2015-10-01 - 15:30
TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, 25. dönem 2. Yasama Yılı'nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı açış konuşmasına, kuruluşundan bu güne kadar millete hizmet eden, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Meclis'in tüm mensuplarını saygıyla anarak başladı. TBMM Başkanı Yılmaz'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurul'da milletvekillerine hitap etti. TBMM Genel Kurulu, 1 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak seçimin kesin sonuçlarının, YSK tarafından, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu kanallarında ilamını takip eden 5'inci gün saat 15.00'te toplanmak üzere kapandı.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Yılmaz başkanlığında toplandı.
Yılmaz, 25. dönem 2. yasama yılının açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmasına, kuruluşundan bu güne kadar millete hizmet eden, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Meclis'in tüm mensuplarını saygıyla anarak başladı.
Şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere acil şifalar dileyen Yılmaz, "Yeni yasama yılını yeni bir seçim süreci içinde açıyoruz. Demokraside millet denetiminin en somut şekli seçimdir. Milletimizin, bu denetimi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en iyi şekilde yerine getireceğine olan inancım tamdır. Halkımızın, seçime tam olarak katılması, milli iradenin Meclis'e tam olarak yansımasını da sağlayacaktır" diye konuştu.
Yapılacak seçimin, ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulunan İsmet Yılmaz, şunları söyledi:
"TBMM kuruluşundan bu güne kadar aldığı kararlarla, çıkardığı yasalarla, ülkemizin kaderini belirledi. Meclisimiz, bugün de demokrasimizin kalbi ve sorunlarımızın çözüm adresidir. Demokrasinin, özgürlüğün, refahın ve huzurun hakim olduğu güçlü bir Türkiye ortak hedefimizdir. Milletimizin demokrasi bilinci ve olgunluğu bizim en büyük güvencemiz ve ilham kaynağımızdır. İktidarı ve muhalefetiyle birlikte, tüm siyasi partilerimizin, ülkemizin ekonomik ve siyasi hayatındaki emek ve katkıları, her türlü takdirin üzerindedir."
Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu Gazi Meclisin mümtaz bir şahsiyeti ve köklü değerleri vardır. Bu çerçevede işbirliği ve diyalog kanallarının açık tutulması, uzlaşı kültürünün geliştirilmesi, demokratik ilkelerin bir bütün halinde hayata geçirilmesi, ülkemizin çağdaş uygarlık yolunda atacağı adımları güçlendirecektir. Sağduyu içinde, milletimizin ortak değerlerine ve birbirimizin görüşlerine saygı göstererek, demokratik kültürün daha da yerleşmesini sağlamalıyız. Bu itibarla, TBMM'nin saygınlığını ve itibarını yükseltmek, dün olduğu gibi, bugün de hepimize düşen öncelikli görev ve sorumluluktur."
Demokratik yol ve yöntemler çerçevesinde her sorunun konuşulacağı ve çözüleceği yerin Meclis olduğunu belirten Yılmaz, bugün ülkenin öncelikli sorununun, toplumun geleceğine, huzur, barış ve istikrarına karşı en büyük tehdit olan terör olduğunu kaydetti.
İnsanlığa karşı bir suç olan terörün, ekonomik kalkınmanın da önündeki en büyük engel olduğunu ifade eden Yılmaz, "Hukuk devleti ilkesinden taviz vermeden, hep birlikte, teröre karşı güçlü ve kararlı bir yaklaşım sergilemeli, milletimizin bekasını her şeyin üstünde tutmalıyız" dedi.
Toplumsal barışı koruma ve sürdürme konusunda herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan TBMM Başkanı Yılmaz, "Milli birlik ve beraberliğimiz, bizim en büyük gücümüzdür. Bir arada, huzur içinde yaşamak için birbirimizi daha çok anlamalı, birlikte daha çok çalışmalı ve ortak değerlerimizi birlikte savunmalıyız. Milletimizin de bizden beklentisi budur" değerlendirmesinde bulundu.
"Gelecek nesillere, çözülmesi zor sorunlar bırakmak yerine, barış ve huzur içinde güçlü bir ülke bırakmak bizlerin en önemli görevidir" ifadesini kullanan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Değişen dünya, ülke ve toplum şartlarına uygun yeni çözüm yöntemlerini birlikte geliştireceğiz. Bu millet, milli mücadelesiyle bu coğrafyanın mazlum milletlerine nasıl örnek olduysa, kendi sorunlarını çözme konusunda da örnek olacaktır."
