2013-04-02 - 12:48
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Çözüm süreci adını verdiğimiz bu yeni süreç, daha güçlü, daha özgür, daha demokratik, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri bir adımıdır. Kimse bunu provoke etmeye gayret etmesin. Bunu ne Kılıçdaroğlu ne Bahçeli provoke edebilir. Yeter ki milletim desteğini bizden esirgemesin'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Çözüm süreci adını verdiğimiz bu yeni süreç, daha güçlü, daha özgür, daha demokratik, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri bir adımıdır. Kimse bunu provoke etmeye gayret etmesin. Bunu ne Kılıçdaroğlu ne Bahçeli provoke edebilir. Yeter ki milletim desteğini bizden esirgemesin'' dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşun Başbakan Erdoğan'ın öne çıkan mesajları şöyle:

-Türkiye ekonomisi 2012 yılında yüzde 2.2 oranında büyüdü. Yüzde 2.2'lik büyüme oranı beklentilerimizin altında dahi olsa,gelişmiş ülkeler ve Avrupa ülkelerine göre Türkiye başarılı bir performans sergilemiştir.

-(Standard and Poor's'un, Türkiye'nin kredi notunu artırması) Ama bu yeterli değil onu söyleyeyim. İflas eden bir ülkeyle ilgili 6 kat birden artış yaparken, Türkiye ile ilgili böyle bir artışı ortaya koymaları, ne bilimseldir ne adildir. Biz bilimsel, adil yaklaşım istiyoruz. İdeolojik yaklaşım istemiyoruz. Bunun düzeltilmesi lazım.

-Çözüm sürecine, barış sürecine, milli birlik sürecine bir ihanet süreci denmesini anlamak mümkün değildir. Eğer bu ülkede bu anlamda bir ihanet varsa, bu ihanetin içerisinde olan Bahçeli'dir, Kılıçdaroğlu'dur. Çünkü hiçbir zaman 'bu işi nasıl çözelim' diye bir araya gelmeye asla yanaşmamışlardır.

-Çözüm süreci adını verdiğimiz bu yeni süreç, daha güçlü, daha özgür, daha demokratik, daha huzurlu bir Türkiye hedefinin ileri bir adımıdır. Kimse bunu provoke etmeye gayret etmesin. Bunu ne Kılıçdaroğlu ne Bahçeli provoke edebilir. Yeter ki milletim desteğini bizden esirgemesin.

-(Üniversitelerdeki olaylar) Bu çatışmaların içerisinde yer alanlar bilsinler ki kendileri kazanmıyor. Tam aksine onlar bu vatana ihanet etmenin içerisindedirler. Böyle bir gayretin içerisindedirler. Ben bu genç evlatlarıma söylüyorum. Biz 1980 öncesinde bunun belalarını çok ağır ödedik. Aynı belayı siz de ödemeyin. Aynı faturayı siz de ödemeyin. Bu yanlış yollardan vazgeçin.

- Herkes ama herkes gönlünü ferah tutsun. Hiç kimse tedirgin olmasın, yersiz endişelere kapılmasın. Çatışma kültüründen beslenen siyasi partilerin yaydığı korkulara aldanmasın. Öyle bir Türkiye yükseliyor ki bu Türkiye'de acılar bitecek ve inşallah gözyaşları dinecek.

- Çözüm sürecinde bize destek verenlerle yola devam edeceğiz. Birileri bağcıyı dövmeye gayret edecek. O dövülen bağcı bizsek, bir yere kadar sabrederiz. Ondan sonra da biz, 'Bir yanağına vur, öbür yanağına uzat', o anlayışta değiliz. Bizim bir yanağımıza vuran karşılığını bulur.

-Akil insanları tespit ettik. Bir havuz oluşturduk. 7 ayrı coğrafi bölgeye göre planlama yaptık. Kısa süre içinde bu isimleri kamuoyuna duyuracağız. Bu heyetle büyük ihtimalle Perşembe akşamı bir araya gelerek, istişarelerimizi yapacağız.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2012'de yüzde 2,2'lik büyüme oranına rağmen gelişmiş ülkelerden, özellikle Avrupa'dan çok daha iyi durumda olduklarını belirterek, ''Büyüme rakamları beklentilerimizin altında dahi olsa gelişmiş ekonomilere, Avrupa ekonomilerine nazaran Türkiye bir kez daha son derece başarılı performans sergilemiştir'' dedi.

