2010-06-15 - 12:30
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına Kırgızistan'da meydana gelen olaylara değinerek başladı. Bahçeli, ''Yardıma muhtaçlar yalnızca Gazze'deki Müslümanlar değildir. Şehitler yalnızca Filistin'de bulunmamaktadır. Türk dünyasındaki din kardeşlerimiz de imdat beklemektedir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Yardıma muhtaçlar yalnızca Gazze'deki
Müslümanlar değildir. Şehitler yalnızca Filistin'de bulunmamaktadır. Türk dünyasındaki
din kardeşlerimiz de imdat beklemektedir'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına Kırgızistan'da
meydana gelen olaylara değinerek başladı.

Orta Asya'da Sovyet rejiminin körüklediği yapay ayrımların etkisinin
sosyo kültürel bir derinlik kazandırdığını kaydeden Bahçeli, binlerce yılın eseri
olan ''Türklük şuuru ve kültürünün'' bu toplumlar arasında bağlayıcı olmaktan
çıkartıldığını ifade etti.

Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerde hükümetin tutumunu eleştiren Bahçeli,
''Türkiyemizi ayrıştırmayı hedeflemiş, milletimizi otuz altıya parçalamayı
tekrarlayıp duran, ağzına Türk kelimesini bile almayanların bu coğrafyalarda
'Türk' kavramını savunmalarını beklemek zaten mümkün değildir. Nitekim milliyetçi
olmayı Orhun abidelerine giden yolu asfaltlamak zanneden ilkel zihniyetlerin, bu
ülkelere olan bağlarında 'Türk' kavramını zemin yapmalarını beklemek bize göre
abesle iştigaldir'' diye konuştu.

Çatışmaların daha vahim olaylara neden olmadan bir an önce sona ermesini
dileyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Yardıma muhtaçlar yalnızca Gazze'deki Müslümanlar değildir. Şehitler
yalnızca Filistin'de bulunmamaktadır. Türk dünyasındaki din kardeşlerimiz de
imdat beklemektedir.

Hükümet, başta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımız ve Ahıska Türkleri
olmak üzere, Kırgızistan'da muhtaç olan bütün soydaşlarımıza ve insanlara Türk
milletinin yardım elini derhal uzatmalıdır.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Gül Güney Kore'ye yaptığı ziyareti yarıda
kesmeli ve Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan'ın
Devlet Başkanları ile sorunu acilen ve kapsamlı olarak Türk dünyası çerçevesinde
çözecek görüşmeleri başlatmalıdır.''

1 Mayıs'tan bu yana terörle mücadelede şehit sayısının 25'e, yaralı
sayısının ise 45'e ulaştığını anımsatan Bahçeli, ''Hükümet bölücülüğü
siyasallaştırmaya uğraşırken, teröristin boş durmadığı, dilediği zaman, istediği
noktaya saldırı yapabileceği konusunda inisiyatif kazandığı ve eylemlerini ülke
sathına yayabildiği ortaya çıkmıştır'' dedi.

Hükümetin ''başka coğrafyalarda sözde barışı ve huzuru aradığını iddia
edip gezerken'' milletin ''ülkesinde şehidin ve saldırıların olmadığı bir tek
güne hasret kaldığını'' dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başbakan'ın sanatçıları, yazarları, edebiyatçıları, sinemacıları,
şarkıcıları, sporcuları ikna çabaları da sonuç vermemiş, oluşturulmak istenen
cephe bir türlü gerçekleştirilememiş, nafile toplantılardan hükümetin istediği
netice bugüne kadar çıkmamıştır. Yıllardır ulaşamadığı siyasal hedeflerine AKP
anayasası ile erişme umudu artan terör örgütü ise hükümetin yumuşak karnını
bulmuştur.

Ne kadar kan dökerse, hükümeti o kadar sıkıştıracağını, yapacağı
eylemlerin şiddeti kadar taviz kopartacağını anlamıştır ve hedef gözetmeksizin
eylemlerini tırmandırmıştır.

Bir yandan bu kayıplarımız sürerken, diğer yandan adına demokratik açılım
diyerek maskelediği 'yıkım projesi'ne mutlaka devam edeceklerini söyleyen
Başbakan Erdoğan, PKK ve hamisi peşmerge reisleri ile pazarlıklar kızışmıştır.