Yılmaz, etnik kimlik ya da inanç farklılıkları adına kamplaşarak "kesret içinde vahdet", "çokluk içinde birlik" fikrinden uzaklaşan toplumların yaşadığı büyük acıları, bu coğrafyada yaşayan herkesin gördüğünü belirtti.
Türkiye'nin, sorunlarına rağmen, ateş çemberine dönmüş bir coğrafyada, güçlü demokrasisi ve güçlü ekonomisi ile bölgenin huzur adası durumunda olduğunu anlatan Yılmaz, 28 Avrupa Birliği ülkesi 120 bin sığınmacıyı nasıl paylaşacağını tartışırken, İngiltere 20 bin sığınmacıyı 5 yılda kabul edebileceğini açıklamışken, Türkiye'nin 2 milyondan fazla sığınmacıyı kabul ederek 7,5 milyar doların üzerinde harcama gerçekleştiren bir ülke olduğunu ifade etti.
Yılmaz, milli gelirine oranla dünyada en fazla yardım eden ülkenin Türkiye olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin, çağdaş bir ülke olarak, farklılıklara saygı temelinde, kendi sorunlarını kendisi çözebilecek, sağlam bir siyasi kültüre ve engin bir devlet tecrübesine sahip olduğuna vurgu yapan Yılmaz, "Türkiye, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, sosyal adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde, siyasi alandaki farklı görüşlerin toplum önünde rekabet etmesine dayalı demokratik sistemini, her geçen gün, daha da güçlendirmektedir" dedi.
Yılmaz, yeni yasama yılının ve yapılacak seçimin, ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi.
TBMM Başkanı Yılmaz'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekillerine hitap etmek üzere Genel Kurul salonuna girdi ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörün çirkin yüzünün sandıkları tehdit etmesini engellemek için tüm siyasi partilerin insani ve vicdani bir tavır sergileyeceklerini, kolaylaştırıcı bir yaklaşım içinde olacaklarını umduğunu söyledi.
Erdoğan, TBMM'nin 25. Dönem 2. Yasama Yılı'nın açılış konuşmasında milletvekillerine hitap etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, TBMM'nin açılışını gerçekleştiren ilk Meclis'ten 25. Dönem'e kadar aziz çatı altında görev alan tüm milletvekillerine şükranlarını sunarak başladı. Erdoğan, "TBMM üyelerinden, başta ilk Başkan Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, ahirete irtihal etmiş olan herkesi de rahmetle yad ediyorum" dedi.
Tüm şehitleri rahmet ve minnetle anan Erdoğan, gazilerden vefat edenlere rahmet, hayatta olanlara uzun ömür diledi. Erdoğan, "Milletin oyuyla, milletimizi temsil etmek maksadıyla bu çatı altında vazife üstlenmiş ancak vazifeleri sırasında çeşitli şekillerde kendilerine kıyılmış Meclis üyelerimizi, Ali Şükrü Bey?i, Gün Sazak?ı, Adnan Menderes?i, Hasan Polatkan?ı, Fatin Rüştü Zorlu?yu ve Meclis üyesiyken katledilmiş diğer tüm isimleri, hayatları pahasına demokrasinin yolunu aydınlattıkları için rahmetle yad ediyor, mekanları cennet olsun diyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin, hiçbir siyasi partinin tek başına iktidarı sağlayamadığı bir tabloyla sonuçlandığına işaret ederek, TBMM'nin 25. Dönemi'nin kısa sürdüğünü anımsattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama milli iradenin üstünlüğü ve çözüm üretme kabiliyetini ortaya koyması bakımından çok büyük anlama sahiptir. Yaşadığımız süreç, demokrasi tarihimizde ilk kez şahit olduğumuz bir süreçtir. Bir hükümet kurulmamış olmasına rağmen Türkiye, anayasasını harfiyen uygulamak suretiyle çok büyük bir demokratik olgunluk sergilemiştir. Geçmişte, benzeri süreçlerde Türkiye?de ekonominin ve siyasetin karşı karşıya kaldığı badireler hepimizin malumudur. Hükümet kurulamaması, cumhurbaşkanı seçilememesi gibi durumlarda Türkiye aylarca krizlerin pençesinde kıvranmıştır. Hatta kimi durumlarda demokrasi dahi askıya alınmıştır. Siyasetin çözüm üretemediği bahanesine sarılan müdahaleciler, vesayetçiler, siyaset kurumunu zayıflatmakla kalmamış, demokrasimize de derin yaralar açmışlardır.
