2013-01-08 - 12:30
TBMM GENEL SEKRETERİ DR. İRFAN NEZİROĞLU, 'HAYATIN RENKLERİ' PROGRAMINA KATILDI
TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu, TRT Anadolu'da Tolga Gören'in sunduğu 'Hayatın Renkleri' programında Meclis'te yapılan çalışmalar ile ilgili açıklamalarda bulundu. TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, "TBMM İdari Teşkilatı olarak biz değişik faaliyetler yaparak Meclis'i hem vatandaşımızla buluşturma hem de örnek bir kurum yapma çabası içerisindeyiz." dedi.

TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu, TRT Anadolu'da Tolga Gören'in sunduğu 'Hayatın Renkleri' programında Meclis'te yapılan çalışmalar ile ilgili açıklamalarda bulundu. TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, "TBMM İdari Teşkilatı olarak biz değişik faaliyetler yaparak Meclis'i hem vatandaşımızla buluşturma hem de örnek bir kurum yapma çabası içerisindeyiz." dedi.

TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, TBMM denilince ilk önce milletvekilleri, Genel Kurul ve komisyonların akla geldiğini söyleyerek, " Ama bunun ötesinde, TBMM İdari Teşkilatı olarak biz değişik faaliyetler yaparak Meclis'i hem vatandaşımızla buluşturma hem de örnek bir kurum yapma çabası içerisindeyiz. "diye konuştu.

TBMM İdari Teşkilat Kanunu üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiğini hatırlatan Dr. İrfan Neziroğlu, Teşkilat Kanunu değişikliği ile Meclis'in yeniden yapılandırıldığını belirtti.

Neziroğlu, şöyle devam etti:

"Meclis, hem birimler olarak hem de idareciler olarak yeniden yapılandırıldı. Bu yeni yapı ile beraber bizde yeni bir yaklaşım ortaya koymaya çalışıyoruz. En önemli noktalardan bir tanesi ise hem kamu kurumlarına hem de vatandaşlara örnek olmaktır. Çalışmalarımıza öncelikle TBMM'de çalışan arkadaşlarımızla bir takım ruhunu güçlendirmeye gayreti içerisinde olduk ve aralarındaki iletişimi geliştirdik. E-posta grupları ile her başkanlık her türlü gelişmeyi birbirleriyle daha hızlı paylaşıyor. Çalıştaylar yaparak İdari Teşkilatı'nın TBMM'de ne yapması gerektiği şeyleri personele sorarak görüşlerini aldık. 'Bir projem var Bir önerim var' diye bir proje başlatarak çalışanlarımızın görüşlerini topladık. İdari Teşkilatı'nın yönetmenliğini hazırlarken mümkün olduğu kadar çalışan arkadaşlarımızın da görüşlerini aldık. Bir örnek vermek gerekirse görevde yükselme yönetmenliğini hazırlarken Meclis 'de çalışan arkadaşlarımızın TBMM'nin intranet sayfasında görüşlerine sunduk."

TBMM'nin halkın Meclis'i olduğuna vurgu yapan Neziroğlu, "Çocukların, gençlerin, engelli vatandaşlarımızın, yaşlıların yani milletin meclisidir. Dolayısıyla herkes bir şekilde Meclis'te kendini bulabilir ve kendini ifade edebilir. Yapmak istediğimiz en önemli şeylerden bir tanesi mümkün olduğunca vatandaşların TBMM'ye hem fiziki hem de duygusal olarak erişebilir hale getirmek. Bazı vatandaşlarımız TBMM'ye ya milletvekili ziyareti için ya da orada çalışan arkadaşını ziyaret etmek için geliyor ama bazı vatandaşlarımızın TBMM'ye yolu düşmüyor. Biz arzu ediyoruz ki herkesin gezme amaçlı da olsa TBMM'yi ziyaret etmelidir." şeklinde konuştu.

TBMM'de çevre bilinci ile ilgili çalışmalar yaptıklarını da kaydeden Neziroğlu, " 'Çevre dostu Meclis' böyle bir iddiamız var. TBMM vatandaşlara böyle bir algı oluşturuyor. Bununla ilgili birkaç faaliyet yaptık. Üniversitelerle diyaloğumuzu geliştirerek, TBMM Kampüsü içerisindeki 460 bin meşe palamudunu toplayıp Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne gönderdik. Yaptığımız bu faaliyetler insanları ve diğer kamu kurumları etkileyerek çevre bilincine katkı sağlıyor." dedi.

