2012-02-07 - 15:45
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurulu'da, doğal afet yaşanan yerlerde ve politik riskin gerçekleştiği ülkelerdeki mükelleflerin borçlarının, bu durumların sona ermesinden itibaren 1 yıla kadar ödeyebilmelerini öngören yasa teklifi kabul edilerek yasalaştı.
CHP Balıkesir Milletvekili Nedret Akova, zeytin ve zeytinyağının devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Sağlam, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.
CHP Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova, zeytin ve zeytinyağında yaşanan sorunlarla ilgili gündemdışı konuşmasında, sağlıklı yaşam için gerekli olan zeytin ve zeytinyağı konusunda sektörde çeşitli sorunlar yaşandığını belirterek, sektörün geliştirilmesi için devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini savunan Akova, ham zeytine destekleme verilmesi gerekirken sadece zeytinyağına destek verilmesinin yanlış oluğunu ileri sürdü. Bu yıl maliyetlerin yükselmesi, desteğin yetersiz olması nedeniyle üreticilerin borcunu ödeyemediğini, zeytinliklerin icrada satıldığını anlatan Akova, yüzde 40'lara dayanan bir üretim kaybı yaşandığını söyledi. Destek primlerinin enflasyondaki artış dikkate alınarak artırılmasının talep edildiğini belirten Akova, ''Destek primi istikrarlı şekilde zamanında ödenmeli ve dönem dönem artırılmalı'' dedi.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut da gündemdışı konuşmasında, Ürdün'de yapılan Akdeniz Parlamenter Asamblesi Toplantısı hakkında bilgi verdi. Toplantıda Türkiye'nin ekonomik durumuna işaret ettiğini anlatan Akbulut, diğer ülke temsilcilerinin Türkiye ekonomisi hakkında olumlu ifadelerde bulunduğunu kaydetti. Türkiye'nin krize rağmen ekonomik istikrarını koruduğunu belirten Akbulut, ''Kriz nedeniyle Yunanistan, İtalya ve İspanya'da neler yaşandığını görüyoruz. Yurtdışında Türkiye'nin durumu konuşulduğunda bize nasıl gıptayla baktıklarını görüyoruz'' dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş ise gündemdışı konuşmasında, Adıyaman'ın turizm potansiyeline işaret ederek, kentin kültür turizmi açısından dünyanın en önemli merkezlerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Adıyaman'ın ''marka şehir'' kapsamına alındığını hatırlatan Yetiş, kentin inanç turizminde de söz sahibi olduğunu vurguladı. Yetiş, Adıyaman'ın, 210 tescilli kültür varlığıyla ''tarih fışkıran kent'' olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu, doğal afet yaşanan yerlerde ve politik riskin gerçekleştiği ülkelerdeki mükelleflerin borçlarının, bu durumların sona ermesinden itibaren 1 yıla kadar ödeyebilmelerine imkan veren yasa teklifini bugün görüşecek.
Genel Kurulda, Danışma Kurulu önerisi kabul edildi. Buna göre; Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ön sırasına çekildi. Genel Kurul, bugün teklif yasalaşıncaya kadar çalışacak.
Öneri lehinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, İçtüzük değişikliği teklifiyle muhalefetin söz hakkının kesilmek istendiğini öne sürerek, ''Gözlerim 2001 yılında İçtüzükte yapılmak istenen değişiklikte konuşan Bülent Arınç'ı arıyor. Arınç, bu sözlerini unutmuş gibi... Başbakan, 'İçtüzüğü çıkarın' diye talimat veriyor'' dedi.
Tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ın kendisine gönderdiği mektubu okuyan İnce, şöyle konuştu:
''Siz Meclisi de Silivri'ye döndürmek istiyorsunuz. Burayı da hapishane yapmak istiyorsunuz. Meclis verimli çalışmıyormuş. Siz milletvekillerini burada tutamıyorsanız bunun sorumlusu muhalefet mi- Ben sizi uyarıyorum; tecrübeli milletvekilleri bilirler, burada en çok oylama Kasım ve Aralık ayında bütçede Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerinin bütçelerinde yapılır. 2011 yılına baktım, 1 günde 1258 oylama yapılmış. Eğer siz İçtüzüğü daraltır, muhalefetin sesini kısar, faşizan yönetim uygularsanız, bu oylamalarda biz ayakta bekleriz. Siz bunu aylarca çıkaramazsınız. Bize bunu yaptırmayın. Bize dayatma yaparsanız biz de yeni yollar buluruz. Güvenlik için özgürlükleri kısmak, bir gün ikisinden de eder insanı. Dünyanın bütün parlamentolarında engelleme vardır. Buna katlanacaksınız, bunu hazmedeceksiniz. Kurtuluş Savaşı müzakereleri yapılırken bile burada engelleme vardı. Mazlum değil zalimi oynamaya başladınız. Burasını dikensiz gül bahçesi yapmayın.''
