2004-06-14 - 00:00
TBMM BAŞKANI ARINÇ, ALMANYA FEDERAL MECLİS BAŞKANI THIERSE İLE GÖRÜŞTÜ
Bülent Arınç, Alman Birlik partileri (CDU/CSU) tarafından Türkiye'ye AB üyeliğinin yerine teklif edilen ''imtiyazlı ortaklığın'' Türkiye için bir lütuf olmadığını herkesin bildiğini söyledi. Almanya Federal Meclisi Başkanı Wolfgang Thierse ise görüşmede AP seçimlerini ele aldıklarını söyledi
Almanya Federal Meclisi Başkanı Wolfgang Thıerse'nin resmi davetlisi olarak iki günden beri Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan TBMM Başkanı Bülent Arınç, Federal Meclis'te Federal Meclis Başkanı Wolfgang Thıerse ve Berlin Eyalet Meclisi Başkanı Walter Momper ile görüştü.

Thıerse, görüşmeden sonra Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, "Öncelikle Avrupa Parlamentosu seçimleri hakkında görüştük. Seçimlere katılımın düşük olmasından ve çok sayıda Avrupa ülkesinde iktidar partilerinin seçmenler tarafından cezalandırılması üzerinde durduk. Bunun Avrupa'nın entegrasyonunu zorlaştıracağını ifade ettik" dedi.

Türkiye'nin politikası hakkında da görüşlerini ifade eden Thierse, "Ben Leyla Zana'nın serbest bırakılmasından dolayı memnuniyetimi dile getirdim ve teşekkür ettim. Bu, Almanya'da çok olumlu karşılanan bir sinyal oldu" şeklinde konuştu.

TBMM Başkanı Arınç, Thierse ile görüşme öncesinde otobüsle bir Berlin turu yaptı. Arınç, kendisine eşlik eden AK Parti ve CHP'li milletvekilleriyle birlikte, "Checkpoint Charlie" adı verilen ve eskiden Batı ile Doğu Berlin'i birbirinden ayıran geçiş noktasını gezdi. Arınç, Berlin turunun ardından Müstakil İşadamları Derneği (MÜSİAD) temsilcilerini kabul ederek, kısa bir süre görüştü.

''YILLARCA GECİKMİŞ PEK ÇOK REFORM BİR ÇIRPIDA MECLİSTEN GEÇTİ''
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Berlin Eyalet Meclisi Başkanı Walter Momper ile yaptığı görüşmeden sonra eyalet meclisinin altın defterini imzaladı.

Arınç, buradaki konuşmasında, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda özellikle son yıllarda çok büyük atılımlar yaptığını, çok büyük reformlar başardığını belirterek, ''TBMM yıllarca gecikmiş pek çok reformu bir çırpıda çıkardı. Bunlar içinde 30 maddeye yakın anayasa değişikliği ve 100'den fazla yasa değişikliği yapılarak bunlara uyum getirildi. Şimdi bunların uygulamaya geçirilmesini de takip etmeye başladık'' dedi.

Türkiye'nin, Kopenhag siyasi kriterlerinin hemen hemen pek çoğunu yerine getirdiğini ve kritik eşiği aştığını ifade eden Arınç, ''Bu yılın sonunda yapılacak AB zirvesinde Türkiye'nin müzakerelere başlaması kararının alınmasını bekliyor ve ümit ediyoruz. Böyle bir kararın çıkması, Türkiye'deki reformların hem süratle uygulamaya geçirilmesini hem AB'nin kendi değerleri içinde ayrıcalık yapmayacağını göstermesi hem de Türkiye ile AB arasında 1963'te başlamış Ortaklık Anlaşması'na bağlı kalındığını göstermek açısından anlamlı olacaktır'' diye konuştu.

Berlin Eyalet Meclisi Başkanı Momper de Türkiye'deki gelişmeleri sadece Almanya'da yaşayan Türklerin değil, kendilerinin de büyük bir ilgiyle izlediklerini belirterek, ''Türkiye Avrupa'ya ne kadar yakınlaşırsa aramızdaki dostluk da o kadar artacaktır'' dedi. Konuşmalardan sonra Arınç, Momper'e Ayasofya'nın görüntülendiği bir resim hediye etti. Momper de Berlin'in sembolü olan altın boyalı porselen bir küçük ayı heykelini Arınç'a sundu.

BASIN TOPLANTISI

Berlin'de yaptığı temasların ardından Türk gazeteciler için bir basın toplantısı düzenleyen Bülent Arınç, Alman Birlik partileri (CDU/CSU) tarafından Türkiye'ye AB üyeliğinin yerine teklif edilen ''imtiyazlı ortaklığın'' Türkiye için bir lütuf olmadığını herkesin bildiğini söyledi.