İmralı canisinin, hükümetle PKK arasındaki görüşmelerden çekildiğini
açıklamasıyla kabaran eylemlerde terörü dizginlemesi için bu katilden hükümetin
ricacı olmasını istemesi beklenmektedir.

Bunun gerçekleşmesi ile birlikte kanlı terörün aktörleri yine aynı karede
buluşacak, İmralı canisi, küresel katiller, açılımın Başbakanı ve AKP
zihniyetinin Mesut Abisi ile Celal Amcası, aile fotoğrafında yerlerini bir bir
alacaklardır. Geçen haftaki buluşma bunun ilk aşamasıdır.''

Terör eylemlerinin hesabının sorulacağı öncelikli adresin ''peşmerge
reisi Barzani, bu zatın bulunduğu Irak Devleti ve ile Irak'ın işgalcisi ABD''
olması gerektiğini belirten Bahçeli, özellikle son aylarda artan eylemlerin
toplumda yarattığı haklı öfkenin ''hem açılımın sorgulanmasına, hem de AKP'nin
gerçek yüzünün görünmesine vesile olduğunu'' savundu.

PKK'nın eylemleri ile İsrail arasında kurulmak istenen rabıtanın
zamanlaması ve yönteminin ''son derece manidar ve kuşkulu'' olduğunu dile getiren
Bahçeli, şöyle konuştu:

''Elbette ki bütün başka ülkeler gibi, siz suskun kalmışsanız, siz boyun
eğmişseniz her yabancı devlet gibi İsrail'de ülkemize zarar verecek unsurlardan
yararlanmak isteyecek ve belki de yararlanacaktır.

Bunları bizim belgeleriyle bilmemiz ve açıklamamız mümkün değildir.
Ancak, özelikle İskenderun'da meydana gelen saldırıdan sonraki üstü örtülü ve
kaçamak açıklamalar sorumluluğu yalnızca İsrail'e atarak, peşmergenin ve küresel
gücün suçunu örtme arayışı ve sorumluları saptırma gayreti olarak dikkatimizi
çekmiştir.

Başbakan Erdoğan ülkemizin nasıl geliştiğini, kalkındığını anlatırken
bunun PKK eylemleri ile baltalandığından bahisle artan terör ve bölücü eylemlere
yıllardan beri süren ucuz politikacı bahaneleri ile cevap arayışına girmiştir.
Anayasa değişikliği ile terörün artması arasında illiyet kurmak ise ancak
Başbakan Erdoğan'ın mantığı ile izah edilecek bir garabettir.

Başbakan'ın terörün kaynağını ve tırmanışının nedenini başka yerlerde
aramasına gerek yoktur. Bizzat Başbakan Erdoğan ve hükümetleri bölücülüğe çanak
tutmuş, bölünmeyi körüklemiş ve kardeşliği incitmişlerdir.

Başbakan'ın getirdiği noktada bölücülüğün aldığı cürete bakınız ki,
hiçbir tahkikata maruz kalmadan özgürce suç işleyen bölücülük, İmralı canisinin
resimlerini taşıyarak 'Meclisi basarız, Erdoğan'ı asarız', 'Kana kan, seninleyiz
Öcalan' diyebilmişlerdir. Milliyetçi Hareket olarak, siyasi fikirlerine ne kadar
karşı olursak olalım, bu ülkenin Başbakanına bu sözleri söyleyenlerin hakkından
gelmek, muhatapları sussa bile bizim boynumuzun borcu olsun.''

''Bir yanda Irak'taki zulme göz yumarken, diğer yanda Filistin'deki
mazlumlara sahip çıkıyormuş gibi sahte kahramanlık ve kuru tehditlere ise
inanacak kimse kalmamıştır'' diyen Bahçeli, ''En yeni yetme devletlerin, en
onursuz devlet adamlarının bile karşı çıkacağı, tepki göstereceği, tavır koyacağı
meselelerde şayet karşısında küresel güçler varsa sessiz durulmuş, boyun eğilmiş,
sorunlar göz ardı edilerek suskun kalınmıştır'' dedi.

