2009-10-20 - 12:27
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin keyfiyetinin AK Parti'ye ait olduğunu belirterek, bu protokollerin Türk milletinin tamamının iradesini ve duygularını yansıtmadığını savundu.
MHP, TBMM Grubu toplandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta
yaşamını yitiren gazeteci yazar Ergun Göze'ye Allah'tan rahmet, basın camiasına,
düşünce dünyasına ve dava arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diledi.
İsviçre'de protokollere imza atılmasına kadar gidilen süreçte,
Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerindeki düşüncelerini anımsatan Bahçeli,
ülkeler arasında kalıcı dostlukların olamayacağı gibi kalıcı düşmanlıkların da
olamayacağını, devletler arasındaki münasebetlerin mütekabiliyete uygun olması
gerektiğini, kurulan bir ilişkinin, kurulmuş başka bir ilişkiyi bozmasından
mutlaka kaçınılmasını, atılan adımlarda Türkiye'nin kalıcı çıkarlarına ve milli
haysiyetine dikkat edilmesini, görüşme ve ilişkilerin küresel dayatma ve
ipoteklere bağlanmaması gerektiğini kaydetti.
Ermenistan'ın Ermeni soykırım iddialarından geri adım atacaklarına dair
en küçük bir işaret henüz alınmadığını ifade eden Bahçeli, protokollerin Mecliste
onaylanması için baskıların geleceğine dair güçlü emareler görüldüğünü söyledi.
''Ermenistan'ı kazanmak uğruna Azerbaycan'ı kaybetmeyi göze alan AKP
zihniyeti, bu kardeş ülke ile olan ilişkilerimizi çok tehlikeli bir yola
sokmuştur'' diyen Bahçeli, Türkiye-Ermenistan futbol müsabakasında, Azerbaycan
bayrağının yasaklanması nedeniyle de tepkilerin had safhaya ulaştığını
kaydetti.
Bakü'deki Hıyaban Türk Şehitliğinden Türk bayraklarının kaldırıldığına
dair haberlerin Anadolu Türklüğünü derinden üzdüğünü ve incittiğini ifade eden
Bahçeli, Azerbaycanlılar'a hitaben şunları söyledi:
''Hükümetin Ermenistan'la yakınlaşmasındaki üslup, seviye ve yöntem
hepimizi olduğu gibi sizleri de öfkelendirmiş olabilir. Bu konuda yapacağınız
eleştirilerin ve göstereceğiniz tepkilerin, mensubu olduğumuz Türk Milletinin
mukaddesatına saygıyı esas alması şarttır. Üstelik bu tür bir tepki şekli ve
milli hassasiyetleri aşan itici tavır iki kardeşin arasını açmak isteyenlerin de
ekmeğine yağ sürecektir. Türkiye'nin Ermenistan'la imzaladığı protokollerin
keyfiyeti, bugün iktidarı elinde tutan Adalet ve Kalkınma Partisi'ne aittir. Türk
milletinin tamamının iradesini ve duygularını yansıtmaz.
Türkiye ve Türk kamuoyu, AKP zihniyeti ve kadrolarından ibaret değildir.
Bu hükümet ve ilkesiz kadrolar bugün belki vardır, ama yarın olmayacaktır.
Onların yapacakları yanlışlar, milletimizin gelecekteki ilişkilerini ve
dostluğunu bozmamalıdır.
Türk milleti, eşsiz sağduyusu ile Azerbaycan Türklüğünün yanındadır.
Karabağ meselesini savunmuş, Azerbaycan bayrağını bağrına basmış ve
dalgalandırtmıştır. Bu itibarla, ecdadımızın yadigarı olan al bayrağımızın
hatıralarına saygı gösterilmesi hepimizin dileği ve mecburiyetidir. O ay
yıldızları şehitliğe diken AKP zihniyeti değildir ki, AKP'nin yaptığı hata,
düştüğü zillet, ay yıldızımıza mal edilsin ve bir nezaketsizliğin vasıtası olsun.
Bu konuda yaşanan haklı öfkenin, diplomatik alana yöneleceğine, bizleri 'bir
millet' yapan değerleri incitmekten uzak durulacağına inanıyorum.''
Şehitlikte 91 yıl önce Azerbaycan'ın bağımsızlığı için savaşan Nuri Paşa
komutasındaki Kafkas İslam Ordusunun, Hocalı'da 1918'de, Karabağ'da 1990'da
katledilen Azerbaycan Türkleri'nin şehitlerinin bulunduğunu kaydeden Bahçeli,
Azerbaycan Türklüğünden ve başta Cumhurbaşkanı İlham Aliyev olmak üzere bütün
siyasi partilerden ve yetkililerden bu hatayı telafi etmelerini beklediğini
söyledi.

