2015-11-16 - 13:09
1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından, TBMM'de görev yapacak 26. Dönem milletvekilleri için kayıt işlemleri devam ediyor.
1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından, TBMM'de görev yapacak 26. Dönem milletvekilleri için kayıt işlemleri devam ediyor.
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, TBMM'deki kayıt işlemlerinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Paris'teki terör saldırılarıyla ilgili olarak soru üzerine Bozkır, terörün insanlığa karşı bir suç olduğunu belirterek, bunun son dönemde dünyanın huzurunu bozacak bir boyuta eriştiğine dikkati çekti.
"Türkiye olarak biz terörle mücadelede ve terörün yarattığı tahribat bakımından çok tecrübeli bir ülkeyiz. Bizim de çok canlarımız, bu yolda yitirildi, çok büyük sayıda şehitler verdik. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin" ifadesini kullanan Bozkır, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla dünyanın karşı karşıya olduğu bu yeni ortamla belki de Türkiye'nin tecrübeleri paylaşılarak, bunun üstesinden gelmeye çalışılacak. Gerek AB platformlarında olsun, gerek dünya platformlarında olsun, Türkiye artık sözünün geçerli olduğu, oyunun bir parçası olduğu ve tecrübelerinden yararlanılan bir ülke konumuna gelecektir. Ümit ediyorum ki bunun kaynakları da kurutularak, dünyanın karşı karşıya olduğu bu sorundan da tamamen kurtulmuş olacağız."
"G20'den ne bekliyoruz?" sorusu üzerine de Bozkır, G20'nin ilk başlarda ekonomik bir platform olarak düşünülmesine rağmen, artık siyasi bir platform olarak da değerlendirilmesinin doğru olacağını söyledi.
BM'nin ve özellikle Güvenlik Konseyi'nin yapısı itibarıyla dünyanın sorunlarına çözüm bulamadığını ve kapsayıcılığını yitirdiğini belirten Bozkır, G20'nin bu ortamda bütün önemli ülkeleri bir araya getirerek, önemli siyasi ve ekonomik kararların alındığı bir platform haline geldiğini aktardı.
Bozkır, "Tabiatıyla böyle önemli bir anda Türkiye'nin, G20 grubunun başkanlığını yapması, Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün oturumları yönetirken, hem Türkiye'nin görüşlerini, hem dünya ile ilgili çözüm önerilerini dile getirmesi önemli bir adım oldu. Bütün dünyanın gözlerinin olduğu Antalya sanıyorum Türkiye'nin konumu ve önemi bakımından da ayrı bir anlam ifade ediyor" diye konuştu.
AB İlerleme Raporu'yla ilgili değerlendirmesi sorulan Bozkır, bu raporun sadece AB'nin bir kağıdı olmadığını ifade ederek, "Bunun ortak çıkarlarımız için, geleceğe birlikte yürümemiz için bir kağıt olması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Volkan Bozkır, şunları kaydetti:
"Bu yılki raporun içinde katıldığımız bölümler var, katılmadığımız bölümler var. Gayet tabii tenkitler olacak. Bunlarla ilgili olarak da eğer doğru buluyorsak bu tenkitleri gereğini yaparız. Ama şayet haksız bir tenkit olduğunu veya haksız bilgiler yer aldığını düşünürsek her yıl olduğu gibi bunu komisyonda yazılı olarak paylaşırız. Ben bu tip belgelerin, basın önünde tartışılmasını doğru bulmuyorum. Her konunun bir mahremiyeti vardır ve o mahremiyete riayet edildiği sürece de yarar sağlarsınız. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde ümit ediyorum ki yeni hükümetle birlikte, yeni hükümetimizin direktifleri doğrultusunda bunun gereği yapılacaktır."
CHP Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Meclis'te kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
CHP içindeki olağanüstü kurultay tartışmalarına ilişkin soruya karşılık Tekin, şunları söyledi:
"Sanki CHP'nin birinci önceliği kurultay, parti içi çalışma gibi yansıtılsa da seçimden sonra sadece Türkiye meseleleriyle meşgulüz. Ülkenin önünde çok ciddi meseleler var. Dilim varmıyor söylemeye. Coğrafyamızın bir bölgesinde sıkıyönetim, Vietnam manzaraları ile karşı karşıyayız. Barışımızın, kardeşliğimizin kırılgan olduğu ortamda CHP'yi sanki iç tartışması varmış gibi yansıtmak doğru değilidir. CHP, toplumun yüzde 100'ünün sigortası olabilecek partidir. Önümüzdeki süreçte barışın nasıl sağlanabileceğine ilişkin ciddi çaba sarf ediyoruz. Nasıl ki 1 Mart Tezkeresi döneminde uyarılarımızı yaptıysak, bugün de uyarılarımızı Sayın Davutoğlu'na yapma ihtiyacı duyuyoruz. Parti'de hiçbir alev yok. Ben bu partinin içinde büyüdüm. Ben çok da anlamlı bulmuyorum, onu da açık ve net söyleyeyim. Partinin önünden geçerken hasbelkader partiye gelip, üye olup, bir dönem vekil olurken bu partide genel başkan adayı olunmaz. Bu partinin kültürü başka bir şeydir, bunu herkes bilecek. 1 Kasım?dan sonra tamamen Türkiye meseleleri ile odaklanmışız, arkadaşlarımızın demokratik talepleri olabilir, bu son derece doğaldır. 50 gün sonra kongremiz olacak, gelsin herkes demokratik yarış içinde olsun."
