2010-01-19 - 15:12
BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, Güvenlik Müsteşarlığı adı altında yeni bir yapılanmaya
gidildiğini belirterek, ''Kürt sorunu gibi köklü bir sorun, halen asayiş mantığıyla ele alınmaya çalışılıyor'' dedi.
BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, Güvenlik Müsteşarlığı adı altında yeni bir yapılanmaya
gidildiğini belirterek, ''Kürt sorunu gibi köklü bir sorun, halen asayiş mantığıyla ele alınmaya çalışılıyor'' dedi.
Yaman, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, toplumun bir çok
kesiminin, haklı talepleri için sokaklarda eylem yaparak, hükümete sesini
duyurmaya çalıştığını, bunun nedeninin, hükümetin 7 yıldır sürdürdüğü çözümsüzlük
politikalarından kaynaklandığını öne sürdü.
Hükümetin; işsizliğin, yoksulluğun pençesindeki halka ''Ne haliniz varsa
görün'' dediğini iddia eden Yaman, TEKEL işçilerine de bunun dayatıldığını
savundu. Yaman, bu köleliği kabul etmeyen TEKEL işçilerinin, 36 gündür eylemde
olduğunu kaydetti.
Nuri Yaman, güçlü siyasal mirasa sahip olan BDP'nin, demokratik ana
muhalefet olma kararlılığını sürdürdüğünü, parlamentoda bulunmasının hem
demokratik muhalefet hem de diyalog kanalı olması açısından büyük bir şans ve
fırsat olduğunu belirtti ve ''İktidar ve muhalefetin birlikte yarattığı tek
sesliliği bozan ve bundan sonra da bozmaya devam edecek olan BDP'dir'' dedi.
"HRANT DİNK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ"
Nuri Yaman, barış ve demokrasi mücadelesinin sembolü olan Hrant Dink'in,
3 yıl önce bugün, karanlık bir saldırıyla yaşamını yitirdiğini söyledi.
Aradan 3 yıl geçmesine rağmen, Dink'in öldürülmesiyle ilgili yargılamada
ciddi bir mesafe alınamadığını kaydeden Yaman, tetikçilerin tutuklandığını, ancak
tetiği çektirenlerin halen görevlerinin başında olduğunu ifade etti.
Yaman, yürütülen soruşturma ve yargılamadan da anlaşılacağı üzere,
devletin istihbarat birimlerinin, hem Hrant Dink'i hem de onu katleden
tetikçileri adım adım izlediğini ve bilerek cinayeti önlemediğini iddia etti.
Nuri Yaman, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Hrant Dink'in
öldürülmesiyle ilgili ''Bu bizim için namus davasıdır'' dediğini belirterek,
''Soruyoruz Sayın Başbakan'a; Bu namus borcunu ne zaman ödeyeceksiniz?'' diye
sordu. Yaman, bütün bu faili meçhul cinayetlerin dayandığı noktanın, Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nde belirlenen 'iç düşman' tanımı üzerine oturtulan iç
tehdit algılaması olduğunu iddia etti.
"DEMOKRATİK AÇILIM"
Türkiye'de aylardır Kürt sorununun tartışıldığını, ancak çözüm konusunda
kayda değer bir gelişme sağlanamadığını savunan Yaman, şunları söyledi:
''Şimdi Sayın İçişleri Bakanı'nın açıkladığı bazı hususlarla birlikte,
hükümetin açılım için yeniden gaza bastığı yorumları yapılmaya başlanmıştır.
Evet, başından beri hükümetin bir ayağı gazdaydı, ama açılım için değil.
Demokratik hak taleplerinin bastırılması için gaza basıldı ve halen devam
etmektedir.
Geçtiğimiz günlerde 'polisin elindeki gaz stoku bittiği' yönünde medyada
haber vardı. Demek ki hükümet gaza o kadar çok basmış ki emniyetin elinde gaz
bombası kalmamış. İşte bu tablo, hükümetin hangi alanlarda gaza bastığının somut
göstergesidir.
AKP adına bölgede siyaset yapanlar, 'hükümet açılım yapmak istiyor ama
devlet engelliyor' propagandası yapıyor. Bu, tam anlamıyla bir kandırmacadır.
