2014-01-30 - 15:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısı görüşüldü. Tasarının 3. bölümünde yer alan 59. maddenin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın başkanlığında toplandı.

Gündemdışı söz alan Yeniçeri, kürsüye elinde Balyoz davası hükümlülerinden MHP'li Alan'ın fotoğrafıyla çıktı.

Türkiye'nin hukuk devletinden uzaklaştığını ileri süren ve 17 Aralık'ta başlatılan soruşturma sonrası gelişmeleri anlatan Yeniçeri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu süreçteki açıklamalarını eleştirdi.

Yeniçeri, "Hukuk devletinde yolsuzluklara yol gösterilmez. Hukuk devletinde yolunanlar değil, yolanlar cezalandırılır. Hukuk devletinde paralel devlet kavramı icat edilerek, yolsuzlukların üzeri örtülmez. Hukuk devletinin olduğu yerde paralel devlet, derin devlet olmaz. Hukuk devletinde savcılar susturulamaz, engellenemez. AKP'yi yargının üzerinden elini çekmeye davet ediyorum" diye konuştu.

AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Kazım Karabekir'in ölüm yıldönümü, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da Malatya'nın sorunları üzerine gündem dışı söz aldı.

Genel Kurul'da daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı KHK ve Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.

Engelli istihdamının teşvik edilmesi amacıyla, korumalı işyerlerinde çalışan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel ve ruhsal engellilerinin işsizlik sigortası işveren payı, İşsizlik Sigortası Fonu yerine Hazine'den karşılanacak.

TBMM Genel Kurulu'nda, bazı kanunlarda değişiklik öngören "Torba Tasarı'nın İkinci Bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, önerge üzerine söz alarak yaptığı konuşmada, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumuna dikkati çekti. Bu konuyu defalarca gündeme getirmelerine rağmen iktidarın gerekli duyarlılığı göstermediğini ileri süren Kaplan, bu kişilerin bürokrasinin cenderesinde ölümü beklediklerini söyledi. Kaplan, bunun bir insan hakkı ihlali olduğunu ileri sürerek, bu insan hakları ihlalleri giderilmediği sürece Özel Yetkili Mahkemeleri, Terörle Mücadele Mahkemelerini kapatmanın da bir işe yaramayacağını ifade etti. Kaplan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını da eleştirerek, "Hasta tutuklular için hangi sosyal politikanız var. Bu konuda insani bir sosyal politika geliştirdiniz mi?" diye sordu.

Kaplan, bir başka önerge üzerine yaptığı konuşmada da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İran ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşmesinden bir fotoğrafı diz üstü bilgisayar aracılığıyla genel kurula göstererek, Erdoğan'ın bir tarafından Ruhani'nin bir diğer tarafında da Bakanlar Kurulu üyeleri ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın oturduğuna dikkati çekti. Kaplan, bu görüntünün diplomatik usu uygun olup olmadığını ve ne anlama geldiğini sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, önergeye ilişkin yaptığı konuşması sırasında kürsüye gemi maketi koydu. Öğüt, 17 Aralık soruşturması sonrasındaki gelişmeleri eleştirdi.

MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, önerge üzerine yaptığı konuşmada, dünyanın 11 ülkesinde şehit ve gazilere yönelik uygulamaları incelediklerini aktardı. Türkiye'nin bu konuda alt sıralarda yer aldığını üzüntüyle gördüklerini ifade eden Oğan, görüşülen Torba Tasarı'da da eksikliklerin giderilmediğini savundu. "Biz bugün buradaysak, Meclis açıksa, Bayrağımız dalgalanıyorsa bunu şehit ve gazilerimize borçluyuz" diyen Oğan, öncelikle el alınması gereken konunun şehit yakınları ve gaziler ile onların yakınlarının sosyal durumları olduğunu belirtti. Hükümeti temsilen Genel Kurul'da bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın bu göreve yeni getirildiğini hatırlatan Oğan, "Türkiye de maalesef açılıma kurban ettiğiniz bu kesimleri bari siz yeni bakanlığınızda hatırlayınız" dedi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken söz alarak MHP'nin Esenyurt'ta seçim bürosuna yapılan silahlı saldırıya değindi. Saldırının siyasi bir olay olmadığını, sokak tartışması sonrasında yaşandığını ifade eden Baluken, kürsüye çıkan MHP sözcülerinin konuşmalarında olayı siyasi bir olay gibi yansıttığını ileri sürdü. BDP olarak saldırının kabul edilemez olduğunu, demokratik siyasete yapılmış bir saldırı olarak nitelendirdiklerini hatırlatan Baluken, yaşananlara siyasi bir nitelik kazandırmaya çalışmanın tehlikeli bir yaklaşım olduğunu savundu. Baluken bu nedenle milletvekillerini daha sorumlu davranmaya, bu yönde bir dil ve üslup kullanmaya davet etti.

MHP Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz da Baluken'e olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğünü belirterek, ayrıntıları nereden bildiğini sordu. Korkmaz, MHP'ye yönelik eleştirilerin haksız olduğunu savundu.

AK Parti'nin kabul edilen önergesine göre, Türkiye'de tedavi edilecek yabancı hasta sayısı, yıllık olarak belirtiliyor; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'ndaki tanımlamaya uygun olarak "yabancı uyruklu" ifadesi, vatansızları da kapsayacak şekilde "yabancı" olarak değiştiriliyor.

AK Parti'nin kabul edilen başka bir önergesine göre ise engelli istihdamının teşvik edilmesi amacıyla, korumalı işyerlerinde çalışan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel ve ruhsal engellilerinin işsizlik sigortası işveren payı, İşsizlik Sigortası Fonu yerine Hazine'den karşılanacak.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, daha sonra birleşime ara verdi.

Yılda en fazla 400 yabancı hastanın ve refakatçilerinin masrafları Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından karşılanacak.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 2. bölümündeki maddeler kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da temsil edilecek.

Türkiye?de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların; kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratların, devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların, Türkiye?de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları halinde elde edilen kazançların, Türkiye?de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının yüzde 50?si kurumlar vergisinden müstesna olacak.

Sosyal Yardım Vakfı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı ya da ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak, vakıf gelirleri ya da İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları kullanılarak yurt ya da pansiyon yapılabilecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Vakıflar tarafından, Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynakları kullanılarak Hazine'ye ait taşınmazların üzerinde yurt veya pansiyon olarak kullanılmak üzere inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesisler hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hazine'ye intikal edecek. Bu taşınmazlar ve üzerindeki bina, yapı ve tesisler, ihtiyacı olan kamu idarelerinin talebi üzerine, yapılış amacı, kullanım durumu ve ihtiyaçlar da dikkate alınarak Maliye Bakanlığı'nca ilgili kamu idarelerine tahsis edilebilecek.

Ancak, bunlardan Vakıflar tarafından sözleşme veya protokol yapılmak suretiyle üçüncü kişilerin kullanımına bırakılanlar, sözleşme veya protokolde belirtilen koşullarla, süresi sonuna kadar bu kişiler tarafından kullanılmaya devam edilebilecek.

Türkiye'de tedavi talebinde bulunan ve bu talepleri Dışişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen yılda en fazla 400 yabancı hastanın; ilgili kanun uyarınca karşılanması mümkün olan giderleri ile hastaların kendileri ve refakatçilerinin her biri için belirlenecek konaklama giderleri Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından karşılanacak. Hastanın yanında en fazla iki refakatçi bulunabilecek. Bu tedavinin Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kurumları ile devlete ait üniversite hastanelerinde yapılmış olması şartı aranacak.

