2009-06-02 - 13:35
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada ''Biz bir yasa tasarısı hazırladık, her nasıl olduysa, birden bire ihale İsrail'e gitti, ihaleyi İsrailliler aldı Bunu neye dayanarak söylüyorsun? 'Adrese teslim bir ihale' diyorsun. Neye göre bunu söylüyorsun? Neresinde bunun İsrail yatıyor? Neresinde İsrail'e yönelik bir atıf var? 'Efendim, dünyada bu işi İsrail'den başka yapan yok...' OSTİM'e gidersen var mı yok mu görürsün'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
AK Parti'nin siyasi tarihte ilklerin partisi olduğunu belirtti. AK Parti'nin öncü ve değişimci,
ezberleri bozan, statükoyu zorlayan, dar kalıpları, dar sınırları aşma gayretinde olan
bir parti olduğunu anlatan Erdoğan, şunları söyledi: "Nitekim, 6,5 yıldır girdiğimiz 4 seçimden 1. parti olarak çıktık. Bu
yönüyle de siyasi tarihimizde bir ilkin altına imzasını atmış bir partiyiz. 18
Kasım 2002'de iktidarı devraldığımızda, nasıl bir heyecan içindeysek, nasıl bir
coşku içindeysek, millete hizmet noktasında nasıl bir aşk ve sevda içindeysek
bugün de bu duygularımızı eksiltmeden tam tersine çoğaltarak, kararlılık içinde
geleceğe doğru yürüyoruz. Bu hareket, bu parti, bu teşkilat 6,5 yılda Türkiye'ye çok değerli
hizmetler kazandırdı. İnanıyorum ki daha nice yıllar ülkemize ve milletimize
hizmet bahtiyarlığını omuzlarımızda taşıyacak nice eserleri milletimizle
buluşturacağız. Biz, 6,5 yıl boyunca her konuda çözümden yana olduk. Bazı sorunların
mutlak bir çözüm yolu olmayabilir. Tek bir çözüm yöntemi bulunmayabilir. Ancak,
önemli olan, çözüm süreçlerini başlatmak, samimiyetle gayret göstermektir. Biz,
hiçbir zaman sorunlara gözümüzü yummadık. Çözüm süreçlerini provoke etmek,
baltalamak isteyenlere karşı herkese düşen; sağduyuyu, basireti ortaya koymaktır.
Bunun gayreti içinde olacağız. Biz diyoruz ki herkes, sorunun değil, çözümün bir
parçası haline gelmek, çözüm süreçlerine katkıda bulunmak, sorumluluk duygusuyla
hareket etmek durumundadır. Önemli olan, karanlığa yumruk sallamak değil,
aydınlık için bir mum yakmaktır.''

MUHALEFETİN TUTUMU

Başbakan Erdoğan, Muhalefetin, Türkiye'nin meselelerinde iktidar kadar çözüm arzulaması,
süreçlere yapıcı bir katkıda bulunması gerektiğini kaydeden Erdoğan,
''Yöntemler konusunda farklı düşünebilir, bu anlaşılabilir. Ama
çözümsüzlüğü, bir çözüm olarak benimseyen muhalefet, bu anlayışıyla Türkiye'nin
hiçbir yere gidemeyeceği noktasında, gayret gösteren bir anlayışın temsilcisi
olur'' dedi. Türkiye'nin her meselesinde çözümsüzlüğü savunmanın, değişime,
dönüşüme, atılama yönelik her konuda statükodan yana tavır almanın, en küçük
meseleden en büyük meseleye kadar her konuda ayak diretmek ve kuru hamaset
yapmanın muhalefete prim sağlamayacağını anlatan Erdoğan, bunun Türkiye'ye de
hiçbir şey kazandırmayacağını ifade etti.

