2011-06-24 - 14:00
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Meclis'te kayıtlarını yaptırdı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Meclis'te kayıtlarını yaptırdı.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, evraklarını göndererek kayıtlarını yaptırdılar; genel kurulda oylama ve yoklama
işlemleri için gerekli olan parmak izlerini ise daha sonra verecekler.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, CHP İstanbul Milletvekilleri Osman Taney Korutürk ve Onur Melda,
AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, AK Parti İzmir Milletvekilleri Ali Aşlık ve Şengül Aydın,
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, AK Parti Sakarya Milletvekili
Ayşenur İslam, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu,
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün,
MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammed Bilal Macit, AK Parti İstanbul
Milletvekili Egemen Bağış, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın, AK PArti Düzce Milletvekili
Fevai Arslan, Çevre ve Orman Bakanı, AK Parti Afyon Karahisar Milletvekili Veysel Eroğlu,
CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, AK Parti İstanbul Miletvekili Sevim Savaşer, AK Parti Bayburt
Milletvekili Bünyamin Özbek, AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, Devlet Bakanı ve AK Parti Rize
Milletvekili Hayati Yazıcı ile beraber Nusret Bayraktar ve Hasan Karal, Devlet Bakanı ve AK Parti Bingöl
Milletvekili Cevdet Yılmaz, CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi
AK Parti Sivas Milletvekilleri İsmet Yılmaz, Hilmi Bilgin ve Ali Turan, AK Parti Ordu Milletvekili Fatih Han Ünal, AK Parti
İstanbul Milletvekilleri Erol Kaya ve Enver Yılmaz, Ulaştırma eski Bakanı ve İzmir Milletvekili Binalı Yıldırım
AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait, AK Parti Muş Milletvekili Muzaffer Çakar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
AK Parti Ankara Milletvekili Ali Babacan, MHP İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı.
TBMM'de bugün kaydını yaptıran ilk milletvekili, AK Parti Antalya Milletvekili seçilen Milli Savunma Bakanı
Gönül oldu. Gönül, kayıt yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bağımsız milletvekillerinin, kayıt yaptırmayarak Meclise gelmeme kararının sorulması üzerine Gönül,
konunun, tamamen hukuki olduğunu, siyasi bir tartışma alanına çekilmesini doğru bulmayacağını söyledi.
Gönül, ''Siyasi sonuçlarının olduğu muhakkak. Ümit ederim, hukuki mesele, hukuki zeminde hallolur'' dedi.
Bağımsız Milletvekili Hatip Dicle için hukuki olarak neler yapılabileceğinin sorulması üzerine Gönül,
''Elbette bütün siyasi meselelerin çözüm yeri Meclistir, hukukun kaynağı da Meclistir. Ümit ederim, barışçıl bir
şekilde çözülür'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, ''Balyoz
planı'' davasında tutuklu yargılanan MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ın
bugün tahliye edilmesini ümit ettiğini belirterek, ''Millet adına yetki
kullananlar milletin iradesiyle kavga yapmamalıdır'' dedi.
Mersin'den yeniden milletvekili seçilen Şandır, kaydını yaptırdıktan
sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tutuklu milletvekilleri ile ilgili soruya karşılık Şandır, mahkemenin
bugün milletin iradesi doğrultusunda karar vermesini ve milletvekillerinin
Meclise gelerek yemin etmelerine imkan vereceğini ümit ettiğini söyledi.
Şandır, şöyle devam etti:
''Türkiye hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü hepimizin ortak paydasıdır.
Millet adına yetki kullanan kurumların toplumsal faydayı yok saymaları kamu
vicdanını rahatlatmayacaktır. Toplumsal fayda, milletin iradesi dikkate alınmak
mecburiyetindedir. Yazılı hukukun kurallarını uygulayarak toplumu huzursuz
etmenin, milletin iradesine aykırı davranmanın bu ülkeye bir faydası
olmayacaktır. Ümit ederim ki bugün İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan'ın
tutukluluk hali kaldırılacak, yemin törenine katılması sağlanacaktır.''
Bu konuda kimsenin ''şiddeti bir siyasi araç olarak kullanılmayı
denememesi gerektiğini'' belirten Şandır, çözümlerin parlamentoda aranması,
sokağın tahrik edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Şandır, ''MHP olarak milletimizin geleceği ve huzuru açısından herkesi
sağduyulu ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz'' dedi.
''Tahliye kararı çıkmazsa tavrınız ne olacak'' sorusuna karşılık da
Şandır, ''Gereken yapılacaktır. İtiraz edeceğiz. Yine hukukun içinde kalarak,
seçilmiş milletvekili arkadaşlarımızın hukukunu korumak için parti olarak biz de
üzerimize düşeni yapacağız'' diye konuştu.
Bugün mahkemelerin Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin Alan ile
ilgili ''doğru olan ve kamu vicdanını rahatlatacak kararı vereceğini ve
tutukluluk hallerini kaldıracağını'' ümit ettiğini belirten Şandır, ''Millet
adına yetki kullananlar milletin iradesi ile kavga yapmamalıdır'' dedi.