Otoyol Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi ile ilgili kanunla bağlantılı ihale aşamasında, Kamu İhale Kanunu?nun ceza ve yasaklama hükümleri, sözleşmenin uygulanması aşamasında Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu?nun ceza, yasaklama ve sözleşmenin feshi hükümleri uygulanacak.

Korumalı işyerlerinde çalışan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel ve ruhsal engellilerinin işsizlik sigortası işveren payı Hazine'den karşılanacak.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile en çok engelliyi temsil eden üst kuruluş temsilcisi, Türk Akreditasyon Kurumu Danışma Kurulu'nda yer alacak.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili kamu iktisadi teşebbüslerinin ticari ve sınai faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirecekleri yapım işleri ile yenilik, yerlileşme ve teknoloji transferini sağlamaya yönelik sanayi katılımı/off-set uygulamaları içeren mal ve hizmet alımları, Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında tutuluyor.

Kamu İhale Kurumu, aşırı düşük tekliflerin tespiti, değerlendirilmesi ve ekonomik açıdan en avantajlı teklifin belirlenmesi amacıyla sınır değerler ve sorgulama kriterleri belirlemeye, ihalenin sonuçlandırılabilmesine, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin yarısına kadar olan hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinde sınır değerin altında olan tekliflerin reddedilmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya yetkili olacak.

Kamu İhale Kurumu, ihale üzerinde kalan isteklinin teklifinin sınır değerin altında olması halinde, bu istekliden yaklaşık maliyetin yüzde 6'sından az ve yüzde 15'inden fazla olmamak üzere alınacak kesin teminat oranına ilişkin düzenlemeler yapabilecek.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından orta ve yüksek teknoloji sanayi ürünleri arasından belirlenen ve her yıl Ocak ayında ilan edilen listede yer alan malların ihalelerinde yerli malı teklif eden istekliler lehine yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması zorunlu olacak.

Birden fazla idarenin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik mal ve hizmet alımları ile bakım ve onarım işlerine ilişkin tek bir ihale yapılabilecek.

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilan edilen veya yazılı olarak duyurulan ihaleler hakkında, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Bu düzenlemenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde; kamu ihale uzmanlığına, kurumlarının muvafakati alınmak ve meslek personeli kadro sayısının yüzde 5'ini geçmemek kaydıyla görevlendirme yapılabilecek. Bu şekilde görevlendirilenler, meslek personeli sınavına giriş için aranan öğrenim şartını taşımak ve sınava alındığı tarihte 40 yaşını doldurmamış olmak kaydıyla, yapılacak sınavda başarılı olmaları halinde kamu ihale uzmanı kadrosuna atanabilecek.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, "2011'de bu genel müdürün göreve atanmasıyla beraber Halk Bankası bir yandaş banka haline dönüştürülmüş. AKP'ye yakın müteahhitlerin bankası olmuş, medya organlarının finans kaynağı haline dönüştürülmüş" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair "Torba Kanun Tasarısı"nın 2. bölümünün görüşülmesine devam ediliyor.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, partisinin önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, KİT Komisyonu olarak Halkbankası'nı denetlediklerini belirterek, bankanın 575 milyon dolar usulsüz kredi verdiğini iddia etti.

Bu iddiaya yanıt veren AK Parti Aydın Milletvekili Ali Gültekin Kılınç, Halbankası'nın teminat almadan 575 milyon dolar kredi kullandırdığı iddiasının doğru olmadığını ifade ederek, "Bankanın riskli alacak ortalaması Türkiye ortalamasının altındadır, yüzde 2'ler seviyesindedir. Genel Müdürün evinde bulunan paralar, banka ile ilgisi olmayan bir konu olup, bu konu sadece, Halkbankası müdürünün bankanın genel müdürü olması ile sınırlıdır" dedi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar da Halkbankası'nın 2012 yılı hesaplarını denetlediklerini ifade ederek, "575 milyon dolarlık kredi doğrudur, bu kredi karşılığında Hazine teminatı gösterilmiştir. Bu kredi, 250 milyon dolar nakit, 40 milyon dolar gayri nakit kredi ile başlıyor. Hele son verilen, 575 milyonu tamamlayan 95 milyon dolarlık kısımda, banka yönetim kurulu kararıyla ne belge ne teminat ne de ipotek alınmıştır. Bu batmış şirketin piyasaya 2.8 milyar TL civarında borcu bulunuyor, buna rağmen kredilendiriliyor. Bu kredi, banka genel müdürü göreve geldikten 2 ay sonra veriliyor" diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, bu konuda kendisinden ısrarla söz isteyen CHP'li Genç'e ise söz vermedi.