MAYINLI ARAZİLER

Erdoğan, ''Dikkat ediniz; 6,5 yıldır hangi meseleye el attıysak,
karşımıza hamaset çıktı. Karşımıza, yıldırmaya, vazgeçirmeye dönük bir muhalefet
çıktı. 6,5 yıl boyunca Türkiye'nin meseleleriyle birlikte sadece 'istemezük'
diyen ama ne istediği belli olmayan bir muhalefetle de mücadele etmek zorunda
kaldık'' diye konuştu. Aynı tavrın bugün de mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili yasa
tasarısının görüşmelerinde yeniden uygulandığını ifade eden Erdoğan, bu konunun
hassasiyetine dikkati çekti. ''Bu denli izan, insaf dışı yaklaşımla, kanun
tasarısının gündemde tutulduğunu'' belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tasarı Meclis Genel Kuruluna geldiği andan itibaren muhalefetin
provokatif tavrı ve tavra bazı köşe yazarları tarafından verilen destek, konuyu
çok farklı boyutlara çekmiştir. Konfüçyüs'un bir sözü var: Bilgi sahibi olmadan
fikir sahibi olmak tehlikelidir... TBMM Genel Kurulunda görüşülen yasa tasarısı, tam 6 maddeden oluşuyor.
Herhalde bir sayfalık bir şey. Ancak, ne hikmetse bu tasarıyı, etrafında
fırtınalar koparılırken muhalefet temsilcilerinin ya da bu konuda kalem oynatan
yazarların tenezzül edip, zahmet edip bu bir sayfalık metni okumamış olması son
derece anlamlıdır. Okumuyorsunuz, hiç olmazsa bu tasarıyı getirenlerle bir
konuşun. Köşe yazarısınız veya milletvekilisiniz, 'burada ne demek istedi?' Yasa
tasarısını okuyup anlamayı bir kenara bırakın, kulaktan dolma iddialarla,
dedikodularla adeta hayaller kurarak, komplo teorileri üreterek, meseleyi hiç
olmadık noktalara taşıdılar. Niyet okuyuculuğu, ağır bir iftira ve karalamaya
dönüşmüştür. Bir süre sonra kendileri dahi inanır hale geldiler.

Biz bir yasa tasarısı hazırladık. Her nasıl olduysa, birden bire ihale
İsrail'e gitti. İhaleyi İsrailliler aldı (!) Bunu neye dayanarak söylüyorsun?
İhale yapılmadan nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin? 'Adrese teslim bir ihale'
diyorsun. Neye göre bunu söylüyorsun? Bu bir sayfalık metnin neresinde adrese
teslim? İhale, herkese açık olan bir uygulamadır. Ama anlıyorum ki bu adamların
hayatında yaptıkları bir ihale bile yok. Görünen bu. Bunlar ihale nedir
bilmiyorlar. Kamu İhale Kanunu nedir bilmiyorlar. Kaldı ki bugüne kadar bizim
iktidarımız her ihalesiyi şeffaf yapmıştır, medya huzurunda yapmıştır. Bizim bu
noktada en ufak bir sıkıntımız yok. Neye dayanarak söylüyorsun? Neresinde bunun
İsrail yatıyor? Neresinde İsrail'e yönelik bir atıf var? 'Efendim, dünyada bu işi
İsrail'den başka yapan yok.' OSTİM'e gidersen var mı yok mu görürsün.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Tasarı, ülkemiz için en küçük bir güvenlik
zafiyeti doğurmayacak, hiçbir şekilde ülkemizin çıkarlarını zedelemeyecek, bu
noktada tartışmaya dahi mahal vermeyecek bir tasarıdır. Bu tasarının önünde,
arkasında, içinde, dışında, belirlenmiş, hedeflenmiş, tasarlanmış hiçbir şirket
ve ülke yoktur'' dedi.

Erdoğan, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili yasa tasarısıyla ilgili görüşlerini açıkladı.
Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının sürecin her an içinde olduğunu belirten Erdoğan,
''Acaba bunu anamuhalefet ve diğerleri biliyor mu?'' diye sordu.