7 Haziran?dan bugüne kadar olan süreci Türkiye?nin, demokrasinin, hukukun, siyasetin, milli iradenin gereklerine uygun şekilde yaşamış olması, hepimiz adına büyük bir kazançtır. Ülkemizde siyasetin de devletin de kurumsallaşma sürecinde kat ettiği mesafeyi, bu dönem vesilesiyle test ettik, ulaştığımız ileri düzeyi gördük."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi partilerin varoluş gayesinin, siyasal alanı savunmak ve temsil görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek olduğunu dile getirdi. Erdoğan, "Siyaset dışı saiklerle bu alanı boşaltan, görev üstlenmekten kaçınan siyasi partiler, kendi varlıklarını inkar ediyor demektir" dedi.
Erdoğan, kimsenin siyasal alanda ortaya çıkartılan boşluğun faturasını Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, başka yerlere kesmeye çalışarak sorumluluktan kaçamayacağını kaydetti.
Türkiye?nin sorunlarının çözümünü siyasetin dışında, siyaset dışı odaklarda aramanın, bu ülkeye ve bu millete yapılacak en büyük kötülük olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletin basiretinin, her türlü kilidi açacak marifete sahip olduğunu belirtti. Erdoğan, milli iradenin, tek ve yegane çıkış yolu olduğunu bildirdi.
Erdoğan, "Allah?ın izniyle Türkiye, 1 Kasım?da bir kez daha demokratik kurallar çerçevesinde seçimini yapacak, milli iradeyi tecelli ettirecektir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Kasım?da millet iradesinin en sağlıklı şekilde sandığa yansımasının, parlamento içindeki ve dışındaki tüm siyasi partiler için bir namus ve şeref meselesi olduğunu vurguladı.
Terörün çirkin yüzünün sandıkları tehdit etmesini engellemek için tüm siyasi partilerin insani ve vicdani bir tavır sergileyeceklerini, kolaylaştırıcı bir yaklaşım içinde olacaklarını umduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Siyasetteki farklılıklarımız ile ülkenin ve milletin menfaatleri arasındaki ayrımı çok iyi yaparak, hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Milletimizin birliğinin, ülkemizin bütünlüğünün, bayrağımızın, İstiklal Marşımızın, resmi dilimizin, hepimizin asgari müştereği olduğunu burada özellikle vurgulamak isterim. Bu aziz kürsüde edilen yeminlere, yapılan ahitleşmeye uymak, herkes için demokratik bir görevden öte ahlaki bir vazifedir. Türkiye?nin istiklalinin ve istikbalinin söz konusu olduğu yerde yekvücut olarak hareket edemezsek, milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz.
Siyasi partiler ve siyasi kadrolar, ülkeye ve millete hizmet konusunda rekabet içindedir, yarış içindedir. Buna hiç kimsenin itirazı olamayacağı düşüncesindeyim. Ama bu rekabetin ülkenin ve milletin aleyhine sonuçlar doğuracak bir zemine kayması kabul edilemez. Milletin dışında güç odaklarına, özellikle de terör örgütlerine, paralel yapılara sırtlarını dayayanlar, bunlar üzerinden algı operasyonlarına girişenler, millete ve hukuka hesap vermekten kurtulamayacaklardır. Milletimizin feraset ve basireti, milli ve yerli olanla, gayri milli ve yabancılaşmış olanı en iyi şekilde ayıracak hassasiyete sahiptir. 1 Kasım seçimleri bu manada son derece önemli bir sınavdır. Türkiye?nin bu önemli sınavı da başarıyla atlatacağına yürekten inanıyorum."
Erdoğan, seçimlerin ardından Türkiye ekonomisinin büyümeye, Türkiye demokrasisinin emin adımlarla geleceğe ilerlemeye devam edeceğini dile getirdi.