-''TÜRKEŞ BEY'İN FİKİRLERİNE SIĞINMIŞ OLMASI...''-

Hükümetin Ermenistan'la ilişkileri normalleştirme adı altında giriştiği
yol ve yöntemin ''sakat bir anlayışa, çürük bir zemine ve küresel dayatmalara''
dayandığını ileri süren Bahçeli, girişimleri inandırıcı bulmayan kamuoyunun
süreci sorgulamaya başladığını ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP'nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan
Türkeş'in 1993 yılında Ermenistan ile ilişkilerin kurulması için yaptığı
girişimleri hatırlattığına değinen Bahçeli, Türkeş'in bu girişimlerinin
Azerbaycan topraklarının işgalinin durdurulması, esir alınan Azeriler'in serbest
bırakılması amacına yönelik olduğunu bildirdi.
Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın girdiği yanlış yolda ve teslimiyet
sürecinde içine düştüğü çaresizliği kapatmak amacıyla Merhum Türkeş Bey'in
fikirlerine sığınmış olması ve onu örnek alması hepimiz için umut verici
olmuştur. Bu yolla, milli meselelerde girdiği yanlışları bir nebze olsun fark
ederek, gerçek bir devlet adamının onurlu ve muhteşem mücadelesini takip etme ve
ders alma imkanı bulabilir. Madem ki Ermenistan'la münasebetlerde Türkeş Bey'in
yaptıklarını rehber edinme arzusu uyanmıştır, biz Başbakan Erdoğan'a hidayete
erme noktasında merhum liderimizin millet, milliyetçilik, siyasi ahlak, mücadele,
onurlu duruş ve Türklük konularında da takipçisi olmasını temenni ediyoruz'' diye
konuştu.
Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş'in 12 Aralık 1994 tarihinde TBMM'de
yaptığı konuşmasında ''Burası Türkiye'dir; bu kutsal vatanın adı, köyümüz,
bölgemiz ne olursa olsun, Türkiye'dir. Türkiye'de yaşayan herkesin, ailesi,
sülalesi, aşireti, kabilesi, etnik kökeni ne olursa olsun, müşterek adı
Türk'tür'' dediğini Başbakan Erdoğan'a anımsattı.