Bölgedeki mayınların tamamı temizlendikten sonra, belli bir genişlikteki
alanın, tamamıyla Silahlı Kuvvetlerin aynı şekilde tasarrufu ve güvenliği altında
olacağına işaret eden Erdoğan, buranın fiziki güvenliğe tahsis edileceğini,
sınırın yine denetim ve gözetim altında tutulacağını, hiçbir seçeneğin
uygulanamaması halinde yap-işlet-devlet modeliyle kiralansa bile yabancıların
buraya ellerini kollarını sallayarak giremeyeceğini, istedikleri gibi faaliyet
yürütemeyeceklerini, hepsinin bir kontrol mekanizması olduğunu vurguladı.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ne yazık ki bu tasarı, iki haftadır tartışılmasına rağmen ortaya hiçbir
alternatif de konulmuş değil. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes aklına ilk
geleni söylüyor ve herkesin uçuk kaçık fikirleri ortada. Ama ayağı yere basan,
çözüm getiren tek bir öneri bile serf edilmiş değil. Kahve köşelerinde
konuşuluyor; 'Mayınların üzerine taş atalım, patlatalım', affedersiniz 'Koyun,
eşek sürüsüyle mayınları temizleyelim' diyenler de var. Muhalefetin şu andaki
zihinsel durumu bu. Bir kaç gün sonra bakarsınız bu öneriler çözüm olarak
gazetelerde yer alır. 'Hakikaten ya, niye oralara mayın eşekleri göndermiyoruz?'
diyenler var. Muhalefet ve onun değirmenine su taşıyan gazeteciler, bilerek ya da
bilmeyerek böyle ciddi bir konuyu sulandırıyorlar. 'Ben yaparım, şu yapsın, bu
yapsın' diye ortaya çıkanlar var. Bakıyorsunuz, bir emekli yarbay çıkıyor, 'bana
iki tabur versinler, ben bu işi çözerim' diyor. Sen bir defa haddini bil, artık
emekli oldun git bir kenarda dur. Bu ülkenin bir Genelkurmay Başkanı var, kuvvet
komutanları var. Biz onlarla konuşuyoruz, önerilerini alıyoruz. Sana ne oluyor
ya, otur oturduğun yerde. Bunlar da emekli olduktan sonra konuşmaya
başlıyorlar...

Eğer bu kadar kolaysa, yapabiliyorsa ihaleye girerler, ya da bu işi çok
iyi biliyorsa bir özel firmanın yanında danışmanlık görevi alır, iki taburdan
fazla adamı da dışarıdan bulabilir sivillerden, onlarla beraber bu işi
yapabilirsin. Bedeli karşılığında yaparsın... Yani, bedeli neyse onu da öderiz.
Açık söylüyorum, son derece de mutlu oluruz. Biz, hiç kimsenin bu işe girmesinden
rahatsız değiliz.

Bakıyorsun, 'Burası iki Kıbrıs adası büyüklüğünde' diyenler var. Bunlar
ya sayı saymayı bilmiyorlar ya da ciddi bir göz rahatsızlığına sahipler. Şurası
da son derece önemli; tasarının müzakereleri sırasında bize yönelik eleştirilerin
yanında, devletin kurumlarının vahim bir ayrımcılığa tabi tutulduğu da müşahede
ettik. Çok yazık... Yani, 'şu kurum vatanseverdir, bu kurum vatanı satar, şuna
güvenilir, buna güvenilmez.' Bu süreç, ak ile karanın bir kez daha deşifre
edildiği süreç oldu. Millet iradesinin, milli egemenliğin, demokrasinin, bazı
zihinlerde nasıl bir karşılık bulduğu, ne anlama geldiği ya da ne anlam bulduğu,
bu süreçte bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bu tasarı, tartışmasız şekilde, inşallah ülkemizin menfaatine olan,
milletimizin çıkarlarıyla örtüşen, Türkiye'ye toprak kazandıracak bir tasarıdır.
Bu tasarı, ülkemiz için en küçük bir güvenlik zafiyeti doğurmayacak, hiçbir
şekilde ülkemizin çıkarlarını zedelemeyecek, bu noktada tartışmaya dahi mahal
vermeyecek bir tasarıdır. Bu tasarının önünde, arkasında, içinde, dışında,
belirlenmiş, hedeflenmiş, tasarlanmış hiçbir şirket ve ülke yoktur.''