Türkiye'nin her anlamda emin ellerde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tarih, hiç şüpheniz olmasın, Türkiye?nin önlenemez büyümesine ve güçlenmesine şahitlik etmeyi sürdürecektir. Türkiye?ye yönelen tüm saldırılar, bu ülkenin çelikten iradesi karşısında erimeye mahkumdur. Tek bir vatandaşım dahi tedirgin olmasın. Türkiye, okun yaydan fırlaması gibi, geri dönülemez bir atılım dönemindedir ve inşallah 2023 hedeflerimize mutlaka ulaşılacaktır" diye konuştu.
Erdoğan, standartları yüksek bir demokrasinin, özellikle de istikrar ve güven ortamının, Türkiye ekonomisine etkisini, geçen 13 yıl içinde milletçe hep birlikte tecrübe ettiklerini söyledi.
Güçlü, kararlı, dürüst ve şeffaf bir yönetim altında geçen 13 yılda Türkiye ekonomisinin, yıllık ortalama yüzde 5 oranında büyüme kaydettiğini anımsatan Erdoğan, milli gelirimiz 230 milyar dolardan 2014 yılı itibariyle 800 milyar dolara çıktığını kaydetti. Erdoğan, ihracatın 36 milyardan 158 milyar dolara yükseldiğini, enflasyon ve faizlerin, bu istikrar ve güven ortamında tarihi seviyelere gerilediğini dile getirdi.
Uluslararası yatırımlar artarken Türkiye'nin, okulları, hastaneleri, yolları, köprüleri, tünelleri ve diğer altyapı yatırımlarıyla dünyanın parlayan yıldızı olduğunu kaydeden Erdoğan, sadece yüksek hızlı trenlerde bugüne kadar tamamlayıp işletmeye alınan hat uzunluğunun 1.213 kilometreyi bulduğunu anlattı.
Erdoğan, Ankara-Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya hatlarında yolcu taşımacılığının yapıldığını, Ankara-Sivas, Bursa-Bilecik, Ankara-İzmir, Konya-Karaman hızlı tren hatlarının inşasının devam ettiğini anımsattı.
Hedeflerinin, 2023 yılına kadar, hızlı tren hatlarının uzunluğunu 13 bin kilometreye çıkarmak olduğunu bildiren Erdoğan, hava taşımacılığı konusunda da büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini ve havayolunu halkın yolu haline getirdiklerini söyledi.
Erdoğan, 2002 yılında 26 olan havalimanı sayısının, 13 yılda 29 yeni havalimanı ilavesiyle bugün 55?e ulaştığına işaret etti.
Bu güzel tabloyu eğitimde, sağlıkta, enerjide ve diğer tüm alanlarda görmenin mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin bu büyük kalkınma hamlesinden asla vazgeçemeyeceğini, geriye gitmeyeceğini belirtti.
Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin hemen öncesine ait olan 2?nci çeyrek büyüme oranının, beklentilerin üzerine çıkarak, yüzde 3,8 olarak gerçekleştiğine işaret etti. Erdoğan, şöyle devam etti:
"2002 sonundan itibaren devam eden istikrar ve güven ortamının, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarıyla birlikte sorgulanır hale gelmesi, hiç kuşkusuz bir tedirginlik oluşturdu. Ancak, 13 yıl boyunca gerçekleştirilen yapısal reformlar, ekonomide ciddi sarsıntı yaşanmasını engelledi. Aylardır süren belirsizlik ortamına rağmen, Türkiye ekonomisi üstesinden gelinemez bir şoka maruz kalmadı. Bugün Avrupa?da ve içinde bulunduğumuz bölgede, küresel krizin etkilerini en az hisseden ekonomi durumundayız. Bankacılık sistemimiz dünyanın en güvenli ve sağlam sistemlerinden biridir. Ekonomik göstergelerde oluşan kısmi durgunluk geçicidir. 1 Kasım sonrası kurulacak güçlü hükümet, umuyorum ki ekonomik göstergelerin yeniden yukarıya doğru seyretmesinin de miladı olacaktır. Bu ortamı kendileri için fırsata çevirmek isteyenlere imkan vermemeliyiz. Özellikle ekonomi bürokrasisi kararlı hareket etmelidir. Finans sektörünün reel sektörü zor durumda bırakacak şekilde davranmasını da asla kabul edemeyiz. Bunlar gelip geçici dönemlerdir. Türkiye ekonomisi, dışa açık yapısıyla, küresel rekabetin şartlarına uygun olarak, üretime dayalı, adil, kapsayıcı büyüme ilkeleriyle yoluna devam edecektir. Tüm saldırılara rağmen Türkiye, ekonomide de 2023 hedeflerine ulaşacak, dünyanın parlayan yıldızı olacaktır."
***HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DOKÜMANLAR' KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Yılmaz, 25. dönem 2. yasama yılının açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmasına, kuruluşundan bu güne kadar millete hizmet eden, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Meclis'in tüm mensuplarını saygıyla anarak başladı.
Şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere acil şifalar dileyen Yılmaz, "Yeni yasama yılını yeni bir seçim süreci içinde açıyoruz. Demokraside millet denetiminin en somut şekli seçimdir. Milletimizin, bu denetimi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en iyi şekilde yerine getireceğine olan inancım tamdır. Halkımızın, seçime tam olarak katılması, milli iradenin Meclis'e tam olarak yansımasını da sağlayacaktır" diye konuştu.
Yapılacak seçimin, ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulunan İsmet Yılmaz, şunları söyledi:
"TBMM kuruluşundan bu güne kadar aldığı kararlarla, çıkardığı yasalarla, ülkemizin kaderini belirledi. Meclisimiz, bugün de demokrasimizin kalbi ve sorunlarımızın çözüm adresidir. Demokrasinin, özgürlüğün, refahın ve huzurun hakim olduğu güçlü bir Türkiye ortak hedefimizdir. Milletimizin demokrasi bilinci ve olgunluğu bizim en büyük güvencemiz ve ilham kaynağımızdır. İktidarı ve muhalefetiyle birlikte, tüm siyasi partilerimizin, ülkemizin ekonomik ve siyasi hayatındaki emek ve katkıları, her türlü takdirin üzerindedir."
Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu Gazi Meclisin mümtaz bir şahsiyeti ve köklü değerleri vardır. Bu çerçevede işbirliği ve diyalog kanallarının açık tutulması, uzlaşı kültürünün geliştirilmesi, demokratik ilkelerin bir bütün halinde hayata geçirilmesi, ülkemizin çağdaş uygarlık yolunda atacağı adımları güçlendirecektir. Sağduyu içinde, milletimizin ortak değerlerine ve birbirimizin görüşlerine saygı göstererek, demokratik kültürün daha da yerleşmesini sağlamalıyız. Bu itibarla, TBMM'nin saygınlığını ve itibarını yükseltmek, dün olduğu gibi, bugün de hepimize düşen öncelikli görev ve sorumluluktur."
Demokratik yol ve yöntemler çerçevesinde her sorunun konuşulacağı ve çözüleceği yerin Meclis olduğunu belirten Yılmaz, bugün ülkenin öncelikli sorununun, toplumun geleceğine, huzur, barış ve istikrarına karşı en büyük tehdit olan terör olduğunu kaydetti.
İnsanlığa karşı bir suç olan terörün, ekonomik kalkınmanın da önündeki en büyük engel olduğunu ifade eden Yılmaz, "Hukuk devleti ilkesinden taviz vermeden, hep birlikte, teröre karşı güçlü ve kararlı bir yaklaşım sergilemeli, milletimizin bekasını her şeyin üstünde tutmalıyız" dedi.
Toplumsal barışı koruma ve sürdürme konusunda herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan TBMM Başkanı Yılmaz, "Milli birlik ve beraberliğimiz, bizim en büyük gücümüzdür. Bir arada, huzur içinde yaşamak için birbirimizi daha çok anlamalı, birlikte daha çok çalışmalı ve ortak değerlerimizi birlikte savunmalıyız. Milletimizin de bizden beklentisi budur" değerlendirmesinde bulundu.
"Gelecek nesillere, çözülmesi zor sorunlar bırakmak yerine, barış ve huzur içinde güçlü bir ülke bırakmak bizlerin en önemli görevidir" ifadesini kullanan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Değişen dünya, ülke ve toplum şartlarına uygun yeni çözüm yöntemlerini birlikte geliştireceğiz. Bu millet, milli mücadelesiyle bu coğrafyanın mazlum milletlerine nasıl örnek olduysa, kendi sorunlarını çözme konusunda da örnek olacaktır."
Yılmaz, etnik kimlik ya da inanç farklılıkları adına kamplaşarak "kesret içinde vahdet", "çokluk içinde birlik" fikrinden uzaklaşan toplumların yaşadığı büyük acıları, bu coğrafyada yaşayan herkesin gördüğünü belirtti.
