2012-11-13 - 12:18
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Kandil'in temizlenmesi, terörist inlerinin boşatılması ve topyekun tesirsiz hale getirilmesi konusunda AKP'nin önünde engel, elini tutan bir güç ve mani olan bir sebep olmadığı artık meydandadır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Kandil'in temizlenmesi, terörist inlerinin boşatılması ve topyekun tesirsiz hale getirilmesi konusunda AKP'nin önünde engel, elini tutan bir güç ve mani olan bir sebep olmadığı artık meydandadır'' dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya, Siirt'in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazası ile başlayan Bahçeli, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Kazanın pilotaj hatasından ve olumsuz hava şartlarından kaynakladığının açıklandığını anımsatan Bahçeli, bu ve benzeri kazaların bir daha tekerrür etmemesi için tüm önleyici tedbirlerin alınmasını istedi.

Meclis Grup toplantılarına 26 günlük bir aradan sonra tekrar başladıklarını anımsatan Bahçeli, bu süre zarfında partisinin 10. Olağan Büyük Kurultayı'nın da yapıldığını belirtti.

Kurultayın demokrasinin tüm güzelliklerinin sergilendiği bir ortam olarak herkesin dikkatini çektiğini ve takdirini kazandığını vurgulayan Bahçeli, ''Bize göre, tek sesliliğin özlemini çeken, sultanlık falları açan sahte demokratlar kurultayımızdan ders almalıdır. İleri demokrasi diyerek geriliğin kılavuz kitabını yazanlar partimizin hoşgörüsünden sonuç çıkarmalıdır. Demokrasiyi yalnızca diliyle hatırlayanlar, katılımcılığı yalnızca işlerine geldiği zaman fark edenler, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve muhterem dava arkadaşlarımın tutumundan hislerine düşen payı almalıdır'' diye konuştu.

Devlet Bahçeli, ''Milletsiz vatan, milletsiz Türkiye ve milletsiz gelecek tasarlayan kabile asabiyetini aşamamış ruhsuzlara, 10.Olağan Büyük Kurultayımız bir kararlılık iradesi ve iddiası sergilemiştir'' dedi.

ABD'de yapılan başkanlık seçimleri sonucu Obama'nın görevini sürdürdüğünü anımsatan Bahçeli, seçimlerle ilgili kendilerini ilgilendiren asıl tarafın; Amerika'nın bölgesel ve küresel konulardaki müdahil tavrı, gelişmeler karşısında aldığı pozisyon ve takip edeceği politikalar olduğunu bildirdi.

Bahçeli, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri bugünkü ortam ve şartlarda etkileyecek sorunların başında; ''Suriye'deki durum, Irak'taki gelişmeler, terörle mücadele, Kıbrıs sorununun çözüm süreci ve Ermenistan'ın soykırım yalanı etrafında sürdürdüğü karalama kampanyası'' geldiğini anlattı.

Suriye eksenli sorun ve açmazların, bu ülkenin yaşadığı bunalım ve iç savaş döngüsünün Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini ve bölgesel dinamikleri yakından etkileyeceğine işaret eden Bahçeli, Obama yönetiminin ''Suriye'ye müdahaleyi öngörmeyen yaklaşım, daha çok muhalif unsurları güçlendirmeye yönelik adımları'' ısrarla sürdüğüne dikkat çekti.

Katar'ın başkenti Doha'da Suriye muhaliflerinin bir araya geldiği toplantıya işaret eden Bahçeli, ''Anlaşıldığı kadarıyla Obama yönetimi, Suriye konusunda bölgesel aktörleri harekete geçirmenin hesabını yapmaktadır. Nitekim AKP yönetimi ve Katar Şeyhi, talipli ve iştahlı bir şekilde alacakları görevleri beklemektedir'' dedi.

