2014-11-11 - 16:04
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Uzun Mehmet'in taşkömürünü buluşu ve Zonguldak ekonomisine katkısına ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmasının başında, kömür madenlerinde yaşanan kazalarda hayatını kaybedenleri andı.

Kömürün ekonomik değerine dikkati çeken Ulupınar, hükümetin taşkömürüne ilişkin politikalarından da bahsederek, iç kaynakların kullanılması ve ithalatın azalmasına çalışıldığını belirtti.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem de Türkiye ve çevresinde son günlerde yaşanan olaylara ilişkin gündem dışı konuşma yaptı. Ülkede sorumluluk makamında olanların yaşanan olumsuzluklarla ilgili vicdan muhasebesi yapması gerektiğini söyleyen Erdem, çözüm sürecini ve dış politikayı eleştirdi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de Yüksekova'da yaşanan olaylara ilişkin gündem dışı konuşmasında, ilçede polis araçlarından halka yönelik küfürlü sözler içeren anons yaptığını ileri sürdü.

Zozani, "Eğer bugün Meclis'i bir kadın başkanvekili yönetmiyor olsaydı ben bu sözleri size bu kürsüden dinletecektim" dedi. Bölgedeki olayların araştırılması için Meclis'i göreve çağırdıklarını ancak çağrılarının karşılık bulmadığını kaydeden Zozani, "Bu küfürlere karşı nasıl bir karşılık vermemiz gerekiyor? Size vicdanınıza soruyorum." ifadesini kullandı.

Daha sonra AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ve MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, dünün 10 Kasım olması dolayısıyla yerlerinden söz alarak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü andılar. Ardından bazı milletvekilleri de yerlerinden yaptıkları kısa konuşmalarla çeşitli konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarını iyileştirme projesiyle 4 yıl boyunca göç alan 38 ile toplam 96 milyon lira kaynak aktarıldığını bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşullarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını ilişkin önergelerin görüşmelerine başlandı.

Kılıç, tüm siyasi partilerce verilen önergelerin birleştirilerek görüşülmesi sırasında hükümet adına yaptığı konuşmada, mevsimlik tarım işçilerinin yıllardır Türkiye'nin gündeminde bir konu olduğuna işaret etti. Evlerini geride bırakarak ülkenin dört bir yanında iş ve aş arayan bu kişilerin, yaşadıkları yerlerde istihdam olanaklarına kavuşmalarını arzuladıklarını belirten Kılıç, şunları söyledi:

"Ancak hayat şartlarının zorluğu, işleyecek topraklarının olmayışı veya yetersiz oluşu vatandaşlarımızı kısmi bir göçe zorlamaktadır. Mevsimlik tarım işçilerinin bu gurbet yolculuğu, çeşitli sosyo ekonomik zorlukları da beraberinde getirmektedir. Aileleriyle birlikte başka illere çalışmaya giden vatandaşlarımız ulaşım, barınma, eğitim, sağlık, güvenlik, sosyal çevre ve ilişkiler gibi konularda çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar."

Bu sıkıntıları gidermek amacıyla Başbakanlık genelgesi yayınlandığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da 2010-2013 yılları arasında mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarını iyileştirme projesi başlattığını aktaran Kılıç, bu proje ile 4 yıl boyunca göç alan 38 ile toplam 96 milyon lira kaynak aktarıldığını anlattı. Kılıç, bu kapsamda sağlık, eğitim, barınma, altyapı gibi alanlarda 326 bin mevsimlik tarım işçisine hizmet götürüldüğünü de bildirdi.

Proje hakkında bilgi de veren Kılıç, "Bu projeler yerel yönetimlerimizin katkılarıyla devam edecektir. Bunun yanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak mevsimlik işçilerimizin yoğun olarak yaşadığı illerimiz başta olmak üzere ülkemizin genelinde toplum yararına programlar uygulanıyor. Bu programlarımızdan son beş yıl içinde 672 bin kişi yararlandı. Bu programlarımızda amacımız vatandaşlarımızı yaşadıkları yerlerde istihdam olanaklarına kavuşturmaktır" diye konuştu.

