2014-11-04 - 17:40
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri, araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutmanlar, uzmanlar, çevirici, eğitim ve öğretim planlamacılarına yeni mali haklar getiren tasarı görüşüldü.
TBMM Genel Kurulu'nda Meclis Başkanvekili Sadık Yakut ve Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri HDP'li yöneticiye yapılan bıçaklı saldırıyı kınadı.
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, HDP'ye yapılan saldırıyı kınadıklarını ifade ederek, "Olayda yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum, failin yakalanmasını da sevindirici buluyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bugün öğle saatlerinde HDP'nin PM üyesine yapılan saldırıyı büyük bir üzüntü ve infialle karşıladıklarını belirterek, HDP'ye geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Bu saldırının yapılış biçiminin kendilerini fazlasıyla endişelendirdiği ve düşündürdüğünü ifade ederek, "Saldırganın yakalanmış olması sevindirici olmakla beraber saldırının yapılış biçimi ve uygulanan yöntem dikkate alındığında arkasının çok dikkatli bir şekilde araştırılması ve bu konuda toplumu gerçekten aydınlatıcı açıklamaların emniyet güçleri tarafından yapılmasını bekliyoruz. Biz de konuyu dikkatlice takip ediyoruz" diye konuştu.
Gök, 3 Kasım 1928'de harf devriminin gerçekleştirildiğini, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırıldığını anımsattı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de, HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a yapılan bıçaklı saldırıya değinerek, Karataş'ın şu anda hastanede yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Baluken, şöyle devam etti:
"Biz HDP olarak Ankara'nın göbeğinde gerçekleşen bu saldırının planlı, organizeli ve örgütlü olduğunu ifade ediyoruz. Günlerdir açıkça partimiz hedef alınıyor. Bu saldırı partimize yönelik yapılmış olan linç kampanyasının bir sonucudur. Başta hükümet yetkilileri ve hükümete yakın basın yayın organları olmak üzere bazı köşe yazarlarının günlerdir eş genel başkanımızı, partimizi, milletvekillerimizi yöneticilerimizi hedef gösteren açıklama ve yayınlarının, tüm uyarılarımıza rağmen kesintisiz bir şekilde sürdürülmüş olmasının bugünkü saldırıya zemin hazırlamış olduğunu açık bir şekilde ifade ediyoruz. Bu karanlık saldırıyı ve arkasındaki odakları, bu saldırıya zemin yaratanları HDP olarak şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. HDP'ye hedef olarak gösteren hükümeti de bir an önce bu tutumundan vazgeçmeye, bu hunharca saldırıyı da bir önce aydınlatmaya çağırıyoruz."
Baluken, Ermenek'te maden kazasında, Isparta'da işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi sonucu ve İstanbul Boğazı'nda kaçakları taşıyan teknenin alabora olması sonucu yaşamını yitirenlerin yakınlarına ve ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da HDP önünde bugün cereyan şiddet olayını şiddetle kınayarak, "Hiçbir şiddeti tasvip etmek mümkün değil. Yaralı olan kişiye acil şifalar ve geçmiş olsun diliyorum. Kamu düzeni gereği kamu otoriteleri suç aletiyle birlikte olayın failini yakalamıştır. Bu adi olayla HDP'ye yapılan eleştirilerin karşılaştırılmasına ve özdeşleştirilmesine bir anlam veremediğimi söylemek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Satır, Kasım ayının ilk haftasının organ bağışı haftası olduğunu anımsatarak, Türkiye'de 20 bini aşkın kişinin hayatlarını devam ettirmek için organ nakline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Satır, "3-9 Kasım organ bağışı haftası vesilesiyle tüm halkımızın organ bağışına katılımlarını gönülden destekliyoruz" dedi.
Ayrıca bu haftanın Lösemili Çocuklar Haftası olduğunu da belirten Satır, lösemiyle mücadele edenlere şifa diledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bir velinin kayıt dönemi kapandıktan sonra medya gücünü arkasına alarak hak etmediği halde bir öğrenciyi Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü üzerinden Üsküdar Amerikan Lisesi'neckaydetttirdiğini iddia etti. Hamzaçebi, "Sadece o öğrencinin ve o öğrenci velisinin isteğini karşılamak için yapılan bu düzenlemeyi kınıyorum" şeklinde konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, iki gün önce Hamzaçebi'nin bu konuyu kendisine aktardığını ifade ederek, konuyu araştırdığını bildirdi.
