2010-11-22 - 14:29
2011 YILI BÜTÇESİ...
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile AB Genel Sekreterliğinin bütçelerinin görüşmelerine başladı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, RTÜK, Basın-Yayın
ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile AB Genel
Sekreterliğinin bütçelerinin görüşmelerine başladı.

Toplantı yeter sayısı bulunamaması yüzünden saat 14.00'e ertelenen
komisyonda, yeterli çoğunluğun sağlanması üzerine bütçe görüşmelerine başlandı.

Komisyonda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın-Yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile AB Genel
Sekreterliğinin bütçeleri görüşülüyor.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, RTÜK'ün 2010 yılı Ekim ayı sonu itibariyle yayın ilkelerini ihlal eden
kuruluşlar hakkında toplam 465 müeyyide kararı verdiğini bildirdi.

Arınç, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
(RTÜK), Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğünün
2011 bütçelerini sundu.

RTÜK'ün, kurulduğu 1994 yılı hariç bugüne kadar kendi gelirleri ile
giderlerini karşıladığını ifade eden Arınç, Kurulun TBMM bütçesinden ödenek
talebinde bulunmadığını bildirdi. Arınç, TBMM Genel Kuruluna sevk edilen yeni
tasarıyla, yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden alınan yüzde 5 oranındaki
Üst Kurul payının, sektörün beklentisi doğrultusunda yüzde 3'e düşürülmesinin
öngörüldüğünü anımsattı.

RTÜK'te Ekim 2010 itibarıyla 417 personel çalıştığını belirten Arınç,
personelin yüzde 55'inin lisans, yüzde 12'sinin yüksek lisans, yüzde 7'sinin
doktora, yüzde 12'sinin ön lisans, yüzde 15'inin lise, yüzde 4'ünün ilköğretim
mezunu olduğunu belirtti. Arınç, RTÜK personelinin 177'sininin, Üst Kurul
uzmanları ve Üst Kurul uzman yardımcılarından oluştuğunu ifade etti.

Arınç, 2009 yılı sonu itibariyle RTÜK merkez teşkilatına, terörle
mücadele kapsamında şehit ve gazi yakınlarından toplam 5 personelin atamasının
yapıldığını bildirdi.

Radyo ve televizyon yayınlarının sayısal ortamda kayıt edilmesi,
arşivlenmesi ve izlenmesi amacıyla Sayısal Kayıt ve Arşiv Sistemi Projesi (SKAAS)
hayata geçirildiğini anımsatan Arınç, söz konusu sistemle Ankara merkezde uydu,
kablo ve karasal ortamdan 110 televizyon ve 72 radyo yayınının kaydedildiğini,
izlendiğini ve analiz edildiğini söyledi. Arınç, ulusal yayınlarda son bir yıla
ilişkin, diğer yayınlarda ise son 6 aya ilişkin yayınların arşivde
kaydedilebildiğini, izleme uzmanları tarafından SKAAS arşivinden istenen kanalın,
istenen tarihteki yayınlarının izlenebildiğini ve anahtar kareler ile yayın
içeriğinin hızlı bir şekilde görüntülendiğini ifade etti.

Yayın içeriklerinin denetimi hakkında da bilgi veren Arınç, denetimlerin
üç koldan yürütüldüğünü, bunlardan ilkinin, RTÜK uzmanları tarafından yapılan
doğrudan denetim olduğunu söyledi.

Arınç, RTÜK'ün, 2010 yılı Ekim ayı sonu itibariyle, yayın ilkelerini
ihlal eden kuruluşlar hakkında toplam 465 müeyyide kararı verdiğini, bunların
105'nin ''Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini
zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde
yayınlanmaması'' ilkesinin ihlaline ilişkin olduğunu bildirdi. Arınç, 82 müeyyide
kararının ise YSK tarafından ilan edilen yayın ilkelerinin ihlali nedeniyle yine
YSK tarafından verilmiş müeyyide kararları olduğunu bildirdi.

Arınç, reklamların yerleştirilmesi, gizli reklam gibi konularda kanun
hükümlerini ihlal eden kuruluşlar hakkında aynı dönemde toplam 207 müeyyide
kararı alındığını kaydetti.