Engin Alan'ın tutukluluk halinin kaldırılmaması durumunda MHP'nin bir yol
haritasının olup olmadığının sorulması üzerine Şandır, ''MHP yetkili kurulları
gereken değerlendirmeyi yaparak, gerekeni yapacaktır. Türkiye bir hukuk
devletidir. Yargının kararına saygı duyuyoruz ama yargı da adına yetki kullandığı
milletin iradesine saygı duymalıdır. Bu gerginlikten kimseye fayda yok. Bu
gerginlik değerli hakimlerin sağduyulu kararıyla aşılacaktır'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin,
istikrar içinde kendini yenilemesini, bu süreçten daha güçlü şekilde çıkmayı
başarabilmesini temenni ederek, ''Bunun gerçekleşmesi için de biz elimizden gelen
her türlü katkıyı yapacağız. O kardeşlerimizi biz, herhangi bir mülteci grubu,
sığınmacı olarak değil, misafir olarak görüyoruz. Misafirlikleri kendilerince ne
zaman biterse, o zaman barış içinde evlerine dönmeleri için gereken her türlü
çabayı göstereceğiz'' dedi.
Davutoğlu, Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı, daha sonra gazetecilerin
sorularını cevapladı.
Ankara-Şam hattında bir gerginlik olup olmadığı ve Suriye sınırında
yaşanan gelişmelere ilişkin soru üzerine Davutoğlu, en başından itibaren
Suriye'deki gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini söyledi.
Türkiye-Suriye ilişkilerinin iki komşu ülke ilişkilerinin ötesinde
olduğuna işaret eden Davutoğlu, ''Yakın akrabalık ilişkilerimiz var, sınır
boylarında aynı aileye mensup insanlar var'' dedi.
Olayın insani boyutunun çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tabii siyasi ve uluslararası boyutu da var. Dolayısıyla en başından
itibaren Suriye ile kader birliği içinde davrandık. Son 10 yıl içinde Suriye ile
olan ilişkilerimiz, olağanüstü bir gelişme kaydetmiştir. Bu nedenle ocak ayından,
bu gelişmelerin başladığı ilk günden itibaren Suriye yönetimiyle temasın
sürmesine büyük önem verdik. Ayrıca, aynı çerçevede Suriye halkının haklı
taleplerinin yerine getirilmesi ve reformların gerçekleştirilmesi için de büyük
çaba harcadık. Bu temaslar hiçbir zaman kesilmedi. Türkiye, bu konuda ilkesel bir
politika takip ediyor. Nihai referansımız, öne çıkardığımız ilkelerimizdir.
Bunlar; insani, demokratik, uluslararası hukuk çerçevesinde önem taşıyan
ilkelerdir. Sayın Esad'ın konuşmasını da yakından takip ettik, reform işareti
anlamında olumlu unsurlar vardır. Ancak bunların somut adımlarla hayata
geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bu çerçevede de temaslarımız sürüyor.''
Davutoğlu, dün Suriye sınırında başlayan operasyonu yakından takip
ettiklerini, Suriye Dışişleri Bakanı ile bu konuda kapsamlı bir görüşme
gerçekleştirdiğini ve Türkiye'nin bu konudaki kaygılarını, düşüncelerini
ilettiğini bildirdi.
Bakan Davutoğlu, Suriye'den gelen mülteci sayısının dün itibariyle 10 bin
500'e ulaştığını belirterek, ''Türkiye bunlarla ilgili olarak uluslararası
toplumun büyük takdirini kazanan bir politika takip ediyor. O kardeşlerimizi biz,
herhangi bir mülteci grubu, sığınmacı olarak değil, misafir olarak görüyoruz.
Misafirlikleri kendilerince ne zaman biterse, o zaman barış içinde evlerine
dönmeleri için gereken her türlü çabayı da göstereceğiz'' dedi.
Reformların ve huzurun bir an önce gerçekleşmesi için Suriye ile
temaslarını sürdüreceklerini kaydeden Davutoğlu, ''Ümit ederiz ki Suriye,
istikrar içinde kendini yenilemeyi, bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkmayı
başarabilir. Bunun gerçekleşmesi için de biz elimizden gelen her türlü katkıyı
yapacağız'' diye konuştu.
Davutoğlu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas Lideri Halid
Meşal ile görüştüğünün anımsatılması üzerine, Meşal ile İstanbul'da ulusal uzlaşı
konusunda kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiğini kaydetti. Aynı gün Mısır
Dışişleri Bakanı ile de görüştüğünü ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Bildiğiniz gibi geçtiğimiz ay gerçekleşen ulusal uzlaşı faaliyeti
öncesinde de Türkiye ve Mısır olarak çok ciddi katkılarda bulunmuştuk. Ulusal
uzlaşının ilan edildiği toplantıya, ben de katılarak Türkiye'nin bu konuda
verdiği desteği en üst düzeyde dile getirmiştim. Ulusal uzlaşı çalışmasında o
anlamda bir aksama yok. Hükümetin oluşumu konusunda Başbakanlık ve diğer
hususlarda görüşmeler sürüyor. Biz de kanaatlerimizi paylaşıyoruz. Mahmud Abbas
ile de akşam yemeğinde bir görüşme gerçekleştirdim. Aradaki görüş ayrılıklarını
gidermeye çalışıyoruz. Bugün de Sayın Başbakanımız Sayın Esad ve Abbas ile
görüşecek. Oralarda da bu konuları ele almaya devam edeceğiz.