İlgili bütün taraflarla bizzat görüştüğünü vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:
"Yapılan işlemde, çocuğun bir okuldan diğerine naklinde yönetmeliğe aykırı bir durum yok. Çünkü yönetmeliğe göre hangi kriterlere göre öğrenci alacaklarını kendileri belirlemek durumundalar. Burada şüpheli olan durum Saint Joseph Lisesi'nden Amerikan Lisesi'ne geçen öğrencinin kaydının alındığı tarihte kayıtların açık olup olmadığı ve kontenjan dışında kayıt yapılıp yapılmadığı idi. Ben bu öğrenciyle ilgili bilgisayar kayıtlarını çıkardım. Orada da herhangi bir usulsüzlük söz konusu değil. Yani normal zamanda kayıtlara bağlı olarak yönetmeliğe uygun bir biçimde yapılmış. Okul tarafından kayıt yönetmeliklere uygun olarak yapılmış. Buna rağmen acaba bürokrasiden baskıyla mı bu işlem gerçekleştirilmiş olabilir diye okul Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı ile görüştüm. Onun da bu tür şüpheler izhar etmesi üzerine eğer mümkünse kaydı biraz durdurmalarını? Fakat bana verilen bilgi 'Kaydını yapmayın' dediğimiz halde kayıt yapılmış. 'Ben bir araştırayım, ondan sonra kaydını netleştirirsiniz' dediğimiz halde okul tarafından kayıt yönetmeliklere de uygun olarak yapılmış. Sadece kayıt yapılmakla kalmamış okul veliyle mali sözleşme imzalamış yanlış hatırlamıyorsam 40 bin lira parasını da almış. Bu işlemler yapılırken bir yandan da bir başka medya grubunun gücünü arkaya alarak bu konuda bir soru işareti oluşturulmak isteniyor. Burada sayın Hamzaçebi ne kadar işin taraflarının farkında bilmiyorum. İki ayrı medya grubu adeta bizim sırtımızdan birbirleriyle bilek güreşi yapıyorlar. Biz buna Milli Eğitim Bakanlığı olarak izin vermeyiz."
Sataşma nedeniyle söz alan Hamzaçebi, Bakan Avcı'nın vermiş olduğu bilgilerin yüzeysel olduğunu iddia ederek, "Bakan'ın vermiş olduğu bilgi doğru değil. Özel Üsküdar Amerikan Lisesi'ne İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce yazılmış olan bir yazı var. Bir defa öğrenci yedek listede değil, açıkça bir usulsüzlük var" karşılığını verdi.
Avcı'da, bunun bir dava konusu olacağını ifade ederek, "Nitekim şu anda müracaat eden veliler de var. Bekleyelim. Yönetmelikler ortada, yapılan işlemler ortada açılan davaların neticesini görelim. Kimin haklı olduğunu o zaman hep beraber görürüz" dedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, çıkardıkları yasalara rağmen uygulamadaki sorunlardan dolayı iş kazalarını önleyemediklerini belirterek, okullara iş güvenliği dersi konulacağını ve sosyal duyarlılığın geliştirileceğini söyledi.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşı sağlanamadığından son zamanlarda yaşanan işçi ölümlerine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Soma maden faciasının ardından söylenen sözler ile Ermenek'tekilerin aynı olduğunu belirtti. Tuncel, yasalar çıkmasına rağmen kazalar devam ediyorsa burada bir sorun bulunduğunu ifade ederek, milletvekillerinin işçi ölümlerine dur demesi gerektiğini kaydetti.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz de öneri lehindeki konuşmasında, 2014'de işçi hayatını hiçe sayanların karnesinin, ağır sonuçlarla dolu olduğunu söyledi. Öz, son 12 yılda 14 bin 455 işçinin yaşamını yitirdiğini ifade etti.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, iş kazalarındaki artış, ölümlü iş kazaları konularında son iki yıldır sıkıntılı süreç yaşadıklarını söyledi.
Denetim sistemini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini dile getiren Kaçar, denetim-işveren ilişkisinin facialara davetiye çıkardığı noktasında önemli tespitlerin olduğunu belirtti. Kaçar, denetim sistemini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü masaya yatırmaları gerektiğini vurguladı. Kaçar, kazaları tartışmasını ve ders çıkarılması konusundaki yaklaşımın da yeniden masaya yatırılmasını istedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can da grup önerisi aleyhinde söz alarak, iş güvenliği alanında çok sayıda düzenlemeler yaptıklarını anlattı. Bu yasalara rağmen uygulamadaki sorunlardan dolayı iş kazalarını önleyemediklerini kaydeden Can, okullara iş güvenliği dersi konulacağını, sosyal duyarlılık geliştirileceğini, sendikaların da bu duyarlılığa davet edeceğini dile getirdi.
Can, denetmenlerin üzerine düşeni yerine getirmesi, objektif, ilmi raporlar vermesi gerektiğini ifade etti. Can, iş güvenliği maliyet bedelinin ihaleye konulması, bu konuda yasal düzenleme gerekiyorsa en kısa zamanda yapmaları gerektiğini vurguladı.
Ramazan Can, iş güvenliği alanının bir muhalefet alanı olmadığını vurgulayarak, bunu, siyaset üstü, işçi-işveren arasında güvenlik, sağlık alanı olarak dizayn etmeleri gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, HDP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurul'da, MHP'nin Irak Bölgesel Kürt Yönetimince Ayn El-Arab'a gönderilen Peşmergeler'in Türkiye üzerinden geçişiyle ilgili genel görüşme açılması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçişine değinerek, şu soruları yöneltti:
"Peşmerge hangi anayasa maddesine, hangi hukuk kurallarına göre Türkiye üzerinden Türkiye dışında çatışan iki terör örgütüne yardım için geçirilmiştir? Başka bir ülkeden silahlı bir gücün topraklarımız kullandırılarak diğer bir ülkeye geçirilmesi aleni bir suç değil midir? Barzani ile yapılan son anlaşma ile Ayn El-Arab'taki Peşmerge'ye silah ve mühimmat gönderilmesi hangi yasaya, hukuka dayanmaktadır?"