Konuşmasında ''demokrasi, barış ve özgürlük çığlığı atan muhaliflerin de kan dökmede, işkence yapmada ve vahşiyane saldırılarda'' Şam idaresinden geri kalmadığının görüldüğünü savunan Bahçeli, ''Evet, doğrudur, ABD Suriye'ye müdahale konusunda AKP'nin telkinlerine rağmen ayak sürümektedir. Ancak bu ülkenin, Suriye'deki iç kargaşanın ve kanlı hesaplaşmanın sürmesinde önemli dahli ve katkısı olduğu tartışma götürmez bir gerçektir'' görüşünü dile getirdi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''AKP hükümetinin uluslararası topluma devamlı çağrı yapan, Esad yönetiminin devrilmesi için devreye girilmesini öneren yaklaşımı şimdiye kadar karşılık görmese de, muhaliflerin her anlamda desteklenmesi bu açığı gittikçe kapatmaktadır. Çetrefil bir hal alan gelişmeler, Suriye-Türkiye arasındaki kutuplaşma ve husumetin her geçen gün çoğaldığına işaret etmektedir.

Sınırlarımıza isabet eden top mermileri, düşürülen uçağımız, karşılıklı restleşmeler ve en son olarak Şanlıurfa ilimizin Ceylanpınar ilçesine bir roketatar mermisinin düşmesi Suriye ile ilişkileri kritik ve içinden çıkılmaz bir seviyeye taşımıştır.

Dün Suriye uçaklarının Türkiye sınırına 150 metre uzaklıktaki yerleşim yerlerini bombalaması hudut güvenliğini ve buralardaki vatandaşlarımızın huzurunu bir kez daha sarsmıştır.

Bu üzücü hadisede çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşılmaktadır. Ve doğal olarak bu karanlık ve tehditlerle dolu ortamdan kaçarak Türkiye-ye sığınan çok sayıda mültecinin varlığı kaygılarımızı daha da artırmaktadır. ''

Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın Obama seçildikten sonra sarf ettiği; 'İki ülke arasındaki stratejik ortaklıkta final dönemi yaşıyoruz' sözleriyle, Suriye konusuna zımnen göndermede bulunması, bundan sonraki sürecin içeriğini adeta ilan etmektedir'' dedi.

ABD-nin Irak konusunda izlediği politikaların sonucunda bu ülkenin iç çatışma ortamına sürüklendiğini ve bölünmenin eşiğine geldiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

''Irak'ın kuzeyinde yuvalanan PKK teröristleri Barzani'nin himayesinde bu bölgeyi Türkiye'ye karşı bir saldırı cephesine dönüştürmüş, PKK terörünün tasfiyesi için somut adımların atılmaması Türk-Amerikan ilişkilerini zehirleyen bir ihtilaf niteliği kazanmıştır.

Şayet Suriye'nin kuzeyinde PKK-PYD varlığı kök salar ve buraya tam olarak tutunursa bundan öncelikle BOP'un arkasına düşerek milli gerçeklerden kopan AKP zihniyeti ve model ortağı ABD sorumlu olacaktır.

Türkiye-ABD ilişkilerinde en önemli başlıklardan birisi de terörle mücadele konusu çerçevesinde, istihbarat paylaşımı ve karşılıklı yardımlaşma alanlarında yaşanılan tıkanıklıklar ve sorunlardır.

Ne var ki, ABD'nin Ankara Büyükelçisi tarafından, geçtiğimiz ay yapılan bir açıklamada; Kandil'le ilgili olarak AKP'ye Bin Ladin'in yakalanmasında icra edilen çoklu disiplin yöntemimin önerildiği ve buna da hükümetin ilgisiz kaldığı yer almıştır. Eğer bu doğru ise AKP, Kandil'e etkili bir operasyon yapmaktan imtina etmiş demektir. Yani Kandil-in ölüm saçması, milletimize namlu çevirmesi AKP'nin umurunda olmamıştır.

Bu fitne dağındaki terörist unsurların etkisiz hale getirilmesi amacıyla ABD tarafından teklif edilen stratejinin neden ve niçin dikkate alınmadığı ve yalnızca iyi işlemeyen istihbarat paylaşımıyla yetinildiği kısa zaman içinde izah edilmelidir. Başbakan Erdoğan, insansız hava araçları talebinde bulunacağına Kandil'deki terörist imal merkezinin yok edilmesiyle ilgili öneriye hangi saiklerle mesafeli durduğunu belirtmek durumundadır.''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, terörle mücadele konusunda AK Parti'nin elini bağlayan bir şey olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:

''33 Mehmedimizin kanını elinde taşıyan 'Parmaksız Zeki' kod isimli katilin tanıklığıyla terörle mücadele edenleri mimleyen ve suç atfeden bir zihniyetin, PKK'yla mücadelede geriye çark etmesi ve suya yazması elbette bir dereceye kadar normaldir.