Bahçekapılı, bir milletvekilinin kendisini, "Gününü göstereceğim" diyerek tehdit ettiğini belirterek, "Ben bunu tehdit olarak algılamıyorum ama bunu, duymayan milletvekillerine duyurmak istiyorum" dedi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, önerge üzerine yaptığı konuşmada tutuklu ve hükümlü ailelerinin cezaevlerindeki uygulamalarla ilgili TBMM'ye başvuruda bulunduklarını söyledi.

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin keyfi uygulamalarla başka illere nakledildiklerini ileri süren Sakık, onur kırıcı muamelelere maruz bırakıldıklarını iddia etti. "12 eylül döneminde bu uygulamalar yapılıyordu, yıl 2014 hala aynı uygulamalar içindeyiz" diyen Sakık, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumuna da dikkati çekti. Cezaevlerindeki uygulamaların sosyal hukuk devleti tanımıyla bağdaşmadığını ifade eden Sakık, "Hiçbirimizin bir güvencesi yok, biz de yarın tutuklanabiliriz, çocuklarımız da hepimiz de. Hukuk hepimiz için gereklidir. Dünün Genelkurmay Başkanı bugün içeride. Terörle mücadele yasası geldiğinde 'yetmez çok olsun' diyordu. Ama o, terörle mücadeleden bugün mahkum. Onun için kimse makamına, mevkisine hiçbir şeye güvenmeyeceksiniz. Güvenebileceğimiz bir hukuk sistemi, bağımsız bir yargı olmalıdır. Hasta tutuklu ve hükümlülerin sesine ne olur kulak verelim" diye konuştu.

CHP Malatya Millitvekili Veli Ağbaba da konuşmasında iktidar milletvekillerine bugünkü yolsuzluk iddialarını geçmişle karşılaştırmalarını isteyerek, tek parti döneminde bile iktidar sahiplerinin devletin imkanlarını kendi çıkarları için kullanmadığını kaydetti. Ağbaba, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Malatya'ya yaptığı bir ziyareti sırasında Sümerbank fabrikasından eşi Mevhibe İnönü'ye armağan edilen 3 metre kumaşın bile hesabını TBMM'ye verdiğini anlatarak, bunun bir erdem olduğunu söyledi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da söz alarak, aslında konuşma yapmayı düşünmediğini, ancak İnönü ile ilgili anlatılan olaydan sonra söz alma ihtiyacı hissettiğini ve incindiğini ifade etti. Sakık, "Ben zulme maruz kalmış bir halkın evladıyım. Benim atalarım 1937'lerde, 38'lerde, 25'lerde İstiklal Mahkemelerinden tutun, Dersim'deki dağlara kadar hepsi zulme uğradılar ve öldüler. Üç metre beze sarılmadan topluca mağaralara gömüldüler. Ben isterdim ki; o erdemliliği, üç metre bez için gösterenler, bu halka zulüm ile ilgili de o erdemliliği göstermiş olsaydılar. Aslında konuşma talebin yoktu. Onurum inciniyor, ülkem adına üzülüyorum. Üç metre bezin hesabını verenler Dersim'de 70 bin, 80 bin insanın katledildiği bir dönemde bunu görmemezlikten gelmek. Bunu nereye sığdırabiliriz?" diye konuştu.