CHP İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk, 29 Ekim günü Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi Peşmergeleri'nin adeta alternatif bir geçit resmi yapar gibi Türkiye'den Kobani'ye geçiş yaptığını söyledi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, her fırsatta Irak Türkmenleri'nin dile getirildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Bu coğrafyada kadim zamanlardan beri birlikte yaşayan bizler, hepimiz bir uzlaşma, bir barış çıkarmak zorundayız. Türkmen'i, Kürt'ü, Şii'si, Alevi'si, Arap'ı, Süryani'si ve Asuri'si ile. Eğer bunu sağlayamazsak kıyamete kadar bu kan davası, bu kan dökme devam edecek ve birilerinin işine yaradığı müddetçe de elin oğlu silah da verecek, benzin de dökecek. Barışı sağlamak bizim elimizde."
AK Parti Niğde Miletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Kobani'den IŞİD zulmünden kaçan 200 bin kişinin Türkiye'de misafir edildiğini anımsatarak, bu çerçevede Kobani'ye insani ve lojistik amaçlı olarak bazı unsurların geçişinin söz konusu olduğunu ifade etti. Kavrukoğlu, "Burada Peşmergeler'in anayasal açıdan Irak Ordusu'nun resmi bir parçası olduğunu vurgulamak gerek" dedi.
Bunun üzerine yeniden söz alan Halaçoğlu, Irak Anayasası'nın 9. maddesinin Peşmergeler'i Irak Ordusu'nun bir parçası olarak değil, iç güvenlik gücü olarak gösterdiğini ifade ederek, "Dolayısıyla bunun tezkereye dayandırılması mümkün değil" diye konuştu.
Meclis Soma Faciasını Araştırma Komisyonu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, 3-5 gün verilen madencilik eğitiminin yeterli olmadığını belirterek, "İşçilerin madencilik sertifikası yok. Sertifika olması halinde dayıbaşı sistemi kendiliğinden çöker" dedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için Ermenek'teki facia ve benzeri kazalara ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini, Genel Kurul gündemine getirdi.
Komisyon Başkanı, AK Parti Aksaray Milletvekili Alaboyun, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bu ay sonunda komisyonun çalışmalarını tamamlayacağını söyledi.
Alaboyun, asıl sıkıntının, madencilikte çok uzun süredir temeli olmayan mevzuat eksikliğinden kaynaklı olduğunu belirtti.
Yeraltı madenleriyle ilgili yönetmeliğin 20 sayfadan oluştuğunu ifade eden Alaboyun, Avusturalya'da kömürde iş sağlığı, güvenliği kanununun 350 sayfa, yönetmeliğinin 650 sayfa olduğunu kaydetti.
Soma ve Ermenek'in, kendileri için dönem noktası olması gerektiğini belirten Alaboyun, kömürde iş sağlığı ve güvenliği kanununun gerekli olduğunu vurguladı. Alaboyun, Maden Kanunu'nun, kömürdeki iş sağlığı ve güvenliğini kapsamadığına işaret ederek, kanunda köklü kurumsal yapıya, mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Alaboyun, kömür ocaklarının diğerlerinden farklı olduğunu, kazaların yüzde 95'inin kömür ocaklarında meydana geldiğini belirtti.
Denetimde bazı boşluklar bulunduğuna işaret eden Alaboyun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının ilgi alanlarının farklı olduğunu kaydetti. Alaboyun, aynı kuruma bir gün Çalışma Bakanlığı, 15 gün sonra Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) yetkililerinin gittiğini anlattı. Alaboyun, MİGEM'in elinin güçlendirilmesi için köklü kanun çıkarmaları gerektiğini dile getirdi.
Alaboyun, işçilerin madencilik sertifikasının bulunmadığını, sertifika olması halinde dayıbaşı sisteminin kendiliğinden çökeceğini kaydetti. Alaboyun, 3-5 gün verilen madencilik eğitiminin yeterli olmadığını ifade etti.
Eski imalatların, madencilik sektöründe çok büyük risk oluşturduğuna dikkati çeken Alaboyun, 301 kişinin öldüğü Soma kazasının, film haline getirilmesi, bu bilincin sürekli diri tutulması gerektiğini söyledi.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 2014'ün 10 ayında bin 600 kişinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini söyledi. Kart, Türkiye'nin bu konuda Avrupa birinciliğinden, dünya birinciliğine doğru hızla gidildiğini savundu.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, Ermenek'teki facianın soruşturulmasını, sorumluluğu, ihmali bulunanlar hakkında gerekli yasal işlem yapılmasını, hesap sorulmasını istedi.