Yürütülen hiç bir propaganda, AKP'nin, kendisinin bir devlete dönüştüğü gerçeğini
asla değiştiremez, bu kötü sicilini de düzeltemez. Meclis Başkanlığı onlarda.
Cumhurbaşkanlığı onlarda. YÖK onlarda. Yargının önemli bir bölümü onlarla hareket
ediyor. MİT, Emniyet gibi kurumlar onların emrinde ve kontrolündedir. Peki, bu
kadar güç elinizdeyken hangi sorunu çözmek istediniz de sizi engellediler?''
Hükümet, gerçekten açılım yapmak, Kürt sorununu çözmek istiyor mu? Biz,
böyle bir niyeti ve irade olgusunu göremiyoruz. Hükümetin çözüm adı altında
yapmayı planladığı şey, Kürt sorununu çözüyormuş gibi yapıp, zamana yayarak,
kendi kontrolüne almak ve seçimlere kadar böyle götürmektir.''
Yaman, hükümetin açıkladığı her paketin, bugüne kadar, Kürtlere kelepçe,
operasyon ve tutuklama olarak geri döndüğünü iddia ederek, ''Karşımızda öyle bir
hükümet var ki kandırma ve oyalama konusunda gelmiş geçmiş iktidarlar içerisinde
en başarılı olanıdır'' dedi.
Demokratik hukuk devletinde olması gereken hakların, pazarlık konusu
haline getirilmesinin siyasi etikle bağdaşmadığını ifade eden Yaman, demokratik
haklara böylesine ''sadaka kültürüyle'' yaklaşmanın, en temel hakları birer
nimetmiş gibi sunarak, bunun üzerinden politika yapmanın doğru olmadığını
söyledi.
"GÜVENLİK MÜSTEŞARLIĞI"
Güvenlik Müsteşarlığı adı altında yeni bir yapılanmaya gidildiğini
belirten Yaman, Kürt sorunu gibi köklü bir sorunun, halen asayiş mantığıyla ele
alınmaya çalışıldığını öne sürdü. Bu konudaki tasarının gerekçesinde, temel
amacın, ''Teröristle vatandaşın birbirinden ayrıştırılması'' olduğunu kaydeden
Yaman, ''Terörist olarak gördüğünüz insanlar, bu ülkenin öz vatandaşları değil
midir? Yoksa 'sözde vatandaş' tanımını devam mı ettirmek istiyorsunuz? Muhtemelen
AKP'ye yol gösteren, Kürtlere karşı operasyonel süreçlerin planını hazırlayan
birçok akademisyeni, stratejisti, cemaat üyesini bu müsteşarlıkta
yuvalandıracaksınız'' dedi.
Sorunların çözümü için yeni bir Anayasa hazırlanması gerektiğini belirten
Yaman, Türkiye'nin perakende düzenlemelere değil, köklü bir Anayasa değişikliğine
ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Kürt sorununun çözümü için koşulların uygun olduğunu belirten Yaman,
''Eğer, bir engel varsa o da AKP'nin kendi tutumu ve zihniyetidir'' diye
konuştu.
Kürt sorunun çözüm sürecine, ilgili bütün tarafların, kesimlerin
katılımının sağlanması, bir diyalog ve müzakere komisyonunun kurulması
gerektiğini vurgulayan Yaman, ''Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak,
Türkiye'nin kendi geçmişiyle yüzleşmelidir'' dedi. Yaman konuşmasında, Güney
Afrika'da 1995'te kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonunun 3 yıl çalışma
yürüttüğünü ve ırkçı rejim döneminde yaşanan bütün ihlalleri aydınlattığına
işaret ederek, ''Bizde neden yeni bir sayfa açmayalım? Barış için, ortak bir
gelecek için neden karşılıklı birbirimizi affetmeyelim?'' ifadesine yer verdi.
BDP'nin grup toplantısına bir grup TEKEL işçisi de katıldı.
Milletvekilleri sıralarına, TEKEL işçilerine destek veren dövizler koydu.(15.12)