İnce, AK Parti'nin her şeyi değiştirmek istediğini savunarak, ''Ortak değerlerimizle, andımızla uğraşmayın. ABD'de her sabah öğrenciler, ABD bayrağına bağlılığını ifade eder. İngiliz İşçi Marşı ile uğraşmak hiçbir İngilizin aklına gelmez'' dedi.
İnce, ''Ey Müslüman Türk, Kürt, Laz, Abaza, Zaza Gençliği'' diye başlayan ve ''Yeni hitabe de bu olsun'' diyerek yazdığı metni okudu. AK Parti'li bazı milletvekilleri İnce'ye tepki gösterdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, öneri lehinde yaptığı konuşmada, bugün mutabakata vardıkları bir gündemi ele alacaklarını belirterek, ''Böyle bir uzlaşma yapabiliyorsak, anlamsız yere çatışmalar çıkarmak yanlış. Hep birlikte milletin iradesi doğrultusunda, kendi tercihlerimizle İçtüzükten kaynaklı haklarımız kısıtlamadan gündemi birlikte oluşturalım. Bugün ne güzel bir örneği oldu. Grupların sahip oldukları bazı haklar var. Milletimizin hepimizden talepleri var. İçtüzük haklarımızı kullanmamız lazım'' dedi.
Öneri aleyhinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Mecliste 10 yılda çıkarılamayacak yasaları 10 günde çıkardıklarını belirterek, iktidarın İçtüzük değişikliği teklifiyle muhalefetin sesini kısmak istediğini savundu.
''Zaman hesabı yapıyorsunuz çalışma sürelerini ayarlayalım'' diyen Kaplan, şöyle konuştu:
''Size elimizi uzattıkça kolumuza kapmaya çalışıyorsunuz. İyi niyetle size adım attıkça, üstümüzü üstümüze geliyorsunuz. İçtüzüğü buraya getirmek gerilimin nedenidir. Ne yapmak istiyorsunuz- Canlı yayını kestiniz, TRT'yi borazanınız hale getirdiniz. TRT'de BDP ile ilgili kaç program, kaç haber yapıldığını sordum. Aldığım cevap, millet iradesiyle dalga geçmektir; 'TRT bağımsız yayıncılık yapıyor' deniliyor. Adım gibi biliyorum, bu Arınç'ın cevabı değil. O bürokratları terbiye edeceğiz. O bürokratlar terbiye olacak. Onlar seçilmiş milletvekillerine dalga geçer gibi cevaplar gönderemeyecek''
Grup hukukunun pazarlık konusu yapılmak istendiğini savunan Kaplan, ''Bu kürsü at pazarlığının konusu olamaz. Allah'tan korkun. Bütün medya tekelleri emrinizde, genel yayın müdürleri tehdit altında, bizimle ilgili haber yapmıyor, bizi yayınlara çağırmıyorlar. Genelkurmay akreditasyonunu geçtiniz, orada bile insaf sizden fazlaydı. Tüm haklarımızı kullanmak zorunda bırakıyorsunuz bizi. Bir yerde kestiğiniz zaman başka yerleri kullanırız. Ustalaşmak için 10 yıl gerekmiyor, biz 2 yılda ustalaştık. Sizin muhalefete bakış açınızı, susturma, sindirme anlayışınızı öğrendik'' dedi.
Kaplan'ın, ''Türkiye'nin üstüne yeşil faşizm örtüsü örtmek istiyorsunuz'' sözlerine, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, ''Sarı, sarı...Keşke yeşil olsaydı. Yeşilde adalet var'' diye laf attı. Konuşmasını sürdüren Kaplan, ''10 dakika size 120 dakika olarak geri dönecek. İsterseniz 30 Şubata da gündem koyun, sesimizi kısamazsınız'' karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, İnce'nin sözlerini eleştirerek, ''Buraya gelip 'Seni sabaha kadar bekleteceğim' demek, Meclisi etkin hale getirmek demek değil. Biz de bütçeyi 10 gün değil 30-40 günde görüşürüz. Yaparsan yap. İçtüzükteki bazı hususlar tehdit, şantaj amacıyla kullanılmasın. 10 yılda hiçbir gruba oyun oynamadık, diğer partileri nasıl alt edebiliriz diye düşünmedik. Meclisi sağlıklı çalıştırmayı hedefledik. Biz iktidar olarak elimizden gelen sabırı gösterdik'' dedi.