Kalaycı, AK Parti'nin yaptığı düzenlemelerin, günü kurtarmaya yönelik olduğunu savundu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP Grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, maden kazalarına ilişkin, "Kim yanlış yaptıysa, kim teftişte var olmayan işleri var gibi göstermişse onun Allah belasını versin, üzerine sonuna kadar gidilecektir. Hiçbir şeyin üzeri de örtülmeyecektir" dedi.
Genel Kurul'da AK Parti'nin grup önerisiyle Yükseköğretim Personel Kanunu'nda değişiklik yapan kanun tasarısı, Türkiye ile Macaristan Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Tasarısı, İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunun Tasarısı ile bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulan kanun tasarıları ile bazı uluslararası sözleşmeleri onaylayan kanun tasarıları gündemin ön sıralarına çekildi.
Öneri üzerine söz alan CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, AK Parti'nin aşağı yukarı her gün bu tür değişiklik yapan bir grup önerisiyle geldiğini belirterek, "Her işte olduğu gibi Meclis'in çalışması konusunda da bir planları yok" diye konuştu.
Maden kazalarına değinen Akar, kömür madenlerinde çalışanların hayatlarını kaybettiğini, mahsur kaldıklarını söyledi. Akar, "12 yıldır iktidarsınız 12 yıldır sürekli maden kazalarını konuşuyoruz. Hepimiz birer madenci olmaya başladık" dedi.
AK Partı Isparta Milletvekili Recep Özel de maden kazalarını kastederek, "Hepimizin yüreği acıyor. 12 yıldan beri de iktidarız bunun sorumluluğunu da elbetteki taşıyoruz. Kim yanlış yaptıysa, kim teftişte var olmayan işleri var gibi göstermişse onun Allah belasını versin, üzerine sonuna kadar gidilecektir. Hiçbir şeyin üzeri de örtülmeyecektir. Ama gelip buradan ölümler üzerinden siyaset yapmak, siyaset devşirmek, nemalanmaya çalışmak.." şeklinde konuştu.
Sataşma nedeniyle yeniden söz alan Akar, "Öldüklerinde koşa koşa gidiyorlar madenlere ama ölmeden kimse gitmiyor değil mi? Kozlu'da, Afşin'de, Elbistan'da, Soma'da, Ermenek'te söyledik. Söylemeye de devam ediyoruz. Ama sizin bakanınız sadece şikayet ediyor" karşılığını verdi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da bugün su altında kömür çıkarmak için toprak altına girenlerin şehit mertebesinde olduğunu dile getirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de "Bazı Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesi Hakkındaki Kanunların Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi üzerine söz aldı.
Öztürk, teklifle, 12 Eylül 1980 darbe sürecinde darbecilerden kuvvet ve güç alarak, olağanüstü hukuk kurallarını uygulayarak, hukuksuzluğu egemen kılarak hızlıca idam kararları veren mahkemenin kararlarının TBMM'de onaylanmasına ilişkin kanunların yürürlükten kaldırılmasını istediğini ifade etti.
Öztürk'ün önergesi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, akademik personele zam öngören tasarı görüşülüyor.
Üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri, araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutmanlar, uzmanlar, çevirici, eğitim ve öğretim planlamacılarına yeni mali haklar getiren Yükseköğretim Personel Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı üzerinde, HDP, MHP ve CHP grubu adına milletvekilleri söz aldı.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, yükseköğretime talebin her yıl arttığını, 20 yıl önce 76 olan devlet ve vakıf üniversitesi sayısının bugün 196'ya çıktığını belirtti. Aksoy, 1 milyon olan öğrenci sayısının yaklaşık 5 milyona, 40 bin öğretim elemanı sayısının 140 bine ulaştığını kaydetti.
Aksoy, tasarıyla hükümetin öğretim üyelerine yapılacak zammı lütuf gibi sunduğunu, idari ve teknik personelin yok sayıldığını savundu.
Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, maaş iyileştirmelerinin, açlık ve yoksulluk sınırları göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kaldığını savundu. Topcu, "Akademik personel nasıl çalışmalar yapacak, ülkemizi dışarıda nasıl temsil edecek?" diye sordu.
Topcu, yükseköğretim tazminatının, emeklilik keseneğine yansıtılmayarak, emekli maaşlarının artırılmamasının eksiklik olduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, tasarının görüşmelerinde YÖK Başkanı'nın yer almamasının eksiklik olduğunu savundu.
Ayaydın, öğretim elemanlarının, bugünün koşullarında komik denilecek, yetersiz özlük haklarının, çalışma şevkini olumsuz etkilediğini belirtti.
Hükümetin, nihayet akademisyenlerin mağduriyetine el atmaya karar verdiğini ifade eden Ayaydın, üniversitelerin, sadece maaş artışlarıyla düzeltilemeyeceğini kaydetti.