Sakık, herkesin yüreğini fethedecek şeyin bir özür olduğunu, ancak bu özürün hiçbir zaman gelmediğini söyledi. Öç ve intikamın toprağa gömülmesi gerektiğini ifade eden Sakık, ancak geçmişle yüzleşilmesi gerektiğin ifade etti.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da yerinden söz alarak konuşmasının konusunun hırsızlık ve yolsuzluk olduğunu belirterek, "Keşke Sayın Sakık bu konuda cevap vereceğine, 17 Aralık tarihinde yapılan cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu hakkında konuşmuş olsaydı. Bizim geçmişimizle ilgili konuşabiliriz, tartışabiliriz ama bugün konuştuğumuz, benim de konuştuğum konu buydu. İsmet İnönü'nün 3 metrelik bezin hesabını nasıl verdiğini açıkladım. Bugün bırakın 3 metrelik bezin hesabını vermeyi, kutulardan çıkan dolarların, evlerden çıkan kasaların hesabının verilmediğini anlatmaya çalıştım. Bu söylediğim konunun Sayın Sakık'ın söylediği konuyla ilgisi yoktur. Tekrar dürüstlüğe vurgu yapmak gerekirse İsmet İnönü, her zaman İsmet İnönü; Atatürk dönemi, cumhuriyet dönemi her zaman örnek gösterilecek bir dönemdir" değerlendirmesinde bulundu.

Sakık, yerinden söz alarak, "O dönem bir yüz akı dönemi değil, bizim açımızdan karanlık bir dönemdir. bizim açımızdan zorun, zulmün olduğu bir dönemdir. Biz açık ve net olarak şunu söylüyoruz; bütün yolsuzlukların üzerine gidilsin ama çok da umurumuzda değil. Bu paralar bütçeye gelmiş, bu paralar bunlara dağılmış, bu paralar bir başkasına gitmiş. Eğer bütçeden bu şekilde para çalınmazsa bir başka şekilde çalınır" şeklinde konuştu.

Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Sakık'dan önce söz talebinde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu'na "Söz almak istiyor musunuz?" diye sorması ve Aslanoğlu'nun "Sırrı Bey'in bu lafından sonra bir şey söylemeye değmez" ifadesini kullanması üzerine Sakık, Aslanoğlu'nun bu ifadesiyle kendisine hakaret ettiğini, ciddiye almadığını ve sataşmada bulunduğunu ileri sürdü.

Bahçekapılı da sözlerin anlaşıldığı ve sataşma ya da hakaret olmadığını, Aslanoğlu'nun konuşma talebinden vazgeçtiğini aktardığını belirterek, tartışmayı sona erdirdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar da önerge üzerine yaptığı konuşmada, Halk Bankası Genel Müdürü'nün hakkındaki iddialar ve tutuklanmasına rağmen hala görevden alınmadığını söyledi. Halk Bankası'na ilişkin kamuoyundaki algının 17 Aralık'tan sonra kara para aklayan, altın kaçakçılığına aracılık eden bir kurum şekline dönüştüğünü ifade eden Akar, bunun doğru bir yakıştırma olmadığını, ancak bu yakıştırmayı biraz da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının tetiklediğini savundu. Akar, Başbakan'ın Halk Bankası soruşturulursa Türkiye'nin batacağı gibi bir algı yaratılmaya çalıştığını söyledi.

Halk Bankası'nın 2011'den 2012'ye batık veya batma tehlikesi olan kredi yüzdesinin yüzde 772 olduğunu söyleyen Akar, "2011'de bu genel müdürün göreve atanmasıyla beraber Halk Bankası bir yandaş banka haline dönüştürülmüş. AKP'ye yakın müteahhitlerin bankası olmuş, medya organlarının finans kaynağı haline dönüştürülmüş" dedi.

****HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***