Başbakan ve ekibinin ''sıkletine uygun bulduğu ülkeler için sahte
çıkışlarda bulunduğunun; karşılığı olmayan girişimlerin ve sonuçsuz cevapların
verildiğinin bilindiğini'' ifade eden Bahçeli, ''Davos'taki olay ile Mavi Marmara
Gemisi'ne yapılan saldırıya karşı tepkiler bunlara örnektir. Ancak bunların
hiçbirisi AKP hükümetlerinin uluslararası ilişkilerde bir milli karakteri
olamamış, her çıkışın ardından yaşadığı ani iniş, bütün kahramanlık gösterilerini
bir bir eriterek gerçek yüzlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur'' diye
konuştu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bu hafta ''eşbaşkanı olduğu projenin kanlı
Irak ayağını eleştirmeye başladığını ve hidayete erebileceği konusunda umut
uyandırdığını'' kaydetti.

Devlet Bahçeli, ''Eğer Başbakan, Irak'taki zulmün sorumlularının kim
olduğuna dair cevabı arıyorsa, bizim ona tavsiyemiz küresel güçlerle beraber
çektirdiği aile fotoğraflarından birine kanlı albümlerinden çıkartıp bakmasıdır.
Bu fotoğraf karelerinde mutlaka kendisini de görecek ve deliğe süpürmeyin diye
yalvaran arkadaşlarını da ilişkilerimiz mükemmel diyen hükümet üyelerini de
hedeflerimiz aynı diyen danışmanlarını da tanıyacaktır'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Eksen
kaymasından kasıt, şayet Hükümetin İran'a karşı BM Güvenlik Konseyinde verdiği
'hayır' cevabı ise bize göre bu haksız bir itham olacaktır. Zira Hükümetin İran
kararı kendi içinde tutarlıdır'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan
Erdoğan'ın hala şiirler okuyarak ''açılımı övmeyi, yıkımda ısrar edeceklerini
ilan etmeyi sürdürdüğünü '' söyledi.

''Mehmet Akif'ten şiirler okurken 'zulmü alkışlayamam' diyerek
tekrarlayıp durduğu mısranın tam tersine, yıllardan beridir Irak'ta alkışladığı
kimin zulmüdür?'' sorusunu yönelten Bahçeli, şöyle konuştu:

''Yavuz'un Kanuni'nin kemikleri sızlar derken, Avrupa masalarında yüz
sürerken, Papa Heykelleri önünde imza atarken, sızlayan kemikler kimin kemiğidir?
Dün diplomasi masalarında bıraktığı onurunu Avrupalı büyükelçilerle yemek
masalarında 'kör müsünüz' diyerek kurtarmaya çalışan Başbakan kimdir? 'Biz
gerekirse Karadeniz gibi kükremeyi biliriz' derken, Peşmerge reislerine karşı
suskun kalan, terörist huzurunda aciz duran yönetici kimdir? Önce olmaz deyip
reddeden, sonra küresel gücün tehditleriyle İslam karşıtı NATO Genel Sekreterini
seçen hükümet üyeleri kimdir? 'Bu ülkeye, bu ülkenin tarihine, medeniyetine,
şehitlerimize, aziz milletimize mahcup olmadık, bundan sonra da mahcup
olmayacağız' derken, şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya abi diyenler kimlerdir?
Başbakan Erdoğan şayet öze dönüş sürecine hakikaten girmişse vereceği cevaplarda
da kaçınılmaz olarak kendisi ile ve lekeli geçmişiyle hesaplaşacaktır.''