Akademik personele yapılan zamların yetersiz olduğunu savunan Ayaydın, yoksulluk sınırının altında bilimsel araştırma yapılamayacağını ifade etti. Ayaydın, "Akademik personel evini mi geçindirecek, kirasını mı ödeyecek, bilime para yatırıp araştırma mı yapacak, kitap mı alacak?" diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, HDP'ye yapılan saldırıyı kınadıklarını ifade ederek, "Olayda yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum, failin yakalanmasını da sevindirici buluyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bugün öğle saatlerinde HDP'nin PM üyesine yapılan saldırıyı büyük bir üzüntü ve infialle karşıladıklarını belirterek, HDP'ye geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Bu saldırının yapılış biçiminin kendilerini fazlasıyla endişelendirdiği ve düşündürdüğünü ifade ederek, "Saldırganın yakalanmış olması sevindirici olmakla beraber saldırının yapılış biçimi ve uygulanan yöntem dikkate alındığında arkasının çok dikkatli bir şekilde araştırılması ve bu konuda toplumu gerçekten aydınlatıcı açıklamaların emniyet güçleri tarafından yapılmasını bekliyoruz. Biz de konuyu dikkatlice takip ediyoruz" diye konuştu.
Gök, 3 Kasım 1928'de harf devriminin gerçekleştirildiğini, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırıldığını anımsattı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de, HDP PM üyesi Ahmet Karataş'a yapılan bıçaklı saldırıya değinerek, Karataş'ın şu anda hastanede yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Baluken, şöyle devam etti:
"Biz HDP olarak Ankara'nın göbeğinde gerçekleşen bu saldırının planlı, organizeli ve örgütlü olduğunu ifade ediyoruz. Günlerdir açıkça partimiz hedef alınıyor. Bu saldırı partimize yönelik yapılmış olan linç kampanyasının bir sonucudur. Başta hükümet yetkilileri ve hükümete yakın basın yayın organları olmak üzere bazı köşe yazarlarının günlerdir eş genel başkanımızı, partimizi, milletvekillerimizi yöneticilerimizi hedef gösteren açıklama ve yayınlarının, tüm uyarılarımıza rağmen kesintisiz bir şekilde sürdürülmüş olmasının bugünkü saldırıya zemin hazırlamış olduğunu açık bir şekilde ifade ediyoruz. Bu karanlık saldırıyı ve arkasındaki odakları, bu saldırıya zemin yaratanları HDP olarak şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. HDP'ye hedef olarak gösteren hükümeti de bir an önce bu tutumundan vazgeçmeye, bu hunharca saldırıyı da bir önce aydınlatmaya çağırıyoruz."
Baluken, Ermenek'te maden kazasında, Isparta'da işçileri taşıyan midibüsün devrilmesi sonucu ve İstanbul Boğazı'nda kaçakları taşıyan teknenin alabora olması sonucu yaşamını yitirenlerin yakınlarına ve ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır da HDP önünde bugün cereyan şiddet olayını şiddetle kınayarak, "Hiçbir şiddeti tasvip etmek mümkün değil. Yaralı olan kişiye acil şifalar ve geçmiş olsun diliyorum. Kamu düzeni gereği kamu otoriteleri suç aletiyle birlikte olayın failini yakalamıştır. Bu adi olayla HDP'ye yapılan eleştirilerin karşılaştırılmasına ve özdeşleştirilmesine bir anlam veremediğimi söylemek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Satır, Kasım ayının ilk haftasının organ bağışı haftası olduğunu anımsatarak, Türkiye'de 20 bini aşkın kişinin hayatlarını devam ettirmek için organ nakline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Satır, "3-9 Kasım organ bağışı haftası vesilesiyle tüm halkımızın organ bağışına katılımlarını gönülden destekliyoruz" dedi.
Ayrıca bu haftanın Lösemili Çocuklar Haftası olduğunu da belirten Satır, lösemiyle mücadele edenlere şifa diledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bir velinin kayıt dönemi kapandıktan sonra medya gücünü arkasına alarak hak etmediği halde bir öğrenciyi Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü üzerinden Üsküdar Amerikan Lisesi'neckaydetttirdiğini iddia etti. Hamzaçebi, "Sadece o öğrencinin ve o öğrenci velisinin isteğini karşılamak için yapılan bu düzenlemeyi kınıyorum" şeklinde konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, iki gün önce Hamzaçebi'nin bu konuyu kendisine aktardığını ifade ederek, konuyu araştırdığını bildirdi.
