2012-05-28 - 14:15
Mustafa Elitaş, "10 yıl önce özellikle ekonomik yönden Türkiye'nin AB üyeliğine çok ihtiyacı vardı. Eskiden AB ile müzakereler olmazsa olmazdı. AB'nin verdiği sözleri yerine getirmemesi ilişkileri olumsuz yönde etkiledi."
AP Başkanı Schulz'u Türkiye'de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş şunları söyledi: " Türkiye, bölgesinde ve dünyada yükselen bir yıldız konumunda. Küresel krizin etkilerini taşımayan, bölgedeki olayları hassas bir şekilde takip eden bir ülke. Global dünyada artık ülkeler arası ilişkiler önemli hale gelmiştir. Dünyanın her köşesinde ortaya çıkan sorunlar, gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu haline gelmiştir. Bu süreçte Afrika'daki Arap Baharı, Ortadoğu'daki siyasi sıkıntılar ve bazı ülkelerin yaşadığı açlık, gelişmiş ülkelerin en önemli sorunu ve üzerinde durmaları gereken konudur."
Gelişmiş ülkelerin dünyadaki sorunlara yaklaşımlarının, ' yeraltı kaynaklarını nasıl paylaşırım' düşüncesiyle olmaması gerektiğine dikkat çeken Elitaş, dünyada egemen olan ülkelerin Arap Baharı yaşayan ülkelere bakış tarzıyla, az gelişmiş ülkelerdeki açlığa bakışlarının aynı hızla olması gerektiğini vurguladı. Elitaş, "Gelişmiş ülkelerin katkısı, halkların huzur ve barış içinde yaşamalarını sağlamak yönünde olmalıdır" dedi.
Schulz'un AB ile ilişkiler konusundaki sorusuna karşılık, 'Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığını ancak AB'nin samimiyet dışı yaklaşımlarının, vatandaş nezdinde AB'ye bakışı olumsuz etkilediğini' belirten Elitaş, 2004 yılında Annan Planı'nın kabul edildiğini ancak AB tarafından verilen sözlerin tutulmadığını ve bu sürecin AB ile ilişkiler açısından önemli bir nokta olduğunu hatırlattı. Elitaş, "Türkiye'nin artık AB'ye daha fazla katkı sağlayacak duruma geldiğini kabul etmek lazım. Sorumluluk AB'nin büyük ülkelerindedir. 200 bin nüfuslu ülkenin şımarık tavırlarına göz yummak Türkiye gibi önemli bir ülkeyi göz ardı etmemek AB ülkelerinin önemli temsilcilerine kalmıştır" dedi.
Elitaş, "10 yıl önce özellikle ekonomik yönden Türkiye'nin AB üyeliğine çok ihtiyacı vardı. Eskiden AB ile müzakereler olmazsa olmazdı. AB'nin verdiği sözleri yerine getirmemesi ilişkileri olumsuz yönde etkiledi" dedi.
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini desteklediğini belirten Schulz, "Gerçeklerle yaşamak zorundayız. Kıbrıs AB üyesidir. Bizimle müzakere yürüten bir ülke olan Türkiye'nin AB üyesi olan Kıbrıs'ı tanımaması ilişkilere ağır bir yük getirmektedir. Geçmişten bahsetmek yerine ileriye bakmalıyız" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin AB için en önemli partnerlerden biri olduğunu söyleyen Schulz, "Erdoğan'ın ilk iktidar döneminde AB konusundaki heyecanı halka da yansıyordu ancak artık bu heyecan azaldı" dedi.
Schulz, "İzlenimlerimiz de Türkiye'nin AB taraftarlığının son iki yılda gerilediği yönündedir. AB'ye üyelik desteği gerilemektedir. Bu gerileme her iki tarafta da yaşanıyor. Başbakan'ın ilk seçim dönemindeki AB yaklaşımını reformist olarak değerlendirdim ve çok etkilendim. Ancak son 1,5 yıl içinde Başbakan'ın AB konusunda çok daha temkinli olduğu izlenimini ediniyoruz" diye konuştu.
Görüşme daha sonra basına kapalı olarak sürdürüldü. (14:35)
Gelişmiş ülkelerin dünyadaki sorunlara yaklaşımlarının, ' yeraltı kaynaklarını nasıl paylaşırım' düşüncesiyle olmaması gerektiğine dikkat çeken Elitaş, dünyada egemen olan ülkelerin Arap Baharı yaşayan ülkelere bakış tarzıyla, az gelişmiş ülkelerdeki açlığa bakışlarının aynı hızla olması gerektiğini vurguladı. Elitaş, "Gelişmiş ülkelerin katkısı, halkların huzur ve barış içinde yaşamalarını sağlamak yönünde olmalıdır" dedi.
Schulz'un AB ile ilişkiler konusundaki sorusuna karşılık, 'Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığını ancak AB'nin samimiyet dışı yaklaşımlarının, vatandaş nezdinde AB'ye bakışı olumsuz etkilediğini' belirten Elitaş, 2004 yılında Annan Planı'nın kabul edildiğini ancak AB tarafından verilen sözlerin tutulmadığını ve bu sürecin AB ile ilişkiler açısından önemli bir nokta olduğunu hatırlattı. Elitaş, "Türkiye'nin artık AB'ye daha fazla katkı sağlayacak duruma geldiğini kabul etmek lazım. Sorumluluk AB'nin büyük ülkelerindedir. 200 bin nüfuslu ülkenin şımarık tavırlarına göz yummak Türkiye gibi önemli bir ülkeyi göz ardı etmemek AB ülkelerinin önemli temsilcilerine kalmıştır" dedi.
Elitaş, "10 yıl önce özellikle ekonomik yönden Türkiye'nin AB üyeliğine çok ihtiyacı vardı. Eskiden AB ile müzakereler olmazsa olmazdı. AB'nin verdiği sözleri yerine getirmemesi ilişkileri olumsuz yönde etkiledi" dedi.
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini desteklediğini belirten Schulz, "Gerçeklerle yaşamak zorundayız. Kıbrıs AB üyesidir. Bizimle müzakere yürüten bir ülke olan Türkiye'nin AB üyesi olan Kıbrıs'ı tanımaması ilişkilere ağır bir yük getirmektedir. Geçmişten bahsetmek yerine ileriye bakmalıyız" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin AB için en önemli partnerlerden biri olduğunu söyleyen Schulz, "Erdoğan'ın ilk iktidar döneminde AB konusundaki heyecanı halka da yansıyordu ancak artık bu heyecan azaldı" dedi.
Schulz, "İzlenimlerimiz de Türkiye'nin AB taraftarlığının son iki yılda gerilediği yönündedir. AB'ye üyelik desteği gerilemektedir. Bu gerileme her iki tarafta da yaşanıyor. Başbakan'ın ilk seçim dönemindeki AB yaklaşımını reformist olarak değerlendirdim ve çok etkilendim. Ancak son 1,5 yıl içinde Başbakan'ın AB konusunda çok daha temkinli olduğu izlenimini ediniyoruz" diye konuştu.
Görüşme daha sonra basına kapalı olarak sürdürüldü. (14:35)