Filistin meselesi bizim, Ortadoğu barışı açısından büyük önem verdiğimiz
meseledir. Filistinlilerin artık gecikmiş haklarının, uluslararası toplum
tarafından bir an önce verilmesi, bir şarttır. Onun için konunun eylülde BM Genel
Kurulu'na getirilmesi konusunu da destekliyoruz. Ancak oraya giden süreçte,
Filistin'in uzlaşı içinde hareket etmesi büyük önem taşıyor. O bakımdan bu
çabalarla da olumlu bir sonuç elde ederiz.''
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yaşanan
sıkıntıların 1982 Anayasası'nın millete karşı örgütlenmiş bir devlet mantığından
kaynaklandığını belirterek, ''Yapmamız gereken parlamentoyu boykot değil,
parlamentoya kıskançlıkla sahip çıkmaktır'' dedi.
Günay, milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın tahliye
taleplerinin reddedilmesini doğru bulmadığını da söyledi.
Günay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile aynı sıralarda
kayıt yaptırdı.
Günay ve Yıldız, birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tutuklu milletvekillerinin durumu ile ilgili bir soru üzerine Günay,
mevcut anayasanın ''darbe'' hükümeti döneminde yapıldığını kaydetti. Anayasanın
temel mantığının ''millete, milli iradeye karşı'' olduğunu ifade eden Günay,
çeşitli vesilelerle engellemelerle karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Günay, buna çeşitli kereler işaret ettiklerini, 2007 seçimlerinden sonra
anayasanın değiştirilerek, özgürlükçü, katılımcı bir sistemin getirilmesini
istediklerini; ancak o dönem muhalefetin ''inanılmaz itirazlarının köklü anayasa
değişikliğini engellediğini, sınırlı düzenlemeler yapmak zorunda kaldıklarını''
dile getirdi.
Yaşanan eşikte anayasanın milli iradeye karşı, devleti kutsayan
hükümlerinin yarattığı sakıncaların yeniden görüldüğünü belirten Günay, şöyle
devam etti:
''Dünyanın her yerinde hukuk hayatın gerisinden gelir. Bizde de böyle
oluyor. Hukuk sistemi sadece lafza, söze dayanan yorumlar yapıyor, demokratik
katılımcı ortamı geliştirmek konusunda yorumlar yapmaktan kaçınıyor. Hep birlikte
bunun bedelini ödüyoruz. Yaşananların siyasi iktidar ile herhangi bir ilgisi yok,
yasama organı ile ilgisi yok. Yargının sözcüklere dayanan, kuru hukuk mantığına
dayanan kararları yasamanın açılışına ciddi sakınca, gölge getiriyor. Herkesin
yapması gereken parlamentoya katılmaktır. Boykot etmek değil. Yapılması gereken
köklü bir anayasa değişikliğidir. Özgürlükçü, katılımcı bir anayasa değişikliği
konusunda birbirine omuz vermektir, engellemeye kalkışmak değil. Ancak parlamento
içinde yeni anayasal düzenlemeler yaparak bu engelleri aşabiliriz.
Boykot etmeyi, parlamentoya girmemeyi, ortaya çıkan sakıncalı durumlar
karşısında iktidar partisini suçlamayı son derece yanlış görüyorum. Parlamentoda
birlikte çare aramamızın altını çizmek istiyorum.
Bir de ders çıkarma eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. Bazı siyasetçiler
inanılmaz bir sorumsuzlukla geçmiş yıllarda meydanlarda popülist yaklaşımlarla
dokunulmazlığın kaldırılmasını savunageliyorlardı. Dokunulmazlığın bir miktar
bile zedelenmesinin hangi tartışmalara sebebiyet verdiğini ibret verici biçimde
yaşıyoruz. Köklü yasal, anayasal düzenlemelere ihtiyacımız var ve bunu parlamento
çatısı altında yapabiliriz. O yüzden her siyasi partiden arkadaşımıza salı günü
yemin ettikten sonra oturup anayasa ve yasalarda ne yapmamız gerektiğini müzakere
etmemiz ve Türkiye'nin, milli iradenin önündeki bu engellerin kaldırılması
konusunda ortaklaşa adımlar atmamız ihtiyacını bir çağrı olarak buradan işaret
etmek istiyorum. Hep beraber yapmamız gereken, kayıtsız şartsız millet
egemenliğinin kurumsal, yasal düzenlemelerini ortaya çıkarmaya çalışmaktır.''
''38 milletvekili burada olmayacak, millet egemenliği zedelenmiş
olmayacak mı?'' sorusuna ise Günay, şu karşılığı verdi:
''Arkadaşlarımız eğer parlamentoya girmezlerse yeni ve gereksiz
tartışmalarla karşı karşıya kalırız. Yaşadığımız sıkıntılar 1982 Anayasası'nın
millete karşı örgütlenmiş bir devlet mantığından kaynaklanmaktadır. Yapmamız
gereken parlamentoyu boykot etmek değil, parlamentoya kıskançlıkla sahip
çıkmaktır. Boykot ortamı gerginleştirir ama çözüm üretmez. Çözüm üretmenin yolu
TBMM çatısının altıdır. O yüzden bütün arkadaşlarıma içtenlikle rica ediyorum:
Parlamentoya girelim ve birlikte çözüm üretelim. Zaten bizim gündemimizin birinci
maddesi özgürlükçü bir anayasa yapmaktır. Bu konuda birbirimize yardımcı
olalım.''
