2014-02-04 - 17:02
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, "temel kanun" olarak görüşülen kamuoyunda "Torba Kanunu Tasarısı" olarak bilinen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Üçüncü Bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.

Vural, yaptığı konuşmada, bir milletvekilinin rüşvet ve yolsuzlukla ilgili verdiği soru önergesinin yer aldığı web sayfasının karartıldığını iddia ederek, bunu "vahim" olarak niteledi.

Milletin bilgi edinme hakları ve kanallarının kapatıldığını, karartıldığını ileri süren Vural, "TBMM'de milletvekillerinin millet adına kullandığı egemenlik yetkisi maalesef karartılmaktadır. Bu çok vahimdir. Bunun sehven yapıldığını ifade ediyor. Muhtemelen sehven nice kimsenin web sayfası kapatılmıştır. Hiç kimse yolsuzluk ve rüşvetle ilgili bu iddiaların üstünü örtemeyecektir. Özellikle torba yasada internetin karartılmasıyla ilgili vahim maddelerin bu eksende geri çekilmesi gereklidir" dedi.

Vural, Adıyamanlı vatandaşların Adıyaman ve Kahta yolunun çok kötü durumda olduğu ve hiç kimsenin ilgilenmediğini söylediklerini anlatarak, "Burada bakanlar var. Sayın bakanlar bu tapelere giren işleri, müteahhitlerin işini takip edeceklerine vatandaşların bu işlerini takip etseler daha hayırlı olacaktır diye düşünüyorum" diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da Adıyaman-İnlice yolunu asfaltlatan, yolu açan ve genişleten bir iktidar olduklarını belirterek, "İnlice-Kahta arasını ıslah eden, o yolun çalışmalarını başlatıp bitiren bir iktidarın mensubuyuz" dedi.

Aydın, bugün İskilipli Atıf Hoca'nın ölüm yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Atıf Hoca'nın milli mücadeleyi canı yürekten destekleyen bir vatanperver olduğunu söyledi.

İskilipli Atıf Hoca'nın Şapka Kanunu'ndan 18 ay önce yazdığı kitabı gerekçe gösterilerek 4 Şubat 1926'da idam edildiğini ve idam kararını verenlerin hukukçu değil, asker ve atanmış milletvekilleri olduğunu dile getiren Aydın, şunları söyledi:

"Üzerimize düşen görev geçmişteki utanç tablolarıyla yüzleşmek ve haklıya hakkını gıyabında da olsa teslim etmektir. Biz bu ülkenin şehitleriyle, gazileriyle, alimleriyle, büyük siyaset adamlarıyla gurur duyacak ve onların isimlerini yaşatmaya devam edeceğiz. Türkiye böyle kötü tecrübelerden ders çıkarmıştır, çıkartmalıdır da."

AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana demokratikleşme yolunda önemli adımlar attığını vurgulayan Aydın, bunlardan bazılarını, "Olağanüstü halin kaldırılması, ÖYM'lerin kaldırılıyor olması. MGK'nin sivilleşmesi, askeri yargının yetki alanının daraltılması, darbeye dayanak teşkil eden TSK İç Hizmetler Kanunu'nun 35. maddesinin kaldırılması" olarak sıraladı.

Bu arada Meclis Başkanvekili Akşener'in, konuşması bitmediği için tekrar söz isteyen Ahmet Aydın'a söz vermesi üzerine, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, herkese eşit süre verilmesini isteyerek, itiraz etti.

Bunun üzerine Akşener, "Sayın Genç, grup başkanvekilleriyle ilgili. Ben başlatmadım öyle olmuş devam ettiriyorum. Haklısınız şu andan itibaren bırakırım hepsini birer dakikayla geçer. Ondan sonra da bütün grup başkanvekilleri ayrı ayrı gelip beni azarladı burada. Tamam mı?" dedi.

Bu arada Gündemdışı konuşma yapan AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş, "biat" kavramının alışveriş anlamına geldiğini ifade ederek, "Kavram görüşülüp konuşulan ve üzerinde anlaşmaya varılan bir hususta iki tarafın karşılıklı anlaşması anlamındadır" diye konuştu.

Biatın sonunda hukuki yaptırımı olan gönüllülük temeline dayalı sosyo politik bir akit olduğunu kaydeden Yetiş, "Biat bir narkozlama kurumu değildir. Aksine seçmenin seçtiği yöneticisini aktif takip etmesini ifade eder. Bu anlamda da katılımcı demokrasiden başka bir şey değildir" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, "AK Parti'nin uyguladığı ekonomik politikaların oluşturduğu yapısal risklere" ilişkin Araştırma Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

MHP, TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması nedeniyle önerisini Gene Kurul'a taşıdı. MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, ekonomide yaşanan sorunların sadece 17 Aralık operasyonunun sonuçları olmadığını belirterek, iktidarın 11 yıl boyunca günü kurtaran tedbirler aldığını söyledi.

