2007-11-06 - 15:40
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, ''ABD Başkanı George Bush'un, PKK'yı bir terör örgütü ve ABD'nin düşmanı olarak ilan etmiş olmasını önemsemek istiyorum'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''ABD
Başkanı George Bush'un, PKK'yı bir terör örgütü ve ABD'nin düşmanı
olarak ilan etmiş olmasını önemsemek istiyorum'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile ABD Başkanı Bush arasında dün gerçekleştirilen görüşmeyi
değerlendirdi.
Türkiye'nin yaşadığı terör olayları, bu saldırıların toplumda yol açtığı
tepki, sınır ötesi operasyona ilişkin hükümete yetki veren tezkerenin
Mecliste ezici çoğunlukla kabul edildiği bir tablo içinde ''tarihi bir
görüşme'' gerçekleştiğini ifade eden Baykal, ''Şimdi yeni bir aşamaya
geçmiş olduğumuzu düşünüyorum'' diye konuştu.
Görüşmeyi siyasi parti ilişkilerinin, iktidar-muhalefet çekişmesinin
konusu olmaktan soyutlayarak, Türkiye penceresinden bakarak
değerlendirmek istediğini belirten Deniz Baykal, ''İçinde bulunduğumuz
durumun ortaya koyduğu tabloyu, bir partizanlık kaygısının ötesinde,
milletimizin dikkatine, değerlendirmelerine sunmak istiyorum'' dedi.
Türkiye'nin, Ortadoğu, Irak ve Irak'ta etkinlik sergileyen güçlerle
ilişkileri konusunda ihtiyacı olan temel konunun, dürüstlük ve samimiyet
olduğunu vurgulayan Baykal, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin herhangi bir askeri müdahaleye girip girmemesi
tartışmasının ötesinde, bu bölgedeki temel ihtiyacın netlik, dürüstlük
ve samimiyet olduğuna inanıyorum. Maalesef bu bölgede açıklamalar,
tavırlar, önerilen hedefler tutarlı, samimi ve inandırıcı nitelik
taşımıyor. Bir büyük sistemin arkasında bir kaotik siyasi manzara
Irak'ta, Ortadoğu'da oluşturuluyor. Bunun içinde kim nedir, ne yapıyor,
niçin yapıyor? Bunu net görmek imkanı ortadan kalkıyor. Sayın Başbakanın
yaptığı konuşma, umarım bu netleşmeye katkı getirecektir. Buna
Türkiye'nin ihtiyacı var. Eğer netleşme sağlanabilirse, sorunların
çözülmesi açısından büyük olanak getirecektir.''

-''BARZANİ-ABD-PKK İLİŞKİSİ NEDİR?''-

''Kuzey Irak'taki tablo nedir? Orada PKK'nın konumu, durumu nedir?
Barzani-PKK ilişkisi nedir? Barzani-PKK-ABD ilişkisi nedir?'' diye soran
Baykal, bunların çok dürüst, inandırıcı ve samimi şekilde ortaya
konulması gerektiğini söyledi. Baykal, ''Bunu anlamaya hepimizin
ihtiyacı var. Bu konu, birbirimizi aldatabileceğimiz, yanıltabileceğimiz
bir konu değildir. Türkiye için yaşamsal önemi vardır. Bu konuda
dürüstlüğü talep etmek hakkımızdır'' diye konuştu.
CHP lideri Baykal, ''PKK'ya bir terör örgütüdür'' demenin yüklediği ağır
sorumluluklar olduğunu belirterek, ''Eğer onu bir terör örgütü olarak
niteliyorsanız, o zaman yapabileceğiniz, yapmak zorunda olduğunuz ve
yapamayacağınız şeyler var. 'Hem PKK'ya bir terör örgütüdür derim, hem
de onun gereklerini yerine getirmem ve bunu sürdürebilirim'. Bu kabul
edilemez'' ifadesini kullandı.
Barzani'nin, ''PKK bir terör örgütüdür'' diyemem dediğini anımsatan
Baykal, Barzani, PKK'yı terör örgütü saymıyorsa, ABD-Barzani ilişkisi ne
oluyor? 'PKK, bir terör örgütüdür' sözlerinin geçerliliği, anlamı,
değeri ne oluyor? Bu kargaşa içinde tutarlı politika götürmek mümkün
müdür?'' diye sordu.

