2008-02-26 - 12:00
MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ: "KESİN SONUÇ ALINCAYA KADAR BÖLGEDE KALINMALIDIR''
Partisinin grup toplantısındaki konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak'ın kuzeyine yaptığı kara harekatını değerlendiren Bahçeli, "Peşmerge yönetiminin, PKK teröristlerine yeniden yardım ve yataklık etmemesi için caydırıcı davranılmalı, kesin sonuç alıncaya kadar bölgede kalınmalıdır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Peşmerge
yönetiminin, PKK teröristlerine yeniden yardım ve yataklık etmemesi için
caydırıcı davranılmalı, kesin sonuç alıncaya kadar bölgede
kalınmalıdır'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin Irak'ın kuzeyine yaptığı kara harekatını değerlendirdi.
Hükümetin göstermiş olduğu zafiyeti değerlendirerek, şiddetini ve
cüretini giderek artıran bölücü terör örgütüne yönelik beklenen kara
harekatının geçen hafta nihayet başladığını ifade eden Bahçeli,
''Mehmetçik, olumsuz hava ve coğrafya şartlarına rağmen Türk milletinin
varlığına göz diken hainleri, saklandıkları inlerinden çıkararak gereken
dersi vermek için iftihar edilecek mücadele içindedir'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, eksi 20 derece soğuk altında, karla kaplı yüksek bir
coğrafyada, 35 kilogramlık teçhizatı şerefle taşıyarak yürütülen
operasyonun her türlü takdirin ve övgünün üstünde olduğunu vurgulayarak,
''Kahraman Mehmetçiğimizi ve komutanlarını kutluyor, gidilecek her
noktada sonuna kadar destekçisi olacağımızı buradan açıklıyorum. Cenab-ı
Allah'tan bütün vatan evlatlarına yardımcı olmasını niyaz ediyorum''
değerlendirmesinde bulundu.
Operasyonun başından bu güne kadar teröristlerin yuvalandığı noktaların
ele geçirildiğini ve çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiğinin
açıklamalardan anlaşıldığını dile getiren Bahçeli, bir yandan Türk
askeri ile gurur duyarken, öte yandan da 10 binlerce Mehmetçiğin
katıldığı bu çapta bir operasyonda karşılaşmak durumunda kalınılan evlat
acılarının da herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

-''VATAN SİZLERE MİNNETTARDIR''-

''Ne mutlu ki milletimiz, büyük bir olgunluk ve metanetle şehitlerine
sahip çıkmakta, son yolculuklarına bu evlatlarımızı kucaklayarak
uğurlamaktadır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bu kürsüden, MHP mensuplarını, milliyetçi ve ülkücü gençliği, canı
gönülden hissettiklerini bildiğim derin acıları, aziz şehit naaşlarının
kaldırıldığı mukaddes mekanlarda paylaşmaya bekliyorum. Ancak, bu son
görevi yaparken, içinde bulunulan manevi iklimin adabına uygun
davranmak, inancımızın bu mekanlarda uygun görmediği söz ve eylemlerden,
siyasi sloganlardan uzak durmak, yüreği vatan sevdası ile dolu olan
herkesin sorumluluğu olmalıdır. Yaşadığımız şahadetlere ve zor operasyon
koşullarına rağmen askerlik çağına gelmiş evlatlarını, ellerini
kınalayıp, 'Şehit adayı' olarak güle oynaya vatan hizmetine gönderen
elleri öpülesi analarla ve babalarla iftihar ediyorum. Bu muhteşem
fedakarlığın, asaletin ve ferasetin üzerimizdeki hakkını ödemek mümkün
değildir. Vatan sizlere minnettardır.''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şehitlere rahmet, ailelerine ve Türk
milletine başsağlığı dileğinde bulunarak, ''Temennimiz en az kayıpla en
büyük başarının gelmesi, teröristlerin ve terör yuvalarının ele
geçirilerek çeyrek yüzyıldır süren bu ihanete artık kesin olarak bir son
verilmesidir. Buradan milletimin kararlılığını ve inancını sizlerin
huzurunda bir kez daha tekrar etmek istiyorum: Şehitler Ölmez, Vatan
Bölünmez'' dedi.