İkinci denetim yolunun İzleyici denetimi olduğunu belirten Arınç,
izleyicilerin ''444 1 178'' RTÜK İletişim Merkezini arayarak yayınlarla ilgili
görüşlerini iletebildiğini, gelen bildirimlerin rapor halinde Üst Kurula
sunulduğunu söyledi.

Diğer bir denetim yolunun da ''özdenetim ve ortak denetim'' olduğunu
anlatan Arınç, İzleyici Temsilciliği ve Yayıncılık Etik İlkeleri
uygulamalarının, yayın kuruluşları açısından özdenetimi ifade ettiğini belirtti.
Arınç, ''Yayıncı kuruluşların özdenetim mekanizmalarını kurmalarına ve
geliştirmelerine yönelik olarak, herhangi bir mecburiyet ya da yasal yaptırım
olmaksızın ulusal televizyon kanallarının işbirliği ile 'izleyici temsilciliği'
uygulaması başlatılmıştır. Uygulama sayesinde televizyon izleyicileri,
izledikleri programlarla ilgili şikayetlerini bildirmek üzere televizyon
kanallarına ulaşmak istediklerinde karşılarında mutlaka bir muhatap
bulmaktadırlar'' dedi.

RTÜK'ün önemli faaliyetlerinin yoğunlaştığı diğer bir alanın da
çocukların olumsuz yayın içeriğinden korunması olduğunu belirten Arınç, şöyle
devam etti:

''Bu kapsamda 2006 yılında hayata geçirilen Akıllı İşaretler Koruyucu
Sembol Sistemi ile 2006-2007 öğretim yılından itibaren ilköğretim okullarında
verilmeye başlanan medya okuryazarlığı dersi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun
en bilinen ve takdir edilen çalışmalarıdır. 2007-2008 öğretim yılından itibaren
de medya okuryazarlığı dersi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ders programına
alınmıştır. 2009-2010 öğretim yılında 838 bin 915 öğrenci medya okuryazarlığı
dersini seçmiştir. Bugüne kadar 2 milyondan fazla öğrenci medya okuryazarlığı
dersi almıştır.

Üst Kurul çocukların olumsuz yayın içeriğinden korunmasına yönelik olarak
2010 yılında Televizyon Yayıncıları Derneğinin işbirliğiyle İyi Uykular Çocuklar
Projesini hayata geçirmiştir. 'İyi Uykular Çocuklar Projesi', okul öncesi ve
ilköğretim çağı çocuklarına akşamları erken yatma alışkanlığının
kazandırılmasını, anne ve babaların çocukların erken yatırılması konusunda
duyarlılıklarının artırılmasını ve çocukların geç saatlerdeki televizyon
yayınlarının olası zararlı etkilerinden korunmasını amaçlamaktadır.''

RTÜK'ün uluslararası çalışmalarına da değinen Arınç, Kurulun dünyadaki
gelişmeleri yakından izlediğini belirterek, şunları söyledi:

''Kurul, Avrupa Konseyi Medya ve Yeni İletişim Hizmetleri Yürütme
Komitesi çalışmalarına ve Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi Daimi Komite
toplantılarına Türkiye adına katılmaktadır.

2000 yılı itibariyle başlatılan ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin
koordinasyonunda yürütülen mevzuat uyumlaştırma ve müzakere toplantılarına
yayıncılık alanında sorumlu kuruluş olarak RTÜK katılıyor.

2008 yılı içerisinde AB ile yürütülen çalışmalarda da önemli ilerlemeler
kaydedilmiştir. 30 Temmuz 2008 tarihinde Brüksel'de yapılan toplantıda 'Bilgi
Toplumu ve Medya Faslı' önündeki açılış kriterleri üzerinde görüşmeler yapılmış
ve yasal ya da yapısal hiçbir değişiklik yapılmasına gerek kalmaksızın sadece
diplomatik ilişkiler çerçevesinde kullanılan ikna yöntemi sonucu fasıl önündeki
açılış kriterleri kaldırılmıştır.