"Vefasızlık olduğuna inanıyor musunuz?" sorusuna da Tekin, ?Vefa bir semt... Maalesef, keşke bir semt olmamış olsaydı. Vefa sadece bize özgü değil, Türk siyasetinde vefa ayaklar altında... Görmüyor musunuz, bugünkü operasyonlara bakın, nerede vefa?" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da bir soru üzerine Silvan'da 12 günlük sokağa çıkma yasağı sırasında yaklaşık 10 bin kişinin evlerinden göç ettiğini anımsatarak, "Kurşunlanmayan, hasar görmeyen ev yok neredeyse 3 mahallede. Sivil insanlar yaşamını yitirdi, asker ve polisler yaşamını yitirdi" ifadesini kullandı.
CHP'deki kongre talepleriyle ilgili soru üzerine ise Tanrıkulu, "Şimdi olağan kongre bir yıl, altı ay sonra olsaydı ben de bu talebi haklı görürdüm" dedi.
Olağan kurultayın en geç ocak ayında toplanacağını hatırlatan Tanrıkulu, aynı anda iki kurultay yapmanın bir manası bulunmadığını söyledi. Tanrıkulu, "Benim bildiğim kadarıyla CHP tarihinde böyle bir şey olmamış. Yani seçimden hemen sonra bütün illerde, ilçelerde kongre sürecinde seçimin tartışıldığı bir ortam olmamış" ifadesini kullandı.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu ise 26. Dönem'in çetin geçeceğini ve CHP olarak etkili bir muhalefet yapacaklarını belirtti. Pirinçle kayıt yaptırmaya gelen Gaytancıoğlu, AK Parti'nin tarım alanında çok yetersiz kaldığını savunarak, Edirne'deki pirinç üreticilerinin çok zor durumda olduğunu ve ürünlerinin neredeyse geçen senenin yarı fiyatına satıldığını aktardı.
CHP'de bir liderlik tartışması olup olmadığı sorusu üzerine Gaytancıoğlu, partisinde olağan kurultay sürecinin başladığını hatırlatarak, böyle bir ortamda 3,5 yıl önce seçilmiş kurultay delegeleriyle seçime gitmenin yanlış olduğunu dile getirdi. Gaytancıoğlu, "CHP'de bir liderlik sorununun da olmadığını düşünüyorum. CHP'nin lideri kamuoyunda ciddi bir olumlu hava estirmiştir, güven uyandırmıştır. Ancak tabii ki normal, olağan kurultayda liderlik yarışı da olacaktır. Kim kazanırsa bizim yeni liderimiz olacaktır. Ama ben Kemal Kılıçdaroğlu'nun partimizde ciddi bir hava yarattığını düşünüyorum. Partimizin sorunları varsa seçimdeki başarılar, başarısızlıklar her şey olağan kurultayda tartışılacaktır diye düşünüyoruz" dedi.
CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, G20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iş adamlarına "Biraz az kazanın, kazandığınızı dar gelirlilerle paylaşın" ve iş adamı Ali Koç'un "Eşitsizliği gidermek için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir" sözlerini nasıl değerlendirdiği sorusuna, kapitalizme, emperyalizme ve zenginin yoksulu sömürmesine karşı olduklarını söyledi.
CHP'deki kurultay tartışmalarını nasıl değerlendirdiği ve "Kemal Bey kalmalı mı gitmeli mi?" sorusuna Hakverdi, şu yanıtı verdi:
"Kemal Bey'in genel başkanlığının devam etmesi, hele de şu dönem devam etmesi taraftarıyım. Çünkü Kemal Bey'in değişim rüzgarıyla vekil oldum ben. Ben milletvekili olmadan öne genel merkezin yolunu bilmiyordum. Milletvekili olduktan sonra öğrendim ve halen de karıştırırım. Bu Kemal Bey'in sayesinde olmuş bir şey. Partide bir değişim var. Sokaktan, tabandan gelen, halkla iç içe olan arkadaşlarımın temsili sağlandı. Bu değişimin devam etmesini istiyorum. Kemal Bey ile gelen değişim devam etsin, demokrasi kanalları daha da çoğalarak artsın, tabana daha hakim parti olalım. İktidarın yolu da buradan geçer. Bunu başlatan Kemal Bey ise bu değişimin devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum, o sebeple genel başkanımı destekliyorum. Ancak şunun da izahı yapılmalı. Bizim partimiz demokratik bir parti ve herkes aday olabilir. Olağanüstü kurultayı toplayabilirlerse kurultaya gidebiliriz, toplayamazlarsa zaten Ocak-Şubat'ta olağan kurultayımız yapılacak. Bu bir süreç. Bir sıkıntı yaşadık, beklediğimiz oyu alamadık. Tartışacağız, değerlendireceğiz ve partimizi daha iyiye evireceğiz. Bunun yolu da kurultaydır. Ama kırmadan, dökmeden... Bir süre sonra da kendi içimizdeki bu yarışı bırakıp ülke gündemine dahil olmamız gerekir."
CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, milletvekili kaydını CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile yaptırdıktan sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. TBMM'nin yeni dönemde özgürlük alanlarını genişleten, ülke insanının yüzünü güldürecek kararlar almasını dileyen Özel, CHP Grubu olarak yeni dönemde de etkin, yol gösterici, içerik olarak zengin ve sonuç alıcı muhalefet anlayışıyla çalışacaklarını söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel de kayıt yaptırdıktan sonra gazetecilerin CHP'de kurultay tartışmaları ve liderlik sorunu olup olmadığı sorularına ilişkin şunları kaydetti:
"Kesinlikle bir lider sorunu yok CHP'de. CHP'de her zaman liderler değişir ama şu anda kesinlikle bir liderlik sorunu yok. Olağanüstü kurultayı gerektirecek herhangi bir olay da yok. Olağan kurultay içerisinde CHP yeniden gereken bazı düzenlemeleri de yaparak çok rahatlıkla bundan sonra sürdüreceği ve çok çok daha önem kazanmış bir işlevi sürdürmeye devam eder. Her seçimde iktidar olmamak elbetteki belirli bir moral çöküntüsü yaratır partilerde ama asıl o partilere oy veren kitlelerde daha fazla olur bu moral çöküntüsü. O insanların bu partinin Parlamento'da kendi haklarını sonuna kadar ve güçlü olarak savunacağını, asla ve asla şu anki yaşam biçimleri de dahil hiçbir şeylerinden kuşku duymamaları gerektiğini, bunun da güvencesinin anamuhalefet partisi olduğunu vermesi gerekir. Dolayısıyla seçimden sonra böyle bir ortam söz konusu iken insanların apar topar olağanüstü kurultay, seçim, başkanlık sorunu gibi sorunları ortaya atmalarını doğru bulmuyorum."
CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer de kayıt işlemlerine üzerinde, "Beyrut, Ankara, Paris. Acının ülkesi yoktur, acımız ortak" yazılı tişört giyerek geldi.
Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Allahdiyen Köyü'nden Latif ve Suna Karataş ile açıklama yapan Biçer, köyde yapılması istenen HES projesine karşı birlikte direndiklerini aktardı.
Ankara'daki terör saldırısında yaşamını yitiren 102 kişi için 102 karanfil getirdiğini belirten Biçer, terörün her geçen gün büyüdüğünü, buna karşı küresel anlamda mücadele verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Terörün, acının ve gözyaşının ülkesinin olmadığını kaydeden Biçer, terörü lanetlediğini ve bu nedenle üstündeki tişörtü giydiğini söyledi. Biçer, daha sonra getirdiği karanfilleri basın mensuplarını ve Meclis çalışanlarına dağıttı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TBMM'deki kayıt işleminin ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Fikri Işık, 26. Dönem'in ülke, millet ve demokrasi için hayırlı olmasını, Meclis tarihine en huzurlu, en rahat, milletvekillerinin birbirini anlama için en fazla gayreti gösterdiği, birlik ve beraberlik ruhu içinde çalışıldığı bir dönem olarak geçmesini temenni etti.
Muhalefetin, "G20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ön planda olduğu ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görülmediği" iddialarının hatırlatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine Işık, şöyle konuştu:
"Hayır, Sayın Başbakan'ımız da G20 Zirvesi'ndeydi. Ama biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımız en üst makam olarak, Türkiye'nin G20 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını bizzat kendisi koordine etti, üstlendi. Bu, Türkiye'nin aslında yüzde 52 oyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanının, güçlü bir temsille bütün dünya liderlerini ağırlamasındaki gücünü ortaya koymuş oldu, Türkiye'nin gücünü ortaya koymuş oldu.
Sayın Başbakan'ımız da dün G20 Zirvesi'ndeydi. O da liderlere bir resepsiyon verdi biliyorsunuz. Burada önemli olan Türkiye'nin en güçlü şekilde ev sahipliğiyle temsil edilmiş olması, Türkiye'nin bu noktada mükemmel bir ev sahipliği yapmış olmasıdır. Tabii ki Cumhurbaşkanı'mızın devletin başı olarak burada bir numaralı isim olarak ön planda olması Türkiye'nin geldiği nokta açısından bence son derece önemli ve değerlidir. Buradan Cumhurbaşkanı'mız ve Başbakan'ımız arasında bir fitne çıkarmaya çalışmak beyhude bir çabadır."
İşsizlik rakamlarına ilişkin görüşü sorulan Işık, ağustos ayı işsizlik rakamlarında bir miktar yükselme olduğunu anımsatarak, "Türkiye'de son bir yılda 950 bin insan işgücüne katılmış, bunların 837 bini iş bulmuş. Aslında önemli bir sayıda iş bulan gencimiz var. Ama istihdama katılan her insanımıza iş bulamadığımız için bir yükselme var" değerlendirmesinde bulundu.
Ağustos ayının, 7 Haziran seçimlerinden sonra belirsizliğin zirve, tüketici güven endeksinin ise dip yaptığı bir dönem olduğuna işaret eden Işık, "Biz bunu konjonktüre bağlıyoruz. Şimdi inşallah 1 Kasım'da ortaya çıkan istikrar tablosuyla beraber tüketici güvenindeki yükselmeyle beraber bu işsizlik rakamlarının önümüzdeki süreçte hızla aşağıya doğru ineceğini düşünüyoruz" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, asgari ücrete ilişkin değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine Işık, şunları söyledi:
"Şimdi bizim kültürümüzde, medeniyetimizde ekmeğini bölüşmek, dar gelirli insanlara daha fazla sahip çıkmak, insanlarımızın asgari bir geçim standardına erişmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gibi bir yükümlülüğü var. Bu noktada gerçekten Türkiye pek çok krizi başarıyla atlattıysa bu, kültürümüzdeki fakire, fukaraya, dar gelirli insana sahip çıkma sayesinde oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bu vurgusu da bizim medeniyet değerlerimizin aslında bir ifadesidir. Aynı zamanda ben asgari ücretteki külfetin işverenimizce ve hükümetimizce paylaşılmasına yönelik bir vurgu olarak da algıladım."