İlgili bütün taraflarla bizzat görüştüğünü vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:
"Yapılan işlemde, çocuğun bir okuldan diğerine naklinde yönetmeliğe aykırı bir durum yok. Çünkü yönetmeliğe göre hangi kriterlere göre öğrenci alacaklarını kendileri belirlemek durumundalar. Burada şüpheli olan durum Saint Joseph Lisesi'nden Amerikan Lisesi'ne geçen öğrencinin kaydının alındığı tarihte kayıtların açık olup olmadığı ve kontenjan dışında kayıt yapılıp yapılmadığı idi. Ben bu öğrenciyle ilgili bilgisayar kayıtlarını çıkardım. Orada da herhangi bir usulsüzlük söz konusu değil. Yani normal zamanda kayıtlara bağlı olarak yönetmeliğe uygun bir biçimde yapılmış. Okul tarafından kayıt yönetmeliklere uygun olarak yapılmış. Buna rağmen acaba bürokrasiden baskıyla mı bu işlem gerçekleştirilmiş olabilir diye okul Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı ile görüştüm. Onun da bu tür şüpheler izhar etmesi üzerine eğer mümkünse kaydı biraz durdurmalarını? Fakat bana verilen bilgi 'Kaydını yapmayın' dediğimiz halde kayıt yapılmış. 'Ben bir araştırayım, ondan sonra kaydını netleştirirsiniz' dediğimiz halde okul tarafından kayıt yönetmeliklere de uygun olarak yapılmış. Sadece kayıt yapılmakla kalmamış okul veliyle mali sözleşme imzalamış yanlış hatırlamıyorsam 40 bin lira parasını da almış. Bu işlemler yapılırken bir yandan da bir başka medya grubunun gücünü arkaya alarak bu konuda bir soru işareti oluşturulmak isteniyor. Burada sayın Hamzaçebi ne kadar işin taraflarının farkında bilmiyorum. İki ayrı medya grubu adeta bizim sırtımızdan birbirleriyle bilek güreşi yapıyorlar. Biz buna Milli Eğitim Bakanlığı olarak izin vermeyiz."
Sataşma nedeniyle söz alan Hamzaçebi, Bakan Avcı'nın vermiş olduğu bilgilerin yüzeysel olduğunu iddia ederek, "Bakan'ın vermiş olduğu bilgi doğru değil. Özel Üsküdar Amerikan Lisesi'ne İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce yazılmış olan bir yazı var. Bir defa öğrenci yedek listede değil, açıkça bir usulsüzlük var" karşılığını verdi.
Avcı'da, bunun bir dava konusu olacağını ifade ederek, "Nitekim şu anda müracaat eden veliler de var. Bekleyelim. Yönetmelikler ortada, yapılan işlemler ortada açılan davaların neticesini görelim. Kimin haklı olduğunu o zaman hep beraber görürüz" dedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, çıkardıkları yasalara rağmen uygulamadaki sorunlardan dolayı iş kazalarını önleyemediklerini belirterek, okullara iş güvenliği dersi konulacağını ve sosyal duyarlılığın geliştirileceğini söyledi.
HDP, Danışma Kurulu'nda uzlaşı sağlanamadığından son zamanlarda yaşanan işçi ölümlerine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Öneri lehinde söz alan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Soma maden faciasının ardından söylenen sözler ile Ermenek'tekilerin aynı olduğunu belirtti. Tuncel, yasalar çıkmasına rağmen kazalar devam ediyorsa burada bir sorun bulunduğunu ifade ederek, milletvekillerinin işçi ölümlerine dur demesi gerektiğini kaydetti.
CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz de öneri lehindeki konuşmasında, 2014'de işçi hayatını hiçe sayanların karnesinin, ağır sonuçlarla dolu olduğunu söyledi. Öz, son 12 yılda 14 bin 455 işçinin yaşamını yitirdiğini ifade etti.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, iş kazalarındaki artış, ölümlü iş kazaları konularında son iki yıldır sıkıntılı süreç yaşadıklarını söyledi.
Denetim sistemini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini dile getiren Kaçar, denetim-işveren ilişkisinin facialara davetiye çıkardığı noktasında önemli tespitlerin olduğunu belirtti. Kaçar, denetim sistemini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü masaya yatırmaları gerektiğini vurguladı. Kaçar, kazaları tartışmasını ve ders çıkarılması konusundaki yaklaşımın da yeniden masaya yatırılmasını istedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can da grup önerisi aleyhinde söz alarak, iş güvenliği alanında çok sayıda düzenlemeler yaptıklarını anlattı. Bu yasalara rağmen uygulamadaki sorunlardan dolayı iş kazalarını önleyemediklerini kaydeden Can, okullara iş güvenliği dersi konulacağını, sosyal duyarlılık geliştirileceğini, sendikaların da bu duyarlılığa davet edeceğini dile getirdi.
Can, denetmenlerin üzerine düşeni yerine getirmesi, objektif, ilmi raporlar vermesi gerektiğini ifade etti. Can, iş güvenliği maliyet bedelinin ihaleye konulması, bu konuda yasal düzenleme gerekiyorsa en kısa zamanda yapmaları gerektiğini vurguladı.
Ramazan Can, iş güvenliği alanının bir muhalefet alanı olmadığını vurgulayarak, bunu, siyaset üstü, işçi-işveren arasında güvenlik, sağlık alanı olarak dizayn etmeleri gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, HDP grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurul'da, MHP'nin Irak Bölgesel Kürt Yönetimince Ayn El-Arab'a gönderilen Peşmergeler'in Türkiye üzerinden geçişiyle ilgili genel görüşme açılması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçişine değinerek, şu soruları yöneltti:
"Peşmerge hangi anayasa maddesine, hangi hukuk kurallarına göre Türkiye üzerinden Türkiye dışında çatışan iki terör örgütüne yardım için geçirilmiştir? Başka bir ülkeden silahlı bir gücün topraklarımız kullandırılarak diğer bir ülkeye geçirilmesi aleni bir suç değil midir? Barzani ile yapılan son anlaşma ile Ayn El-Arab'taki Peşmerge'ye silah ve mühimmat gönderilmesi hangi yasaya, hukuka dayanmaktadır?"