Günal, Merkez Bankası'nın faiz artırımına değinerek, "Faiz lobisi kimdir, şimdi yapılanla faiz lobisinin dediği mi oldu? Faiz lobisi nerede, kim bu kararları aldırıyor? Merkez Bankası'na baskı mı yapılıyor? Merkez Bankası, içerideki faiz lobisini mi temsil ediyor? Bu kavgayı körükleyen kim, piyasaları bu hale getiren kim?" dedi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, ekonomide ciddi sorunlar olduğunu ve bunların bugüne kadar Meclis'te konuşulamadığını belirterek, "Müteahhit hükümeti oldunuz. Gücünüz yetiyorsa devlet bankalarından faizleri indirin, kaldırın demiyorum. Boş kabadayılıkla bu işler olmuyor. Ülkenin cebindeki para yüzde 30 azaldı. Herkes borçlu..." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, öneri lehinde yaptığı konuşmada, gelinen noktada Türkiye ekonomisinin dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinden biri olduğunu savunarak, küresel gelişmelerden en çok etkilenecek ülkenin de Türkiye olacağını ifada etti. Sarı, "Türkiye yol ayrımındayken ve paranın yönü değişirken yapılması gereken, üniversite birinci sınıfta makro ekonomi dersinde öğrencinin malumu iken Merkez Bankası Hükümet baskısıyla bunu yapmamıştır. Faize bakıp bir ülkenin tüm risklerini görürsünüz. Dövizin ateşi sönmedi. Pamuk ipliğine bağlı bir ekonomimiz var. Daha yabancılar pozisyon almadı. Yerli yatırımcının pozisyon almasıyla bu noktaya geldik. AKP, demagoji yaparak piyasayı yönetemez. Tüm söylemleriniz ve hikayeniz çökmüştür. Takke düşmüş, kel görülmüştür. Yaşananların 17 Aralık ile ilgisi yok, Mart ayında görülmesi beklenirken biraz daha erken oldu" dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, 2001 yılında kriz yaşandığında bankaların içinin boşaltıldığını ifade ederek, "Türkiye, 50 milyar doları o bankaların içine koyduğunda Hazine bu parayı nereden buldu? O zaman iktidarda olanlar bunun hesabını vermediler. 50 milyar doları çarçur ettiniz. Hükümet'ten düşmekle olmuyor. TÜSİAD da çıktı kahraman kesildi. Bankaları soyanların tamamı TÜSİAD üyesi değil miydi? TÜSİAD bunları üyelikten men mi etti? 2001 yılında ülkeye yatırım için kaynak geliyordu da şimdi mi gelmiyor?" diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, sataşma gerekçesiyle söz alarak, AK Parti'li Muş'un "57. Hükümet döneminde bankaların hortumlandığı iddiasının külliyen yalan olduğunu" savunarak, bankacılıkta yaşanan krizin 1997 yılında Anayasa Mahkemesi'nin yasa iptaliyle başladığını ve bir dilekçeyle banka kurulmasının mümkün hale geldiğini söyledi. 57. Hükümet'in iktidara geldiğine yaptığı ilk işin, içinde BDDK'nın kurulmasını da öngören Bankacılık Kanunu'nu çıkarmak olduğunu anlatan Bal, "Hortumculuğu görmek istiyorsanız aynayı alıp kendinize bakın. Burada ayakkabı kutusundan, kasalardan, para sayma makinelerinden bahset" dedi.

Muş'un "Madem 1997'de başladı, niye 2001 yılını beklediniz? Millete çok ağır bedel ödetildi" demesine Bal, "Kasalardaki milyon dolarların hesabını vermesi gerekenler, müflis yahudi tüccar gibi eski defterleri karıştırarak MHP'ye ithamlarda bulunuyor" karşılığını verdi.

Tartışmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, daha sonra "Torba Kanunu Tasarısı"nın görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz arasında "maden ruhsatı" tartışması yaşandı.

Genel Kurul'da, kamuoyunda "Torba Kanunu Tasarısı" olarak bilinen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.