İnce'nin ''Gençliğe hitabe'' konusundaki sözlerine tepki gösteren Elitaş, ''Hitabe, Atatürk'ün hitabesidir. Değiştirdiysen Ulu Önder adına üzüldüm. Atatürk'ün hitabesini değiştirmek kimsenin haddi değildir. Ama Atatürk'ün hitabesiyle alay etmek size yakışıyor. Hitabe, veciz bir sözdür. CHP Kurultayı var. Anlaşılan, takipçileriniz için hitabe yapmışsınız'' diye konuştu.
CHP'li İnce, sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''Benim partimin kurultayı seni hiç ilgilendirmez. İç işimizdir, Genel Başkanımızın takdiridir. Ama senin kuyruk acın var, Kayseri'de herkes bakan, Meclis Başkanvekili oldu, sen grup başkanvekilliğinden başka bir şey olamadın. Kuyruk acın bu. Bu kurnazlıktır. Bununla, 'Bu garip kulunu da unutma, bir daha vekil de olamayacağım, giderayak orada (Bakanlar Kurulu sırası) oturayım. Bu mesajı benim üzerimden verme'' dedi.
AK Parti'li Elitaş da sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''nefis gücü, terbiyesi yapanların başında geldiğini'' belirterek, elindeki cep telefonunu gösterdi. Elitaş, ''Burada bir mesaj var, sen gönderdin. Geldiğinde gösteririm. İkili yaptığımız şeylerle ilgili adabımıza edebime sığmaz. AK Parti'li birinin bakan olması beni üzmez, onurlandırır. Mesajı getireceğim, istersen oku'' diye konuştu.
Tartışmaların ardından Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi gibi konuların toplumun genel kabulleri olduğunu belirterek, ''Ortak değerler istismar edilmesin'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Danışma Kurulu önerisinin görüşülmesi sırasında, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ne ilişkin tartışmalara ilişkin Hükümet adına yerinden söz aldı.
Kılıç, ülkenin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşların ortak değerlerinin siyasi nedenlerle Meclis kürsüsünde tartışma konusu yapılmasını doğru bulmadığını söyledi. Kılıç, ''AK Parti, CHP, MHP ve inanmak istiyorum ki ve hatta BDP için bile ortak değerlerdir bunlar. Hükümetin Gençliğe Hitabe'yi tartışmak gibi hazırlığı bulunmamaktadır. Hükümetimizin böyle bir niyeti, irade beyanı söz konusu değildir'' diye konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de yerinden söz alarak, Bakan Kılıç'ın, ''hatta BDP için bile ortak değerlerdir bunlar'' sözünü eleştirdi. Önder, ''Çok zehirli bir ifade'' dedi. Önder'in ardından tekrar söz alan Kılıç, ''Düzeltme imkanı verdiği için Sayın Önder'e teşekkür ederim. 've hatta BDP' dediğim için özür dilerim. Bu değerler, bu çatı altında grubu bulunan 4 siyasi partinin üyelerinin de genel kabulüdür ve üyeler tek vücuttur'' dedi.
Genel Kurulda, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Ağaçlandırma ve Erozyonla Mücadele Kurumu kurulmasıyla ile ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması teklifi kabul edilmedi.
Oylamanın ardından, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin görüşülmesine başlandı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin kanunun, Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı sulh ve ibra sözleşmesi olduğunu söyledi.
Demiröz, TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine devam edilen, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin tümü üzerinde grubu adına söz aldı.
''6111 Sayılı Kanun, Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı sulh ve ibra sözleşmesidir'' ifadesini kullanan Demiröz, kanunun ardından yapılan düzenlemelerle birlikte yüzde 34 oranında borç tahsilatı yapıldığını anlattı.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ise yurtdışında çalışan müteahhitlere gereken önemin verilmediğini savunarak, ''Bu insanlar, ikili anlaşmamız olmayan ülkelerde mükerrer vergi ödüyorlar. Bu büyük bir sorun. Örneğin, Libya'da yüzde 42 vergi ödüyorlar. Yurtdışında iş yapan müteahhitler altın yumurtlayan tavuktur. Ülkeye hiçbir maliyeti olmayan sadece döviz getiren bu insanlara biz sahip çıkamıyoruz'' diye konuştu.