Normal olmayan husus ise bölücü tezlere itibar ederek, perdenin önünde mücadele varmış gibi gösterip, arkada müzakere ateşini körükleyen münafıklığa soyunmasıdır. Eğer burada başka bir niyet var ise, AKP hükümetinin bu yükün altından kalkamayacağı ve hesabını veremeyeceği gün gibi ortadadır. Terörle mücadelede oyalama, sulandırma ve zaman kazanmaya dönük sinsilikler açıkça söylemek isterim ki, Türk milletine karşı işlenen tarihi bir suç olacaktır.

Kandil'in temizlenmesi, terörist inlerinin boşatılması ve topyekun tesirsiz hale getirilmesi konusunda AKP'nin önünde engel, elini tutan bir güç ve mani olan bir sebep olmadığı artık meydandadır. Sormak isterim ki, o halde bu ataletin, yavaşlığın ve işi ağırdan alan densizliğin anlam ve kaynağı nedir?''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de oylanarak yasalaşan Büyükşehir Kanun Tasarısı'nın görüşülmesi sırasında AKP'nin ''saldırgan, kaba ve nezaketsiz'' bir siyasi davranış sergilediğini savunarak bunu yadırgadığını ve kınadığımı bildirdi.

Bahçeli, ''AKP hükümetinin demokrasiden çıkardığı zorbalığını kurumsallaştırmak, milli iradeden anladığı otoriter eğilimlerini kabullendirmek ve çoğulculuktan kastı gizli gündemlerini devlet ve toplum yapısına yedirmektir'' görüşünü savundu.

''TBMM'de oylanarak yasalaşan Büyükşehir Kanun Tasarısı, AKP'nin tüm foyasını bir kez daha gözler önüne sermiş, tahammülsüzlüğünü ve edepten yoksun siyasi tavrını yeniden deşifre etmiştir'' diyen Devlet Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Öncelikle söz konusu Kanun Tasarısı'nın görüşülmesi sırasında AKP'nin saldırgan, kaba ve nezaketsiz siyasi davranışını yadırgadığımı ve kınadığımı bildirmek isterim.

Milletin vekilleri üzerinde tahakküm kurmak, farklı fikirleri bastırmak, çok sesliliği kısmak için terbiye ve ahlak dışı bir tutum takınan AKP'nin, özellikle partimize yönelik çirkin hareket ve hakaretlerini aziz milletimiz kaygı ve kızgınlıkla izlemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin tezlerini demokratik vasıtalarla karşılamak yerine sokak kabadayılarına ve dağları mesken tutmuş eşkıyalara taş çıkartırcasına kavgaya müracaat etmek AKP'nin yerlerde sürünen seviyesini göstermesi bakımından ibret verici olmuştur. Bizim bunlardan korkarak milletimizin hak ve menfaatlerini savunmaktan vazgeçeceğimizi düşünen varsa, tavsiyemiz, ya kendisini gözden geçirmesi ya da böylesi bir gafilliği kulağına üfürenleri tekraren kantara vurmasıdır.''

Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket Partisi, TBMM'nin milli nabzı ve kalp atışıdır. Bunun önüne geçecek bir fani de henüz yeryüzüne gelmemiştir'' dedi.

MHP'li milletvekillerinin görüşmelerde soğukkanlı, vakarlı ve sabırlı bir mücadele yürüttüğünün altını çizen Bahçeli, ''Ağza alınmayacak galiz küfürlerle, suçlama ve isnatlarla parti gurubumuzu sindirmeye çalışmak BOP havlusuyla yüzünü kapatan Başbakan Erdoğan'ın ve uzaktan komutlu bazı vekillerinin yapacağı bir şey değildir'' dedi.

Söz konusu yasanın bir çok sakınca ve mahsurlu yanları bulunduğunu yineleyen Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

''Yapılan yeni düzenlemeyle büyükşehir belediye sayısı 16-dan 29-a çıkarılmaktadır. Bizim yeni büyükşehir olacak illerimize diyeceğimiz bir şey yoktur. Hatta bunun makul ve yerinde olduğunu da görüyor ve biliyoruz.