Son günlerde ''AKP hükümetinin dış politikadaki tutarsızlıkların''
yalnızca milleti değil, uluslararası camianın da aklını karıştırdığını, ''eksen
kayması'' tartışmalarının başladığını ifade eden Bahçeli, ''Bu konudaki
tartışmalarda dile getirilen eksen kaymasından kasıt şayet hükümetin İran'a karşı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden çıkacak karara verdiği 'hayır' cevabı
ise bize göre bu haksız bir itham olacaktır. Zira hükümetin İran kararı kendi
içinde tutarlıdır'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın ''hayır'' kararının gerekçelerini ''bir suçluluk
duygusu içinde oylamanın yapılacağı gece, diğer ülke yöneticilerini arayarak ikna
ve izaha çalışmış olmasının'' dikkat çektiğini belirten Bahçeli, ''Hükümetin
uluslararası ilişkilerde yıllardır yaşadığı kayma yalnızca eksen değil, aslında
merkez kaymasıdır ve bu merkez Başkent Ankara'dan yıllar önce uzaklaşmış, Erivan,
Erbil, Brüksel ve Washington eksenine çoktan bağlanmıştır. Şayet AKP
borazanlarının ve yöneticilerinin söyledikleri gibi AKP eksen kaymasına uğramamış
ise o halde sadakat gösterme yarışına girdikleri küresel güçten yeni bir görev mi
almışlardır, yeni bir rol mü çalmışlardır?'' diye konuştu.

Yaklaşık 5 milyona yakın insanı istihdam eden tarım kesiminin
sorunlarının Türkiye'nin en öncelikli meseleleri arasında olduğunu dile getiren
Bahçeli, çözümünün gecikmesi ya da ihmali halinde Türkiye'nin gıda sorunuyla
karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Hasat mevsiminin başlaması ve bazı yörelerde tamamlanmak üzereyken
''AKP'nin birkaç söz dışında çiftçilerle ilgili tek kelime etmediğini'' ileri
süren Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, ülkemizin tahıl ambarı Konya'ya gidiyor ve
ağzına Türk çiftçisini almıyor. Buğdayı, arpayı, yulafı konuşmuyor. Allah selamet
versin Gazze'nin kaderini Konya ile bir görüyor da Türk çiftçisinin kaderinin ne
olacağını hiç aklına getirmiyor. Yine Konya'dan Hamas'a sahip çıkıyor da
çiftçilerimize bir kez olsun sahip çıkacak erdemi ve sorumlu davranışı
gösteremiyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın ''başka coğrafyalardaki sorunların ardından koşmayı,
Türk çiftçisi Mehmet efendinin yanında olmaya tercih ettiğini'' savunarak,
''Başbakan Erdoğan için Hans'ın para kazanması, John'un toprak alması önemlidir;
ancak Hasan'ın aç kalması, Osman'ın toprağını kaybetmesi, Ali'nin ürününün
tarlada çürümesi, tüccara, komisyoncuya teslim olması, tefecilerin eline düşmesi
sıradan vakıalardır ve normaldir'' diye konuştu.

Çiftçilerin ''borcu borçla kapatarak sonu olmayan çok tehlikeli bir
girdaba düştüklerini'' öne süren Bahçeli, ''Her 10 çiftçimizden 9'u haciz
kıskacındadır ama Başbakan çiftçinin borçlanmasını gelişme olarak
değerlendirmektedir. Çiftçimiz sahipsizdir ve yalnızdır. Geleceği belirsizdir,
karanlıktır ve borçlar dağ gibi birikmiştir'' dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli,
hükümete, şu önerilerle bulundu:

''Açıklanan hububat fiyatlarının yeniden gözden geçirilerek
çiftçilerimizin ürünlerinin gerçek karşılığı verilmeli, maliyetlerin altında
ezilmelerine engel olunmalıdır.

TMO'nun alım merkezlerinin tamamı zamanında açılmalı ve bir tek çiftçi
kardeşimiz dahi ürününü satmaktan mahrum bırakılmamalıdır.

Piyasaya, emanet alım ve benzeri uygulamalarla alım yapmaktan kaçınıyor
imajı vermemek lazımdır. Aksi takdirde fiyatlar gerileyecek ve çiftçimizin zararı
daha da büyüyecektir.

Her ne olursa olsun, ürününü ofise teslim eden çiftçimize hiçbir gerekçe
ileri sürmeden ürün bedelinin peşin olarak ödemesi yapılmalıdır. Bir ay vade
uzundur ve az önce dile getirdiğim mahsurları içinde taşımaktadır.

1 Mayıs-15 Eylül 2010 tarihleri arasında 4,5 ay süreyle kapatıldığı
açıklanan buğday ithalatının, yeni kampanya dönemine kadar bir yıl süreyle
uzatılması doğru bir tavırdır ve sonuna kadar bu kararın arkasında
durulmalıdır.'' (12.30)