Arınç, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin 1963 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması'na dayandığını hatırlatarak, bu konunun bir konunun iç politika malzemesi olduğunu söyledi.

Türkiye ile Almanya arasında bir çok ''dostluk köprüsünün'' olduğunu ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Geçmişte bir çok olay iki halkı birbirine bağladı. Avrupa'da önemli bir devlet olan Almanya'yla Türkiye arasında hem hükümet hem parlamentolar arası düzeyde iyi ilişkiler sağlandı. Bu ilişkileri özellikle bu dönemde artırmayı ve güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Ziyaretimizin birinci amacı budur. Türkiye ile diğer ülkeler arasında parlamenter diplomasiyi harekete geçirmek istediğimiz için parlamentoların da gücünü ortaya koymaya çalışıyoruz.
Parlamentolar halkı temsil ediyorlar. Halkların bir araya gelmesi, dostluk ve kardeşlik duyguları içinde ilişkiler kurması, her iki parlamentoda dostluk grupları kurulması, her iki parlamentonun komisyonlarının birbirlerini tanımaları ve birbirlerinin birikimlerinden istifade etmeleri elbette önemlidir.''


Almanya Federal Meclis Başkanı Wolfgang Thierse ile görüşmesi hakkında da bilgi veren Arınç, Thierse'nin yaklaşık iki ay önce Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında Kıbrıs'ta henüz referandumların yapılmadığını, Türkiye ve Türklerin, Ada'da yaşayan Türklerin barışma,
uzlaşma ve çözümden yana olduğunu, oylama sonucunda bunun görüleceğini ifade ettiğini belirtti. Arınç, ''Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan Türklere karşı artık ambargonun uygulanmaması ve Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtulmaları, bu konuda adım atılması gereği karşılıklı olarak ifade edilmiş oldu'' şeklinde konuştu.

Thierse ile Leyla Zana konusunda da görüştüklerini belirten Arınç şunları söyledi:

''DGM, Leyla Zana ve arkadaşları hakkında aldıkları ilk kararda ısrar etmişlerdi. Bu, hem Avrupa Parlamentosu (AP), hem de Alman parlamentosu içinde üzücü bir gelişme olarak nitelendirilmişti. Biz bunu izah ederken, bir yargı kararını izah ediyor ve yargıya ne yasamanın ne yürütmenin müdahalede bulunamayacağını, bunun tüm Avrupa için de geçerli olduğunu söylüyorduk. Onlar da artık Türkiye'de bu tür davalar sebebi ile insanların tutuklu kalmamaları gerektiğini, tahliye olsalar bundan büyük bir rahatlık duyulacağını söylemişlerdi. Bugün geldiğimiz noktada yine bir yargı kararıyla adı geçen kişiler serbest bırakıldı. Bundan duydukları rahatlığı ifade ettiler. Türkiye'de başarılan reformların artık uygulanmasında da hiç bir çekince kalmadığını, Türkiye'nin bunu rahatlıkla uygulayabileceğini ifade ettiler''.

Türkiye'nin başardığı reformlarla ve Kopenhag kriterlerini büyük ölçüde yerine getirmesi ile müzakerelere başlanmanın mümkün olabileceğini ifade eden Arınç, şunları söyledi:

''Almanya hükümet nezdinde büyük bir destek vermektedir. Türkiye'yi ziyaret eden Başbakan Gerhard Schröder ve Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Türkiye'yi bu konuda desteklediklerini ifade etmişlerdir. Bu destek devam ediyor. AP seçimlerinde muhalefetteki Birlik partilerinin (CDU/CSU) daha fazla oy alması ve daha fazla parlamenter çıkarması Almanya'nın Türkiye'ye verdiği desteği azaltmayacaktır. Bu destek İtalya'dan ve İngiltere'den de gelmektedir. Fransa'da bu konuda bazı tereddütler olduğu gözlenmektedir. AP seçimleri ortadadır. Bunlar iç politik gelişmeler olarak değerlendirilebilir. İktidar partileri oy kaybetmiş olabilir. Bunlar iç politik nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Biz Türkiye'nin 1963'de Ankara Anlaşması'yla başlayan süreç içinde görevini fazlasıyla yerine getirdiğini, 2004 yılında AB'ye yeni giren 10 ülkeden hiç bir eksiği olmadığını rahatlıkla söylüyoruz.''

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Almanya'da yaşayan Türklerin kimliklerini muhafaza etmelerini istediklerini sözlerine ekledi.