2012-06-28 - 15:46
TBMM DARBE VE MUHTIRALARI ARAŞTIRMA 12 EYLÜL ALT KOMİSYONU...
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan 12 Eylül darbesine ilişkin alt komisyon, dönemin İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan'ı dinledi. İsvan: ''27 Mayıs'a sevinenlerden biriydim. Ama şimdi bundan utanç duyuyorum.''
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan 12 Eylül darbesine ilişkin alt komisyon, dönemin İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan'ı dinledi.

Komisyon üyelerinin sorularını yanıtlayan İsvan, 1 Mayıs 1977 tarihinde Taksim olayına ilişkin bilgi verdi. İsvan, Taksim'deki organizasyonla ilgili vilayetten belediyeye gelen resmi yazıda, ''Olaylar çıkabilir hazırlıklı olun'' ifadesinin bulunduğunu söyledi.

Taksim'de ateş seslerinin duyulmasının ardından halkın panik içinde kaçışmaya başladığını anlatan İsvan, polis panzerlerinin ise kaçan kişilerin üzerlerine sürüldüğünü söyledi. Özellikle kendisinin de bulunduğu şeref tribününe doğru ateş edildiğini ifade eden İsvan, mermilerin üzerlerinden geçtiğini, bu nedenle ateş edenlerin amacının öldürmek değil, panik yaratmak olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Ahmet İsvan, işin asıl üzücü tarafının 36 kişinin yaşamını yitirdiği böyle bir olayın ardından ne dönemin Emniyet Müdürü'ne ne de olay yerindeki polislere tek bir soru bile sorulmaması olduğuna işaret etti. İsvan, bu nedenle oradaki olayların planlı bir şekilde organize edildiğinin düşünülebileceğini belirtti.

12 Eylül döneminde yaşadıklarını da anlatan İsvan, DİSK davası kapsamında, savcının önüne bile çıkmadan tutuklandığını söyledi. İsvan, işkence görüp görmediği sorusu üzerine şunları anlattı:

''Beş gün boyunca, gözlerim kapalı bir şekilde, soğuk bir odada, demir bir sandalyenin üzerinde oturtuldum. Yalnızca yemek ve tuvalet ihtiyacı için sandalyeden kaldırıldım. Uyutulmuyordum. İşkence görenlerin çığlıklarını duyuyordum. Sorgucu kişi bana, 'Partinin baskısıyla belediyede komünist örgüt oluşturduğunu söyle seni hemen bırakalım' diyordu. Ben bunu yapmadım. Bunun üzerine, 'Gerekirse yengeyi de buraya getiririz' diyorlardı. Adaletin, darbecilerin eline geçmesi kadar kötü bir şey olamaz. İşkence, insanı insanlığından çıkarabilir. İşkenceyi artırmaları halinde ne kadar dayanabileceğimi bilmiyordum. Tek onurlu kurtuluşun intihar olduğunu düşünüyordum. Aklımdan çok geçirdim. 'Nöbetçi askerin silahını alıp kendimi vurabilir miyim acaba?' diye plan yapıyordum. Ancak 'Bu şekilde ölürsem beni seven insanlar arkamdan ne der?' diye de düşünüyordum. Bu arada bizi idamdan kurtaran aslında Avrupa'nın baskısıydı.''

Kardeşinin İzmir'de silahla dizinden vurulduğunu dile getiren İsvan, yapılan ameliyat sonucu dizinden plastik mermi çıktığını söyledi. İsvan, polisin bu mermiyi alabilmek için kardeşine baskı yaptığını anlatarak, ''Kardeşim mermiyi vermeyince, mali polis gönderdiler. Çünkü kardeşim tüccardı ve mali polis baskısı nedeniyle mermiyi vermek zorunda kaldı'' dedi. Daha sonra, bu silahtan Türkiye'de yalnızca iki tane bulunduğunu, bunun birinin de İzmir'deki bir poliste olduğunun ortaya çıktığını anlatan İsvan, ancak olayın kapatıldığını söyledi. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in de konuyu bildiğini, ancak buna rağmen ateş eden polisin bulunamadığını ifade eden İsvan, ''Başbakan'ın bile aşamadığı bir duvar mevcut olduğunu tahmin ediyordum'' dedi.

Ahmet İsvan, Cumhuriyetin kurulduğu dönemde bir çok kazanımın ordunun eliyle olduğunu, ancak zaman içinde ordunun, halktan farklı bir nitelik kazandığını adeta ''seçkinleri'' oluşturduğunu iddia etti. İsvan, ''27 Mayıs'a sevinenlerden biriydim. Ama şimdi bundan utanç duyuyorum. Özellikle Yassıada Mahkemesi'nin kurulmasına çok üzülmüştüm. O mahkemenin hakimi de, savcısı da adaletten uzaktı" dedi.