Balbay ve Haberal'ın tahliye taleplerinin reddine ilişkin sorular
üzerine, isim üzerinden değerlendirme yapmak istemediğini belirten Günay, ''Temel
prensipleri söyledim. Bu kararları doğru bulmuyorum. Yasaya uygun olabilir ama
hukuka uygun değil, millet egemenliğine uygun değil, demokrasinin temel
prensiplerine uygun değil. Yasaya uygun olabilir ama bizim anayasamızın birçok
hükmü hukuka uygun değildir'' dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise Hatip Dicle'nin
durumunun, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu üzerine YSK'nın aldığı
karar sonucu geliştiğini, AK Parti'nin başvurusuyla oluşmadığını söyledi.
Bu nedenle hukukun verdiği karara hep beraber uymak zorunda olduklarını
ifade eden Yıldız, ''Bizim tercihimizle olacak bir konu değildir bu.
Milletvekilliğini kanunla da verip alamıyoruz. Herhangi bir kanuni değişikliklik,
milletvekilliğinin yerine ihdas olamıyor. O açıdan bunu hep beraber izleyeceğiz.
Ama bunun bir vesile kılınıp toplumda kaos oluşturmaya dönük bir durumun,
konumun, özellikle demokratik bir söylem içinde bulunan bir yapı içinde
uymadığını söyleyebilirim. Bunu önümüzdeki süreçte hukukun, kanunun verdiği
sınırlar içerisinde eğer varsa herhangi yapılacak bir şey TBMM iradesi içinde
olduğunu da belirtmek istiyorum'' diye konuştu.
Balbay ve Haberal konusunda ise Yıldız, ''Mahkemenin verdiği bir karar.
Mahkeme 1'e 2 böyle bir karar verdi. 2'ye 1 karar verseydi, aynı şekilde bu
karara da saygılı olduğumuzu, aynı gerekçeyle açıklayacaktık. Bakış açımızda bir
değişiklik yok'' dedi.
Yıldız, kayıt sırasında verilen çiçeği bir TBMM çalışanın küçük kızına
hediye etti. Günay ise gazetecilere çikolata ikram etti.
En genç milletvekili olarak Meclis'e giren AK
Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit kaydını yaptırdı. Macit'e
rozetini Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış taktı.
27 yaşındaki Macit, TBMM'ye Bağış ile geldi. Bağış ve Macit kayıtlarını
yaptırdıktan sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Bağış, kendisinin daha önce İstanbul'dan en genç milletvekili seçildiğini
anımsatarak, ''Şimdi de Türkiye'nin en genç vekili Macit. Siyasete çok büyük bir
dinamizm, enerji getireceğine yürekten inanıyorum. Seçim çalışmaları boyunca
birlikte çalıştık. Bir kardeşimiz gibi çok takdir ettim. O mütevazılığının,
efendiliğinin bu Meclis'e de çok önemli katkılar sağlayacağına yürekten
inanıyorum'' dedi.
Macit de seçim sonuçlarıyla ilgili sürecin hemen netlik kazanmadığının
anımsatılması üzerine ''İtiraz ettiler ama hesabı yapan, hesap konusunda uzman
bir partiydi. O yüzden biz çok aldanmadık. İl Başkanımız ve Hüseyin Çelik
açıklama yaptı. YSK'dan da aykırı bir açıklama gelmedi zaten. O yüzden biz
rahattık. Hesabı yanlış yaptılar'' diye konuştu.
Kendisinin milletvekilliğinin önemli olduğunu ifade eden Macit, bu
Meclis'in anayasa yapacağını, bu nedenle 326. milletvekilinin önemli olduğunu
söyledi.
Bağış, bir gazetecinin, ''Bağımsız milletvekilleri, Hatip Dicle'nin
seçilmesi için Oya Eronat'ın istifa ettirilerek, jest yapılmasını bekliyor''
sözlerine, ''Partinin yetkili kişileri bu konuda açıklama yaptı. Bu bir jest
değil, hukuk meselesi. Neyse o işlemeli. Burada biz karar vermiyoruz. Hukuk ile
ilgili sorun varsa, hukukun, yasaların, hatta anayasanın değişeceği yer TBMM
Genel Kurulu'dur. Gelirler, burada gerekli çalışmalar yapılır. Ama dışarıda
herkes kafasına göre, kanunu ben farklı yorumlayacağım derse o da doğru olmaz.
Türkiye'de hep beraber, birlikte çalışalım, memleketin sorunlarını çözelim,
ülkenin önünü açalım'' karşılığını verdi.
Gazetecilere ve TBMM çalışanlarına, İngilizce ve Türkçe ''AB'ye fındık,
Türkiye'ye üyelik'' yazan fındık paketlerinden dağıttığının anımsatılması üzerine
Bağış, bunu aylardır ikram ettiklerini, toplantılarda dağıttıklarını anlattı.
Bağış, bir gazetecinin, ''AB'ye iyi gelir herhalde'' demesi üzerine,
''Herkese iyi geliyor, Avrupa'ya da iyi geliyor. Denenmiştir. Arkadaşlar sizlere
de tavsiye ediyorum'' dedi.
''Herhalde AB enerjisini kaybetmiş görünüyor'' diyen gazeteciye Bağış,
''Onları da toparlayacağız inşallah'' karşılığını verdi.