Akdeniz Düzenleyici Otoriteler Ağı'nın 12. Genel Kurul toplantısı RTÜK'ün
ev sahipliğinde 30 Eylül-1 Ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul'da yapılmıştır.
'Küçüklerin Korunması' ve 'Medyada Kadınların Temsili' konularının ele alındığı
toplantı sonunda Üst Kurul, 2011 yılı için Akdeniz Düzenleyici Otoriteler Ağı
Başkanlığını devralmıştır.''

RTÜK eğitim faaliyetleri kapsamında iki ayda bir yerel ve bölgesel yayın
kuruluşlarına yönelik eğitim seminerleri ile kamuoyuna açık aylık RTÜK
toplantıları düzenlendiğini belirten Arınç, ayrıca kurum personeline yönelik
hizmet içi eğitimler de verildiğini söyledi.

Arınç, RTÜK'ün işlevlerinin daha iyi anlaşılabilmesi, yayıncılarla etkin
ve verimli bir işbirliği ortamının oluşturulması, kurum içi ve kurum dışı
etkileşimin sağlanması ve Üst Kurul çalışanlarının bilgilendirilmesi amacıyla her
ay düzenli olarak toplantılar yapıldığını, yerel ve bölgesel yayın kuruluşlarına
yönelik bölge seminerleri düzenlendiğini bildirdi.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,
bazı AB üyesi ülkelerin, Türkiye'nin önüne getirdiği siyasi blokajların,
kendilerini yollarından geri çevirmemesi gerektiğini belirterek, ''Er veya geç
AB'ye üye olacağız. AB'nin yolu herhangi bir ilimizden değil, TBMM Genel
Kurulundan geçer. Genel Kurulda iktidar, muhalefet milletvekillerimiz el ele
verdikçe Türkiye'nin AB yolculuğu çok daha hızlanacaktır'' dedi.

Bağış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda AB Genel Sekreterliğinin 2011 yılı
bütçesinin sunumunda, Hükümetin 2010'da da AB sürecindeki çalışmalara önem
verdiğini, kararlı, ısrarlı ve planlı hamlelerle kayda değer ilerlemeler
sağladığını söyledi.

Reformları salt AB üyeliği için değil, vatandaşların hak ettiği yüksek
yaşam seviyesine kavuşmaları için yaptıklarını anlatan Bağış, AB üyeliğine
yönelik kararlılıklarının devam edeceğini belirtti.

AB Genel Sekreterliğince Türkiye'nin katılım süreci için AB Stratejisinin
hazırlandığını ve 4 Ocak 2010'da Bakanlar Kurulunda kabul edildiğini anımsatan
Bağış, stratejilerinin birinci platformunu resmi müzakere sürecinin oluşturduğunu
belirtti.

Bağış, müzakerelerin açılışından bu yana geçen süre içinde 13 faslın
açıldığını, 1 faslın geçi olarak kapatıldığını anımsattı. Bağış, Aralık 2009'da
çevre, Haziran 2010'da ise gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı
fasıllarının müzakerelere açıldığına işaret ederek, her iki faslın daha önce
açılan fasıllardan farklı olarak, müktesebatı son derece geniş alana yayılan, zor
fasıllar olduğunu söyledi. Bağış, her faslın açılması için 27 AB üyesi ülkenin
her birinin, yaptıkları çalışmalarla ikna edildiğini ifade etti.

Şu an ellerinde, teknik olarak açılış kriterleri yerine getirildiği
takdirde açılabilecek 3 faslın bulunduğunu belirten Bağış, bu fasılları,
''rekabet politikası'', ''kamu alımları'', ''sosyal politika ve istihdam'' olarak
sıraladı. Bağış, Belçika Dönem Başkanlığında rekabet politikası faslının
müzakerelere açılması için çalışmaların son aşamaya geldiğini dile getirdi.

Bağış, açılan fasıllardan kapanış kriterlerini yerine getirmek üzere
çalışmaların devam ettiğini kaydederek, Trans Avrupa Ağları ile İşletme ve Sanayi
Politikası fasıllarının teknik kapanış kriterlerini, yıl sonu itibariyle yerine
getirmiş olacaklarını vurguladı.