Grubu adına söz alan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer de yurtdışında ticaret yapanlara ilişkin devletin sosyal sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
MHP Grubu adına konuşan Manisa Milletvekili Erkan Akçay ise teklifi yeterli görmemekle birlikte düzenlemeyi doğru bulduklarını söyledi. Akçay, ''Ülkemizin çok önemli bir kısmı başta deprem olmak üzere tabii afetlerin riski altındadır. Mevcut yapıların önemli bir kısmı bu afetlere dayanıklı değildir. Simav ve Van'daki depremlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen halen depremzede vatandaşların sorunları çözülemiyor. Öyle bir deprem Van'da değil de İstanbul'da olsaydı acaba ne olurdu- Vanlı depremzede kardeşlerimiz halen çadırlarda kalıyorlar'' diye konuştu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfü Elvan da söz alarak, kanun teklifinin getirdiği düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir milletvekilinin sürekli olarak kendisinin, ''Başbakanlık yaparak ayrılmış olanların aldığı maaş kadar maaş aldığını'' ifade ettiğini belirterek, ''1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren söz konusu kanundan ben Meclis Başkanlığından ayrıldıktan sonra yararlanamadım'' dedi.
Arınç, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını hükümet adına yanıtladı.
Bir milletvekilinin sorusunu yanıtlayan Arınç, 6111 Sayılı Kanunun kapsamında 39,4 milyar liranın yapılandırıldığını belirterek, ''14,5 milyar lira Ocak 2012 yılı sonu itibariye tahsil edilmiş. Bu oran yüzde 37'ye tekabül ediyor'' şeklinde konuştu.
''Sayın Kamer Genç'in bir sorusu var. 'Bülent Bey' dediğine göre beni kastetmiyor anlaşılan. Çünkü ilk defa böyle bir cümle duyuyorum. Bugüne kadar Bülent Bey hiç dememişti'' diye konuşan Arınç, 6111 Sayılı Kanun çerçevesinde belediye alacaklarının da yapılandırıldığını, vergi alacaklarının terkin edilmediğini ifade etti.
Genç'in, ''Manisa'da yapılan Sümerbank özelleştirmesiyle ilgili ihaleyi neden engellemediğini sorduğunu'' anımsatan Arınç, ''Benim böyle bir yetkim yok. O tarihte Meclis Başkanıydım'' dedi.
''Milletvekillerinin emeklilik maaşlarının ne miktarda olduğunun'' sorulduğunu hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Bu kanun, bu Meclisten çıktı biliyorsunuz. Ancak şunu söyleyeyim, Meclis Başkanı olarak görev yapmış olanlara 2008'den önce yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kanunu, başbakanlar ve cumhurbaşkanları için düzenlenen hükmün arasına Meclis Başkanlarını da koymuştu. Kanun 1 Ekim 2008'de yürürlüğe girdi. Bir arkadaşımız sürekli olarak, 'benim de bu kanundan yararlandığımı, dolayısıyla Başbakanlık yaparak ayrılmış olanların aldığı maaş kadar benim de maaş aldığımı' ifade ediyor. Doğrusu o değildir.
1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren kanundan ben Meclis Başkanlığından ayrıldıktan sonra yararlanamadım. Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarından bir şube müdürü, 'kanun yürürlüğe girdikten hüküm ifade eder. 1 Ekim 2008'den sonra Meclis Başkanlığından ayrılacak olanlara bu hüküm, uygulanır' dedi. Boynumuz kıldan ince. Ben dahil 11 geçmiş Meclis Başkanlığı yapan arkadaşımız, bu kanundan yararlanmadı. Rahmetli Sabit Osman Avcı da dahil olmak üzere.''
Bu konuyu arkadaşlarıyla zaman zaman aralarında konuştuklarını, bu konuşmalara CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin de tanık olduğunu anlatan Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Fakat, 'yeni bir kanun çıkarılmasına ihtiyaç olduğu, başka yapılacak bir şey olmadığı' söylendi. Benden sonra Meclis Başkanlığı yaparak ayrılan Sayın Köksal Toptan ve Sayın Mehmet Ali Şahin bu kanundan yararlandı ama ben dahil benden önceki en yaşlı, kıdemli başkanımız Kemal Güven dahil olmak üzere 11 Sayın Meclis Başkanı bundan yararlanamadı'' diye konuştu.
Arınç, son çıkarılan kanunla Meclis Başkanları, Danışma Kurulu Başkanları ve Temsilciler Meclisi Başkanları da dahil olmak üzere kanun kapsamına alındığını anımsatan Arınç, ''Bir eksiklik giderildi. Ben şu ana kadar bu maaşı almamıştım. Emekli bir milletvekili olarak, aynı zamanda aktif bir milletvekili olduğum için 2 bin 500 ve 3 bin liraya yakın bir emekli maşı alıyordum. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra mevcut Meclis Başkanlığı yaparak görevden ayrılmış olanlar ne kadar alacaksa ben de o kadar alacağım Kamer Bey'' açıklamasında bulundu.