''KAMUOYUNA ANLATIN''

Tarım arazilerinin kiralanması karşılığında mayınların temizlenmesinin
tasarıda üçüncü ve son seçenek olarak belirtildiğine dikkati çeken Erdoğan,
''Birinci ve ikinci seçeneği atlayarak; doğrudan üçüncü seçeneği tartışma konusu
yapmak, eğer bilgisizlikten ve tasarıyı okumamaktan kaynaklanmıyorsa, tamamen bir
art niyet ürünüdür'' dedi.

Erdoğan, muhalefetin son dört seçimde kaybetmiş olmanın verdiği
umutsuzlukla her türlü meseleyi tahrik vesilesi olarak gördüğünü belirterek,
Türkiye'nin en küçük sorunundan en büyük sorununa kadar çözmek için kolları
sıvadıkları anda muhalefetin meseleyi kilitlemenin gayreti içine girdiğini
söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Çözüm üretemeyenler, sorun üretmek noktasında büyük
beceri sarfediyorlar. Mayınların temizlenmesi konusunda ortaya çıkan reaksiyon,
29 Mart seçimleri sonrasında muhalefetin nasıl bir siyaset tarzı izleyeceğinin
ilk işaretidir. 6.5 yıl boyunca yaptığımız gibi her türlü engel ve engellemeye
rağmen soğukkanlılıkla, sağduyuyla hareket edeceğiz, tahriklere asla prim
vermeyeceğiz'' diye konuştu.

Milletvekillerine seslenen Erdoğan, tasarıyla ilgili gerçekleri
kamuoyuyla paylaşmalarını istedi. ''Haklı olduğumuz bu konuyu tüm boyutlarıyla kamuoyuna anlatın.
Muhalefetin nasıl bir paranoya içinde olduğunu, nasıl bir hayal dünyasında
gezindiğini, iddialarının ne kadar asılsız olduğunu, eleştirilerinin ne denli
ölçüsüz bir kampanyayla paralel yürütüldüğünü, en hassas olduğumuz noktalarda
hedef alındığımızı ifade edin. AK Parti'ye karşı, AK Parti iktidarına karşı
insafsız ve ölçüsüz bir kampanyanın sürdürüldüğünü anlatın.

Bu milletin hassasiyetleri, bizim hassasiyetimizdir. Biz 6,5 yıl boyunca
millete rağmen, hiçbir kararın altına imza atmadık. Bundan sonra da asla
atmayacağız. Ülkenin çıkarları üzerinde bir mesele tanımıyoruz, ülkenin
menfaatleri üzerinde bir menfaat asla tanımıyoruz. Bizden aksini bekleyenler,
ebediyen beyhude beklerler.''

Yeni haftaya girerken attıkları bu adımda bir an önce sonuca varıp,
müşterek olarak devletin kurum ve kuruluşları dayanışma içinde süreci
sürdüreceğini anlatan Erdoğan, bunda kimsenin endişe ve şüphesi olmaması
gerektiğini söyledi. Erdoğan, Meclis çalışmalarında grubuna başarılar dileyerek,
''Allah yar ve yardımcınız olsun'' dileğinde bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mayın temizleme tasarısının,
mayın temizleme işini doğrudan İsrail'e ya da İsrailli firmalara ihale ettiğini iddia edenlere,
''İsrail'i, İsrailli firmaları bu yasa tasarısının neresinden çıkardınız, bu sonuca nereden
vardınız?'' diye sordu.