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Meclis'te kayıtlarını yaptırdı.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, evraklarını göndererek kayıtlarını yaptırdılar; genel kurulda oylama ve yoklama
işlemleri için gerekli olan parmak izlerini ise daha sonra verecekler.
CHP Adana Milletvekili Turgay Develi, CHP İstanbul Milletvekilleri Osman Taney Korutürk ve Onur Melda,
AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, AK Parti İzmir Milletvekilleri Ali Aşlık ve Şengül Aydın,
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, AK Parti Sakarya Milletvekili
Ayşenur İslam, MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu,
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün,
MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammed Bilal Macit, AK Parti İstanbul
Milletvekili Egemen Bağış, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın, AK PArti Düzce Milletvekili
Fevai Arslan, Çevre ve Orman Bakanı, AK Parti Afyon Karahisar Milletvekili Veysel Eroğlu,
CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, AK Parti İstanbul Miletvekili Sevim Savaşer, AK Parti Bayburt
Milletvekili Bünyamin Özbek, AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, Devlet Bakanı ve AK Parti Rize
Milletvekili Hayati Yazıcı ile beraber Nusret Bayraktar ve Hasan Karal, Devlet Bakanı ve AK Parti Bingöl
Milletvekili Cevdet Yılmaz, CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi
AK Parti Sivas Milletvekilleri İsmet Yılmaz, Hilmi Bilgin ve Ali Turan, AK Parti Ordu Milletvekili Fatih Han Ünal, AK Parti
İstanbul Milletvekilleri Erol Kaya ve Enver Yılmaz, Ulaştırma eski Bakanı ve İzmir Milletvekili Binalı Yıldırım
AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait, AK Parti Muş Milletvekili Muzaffer Çakar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
AK Parti Ankara Milletvekili Ali Babacan, MHP İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı.
TBMM'de bugün kaydını yaptıran ilk milletvekili, AK Parti Antalya Milletvekili seçilen Milli Savunma Bakanı
Gönül oldu. Gönül, kayıt yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bağımsız milletvekillerinin, kayıt yaptırmayarak Meclise gelmeme kararının sorulması üzerine Gönül,
konunun, tamamen hukuki olduğunu, siyasi bir tartışma alanına çekilmesini doğru bulmayacağını söyledi.
Gönül, ''Siyasi sonuçlarının olduğu muhakkak. Ümit ederim, hukuki mesele, hukuki zeminde hallolur'' dedi.
Bağımsız Milletvekili Hatip Dicle için hukuki olarak neler yapılabileceğinin sorulması üzerine Gönül,
''Elbette bütün siyasi meselelerin çözüm yeri Meclistir, hukukun kaynağı da Meclistir. Ümit ederim, barışçıl bir
şekilde çözülür'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, ''Balyoz
planı'' davasında tutuklu yargılanan MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ın
bugün tahliye edilmesini ümit ettiğini belirterek, ''Millet adına yetki
kullananlar milletin iradesiyle kavga yapmamalıdır'' dedi.
Mersin'den yeniden milletvekili seçilen Şandır, kaydını yaptırdıktan
sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tutuklu milletvekilleri ile ilgili soruya karşılık Şandır, mahkemenin
bugün milletin iradesi doğrultusunda karar vermesini ve milletvekillerinin
Meclise gelerek yemin etmelerine imkan vereceğini ümit ettiğini söyledi.
Şandır, şöyle devam etti:
''Türkiye hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü hepimizin ortak paydasıdır.
Millet adına yetki kullanan kurumların toplumsal faydayı yok saymaları kamu
vicdanını rahatlatmayacaktır. Toplumsal fayda, milletin iradesi dikkate alınmak
mecburiyetindedir. Yazılı hukukun kurallarını uygulayarak toplumu huzursuz
etmenin, milletin iradesine aykırı davranmanın bu ülkeye bir faydası
olmayacaktır. Ümit ederim ki bugün İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan'ın
tutukluluk hali kaldırılacak, yemin törenine katılması sağlanacaktır.''
Bu konuda kimsenin ''şiddeti bir siyasi araç olarak kullanılmayı
denememesi gerektiğini'' belirten Şandır, çözümlerin parlamentoda aranması,
sokağın tahrik edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Şandır, ''MHP olarak milletimizin geleceği ve huzuru açısından herkesi
sağduyulu ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz'' dedi.
''Tahliye kararı çıkmazsa tavrınız ne olacak'' sorusuna karşılık da
Şandır, ''Gereken yapılacaktır. İtiraz edeceğiz. Yine hukukun içinde kalarak,
seçilmiş milletvekili arkadaşlarımızın hukukunu korumak için parti olarak biz de
üzerimize düşeni yapacağız'' diye konuştu.
Bugün mahkemelerin Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin Alan ile
ilgili ''doğru olan ve kamu vicdanını rahatlatacak kararı vereceğini ve
tutukluluk hallerini kaldıracağını'' ümit ettiğini belirten Şandır, ''Millet
adına yetki kullananlar milletin iradesi ile kavga yapmamalıdır'' dedi.