Erdoğan, TÜİK tarafından dün açıklanan 2012'nin büyüme rakamlarını değerlendirdi.

Türkiye ekonomisinin 2012'nin ilk çeyreğinde yüzde 3.3, ikinci çeyreğinde yüzde 2.9, üçüncü çeyreğinde yüzde 1.6, 4. çeyrekte yüzde 1.4 büyüdüğüne işaret eden Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2012'de geneli itibarıyla yüzde 2.2 oranında büyüdüğünü anımsattı.

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın 2011'de 1 trilyon 298 milyar liraya ulaştığını ifade eden Erdoğan, ''2012 sonu itibariyle ise Gayri Safi Milli Hasılamız 1 trilyon 417 milyar lira oldu. Dolar cinsinden ise milli gelirimiz 2011'de 774 milyar dolardı, şu anda 786 milyar dolar olarak gerçekleşti. 10 yıl önce 2002 sonunda milli geliri 230 milyar dolar olarak devraldık, 10 yılda milli gelirimiz 3 kattan fazla artırdık 786 milyar dolara ulaştık. Kişi başına milli geliri 2002'de 3 bin 500 dolar olarak devraldık. 2011'de 10 bin 469 dolar gerçekleşen kişi başına milli gelir, 2012 sonunda 10 bin 504 dolar oldu'' diye konuştu.

Erdoğan, yüzde 2,2'lik büyüme oranına rağmen gelişmiş ülkelerden, özellikle Avrupa'dan çok daha iyi durumda olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Belçika ekonomisi 2012'de yüzde 0,2 oranında küçüldü, büyüme oranı yüzde eksi 0.2; Çek Cumhuriyeti yüzde 1,3 oranında daraldı, büyüme yüzde eksi 1.3; İtalya 2012'de yüzde 2,4 oranında daraldı, büyüme yüzde eksi 2.4; Danimarka eksi 0.6; Macaristan eksi 1.7; Hollanda eksi 0.9; Finlandiya eksi 0.2; Yunanistan için yapılan projeksiyon ise eksi 6.4. Almanya 2012'de yüzde 0.7 olarak büyüdü, İngiltere ve ABD bizim kadar yüzde 2.2 büyüdü. Japonya'nın büyüme oranı yüzde 2. 2012 büyümesinde AB, yüzde eksi 0.3; Avro bölgesi ortalaması yüzde 0.6. Beklentilerimizin altında dahi olsa gelişmiş ekonomilere, Avrupa ekonomilerine nazaran Türkiye bir kez daha son derece başarılı performans sergilemiştir.

2012 büyüme oranlanın açıklanmasıyla birlikte Türkiye'nin borç yapısıyla ilgili manzara da daha net biçimde ortaya çıktı. 2012'de kamu net borç stokunun milli gelire oranı yüzde 61,5'tu. Son açıklanan büyüme rakamlarıyla birlikte borç stokunun milli gelire oranı yüzde 17'ye kadar geriledi. Borç, bu şekilde ölçülür; milli gelirinize oran nedir- İşte 61.5'tan düştüğü yer ortada. AB tanımlı borç stokumuz ise 2002'de yüzde 74'ken, 2012 sonu itibariyle yüzde 36'ya düştü. Ekonomin her cephesinde hamdolsun son derece kontrollü, itidalli, ayaklarımız yere basarak ilerlemeye devam ediyoruz.''

Erdoğan, Menkul Kıymetler Borsası'nın değiştiğini, borsanın sadece menkul kıymetler olarak değil, altın borsasını ve vadeli opsiyon borsasını da bünyesine alarak, faaliyetlerini Borsa İstanbul olarak sürdüreceğini anımsattı. Erdoğan, bugün de yönetimin oluşturulacağını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, ''Yanı başımızda kimi ülkeler çok büyük zorluklar yaşarken Türkiye istikrarla büyümeye, hedeflerini tek tek tutturmaya, dünyada dikkatleri üzerine toplamaya devam ediyor'' diye konuştu.