Ancak Büyükşehir Kanun Tasarısı'nın üniter devlet yapısını zedeleyeceği, idarenin birliğini sakatlayacağı ve merkezden yönetim modelini aşındıracağı bir vehmin ürünü olmayıp, milli ve ilkeli bir tespitin sonucudur. Büyükşehir belediye sınırlarının il sınırına çekilmesi, Başbakan Erdoğan'ın eyalet yönetimine geçiş konusunda arayıp da bulamayacağı bir mazeret teşkil edecektir.

Belirtmek isterim ki büyükşehir belediyesinin yetkileri yeni haliyle tüm il düzeyine teşmil edilmektedir. Bu şu demektir: Büyükşehir belediye başkanları ilin tek hâkim ve belirleyici gücü olmaktadır.

Yönetimde iki başlılıktan sızlanan ve buna müsaade etmeyeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, ne kadar ciddi bir çelişkidir ki, çok başlılığı Türkiye'ye reva görmekten rahatsız olmamaktadır. Bu akılsız, duyarsız, sabit bakışlı siyaset algısı Türk idare sistemini mayınlamaktadır.''

AK Parti'nin bu yasa ile hesabının ve amacının farklı olduğunu ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:

''16 bin 82 köyü ve bin 582 belde belediyeyi kapatması, bu şekilde insanımızın hatıralarını budaması ve hayatı çekilmez kılmak için elinden gelen çirkefliği göstermesi siyasi fıtratınca şaşırtıcı değildir.

Zira AKP, varını yoğunu Türkiye Cumhuriyeti'ni federasyon mezarlığına defnetmek üzerine kurmuştur. Bölgesel yönetimlerin, şehir devletçiklerinin ayakları Başbakan'ın kör ve ucuz taktikleriyle inşa edilmektedir. Başbakan Erdoğan federasyon devlet mimarisini vicdan azabı çekmeden, yüzü kızarmadan ve hatta en ufak burukluk yaşamadan yürütmektedir.

İşte AKP, bölgesel yönetimlerin çalar saatini bu şekilde kurmaktadır. Bu saat federasyon ile birlikte çalacak ve Türkiye bölücülerin, teröristlerin ve ayrılmamızı bekleyenlerin hüsran dolu sabahına uyanacaktır. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi var oldukça ve Cenab-ı Allah yardım ettikçe yanlış hesap Türk milletinden dönecek ve AKP'nin başında paralanacaktır.''

Bahçeli, AK Parti'nin başkanlık modeli ile ilgili Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na teklif vermesini de, bu sürecin doğal ve ayrılmaz bir bütünü olarak gördüklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın ''hırsının sağduyusunun önüne geçtiğini'' iddia eden Bahçeli, ''Aziz milletimiz sorunların altında ezilirken, kendisi, sultanlık ve şahlığa özenmektedir'' dedi.

MHP Lideri Bahçeli, şöyle devam etti:

''AKP'yi iktidar yapan bu sistem ve demokratik mekanizmalar öylesine yırtılmak ve bozulmak istenmektedir, ne hazindir ki böyle giderse geriye hiçbir şey kalmayacaktır.

Başbakan Erdoğan'ın hırsı sağduyusunun önüne geçmiştir. Aziz milletimiz sorunların altında ezilirken, kendisi, sultanlık ve şahlığa özenmektedir. Yüzde 50'lik oy oranını da bunun kaldıracı olarak görmektedir.

Başbakan Erdoğan 2014 yılında Cumhurbaşkanı olmanın değil, bölgesel yönetimlerin üzerinde başkanlık hanedanı tesis etmenin arayışındadır. Bu şımarıklığın, bu kadir kıymet bilmezliğin, Türkiye ve Türk milleti kaygısı kalmamıştır. Yalnızca kendi ikbali ve istikbaline odaklanmış, bunun için de her insafsızlıktan medet ve çıkar umar bir aşamaya gelmiştir.''

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den Büyükşehir Kanunu'nu tekrar Meclis'e iade etmesini beklediklerini bildirdi.