Daha sonra söyleşi şöyle devam etti:

"Meclis'in yemekleri genelde güzel olur. Çok ciddi sayıda ziyaretçi gelmekte ve burada kalan yemekler nasıl değerlendirilir diye hepimiz düşünmüşüzdür. Bu konuda da bir faaliyette bulunduğunuzu ve artan yemekleri hayvan barınaklarına gönderdiğinizi duydum. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Tabaklarda kalan yemekler daha önce çöpe gitmekteydi. Mecliste iki türlü artık yemek oluyor. Meclis'te Salı, Çarşamba ve Perşembe ziyaretçi günlerimiz. Ortalama günlük ziyaretçi sayımız 4bin kişidir. Bunun zaman zaman arttığı da oluyor 10 bine yaklaştığı da oluyor. Bizim personelimizde da geçici personel ile birlikte yaklaşık 3800 kişi ve ziyaretçiler ile birlikte bu sayı günlük 8 bin, 10 bin porsiyona yakın yemek çıkmaktadır. Bunları her zaman tutturmak mümkün olmayabiliyor. 4 bin ziyaretçi gelmesini beklerken 3 bin ziyaretçide gelebiliyor. Veya o gün 3 bin kişinin yemek yemesini beklerken 2500 kişi yemek yiyebiliyor ve sonuçta artan yemekler oluyor. Bir kısmı kazanlarda artıyor yani servis edilmeden artan yemekler var. Bunları biz Ankara'da hasta yakınlarının kaldığı bir yurt var, oraya gönderiyoruz. Hastaların ve hasta yakınlarının Ankara dışından gelenlerin tedavileri süresince kaldığı bir yer burası ve yemekleri oraya gönderiyoruz. Birde Altındağ Belediyesinin Gençlik Merkezleri var, oraya gönderiyoruz kazanlarda artan yemekleri. Birde tabaklarda artan yemekler var. Tabaklarda artan yemekler ile de bir kampanya başlattık. Broşürler basarak masalara koyduk ve personelimize duyuru yaptık. Tabaklara peçete konulmaması ve kürdanların atılmaması konusunda. Tabaklarda artan yemekleri de hayvan barınaklarına gönderiyoruz. Gölbaşında bir köpek barınağı ile görüştük. Yaklaşık 4 bin civarında sokak köpeği bulunmakta bu barınakta. Artık tabaklarda artan yemekler her gün toplanıyor ve Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği araçlar ile birlikte çelik kaplarla birlikte Gölbaşında ki hayvan barınağına gönderiyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor. Bu projemizi bizden sonra Ankara'dan bir kurum ve bir Üniversite de aynı şekilde etkilendiler ve onlarda artan yemeklere ilişkin proje yapıp Gölbaşında ki hayvan barınağına göndermeye başladılar.

Belki bunun devamı da gelebilir, örnek olma, rol model teşkil etme vasfınızdan dolayı diğer şehirlerde de inşallah buna benzer projeleri görürüz?

Özellikle kamu kurumlarında ümit ediyoruz ki olur. Her şehirde çok sayıda kamu kurumu var ve kazanlarda artan yemek fazla olmasa da tabaklarda artan yemek mutlak suretle oluyor. Bunların israf edilmemesi lazım. Bu hem dinimizin gereği hem de tarihimize baktığımız zaman Osmanlı da hayvanlar için vakıflar kurularak tedavileri yapıldı. Bizim böylece bir hayvan dostluğu ve duyarlılığını da arttırmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

TBMM'de takım ruhunu oluşturdunuz. Kamu kurumları arasında da sizin rol model olmanızdan dolayı bir etkinlik söz konusu. Ama Türkiye genelinde sizin henüz bir namınız yok. Son dönemde dünya parlamentolarında bizi gurur veren bir olay yaşadık. Siz Dünya Parlamentolararası Genel Sekreterler Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildiniz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Elimizden geldiği kadar bir çaba içerisindeyiz. TBMM'yi hem içeride örnek kurum yapmak hem de uluslararası alanda Genel Sekreterlik olarak İdari Teşkilat işleyişi bakımından iyi bir parlamento yapma çabası içerisindeyiz. Bunun için yaklaşık iki ay önce Kanada'da bir uluslararası bir toplantı olmuştu. Dünya Genel Sekreterler Birliği Toplantısı. Orada Dünya Genel Sekreterler Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine seçildik. Yani bizim başka parlamentolardan öğreneceğimiz şeyler olduğu gibi başka parlamentoların da aktaracağımız tecrübelerimiz ve iyi uygulamalarımız da var. Uluslararası ilişkileri önemsiyoruz. Web sayfamızı sekiz dile çevirdik. Dünyanın hiçbir parlamentosunda böyle bir uygulamanın olduğunu sanmıyorum. Birde bu oldukça kapsamlı bir çeviri, kısa çeviriler değil. Çok sayıda bilgi içeren çeviriler. İngilizce, Fransızca, Rusça, İspanyolca, Arapça, Çince, Almanca olmak üzere bunları şimdi kitap olarak da bastırıyoruz.

Ayrıca siz engelli dostusunuz. Meclis eski bir yapı. Engelli dostu olabilmesi için bir kurumun, bir yapının bir binanın bazı değişiklikler de yapması gerekiyor. Siz bunları gerçekleştirdiniz mi? Yoksa hala yapılacaklar var mı?