Engin Alan'ın tutukluluk halinin kaldırılmaması durumunda MHP'nin bir yol
haritasının olup olmadığının sorulması üzerine Şandır, ''MHP yetkili kurulları
gereken değerlendirmeyi yaparak, gerekeni yapacaktır. Türkiye bir hukuk
devletidir. Yargının kararına saygı duyuyoruz ama yargı da adına yetki kullandığı
milletin iradesine saygı duymalıdır. Bu gerginlikten kimseye fayda yok. Bu
gerginlik değerli hakimlerin sağduyulu kararıyla aşılacaktır'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin,
istikrar içinde kendini yenilemesini, bu süreçten daha güçlü şekilde çıkmayı
başarabilmesini temenni ederek, ''Bunun gerçekleşmesi için de biz elimizden gelen
her türlü katkıyı yapacağız. O kardeşlerimizi biz, herhangi bir mülteci grubu,
sığınmacı olarak değil, misafir olarak görüyoruz. Misafirlikleri kendilerince ne
zaman biterse, o zaman barış içinde evlerine dönmeleri için gereken her türlü
çabayı göstereceğiz'' dedi.
Davutoğlu, Meclis'e gelerek kaydını yaptırdı, daha sonra gazetecilerin
sorularını cevapladı.
Ankara-Şam hattında bir gerginlik olup olmadığı ve Suriye sınırında
yaşanan gelişmelere ilişkin soru üzerine Davutoğlu, en başından itibaren
Suriye'deki gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini söyledi.
Türkiye-Suriye ilişkilerinin iki komşu ülke ilişkilerinin ötesinde
olduğuna işaret eden Davutoğlu, ''Yakın akrabalık ilişkilerimiz var, sınır
boylarında aynı aileye mensup insanlar var'' dedi.
Olayın insani boyutunun çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakan
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tabii siyasi ve uluslararası boyutu da var. Dolayısıyla en başından
itibaren Suriye ile kader birliği içinde davrandık. Son 10 yıl içinde Suriye ile
olan ilişkilerimiz, olağanüstü bir gelişme kaydetmiştir. Bu nedenle ocak ayından,
bu gelişmelerin başladığı ilk günden itibaren Suriye yönetimiyle temasın
sürmesine büyük önem verdik. Ayrıca, aynı çerçevede Suriye halkının haklı
taleplerinin yerine getirilmesi ve reformların gerçekleştirilmesi için de büyük
çaba harcadık. Bu temaslar hiçbir zaman kesilmedi. Türkiye, bu konuda ilkesel bir
politika takip ediyor. Nihai referansımız, öne çıkardığımız ilkelerimizdir.
Bunlar; insani, demokratik, uluslararası hukuk çerçevesinde önem taşıyan
ilkelerdir. Sayın Esad'ın konuşmasını da yakından takip ettik, reform işareti
anlamında olumlu unsurlar vardır. Ancak bunların somut adımlarla hayata
geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bu çerçevede de temaslarımız sürüyor.''
Davutoğlu, dün Suriye sınırında başlayan operasyonu yakından takip
ettiklerini, Suriye Dışişleri Bakanı ile bu konuda kapsamlı bir görüşme
gerçekleştirdiğini ve Türkiye'nin bu konudaki kaygılarını, düşüncelerini
ilettiğini bildirdi.
Bakan Davutoğlu, Suriye'den gelen mülteci sayısının dün itibariyle 10 bin
500'e ulaştığını belirterek, ''Türkiye bunlarla ilgili olarak uluslararası
toplumun büyük takdirini kazanan bir politika takip ediyor. O kardeşlerimizi biz,
herhangi bir mülteci grubu, sığınmacı olarak değil, misafir olarak görüyoruz.
Misafirlikleri kendilerince ne zaman biterse, o zaman barış içinde evlerine
dönmeleri için gereken her türlü çabayı da göstereceğiz'' dedi.
Reformların ve huzurun bir an önce gerçekleşmesi için Suriye ile
temaslarını sürdüreceklerini kaydeden Davutoğlu, ''Ümit ederiz ki Suriye,
istikrar içinde kendini yenilemeyi, bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkmayı
başarabilir. Bunun gerçekleşmesi için de biz elimizden gelen her türlü katkıyı
yapacağız'' diye konuştu.
Davutoğlu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas Lideri Halid
Meşal ile görüştüğünün anımsatılması üzerine, Meşal ile İstanbul'da ulusal uzlaşı
konusunda kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiğini kaydetti. Aynı gün Mısır
Dışişleri Bakanı ile de görüştüğünü ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Bildiğiniz gibi geçtiğimiz ay gerçekleşen ulusal uzlaşı faaliyeti
öncesinde de Türkiye ve Mısır olarak çok ciddi katkılarda bulunmuştuk. Ulusal
uzlaşının ilan edildiği toplantıya, ben de katılarak Türkiye'nin bu konuda
verdiği desteği en üst düzeyde dile getirmiştim. Ulusal uzlaşı çalışmasında o
anlamda bir aksama yok. Hükümetin oluşumu konusunda Başbakanlık ve diğer
hususlarda görüşmeler sürüyor. Biz de kanaatlerimizi paylaşıyoruz. Mahmud Abbas
ile de akşam yemeğinde bir görüşme gerçekleştirdim. Aradaki görüş ayrılıklarını
gidermeye çalışıyoruz. Bugün de Sayın Başbakanımız Sayın Esad ve Abbas ile
görüşecek. Oralarda da bu konuları ele almaya devam edeceğiz.