-''KÖKLERİ OSMANLI İMPARATORLUĞUNA DAYANMASINA RAĞMEN''-

Bahçeli, yıllardan beri terörü ve terör örgütünü, yalnızca kanlı
eylemlerinden ibaret bir suç ve cinayet şebekesi gibi görmekten uzak bir
anlayışla, daha yukarıdan yorumlama ve değerlendirme çabası içinde olduklarını
vurguladı.
Terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkili bir vasıtası
olduğuna dikkati çeken Bahçeli, terör eylemlerinin de muhasım ülkeleri istenilen
kıvama getirmek için kullanılan stratejik senaryoların kirli yüzü olduğunun
herkes tarafından bilindiğini söyledi.
''Yaklaşık 25 yıldır kanlı eylemleri ile ülkemizin ilk gündemi haline
gelen PKK terörünün bir sonuç değil, bir vasıta; bir amaç değil, araç olduğu
bilinmektedir'' diyen Bahçeli, kurulduğu ilk yıllardan itibaren PKK'yı, Türkiye
üzerinde emelleri olan her devletin kullandığını, uluslararası ve hatta uluslar
üstü bir baskı ve pazarlık vasıtası olarak şiddete ve teröre başvurduğunun ortada
olduğunu söyledi.
Millet varlığına kasteden PKK terörüyle mücadele ve teröristlerin
imhasının, yıllardır en üst seviyede ve büyük bir fedakarlıkla sürdürüldüğünü
anımsatan Bahçeli, terörle mücadelede çok sayıda şehit verildiğini, başka
sahalara ayrılması gereken maddi imkanların terörle mücadeleye ayrıldığını
kaydetti.
Yıllardır süren eylemlerin arkasındaki stratejik nedenleri, küresel
aktörleri, yerli işbirlikçilerini, tarihsel köklerini ve emellerini dikkate
almadan yapılacak analizlerin doğru olmayacağına dikkati çeken Bahçeli, şunları
söyledi:
''PKK terörünü, silahsız bölücülükten; bölücü faaliyetleri de
bölgemizdeki küresel projelerden bağımsız düşünmek ve birbirinin içinden
çıktığını görmeden tek tek ele almak hepimizi yanlış sonuçlara ve elbette ki
yanlış sebeplere götürecektir. Aslında kökleri Osmanlı İmparatorluğuna kadar
dayanmasına rağmen, bugünkü haliyle 1984 yılında ortaya çıkan bölücülüğün silahlı
boyutu olan PKK terör örgütünün, yıllar içinde aldığı boyut ve şekil terörizmi
Türkiye'mizi de içine alan bir projenin parçası haline getirmiştir.
Yalnızca son 20 yılın Irak coğrafyasındaki gelişmelerine baktığınızda PKK
terörünün arkasında Türkiye üzerinde hesabı olanların tamamının isimlerini görmek
ve arka planda yer alan ülkeleri bulmak mümkündür. Ne var ki Türkiye, PKK'nın ve
bölücülüğün arkasındaki küresel aktörleri bilmesine ve görmesine rağmen sadece
sızlanmakla yetinmiştir. Milli güvenliği bu derece etkileyen bir meselede örgüte
verilen gizli veya açık desteği muhataplarının yüzüne çarpmaktan kaçınmıştır. Bu
çaresizlik ve acziyet, tarihi Şark Meselesi dediğimiz emellerin peşindeki küresel
aktörler tarafından, bölücülük ve silahlı uzantılarını çok maksatlı ve çok
destekli bir uluslararası yıkım enstrümanı olarak kullanılmasının da önünü
açmıştır.''
Bahçeli, istihbarat arşivlerinde, PKK ile Avrupa, PKK ile ABD arasındaki
ilişkileri doğrulayacak belgelerin bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin yıllarca
bu ilişkileri görmezden geldiğini söyledi.

-''KIRMIZI ÇİZGİLER TAMAMEN SİLİNMİŞTİR''-

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kuzey Irak'taki fiili Kürt devletine giden süreç incelendiğinde,
Türkiye'deki bölücülüğün kazandığı mevziler değerlendirildiğinde, AKP hükümetinin
içine düştüğü sarmal doğru okunduğunda, Başbakanın Büyük Orta Doğu Yıkım
Projesinin eşbaşkanlığı analiz edildiğinde, bu son gelişmelerin Türkiye'yi
milleti ve devleti ile tam bir yıkıma sürüklediği anlaşılacaktır. Tam 7 yıldır
tek başına iktidar olan AKP, bölücülüğün arkasındaki küresel desteği görmezden
gelmenin de ötesinde, yardım ve yataklık edecek kadar stratejik türbülansa girmiş
ve gelişmelere tam teslim olmuştur.
Bugün başta Irak'ın Kuzeyi'nde olgunlaşarak ilan edilmeyi bekleyen sözde
Kürdistan Devleti olmak üzere, Türkmenler'in ve Kerkük'ün durumu ile Kandil'e göz
yumulması gibi adeta savaş nedeni gördüğümüz bütün şartların ortadan kalktığı
anlaşılmaktadır, Türkiye'nin çizdiği kırmızı çizgiler bugün tamamen
silinmiştir.
Şimdi hükümetin yaptığı, başkalarının çizdiği kırmızı çizgilere ve
önleyemediği bölgesel gelişmelere 'sıfır sorun' adı altında boyun eğmekten
ibarettir. Türkiye, geride bıraktığımız yıllar içinde süreci yönlendirmekten
tamamen uzak kalmış, başa geçirilen çuvalların korkusu hükümeti dayatmalara
teslim olmaya itmiştir. Bugün aktif dış politika, sorunsuz ilişkiler, barışçıl
gelişmeler adı altında yürütülen teslimiyetin tamamı, Türkiye'nin AKP
çaresizliğinin kılıfı ve makyajıdır.''