YSK tarafından bazı televizyonlara verilen cezalarla ilgili soruya Işık, "2015 Türkiye'sine yakışmayan cezalar olduğunu düşünüyorum. Belki bu vesileyle RTÜK'teki kanunların veya bu noktadaki düzenlemelerin bir daha gözden geçirilmesi gerek" yanıtını verdi.
RTÜK'e de çağrıda bulunan Işık, "Bu noktadaki cezaları verirken biraz hakkaniyet ilkelerine uymaları, hakkaniyeti elden bırakmamaları... Ama Meclis'imizin bu noktada yapması gereken bir düzenleme de varsa bunun 2015 Türkiye'sinde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Cezaların, hakkaniyetten uzak olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, TBMM'deki kayıt işleminin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bursa'da parti teşkilatı olarak yaptıkları çalışmaların karşılığını seçimde güçlü bir şekilde aldıklarını anlatan Müezzinoğlu, "Milletle beraber yürüyenleri milletimiz yalnız bırakmıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye genelindeki seçmenlere de teşekkür eden Müezzinoğlu, "Milli iradeye sahip çıktıkları için, demokrasiye sahip çıktıkları için, ister iktidar olsun, ister muhalefet olsun yüzde 85'in üzerinde bir katılımla demokrasiye sahip çıkan bu ülke insanına hizmet etmek bizim boynumuzun borcudur" diye konuştu.
Müezzinoğlu, milletvekillerinin yarın yemin edeceğini anımsatarak, milletin kendilerinden beklediği görevler arasında yeni anayasa, reformlar ve ekonomide istikrarlı ve güçlü büyüme olduğunu belirtti.
"G20 Zirvesi'nde Başbakanın geri planda kaldığı şeklinde yorumlar, eleştiriler, değerlendirmeler var. Nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna ise Müezzinoğlu, şu yanıtı verdi:
"Bu ülkede ne yazık ki başarıları kıskananlar var ve fitne, fesat oluşturmak isteyenler var. AK Parti bu anlamda bugünlere geldiyse asla fitneyle, fesatla uğraşmadığı için gelmiştir. AK Parti'nin bu ülke adına, bu millet adına hedefi ülkeyi 2023'te muasır medeniyet seviyesinin üzerine taşımaktır. Muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki o hedef derdi olmayanların bu tür oyunlarına da AK Parti kurulduğu günden bugüne gelmedi. Bundan sonra da o oyunlara, o tuzaklara düşmez. AK Parti, isimlerle uğraşmaz. AK Parti olayları değerlendirir, hedeflere de yürür."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın işveren kesimine yönelik mesajları konusundaki değerlendirmesi sorulan Müezzinoğlu, "Dertler ve sıkıntılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklarsa paylaşıldıkça çoğalır. Biz ülkemizin ve milletimizin dertlerini ve sıkıntılarını paylaşarak azaltmaya talibiz. Bunu bugüne kadar 13 yıldır yaptık. Bundan sonra da paylaşarak azaltacağız ki bu milletin paylaşarak büyüteceği ve çoğaltacağı mutluluklar olsun" diye konuştu.
Müezzinoğlu, konuşmasının ardından, basın mensuplarına kestane şekeri ikram etti.
TBMM Şeref Holü'nde kayıt masalarında, 1 Kasım seçimleri sonrasındaki en yoğun gün yaşandı. 49 milletvekili, yarın yapılacak yemin öncesinde Meclis'e gelerek kayıt işlemlerini tamamladı.
Milletvekilleri kayda gelirken yörelerine özgü yiyecek, içecek ve takıları da getirmeyi ihmal etmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri ile birlikte, kuliste kurulan tezgahta dondurma, baklava ve fıstık ezmesi ikram etti.
AK Parti Burdur Milletvekilleri Reşat Petek ve Bayram Özçelik, iktidar kulisi önüne kurulan masalarda sahlep, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Nükhet Hotar incir ve keçi sütünden yapılan dondurmayı basın mensupları ve Meclis çalışanlarına dağıttı.
AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber ve İsmail Bilen ise Manisa'nın ünlü sultaniye üzümünü Meclis'e taşıdı.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu badem ezmesi, AK Parti Elazığ Milletvekili Metin Bulut Keban Baraj Gölü'nde üretilen alabalık, AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz Kavala kurabiyesi, CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun ise fındık dağıttı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, üzerinde "Yastayız, 10 Ekim 2015, unutma" yazılı tişörtle gelerek kaydını yaptırdı.
AK Parti Mardin Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise kayıt işlemlerini eşi, çocukları ve 22. Dönem milletvekili olan babası Süleyman Bölünmez ile yaptı. Çankırı, Mardin'e özgü telkariden yapılmış Türk bayrağı rozetini Meclis çalışanları ve basın mensuplarına dağıttı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke de kayda eşi, çocukları ve babası İskender Sayek ile birlikte geldi.