Filistin meselesi bizim, Ortadoğu barışı açısından büyük önem verdiğimiz
meseledir. Filistinlilerin artık gecikmiş haklarının, uluslararası toplum
tarafından bir an önce verilmesi, bir şarttır. Onun için konunun eylülde BM Genel
Kurulu'na getirilmesi konusunu da destekliyoruz. Ancak oraya giden süreçte,
Filistin'in uzlaşı içinde hareket etmesi büyük önem taşıyor. O bakımdan bu
çabalarla da olumlu bir sonuç elde ederiz.''
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yaşanan
sıkıntıların 1982 Anayasası'nın millete karşı örgütlenmiş bir devlet mantığından
kaynaklandığını belirterek, ''Yapmamız gereken parlamentoyu boykot değil,
parlamentoya kıskançlıkla sahip çıkmaktır'' dedi.
Günay, milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın tahliye
taleplerinin reddedilmesini doğru bulmadığını da söyledi.
Günay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile aynı sıralarda
kayıt yaptırdı.
Günay ve Yıldız, birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Tutuklu milletvekillerinin durumu ile ilgili bir soru üzerine Günay,
mevcut anayasanın ''darbe'' hükümeti döneminde yapıldığını kaydetti. Anayasanın
temel mantığının ''millete, milli iradeye karşı'' olduğunu ifade eden Günay,
çeşitli vesilelerle engellemelerle karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Günay, buna çeşitli kereler işaret ettiklerini, 2007 seçimlerinden sonra
anayasanın değiştirilerek, özgürlükçü, katılımcı bir sistemin getirilmesini
istediklerini; ancak o dönem muhalefetin ''inanılmaz itirazlarının köklü anayasa
değişikliğini engellediğini, sınırlı düzenlemeler yapmak zorunda kaldıklarını''
dile getirdi.
Yaşanan eşikte anayasanın milli iradeye karşı, devleti kutsayan
hükümlerinin yarattığı sakıncaların yeniden görüldüğünü belirten Günay, şöyle
devam etti:
''Dünyanın her yerinde hukuk hayatın gerisinden gelir. Bizde de böyle
oluyor. Hukuk sistemi sadece lafza, söze dayanan yorumlar yapıyor, demokratik
katılımcı ortamı geliştirmek konusunda yorumlar yapmaktan kaçınıyor. Hep birlikte
bunun bedelini ödüyoruz. Yaşananların siyasi iktidar ile herhangi bir ilgisi yok,
yasama organı ile ilgisi yok. Yargının sözcüklere dayanan, kuru hukuk mantığına
dayanan kararları yasamanın açılışına ciddi sakınca, gölge getiriyor. Herkesin
yapması gereken parlamentoya katılmaktır. Boykot etmek değil. Yapılması gereken
köklü bir anayasa değişikliğidir. Özgürlükçü, katılımcı bir anayasa değişikliği
konusunda birbirine omuz vermektir, engellemeye kalkışmak değil. Ancak parlamento
içinde yeni anayasal düzenlemeler yaparak bu engelleri aşabiliriz.
Boykot etmeyi, parlamentoya girmemeyi, ortaya çıkan sakıncalı durumlar
karşısında iktidar partisini suçlamayı son derece yanlış görüyorum. Parlamentoda
birlikte çare aramamızın altını çizmek istiyorum.
Bir de ders çıkarma eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. Bazı siyasetçiler
inanılmaz bir sorumsuzlukla geçmiş yıllarda meydanlarda popülist yaklaşımlarla
dokunulmazlığın kaldırılmasını savunageliyorlardı. Dokunulmazlığın bir miktar
bile zedelenmesinin hangi tartışmalara sebebiyet verdiğini ibret verici biçimde
yaşıyoruz. Köklü yasal, anayasal düzenlemelere ihtiyacımız var ve bunu parlamento
çatısı altında yapabiliriz. O yüzden her siyasi partiden arkadaşımıza salı günü
yemin ettikten sonra oturup anayasa ve yasalarda ne yapmamız gerektiğini müzakere
etmemiz ve Türkiye'nin, milli iradenin önündeki bu engellerin kaldırılması
konusunda ortaklaşa adımlar atmamız ihtiyacını bir çağrı olarak buradan işaret
etmek istiyorum. Hep beraber yapmamız gereken, kayıtsız şartsız millet
egemenliğinin kurumsal, yasal düzenlemelerini ortaya çıkarmaya çalışmaktır.''
''38 milletvekili burada olmayacak, millet egemenliği zedelenmiş
olmayacak mı?'' sorusuna ise Günay, şu karşılığı verdi:
''Arkadaşlarımız eğer parlamentoya girmezlerse yeni ve gereksiz
tartışmalarla karşı karşıya kalırız. Yaşadığımız sıkıntılar 1982 Anayasası'nın
millete karşı örgütlenmiş bir devlet mantığından kaynaklanmaktadır. Yapmamız
gereken parlamentoyu boykot etmek değil, parlamentoya kıskançlıkla sahip
çıkmaktır. Boykot ortamı gerginleştirir ama çözüm üretmez. Çözüm üretmenin yolu
TBMM çatısının altıdır. O yüzden bütün arkadaşlarıma içtenlikle rica ediyorum:
Parlamentoya girelim ve birlikte çözüm üretelim. Zaten bizim gündemimizin birinci
maddesi özgürlükçü bir anayasa yapmaktır. Bu konuda birbirimize yardımcı
olalım.''