Erdoğan, muhalefetin, mayın temizleme konusunda, iktidarı karaladığını ve iftira attığını
öne sürerek, ''Muhalefet, bu konuda 'milletin yaklaşımını biz nasıl lehimize
çeviririz de iktidar partisini karalarız' diye düşünüyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''(Topraklarımız İsrail'e verildi, vatan bölündü,
vatana ihanet edildi, hudut delindi, sınırlarımıza yabancılar gelip yerleşti, en
verimli topraklarımız peşkeş çekildi, sınırımızda yabancılar gezip tozmaya, gizli
faaliyetler yapmaya başladılar. Güvenliğimiz, geleceğimiz, huzurumuz her şey
birden bire buharlaşıverdi...) Öncelikle bu sınırsız muhayyileye sahip oldukları
için muhalefeti alkışlıyorum, tebrik ediyorum. Bu ne muhayyile?'' diye konuştu.

Muhalefetin bu sınırsız hayal gücünü memleketin hayrına değil de komplo
teorileri üreterek ziyan etmesi nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu ifade eden
Erdoğan, bu yasa tasarısı üzerinde, AK Parti olarak çok ağır ithamlara maruz
kaldıklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurulu kürsüsünden, televizyon
ekranlarından ve gazete sayfalarından kendilerine yönelik olarak ağza alınmayacak
iddialar ve ithamlar söylendiğini kaydetti.

''SEÇENEKLERİ ARTIRIYORUZ''

Erdoğan, şunları söyledi:

''Bu tasarının, mayın temizleme işini doğrudan İsrail'e ya da İsrailli
firmalara ihale ettiğini, yabancıların gelip bizim sınırımıza yerleşeceğini ve
bunun da vatana ihanet olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler. Şimdi ben
buradan, bu iddiaları dile getirenlere açık açık söylüyorum: Siz, bu yasa
tasarısını okudunuz mu, okuduysanız anladınız mı? İsrail'i, İsrailli firmaları bu
yasa tasarısının neresinden çıkardınız, bu sonuca nereden vardınız? Evet
soruyorum; bu tasarının neresinde İsrail ve İsrail'li firmalar var? Kaldı ki onay
makamı bir şeyi onaylamadan sen nasıl olur da kalkar, 'İsrail'li firma buradadır'
dersin. Burada geçen hafta görüşülen tasarının ilgili kısmını (madde 2, 1. fıkra)
bir kez daha okuyorum: 'Mayın temizleme işi öncelikle 4 Ocak 2002 tarih ve 4734
sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca hizmet satın almak
suretiyle yaptırılır. Bu usulle yaptırılamaması halinde tarımsal faaliyetlerde
kullandırılması karşılığında, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene
ihale edilmek suretiyle yaptırılır.' Bunun neresinde İsrail, İsrailli firmalar,
44-49 yıl var? Burada tavan söylenmiştir. Ama 'bunu nereye kadar indirirse, en
fazla indirene verilir' kaydı var. Yani bu da nedir, yıldır. Çünkü,
yap-işlet-devretteki anlayış budur.

Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre, hizmet satın almak
yöntemiyle bu işi yaptıracak. Eğer, bu mümkün olmazsa, altını çizerek bir kez
daha ifade ediyorum; sonraki seçeneğe geçilecek. Nedir o seçenek? Hatta bu daha
da değişebilir. Arkadaşlarım onu farklı bir şekilde bugün gündeme getirecek.
Nedir o seçenek? Arazinin mayınlardan temizlenmesi karşılığında tarımsal
faaliyetlerde kullanılması şeklinde ihaleye çıkılmasıdır. Yani burada biz,
seçenekleri artırmak suretiyle istediğimizi kullanabilir, ihaleyi bu şekilde
yapabilir ya da istisna ihale yöntemiyle bu işi yapabiliriz. İhaleye girmeden,
bunu istediğimiz bir firmaya, temizleme işini kalkıp verebiliriz. Örneğin,
UNIVERSIADE'de ve Erzurum Üniversite Oyunlarında yaptığımız gibi. Buralarda, Kamu
İhale Kanununun verdiği yetkiyle, herhangi bir ihaleye girmeden, işleri davetle
istediğimiz firmaya yaptırabilme hakkına sahibiz.''