Türkiye genelinde 72 cezaevinde, binlerce PKK ve KCK tutuklu veya hükümlüsü 60 güne yaklaşan bir süredir açlık greviyle Türk milletini tehdit ettiğini belirten Bahçeli, ''Ölüm üzerinden pazarlık yapan, tehditle Türk devletine boyun eğdirmeyi uman bu utanmazlar güruhunun sabırları ve sınırları zorladığı her şeyiyle ortadadır'' dedi.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

''Cezaevinde dışarıdan talimatla ölüme yatanlar birinci olarak; İmralı canisinin tecrit şartlarının kaldırılmasını, ikinci olarak ana dilde eğitim ve üçüncü olarak da mahkemelerde ana dilde savunma taleplerini dayatmaktadırlar. AKP hükümeti ise bunlardan anadilde savunma taleplerini karşılamak için gerekli hazırlığı yapmış ve ivedilikle harekete geçmiştir.

İmralı canisinin tecrit şartları da iyileştirilmek için sırayı beklemektedir. Burada anlayamadığımız taraf, İmralı canisiyle görüşmeler sürerken nasıl ve ne tür bir tecridden bahsedildiğidir. İmralı cezaevi zaten görüşme ve müzakere odasına dönmüştür. Burası Türk milletine yönelik ihanet kampanyasının üretim ve karar merkezi hüviyetine bürünmüştür.

Merakımız AKP ile İmralı canisi hangi konularda anlaşmazlık içindedir ki, açlık grevinin düğmesine basılmıştır. Cevabını duymak istediğimiz soru, uzlaşılamayan konunun Türkiye'nin nasıl bölüneceği, Türk milletinin nasıl parçalanacağı konularındaki yöntem farlılıkları mıdır-''

Türkiye'nin dağda teröre teslim olmayacağı gibi, cezaevinde de teslim edilmemesi gerektiğini anlatan Bahçeli, ''2002 yılında, İmralı canisini yağlı urgandan almak için MHP'nin tek başına direnmesine rağmen idam cezasını kaldıranların ve o dönemde bunu destekleyenlerin şimdi çark etmeleri çok hazin bir tecellidir'' dedi.


Partisinin ''Öcalan'ı ipten kurtarma operasyonuna tek başına ve sonuna kadar karşı çıktığını'' anımsatan Bahçeli, bu durumun 57. Hükümet ortakları ile bir yol ayrımına gelinmesinde başlıca etken olduğunu söyledi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bundan sonra TBMM'de oluşturulan ''Gökyüzü Koalisyonu'' sonucu, MHP'nin tek başına karşı çıkmasına rağmen, idam cezası 9 Ağustos 2002-de kaldırılmıştır.

Başbakan Erdoğan ve AKP milletvekillerinin önemli bir kısmı da bu yönde karar ve tavır oluşturmuşlardır. Hatta Başbakan Erdoğan idamın kaldırılmasını sevinç içinde karşılamıştır. Dönemin Cumhurbaşkanının daveti üzerine 7 Haziran 2002 günü Çankaya Köşkü'nde yapılan zirve toplantısında AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın idam cezasının kaldırılmasını hararetle savunduğu hala hatırlarımızdadır.

Arkasından 3 Kasım 2002-de iktidara gelen AKP zihniyeti, idam cezasının tamamen kaldırılmasını içeren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sözleşmesinin 6 Nolu Protokolünü 15 Ocak 2003'te imzalamış ve bu protokol gereğince 7 Mayıs 2004'te 4771 Sayılı Kanundaki terör, savaş ve yakın savaş suçları cümlesini de çıkartarak terörist başının idamının önünü tamamen kapatmıştır. İmralı canisini ipten almak için yapılan şer ittifakı Meclis tutanaklarında ve tarihin şahitliğinde her yönüyle mevcuttur.''

Bahçeli, ''İmralı avukatlığına soyunarak idam cezasının kaldırılması için seferber olan Başbakan Erdoğan'ın şimdi idam cezasının geri getirilmesine değinmesi eğer yüzsüzlük değilse, yeni bir sinsiliğin ve kurnazlığın ilanı sayılmalıdır'' dedi.

Başbakan Erdoğan'dan idam cezasının geri getirilmesi konusunda lazım gelen değişiklik teklifini bir an önce TBMM'ye vermesini isteyen Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket Partisi, bu konuda dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılığını koruyacak ve her desteği sonuna kadar vererek idam cezasının tekrar getirilmesini sağlayacaktır. Biz diyoruz ki; hodri meydan'' dedi.