Bir uluslararası derecelendirme kuruluşunun geçen hafta içinde, Türkiye'nin kredi notunu arttırdığını anımsatan Erdoğan, ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı. Erdoğan, iflas içinde olan bir ülkeyle ilgili 6 kat artış yaparken, Türkiye ile ilgili böyle bir artışı ortaya koymalarının bilimsel ve adil olmadığını kaydetti. Erdoğan, ''Biz bilimsel, adil yaklaşım istiyoruz, ideolojik yaklaşım istemiyoruz. Bunun düzeltilmesi lazım. Hakkın teslimi noktasında yine de biz bu açıklamayı önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz'' şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, Nisan 2012'de yeni bir teşvik sistemi uygulamaya koyduklarını, 81 ili gelişmişlik durumlarına göre 6 bölgede sınıflandırdıklarını, her bölge için son derece cazip teşvikler getirdiklerini söyledi. Erdoğan, aradan 1 yıl geçtiğini, bu yeni teşvik uygulamasının, özellikle az gelişmiş illerde ciddi sonuçlar doğurduğunu, umut verici sonuçlar getirdiğini gördüklerini anlattı.

Erdoğan, 6. bölgede, tamamı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan 15 il ve Gökçeada'nın bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

''20 Haziran 2010 tarihinden 1 Nisan 2011'e kadar 6. bölgedeki iller için 445 adet belge alınmıştır. Aynı tarihler arasında 2011'den 2012'ye kadar bu illerde 440 bin teşvik belgesi alındı. 2012'den 1 Nisan 2013'e kadar bu bölgede 445 teşvik belgesi alındı. Yatırım miktarlarındaki değişim de son derece önemli. 2010-2011 arası bu illerde 2,2 milyar liralık yatırım teşvik belgesi alındı. 2011-2012 arasındaki yatırım miktarı 1,9 milyar liraydı. Son 1 yıl içinde ise yeni teşvik sistemiyle yatırım miktarı 5,5 milyar liraya ulaştı. İstihdama bakıyoruz 2010-2011 arası teşvik belgeleriyle öngörülen istihdam 10 bin kişiydi. 2011-2012 arası istihdam 7 bine düştü. Son 1 yıl içinde ise öngörülen istihdam 22 bin 288 kişi oldu. Son teşvik sistemiyle 6. bölgede yatırımların ve istihdamın yaklaşık 2,5 kat arttığını görüyoruz. Bu sonuçların üzerinde son derece hassas şekilde durmamız gerekiyor. 20 Haziran 2012'den 1 Nisan 2013'e kadar yatırım ve istihdamın 2,5 kat artış kaydetmesi sadece yeni teşvik sisteminin, sadece ekonomideki iyi gidişin eseri değildir. Bu artış, bu canlanma aynı zamanda istikrarın, güven ortamının, bölgede çoğalan ümidin eseridir.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinde rol alacak olan ''akil insanlar heyeti''ni tespit ettiklerini belirterek, sözüne güvenilen, sözü dinlenen, meseleyle ilgili birikimi olan, toplumun çeşitli kesimlerinin itibarını kazanmış yazar, akademisyen, sanatçı ve sivil toplum örgütlerinden oluşan bir heyeti teşekkül ettirdiklerini söyledi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, çözüm sürecinde rol alacak olan akil insanlarla ilgili açıklamada bulundu. Erdoğan, çözüm sürecinin önemli bir aşaması olarak süreci takip edecek, sürece yönelik toplumsal desteği perçinleyecek, çözüm iradesini güçlendirecek, toplumsal algıyı olumlu istikamette geliştirecek, farklı kesimlerin görüşlerini değerlendirecek bir heyeti, kamuoyunda yaygın kullanılan adlandırmayla ''akil insanları'' tespit ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, sözüne güvenilen, sözü dinlenen, meseleyle ilgili birikimi olan, toplumun çeşitli kesimlerinin itibarını kazanmış yazar, akademisyen, sanatçı ve sivil toplum örgütlerinden oluşan bir heyeti teşekkül ettirdiklerini ifade ederek, bir havuz oluşturduklarını kaydetti.

Bu havuz içinde bugün çalışmalarını yapacaklarını ifade eden Erdoğan, 7 ayrı coğrafi bölgeye göre bir planlama yapıp kısa süre zarfında da bu heyettekilerin isimlerini kamuoyuna duyuracaklarını söyledi. Erdoğan, heyetle büyük ihtimalle Perşembe akşamı bir araya gelerek istişare edeceklerini belirterek, şöyle konuştu:

