2010-04-19 - 12:54
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP ve BDP tabanının anayasa değişikliğine çok sıcak baktığını ve destek vereceğini söyledi.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti Genel Başkanı
ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP ve BDP tabanının anayasa
değişikliğine çok sıcak baktığını ve destek vereceğini söyledi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada öne çıkan
başlıklar şöyle:

''Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan ile görüşmemde Ermenistan ile
ilişkilerin normalleştirilmesi ve protokollerin hayata geçirilmesi konusunda
Türkiye'nin samimiyetini dile getirdim, aynı samimiyeti Ermenistan'ın da
göstermesi gerektiğini dile getirdim. Masadan kaçan taraf olamayız. Kıbrıs'ta
çözüm, Ermenistan ile ilişkilerde normalleşme istiyoruz. Sayın Derviş Eroğlu'nu
kutluyor ve başarılı bir sürecin başlamasını diliyoruz. Her zaman Kıbrıs Türkünün
ve KKTC'nin yanında olduk. Her zaman çözüm sürecini destekledik, bundan sonra da
desteklemeye devam edeceğiz.

Toplantıları (sanatçılarla) 'gençlerin ölümünü nasıl önleriz' diye
yapıyoruz. Farklı önerileri not ettik. O toplantılardan aldığım izlenim şudur:
Türkiye bu meseleleri çözer ve çözecektir. Biz böyle gelmiş böyle gitsin
diyenlerden olmadık.

Mevcut anayasa kabul edildiğinden beri tartışma konusu. 28 yıl sonra en
kapsamlı değişimi yapmak için yola çıktık. Biz uzlaşmadan kaçmadık, kaçmayız.
Bunu anayasa değişiklik sürecinde de ortaya koyduk. Aynı tavrı muhalefetten
göremedik. Aka 'kara', karaya 'ak' diyen bir muhalefet var. Ana muhalefetin
hedefi uzlaşma değil şark kurnazlığı. Üç maddeyi 14 maddeye çıkardılar. Seçim
sonrasına kalsın dediler. Sabahtan akşama söylediği farklı olan başka siyasi
lider bulmak zordur.

Uzlaşmacıydınız da bugüne kadar nerelerdeydiniz. Değişim iradesini
gördünüz şimdi en az zararla nasıl çıkarız diye düşünüyorsunuz.

Oylamalarda muhalefet Mecliste bulunmayacakmış. Ne oldu parti içi
demokrasiniz? Bu, milletvekillerinin iradesine ipotek koymak değil de nedir? Bu
parlamentodan kaçmaktır. Bu, suyu bulandırma taktiğidir. CHP, MHP, BDP tabanının
anayasa değişikliğine çok sıcak baktığını ve destek vereceğini görüyorum.

Tarihi bir adım atıyoruz. Yüce meclis bir kez daha tarih yazmaya
hazırlanıyor. Hiç kimse mazeret, bahane aramasın.

İnanıyorum ki bu Meclis anayasayı değiştirecektir. Referanduma gerek
kalmaksızın anayasa değişecektir.

Bizi zorlu bir süreç bekliyor. Muhalefetin oyalama, germe girişimleri
olacaktır. Biz gerilimin tarafı olmayacağız. Sabırla süreci nihayete
erdireceğiz.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Hükümet olarak, her türlü provokasyona, her türlü kirli oyuna, her türlü
insanlık dışı terör eylemine karşı birlik ve bütünlük ile kardeşliği
koruyacaklarını belirterek, ''Terörle mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz''
dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Milli
Egemenlik Meşalesinin yakılmasıyla başlayan Milli Egemenlik Haftasını kutlayarak
başladı.

TBMM'nin kuruluşunun 90. yıldönümünü olduğunu hatırlatan Erdoğan,
''Türkiye'yi şanlı bir milli mücadeleyle zafere ve Cumhuriyete taşıyan TBMM, gazi
bir Meclis olarak 90 yıl boyunca millet iradesinin tecelligahı oldu. Yüce
Meclisimizin Türkiye'nin istiklalini, Cumhuriyetimizin kazanımlarını, demokratik
hakları sarsılmaz bir şekilde muhafaza ederek ve standartlarını çok daha ileri
seviyelere taşıyarak nice yıllara ulaşmasını diliyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Meclisin
kuruluşunda cesaretle mücadele verenleri, Mecliste görev yapan ve bugün hayatta
olmayan tüm üyeleri rahmetle andığını ifade ederek, dünyanın yegane çocuk bayramı
olan 23 Nisan'ın tüm dünya çocuklarına barış ve huzur getirmesini temenni etti.