Tasarı'nın 3. Bölümü'ndeki maddelerde verilen önergeler üzerinde konuşan MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, İstanbul Sultanbeyli'de Paşaköy maden sahasının 10 milyar dolarlık bir alan olduğunu ifade ederek, Genel Kurul'da bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu'ya, "Siz buraya izin vermediğiniz halde Başbakan ve Başbakan'ın özel kalem müdürü sizi aradıktan sonra izin verdiniz mi?" diye sorduğunu söyledi. Bakan Eroğlu'nun, 'Benim alnım ak. Beni ne Başbakan aramıştır ne de verilmeyecek hesabım var" dediğini belirten Yılmaz, "Ama Allah büyük ya 3 gün sonra tape'ler çıktı. İlgili firmanın 2009 ve 2010 yılında yaptığı başvurulara izin verilmiyor. Ama ne oluyorsa 2011 yılında izin veriliyor. Tape'lerde geçiyor, bu işi hızlandırdığı ve kolaylaştırdığı için Bakan'a teşekkür ediyorlar. Burası, izin verildikten bir ay sonra ?Boshphorus 360 şirketine veriliyor. Bu şirkete Başbakan'ın oğlu Bilal Erdoğan ile Yasin El Kadı'nın oğlunun ortak olduğu iddiaları var" dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Yılmaz'ın eski orman bölge müdürü olduğunu belirterek, "Bir sıkıntısı var herhalde, aynı şeyi 10 defa temcit pilavı gibi buraya getirdi" ifadesini kullandı.

Söz konusu alanın Maden Kanunu'na göre ruhsat alınmış bir yer olduğunu anlatan Eroğlu, "Ben verecek olsam daha önce verirdim. Ama çok ciddi inceleme yaptık. Bu alanda endemik türler açısından sorun olup olmadığı, yerleşim alanlarına mesafesi, içme suyu havzasında kalıp kalmadığı incelendikten sonra müsaade ettik. Daha önce vermememizin sebebi hassas inceleme yapılmasıdır. Her şey kanuna, mevzuata uygun olarak verilmiştir. Bütün şartları sağlıyordu, Maden Kanunu ve Orman Kanunu'na istinaden verdik. Sadece bu değil, daha dün 300 maden iznini imzaladım. Bu da normal ve mutat işlemden başka bir şey değildir. Bununla ilgili bir şey yok. Ben ne zaman burada olsam bunu gündeme getiriyor. Bu Meclis'e yapılan büyük saygısızlıktır" diye konuştu.

MHP'li Seyfetin Yılmaz, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Bakan Eroğlu'nun şahsıyla ilgili hiçbir sıkıntısı olmadığını, kendisine müfettiş gönderdiğini söyledi.

Yılmaz, "Burada laf kalabalığı yapmaya gerek yok. 2009 ve 2010'da vermediğin yere 2011'de nasıl izin veriyorsunuz? Bu tape'ler nedir? Başbakan arıyor, 'bunu ver' diyor. 2009 ve 2010'da muhafaza ormanı ve endemik türler gerekçe gösterilerek izin verilmiyor. Başbakan ve özel kalem müdürü Hasan Doğan arayınca bu gerekçeleri unutup izin veriyor. Telefon tape'lerini okuyayım mı, etik mi?" dedi.

Eroğlu, sataşma gerekçesiyle yeniden söz alarak, "Kati suretti beni Hasan Doğan aramamıştır, Başbakanımız da hiçbir madenle ilgili beni aramaz, aramamıştır. Böyle bir şey yok. Burada firmanın itirazı üzerine heyet incelemesi yapıldı. Maden Kanunu'na göre verilir diyor, mahkemeye gitse zaten alır. Burada endemik açıdan problem yok. İtiraz etmiş yeniden incelendi. Çok titiz inceleme yapmışız. Dosdoğru ve mevzuata uygun vermişiz. Varsa elinizde dosyalar, verin. Alnımız açık Allah'a şükür. Senin sıkıntını biliyorum. Verdiğimiz ruhsat gereği izin mevzuata uygundur, hiçbir mahsuru yoktur. Bunlar talimatla verilmiyor" diye konuştu.

Genel Kurul'da, Tasarı'nın 60 ve 61. maddeleri kabul edildikten sonra birleşime bir saat ara verildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, "Eğer TÜRGEV'e tahsis edilen arazi ile ilgili konuşacaksınız, Türkiye'de İstek Vakfı'ndan Başkent Üniversitesi'ne, bugüne kadar bütün üniversitelere ve vakıflara tahsis edilen bütün arazileri konuşalım" dedi.

Genel Kurul'da, kamuoyunda "Torba Kanunu Tasarısı" olarak bilinen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.