-''OPERASYON, TÜRK MİLLETİNİN BİRİKMİŞ ÖFKESİ...''-

PKK terör örgütünün yıllardır Irak'ın kuzeyinde yuvalandığını,
Barzani'nin hoşgörüsü ve desteğiyle faaliyetlerini serbestçe
sürdürdüğünü, ABD'nin ise verdiği bütün sözlere rağmen teröristlere
karşı son aylara kadar hiçbir müdahalede bulunmadığını anlatan Bahçeli,
22 Temmuz seçimlerinden sonra partisinin ısrarlı ve kararlı duruşuyla AK
Parti'nin teröre karşı tedbir almak zorunda kaldığını savundu.
Bahçeli, daha önceki operasyonlardan farklı olarak, bu harekatın, son 5
yıldır, Türk milletinin birikmiş beklenti ve öfkesinin dışa yansıması
olduğunu belirterek, harekatın siyasal, psikolojik, diplomatik ve
ekonomik anlamda kapsamlı bir mücadeleye dönüşmesinin zorunlu olduğunu
bildirdi.

-''YAPTIRIM UYGULANMALI''-

Bu operasyonla Türkiye'nin, üzerindeki çaresizlik ve teslimiyet
baskısını kaldırarak, ülke üzerinde oyun oynanmasına izin vermeyeceğini,
TSK'nın gücüyle bir kez daha göstereceğini dile getiren Bahçeli, şunları
söyledi:
''Ancak, gelişmeler konunun yalnızca TSK'nın müdahale gücüne ve
kabiliyetine ihale edildiğine işaret etmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla
Hükümet, ABD makamları ile yaptığı görüşmelerden elde edebildiği sınırlı
imkanları yeterli görmekte, ilave tedbirleri almaktan kaçınmayı tercih
etmektedir.
Yıllardır her türlü himaye ve desteği verdikleri düşünülürse, yapılan
harekat neticesinde kaçan PKK teröristlerinin yerel peşmerge reislerine
sığınacakları ve izlerini yerel halkın içinde kaybettirecekleri şimdiden
bellidir. Bu nedenle Hükümetin, yapılan kara harekat ile eş zamanlı
olarak acilen bölge üzerinde ekonomik ve siyasal yaptırımlar başlatması
gerekmektedir. Ancak Hükümet yetkililerinin bu konuda yaptıkları
açıklamalar harekatın kapsamı, hedefleri ve süresi bakımından sınırlı
olduğu izlemini uyandırmaktadır.''
Bu intibanın, teröristleri ve peşmerge yönetimini umutlandırıcı hatalı
bir yaklaşımın ifadesi olduğunu belirten Bahçeli, ''Nitekim Barzani,
Türkiye'nin sınır ötesi operasyonunu, 'Zorbalık' olarak nitelendirme
küstahlığını, bu yaklaşımdan aldığı cesaretle göstermiştir'' diye
konuştu.
MHP lideri Bahçeli, bu kapsamda geçtiğimiz aylarda MGK toplantılarında
konuşulan Habur Sınır Kapısından geçiş, Irak'ın kuzeyine ekonomik
yaptırımlar ve enerji kısıtlaması konusunun acilen değerlendirilmesini
istedi.