Daha sonra yapılan oylamada teklifin maddelerine geçilmesi kabul edildi. (15.45)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Sağlam, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline söz verdi.
CHP Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova, zeytin ve zeytinyağında yaşanan sorunlarla ilgili gündemdışı konuşmasında, sağlıklı yaşam için gerekli olan zeytin ve zeytinyağı konusunda sektörde çeşitli sorunlar yaşandığını belirterek, sektörün geliştirilmesi için devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini savunan Akova, ham zeytine destekleme verilmesi gerekirken sadece zeytinyağına destek verilmesinin yanlış oluğunu ileri sürdü. Bu yıl maliyetlerin yükselmesi, desteğin yetersiz olması nedeniyle üreticilerin borcunu ödeyemediğini, zeytinliklerin icrada satıldığını anlatan Akova, yüzde 40'lara dayanan bir üretim kaybı yaşandığını söyledi. Destek primlerinin enflasyondaki artış dikkate alınarak artırılmasının talep edildiğini belirten Akova, ''Destek primi istikrarlı şekilde zamanında ödenmeli ve dönem dönem artırılmalı'' dedi.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut da gündemdışı konuşmasında, Ürdün'de yapılan Akdeniz Parlamenter Asamblesi Toplantısı hakkında bilgi verdi. Toplantıda Türkiye'nin ekonomik durumuna işaret ettiğini anlatan Akbulut, diğer ülke temsilcilerinin Türkiye ekonomisi hakkında olumlu ifadelerde bulunduğunu kaydetti. Türkiye'nin krize rağmen ekonomik istikrarını koruduğunu belirten Akbulut, ''Kriz nedeniyle Yunanistan, İtalya ve İspanya'da neler yaşandığını görüyoruz. Yurtdışında Türkiye'nin durumu konuşulduğunda bize nasıl gıptayla baktıklarını görüyoruz'' dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş ise gündemdışı konuşmasında, Adıyaman'ın turizm potansiyeline işaret ederek, kentin kültür turizmi açısından dünyanın en önemli merkezlerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Adıyaman'ın ''marka şehir'' kapsamına alındığını hatırlatan Yetiş, kentin inanç turizminde de söz sahibi olduğunu vurguladı. Yetiş, Adıyaman'ın, 210 tescilli kültür varlığıyla ''tarih fışkıran kent'' olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu, doğal afet yaşanan yerlerde ve politik riskin gerçekleştiği ülkelerdeki mükelleflerin borçlarının, bu durumların sona ermesinden itibaren 1 yıla kadar ödeyebilmelerine imkan veren yasa teklifini bugün görüşecek.
Genel Kurulda, Danışma Kurulu önerisi kabul edildi. Buna göre; Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ön sırasına çekildi. Genel Kurul, bugün teklif yasalaşıncaya kadar çalışacak.
Öneri lehinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, İçtüzük değişikliği teklifiyle muhalefetin söz hakkının kesilmek istendiğini öne sürerek, ''Gözlerim 2001 yılında İçtüzükte yapılmak istenen değişiklikte konuşan Bülent Arınç'ı arıyor. Arınç, bu sözlerini unutmuş gibi... Başbakan, 'İçtüzüğü çıkarın' diye talimat veriyor'' dedi.
Tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ın kendisine gönderdiği mektubu okuyan İnce, şöyle konuştu:
''Siz Meclisi de Silivri'ye döndürmek istiyorsunuz. Burayı da hapishane yapmak istiyorsunuz. Meclis verimli çalışmıyormuş. Siz milletvekillerini burada tutamıyorsanız bunun sorumlusu muhalefet mi- Ben sizi uyarıyorum; tecrübeli milletvekilleri bilirler, burada en çok oylama Kasım ve Aralık ayında bütçede Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerinin bütçelerinde yapılır. 2011 yılına baktım, 1 günde 1258 oylama yapılmış. Eğer siz İçtüzüğü daraltır, muhalefetin sesini kısar, faşizan yönetim uygularsanız, bu oylamalarda biz ayakta bekleriz. Siz bunu aylarca çıkaramazsınız. Bize bunu yaptırmayın. Bize dayatma yaparsanız biz de yeni yollar buluruz. Güvenlik için özgürlükleri kısmak, bir gün ikisinden de eder insanı. Dünyanın bütün parlamentolarında engelleme vardır. Buna katlanacaksınız, bunu hazmedeceksiniz. Kurtuluş Savaşı müzakereleri yapılırken bile burada engelleme vardı. Mazlum değil zalimi oynamaya başladınız. Burasını dikensiz gül bahçesi yapmayın.''