Tasarı'nın üçüncü bölümünde maddelerde verilen önergeler üzerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, ATV ve Sabah grubunun satışına değinerek, "Mafyaların, çetelerin işadamlarının üzerine çöküp nasıl haraç alıyorsa yeni bir medya, bir sağlama yöntemi tarihimize girmiş, çökme yöntemi. İşadamlarına çöküp 630 milyon doları topla ondan sonra yayın kuruluşlarını iktidarın yanına al" ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Bakanlığı'na ait 130 hektarlık arazinin TÜRGEV'e verilmek için hazırlıkların yapıldığını ileri süren Tezcan, şu iddialarda bulundu:

"17 Aralık operasyonu olmasaydı bu arazi TÜRGEV'e verilmiş olacaktı. Şimdi bu yolsuzluk soruşturmaları ortaya çıktıktan sonra bir şeyi daha görüyoruz. Başbakan'ın paralel serveti var. Kendi üzerine kayıtlı olmadığı, işadamlarına hükümet gücünü kullanarak çöküp haraç mezat toplayarak ATV, Sabah grubu gibi medya gruplarını kendi kontrolüne aldığı, dolaylı olarak sahip olduğu bir paralel serveti varmış."

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, konuşmacının elinde hiçbir hukuki niteliği olmayan bir metin üzerinden senaryo oluşturup, bu senaryo üzerinden kişileri zan altında bırakan bir üslup kullandığını söyledi.

Başbakan'ın mal varlığının internet sitesinde düzenli olarak güncellendiğini ifade eden Ünal, şöyle devam etti:

"Eğer TÜRGEV'e tahsis edilen arazi ile ilgili konuşacaksınız. O halde Türkiye'de İstek Vakfı'ndan Başkent Üniversitesi'ne, bugüne kadar bütün üniversitelere ve vakıflara tahsis edilen bütün arazileri konuşalım. Ama burada maksat hakikatı çarpıtıp, gerçekliği çarpıtıp...Tamam elinize bir siyasi malzeme buldunuz, bunu konuşun. Masumiyet karinesini unutun, insan haysiyetini, onurunu unutun. Düne kadar savunduğunuz ve 'yapılmaması konusunda ilkeli bir duruş sergiliyoruz' dediğiniz her şeyi unutun. Ama unutmayın milletin vicdanında ve nezdinde karşılık bulmaz, bulmayacak."

Bunun üzerine söz alan CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, konuşmacının öncelikle Başkent Üniversitesi'nin ne olduğunu iyi bilmesi gerektiğini ifade ederek, "Eğer internete girerseniz Başkent Üniversitesi'nin ne olduğunu öğrenirsiniz. Başkent Üniversitesi'nin arazileri kiralanmıştır. Bugüne dek Başkent Üniversitesi devletin hazinesine 12 milyon lira para ödemiştir. Kira ödüyorum ben kira, tamam mı? Bunu bilin. Dağ başını kiraladım, dağı bağ yaptım. Diğer vakıflarla karıştırmayalım, bunu bilelim" dedi.

Haberal'ın konuşması AK Parti sıralarından itirazlar gelmesi üzerine zaman zaman kesintiye uğradı.

Bunun üzerine Haberal'a tekrar söz veren Akşener, AK Parti sıralarından seslerin yükselmesi üzerine, "Niye bağırıyorsunuz" dedi.

Akşener, AK Parti sıralarına doğru, "Böyle olmaz ki...Bana 'sanane' diyen arkadaşımı ara vereceğim, buyurun gelin benim yüzüme karşı söyleyin hadi bakalım" dedi.

Akşener, birleşime 10 dakika ara verdi.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan'a yönelik sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda tartışma yarattı.

Genel Kurul'da Torba Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor. Tasarı'nın 66. maddesi üzerindeki önerge hakkında konuşan CHP'li Genç, "Alnı temiz olan bir iktidar çıkar tarafsız mahkeme karşısında ifade verir. Şimdi siz hakimi, savcıyı, polisleri görevden alacaksınız, ondan sonra diyeceksiniz ki 'bundan sonra herhangi bir soruşturma yapmak için Vali?den izin alacaksın.' Tayyip Erdoğan?ın oğlu ifadeye çağrılıyor. Niye gitmedi şimdiye kadar? Savcıları değiştiriyorsunuz, mahkemeyi ortadan kaldırıyorsunuz, kendi yargılamanızı kendiniz yapıyorsunuz. Siz yıllarca bu Fethullahçıların elini ayağını öpüyordunuz. Bülent Arınç Amerikalara gidip elini öpüyordu. Şimdi paralel yapı var diye, bu bahane altında Türkiye?de diktatör bir rejim kurmak için bunu bahane ediyorsunuz. Yoksa paralel yapı diye bir şey yok. Gelin şu soruşturmaları yapalım, bu fezlekeleri getirelim, eğer temizseniz önce ben çıkar özür dilerim. Temiz değilseniz, kirli, hırsız, yolsuz olan kişiler bu devletin başında bulunmasın" dedi.