-''HAREKAT MEŞRU''-

Hava destekli kara harekatının icrasının meşru olduğunu anlatan Devlet
Bahçeli, yıllardır Irak'ın kuzeyindeki yerel güçlerin himaye ve hatta
desteği ile yuvalanmalarına göz yumulan terör örgütü PKK'ya karşı
başlatılan harekatın, mutlaka bu örgütün kesin ve tam bir imhası ile
neticelendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bahçeli, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, önceden ''Kara harekatı
opsiyonumuz açık'' sözlerini de eleştirerek, Babacan'ın bu uyarısının
baskın tarzı operasyon ihtimalini ortadan kaldırdığına işaret etti.
TSK'nın görevini tamamlayıp yurt içindeki birliklerine dönerken, bu
hassas noktalarda kuvvet bırakarak, ''Güvenlik kuşağı'' oluşturması ve
teröristlerin yeniden üslenmelerine izin verilmemesi gerektiğini ifade
eden Bahçeli, ''Peşmerge yönetiminin PKK teröristlerine yeniden yardım
ve yataklık etmemesi için caydırıcı davranılmalı, kesin sonuç alıncaya
kadar bölgede kalınmalıdır'' dedi.
Bahçeli, dağılan terörist unsurların bölgede yaşayan Türkmen nüfusa
zarar vermelerini önlemek amacıyla merkezi Irak Hükümetinin uyarılması
ve soydaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması gerektiğini bildirdi.

-''TÜRKİYE İÇİNDE HAİNCE OLAYLAR YAŞANIYOR''-

Sınır ötesi operasyonun yapıldığı ve kamuoyunun dikkatinin askeri
harekata çekildiği şu dönemde, Türkiye içerisinde bölücülük adına vahim
ve haince olayların yaşandığını dile getiren Devlet Bahçeli, şöyle dedi:
''Gelişmeler, operasyonların yalnızca silahlı teröristlerle
yetinilemeyeceğini, bunların kentleri, kasabaları tutmuş silahsız ihanet
odakları ile de etkili bir operasyona ihtiyaç duyulduğunu açıkça
göstermektedir. Milletimiz, sınır ötesi operasyonun protesto edildiği,
ellerinde örgüt paçavraları ile sokaklarda gösterilerin yapıldığı, al
bayrağımızın yerlerde sürüklendiği vatan topraklarımızda da devletin
kudretini ve kararlılığını gösterecek siyasi siyasi iradeyi aramakta ve
beklemektedir. Hepinizin bildiği gibi, terörle mücadele, aslında
bölücülükle mücadelenin yalnızca bir bölümüdür. Eli silah tutan bölücüyü
zararlı, buna karşılık silahsız bölücüyü meşru ve zararsız kabul etmek;
bölücülük ve terörle mücadeleyi sekteye uğratacak en büyük gaflettir.
Ancak ne yazık ki aziz milletimizin bütünlüğüne, devletimizin varlığına
yönelik açıkça meydan okumalar ve tehditler, bu iktidarla artık sıradan
hale gelmiştir. Bugün hiçbir adli takibata uğramadan suç işleme ve
bölücülük yapma imtiyazı olan bir zümre türediği ve hatta Hükümet
tarafından kollandığı açıkça görülmektedir.''

-''YENİ BİR ATEŞTEN İMTİHAN SÜRECİ...''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, bölücü terörist unsurların menşeinin, Türkiye
içindeki mihraklar ve ihanet odakları olduğunu ifade ederek, ''Bu
nedenle icra edilen kara harekatının kalıcı ve etkili olabilmesi için
yalnızca sınır ötesinin değil, sınır berisinin de etkisiz hale
getirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, terörist unsurların imhası veya
zayıflaması ile ortaya çıkacak olan yeni durumda, bölücülüğün üzerinden
terörist vesayetinin kalkması bu karanlık emel sahiplerinin yurt içinde
ve yurt dışında meşru ve kabul edilebilir bulunmasına yol açacaktır. Bu
Türkiye için en az terör kadar tehlikeli bir sürecin başlaması
demektir'' uyarısında bulundu.
Yılların ihmal ve müsamahası ile iktidarın kucağında büyüyen
bölücülüğün, bugün yalnızca terörizm boyutu ile algılanır hale geldiğini
kaydeden Bahçeli, bölücülüğün bütün cepheleriyle ortadan kaldırılamaması
durumunda, yeni taviz reçetelerinin, özgürlük ve siyaset adına
Türkiye'nin önüne konacağını bildirdi.
Bahçeli, bu taleplerin, ''Siyasi bir af, Barzani devletinin tanınması,
yeni anayasayla üniter yapı ve milli kimliği zayıflatan maddelerin
dayatılması, federatif bir yapılanmanın idari mekanizmalar içinde
sinsice yürürlüğe konulması'' olarak Türkiye'nin karşısına çıkacağını
belirtti.