Kılıç, tüm çalışmalara rağmen sorunların bitmediğini, ancak çözüme ulaştırmak için hükümet olarak azami gayret sarf ettiklerini sözlerine ekledi.

HDP adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani de tarım işçilerine yönelik bir komisyonun kurulacak olmasını sevindirici olarak nitelendirirken, "Ancak bu komisyonların kurulması için illede işçilerin ölmesi gerekmiyor. İnsanlar ölmeden Meclis'in bu tarz tedbirleri geliştirecek refleksleri göstermesi gerektiğini düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Tarım sektöründe çalışan mevsimlik işçilerin hiçbir sosyal güvencesi olmadığını ifade eden Zozani, "AK Parti hükümetleri döneminde, 11 yıllık dönemde ortalama yılda bin 315 işçi ölüyor" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yapımı için harcanan para ile yeraltı madenlerine binin üzerinde yaşam odası yapılmasının finanse edilebileceğini söyleyen Zozani, "İsrafçı, müsrif bir hükümete dönüştünüz. İşçilerin hak ve hukukunu en son düşünür duruma geldiniz. Ucuz emek sömürüsü mekanizmasını işleterek bu noktaya geldiniz" diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı grubu adına yaptığı konuşmada, mevsimlik işçilerin çalışma koşullarının zorluğuna değindi. Kalaycı, "Tarım işçisi aileler, çadırlarda tek odalı evlerde barınırken, maden ocaklarında yaşam odaları yapılması teklifi reddedilirken milletin parasıyla, 1,5 katrilyon liraya bin odalı saltanat sarayı yaptıran, tarım işçileri kamyon kasalarında taşınırken, balık istifi arabalara binmek zorunda kalırken, milletin parasıyla 410 trilyon liraya yeni uçak alanlar tüm bunların hesabını vermek zorundadır" diye konuştu.

Kalaycı komisyonun kapsamına taşeron işçiler ile kamuda çalışan mevsimlik işçilerin de alınması gerektiğini belirterek, onların da sorunlarına acil çözüm üretilmesini istedi.

CHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın ise önergeler üzerinde hükümet adına Gençlik ve Spor Bakanı'nın yalnızca 4 dakikalık bir konuşma yaptığını ifade etti. Kılıç, bunun soruna ne kadar samimiyetle yaklaşıldığının göstergesi olduğunu savunarak, durumu eleştirdi.

Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarından yüzde 94'ünün düzenli okula gidemediklerini savunan Günaydın, barınma ve temizlik ihtiyaçlarını gideremediklerini, bulaşıcı hastalıklarla boğuştuklarını, ölümle burun buruna yaşadıklarını söyledi.

Günaydın, "Biz bu arkadaşlarımızı kamyon kasalarında traktör kasalarında öldükleri zaman hatırlarız. Hergün yüzlerce insan ölür ama biz bunu bizden uzak bir dizi film gibi izlemeye devam ederiz" dedi.

AK Parti'nin mevsimlik tarım işçilerine yönelik genelgeler, yönetmelikler çıkardığını ancak masa başında hazırlanan ve hayata geçirilmeyen bu düzenlemelerin herhangi bir sonuç vermediğini savunan Günaydın, "Amacımız gerçekten yapıyormuş gibi görünmek mi, yoksa bu 2 milyon insanın yaşamını, empati yapmak suretiyle doğru dürüst bir standarda çekmek konusunda bir çaba göstermek mi?" diye sordu.

Günaydın, yalnızca mevsimlik tarım işçilerinin değil, tarım sektörünün genelinin de büyük sıkıntılar yaşadığını aktardı.

Bu arada Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Genel Kurul Salonu'nda bir süre CHP sıralarında oturarak, CHP'nin İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ile sohbet etti.