Balbay ve Haberal'ın tahliye taleplerinin reddine ilişkin sorular
üzerine, isim üzerinden değerlendirme yapmak istemediğini belirten Günay, ''Temel
prensipleri söyledim. Bu kararları doğru bulmuyorum. Yasaya uygun olabilir ama
hukuka uygun değil, millet egemenliğine uygun değil, demokrasinin temel
prensiplerine uygun değil. Yasaya uygun olabilir ama bizim anayasamızın birçok
hükmü hukuka uygun değildir'' dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise Hatip Dicle'nin
durumunun, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu üzerine YSK'nın aldığı
karar sonucu geliştiğini, AK Parti'nin başvurusuyla oluşmadığını söyledi.
Bu nedenle hukukun verdiği karara hep beraber uymak zorunda olduklarını
ifade eden Yıldız, ''Bizim tercihimizle olacak bir konu değildir bu.
Milletvekilliğini kanunla da verip alamıyoruz. Herhangi bir kanuni değişikliklik,
milletvekilliğinin yerine ihdas olamıyor. O açıdan bunu hep beraber izleyeceğiz.
Ama bunun bir vesile kılınıp toplumda kaos oluşturmaya dönük bir durumun,
konumun, özellikle demokratik bir söylem içinde bulunan bir yapı içinde
uymadığını söyleyebilirim. Bunu önümüzdeki süreçte hukukun, kanunun verdiği
sınırlar içerisinde eğer varsa herhangi yapılacak bir şey TBMM iradesi içinde
olduğunu da belirtmek istiyorum'' diye konuştu.
Balbay ve Haberal konusunda ise Yıldız, ''Mahkemenin verdiği bir karar.
Mahkeme 1'e 2 böyle bir karar verdi. 2'ye 1 karar verseydi, aynı şekilde bu
karara da saygılı olduğumuzu, aynı gerekçeyle açıklayacaktık. Bakış açımızda bir
değişiklik yok'' dedi.
Yıldız, kayıt sırasında verilen çiçeği bir TBMM çalışanın küçük kızına
hediye etti. Günay ise gazetecilere çikolata ikram etti.
En genç milletvekili olarak Meclis'e giren AK
Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit kaydını yaptırdı. Macit'e
rozetini Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış taktı.
27 yaşındaki Macit, TBMM'ye Bağış ile geldi. Bağış ve Macit kayıtlarını
yaptırdıktan sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Bağış, kendisinin daha önce İstanbul'dan en genç milletvekili seçildiğini
anımsatarak, ''Şimdi de Türkiye'nin en genç vekili Macit. Siyasete çok büyük bir
dinamizm, enerji getireceğine yürekten inanıyorum. Seçim çalışmaları boyunca
birlikte çalıştık. Bir kardeşimiz gibi çok takdir ettim. O mütevazılığının,
efendiliğinin bu Meclis'e de çok önemli katkılar sağlayacağına yürekten
inanıyorum'' dedi.
Macit de seçim sonuçlarıyla ilgili sürecin hemen netlik kazanmadığının
anımsatılması üzerine ''İtiraz ettiler ama hesabı yapan, hesap konusunda uzman
bir partiydi. O yüzden biz çok aldanmadık. İl Başkanımız ve Hüseyin Çelik
açıklama yaptı. YSK'dan da aykırı bir açıklama gelmedi zaten. O yüzden biz
rahattık. Hesabı yanlış yaptılar'' diye konuştu.
Kendisinin milletvekilliğinin önemli olduğunu ifade eden Macit, bu
Meclis'in anayasa yapacağını, bu nedenle 326. milletvekilinin önemli olduğunu
söyledi.
Bağış, bir gazetecinin, ''Bağımsız milletvekilleri, Hatip Dicle'nin
seçilmesi için Oya Eronat'ın istifa ettirilerek, jest yapılmasını bekliyor''
sözlerine, ''Partinin yetkili kişileri bu konuda açıklama yaptı. Bu bir jest
değil, hukuk meselesi. Neyse o işlemeli. Burada biz karar vermiyoruz. Hukuk ile
ilgili sorun varsa, hukukun, yasaların, hatta anayasanın değişeceği yer TBMM
Genel Kurulu'dur. Gelirler, burada gerekli çalışmalar yapılır. Ama dışarıda
herkes kafasına göre, kanunu ben farklı yorumlayacağım derse o da doğru olmaz.
Türkiye'de hep beraber, birlikte çalışalım, memleketin sorunlarını çözelim,
ülkenin önünü açalım'' karşılığını verdi.
Gazetecilere ve TBMM çalışanlarına, İngilizce ve Türkçe ''AB'ye fındık,
Türkiye'ye üyelik'' yazan fındık paketlerinden dağıttığının anımsatılması üzerine
Bağış, bunu aylardır ikram ettiklerini, toplantılarda dağıttıklarını anlattı.
Bağış, bir gazetecinin, ''AB'ye iyi gelir herhalde'' demesi üzerine,
''Herkese iyi geliyor, Avrupa'ya da iyi geliyor. Denenmiştir. Arkadaşlar sizlere
de tavsiye ediyorum'' dedi.
''Herhalde AB enerjisini kaybetmiş görünüyor'' diyen gazeteciye Bağış,
''Onları da toparlayacağız inşallah'' karşılığını verdi.
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