Türkiye'nin, sorunlarına rağmen, ateş çemberine dönmüş bir coğrafyada, güçlü demokrasisi ve güçlü ekonomisi ile bölgenin huzur adası durumunda olduğunu anlatan Yılmaz, 28 Avrupa Birliği ülkesi 120 bin sığınmacıyı nasıl paylaşacağını tartışırken, İngiltere 20 bin sığınmacıyı 5 yılda kabul edebileceğini açıklamışken, Türkiye'nin 2 milyondan fazla sığınmacıyı kabul ederek 7,5 milyar doların üzerinde harcama gerçekleştiren bir ülke olduğunu ifade etti.
Yılmaz, milli gelirine oranla dünyada en fazla yardım eden ülkenin Türkiye olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin, çağdaş bir ülke olarak, farklılıklara saygı temelinde, kendi sorunlarını kendisi çözebilecek, sağlam bir siyasi kültüre ve engin bir devlet tecrübesine sahip olduğuna vurgu yapan Yılmaz, "Türkiye, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, sosyal adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde, siyasi alandaki farklı görüşlerin toplum önünde rekabet etmesine dayalı demokratik sistemini, her geçen gün, daha da güçlendirmektedir" dedi.
Yılmaz, yeni yasama yılının ve yapılacak seçimin, ülkeye ve millete hayırlı olmasını diledi.
TBMM Başkanı Yılmaz'ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekillerine hitap etmek üzere Genel Kurul salonuna girdi ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörün çirkin yüzünün sandıkları tehdit etmesini engellemek için tüm siyasi partilerin insani ve vicdani bir tavır sergileyeceklerini, kolaylaştırıcı bir yaklaşım içinde olacaklarını umduğunu söyledi.
Erdoğan, TBMM'nin 25. Dönem 2. Yasama Yılı'nın açılış konuşmasında milletvekillerine hitap etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, TBMM'nin açılışını gerçekleştiren ilk Meclis'ten 25. Dönem'e kadar aziz çatı altında görev alan tüm milletvekillerine şükranlarını sunarak başladı. Erdoğan, "TBMM üyelerinden, başta ilk Başkan Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, ahirete irtihal etmiş olan herkesi de rahmetle yad ediyorum" dedi.
Tüm şehitleri rahmet ve minnetle anan Erdoğan, gazilerden vefat edenlere rahmet, hayatta olanlara uzun ömür diledi. Erdoğan, "Milletin oyuyla, milletimizi temsil etmek maksadıyla bu çatı altında vazife üstlenmiş ancak vazifeleri sırasında çeşitli şekillerde kendilerine kıyılmış Meclis üyelerimizi, Ali Şükrü Bey?i, Gün Sazak?ı, Adnan Menderes?i, Hasan Polatkan?ı, Fatin Rüştü Zorlu?yu ve Meclis üyesiyken katledilmiş diğer tüm isimleri, hayatları pahasına demokrasinin yolunu aydınlattıkları için rahmetle yad ediyor, mekanları cennet olsun diyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin, hiçbir siyasi partinin tek başına iktidarı sağlayamadığı bir tabloyla sonuçlandığına işaret ederek, TBMM'nin 25. Dönemi'nin kısa sürdüğünü anımsattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama milli iradenin üstünlüğü ve çözüm üretme kabiliyetini ortaya koyması bakımından çok büyük anlama sahiptir. Yaşadığımız süreç, demokrasi tarihimizde ilk kez şahit olduğumuz bir süreçtir. Bir hükümet kurulmamış olmasına rağmen Türkiye, anayasasını harfiyen uygulamak suretiyle çok büyük bir demokratik olgunluk sergilemiştir. Geçmişte, benzeri süreçlerde Türkiye?de ekonominin ve siyasetin karşı karşıya kaldığı badireler hepimizin malumudur. Hükümet kurulamaması, cumhurbaşkanı seçilememesi gibi durumlarda Türkiye aylarca krizlerin pençesinde kıvranmıştır. Hatta kimi durumlarda demokrasi dahi askıya alınmıştır. Siyasetin çözüm üretemediği bahanesine sarılan müdahaleciler, vesayetçiler, siyaset kurumunu zayıflatmakla kalmamış, demokrasimize de derin yaralar açmışlardır.