Dolmabahçe Sarayı'nın yönetim binasında Nazlı Ilıcak'ın dinlenilmesinden sonra basına açıklama yapan Şahin, bugün itibarıyla bu haftaki çalışmaları tamamladıklarını ve Meclis'in de tatile girmesiyle çalışmaların Ekim ayında devam edeceğini söyledi.

Şahin, bugün Nuri Albayrak ve Nazlı Ilıcak'ı da dinlediklerini anımsatarak, 28 Şubat öncesi ve sonrasında medya-siyaset ilişkilerini ve bu süreç içerisinde başlarından geçen hadiseleri, medyanın bu sürece psikolojik olarak ne şekilde etkisi bulunduğunu, bundan dolayı ne şekilde mağdur olduklarını sorduklarını anlattı.

Albayrak ve Ilıcak'ın özellikle Andıç ve Batı Çalışma Grubu faaliyetleri hakkında bir kısım bilgiler verdiklerini ifade eden Şahin, ekonomik olarak da bir kısım davalar ve tazminatlarla kendilerinin sıkıştırıldığını anlattıklarını söyledi.

Şahin, Albayrak ve Ilıcak'ın, Türkiye'nin artık farklı bir demokratik düzeye girdiğini ve demokrasideki gelişmelerin bundan sonraki süreç içerisinde darbelere zemin hazırlayacak bir ortamın dışına çıktığını ifade ettiklerini de belirtti.

Nazlı Ilıcak'ın o dönem aktif siyaset yaptığını da anımsatan Şahin, Ilıcak'ın, 28 Şubat öncesinde de Refahyol iktidarı ve Refah Partisi'nin iktidara gelmesini asker kanadının istemediğini ifade ettiğini de kaydetti.

Şahin, Ilıcak'ın, o dönemde gazetelerde yapılan haberlerin ve ortamın psikolojik olarak 28 Şubat sürecini tetiklediğini de kendilerine anlattığını belirtti.

İdris Şahin, Komisyon Başkanı Nimet Baş'ın Mesut Yılmaz ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade ettiğini de dile getirerek, Yılmaz'ın, bu telefon görüşmesinde kendisinin yazılı olarak soruları cevaplandırabileceği noktasında bir beyanda bulunduğunu söyledi.

''28 Şubat Alt Komisyonu olarak biz çalışmalarımızda böyle bir usulü uygun görmüyoruz. Biz misafirlerimizi davet ediyoruz'' diyen Şahin, arzu edenin gelip komisyonuna bilgi ve görgülerini aktarabileceğini ifade etti.

Kemal Derviş'in de davet edilip edilmediğinin sorulması üzerine Şahin, ''Şu an itibarıyla Kemal Derviş'e gönderilmiş bir davetimiz yok. Ama dinlediğimiz konuklarımızdan edindiğimiz bilgiler ışığı altında bir kısım isimleri de dinleme gereği duyuyoruz. Bunlardan birisi olarak da Kemal Derviş'in dinlenilmesine karar verilebilir. Ama bu, ana komisyona sunulup karar alındıktan sonra gerçekleşebilecek bir durum. Bunu henüz ana komisyonla paylaşmadık. Alt komisyon olarak düşünüyoruz'' diye konuştu.

Gazeteci Nazlı Ilıcak da 2 saat boyunca düşüncelerini ve 28 Şubat'ta yaşadıklarını anlattığını belirterek, özellikle Akşam gazetesinden çıkarılışını ve oğlu Mehmet Ali Ilıcak'ın kamuoyunda yıpratılmak için nasıl hedef haline getirildiğini anlattığını söyledi.

Ilıcak, Süleyman Demirel'in 28 Şubat'taki tavrıyla ilgili bazı soruların kendisine yöneltildiğini de kaydederek, ''Ben O'nun genelde meseleyi yumuşatarak götürdüğünü söyledim ve kendisinin açıklamalarından anladığımıza göre nizamiyenin kapısından asker döndü. Daha sıcak bir darbeyi engellemek için böyle davrandığını düşündüğümü söyledim'' dedi.

Kendisinin ortaya çıkardığı Andıç'tan da söz ettiklerini anlatan Ilıcak, onunla ilgili bilgiler verdiğini, ayrıca o dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın Batı Çalışma Grubu faaliyetlerini bilmediğini söylediğini, ancak kendi kanaatinin, bilmemesine imkan olmadığı yönünde olduğunu söylediğini de dile getirdi.

Ilıcak, milletvekilliğine son verilmesiyle ilgili süreci de anlattığını ifade ederek, o dönem medyanın kendisini hedefe koyduğunu dile getirdiğini de söyledi.