Bağış, ''1. platformda, diğer bir deyişle resmi müzakere sürecinde arzu
edilen hızı yakalayamadığımız bir gerçektir. Bunun temel nedeni ise bazı AB üyesi
ülkelerin, gerçekte teknik olan bu süreci, siyasi mülahazalarla yavaşlatmış
olmalarıdır. Toplamda 33 fasıldan 17'sinin açılması, siyasi gerekçelerle
engellenmektedir. Bunlardan 8 fasıl, ek protokolün tam olarak uygulanması şartı
nedeniyle Konsey tarafından askıya alınmıştır. Diğerleri hakkında AB kurumları
tarafından bu yönde alınmış resmi bir karar olmamakla beraber, ağırlıklı olarak
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve malum bazı ülkelerin siyasi blokajları nedeniyle
süreç arzu edilen şekilde ilerleyememektedir'' diye konuştu.

Bakan Bağış, siyasi blokajları ortadan kaldırmak için Hükümetin yoğun
çabasının devam ettiğini, Komisyon ve üyelere fasılların açılması yönünde haklı
gerekçeleri anlattıklarını belirtti.

Egemen Bağış, ''AB sürecinin sadece fasıl açıp kapatmak olmadığının
bilincinde olarak, reform sürecinde kendi kaderimizin belirleyici olmamız
gerektiği inancıyla AB stratejimizin 2. platformu kapsamındaki çalışmalarımızı
sürdürüyoruz'' dedi.

Bağış, yılda 1-2 fasıl yerine 33 faslı dikkate alarak çalıştıklarını,
askıya alınmış veya bloke edilmiş diye, Türkiye için çok büyük öneme sahip tarım,
balıkçılık, ulaştırma, hizmetlerin ve malların serbest dolaşımı gibi fasıllarda
çalışmalarını durdurmak gibi bir düşüncelerinin olamayacağını bildirdi.

İkinci platformdaki amaçlarını; 2013 yılı sonuna kadar AB müktesebatına
en üst seviyede uyum sağlamak olarak açıklayan Bağış, böylece AB'nin 7 yıllık
dönemler halinde hazırladığı 2014-2020 bütçesine dahil olmayı hedeflediklerini
söyledi.

Bağış, ikinci platform altındaki çalışmaların kendilerine, 17 fasıldaki
siyasi blokajın kalkması halinde Türkiye'nin 12 faslı kısa vadede, 5 faslı ise
orta vadede açabilecek durumda olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Bağış, stratejilerinin üçüncü platformu olan Kopenhang Siyasi Kriterleri
ve siyasi kriterlerle yakından ilişkili ''Adalet, Özgürlük ve Güvenlik'' ile
''Yargı ve Temel Haklar'' fasıllarında da önemli çalışmalara imza attıklarını
anlattı.

Devlet Bakanı Egemen Bağış, siyasi kriterler alanındaki gelişmelerden
örnekler verdi.

24. fasıl kapsamında izledikleri en önemli başlıklardan birinin de vize
konusu olduğuna işaret eden Bağış, bugün Türk vatandaşlarına yönelik Schengen
Vizesi uygulamasının artık kabul edilemez hale geldiğini vurguladı.

Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

''AB'nin Türkiye'ye karşı uyguladığı vize rejimi ayrıca, Türk
işadamlarının Gümrük Birliği (GB) kapsamında adil ve dengeli ticaret için gerekli
seyahat ve temaslarda bulunma imkanlarını da kısıtlamakta ve böylelikle AB
işadamları lehine haksız rekabet ortamı yaratmaktadır.

Türkiye ile AB arasında Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve GB'den
kaynaklanan hukuki taahhütler de göz önüne alınarak, AB'nin vatandaşlarımıza vize
muafiyeti sağlamasına giden sürecin başlatılmasına yönelik haklı taleplerimize
dayanan girişimlerimiz her seviyede sürdürülmektedir. Vize serbestisi için bir ön
koşul niteliğinde olan ve AB ülkeleri açısından büyük önem taşıyan Geri Kabul
Anlaşması müzakerelerini de son aşamaya getirmiş bulunmaktayız.''

Bakan Bağış, 2002-2006 döneminde 166 proje için AB'den 1,3 milyar avroluk
Katılım Öncesi Yardım hibesi desteğinin sağlandığını, bu projelerin ulusal
katkıyla birlikte toplam büyüklüğünün 1,8 milyar avroya ulaştığını belirtti.
Bağış, 2007-2013 döneminde ise Türkiye'ye kullanımı için 4,9 milyar avro hibenin
tahsis edildiğini ifade etti.