-''SİYASETTEN BESLENEN TEHDİT...''-

Türkiye'nin tercih etmiş olduğu AB yolunda, uyum yasaları çerçevesinde
sağlanan demokratik görünümlü ortam, bireysel hak ve özgürlüklerin
istismarının da bölücülüğün kapılarını ardına kadar açtığını öne süren
Devlet Bahçeli, bu sürecin sonunda Türkiye'den bazı tavizlerin
isteneceğini anlatı.
MHP lideri Bahçeli, ''Tek millet, tek devlet ve tek dil'' anlayışına
itirazların yoğunlaştığı şu günlerde, Türk Milleti için yeni bir ateşten
imtihan sürecinin başlayacağına dikkati çekerek, ''Bu itibarla,
sürdürülen sınır ötesi harekatın Türkiye içindeki boyutu ile bölücülüğün
önlenmesi için alınacak tedbirlerin aynı anda, aynı çerçeve içinde ve
ortak bir vizyon ile değerlendirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Aksi halde bir kara harekatı ne derece başarılı olursa olsun, bölücülüğü
ortadan kaldırmaya yetmeyecek, bundan önceki örneklerinde olduğu gibi
siyasetten beslenerek karşımıza yeniden tehdit olarak mutlaka
çıkacaktır'' diye konuştu.

''ÜNİVERSİTELERE BAŞI ÖRTÜLÜ KIZLARIMIZIN GİRMESİ YÖNÜNDE
EN MAKUL VE GEÇERLİ ADIMI ATAN MİLLİYETÇİ HAREKET, VERDİĞİ
SÖZLERİN BUGÜN DE ARKASINDADIR''

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, yüksek
öğrenimde yaşanan başörtüsü sorununun çözümüne yönelik başlattıkları
girişimlere değindi.
Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliğin, Cumhurbaşkanı
tarafından 23 Şubatta onaylandığını ve Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girdiğini anımsatan Bahçeli, ''Sayın Cumhurbaşkanı'nın Anayasa
değişikliklerini onayladıktan sonra yaptığı yorumdan, üniversitelerdeki
başörtüsü sorununun kaldırılması için Anayasa değişikliğinin yeterli
olmayacağı ve bunun için kanun çıkarılması gerektiğini anlaşılmıştır. Anayasa
değişikliğine ilave olarak ve bu değişiklikleri tamamlayacak olan YÖK
Kanunun ek 17. maddesine eklenecek hüküm hakkında, MHP ile Adalet ve
Kalkınma Partisi arasında bir mutabakat olduğu kamuoyu ile her aşamada
paylaşılmıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, ek 17. maddeyle ilgili kanun teklifinin TBMM Başkanlığına
sunulduğunu ve Milli Eğitim Komisyonuna görüşülmek üzere havale
edildiğini anımsatarak, beklentilerinin, konunun zamana yayılmadan
karara varılması yönünde olduğunu söyledi.
Gerek AK Parti sözcülerinin açıklamalarının, gerekse YÖK Başkanlığının
Cumhurbaşkanın onayını müteakip uygulamaya yönelik yayınladığı
talimatın, mutabık kalınan ek 17 maddedeki değişikliğin yasalaşması
yönünde tereddüt yaşandığını ortaya koyduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle
devam etti:
''Bu gelişmeler yaşanırken, Anayasa değişikliğine bile gerek olmadığına
yönelik şahsi fikrini beyan eden TBMM'nin Sayın Başkanının açıklamaları
hayretle karşılanmıştır. Sorunun yalnızca YÖK ve üniversitelerin
inisiyatifi ile çözülebileceğini söyleyen Sayın Toptan'ın, geçtiğimiz
beş yıl boyunca bu değerli önerisini niçin saklamış olduğu tarafımızca
bir türlü anlaşılamamıştır.
Bu kanun maddesinin değişimine dair Adalet ve Kalkınma Partisi'nin
önceki eğilimi, Anamuhalefet Partisi'nin başvurusundan sonra, konuyu
görüşecek olan Anayasa Mahkemesinin kararı ile ortaya çıkacak sonuca
göre gündeme getirecekleri yönündeydi.
Bununla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi, üzerinde uzlaşılmış bir
mutabakat metni yokmuş gibi davranarak, konuyu kamuoyunda tartışmaya
açmış ve kafaları ciddi bir şekilde karıştırmıştır.''