''EN UYGUN YOLU ARAMAMIZ EN TABİ GÖREVİMİZ''

Başbakan Erdoğan, Hükümetin, asrın en ağır mali küresel krizinin
yaşandığı bir dönemde, ülkenin ve milletin selametine en uygun yolu aramasının en
tabii görevi olduğunu belirtti.

Tasarının 2. maddesiyle ilgili tekriri müzakere (yeniden görüşme)
istediklerini anımsatan Erdoğan, ''Bugün Genel Kurulda, araya bir seçenek daha
koyuyoruz. Bununla 3 ayrı seçeneğin olduğu bir süreç söz konusu. Tasarıya, Kamu
İhale Kanununun istisna maddesine dayanılarak, Milli Savunma Bakanlığınca
yaptırılmasına yönelik bir alternatif ekliyoruz, bunun da çalışmaları yapılıyor''
dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, tasarı üzerinde, birinci seçenek dikkate alınmadan
son seçeneğin konuşulduğunu dile getirerek, Suriye'nin kendi sınırlarındaki
mayını temizlediğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin 780 kilometreye yakın Suriye
sınırının, 580 kilometresinin mayınlı olduğunu ifade ederek, ''(Topraklar
kaybedildi) diyorlar. Tam aksine, mayınlanarak kaybedilmiş toprakları
kazanıyoruz. Bereketli toprakları geri kazanıyoruz'' diye konuştu.

Bir grup vatandaşın CHP Grubuna getirildiğini belirten Erdoğan,
''Getirilen bu vatandaşlar, acaba niçin böyle yaralanmışlar, elleri, ayakları
kopmuş? Bir de bunu anlatsaydınız. Onu bölge insanı olan vatandaşlarım,
milletvekillerim çok iyi bilir'' dedi.

''MESELENİN, ÜZÜM YEMEK OLMADIĞI ÇOK AÇIK''

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ortada bir samimiyet olsa, 1992'den bu yana gündemde olan bu konuda bir
gayret olur, göreve gelen iktidarlar bir adım atardı. Biz Genelkurmayımızla da bu
işi enine, boyuna konuştuk. Bütün bu görüşmeler sonunda, önce yapılabileceğini
ama daha sonra yapamayacaklarını bize söylediler. Ondan sonradır ki bu konuda
Maliye Bakanlığımızı devreye soktuk. Şimdi en son verdikleri... Bu da süreç
itibariyle 4-5 yıllık bir süreçtir. Bu süreç içerisinde de uluslararası bu
noktada işi, sertifikasını verecek, yarın güvenlik noktasında bir sıkıntı
olduğunda bunun güvenliğini üstlenecek bir kuruluşla yapılması ki basın
toplantısında kendileri de bunu açıkladılar. Bununla daha isabetli olabileceğinin
değerlendirildiğini söylediler. Bütün bunlar tabii ki değerlendirilir. Ama
unutmasınlar ki muhalefet siyaset yapıyor biz de siyaset yapıyoruz. Biz, sivil
bir iradeyiz. Tabii ki bunun için de tercihlerimizi kullanacağız. Milletimizin,
ülkemizin hayrına olan neyse, birinci derecede onu tercih edeceğiz. Bunun dışına
çıkmamız zaten düşünülemez. Meselenin üzüm yemek olmadığı çok açık. Bunların
derdi bağcıyla.''