-''UZLAŞMA DÜŞÜNÜLEMEZ''-

''PKK'ya terör örgütüdür'' denildiğini, aynı zamanda Türkiye'ye ''Siz,
PKK ile sorunuzu, diplomasi ve müzakere yoluyla çözün. Masaya oturarak
çözün'' denildiğini ifade eden Deniz Baykal, şunları söyledi:
''Eğer PKK bir terör örgütüyse, onunla sorunların müzakereyle,
diplomasiyle çözülmesini talep etmek samimi olamaz. Terör örgütüyle
sorunlarının uzlaşmayla çözülmesini bir yöntem olarak düşünülemez. El
Kaide ile sorunlarını Amerika, diplomasi yoluyla mı çözmeyi deniyor,
müzakere yoluyla mı çözmeyi deniyor, barış yoluyla mı çözmeyi deniyor,
siyasi anlaşma yoluyla mı çözmeyi deniyor?
Dünkü konuşmada, Başkan Bush'un 'PKK'yı bir terör örgütü ve ABD'nin
düşmanı olarak ilan etmiş olmasını' önemsemek istiyorum. Bunu ciddiye
almak istiyorum. Bu çok temel angajmandır. Eğer PKK bir düşman örgütse,
ABD'nin, Türkiye'nin, Irak'ın düşmanı bir örgütse, bu konuda bir
mutabakat varsa, ABD Başkanının bu konuda bir kararlılığı varsa, bu
bizim mutlaka değerlendirmemiz gereken çok önemli bir değerlendirmedir.
Bunu yok saymak mümkün değildir. Bunu bir boş söz olarak kabul etmek
doğru değildir. Bunu önemsememiz lazım.
Ayrıca Türkiye'nin bu konuda yaşadığı sıkıntılar, yükselen toplumsal
tepki, kendisini gösteren müdahale kararlılığı karşısında, ABD
Başkanının bu görüşmede kamuoyu önünde aleni olarak 'sakın ha müdahale
etmeyin' demediğini de tespit ediyoruz. Bu da çok önemli bir noktadır.
Çünkü bugüne kadar ABD yetkilileri bir yandan PKK'nın terör örgütü
olduğu söylerler ama öte yandan da 'sakın ha bu işe müdahale etmeyin,
müzakere yoluyla bu işi çözün' derlerdi. Şimdi ABD Başkanı, Türkiye'de
yükselen kararlılığı, tepkiyi, müdahale iradesinin ortaya çıkmış
olmasını görerek, Türkiye'ye aleni olarak, açık olarak, orta yerde
'müdahale etmeyin' dememiştir.''

-''(EVET MÜDAHALE OLABİLİR) DEMESİ ANLAMINA GELİR''-

CHP Genel Başkanı Baykal, Bush'un herhangi bir askeri müdahaleye ilişkin
işbirliğini prensip olarak kabul etmesinin de gözden kaçırılmaması
gereken önemli bir nokta olduğunu ifade ederek, ''(Herhangi bir askeri
müdahale yapılamaz) demiyor. 'Müdahale konusunda işbirliği lazım' diyor.
Müdahale konusunda 'istihbarat paylaşımı, ortak çalışma' diyor. Bu da
önemlidir. Amerikan Başkanının ''Evet müdahale olabilir' demesi anlamına
gelir bu. Müdahalede Amerika'ya da yer biçmiş olması yine görmemezlikten
gelemeyeceğimiz konudur'' dedi.
Toplumun ''bunlar oyalama taktiği'' diye kaygı içine girdiğini bildiğini
belirten Deniz Baykal, ''Olabilir ama ona karşı tedbirli olmak bizim
görevimizdir. Ama Türkiye'nin Başbakanı, ABD'ye 'biz müdahale edeceğiz'
diyecek ve ABD Başkanı da 'bu müdahale de istihbarat işbirliği yapalım,
bu konuda 3'lü mekanizma oluşturalım' diyecek. Bu, artık müdahale
fikrinin ABD tarafından reddedilebilir olmaktan çıktığının kabulüdür''
diye konuştu.
PKK'nın terör örgütü olduğu, ABD ile Türkiye'nin ortak düşmanı olduğu
yönündeki kabullerin önemli olduğunu bildiren Baykal, gelinen nokta
karşısında iyi hazırlanmış, sadece kamuoyunu tatmine yönelik değil,
sonuç almaya yönelik, etkili bir müdahalenin dayanağı olarak bu tablonun
değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Baykal, ''Bu, önemli, yeni bir
tablodur. Bunu, Türkiye, alışılmış açıklamalar gibi
değerlendirmemelidir. Yeni bir politika, yeni bir angajman olarak
görmeliyiz ve bu yönüyle dünyaya takdim etmeliyiz, değerlendirmeliyiz''
dedi.