-''YÖK BAŞKANININ YORUMU...''-

''Gelişmeler ve bazı açıklamalar mutabakatın muhataplarından olan Adalet
ve Kalkınma Partisi'nin YÖK Kanunun Ek 17. maddesinde yapılması
kararlaştırılan değişikliği sürüncemeye ve zamana bırakmaya, hatta
bundan vazgeçmeye niyetlendiği yönündedir'' diyen MHP lideri Devlet
Bahçeli, şöyle konuştu:
''Oysaki bize göre, Anayasa değişiklikleriyle ilgili Anayasa Mahkemesine
yapılacak itiraz süreci ile ek 17. maddedeki değişikliğin kanunlaşması
birbirinden ayrı mütalaa edilmesi gereken farklı safhalardır.
Diğer taraftan, YÖK Başkanlığının Anayasada yapılan son değişikliklerin
yeterli olduğuna ve YÖK Kanununda yapılması planlanan değişikliğe gerek
olmadığına dair yetkisini aşan yorumu ise bundan sonra yüksek öğretimde
çok sıkıntılı bir dönemin başlayacağını göstermektedir.
Şayet YÖK Başkanlığının ek 17 maddede yapılacak değişikliğe ihtiyaç
olmadığına yönelik yaklaşımı kabul görür ise kıyafet konusunda tam bir
kargaşa yaşanması ve her tür kıyafetin giyilmesi gibi bir tehlike
karşımıza çıkabilecektir.
Kaldı ki tartışma şimdiden alevlenmiştir. Aceleyle verilmiş YÖK kararı
sonucu üniversitelerde, başörtüsü ile girilebilen ve girilemeyen ayrımı
doğmuş, uygulamada çelişkiler ortaya çıkmıştır. Bu durum mevcut
huzursuzluğu daha da artırmış, üniversite camiasında bölünme ve
hizipleşmeleri kuvvetlendirmiştir.''

-''MİLLİYETÇİ HAREKET VERDİĞİ SÖZLERİN ARKASINDA''-

Bahçeli, yaşanan gelişmelerin partilerinin bu konudaki kaygılarını haklı
çıkaracak noktaya getirdiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
''Bir mağduriyet alanının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak
başlattığımız bir girişimin, eksik bırakılarak yeni bir mağduriyet ve
çatışma ortamına neden olması asla tasvip etmeyeceğimiz bir durumdur.
Bizim siyaset anlayışımıza göre, ortaya koyduğumuz ilkeler ve vardığımız
mutabakatlar, günübirlik ve gelişigüzel alınmış kararlar değil; ahlaki
ve siyasi duruşumuzu belgeleyen çok önemli ve vazgeçilmez taahhütlerdir.
İster yazılı, ister sözlü olsun bizim şeref ve haysiyet vesikalarımızdır.
Biz, bizimle mutabık kalarak taahhüt içine girmiş siyasal
muhataplarımızın da aynı fazilet ve ahlaka sahip olduklarına inanmak
isteyen köklü ve erdemli bir siyasal geleneğinin temsilcisiyiz.
Üniversitelere başı örtülü kızlarımızın girmesi yönünde en makul ve
geçerli adımı atan Milliyetçi Hareket, verdiği sözlerin bugün de
arkasındadır.''

