocuklar için verildiğini, Cumhuriyet'in, 29 Ekim 1923'te en çok da çocuklar için ilan edildiğini söyledi. "Bakınız değerli milletvekilleri... Türkiye, 23 Nisan 1920'ye ve 29 Ekim 1923'e gerçekten çok zor şartlar altında ulaşmıştı" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Balkan Savaşları'ndan başlayarak, Mağrip'te, Çanakkale'de, Hicaz'da, Kanal'da, Kafkas Cephesi'nde yüzbinlerce Mehmet şehitlik mertebesine yücelmişti. Şehit olan askerlerimizin önemli bir bölümü, evli ve çocuk sahibiydi. Şuna hiç şüphe yok ki 'tertemiz alnından vurulmuş, uzanmış yatan' o Mehmetler, girecekleri gül bahçesini, kendilerine gülümseyen melekleri gördükleri kadar; köylerinde, evlerinde, doya doya koklayamadıkları çocuklarının hayalini de görüyor ve tebessüm ediyorlardı. Mehmetçiği bu denli kahramanlaştıran, göğüslerindeki imanlarıyla birlikte, geride bıraktıkları çocukları, o çocuklara miras bıraktıkları şan ve şerefti. Onlar, vatanları için seve seve can verdiler. Onlar, bayrakları için kahramanca savaştılar. Ama onlar, en çok da geride bıraktıkları çocukları için Türkiye'nin tüm çocukları için adeta düğüne gider gibi savaşa gittiler, adeta sevgiliye kavuşur gibi şehadet mertebesine ulaştılar. Bizim tarih boyunca bütün şehitlerimiz; Kurtuluş Savaşı şehitlerimiz, Cumhuriyet dönemindeki şehitlerimiz, terörle mücadele şehitlerimiz, vatanın bağımsızlığı için ay yıldızlı bayrağın şerefi için bu topraklarda ezan-ı Muhammedi'nin ebediyen okunabilmesi için ama en çok da çocukları için çocuklarımız için tereddütsüz canlarından vazgeçtiler. Evet... Tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi, bugün de TBMM her şeyden ve herkesten daha çok çocuklar için vardır, çocuklarımız için vardır. Bütün gayemiz, bütün hedefimiz, bütün çabamız, kendimizden önce çocuklarımız için daha yaşanabilir, daha müreffeh, daha huzurlu ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmektir."

Maziyi değiştirme gücüne sahip olmadıklarını ama istikbali şekillendirme gücüne sahip olduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yetim kalmış çocuklara babalarını iade edecek bir kudretimiz yok ancak daha fazla çocuğun yetim kalmasını engelleyecek iradeye sahibiz. Bizim yaşadıklarımızı çocuklarımızın da torunlarımızın da yaşamasını önleyecek birikime, tecrübeye, imkana ziyadesiyle sahibiz. Şehitlerimiz, çocuklar için canlarını hiç tereddüt etmeden ortaya koydular. İşte bu Meclis, kuruluş yıl dönümü çocuk bayramı olarak kutlanan bu Gazi Meclis, milletin tüm fertleriyle birlikte özellikle Türkiye'nin çocuklarına, yani istikbale dair yine ve yeni bir ufuk çizmek zorundadır. Bu Meclis'in, bugün de Türkiye'nin çocuklarına söyleyecek sözü, onlara gösterecek hedefi, onlara verecek umudu olmalıdır.

Bu güzel ülkenin güzel çocukları inanın her şeyin en iyisini ziyadesiyle hak ediyorlar. Bu ülkenin çocukları, en kaliteli, en yaygın, en modern eğitimi hak ediyorlar. Bu güzel ülkenin çocukları, cıvıl cıvıl oynayacakları şehirleri, güvenli sokakları, huzurlu evleri fazlasıyla hak ediyorlar. Türkiye'nin tüm çocukları, refah ve istikrar içinde büyüyecekleri, dayanışma ve kardeşlik içinde büyütecekleri bir vatanı çok ama çok fazlasıyla hak ediyorlar. İnanın bu ülkenin tüm çocukları, anne ve babalarıyla büyümeyi, her akşam anne, babaları ve kardeşleriyle sofraya oturmayı, her akşam babalarını doyasıya kucaklamayı hak ediyorlar. Her biri şehit evladı olan, her biri şehit torunu olan bu ülkenin çocukları; onurla, gururla, şerefle yaşamayı, ülkesiyle, vatanıyla, bayrağıyla, milletinin büyüklüğüyle gururlanmayı elbette hak ediyorlar."

Başbakan Erdoğan, ilk Meclis'in 23 Nisan 1920'de milli egemenliği tesis ederek çocuklara hediye ettiğini söyledi.

İlk Meclis'in tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, tek bir Türkiye fotoğrafı teşkil ederek, çocuklara yeni bir millet kavramını, onunla birlikte güçlenmiş bir kardeşliği hediye ettiklerini belirten Erdoğan, "Biz sorunlar içinde büyüdük ama çocuklarımıza sorunlarını çözmüş ya da çözüm yoluna koymuş bir Türkiye emanet etmek boynumuzun borcudur" dedi.

"Biz, müdahale anayasalarıyla büyüdük ama çocuklarımıza, demokratik, katılımcı, özgürlükçü, herkesi kucaklayan bir Anayasa teslim etmek, bizim de bu Meclisimizin de boynumuzun borcudur" diyen Erdoğan, "Biz acılarla büyüdük. Biz, terörün kararttığı hayatlara, terörün söndürdüğü ocaklara gözyaşı dökerek büyüdük. Ama şimdi, çocuklarımıza, güvenle yaşayacakları, kardeşçe yaşayacakları, birbirlerine silah doğrultarak değil, birbirleriyle kucaklaşarak yaşayacakları bir vatan teslim etmek hepimizin boynumuzun borcudur" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Denizli'de bir şehit annesinin kendisini ziyaret edenlere, "Keşke bu süreç 6 ay önce başlasaydı da Vedat'ım da şehit olmasaydı, yanımda olsaydı" dediğini kaydederek, "Şehit Vedat'ı geri getiremeyiz ama şunu biliniz ki başka Vedat'ların, başka fidanların, başka ana kuzularının zamansız toprağa düşmesini engelleyebiliriz" dedi.

"Tek başımıza da kalsak, yalnız da bırakılsak, daha aydınlık bir Türkiye imar etmek için biz bu mücadeleye devam edeceğiz, yeni Vedat'lar şehit olmasın diye" ifadesini kullanan Erdoğan, şehitlerin muazzez ruhunu incitmeden, şehit analarını rencide etmeden, birliği, bütünlüğü, kardeşliği tıpkı şehitler gibi muhafaza etmeye ve yüceltmeye devam edeceklerini vurguladı.

Erdoğan, "23 Nisan 1920 ruhuyla, o anlayışla, o kardeşlikle ilerlemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit ve gazilerimizi, bu Meclis'te görev yapmış bütün siyasetçilerimizi şükranla yad ediyorum" dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***