-''YENİ FACİA MI BEKLEYECEĞİZ?''-

Deniz Baykal, Türkiye'nin, gelinen noktadan sonra hiçbir şey
yapmamasının kabul edilemeyeceğini de ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Böyle bir şey olamaz. Bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Yani müdahale
etmek için yeni bir saldırı, 15 kişinin öldürülmesine yol açacak yeni
bir faciayı mı bekleyeceğiz? Bu tabloya geldikten sonra müdahale için
bütün toplumunun tekrar ayağa kalkmasına yol açacak büyük bir
haksızlığın Türkiye'ye yönelik olarak yapılmasını mı bekleyeceğiz?
Gelinen noktada ciddi bir hazırlıkla, uygun bir zamanlamayla gereğinin
yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Genelkurmay İkinci Başkanı oraya
boşuna gitmiş olamaz. Hiçbir şey yapılmayacak bir siyasi temasın bir
unsuru olarak, Genelkurmay İkinci Başkanının bulundurulması kabul
edilemez. Bu tabloyu herkesin ciddiye alması gerekir.''
CHP lideri Baykal, asker-sivil herkesin gelinen noktada gelişmelere
seyirci kalınamayacağını idrak etmesini beklediğini ifade etti.

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep
Tayyip Erdogan'ın ABD'deki temaslarına değindi. Yaşanan terör olayları
ve verilen şehitlerle ilgili olarak toplumun ortaya koyduğu kararlı
tavır sonucu, Hükümetin de bu tabloya seyirci kalamaz hale geldiğini
belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Öyle umut ediyorum ki önümüzdeki dönemde bu konuda ciddi bazı
gelişmeler ortaya çıkar, çıkmak zorundadır. Eğer çıkmazsa, bunun
sorumluluğunu bu hükümet taşıyamaz. Bundan sonraki her acı olayın
vebali, şartlar elverişli hale geldiği halde gerekli önlemi almayan bu
siyasi kadronun üstünde olacaktır. Milletimizi bu noktada yeni bir
duyarlılığa çağırıyorum, hep birlikte güç bir döneme girmekte olduğumuzu
görerek, Türkiye'nin bölgedeki haklarını, hukukunu korumak için, iş başa
düşüyor anlayışı içinde harekete geçmek zorundayız. Yapılacak olayın,
göstermelik, savsaklamaya, milletin tepkisini tatmin etmeye yönelik bir
nitelikte değil; kalıcı, çözüm üretecek biçimde ortaya çıkmasını güvence
altına almalıyız.''
CHP olarak ABD'nin Irak'ı işgalinden önce Türkiye'nin Irak'ta bir
istikrarlı yönetim ortaya çıkıncaya, bir otorite tesis edilinceye kadar
Irak sınırını bir güvenlik koridoru altına almasını önerdiklerini
hatırlatan Baykal, Bush-Erdoğan görüşmesinde, bu doğrultuda bir çalışma
yapıldığı yönünde işaret alamadıklarını söyledi.

-''TESLİMİYETÇİ RUH HALİNDEN ÇIKMALIYIZ''-

Türkiye'nin, şikayetlerini ve haklılığını dünyaya anlatmayı başardığını
belirten Baykal, ''Önce, içinde bulunduğumuz bu teslimiyetçi ruh
halinden çıkmamız hazımdır. Taleplerimizin kabul edilebilir olduğu,
bütün dünya tarafından anlaşılmıştır. Şimdi gereğini yapmak lazımdır,
bunun önünde engel yoktur. Bunun gereği iktidar tarafından
yapılacaktır'' diye konuştu.
Baykal, Türkiye'nin Kuzey Irak'la yakından ilgilenerek oraya yönelik
ekonomik, sosyal amaçlı ciddi önlemler alması gerektiğine de işaret
etti. Kuzey Irak'ın Türkiye'ye dost bir bölge haline dönüştürülmesi için
alınması gereken önlemleri sıralayan Baykal, bölgeye yönelik Kürtçe,
Arapça yayınlar yapılması,Kürt, Türkmen, Arap gençlerin Türkiye'deki
üniversitelerde okutulması, Irak'la ilişkinin, Habur Sınır Kapısının
tekelinden çıkarılması gerektiğini kaydetti.
Bush-Erdoğan görüşmesinin, Türkiye'ye yeni olanaklar, fırsatlar
verebileceğini ve bunun mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden
Baykal, ''Tabii bütün bunlar, bir angajmanın bulunmaması halinde
mümkündür. Eğer görüşme, kamuoyuna yapılan açıklamalardan ibaretse,
perde arkasındaki görüşmelerde bir başka danışıklı dövüş, angajman
yoksa; tablo, Türkiye'nin müdahalesine yardımcı olacak bir tablodur''
dedi.
Türkiye'nin ABD'nin istihbaratına güvenmek yerine, kendi istihbaratını
yapması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ''Sen de istihbaratını yap.
ABD istihbaratına güvenerek mi kendi güvenliğini sağlamayı düşünüyorsun?
Eğer niyetin varsa, her türlü imkan var'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin yanlışlıklara karşı toplumsal bir duyarlılık
göstermesi,halkın meydanlara dökülerek tepkisini ortaya koyması ve
şehitlerinin arkasında durması sonucunda, ABD'nin, ''PKK terör
örgütüdür'' deme noktasına geldiğini savundu.