-''KARŞILIK GÖRMEDEN VERİLEN SİYASİ TAVİZLER''-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
ile Ermenistan'da yapılan seçimlere değinerek, bu konudaki partisinin
görüşlerini dile getirdi.
Bahçeli, son yıllarda Türkiye'nin, ''Bir adım önde olmak'' adına nafile
hamleler attığını bunun da hayal kırıklığı yaşattığını söyledi. Bahçeli,
şunları söyledi:
''AKP Meclis çoğunluğunun çıkardığı Vakıflar Yasasının uyandırdığı
heyecan ve ümit ile Türkiye üzerinde emelleri olanların, hükümeti yeni
ve daha etkili bir dayatma sürecine sürükleyecekleri belli olmuştur.
AKP, bu yasa ile taviz ve teslimiyet sınırlarının bulunmadığını bütün
dünyaya göstermiştir. Bu ülkelerden biri de
Ermenistan'dır. Ermenistan'da geçtiğimiz hafta yapılan seçimde
cumhurbaşkanlığını Sarkisyan'ın kazanmasını bir şans gibi gören medyamız
toplumu da gereksiz ve anlamsız bir beklentiye yönlendirmektedir.
Özelikle PKK terör örgütü mensuplarının Ermenistan yönetimince işgal
altındaki Karabağ'a yerleştirilmeye başladıklarına dair haberlerin
yaygılaştığı bu süreçte, hükümetten beklenen Türkiye'nin tarihi tezleri
ve duruşunu bir kez daha yeni Ermeni yönetimine yüksek sesle ifade
etmesidir.''
Soykırım yalanına dayalı iddialarından vazgeçmedikçe, işgal altında
tuttukları Dağlık Karabağ bölgesini Azerbaycan'a iade etmedikçe ve
Türkiye üzerindeki toprak taleplerinden dönmedikçe Türkiye ile
Ermenistan arasındaki ilişkilerin değişmeyeceğinin ısrarla
vurgulanmasını isteyen Bahçeli, ''Bugün Ermenistan'ın
işgalinde olan Dağlık Karabağ bölgesinde BM Güvenlik Konseyi'nin
kararları ile tam dört kez Ermenistan'ın işgalci olduğu ve bu
toprakların Azerbaycan toprağı olduğu tasdik edilmiştir. Buna rağmen,
işgal altındaki bu bölgenin Ermeni seçmenleri de yeni Cumhurbaşkanlığı
için oy kullanmışlardır. Bu durum, seçimin meşruiyetine gölge düşüren
önemli bir hadise olarak görülmelidir''dedi.

-''HÜKÜMETİN UMUDU...''

Bahçeli, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde de yapılan seçimler sonucunda
iktidarın el değiştirdiğini Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri
Hristofyas'ın Cumhurbaşkanı olduğunu anımsatarak, Kıbrıs konusunda çözüm
olarak önerilen sözde planların bundan sonra nasıl bir siyasal durum
ortaya çıkaracağını zamanın göstereceğini söyledi.
Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:
''Ancak, bu seçim Kıbrıs'ta değişen bir şeyin olmayacağı konusundaki
kanaatleri güçlendirmiştir.Türkiye, uluslararası
ilişkilerinin seviyesini başka ülkelerin yönetim değişiklikleri ile
değil kendi ilkeleri ve milli duruşu ile tayin etmesi gereken önemli ve
köklü bir devlettir.
Ancak gelinen taviz ve teslimiyetle tıkanan dış politika ve milli
meselelerde hükümetin yegane umudu, muhatap ülkelerdeki yönetim
değişiklikleri olmuştur.
Rumların tercih değişikliğinden de olumlu anlamlar çıkarmaya çalışanlar
en yakın zamanda yanıldıklarını bir kez daha anlayacaklardır.''