Başbakan Erdoğan, geride bırakılan haftada terör saldırılarında şehit
olan Astsubay Üstçavuş Süleyman Gür, polis memurları Hüseyin Koç ve Malik Soykal
ile Yüzbaşı Levent Çetinkaya'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine
de başsağlığı diledi.

Bu hunhar saldırıları gerçekleştiren terör örgütünü sevindirmemek,
katillerin amacına uluşmasını engellemek için milleten bir kez daha sabır ve
sağduyu istediğini söyledi. Erdoğan, ''Öfkeyle, şiddetle, duygusallıkla ortaya
konulan tepkilerin bölücü terör örgütünün amacına hizmet edeceğini, milli birlik
ve bütünlüğümüze fayda getirmeyeceğini hatırlatmak isterim'' dedi.

Erdoğan, ''Hükümet olarak, her türlü provokasyona, her türlü kirli oyuna,
her türlü insanlık dışı terör eylemine karşı birlik ve bütünlüğümüzü,
kardeşliğimizi koruyacak, terörle mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz''
dedi.

Son haftalardaki çalışmaları hakkında bilgi veren Erdoğan, esnaf ve
sanatkarlarını yakından ilgilendiren eylem planını İstanbul'da açıkladıklarını
hatırlattı. Eylem planının tarihi nitelikte adımlar içerdiğini anlatan Erdoğan,
şunları söyledi:

''Türkiye, büyüme noktasında başarılı bir performans sergiliyor. Bu
başarının 2010 ve sonrasında daha bariz görüleceğini tahmin ediyoruz. Önemli bir
gösterge olarak İMKB'nin de tarihi rekorlara sahne olduğunu görüyoruz. Çarşamba
günü borsamız 59 bin 330 endeks seviyesine ulaşarak bütün zamanların rekorunu
kırdı.

İşsizlik oranının ocak ayında yüzde 14,5 olarak gerçekleştiğini öğrendik.
Her zamanki gibi felaket tellalları ortaya çıkarak, işsizlik rakamlarını
çarpıtmak için kollarını sıvadılar ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik gerçekten
artniyetli ve çirkin yorumlar yapıldı.

Ocak ayında mevsimsel olarak işsizlik oranları her zaman yüksek çıkar.
Hizmet sektörünün ön plana çıktığı mart, nisan aylarında artık bu düşmeye başlar.
Yaz aylarında da yıl içindeki en düşük seviyelerine geriler. İşsizlik oranlarını
sağlıklı bir şekilde değerlendirmek için bir önceki yılın aynı dönemiyle
kıyaslamak zorundasınız. 2009 Ocak ayında işsizlik nedir? Buna baktığımızda yüzde
15,5 olduğunu görüyoruz. 2010 Ocak ayında ise yüzde 14,5 olarak gerçekleşti. Yani
bir puan gibi çok ciddi bir düşüş kaydedildi. Yine bir yıl içinde 1 milyon 230
bin vatandaşımızın iş gücüne katıldığını görüyoruz. Bunlar son derece
sevindirici, işsizlik sorununun krizin etkisinden sıyrılmaya başladığına dair
umutlarımızı artırıcı gelişmeler.''

Erdoğan, Türkiye'nin artık sanayide ciddi mesafeler aldığını belirterek,
böyle olunca da emek yoğun istihdam anlayışından teknoloji yoğun istihdam
anlayışına geçildiğini anlattı.

Konuşmasında traktör kullanımının artışına değinen Erdoğan, biçerdöver
sayısındaki artışa dikkati çekti. Bütün bunların işsizlikte süreci zorlaştıran
etkenler olduğunu kaydeden, Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Biz bunu azaltmak için hizmet sektöründe ciddi bir performans var, onun
dışında yine işgücü alanlarını artırabilmek için yeni yeni adımlar atıyoruz. Şu
anda 657 sayılı kanuna tabi olan memurlar için emeklilik gibi bu noktadaki
kadrolarla ilgili yeni yeni kadro ihdasları ortaya çıkıyor. Arkadaşlarımız
çalışmalarını yapıyorlar. Belki bu sektörde ciddi olarak atacağımız adımlarla
üniversite, lise, ve meslek lisesi mezunları için de yeni kapılar açılacağına
inanıyorum.