-AB İLERLEME RAPORU-

Konuşmasında AB İlerleme Raporu'na da değinen Baykal, daha önceki
raporlar açıklandığında, Türkiye'de bir ''azınlık'' tartışması
yaşandığına, bu yıl ise bu konuda önceki yıllardan farklı bir yaklaşım
ortaya konulduğuna dikkati çekti.
Daha önceki raporlarda ''azınlık'' olarak gösterilmeye çalışılan
vatandaşların, bu yaklaşıma şiddetle karşı çıktıklarını kaydeden Baykal,
şunları kaydetti:
''AB'nin bu yaklaşımı iflas etti, yani ilgili taraflar reddetti. Resmi
olarak da savunmamız, 'Azınlık yok, Türkiye'deki 72 milyon, eşit hukuka,
haklara, statüye sahiptir' şeklinde oldu. Şimdi bu ilerleme raporunda,
bu konuda yeni bir yaklaşım sergileniyor. Açık bir ifadeyle, 'Herkesin
eşit hukuku vardır' diyerek, etnik köken, dil ve din temelinde bazı
vatandaşlarınıza özel haklar vermekten kaçınmayın' diyorlar. Yani 'Hem
eşit haklar olsun hem de bazı vatandaşlarınıza özel statüler verin'
diyorlar. Yani Lozan'daki azınlıklar gibi, 'yeni özel hukuki azınlık
statüsünde gruplar oluşturmayı düşünün' diyorlar.''

-''PARÇALANMAYLA MI GÜVENCE ALTINA ALINACAK?''-

Deniz Baykal, ''Devlet olarak bizi, farklı kimlikleri geliştirme
göreviyle yükümlü kılmaya çalışıyor. Kamu olarak bizi, insanlarımızın
sosyolojik kimliklerini geliştirmek için hukuki ayrışmalar yapmaya,
ayrıcalıklar ortaya koymaya, statüler geliştirmeye davet ediyor'' diye
konuştu.
AB ülkelerinde böyle bir uygulama olup olmadığını soran Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Herkes için eşit insan hakkı. 'Demokraside eksiğiniz var, düzeltin'...
Eksiğimizi düzeltelim ama 72 milyonun 72 milyonuna da eşit demokrasi,
eşit insan hakkı, aynı zamanda. 'Canım, onu bırakın da bazılarına bir
hak verin'... Niye verelim kardeşim? Türkiye ile AB ilişkilerinde
daima kendisini gösteren ve Türkiye'yi tedirgin eden çarpıklığın bir
yansıması...
Demokrasi; insan hakları, etnik parçalanmayla, dağılmayla mı güvence
altına alınacak? Birbirimizi etnik temele, mezhebe, ana diline göre
ayıracağız, ayrı statüler koyacağız ve bu, demokrasi, insan hakkı
olacak. Sessizce o cümle oraya konulmuş. Türkiye'yi, ayrı statülere
sahip insanların bir konfederasyonu haline dönüştürebilecek, etnik
kimlik ayrışmasını farklılaşmayı tahrip edecek bir uygulamayı, insan
hakları, demokrasi adına kabul etmiyoruz.''

-''TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE''-

Konuşmasında, ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren Baykal,
Türkiye'nin faiz cenneti haline geldiğini, bunun bedelini halkın
ödediğini söyledi.
Baykal, Türkiye ekonomisinin, ''birileri yüksek faiz kazancı sağlasın''
diye elinin kolunun bağlandığını, ayağına prangalar vurulduğunu,
üretemez, kazanamaz hale sokulduğunu ifade etti. Bu durumu, ''ekonomik
sömürü tablosu'' olarak nitelendiren Baykal, Türkiye'nin giderek daha
çok borçlandığını, dış etkilere teslim olduğunu belirtti.
Hükümetin, sıkı maliye ve para politikası uygulamakla övündüğünü
belirten Baykal, ciddi bir mali gevşemenin yaşandığını savundu.
Baykal, bütçe açığının 2006'da 4,6 katrilyon olduğunu, 2007'de 14,9
katrilyon olacağını vurgulayan Baykal, bu durumun yapısal bir nitelik
kazandığını söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
''Bütçe açığı vermeyen, mali dengesini kurmuş bir ekonomi politikası bir
kenara bırakılmıştır; havlu atılmış, daha çok bütçe açığına angaje bir
ekonomi politikası izlenmeye başlanmıştır. Önümüzdeki günlerde akaryakıt
ürünleri başta olmak üzere, tütün ürünlerinde ÖTV artışı uygulaması
başlatılmıştır. Bu açıkların 2 katrilyon kadarının buradan karşılanması
öngörülmüştür. Ama daha turpun büyüğü heybede...''