İnce, AK Parti'nin her şeyi değiştirmek istediğini savunarak, ''Ortak değerlerimizle, andımızla uğraşmayın. ABD'de her sabah öğrenciler, ABD bayrağına bağlılığını ifade eder. İngiliz İşçi Marşı ile uğraşmak hiçbir İngilizin aklına gelmez'' dedi.
İnce, ''Ey Müslüman Türk, Kürt, Laz, Abaza, Zaza Gençliği'' diye başlayan ve ''Yeni hitabe de bu olsun'' diyerek yazdığı metni okudu. AK Parti'li bazı milletvekilleri İnce'ye tepki gösterdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, öneri lehinde yaptığı konuşmada, bugün mutabakata vardıkları bir gündemi ele alacaklarını belirterek, ''Böyle bir uzlaşma yapabiliyorsak, anlamsız yere çatışmalar çıkarmak yanlış. Hep birlikte milletin iradesi doğrultusunda, kendi tercihlerimizle İçtüzükten kaynaklı haklarımız kısıtlamadan gündemi birlikte oluşturalım. Bugün ne güzel bir örneği oldu. Grupların sahip oldukları bazı haklar var. Milletimizin hepimizden talepleri var. İçtüzük haklarımızı kullanmamız lazım'' dedi.
Öneri aleyhinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Mecliste 10 yılda çıkarılamayacak yasaları 10 günde çıkardıklarını belirterek, iktidarın İçtüzük değişikliği teklifiyle muhalefetin sesini kısmak istediğini savundu.
''Zaman hesabı yapıyorsunuz çalışma sürelerini ayarlayalım'' diyen Kaplan, şöyle konuştu:
''Size elimizi uzattıkça kolumuza kapmaya çalışıyorsunuz. İyi niyetle size adım attıkça, üstümüzü üstümüze geliyorsunuz. İçtüzüğü buraya getirmek gerilimin nedenidir. Ne yapmak istiyorsunuz- Canlı yayını kestiniz, TRT'yi borazanınız hale getirdiniz. TRT'de BDP ile ilgili kaç program, kaç haber yapıldığını sordum. Aldığım cevap, millet iradesiyle dalga geçmektir; 'TRT bağımsız yayıncılık yapıyor' deniliyor. Adım gibi biliyorum, bu Arınç'ın cevabı değil. O bürokratları terbiye edeceğiz. O bürokratlar terbiye olacak. Onlar seçilmiş milletvekillerine dalga geçer gibi cevaplar gönderemeyecek''
Grup hukukunun pazarlık konusu yapılmak istendiğini savunan Kaplan, ''Bu kürsü at pazarlığının konusu olamaz. Allah'tan korkun. Bütün medya tekelleri emrinizde, genel yayın müdürleri tehdit altında, bizimle ilgili haber yapmıyor, bizi yayınlara çağırmıyorlar. Genelkurmay akreditasyonunu geçtiniz, orada bile insaf sizden fazlaydı. Tüm haklarımızı kullanmak zorunda bırakıyorsunuz bizi. Bir yerde kestiğiniz zaman başka yerleri kullanırız. Ustalaşmak için 10 yıl gerekmiyor, biz 2 yılda ustalaştık. Sizin muhalefete bakış açınızı, susturma, sindirme anlayışınızı öğrendik'' dedi.
Kaplan'ın, ''Türkiye'nin üstüne yeşil faşizm örtüsü örtmek istiyorsunuz'' sözlerine, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, ''Sarı, sarı...Keşke yeşil olsaydı. Yeşilde adalet var'' diye laf attı. Konuşmasını sürdüren Kaplan, ''10 dakika size 120 dakika olarak geri dönecek. İsterseniz 30 Şubata da gündem koyun, sesimizi kısamazsınız'' karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, İnce'nin sözlerini eleştirerek, ''Buraya gelip 'Seni sabaha kadar bekleteceğim' demek, Meclisi etkin hale getirmek demek değil. Biz de bütçeyi 10 gün değil 30-40 günde görüşürüz. Yaparsan yap. İçtüzükteki bazı hususlar tehdit, şantaj amacıyla kullanılmasın. 10 yılda hiçbir gruba oyun oynamadık, diğer partileri nasıl alt edebiliriz diye düşünmedik. Meclisi sağlıklı çalıştırmayı hedefledik. Biz iktidar olarak elimizden gelen sabırı gösterdik'' dedi.