TBMM Genel Kurulu'nda, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önerge kabul edildi.

Önerge üzerinde AK Parti Grubu adına söz alan Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan, 6,5 miyon tarım içisinin yarısını mevsimlik tarım işçilerinin oluşturduğunu, bu işçilerin özellikle barınma, eğitim, ulaşım, güvenlik gibi alanlarda sıkıntı yaşadığını ifade etti.

AK Parti iktidarının, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının çözümüne yönelik ciddi adımlar attığını kaydeden Erdoğan, söz konusu işçilerin ve ailelerinin konaklama, sağlık, ulaşım ve güvenliklerine ilişkin daha önce çıkarılan genelgeyi anımsattı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın mevsimlik tarım işçilerine yönelik projesini de hatırlatan Erdoğan, 326 bin işçiyi kapsayan bu projeye ciddi kaynak aktarıldığını anlattı. Eksiklerin farkında olduklarını, kurulacak araştırma komisyonunda bu eksiklerin daha net şekilde tespit edileceğini belirten Erdoğan, "Can yakıcı, insani bir konuda hepimiz siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakılım. Her şeyden hükümeti sorumlu tutmak ve 'hiçbir şey yapmadı' diye suçlamak yanlış. Bunun adı, siyasi kaygıdır" dedi.

MHP Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, konuşmasında, HDP grubunun önergesinde Kürt ailelerin mağdur olduğuna yönelik ifadeyi anımsatarak, "Sadece Kürtler mağdur olmuyor. Türkiye'nin her yerinde bu sorun yaşanıyor. Bu konuda ayrımcılık yapılmamalı" dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise bu konuyla ilgili çok sayıda araştırma önergesi verdiklerini, etnik bir ayrımcılığın söz konusu olmadığını söyledi. Baluken, bu konuda verilmiş ve içinde "Kürt" kelimesinin geçmediği önergeleri olduğunu dile getirdi.

Yapılan oylamada, tarım işçilerinin sorunlarına yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önerge kabul edildi.

Çalışma süresi 3 ay olarak belirlenen komisyon 17 üyeden oluşacak. Komisyon, gerekli görülmesi halinde Ankara dışında da görev yapacak.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, tasarının tümü üzerine yaptığı konuşmada, enstitünün siyasi bir yaklaşımla kurulduğunu ileri sürerek, bu durumu eleştirdi.

Kurulda yönetici kademesindeki kişilerin yarıdan fazlasının siyasi irade tarafından seçilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Öz, bunun kurumun özerk bir yapıya sahip olmasını engelleyeceğini kaydetti. Öz, "Üniversite öğretim elemanlarının ve genel anlamda sağlık çalışanlarının iyileştirilemeyen özlük hakları dururken, özerk adı altında başka statülerle, tabirimi belki haksız bulabilirsiniz ama, burada da bir yandaşlık, yakınlık, siyasi iktidara yakın olanların yeni kadrolarla yer bulacağı endişemizi şimdiden milletin kürsüsünden ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de konuşmasında sağlık politikalarını eleştirdi.

Kanser hastalarının bile ilaçlara ulaşamadığını, hastalara "paran kadar tedavi ol" denildiğini savunan Baluken, "Ülkenin her tarafına termik santralları kurar, nükleer santral hazırlıkları yaparsanız, o bacalardan çıkan hava tabi ki kanser riskini artırır" dedi.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nı adeta bir "süper YÖK" olarak tanımlayan Baluken, AK Parti iktidarının merkezileştirme, kadrolaşma ve ranta açma anlayışının bu başkanlığın yapısında da kendisini gösterdiğini ileri sürdü.