Kayıt yaptırmayan 40 milletvekili ise işlemlerini yarın yemin törenine kadar yaptırabilecek.
AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, TBMM'deki kayıt işlemlerinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Paris'teki terör saldırılarıyla ilgili olarak soru üzerine Bozkır, terörün insanlığa karşı bir suç olduğunu belirterek, bunun son dönemde dünyanın huzurunu bozacak bir boyuta eriştiğine dikkati çekti.
"Türkiye olarak biz terörle mücadelede ve terörün yarattığı tahribat bakımından çok tecrübeli bir ülkeyiz. Bizim de çok canlarımız, bu yolda yitirildi, çok büyük sayıda şehitler verdik. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin" ifadesini kullanan Bozkır, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla dünyanın karşı karşıya olduğu bu yeni ortamla belki de Türkiye'nin tecrübeleri paylaşılarak, bunun üstesinden gelmeye çalışılacak. Gerek AB platformlarında olsun, gerek dünya platformlarında olsun, Türkiye artık sözünün geçerli olduğu, oyunun bir parçası olduğu ve tecrübelerinden yararlanılan bir ülke konumuna gelecektir. Ümit ediyorum ki bunun kaynakları da kurutularak, dünyanın karşı karşıya olduğu bu sorundan da tamamen kurtulmuş olacağız."
"G20'den ne bekliyoruz?" sorusu üzerine de Bozkır, G20'nin ilk başlarda ekonomik bir platform olarak düşünülmesine rağmen, artık siyasi bir platform olarak da değerlendirilmesinin doğru olacağını söyledi.
BM'nin ve özellikle Güvenlik Konseyi'nin yapısı itibarıyla dünyanın sorunlarına çözüm bulamadığını ve kapsayıcılığını yitirdiğini belirten Bozkır, G20'nin bu ortamda bütün önemli ülkeleri bir araya getirerek, önemli siyasi ve ekonomik kararların alındığı bir platform haline geldiğini aktardı.
Bozkır, "Tabiatıyla böyle önemli bir anda Türkiye'nin, G20 grubunun başkanlığını yapması, Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün oturumları yönetirken, hem Türkiye'nin görüşlerini, hem dünya ile ilgili çözüm önerilerini dile getirmesi önemli bir adım oldu. Bütün dünyanın gözlerinin olduğu Antalya sanıyorum Türkiye'nin konumu ve önemi bakımından da ayrı bir anlam ifade ediyor" diye konuştu.
AB İlerleme Raporu'yla ilgili değerlendirmesi sorulan Bozkır, bu raporun sadece AB'nin bir kağıdı olmadığını ifade ederek, "Bunun ortak çıkarlarımız için, geleceğe birlikte yürümemiz için bir kağıt olması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Volkan Bozkır, şunları kaydetti:
"Bu yılki raporun içinde katıldığımız bölümler var, katılmadığımız bölümler var. Gayet tabii tenkitler olacak. Bunlarla ilgili olarak da eğer doğru buluyorsak bu tenkitleri gereğini yaparız. Ama şayet haksız bir tenkit olduğunu veya haksız bilgiler yer aldığını düşünürsek her yıl olduğu gibi bunu komisyonda yazılı olarak paylaşırız. Ben bu tip belgelerin, basın önünde tartışılmasını doğru bulmuyorum. Her konunun bir mahremiyeti vardır ve o mahremiyete riayet edildiği sürece de yarar sağlarsınız. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde ümit ediyorum ki yeni hükümetle birlikte, yeni hükümetimizin direktifleri doğrultusunda bunun gereği yapılacaktır."
CHP Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Meclis'te kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
CHP içindeki olağanüstü kurultay tartışmalarına ilişkin soruya karşılık Tekin, şunları söyledi:
"Sanki CHP'nin birinci önceliği kurultay, parti içi çalışma gibi yansıtılsa da seçimden sonra sadece Türkiye meseleleriyle meşgulüz. Ülkenin önünde çok ciddi meseleler var. Dilim varmıyor söylemeye. Coğrafyamızın bir bölgesinde sıkıyönetim, Vietnam manzaraları ile karşı karşıyayız. Barışımızın, kardeşliğimizin kırılgan olduğu ortamda CHP'yi sanki iç tartışması varmış gibi yansıtmak doğru değilidir. CHP, toplumun yüzde 100'ünün sigortası olabilecek partidir. Önümüzdeki süreçte barışın nasıl sağlanabileceğine ilişkin ciddi çaba sarf ediyoruz. Nasıl ki 1 Mart Tezkeresi döneminde uyarılarımızı yaptıysak, bugün de uyarılarımızı Sayın Davutoğlu'na yapma ihtiyacı duyuyoruz. Parti'de hiçbir alev yok. Ben bu partinin içinde büyüdüm. Ben çok da anlamlı bulmuyorum, onu da açık ve net söyleyeyim. Partinin önünden geçerken hasbelkader partiye gelip, üye olup, bir dönem vekil olurken bu partide genel başkan adayı olunmaz. Bu partinin kültürü başka bir şeydir, bunu herkes bilecek. 1 Kasım?dan sonra tamamen Türkiye meseleleri ile odaklanmışız, arkadaşlarımızın demokratik talepleri olabilir, bu son derece doğaldır. 50 gün sonra kongremiz olacak, gelsin herkes demokratik yarış içinde olsun."