İnce'nin ''Gençliğe hitabe'' konusundaki sözlerine tepki gösteren Elitaş, ''Hitabe, Atatürk'ün hitabesidir. Değiştirdiysen Ulu Önder adına üzüldüm. Atatürk'ün hitabesini değiştirmek kimsenin haddi değildir. Ama Atatürk'ün hitabesiyle alay etmek size yakışıyor. Hitabe, veciz bir sözdür. CHP Kurultayı var. Anlaşılan, takipçileriniz için hitabe yapmışsınız'' diye konuştu.
CHP'li İnce, sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''Benim partimin kurultayı seni hiç ilgilendirmez. İç işimizdir, Genel Başkanımızın takdiridir. Ama senin kuyruk acın var, Kayseri'de herkes bakan, Meclis Başkanvekili oldu, sen grup başkanvekilliğinden başka bir şey olamadın. Kuyruk acın bu. Bu kurnazlıktır. Bununla, 'Bu garip kulunu da unutma, bir daha vekil de olamayacağım, giderayak orada (Bakanlar Kurulu sırası) oturayım. Bu mesajı benim üzerimden verme'' dedi.
AK Parti'li Elitaş da sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''nefis gücü, terbiyesi yapanların başında geldiğini'' belirterek, elindeki cep telefonunu gösterdi. Elitaş, ''Burada bir mesaj var, sen gönderdin. Geldiğinde gösteririm. İkili yaptığımız şeylerle ilgili adabımıza edebime sığmaz. AK Parti'li birinin bakan olması beni üzmez, onurlandırır. Mesajı getireceğim, istersen oku'' diye konuştu.
Tartışmaların ardından Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi gibi konuların toplumun genel kabulleri olduğunu belirterek, ''Ortak değerler istismar edilmesin'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Danışma Kurulu önerisinin görüşülmesi sırasında, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ne ilişkin tartışmalara ilişkin Hükümet adına yerinden söz aldı.
Kılıç, ülkenin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşların ortak değerlerinin siyasi nedenlerle Meclis kürsüsünde tartışma konusu yapılmasını doğru bulmadığını söyledi. Kılıç, ''AK Parti, CHP, MHP ve inanmak istiyorum ki ve hatta BDP için bile ortak değerlerdir bunlar. Hükümetin Gençliğe Hitabe'yi tartışmak gibi hazırlığı bulunmamaktadır. Hükümetimizin böyle bir niyeti, irade beyanı söz konusu değildir'' diye konuştu.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de yerinden söz alarak, Bakan Kılıç'ın, ''hatta BDP için bile ortak değerlerdir bunlar'' sözünü eleştirdi. Önder, ''Çok zehirli bir ifade'' dedi. Önder'in ardından tekrar söz alan Kılıç, ''Düzeltme imkanı verdiği için Sayın Önder'e teşekkür ederim. 've hatta BDP' dediğim için özür dilerim. Bu değerler, bu çatı altında grubu bulunan 4 siyasi partinin üyelerinin de genel kabulüdür ve üyeler tek vücuttur'' dedi.
Genel Kurulda, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, Ağaçlandırma ve Erozyonla Mücadele Kurumu kurulmasıyla ile ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması teklifi kabul edilmedi.
Oylamanın ardından, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin görüşülmesine başlandı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin kanunun, Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı sulh ve ibra sözleşmesi olduğunu söyledi.
Demiröz, TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine devam edilen, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin tümü üzerinde grubu adına söz aldı.
''6111 Sayılı Kanun, Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı sulh ve ibra sözleşmesidir'' ifadesini kullanan Demiröz, kanunun ardından yapılan düzenlemelerle birlikte yüzde 34 oranında borç tahsilatı yapıldığını anlattı.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ise yurtdışında çalışan müteahhitlere gereken önemin verilmediğini savunarak, ''Bu insanlar, ikili anlaşmamız olmayan ülkelerde mükerrer vergi ödüyorlar. Bu büyük bir sorun. Örneğin, Libya'da yüzde 42 vergi ödüyorlar. Yurtdışında iş yapan müteahhitler altın yumurtlayan tavuktur. Ülkeye hiçbir maliyeti olmayan sadece döviz getiren bu insanlara biz sahip çıkamıyoruz'' diye konuştu.