Genç'in sözlerine, AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi. Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, kişinin "kendi aynası" olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Burada arkadaş, sanki karşısına ayna koymuşlar, aynaya bakarak konuşmaya devam ediyor. Şu Meclis tutanaklarını bir açın bakın, bu arkadaşın konuşmalarına bir bakın. Bütün konuşmaları hakaret dolu ve aynıdır. Hiç bıkmadın mı, usanmadın mı, yazık günah nedir bilmiyor musun, hiç mi vicdanın yok, hiç mi doğru söylemek gibi bir derdin yok? Bu kadar hakareti, küfürü, ithamı nasıl bir arada yaparsın? Allah ıslah etsin. Bizim abdestimizden de namazımızdan da şüphemiz yok. Bu son olaylarla ilgili her seferinde olup olmadığı belli olmayan bir takım iddialar üzerinden kalkıp bütün bir grubu suçlamanız, ne ahlakla ne hukukla bağdaşır. Masumiyet ilkesinin içine ettiniz, soruşturmanın gizliliği diye bir şey bırakmadınız. Asıl suç o tape'leri getirip burada okumanızdır. Kamer Genç ile ilgili bir sürü iddia var, malvarlığından tutun da başka bir takım şeyler var. Burada ben kalkıp sizi suçlasam doğru olur mu? Sayın Başbakanımızın oğlu hakkında ne yakalama kararı ne tutuklama kararı var. Kendisi de bizzat açıkladı, 'adresim bellidir, ifadeye çağrılırsam ben ifade vermeye hazırım' diyor."

Sataşma gerekçesiyle söz isteyen Kamer Genç, kürsüde her zaman doğruları söylediğini ifade ederek, "Benim mal varlığım, Tayyip Erdoğan?ın da oğlunun da malvarlığı araştırılsın. Tayyip Erdoğan?ın oğlunun Vakıflar Bankası?na yatırılan 100 milyon dolar nereden gelmiş. Bu vakıfa kimler bağışta bulunmuş, Fatih Belediye Başkanı niye SİT alanı içinde olan Hazine arazisine büyük bir yurt yapmış da Erdoğan?ın oğluna vermiş, bunları araştıralım. Eğer bir şey yoksa gelir sizden özür dilerim" dedi.

AK Parti'li Aydın da sataşma gerekçesiyle yeniden söz alarak, bozuk bir saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiğini belirterek, Genç'e, "Ama sen ömründe bir defa doğru konuşmayı beceremedin. Yazık yahu. Seni muhatap bile almak istemiyorum. 'Savcıyı, hakimi, mahkemeyi kaldırdınız' diyorsun. Asıl hakimi, savcıyı kaldıran sensin, mahkemelere de gerek yok. Burada herkesi mahkum ettin. El insaf, herkesi mahkum eden sensin. Hem iddia sahibisin, hem hakimsin, mahkemesin, yargılama yapıyorsun, hükmü de tesis ediyorsun. Eğer bu söylediklerini ispat etmezsen müfterisin, namertsin. Her bir iddiayı ispat etmek zorundasın. Ya iddiada bulunmayacaksın ya da iddiada bulunduğunu mahkeme kararı ile ispatlamak zorundasın. Elinde varsa bilgi, belge mahkemeye gitmeyen namerttir. Sonuna kadar git takip et, beraber takip edelim. Eğer varsa birinin yolsuzluğu beraber sonuna kadar gidelim. Yoksa gelip bütün bu gruptan, bütün bu milletten, Başbakanımızdan, Cumhurbaşkanımızdan özür dilemen lazım. Ayıptır, her seferinde Cumhurbaşkanı'ndan başlıyorsun, milletvekilinden çıkıyorsun. Bu kadar hakaret etmeye hiçbirinizin hakkı yok. Senin hiç hakkın yok. Milli iradeye saygılı ol önce. Eğer elinde bir takım bilgiler ve belgeler varsa yargıda ispat etmeye çalış, ispat edebilirsen seninle bile beraber olurum. İspat edemezsen müfterisin" diye konuştu.

Tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verildi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****