CHP İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk, 29 Ekim günü Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi Peşmergeleri'nin adeta alternatif bir geçit resmi yapar gibi Türkiye'den Kobani'ye geçiş yaptığını söyledi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, her fırsatta Irak Türkmenleri'nin dile getirildiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Bu coğrafyada kadim zamanlardan beri birlikte yaşayan bizler, hepimiz bir uzlaşma, bir barış çıkarmak zorundayız. Türkmen'i, Kürt'ü, Şii'si, Alevi'si, Arap'ı, Süryani'si ve Asuri'si ile. Eğer bunu sağlayamazsak kıyamete kadar bu kan davası, bu kan dökme devam edecek ve birilerinin işine yaradığı müddetçe de elin oğlu silah da verecek, benzin de dökecek. Barışı sağlamak bizim elimizde."
AK Parti Niğde Miletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Kobani'den IŞİD zulmünden kaçan 200 bin kişinin Türkiye'de misafir edildiğini anımsatarak, bu çerçevede Kobani'ye insani ve lojistik amaçlı olarak bazı unsurların geçişinin söz konusu olduğunu ifade etti. Kavrukoğlu, "Burada Peşmergeler'in anayasal açıdan Irak Ordusu'nun resmi bir parçası olduğunu vurgulamak gerek" dedi.
Bunun üzerine yeniden söz alan Halaçoğlu, Irak Anayasası'nın 9. maddesinin Peşmergeler'i Irak Ordusu'nun bir parçası olarak değil, iç güvenlik gücü olarak gösterdiğini ifade ederek, "Dolayısıyla bunun tezkereye dayandırılması mümkün değil" diye konuştu.
Meclis Soma Faciasını Araştırma Komisyonu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, 3-5 gün verilen madencilik eğitiminin yeterli olmadığını belirterek, "İşçilerin madencilik sertifikası yok. Sertifika olması halinde dayıbaşı sistemi kendiliğinden çöker" dedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamadığı için Ermenek'teki facia ve benzeri kazalara ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini, Genel Kurul gündemine getirdi.
Komisyon Başkanı, AK Parti Aksaray Milletvekili Alaboyun, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bu ay sonunda komisyonun çalışmalarını tamamlayacağını söyledi.
Alaboyun, asıl sıkıntının, madencilikte çok uzun süredir temeli olmayan mevzuat eksikliğinden kaynaklı olduğunu belirtti.
Yeraltı madenleriyle ilgili yönetmeliğin 20 sayfadan oluştuğunu ifade eden Alaboyun, Avusturalya'da kömürde iş sağlığı, güvenliği kanununun 350 sayfa, yönetmeliğinin 650 sayfa olduğunu kaydetti.
Soma ve Ermenek'in, kendileri için dönem noktası olması gerektiğini belirten Alaboyun, kömürde iş sağlığı ve güvenliği kanununun gerekli olduğunu vurguladı. Alaboyun, Maden Kanunu'nun, kömürdeki iş sağlığı ve güvenliğini kapsamadığına işaret ederek, kanunda köklü kurumsal yapıya, mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Alaboyun, kömür ocaklarının diğerlerinden farklı olduğunu, kazaların yüzde 95'inin kömür ocaklarında meydana geldiğini belirtti.
Denetimde bazı boşluklar bulunduğuna işaret eden Alaboyun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının ilgi alanlarının farklı olduğunu kaydetti. Alaboyun, aynı kuruma bir gün Çalışma Bakanlığı, 15 gün sonra Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) yetkililerinin gittiğini anlattı. Alaboyun, MİGEM'in elinin güçlendirilmesi için köklü kanun çıkarmaları gerektiğini dile getirdi.
Alaboyun, işçilerin madencilik sertifikasının bulunmadığını, sertifika olması halinde dayıbaşı sisteminin kendiliğinden çökeceğini kaydetti. Alaboyun, 3-5 gün verilen madencilik eğitiminin yeterli olmadığını ifade etti.
Eski imalatların, madencilik sektöründe çok büyük risk oluşturduğuna dikkati çeken Alaboyun, 301 kişinin öldüğü Soma kazasının, film haline getirilmesi, bu bilincin sürekli diri tutulması gerektiğini söyledi.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 2014'ün 10 ayında bin 600 kişinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini söyledi. Kart, Türkiye'nin bu konuda Avrupa birinciliğinden, dünya birinciliğine doğru hızla gidildiğini savundu.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, Ermenek'teki facianın soruşturulmasını, sorumluluğu, ihmali bulunanlar hakkında gerekli yasal işlem yapılmasını, hesap sorulmasını istedi.
