2018-04-25 - 14:00
TBMM BAŞKANVEKİLİ BAHÇEKAPILI ESTONYA'DA AB PARLAMENTO BAŞKANLARI KONFERANSINA KATILDI
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, 23-24 Nisan 2018 tarihlerinde Estonya'nın başkenti Tallin'de düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Parlamento Başkanları Konferansı'na katıldı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, 23-24 Nisan 2018 tarihlerinde Estonya'nın başkenti Tallin'de düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Parlamento Başkanları Konferansı'na katıldı.

TBMM Başkanvekili Bahçekapılı, konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliğinin halen stratejik öncelikleri arasında olduğunu söyledi.

Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine bağlı olduğu vurgusunu yapan Bahçekapılı, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye katılım sürecine bağlıdır. Ne yazık ki üyelik müzakerelerimiz suni ve siyasi blokajlara tabi tutulmaktadır. Türkiye Avrupa'nın bir parçasıdır. AB'nin tam anlamıyla küresel bir güç olabilmek için de Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Öte yandan AB'nin terörle mücadelemizde haksız eleştiri ve çifte standart değil destek ve işbirliği bekliyoruz. Zira bizim mücadelemiz AB'nin güvenliği için de hayati bir önem taşımaktadır. Diğer yandan AB'nin Şubat ayında yayınladığı Batı Balkan Strateji Belgesini genel itibari ile memnuniyetle karşıladığımızı belirmek isterim. Zira balkanların AB dahil Avrupa ve Avro Atlantik Kurumlarına entegre olmalarına biz başından beri desteklemekteyiz. Ancak AB'nin aday ülkeleri gruplara ayırmasını doğru görmemekteyiz. Her bir ülke kendi durumuna ve liyakat esasına göre değerlendirilmelidir. AB'nin diğer adaylara odaklanarak Türkiye'nin adaylık sürecini bir kenara itmesi haksızlıktır."

Bahçekapılı, Avrupa Güvenliği ve Savunma başlığını taşıyan oturumda yaptığı konuşmada Türkiye'nin güvenliği ve savunmasının Avrupa ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkati çekti.

Bahçekapılı, konuşmasına şöyle sürdürdü:

"Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma politikasına en baştan beri verdiğimiz destek bu anlayışımızın bir göstergesidir. Öte yandan her ne kadar bazı AB üyesi ülkeler görmezden gelmeye çalışsa da hem jeostratejik konumu hem de giderek gelişen savunma yetenekleri ile Türkiye Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bir gerçektir ve öyle kabul ediyoruz. Terörün her türüne karşı yürüttüğümüz çok yönlü mücadele mültecilerin Avrupa'ya yasadışı geçişlerine engellemekteki rolümüz ile devlet ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan çok sayıda sınama karşısında cephe konumumuz itibariyle ülkemizin Avrupa'nın güvenliği ve savunması bakımından önemli katkıları ortadadır."

Oturumlarda bazı konuşmacıların kullandığı 'İslami terör' ifadesi konusunda da uyarılarda bulunan Bahçekapılı, "Terör örgütlerin dini ve milleti olmamalıdır, olamazda. Bu bağlamda 'İslami terör' gibi bir etiketleme yapmanın getireceği risk ve marjinalleştirmenin teröristleri tecrit etmenin aksine onların çıkarlarına hizmet edeceğini düşünmekteyiz. Türkiye, çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak DAEŞ gibi terör örgütleri ile en fazla mücadele eden ülkedir. Türkiye, DAEŞ terör örgütünü İslami değerler ile asla bağdaştırmamaktadır. İslamin özünde insan vardır, barış vardır, kardeşlik ve hoşgörü vardır. DAEŞ ve El Kaide, asla ve asla İslami temsil edemez. DAEŞ ve El Kaide, terör örgütüdür. Her nasıl dini Hristiyan olan kişi yada kişiler bir terör eyleminde bulunduğunda onları Hristiyan terörist veya Hristiyan terör örgütü diye adlandırmıyor isek aynı hassasiyeti diğer dinler içinde göstermek gerektiğine inanmaktayız. " diye konuştu.

AB Parlamento Başkanları Konferansı'nın ardından değerlendirmelerde bulunan Bahçekapılı, AB'nin geleceğinin ele alındığı konferansta mülteci sorununun hiç gündeme getirilmemiş olduğuna değindi.

Bahçekapılı değerlendirmelerde şunları kaydetti:

" 'Mültecilere ne yapacağız konusunda değil de mültecilere karşı kendimiz nasıl koruruz' şeklinde yaklaşımları oldu. Bu her zaman tabii ki AB ülkesi üyelerinin yapmış olduğu ikircikli tavırdan farklı bir şey değildi. Bende konuşmamda bunu söyledim. Özellikle AB'nin hak, hukuk ve adalet gibi değerleri çok önemsediğini biliyoruz buradaki bazı konuşmacılarda aynı şeyi söyledi bende konuşmamda bu değerlerin bütün dünya ülkelerine bütün milletlerine karşı eşit mesafede görmeleri gerektiğini ve hatta dini inancı ne olursa olsun eşit mesafede bu değerler bütün dünya ülkelerine davranmaları gerektiğini söyledim."