''Hem biz bu heyetteki akil insanların görüş ve önerilerini dinleyecek, onlarla istişarede bulunacağız hem de onlar bölgelerimizde bir kısım etkinlikler gerçekleştirerek halkımızla, kanaat önderleriyle bir araya gelecekler. Oralarda dolaşırken birçok belki sempozyumlar, paneller, konferanslar düzenleyebilecek, orada bire bir görüşmeler yapabilirler. Yerel, ulusal, uluslararası medyayla yine görüşmelerini yapabilirler. Bu konuda geniş bir çalışma zeminini onlar için hazırlamak istiyoruz. Yeter ki bize bu bir aylık süre içinde bu çalışmaları yapıp ondan sonra bize raporlarını sunsunlar. Tabii onlar bu süreçte ne kadar aktif yer alırlarsa alsınlar, Türkiye'nin tüm akademisyenlerine, sanatçılarına, yazarlarına da ihtiyaç olduğu, onların da katkısının son derece önemli olduğu gayet açıktır.''

Erdoğan, buradakinin ''temsili bir kadro'' olduğunu ve bunun dışındaki kesimlerle de irtibatlarının olmayacağı anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tahriklere, sabotajlara, süreci bozmaya ve bulandırmaya yönelik girişimlere karşı herkesin gücü nispetinde sürece dahil olmasını özellikle rica ediyoruz. Hemen zaten başladılar yazmaya, çizmeye, televizyon kanallarında, ekranlarda falan bazı şeyler. Akildi, akil değildi, akil olsun olmasındı. Akiller kimisi oburdu, obur değildi, bilmem neydi. Böyle garip garip...Bakıyorsunuz; Arapça ve Türkçe arasındaki harflerin, bunların analizini yapmaya varacak kadar bu işlerden uzak... Diyorum ya, siz bir şeyi çözmenin gayreti içerisindesiniz, onlar da kendilerine göre bakıyorsun, Arapça bilim dilinde çok çok başarılı insanlar, hemen buradan yaklaşarak bunu buradan değerlendirmenin gayreti içine giriyorlar. Biz burada Arapça gramerler üzerinde çalışma yapmıyoruz, bunun dilimize yansıması neyse buna göre bazı adımlar atıyoruz. Ama bunu halkla, bu işi takip edenler de zaten dinliyorlar. Akleden dinliyor, akletmekten nasibini almayanlar bunu farklı yerlere çekiyor olabilirler. Biz iş üretmenin peşindeyiz; bunun gayreti içindeyiz. Bu gayret içinde bu sürece destek verenler-vermeyenler bizim için çok da önemli değil. Biz destek verenlerle yolumuza devam ederiz. Buradaki derdimiz başka, biz milletçe üzümü yiyelim, bağcı ile bizim işimiz yok. Birileri bağcıyı dövmeye gayret edecek, o dövülen bağcı bizsek, bir yere kadar sabrederiz. Ondan sonra da biz bir yanağını vur, öbür yanağını uzat, o anlayışta da değiliz. Onu da söyleyeyim. Bizim bir yanağımıza vuran, karşılığını bulur. Onu da bilmelerini isteriz.''

Bu süreçte en geniş katılımla başarıya ulaşmanın gayreti içerisinde olduklarını ifade eden Erdoğan, ''Bu gayretimizi ortaya çok açık ve net koyuyoruz ve koyacağız'' dedi.

Tüm toplumsal kesimlerin sürece destek vermesini, teröre karşı duyarlılık ortaya koymasını arzu ettiklerini kaydeden Erdoğan, ''Ama şimdi biz bu eleştirileri yapanlara bakıyoruz; bazı sanatçılar korkuyor, niye korkuyor- 'Beni dışladılar, ben bu tür şeylere katılmak istedim, beni aforoz ettiler. Bana bir çok yerlerden program vermez duruma geldim.' diyorlar. Ama lafa geldiği zaman demokratız. Sol öyle diyor ya 'böyle demokratız, şöyle demokratız...' Ne demokrasisi- Bunların düşünce dünyasını paylaşmadığın zaman tamamen aforoz ederler. Onların bağlı olduğu yerler bellidir zaten'' diye konuştu.

Erdoğan, terörün, çatışmanın, öldürmenin karşısındaki her bir vatandaşımızın aklıyla, yüreğiyle, duasıyla sürece omuz vermesini özellikle istediğini ifade ederek, ''Allah'ın izniyle milletimizin desteğiyle, oluşan umut ve bahar havasının önünde hiç kimse duramayacaktır. Türkiye inşallah bu meseleyi rafa kaldırarak daha emin adımlarla, hatta koşar adımlarla geleceğe ilerleyecektir'' dedi.

**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****