7 Haziran?dan bugüne kadar olan süreci Türkiye?nin, demokrasinin, hukukun, siyasetin, milli iradenin gereklerine uygun şekilde yaşamış olması, hepimiz adına büyük bir kazançtır. Ülkemizde siyasetin de devletin de kurumsallaşma sürecinde kat ettiği mesafeyi, bu dönem vesilesiyle test ettik, ulaştığımız ileri düzeyi gördük."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi partilerin varoluş gayesinin, siyasal alanı savunmak ve temsil görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek olduğunu dile getirdi. Erdoğan, "Siyaset dışı saiklerle bu alanı boşaltan, görev üstlenmekten kaçınan siyasi partiler, kendi varlıklarını inkar ediyor demektir" dedi.
Erdoğan, kimsenin siyasal alanda ortaya çıkartılan boşluğun faturasını Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, başka yerlere kesmeye çalışarak sorumluluktan kaçamayacağını kaydetti.
Türkiye?nin sorunlarının çözümünü siyasetin dışında, siyaset dışı odaklarda aramanın, bu ülkeye ve bu millete yapılacak en büyük kötülük olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletin basiretinin, her türlü kilidi açacak marifete sahip olduğunu belirtti. Erdoğan, milli iradenin, tek ve yegane çıkış yolu olduğunu bildirdi.
Erdoğan, "Allah?ın izniyle Türkiye, 1 Kasım?da bir kez daha demokratik kurallar çerçevesinde seçimini yapacak, milli iradeyi tecelli ettirecektir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Kasım?da millet iradesinin en sağlıklı şekilde sandığa yansımasının, parlamento içindeki ve dışındaki tüm siyasi partiler için bir namus ve şeref meselesi olduğunu vurguladı.
Terörün çirkin yüzünün sandıkları tehdit etmesini engellemek için tüm siyasi partilerin insani ve vicdani bir tavır sergileyeceklerini, kolaylaştırıcı bir yaklaşım içinde olacaklarını umduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Siyasetteki farklılıklarımız ile ülkenin ve milletin menfaatleri arasındaki ayrımı çok iyi yaparak, hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Milletimizin birliğinin, ülkemizin bütünlüğünün, bayrağımızın, İstiklal Marşımızın, resmi dilimizin, hepimizin asgari müştereği olduğunu burada özellikle vurgulamak isterim. Bu aziz kürsüde edilen yeminlere, yapılan ahitleşmeye uymak, herkes için demokratik bir görevden öte ahlaki bir vazifedir. Türkiye?nin istiklalinin ve istikbalinin söz konusu olduğu yerde yekvücut olarak hareket edemezsek, milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz.
Siyasi partiler ve siyasi kadrolar, ülkeye ve millete hizmet konusunda rekabet içindedir, yarış içindedir. Buna hiç kimsenin itirazı olamayacağı düşüncesindeyim. Ama bu rekabetin ülkenin ve milletin aleyhine sonuçlar doğuracak bir zemine kayması kabul edilemez. Milletin dışında güç odaklarına, özellikle de terör örgütlerine, paralel yapılara sırtlarını dayayanlar, bunlar üzerinden algı operasyonlarına girişenler, millete ve hukuka hesap vermekten kurtulamayacaklardır. Milletimizin feraset ve basireti, milli ve yerli olanla, gayri milli ve yabancılaşmış olanı en iyi şekilde ayıracak hassasiyete sahiptir. 1 Kasım seçimleri bu manada son derece önemli bir sınavdır. Türkiye?nin bu önemli sınavı da başarıyla atlatacağına yürekten inanıyorum."
Erdoğan, seçimlerin ardından Türkiye ekonomisinin büyümeye, Türkiye demokrasisinin emin adımlarla geleceğe ilerlemeye devam edeceğini dile getirdi.
Türkiye'nin her anlamda emin ellerde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tarih, hiç şüpheniz olmasın, Türkiye?nin önlenemez büyümesine ve güçlenmesine şahitlik etmeyi sürdürecektir. Türkiye?ye yönelen tüm saldırılar, bu ülkenin çelikten iradesi karşısında erimeye mahkumdur. Tek bir vatandaşım dahi tedirgin olmasın. Türkiye, okun yaydan fırlaması gibi, geri dönülemez bir atılım dönemindedir ve inşallah 2023 hedeflerimize mutlaka ulaşılacaktır" diye konuştu.