Grubu adına söz alan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer de yurtdışında ticaret yapanlara ilişkin devletin sosyal sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
MHP Grubu adına konuşan Manisa Milletvekili Erkan Akçay ise teklifi yeterli görmemekle birlikte düzenlemeyi doğru bulduklarını söyledi. Akçay, ''Ülkemizin çok önemli bir kısmı başta deprem olmak üzere tabii afetlerin riski altındadır. Mevcut yapıların önemli bir kısmı bu afetlere dayanıklı değildir. Simav ve Van'daki depremlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen halen depremzede vatandaşların sorunları çözülemiyor. Öyle bir deprem Van'da değil de İstanbul'da olsaydı acaba ne olurdu- Vanlı depremzede kardeşlerimiz halen çadırlarda kalıyorlar'' diye konuştu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfü Elvan da söz alarak, kanun teklifinin getirdiği düzenlemeler hakkında bilgi verdi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir milletvekilinin sürekli olarak kendisinin, ''Başbakanlık yaparak ayrılmış olanların aldığı maaş kadar maaş aldığını'' ifade ettiğini belirterek, ''1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren söz konusu kanundan ben Meclis Başkanlığından ayrıldıktan sonra yararlanamadım'' dedi.
Arınç, ''6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişilik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını hükümet adına yanıtladı.
Bir milletvekilinin sorusunu yanıtlayan Arınç, 6111 Sayılı Kanunun kapsamında 39,4 milyar liranın yapılandırıldığını belirterek, ''14,5 milyar lira Ocak 2012 yılı sonu itibariye tahsil edilmiş. Bu oran yüzde 37'ye tekabül ediyor'' şeklinde konuştu.
''Sayın Kamer Genç'in bir sorusu var. 'Bülent Bey' dediğine göre beni kastetmiyor anlaşılan. Çünkü ilk defa böyle bir cümle duyuyorum. Bugüne kadar Bülent Bey hiç dememişti'' diye konuşan Arınç, 6111 Sayılı Kanun çerçevesinde belediye alacaklarının da yapılandırıldığını, vergi alacaklarının terkin edilmediğini ifade etti.
Genç'in, ''Manisa'da yapılan Sümerbank özelleştirmesiyle ilgili ihaleyi neden engellemediğini sorduğunu'' anımsatan Arınç, ''Benim böyle bir yetkim yok. O tarihte Meclis Başkanıydım'' dedi.
''Milletvekillerinin emeklilik maaşlarının ne miktarda olduğunun'' sorulduğunu hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Bu kanun, bu Meclisten çıktı biliyorsunuz. Ancak şunu söyleyeyim, Meclis Başkanı olarak görev yapmış olanlara 2008'den önce yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kanunu, başbakanlar ve cumhurbaşkanları için düzenlenen hükmün arasına Meclis Başkanlarını da koymuştu. Kanun 1 Ekim 2008'de yürürlüğe girdi. Bir arkadaşımız sürekli olarak, 'benim de bu kanundan yararlandığımı, dolayısıyla Başbakanlık yaparak ayrılmış olanların aldığı maaş kadar benim de maaş aldığımı' ifade ediyor. Doğrusu o değildir.
1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren kanundan ben Meclis Başkanlığından ayrıldıktan sonra yararlanamadım. Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarından bir şube müdürü, 'kanun yürürlüğe girdikten hüküm ifade eder. 1 Ekim 2008'den sonra Meclis Başkanlığından ayrılacak olanlara bu hüküm, uygulanır' dedi. Boynumuz kıldan ince. Ben dahil 11 geçmiş Meclis Başkanlığı yapan arkadaşımız, bu kanundan yararlanmadı. Rahmetli Sabit Osman Avcı da dahil olmak üzere.''
Bu konuyu arkadaşlarıyla zaman zaman aralarında konuştuklarını, bu konuşmalara CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin de tanık olduğunu anlatan Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Fakat, 'yeni bir kanun çıkarılmasına ihtiyaç olduğu, başka yapılacak bir şey olmadığı' söylendi. Benden sonra Meclis Başkanlığı yaparak ayrılan Sayın Köksal Toptan ve Sayın Mehmet Ali Şahin bu kanundan yararlandı ama ben dahil benden önceki en yaşlı, kıdemli başkanımız Kemal Güven dahil olmak üzere 11 Sayın Meclis Başkanı bundan yararlanamadı'' diye konuştu.
Arınç, son çıkarılan kanunla Meclis Başkanları, Danışma Kurulu Başkanları ve Temsilciler Meclisi Başkanları da dahil olmak üzere kanun kapsamına alındığını anımsatan Arınç, ''Bir eksiklik giderildi. Ben şu ana kadar bu maaşı almamıştım. Emekli bir milletvekili olarak, aynı zamanda aktif bir milletvekili olduğum için 2 bin 500 ve 3 bin liraya yakın bir emekli maşı alıyordum. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra mevcut Meclis Başkanlığı yaparak görevden ayrılmış olanlar ne kadar alacaksa ben de o kadar alacağım Kamer Bey'' açıklamasında bulundu.
Daha sonra yapılan oylamada teklifin maddelerine geçilmesi kabul edildi. (15.45)
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