Baluken, "Tasarıda yer alan mali borç yükü yüksek olan vakıf yüksek öğretimlerinin kapatılmasıyla ilgili durumu da vahim bir düzenleme olarak ele aldığımızı vurgulamak istiyoruz. Vakıf üniversitelerinin siyasi iradenin müdahaleleriyle kapatılmasıyla ilgili bir düzenleme var. Bu düzenlemenin de Anayasaya aykırı olduğunu ifade ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da tasarının tümü üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, tasarıda yer alan düzenlemelerle Sağlık Bakanlığı'nın yasalarla belirlenen görev ve yetkilerinin dışına çıkarak, halkın beklentilerini istismar ettiğini savundu. Atıcı, "Sağlık Bakanlığı işi gücü bırakmıştır, kendi yandaşlarına makam, mevki, ulufe dağıtmakla uğraşmaktadır" ifadesini kullandı.

Atıcı, tasarıda yer alan Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir üniversite kurulması düzenlemesinin de anayasa aykırı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'nde üniversitelerin ya devlet ya da vakıflar aracılığıyla kurulabileceğini, söz konusu düzenleme ile ise karma bir sistem getirilmek istendiğini söyledi.

Kanser hastalığı istismar edilerek bir enstitü kurulmaya çalışıldığını da öne süren Atıcı, Sağlık Bakanlığı'nın birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışması gerektiğini kaydetti.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye'deki eğitim araştırma hastanelerinin milletin bir zenginliği olduğunu, bu hastanelerin dinamiklerini korumak ve bir basamak daha yukarı çıkarmak istediklerini söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulmasına ilişkin kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Hükümet adına söz alan Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, AK Parti iktidarları döneminde hekime, hastaneye, ilaca, tıbbi teknolojiye ulaşım konusunda ciddi mesafe katettiklerini belirtti. Müezzinoğlu, Türkiye'nin sağlık hizmetinde aldığı bu mesafenin, dünyada da bilimsel olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Türkiye'nin sağlık turizminde, sağlık AR-GE'sinde, sağlık endüstrisinde, bulunduğu bölgenin merkezi konumuna erişebilecek dinamiklere sahip olduğunu kaydeden Müezzinoğlu, bunun için bir akreditasyon enstitüsüne ihtiyaç olduğuna işaret etti.

Türkiye'de tıp alanındaki uzmanların yüzde 45'inin eğitim ve araştırma hastanelerinde yetiştiğini belirten Müezzinoğlu, "Ülkemizde 59 tane eğitim araştırma hastanesi var. Bunların dinamiklerinin daha güçlü olmasını istiyoruz. Eğitim hastaneleri bu ülkenin kurumsal yapılarıdır. Bunların daha güçlü olması kimi niye rahatsız ediyor? Ben eğitim hastanelerinde kimseye profesör, doçent unvanı vermedim, vermiyorum ve vermeyeceğim. Bu iş dün nasılsa bu tasarının kanunlaşmasından sonra da aynı olacak" diye konuştu .

Müezzinoğlu, bebek ölümlerinin son bir yılda arttığına ilişkin eleştirileri yanıtlarken, "Ülkenin 10 yıl öncesine 40 yıl öncesine bakalım. Yeni doğan yoğun bakımını bu ülke son 10 yıldır duymaya başladı" dedi.

Mehmet Müezzinoğlu, gelinen aşamada artık yenidoğan yoğun bakım uzmanı olmaması yönünde eleştiriler aldıklarını, bunların olması için de enstitülere ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Milletvekillerinin sorularını da yanıtlayan Müezzinoğlu, Türkiye'deki eğitim araştırma hastanelerinin milletin bir zenginliği olduğunu, bu hastanelerin dinamiklerini korumak ve bir basamak daha yukarı çıkarmak istediklerini söyledi.

Temel hedeflerinden birinin anne-bebek ölümlerini daha aşağı çekmek olduğunu anlatan Müezzinoğlu, Türkiye'nin yenidoğan yoğun bakım uzmanı bulunmayan bir ülke olduğunu dile getirdi.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının maddelerine geçilmesi için yaptığı oylamada karar yeter sayısı bulunamaması üzerine yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.