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, terör örgütü üyelerinin
teslim olmasını değerlendirdi. Bahçeli, ''Sözde açılım'' adı verilen sürecin,
küresel projeler kapsamında değerlendirilmesi ve yabancı dayatmaların yeni bir
şekli olarak yorumlanması gerektiğini iddia etti.
Bahçeli, bugün gelinen nokta, bu senaryonun son sahnesine girildiğini
işaret eden çok ciddi gelişmeler olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
''Türkiye silahlı ve silahsız bütün imkanlarını kullanarak, teröristleri
ortadan kaldırmak, silahları ile birlikte adalete teslimiyetini sağlamak
zorundadır. Ancak, böylesi bir tam teslim almanın hiçbir pazarlığa tabi olmaması,
kimsenin ipoteğine bırakılmaması, başkalarının insaf ve iznine tabi olmaması
şarttır.
Ne var ki dün kortejler halinde ülkemize sınırdan giren üniformalı terör
temsilcilerinin; güvenlik kuvvetlerince teslime zorlanmış, teslim olmaya mecbur
kalmış çaresiz ve aldatılmış kişiler olduklarını söylemek mümkün değildir.''

-''SİLAHI KİMİN BIRAKTIĞINI ANLAYANINIZ VAR MI?''-

Bahçeli, 1999 yılında da PKK'lı teröristlerin Türkiye'ye dönüş yaptığını,
teslim olanların doğruca adalete verilerek, mahkumiyetlerinin sağlandığını
belirterek, şöyle devam etti:
''Oysa bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Kandil kadrolarıyla girdiği
pazarlığın verdiği cüret ve küstahlık, bu rezalette bütün çıplaklığı ile ortaya
çıkmıştır. Kalabalık karşılama komitelerinin çadır kurarak, sözde marşlarla ve
sevinç çığlıkları altında yapılanlar AKP zihniyetinin eseri ve sonucudur.
Dikkat buyurunuz, alkışlarla karşılananlar Mekke-i Mükerreme'den dönen
hacı kafilesi değildir. Ya da alın terleriyle ekmeklerini kazanmak için
gittikleri yabancı ellerden kesin dönüş yapan gurbetçiler değildir. Milletini
yabancı coğrafyalarda şerefle temsil etmiş Mehmetçik birlikleri hiç değildir.
Bunlar, elinde bebeklerin, anaların, kadınların, şehitlerin kanı olan,
silahlarına, masum binlerce vatandaşımızın kanı bulaşmış hain teröristlerdir.
Teslim olmak için değil de İmralı canisinin talimatıyla Türkiye'ye dönenlere
baktığınızda, AKP kadrolarının analarının namı hesabına arkalarından gözyaşı
döktükleri 'kandırılmış çocuklara' benzerlikleri var mıdır? Bu yakada Mehmetçik
silahı omzunda beklemektedir, öte yakada terörist elinde silahı ile
beklemektedir. Hükümetin açılım adı verdiği rezalete hala kulak verenlere
soruyorum: Son ihanet tablosunda, silahı kimin bıraktığını anlayanınız var
mıdır?
Gelenlerde bir teslimiyet ve pişmanlık, bir suçluluk duygusu ve milletten
utanma ve mahcubiyet var mıdır? Dün yaptıkları katliamları yarın yapmayacaklarına
dair bir terbiye hali, ıslah işareti var mıdır? Bu alçaklık tablosu, Başbakan
Erdoğan'ın eseri ve sözde açılımın tipik sonucudur. Hazmettirilmek istenen seri
alçaklıkların birincisi budur. Bu, PKK'nın teslim alınmasını değil, AKP;nin
ülkemiz sınırlarında teslim alındığını gösteren tarihi bir rezalet, ihanet ve
melanet tablosudur. PKK Türkiye'ye değil, AKP PKK'ya teslim olmuştur. Durum
bundan ibarettir. Yıllardır özellikle AKP ile birlikte sayısız zillete şahit
olmuş bu millet, ne üzücüdür ki 'açılım' adı altında yürütülen pazarlıkların
geldiği noktayı, milli haysiyetin düştüğü seviyesizliği de görmek durumunda
kalmıştır.''