Hükümet olarak, işsizlik noktasında son derece özverili bir çalışmanın
içindeyiz. Özellikle küresel krizle birlikte işveren üzerindeki istihdam yükünün
azaltılması, yeni istihdam alanlarının açılması için önemli düzenlemeler
yaptık.

Hükümetinin, kamunun bu özverili tavrı karşısında, aynı özveriyi aynı
gayreti biz özel sektörümüzden de gayet haklı olarak bekliyoruz. Ben bunu
ülkemizin en önemli sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerine çok açık söyledim;
'ortalama olarak bir kişi alacak olsanız bu bize 3-4 puan kazandırır' dedim. Bunu
istihza konusu yapan veya bunu sürekli bir istihdam alanı oluşturmadığını iddia
edenler, önce bu alanda üzerlerine düşenleri yapacak olurlarsa, o zaman bunun şu
milli sorun haline gelen istihdam konusunda bir katkısı olacağını
düşünmelidir.''

Antalya'da bir girişimcinin bin 200 kişi istihdam edeceğini söylediğini
aktaran Erdoğan, ''Ben diğerlerine siz de bu kadar alın demedim. 'Ortalama bir
kişi alın' dedim, bir kişi... Ama bunu bile hemen Hükümete saldırı aracı olarak
kullanmaya kalktılar. hep siz vereceksiniz. Hükümet verecek.... Bırakın maaşınızı
da biz ödeyelim o zaman'' diye konuştu.

Yapılanların ''şık olmadığını'' ifade eden Erdoğan, bunları 3-5 yıldır
ilgili arkadaşlarıyla hep konuştuğunu söyledi. Erdoğan, sözlerine şöyle devam
etti:

''En ufak bir daralmada çıkış yolunu, işçiyi kapı dışarı koymakta
buluyorlar. Böyle bir anlayış olmaz. Bu ülkede böyle bir milli sevda olmaz.
Daraldığın zaman hemen yükleneceksin, bolluk olduğu zaman, rahat olduğun zamanda
da bakacaksın, şimdi olsa da olur, olmasa da olur ve onu da kendi başarın olarak
göstereceksin. Türkiye, özel sektör odaklı bir büyüme yaklaşımı takip ediyor.
Artık eski dönemli bıraktık. Burada devletçiliği bir kenara bıraktık, özel sektör
odaklı yürütüyoruz. 7,5 yıldır özel sektöre, reel sektöre, finans sektörüne
elimizden gelen her türlü desteği sağlıyor, işverenlerimizin önündeki engelleri
bir bir kaldırıyoruz. Burada, bu asrı, bir dayanışma, paylaşım asrı olarak
görüyorsak ki öyledir, o zaman özel sektör de elinden gelen desteği vermek
durumundadır.

İşsizlik gibi devasa ve aciliyet arz eden bir konunun, sadece ve sadece
hükümetin, kamunun gayretleriyle çözülemeyeceği aşikardır. Biz özel sektör için
ön adım atıyoruz, özel sektörümüzün de bir adım atmasını beklemek hakkımızdır
diye düşünüyorum. benim açıklamalarımdan dolayı kimse kızmasın, darılmasın. Ben
yaşanan gerçekleri, yaşanan trajedileri dile getiriyorum. Marmara bölgesindeki
bir firma, sigorta pirimini ödediği iyi maaş verdiği elemanıyla bir ürün ortaya
koyuyor. Başka bir bölgemizde başka bir firma ise bakıyorsunuz, ayda 200 liraya
çalıştırdığı işçiyle aynı ürünü üretiyor ve piyasada bu ikisi rekabet ediyor.

Bu haksız kazançtır, milli servete göz dikmektir. Bunu kim yapıyor? şu
anda vergi gelirinin yüzde 85'inin hangi kaynaktan geldiği malum. Demek ki
kayıtdışı yüzde 45-50 ise bu geliri katlayacak demektir. Katladığı zaman ne
olacak? Katladığı zaman Türkiye, alt yapısında da üst yapısında da çok daha
farklı bir duruma gelecek. Bizim petrol kuyularımız yok, bizim kaynağımız burası.
Burada da kayıtdışı olursa; çarpma, çırpma burada olursa o zaman ne olur? Bu
dayanışmayı birlikte yapmak zorundayız. İş adamlarımızın büyük kısmının bu
hissiyatımızı paylaştığını çok iyi biliyorum ama bir de Türkiye'nin gerçekleri
var. Bizim artık bu manzaralardan elbirliğiyle kurtulmamız lazım.'' (12.54)

********** HABERİN TAMAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ ***********