Erdoğan, standartları yüksek bir demokrasinin, özellikle de istikrar ve güven ortamının, Türkiye ekonomisine etkisini, geçen 13 yıl içinde milletçe hep birlikte tecrübe ettiklerini söyledi.
Güçlü, kararlı, dürüst ve şeffaf bir yönetim altında geçen 13 yılda Türkiye ekonomisinin, yıllık ortalama yüzde 5 oranında büyüme kaydettiğini anımsatan Erdoğan, milli gelirimiz 230 milyar dolardan 2014 yılı itibariyle 800 milyar dolara çıktığını kaydetti. Erdoğan, ihracatın 36 milyardan 158 milyar dolara yükseldiğini, enflasyon ve faizlerin, bu istikrar ve güven ortamında tarihi seviyelere gerilediğini dile getirdi.
Uluslararası yatırımlar artarken Türkiye'nin, okulları, hastaneleri, yolları, köprüleri, tünelleri ve diğer altyapı yatırımlarıyla dünyanın parlayan yıldızı olduğunu kaydeden Erdoğan, sadece yüksek hızlı trenlerde bugüne kadar tamamlayıp işletmeye alınan hat uzunluğunun 1.213 kilometreyi bulduğunu anlattı.
Erdoğan, Ankara-Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya hatlarında yolcu taşımacılığının yapıldığını, Ankara-Sivas, Bursa-Bilecik, Ankara-İzmir, Konya-Karaman hızlı tren hatlarının inşasının devam ettiğini anımsattı.
Hedeflerinin, 2023 yılına kadar, hızlı tren hatlarının uzunluğunu 13 bin kilometreye çıkarmak olduğunu bildiren Erdoğan, hava taşımacılığı konusunda da büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini ve havayolunu halkın yolu haline getirdiklerini söyledi.
Erdoğan, 2002 yılında 26 olan havalimanı sayısının, 13 yılda 29 yeni havalimanı ilavesiyle bugün 55?e ulaştığına işaret etti.
Bu güzel tabloyu eğitimde, sağlıkta, enerjide ve diğer tüm alanlarda görmenin mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin bu büyük kalkınma hamlesinden asla vazgeçemeyeceğini, geriye gitmeyeceğini belirtti.
Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin hemen öncesine ait olan 2?nci çeyrek büyüme oranının, beklentilerin üzerine çıkarak, yüzde 3,8 olarak gerçekleştiğine işaret etti. Erdoğan, şöyle devam etti:
"2002 sonundan itibaren devam eden istikrar ve güven ortamının, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarıyla birlikte sorgulanır hale gelmesi, hiç kuşkusuz bir tedirginlik oluşturdu. Ancak, 13 yıl boyunca gerçekleştirilen yapısal reformlar, ekonomide ciddi sarsıntı yaşanmasını engelledi. Aylardır süren belirsizlik ortamına rağmen, Türkiye ekonomisi üstesinden gelinemez bir şoka maruz kalmadı. Bugün Avrupa?da ve içinde bulunduğumuz bölgede, küresel krizin etkilerini en az hisseden ekonomi durumundayız. Bankacılık sistemimiz dünyanın en güvenli ve sağlam sistemlerinden biridir. Ekonomik göstergelerde oluşan kısmi durgunluk geçicidir. 1 Kasım sonrası kurulacak güçlü hükümet, umuyorum ki ekonomik göstergelerin yeniden yukarıya doğru seyretmesinin de miladı olacaktır. Bu ortamı kendileri için fırsata çevirmek isteyenlere imkan vermemeliyiz. Özellikle ekonomi bürokrasisi kararlı hareket etmelidir. Finans sektörünün reel sektörü zor durumda bırakacak şekilde davranmasını da asla kabul edemeyiz. Bunlar gelip geçici dönemlerdir. Türkiye ekonomisi, dışa açık yapısıyla, küresel rekabetin şartlarına uygun olarak, üretime dayalı, adil, kapsayıcı büyüme ilkeleriyle yoluna devam edecektir. Tüm saldırılara rağmen Türkiye, ekonomide de 2023 hedeflerine ulaşacak, dünyanın parlayan yıldızı olacaktır."
***HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DOKÜMANLAR' KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