"Vefasızlık olduğuna inanıyor musunuz?" sorusuna da Tekin, ?Vefa bir semt... Maalesef, keşke bir semt olmamış olsaydı. Vefa sadece bize özgü değil, Türk siyasetinde vefa ayaklar altında... Görmüyor musunuz, bugünkü operasyonlara bakın, nerede vefa?" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da bir soru üzerine Silvan'da 12 günlük sokağa çıkma yasağı sırasında yaklaşık 10 bin kişinin evlerinden göç ettiğini anımsatarak, "Kurşunlanmayan, hasar görmeyen ev yok neredeyse 3 mahallede. Sivil insanlar yaşamını yitirdi, asker ve polisler yaşamını yitirdi" ifadesini kullandı.
CHP'deki kongre talepleriyle ilgili soru üzerine ise Tanrıkulu, "Şimdi olağan kongre bir yıl, altı ay sonra olsaydı ben de bu talebi haklı görürdüm" dedi.
Olağan kurultayın en geç ocak ayında toplanacağını hatırlatan Tanrıkulu, aynı anda iki kurultay yapmanın bir manası bulunmadığını söyledi. Tanrıkulu, "Benim bildiğim kadarıyla CHP tarihinde böyle bir şey olmamış. Yani seçimden hemen sonra bütün illerde, ilçelerde kongre sürecinde seçimin tartışıldığı bir ortam olmamış" ifadesini kullandı.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu ise 26. Dönem'in çetin geçeceğini ve CHP olarak etkili bir muhalefet yapacaklarını belirtti. Pirinçle kayıt yaptırmaya gelen Gaytancıoğlu, AK Parti'nin tarım alanında çok yetersiz kaldığını savunarak, Edirne'deki pirinç üreticilerinin çok zor durumda olduğunu ve ürünlerinin neredeyse geçen senenin yarı fiyatına satıldığını aktardı.
CHP'de bir liderlik tartışması olup olmadığı sorusu üzerine Gaytancıoğlu, partisinde olağan kurultay sürecinin başladığını hatırlatarak, böyle bir ortamda 3,5 yıl önce seçilmiş kurultay delegeleriyle seçime gitmenin yanlış olduğunu dile getirdi. Gaytancıoğlu, "CHP'de bir liderlik sorununun da olmadığını düşünüyorum. CHP'nin lideri kamuoyunda ciddi bir olumlu hava estirmiştir, güven uyandırmıştır. Ancak tabii ki normal, olağan kurultayda liderlik yarışı da olacaktır. Kim kazanırsa bizim yeni liderimiz olacaktır. Ama ben Kemal Kılıçdaroğlu'nun partimizde ciddi bir hava yarattığını düşünüyorum. Partimizin sorunları varsa seçimdeki başarılar, başarısızlıklar her şey olağan kurultayda tartışılacaktır diye düşünüyoruz" dedi.
CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, G20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iş adamlarına "Biraz az kazanın, kazandığınızı dar gelirlilerle paylaşın" ve iş adamı Ali Koç'un "Eşitsizliği gidermek için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir" sözlerini nasıl değerlendirdiği sorusuna, kapitalizme, emperyalizme ve zenginin yoksulu sömürmesine karşı olduklarını söyledi.
CHP'deki kurultay tartışmalarını nasıl değerlendirdiği ve "Kemal Bey kalmalı mı gitmeli mi?" sorusuna Hakverdi, şu yanıtı verdi:
"Kemal Bey'in genel başkanlığının devam etmesi, hele de şu dönem devam etmesi taraftarıyım. Çünkü Kemal Bey'in değişim rüzgarıyla vekil oldum ben. Ben milletvekili olmadan öne genel merkezin yolunu bilmiyordum. Milletvekili olduktan sonra öğrendim ve halen de karıştırırım. Bu Kemal Bey'in sayesinde olmuş bir şey. Partide bir değişim var. Sokaktan, tabandan gelen, halkla iç içe olan arkadaşlarımın temsili sağlandı. Bu değişimin devam etmesini istiyorum. Kemal Bey ile gelen değişim devam etsin, demokrasi kanalları daha da çoğalarak artsın, tabana daha hakim parti olalım. İktidarın yolu da buradan geçer. Bunu başlatan Kemal Bey ise bu değişimin devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum, o sebeple genel başkanımı destekliyorum. Ancak şunun da izahı yapılmalı. Bizim partimiz demokratik bir parti ve herkes aday olabilir. Olağanüstü kurultayı toplayabilirlerse kurultaya gidebiliriz, toplayamazlarsa zaten Ocak-Şubat'ta olağan kurultayımız yapılacak. Bu bir süreç. Bir sıkıntı yaşadık, beklediğimiz oyu alamadık. Tartışacağız, değerlendireceğiz ve partimizi daha iyiye evireceğiz. Bunun yolu da kurultaydır. Ama kırmadan, dökmeden... Bir süre sonra da kendi içimizdeki bu yarışı bırakıp ülke gündemine dahil olmamız gerekir."
CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, milletvekili kaydını CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile yaptırdıktan sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. TBMM'nin yeni dönemde özgürlük alanlarını genişleten, ülke insanının yüzünü güldürecek kararlar almasını dileyen Özel, CHP Grubu olarak yeni dönemde de etkin, yol gösterici, içerik olarak zengin ve sonuç alıcı muhalefet anlayışıyla çalışacaklarını söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel de kayıt yaptırdıktan sonra gazetecilerin CHP'de kurultay tartışmaları ve liderlik sorunu olup olmadığı sorularına ilişkin şunları kaydetti:
"Kesinlikle bir lider sorunu yok CHP'de. CHP'de her zaman liderler değişir ama şu anda kesinlikle bir liderlik sorunu yok. Olağanüstü kurultayı gerektirecek herhangi bir olay da yok. Olağan kurultay içerisinde CHP yeniden gereken bazı düzenlemeleri de yaparak çok rahatlıkla bundan sonra sürdüreceği ve çok çok daha önem kazanmış bir işlevi sürdürmeye devam eder. Her seçimde iktidar olmamak elbetteki belirli bir moral çöküntüsü yaratır partilerde ama asıl o partilere oy veren kitlelerde daha fazla olur bu moral çöküntüsü. O insanların bu partinin Parlamento'da kendi haklarını sonuna kadar ve güçlü olarak savunacağını, asla ve asla şu anki yaşam biçimleri de dahil hiçbir şeylerinden kuşku duymamaları gerektiğini, bunun da güvencesinin anamuhalefet partisi olduğunu vermesi gerekir. Dolayısıyla seçimden sonra böyle bir ortam söz konusu iken insanların apar topar olağanüstü kurultay, seçim, başkanlık sorunu gibi sorunları ortaya atmalarını doğru bulmuyorum."
CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer de kayıt işlemlerine üzerinde, "Beyrut, Ankara, Paris. Acının ülkesi yoktur, acımız ortak" yazılı tişört giyerek geldi.
Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Allahdiyen Köyü'nden Latif ve Suna Karataş ile açıklama yapan Biçer, köyde yapılması istenen HES projesine karşı birlikte direndiklerini aktardı.
Ankara'daki terör saldırısında yaşamını yitiren 102 kişi için 102 karanfil getirdiğini belirten Biçer, terörün her geçen gün büyüdüğünü, buna karşı küresel anlamda mücadele verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Terörün, acının ve gözyaşının ülkesinin olmadığını kaydeden Biçer, terörü lanetlediğini ve bu nedenle üstündeki tişörtü giydiğini söyledi. Biçer, daha sonra getirdiği karanfilleri basın mensuplarını ve Meclis çalışanlarına dağıttı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TBMM'deki kayıt işleminin ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Fikri Işık, 26. Dönem'in ülke, millet ve demokrasi için hayırlı olmasını, Meclis tarihine en huzurlu, en rahat, milletvekillerinin birbirini anlama için en fazla gayreti gösterdiği, birlik ve beraberlik ruhu içinde çalışıldığı bir dönem olarak geçmesini temenni etti.
Muhalefetin, "G20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ön planda olduğu ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görülmediği" iddialarının hatırlatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine Işık, şöyle konuştu:
"Hayır, Sayın Başbakan'ımız da G20 Zirvesi'ndeydi. Ama biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımız en üst makam olarak, Türkiye'nin G20 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını bizzat kendisi koordine etti, üstlendi. Bu, Türkiye'nin aslında yüzde 52 oyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanının, güçlü bir temsille bütün dünya liderlerini ağırlamasındaki gücünü ortaya koymuş oldu, Türkiye'nin gücünü ortaya koymuş oldu.
Sayın Başbakan'ımız da dün G20 Zirvesi'ndeydi. O da liderlere bir resepsiyon verdi biliyorsunuz. Burada önemli olan Türkiye'nin en güçlü şekilde ev sahipliğiyle temsil edilmiş olması, Türkiye'nin bu noktada mükemmel bir ev sahipliği yapmış olmasıdır. Tabii ki Cumhurbaşkanı'mızın devletin başı olarak burada bir numaralı isim olarak ön planda olması Türkiye'nin geldiği nokta açısından bence son derece önemli ve değerlidir. Buradan Cumhurbaşkanı'mız ve Başbakan'ımız arasında bir fitne çıkarmaya çalışmak beyhude bir çabadır."
İşsizlik rakamlarına ilişkin görüşü sorulan Işık, ağustos ayı işsizlik rakamlarında bir miktar yükselme olduğunu anımsatarak, "Türkiye'de son bir yılda 950 bin insan işgücüne katılmış, bunların 837 bini iş bulmuş. Aslında önemli bir sayıda iş bulan gencimiz var. Ama istihdama katılan her insanımıza iş bulamadığımız için bir yükselme var" değerlendirmesinde bulundu.
Ağustos ayının, 7 Haziran seçimlerinden sonra belirsizliğin zirve, tüketici güven endeksinin ise dip yaptığı bir dönem olduğuna işaret eden Işık, "Biz bunu konjonktüre bağlıyoruz. Şimdi inşallah 1 Kasım'da ortaya çıkan istikrar tablosuyla beraber tüketici güvenindeki yükselmeyle beraber bu işsizlik rakamlarının önümüzdeki süreçte hızla aşağıya doğru ineceğini düşünüyoruz" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, asgari ücrete ilişkin değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine Işık, şunları söyledi:
"Şimdi bizim kültürümüzde, medeniyetimizde ekmeğini bölüşmek, dar gelirli insanlara daha fazla sahip çıkmak, insanlarımızın asgari bir geçim standardına erişmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gibi bir yükümlülüğü var. Bu noktada gerçekten Türkiye pek çok krizi başarıyla atlattıysa bu, kültürümüzdeki fakire, fukaraya, dar gelirli insana sahip çıkma sayesinde oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bu vurgusu da bizim medeniyet değerlerimizin aslında bir ifadesidir. Aynı zamanda ben asgari ücretteki külfetin işverenimizce ve hükümetimizce paylaşılmasına yönelik bir vurgu olarak da algıladım."