-''GELİŞMELER BİZİM İÇİN SÜRPRİZ DEĞİL''-

MHP Lideri Bahçeli, gelişmelerin kendileri için sürpriz olmadığını, AK
Parti'yi tanıyanlar için bu gelişmenin beklenen bir son olduğunu ve işaretlerinin
de 2 yıl önce alındığını ileri sürdü.
Bahçeli, 21 Ekim 2007'de Dağlıca karakoluna yapılan saldırının ardından
Irak'a kaçırılan 8 Mehmetçiğin, 4 Kasım 2007 tarihinde geri alınmasına katkıda
bulunanların oluşturduğu sevk zincirinin hatırlanmasını isteyerek, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Kandil kadroları, Barzani çeteleri, Irak istihbaratı, Amerikalı general
ve subaylar, Türkiye'den bölücü refakatçiler ve AKP'den teslimat memurları hazır
bulunmuşlardı. Hepinizin bildiği gibi bunlar yıllarca 'bulmak imkansız' diyerek
Kandil'e gitmekten ısrarla kaçınmışlardı.
İşte ABD, Barzani ve AKP'nin sözde bir türlü bulamadığı teröristlerin
öncü kafilesi ortaya çıkmıştır. Açılım sevdalısı Başbakanları ile kucaklaşmak
için gün saymaktadırlar. Elbette terör son bulmalı, şiddet ortadan kalkmalı,
vatandaşımız huzur ve emniyet bulmalıdır. Bunun aksini savunmak ve söylemek
mümkün değildir.
Ancak eline silah alarak ülkemizi bölmek için dağa çıkmış teröristlerin
bütün taleplerini, silahsız çözecekleri ortam oluşturarak onlara kucak açmak
dünyada görülmemiş bir uygulamadır. Böylesi bir mantık garabeti ile ne Çanakkale
savunulabilirdi, ne de Milli Mücadele yapılabilirdi.''