AB Komisyonunca yayımlanan İlerleme Raporunu da değerlendiren Bağış, bu
raporun Türkiye'nin fotoğrafını çektiğini belirtti. Bağış, ''Fotoğraflarda bazı
şeyler gözükür bazıları gözükmez. AB, Türkiye'nin bir fotoğrafını çekmeye
çalışmış. Bu raporu diğer yıllarda yayımlanan raporlarla kıyasladığımızda
ülkemizin daha iyi bir noktada olduğu ancak halen üzerinde birlikte çalışmamız
gereken konular var'' diye konuştu.

Bağış, raporda basın özgürlüğü ve yargı sürecinde olan davalara ilişkin
Hükümetin çabalarının vurgulandığını ancak bazı eleştirilerin de yöneltildiğini
söyledi. Bağış, ''Hükümetin hedef alınması, davalar konusunda yürütme olarak
herhangi bir adım atmadığımız yönündeki eleştiriler ise ciddi bir çelişkiyi
ortaya koyuyor. Hem yargının bağımsızlığını çok önemseyen bir AB var hem de
yürütmenin müdahil olmamasıyla ilgili eleştiriler var'' görüşünü dile getirdi.

Türkiye'nin AB yolculuğunun, Türkiye'nin ve Türk halkının çağdaş
medeniyet seviyesini yakalayıp, geçmek yolundaki hedefini gerçekleştirme azim,
iradesinin en önemli tezahürü olduğunu ifade eden Bağış, sözlerini şöyle
tamamladı:

''Cumhuriyetimizin en önemli çağdaşlaşma projelerinden biri olan bu
projenin, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, daha demokratik ve müreffeh
Türkiye'den yana olduğunu, geçtiğimiz referandum örneğinde olduğu gibi her
vesileyle göstermiş olan Türk halkının akılcı seçimini yansıttığını ve tam üyelik
hedefiyle çıktığımız bu yoldan geri dönüş olmadığını bu vesileyle tekrar
ediyorum. Müzakere sürecinin kolay olmadığı, kendine özgü bazı zorlukları
bulunduğu hepimizin malumudur. Son genişleme dalgasının getirdiği sorunları daha
henüz tam olarak çözememiş olan AB'nin küresel ekonomik krizden de ciddi olarak
etkilenmesi ve bu bağlamda işsizlik ve sosyal sorunların artması, aşırı sağ
akımların güç kazanması, Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili tartışmaları artırmıştır.
Ancak sürece sağduyulu yaklaşılması ve tam üyeliğimizin muhtemel getirilerinin
doğru değerlendirilmesi halinde üyeliğimizin her iki taraf için de kazan-kazan
bir durum yaratacağının görülebileceğine ve böylece sürecin başarıyla
tamamlanacağına inanıyorum.

Artık 10 yıl önceki bir dünyada yaşamıyoruz, çok şey değişti, değişiyor.
Türkiye, AB ilişkilerindeki dengeler de değişiyor. Türkiye, büyüdükçe,
güçlendikçe, zenginleştikçe Türkiye-AB ilişkileri farklı bir noktaya doğru
evriliyor. Artık AB ülkeleri, Türkiyesiz bir AB olamayacağının farkına varıyor.
Bunu sadece biz söylemiyoruz, Avrupa'nın akil adamları, vizyon sahibi
politikacıları söylüyor. Dolayısıyla bazı üye ülkelerinin önümüze getirdiği
siyasi blokajlar, bizi yolumuzdan geri çevirmemeli. Biz er veya geç AB'ye üye
olacağız, buna yürekten inanıyor, tüm kalbimle söylüyorum. Bugüne kadar AB
sürecine verdiğiniz destek dolayısıyla teşekkür ediyorum. Çünkü AB'nin yolu
herhangi bir ilimizden değil, TBMM Genel Kurulundan geçer. Genel Kurulda iktidar,
muhalefet milletvekillerimiz el ele verdikçe Türkiye'nin AB yolculuğu çok daha
hızlanacaktır.''

HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ

(14.29)