Biz bir kısmını gerçekleştirdik. Özellikle bu konuda da son yıllarda bir duyarlılık var. 2005 yılında özürlüler kanununu çıkarıldı ve orada kamu binalarının engelliler açısından erişilebilir hale getirilmesi konusunda bir zorunluluk getirildi. Kamu Kurumlarına 7 yıllık da bir süre tanındı. Bu süre 2012'nin Temmuz ayında doldu. Fakat birçok kamu kurumu bunun gereğini yerine getiremediği için bu süre bir yıl daha uzatıldı. Yani 2013'ün Temmuz ayına kadar Belediyeler ve diğer kamu kurumlarının tamamı engelli dostu haline gelmesi gerekiyor. Bizim bu konuda ne yaptığımıza gelince? Bizim binamız eski ve tarihi bir bina olmasına rağmen birtakım dönüşümler yaptık. Öncelikle rampalar var. Biz rampaların tamamını gözden geçirdik. Bunları yaparken de engelliler ile birlikte yaptık. Bunu şunun için söylüyorum birçok kurumda bu dönüşüm sağlanırken uzmanlar, mimarlar geliyor ve birtakım değişiklikler yapıyorlar. Biz Meclis'teki rampalar ile ilgili şöyle bir sorunla karşılaştık. Rampa var ama bir engelli geldiğinde kullanabileceği eğimde değil. Bunun dışında her binada engelli asansörü olması gerekiyor. Biz ana binanın içine ve dışına bir engelli asansörü koyduk. WC'leri gene engelli arkadaşlarımız için uygun hale getirdik. Amacımız engelli dostlarımız TBMM'ye geldiğinde hiçbir yardıma ihtiyaç duymadan kendi imkânları ile binanın tamamını gezmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Nitekim engelli vatandaşlarımız çağırdığımızda onlardan da birçok şeyi öğrendik. Mesela WC'nin kullanımına ilişkin bir engelli vatandaşımız bize eksikliklerimiz konusunda uyardı ve biz bu eksikliği de giderdik.

İşin gerçekten muhatapları burada belirleyici olursa çok daha etkin ve doğru olabileceğini söylüyorduk. Sizde bu yöntemi mi seçtiniz?

Kamuda 'Biz biliriz' diye bir algının olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman bizlerde bu algının içerisinde oluyoruz. Biraz da çuvaldızı kendimize batıralım. Mutlak suretle bizim göremediğimiz biraz önce vermiş olduğum örnekte olduğu gibi bir takım hususlar başkaları tarafından görülebilir. Bilgi alınır, toparlanır. Kanun yapılıyorsa, biz mesela bunun için şunu yapmaya çalışıyoruz; Komisyonların web sayfalarını yenileceğiz. Vatandaşlardan, muhtemelen tasarılar ile görüş almaya başlayacağız. Bu tasarıları ve görüşleri komisyon üyesi milletvekillerimize ulaştıracağız. Burada amacımız vatandaşı mümkün olduğunca sürecin içerisine dâhil etmek. Belki orada hiç kimsenin aklına gelmeyen bir husus bir vatandaşın aklına gelmiş olabilir ve bunu paylaşmak isteyebilir. Şu anda vatandaşlardan e-posta yoluyla görüş ve öneriler geliyor ve bu katılımı daha nasıl kolaylaştırabiliriz onun peşindeyiz. Çocuklar için ayrı bir web sayfası hazırlıyoruz. Çocuk web sayfası. Çocuk dostu bir Meclis olmaya çalışıyoruz. Zaten öyle? Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı başka hiçbir parlamentoda olmayan bir bayram. Fakat web sayfası aracılığı ile de yapılan yasama faaliyetlerini daha anlaşılabilir hale getireceğiz. Hem de çocuklar için ilginç hale getireceğiz.

Facebook'ta da TBMM ile ilgili pek çok sayfa var. Twitter'da da vatandaşlar TBMM Genel Kurulu ile twitler atabiliyor?

Twitter da iki tane hesabımız var. Bir tanesi TBMM Genel Kurulu, bir tanesi de TBMM Resmi diye? TBMM Genel Kurulu'nu takip etmek isteyen vatandaşlarımız olursa bu twitter hesabını takip edebilirler. Çünkü Genel Kurul'da ki her gelişme anlık olarak yansıtılmaktadır. Kürsüde TBMM Başkanvekillerimizle oturan bürokrat arkadaşlarımız o an itibari ile twet mesajlarını yazıyor. Biz mümkün olduğu kadar bilgili vatandaşlarla paylaşmaya çalışıyoruz. Meclis'e ilişkin birçok yayınımızı Meclis web sayfasına koyduk. Tutanaklarımızın tamamını web sayfamızdadır. Meclis Araştırması Komisyonları 'nın raporlarının tamamı yine web sayfamızda."

M. Fatih Kılıç - H. Alper Durmaz