-''29 EKİM'DE ABD'DE BAŞ AKTÖRLE BULUŞACAK''-

Bahçeli, gelişmelerin, 25 yıldır Türkiye'ye musallat olan terör örgütünün
görevinin tamamlandığını, silahlı bölücülüğün silahsız olana devir teslim
yaptığını gösterdiğini söyledi. ''PKK'nın ve uzantılarının bütün tasavvurları
artık AKP tarafından temsil edilmektedir'' iddiasında bulunan Bahçeli, şu
görüşleri savundu:
''PKK'nın teröre başvurarak, isteklerini dayatmasına gerek duyacağı şart
ve ortam kalmamıştır. Bütün istekleri Başbakan tarafından dile getirilmektedir.
Bugün gelinen aşamada Türkiye'nin bölünmesi için PKK'ya ihtiyaç kalmamıştır.
Başbakan bu projeyi gönüllü olarak okyanus ötesinden teslim almıştır. Ayrıntıları
görüşmek üzere de 29 Ekim'de baş aktörle buluşacaktır. AKP zihniyeti ve Başbakan
Erdoğan, Kandil kadrolarının geride kalmış bütün niyetlerini siyaset zemini
içinde çözmeyi kafasına koymuş ve bölücülüğün yeni liderliğine soyunmuştur. Ve bu
konuda İmralı canisi ile rekabet ve iş birliği başlatmıştır. Bu itibarla, Kandil
gezisinden dönen eli kanlı teröristleri kucaklama ve affetme görevi Başbakan
Erdoğan'a düşmektedir.
Başbakan'ın sebeplendiği bu yıkım projesi, İmralı canisinin terör
örgütünün Kandil'deki kadrolarının, etnik bölücü mihrakların Barzani ve
Talabani'nin etrafında kenetlendiği Türkiye'ye kefen biçme projesidir.''
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın hesabının; teröristlere örtülü siyasi af
çıkarma, Türkiye'de etnik bölücülerin etnik kimlik ve dil eksenindeki taleplerini
karşılayacak bir siyasi çözüm süreci başlatma, bu süreçte askeri operasyonları
asgari düzeyde tutma ve PKK teröristleri bu yolla dağdan indirmek olduğunu ileri
sürdü.
Devlet Bahçeli, ''Bu aşamalarla, Türkiye, çok yakında yaşayacağı daha
vahim gelişmelerle Başbakanın ve AKP'nin foyasını görecek; kendisine huzur,
esenlik, refah ve onur kazandırsın diyerek, bu zihniyete verdiği desteğin
pişmanlığını duyacaktır. Ve tarihimizde göremeyeceğimiz bu alçalmanın adresi AKP,
mihrakı işbirlikçiler, odağı ise Başbakan Erdoğan olacaktır'' diye konuştu.


-AB İLERLEME RAPORU-

Konuşmasında AB İlerleme Raporu'na da değinen Bahçeli, ''ABD'ye yapacağı
son gezide 'Kürt açılımını' görücüye çıkararak, bu konuda tekmil verecek olan
Başbakan'ın, AB'nin bu yol haritasını da aşamalı olarak hayata geçirmek suretiyle
Avrupalı kimliğini ispat etmesi beklenmelidir'' dedi.

-2010 BÜTÇESİ-

2010 bütçesini de değerlendiren Bahçeli, konuşmasında şunları kaydetti:
''Hazırlanan 2010 Merkezi Yönetim Bütçesi'nin bu haliyle; sosyal yönü
olmayan, kamu görevlilerini gözetmeyen, insanımızın sorunların altında
ezileceğini adeta tescil eden içeriğe sahip olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki kamu
çalışanlarına yönelik önümüzdeki bir yıllık sürede yüzde 5'lik zam yapılmasının
açıklanması, kamu görevlileri için yine değişen bir şey olmayacağını
göstermiştir. Akaryakıttan doğalgaza kadar yapılan zamlar, sağlıklı beslenebilmek
için gerekli olan et fiyatlarındaki son günlerdeki artışlar; kiradan, ulaşıma,
haberleşmeden giyim eşyalarına kadar birçok mal ve hizmetteki pahalılık, kamu
çalışanlarının maaşlarındaki komik artışın bir manasının olmayacağını bariz
olarak ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, maliye politikası hedefleri arasında yer alan,
kamu açıklarının tedrici olarak makul seviyelere çekilmesi hedefinin ise yeni bir
aldatmacadan başka bir anlamı bulunmamaktadır.
MHP; ekmekle soğanı katık yapan, bir tas çorbaya şükreden, cebinde
olmadığı zaman hayır dileyen, olduğu zaman şımarmayan, siftahı müşteriden,
bereketi Allah'tan bekleyen, mütedeyyin, sabırlı, kanaatkar insanımızın daha
fazla istismar edilmesine asla rıza göstermeyecektir.''