YSK tarafından bazı televizyonlara verilen cezalarla ilgili soruya Işık, "2015 Türkiye'sine yakışmayan cezalar olduğunu düşünüyorum. Belki bu vesileyle RTÜK'teki kanunların veya bu noktadaki düzenlemelerin bir daha gözden geçirilmesi gerek" yanıtını verdi.
RTÜK'e de çağrıda bulunan Işık, "Bu noktadaki cezaları verirken biraz hakkaniyet ilkelerine uymaları, hakkaniyeti elden bırakmamaları... Ama Meclis'imizin bu noktada yapması gereken bir düzenleme de varsa bunun 2015 Türkiye'sinde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Cezaların, hakkaniyetten uzak olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, TBMM'deki kayıt işleminin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bursa'da parti teşkilatı olarak yaptıkları çalışmaların karşılığını seçimde güçlü bir şekilde aldıklarını anlatan Müezzinoğlu, "Milletle beraber yürüyenleri milletimiz yalnız bırakmıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye genelindeki seçmenlere de teşekkür eden Müezzinoğlu, "Milli iradeye sahip çıktıkları için, demokrasiye sahip çıktıkları için, ister iktidar olsun, ister muhalefet olsun yüzde 85'in üzerinde bir katılımla demokrasiye sahip çıkan bu ülke insanına hizmet etmek bizim boynumuzun borcudur" diye konuştu.
Müezzinoğlu, milletvekillerinin yarın yemin edeceğini anımsatarak, milletin kendilerinden beklediği görevler arasında yeni anayasa, reformlar ve ekonomide istikrarlı ve güçlü büyüme olduğunu belirtti.
"G20 Zirvesi'nde Başbakanın geri planda kaldığı şeklinde yorumlar, eleştiriler, değerlendirmeler var. Nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna ise Müezzinoğlu, şu yanıtı verdi:
"Bu ülkede ne yazık ki başarıları kıskananlar var ve fitne, fesat oluşturmak isteyenler var. AK Parti bu anlamda bugünlere geldiyse asla fitneyle, fesatla uğraşmadığı için gelmiştir. AK Parti'nin bu ülke adına, bu millet adına hedefi ülkeyi 2023'te muasır medeniyet seviyesinin üzerine taşımaktır. Muasır medeniyet seviyesinin üzerindeki o hedef derdi olmayanların bu tür oyunlarına da AK Parti kurulduğu günden bugüne gelmedi. Bundan sonra da o oyunlara, o tuzaklara düşmez. AK Parti, isimlerle uğraşmaz. AK Parti olayları değerlendirir, hedeflere de yürür."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın işveren kesimine yönelik mesajları konusundaki değerlendirmesi sorulan Müezzinoğlu, "Dertler ve sıkıntılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklarsa paylaşıldıkça çoğalır. Biz ülkemizin ve milletimizin dertlerini ve sıkıntılarını paylaşarak azaltmaya talibiz. Bunu bugüne kadar 13 yıldır yaptık. Bundan sonra da paylaşarak azaltacağız ki bu milletin paylaşarak büyüteceği ve çoğaltacağı mutluluklar olsun" diye konuştu.
Müezzinoğlu, konuşmasının ardından, basın mensuplarına kestane şekeri ikram etti.
TBMM Şeref Holü'nde kayıt masalarında, 1 Kasım seçimleri sonrasındaki en yoğun gün yaşandı. 49 milletvekili, yarın yapılacak yemin öncesinde Meclis'e gelerek kayıt işlemlerini tamamladı.
Milletvekilleri kayda gelirken yörelerine özgü yiyecek, içecek ve takıları da getirmeyi ihmal etmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri ile birlikte, kuliste kurulan tezgahta dondurma, baklava ve fıstık ezmesi ikram etti.
AK Parti Burdur Milletvekilleri Reşat Petek ve Bayram Özçelik, iktidar kulisi önüne kurulan masalarda sahlep, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Nükhet Hotar incir ve keçi sütünden yapılan dondurmayı basın mensupları ve Meclis çalışanlarına dağıttı.
AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber ve İsmail Bilen ise Manisa'nın ünlü sultaniye üzümünü Meclis'e taşıdı.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu badem ezmesi, AK Parti Elazığ Milletvekili Metin Bulut Keban Baraj Gölü'nde üretilen alabalık, AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz Kavala kurabiyesi, CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun ise fındık dağıttı.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, üzerinde "Yastayız, 10 Ekim 2015, unutma" yazılı tişörtle gelerek kaydını yaptırdı.
AK Parti Mardin Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise kayıt işlemlerini eşi, çocukları ve 22. Dönem milletvekili olan babası Süleyman Bölünmez ile yaptı. Çankırı, Mardin'e özgü telkariden yapılmış Türk bayrağı rozetini Meclis çalışanları ve basın mensuplarına dağıttı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke de kayda eşi, çocukları ve babası İskender Sayek ile birlikte geldi.
Kayıt yaptırmayan 40 milletvekili ise işlemlerini yarın yemin törenine kadar yaptırabilecek.