Kalaycı, AK Parti'nin yaptığı düzenlemelerin, günü kurtarmaya yönelik olduğunu savundu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP Grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, maden kazalarına ilişkin, "Kim yanlış yaptıysa, kim teftişte var olmayan işleri var gibi göstermişse onun Allah belasını versin, üzerine sonuna kadar gidilecektir. Hiçbir şeyin üzeri de örtülmeyecektir" dedi.
Genel Kurul'da AK Parti'nin grup önerisiyle Yükseköğretim Personel Kanunu'nda değişiklik yapan kanun tasarısı, Türkiye ile Macaristan Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasını Uygun Bulan Tasarısı, İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunun Tasarısı ile bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulan kanun tasarıları ile bazı uluslararası sözleşmeleri onaylayan kanun tasarıları gündemin ön sıralarına çekildi.
Öneri üzerine söz alan CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, AK Parti'nin aşağı yukarı her gün bu tür değişiklik yapan bir grup önerisiyle geldiğini belirterek, "Her işte olduğu gibi Meclis'in çalışması konusunda da bir planları yok" diye konuştu.
Maden kazalarına değinen Akar, kömür madenlerinde çalışanların hayatlarını kaybettiğini, mahsur kaldıklarını söyledi. Akar, "12 yıldır iktidarsınız 12 yıldır sürekli maden kazalarını konuşuyoruz. Hepimiz birer madenci olmaya başladık" dedi.
AK Partı Isparta Milletvekili Recep Özel de maden kazalarını kastederek, "Hepimizin yüreği acıyor. 12 yıldan beri de iktidarız bunun sorumluluğunu da elbetteki taşıyoruz. Kim yanlış yaptıysa, kim teftişte var olmayan işleri var gibi göstermişse onun Allah belasını versin, üzerine sonuna kadar gidilecektir. Hiçbir şeyin üzeri de örtülmeyecektir. Ama gelip buradan ölümler üzerinden siyaset yapmak, siyaset devşirmek, nemalanmaya çalışmak.." şeklinde konuştu.
Sataşma nedeniyle yeniden söz alan Akar, "Öldüklerinde koşa koşa gidiyorlar madenlere ama ölmeden kimse gitmiyor değil mi? Kozlu'da, Afşin'de, Elbistan'da, Soma'da, Ermenek'te söyledik. Söylemeye de devam ediyoruz. Ama sizin bakanınız sadece şikayet ediyor" karşılığını verdi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da bugün su altında kömür çıkarmak için toprak altına girenlerin şehit mertebesinde olduğunu dile getirdi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de "Bazı Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesi Hakkındaki Kanunların Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi üzerine söz aldı.
Öztürk, teklifle, 12 Eylül 1980 darbe sürecinde darbecilerden kuvvet ve güç alarak, olağanüstü hukuk kurallarını uygulayarak, hukuksuzluğu egemen kılarak hızlıca idam kararları veren mahkemenin kararlarının TBMM'de onaylanmasına ilişkin kanunların yürürlükten kaldırılmasını istediğini ifade etti.
Öztürk'ün önergesi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, akademik personele zam öngören tasarı görüşülüyor.
Üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri, araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutmanlar, uzmanlar, çevirici, eğitim ve öğretim planlamacılarına yeni mali haklar getiren Yükseköğretim Personel Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı üzerinde, HDP, MHP ve CHP grubu adına milletvekilleri söz aldı.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, yükseköğretime talebin her yıl arttığını, 20 yıl önce 76 olan devlet ve vakıf üniversitesi sayısının bugün 196'ya çıktığını belirtti. Aksoy, 1 milyon olan öğrenci sayısının yaklaşık 5 milyona, 40 bin öğretim elemanı sayısının 140 bine ulaştığını kaydetti.
Aksoy, tasarıyla hükümetin öğretim üyelerine yapılacak zammı lütuf gibi sunduğunu, idari ve teknik personelin yok sayıldığını savundu.
Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Zühal Topcu, maaş iyileştirmelerinin, açlık ve yoksulluk sınırları göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kaldığını savundu. Topcu, "Akademik personel nasıl çalışmalar yapacak, ülkemizi dışarıda nasıl temsil edecek?" diye sordu.
Topcu, yükseköğretim tazminatının, emeklilik keseneğine yansıtılmayarak, emekli maaşlarının artırılmamasının eksiklik olduğunu söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, tasarının görüşmelerinde YÖK Başkanı'nın yer almamasının eksiklik olduğunu savundu.
Ayaydın, öğretim elemanlarının, bugünün koşullarında komik denilecek, yetersiz özlük haklarının, çalışma şevkini olumsuz etkilediğini belirtti.
Hükümetin, nihayet akademisyenlerin mağduriyetine el atmaya karar verdiğini ifade eden Ayaydın, üniversitelerin, sadece maaş artışlarıyla düzeltilemeyeceğini kaydetti.
Akademik personele yapılan zamların yetersiz olduğunu savunan Ayaydın, yoksulluk sınırının altında bilimsel araştırma yapılamayacağını ifade etti. Ayaydın, "Akademik personel evini mi geçindirecek, kirasını mı ödeyecek, bilime para yatırıp araştırma mı yapacak, kitap mı alacak?" diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
