2008-07-08 - 15:00
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarihi bir süreçten geçtiğini, bu süreçte toplumun durumu en iyi şekilde anlamasına yardımcı olmanın herkesin sorumlulukları içinde yer aldığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''(Ergenekon, Ergenekon) derken vatandaşın gelir
düzeyinin de ayrıca bir darbe yemesine kimse seyirci kalmamalıdır'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin tarihi bir süreçten geçtiğini, bu süreçte toplumun durumu en
iyi şekilde anlamasına yardımcı olmanın herkesin sorumlulukları içinde
yer aldığını söyledi.

Bu amaçla CHP olarak duruma ilişkin değerlendirmelerini yaptıklarını ve
kamuoyu ile paylaştıklarını anlatan Baykal, gelinen noktada, bu
değerlendirmelerinin doğruluğunun da ortaya çıktığını savundu. Baykal,
başta yargı olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin önemli bir sınavdan
geçtiğini belirterek, ülkenin içinde bulunduğu diğer sorunlar ve yaşanan
gelişmelerin de gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Baykal, ''Elbette yaşanmakta olan yargı süreci, İstanbul'daki yargılama
sürecinde yaşananlar, olağanüstü önemlidir. Kamuoyumuz bunu dikkatle
izlemeli ve anlayışını ortaya koymalıdır. Ama ülkenin çok önemli
sorunlarının gözden kaçırılmasına, çok önemli gelişmelerin unutulmasına
da seyirci kalamayız. O süreçle biz çok ilgiliyiz ama o süreç bir
kamuflaj vesilesi olmamalıdır'' diye konuştu.
Türkiye'nin ekonomik alanda büyük sıkıntı içinde olduğunu ileri süren
Baykal, ''Artık yeni bir döneme girildiği anlaşılıyor. Zam, bu dönemin
bir önemli aşamasıdır. Zamla başlayan bu kısır döngü Türkiye'de işlemeye
başlamıştır'' dedi. Mutfakta tüketilen mallar, elektrik ve doğalgaz gibi
bir çok üründeki fiyat artışlarına dikkati çeken Baykal, buna karşın
vatandaşın gelir artışı konusunda gerekli duyarlılığın gösterilmediğini
ileri sürdü.

-''VATANDAŞ ENFLASYONUN ALTINDA EZİLİYOR''-

Enflasyon artışı ile fiyat artışları arasındaki dengesizliğin,
Türkiye'yi yeni sıkıntıların beklediğini ortaya koyduğunu anlatan
Baykal, emekliler başta olmak üzere dar gelirlilerin refah artışından
pay almalarını öngören düzenlemelerin yapılmadığını savundu. Baykal,
şunları söyledi:
''Gelinen noktada artık Türkiye'de enflasyonun altında ezilen toplum
kesimleri ortaya çıkıyor. 'Vatandaşı enflasyona ezdirmeyeceğiz,
enflasyonla mücadele politikasını götüreceğiz, vatandaşın gelirini de o
ölçüde artırarak enflasyonun altında kimsenin ezilmesini izin
vermeyeceğiz' deniliyordu... Ama bugün çok açık, matematiksel bir gerçek
olarak ortaya çıkmıştır ki toplumda belli kesimler enflasyonun altında
resmi rakamlara göre de kalmaya başlamışlardır.''
Emeklilerin, memurların tüm dar kesimlilerin ekonomik açıdan sıkıntı
içinde olduğunu ve Hükümetin bu sıkıntıları giderecek önemleri hayata
geçirmediğini ileri süren Baykal, ''(Ergenekon, Ergenekon) derken
vatandaşın gelir düzeyinin de ayrıca bir darbe yemesine kimse seyirci
kalmamalıdır'' dedi.

-''TMO DEVREDEN ÇIKARILIYOR''-

Türk çiftçisinin en önemli üretim konusu olan hububatta Toprak
Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) hala bir alım fiyatı açıklamadığına dikkati
çeken Baykal, ''TMO devreden çıkmıştır. TMO bir alıcı olarak piyasayı
tanzim etmek, dengelemek üzere, çiftçinin mağduriyetini engellemek
amacıyla alım yapmaya başlamamıştır'' diye konuştu. Bunun ilk kez
yaşanan bir durum olduğunu ifade eden Baykal, TMO'nun piyasanın tamamen
dışına çıkarılması ile fiyatların tüccarın takdirine bırakılacağını
söyledi. Baykal, Hükümeti göreve çağırdığını belirterek, ''Çiftçiyi
mağdur etmeyin, çiftçiyi kendi kaderine terk etmeyin, çiftçi borca
batmıştır. Çiftçiyi gübre fiyatlarıyla, mazot fiyatlarıyla perişan
ettiniz bir de 40 yıllık TMO'yu devreden çıkararak perişan etmeyin.
Yazıktır, günahtır'' dedi. Hükümetin çiftçinin yaşadığı sıkıntılardan
haberdar olmadığını da iddia eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hükümet kendi derdinde çiftçi geçim derdinde, Hükümet kendi davasında
çiftçi geçim davasında. Böyle şey olmaz. Hükümet hükümetliğini
unutmamalıdır. Hükümetin işi kendi çıkarlarının peşinde koşmak değil,
milletin çıkarlarının peşinde koşmaktır. Hükümet milletin menfaatini
korumak için vardır, kendi menfaatini korumak için değil. Hükümetin
bütün ilgisi, bütün dikkati kendi sorunları etrafına yönelmiştir. Halkı
toplumu bir yana itme noktasına gelmiştir. Bundan çok büyük üzüntü
duyuyorum.''

-''CHP OLARAK FARKINDAYIZ, GÖRÜYORUZ...''


Baykal, İslam Kalkınma Örgütü'ne bağlı olarak bir İslam Gençlik
Kuruluşu'nun oluşturulduğunu hatırlatarak, bu kuruluşun yöneticilerine,
temsilcilerine Türkiye'de diplomatlara tanınan imtiyazların da ötesinde
haklar verildiğini öne sürdü. Bu kişilerin olağanüstü yetkilerle
donatıldığını, diplomatik muafiyetlerden yararlandıklarını ve denetimden
uzak tutulduklarını anlatan Baykal, ''Tam bir imtiyaz düzenlemesidir.
Fevkalade tehlikeli, sakıncalı Türkiye'yi rencide edecek bir
düzenlemedir. Ama yapılmıştır'' diye konuştu. Baykal, bu konudaki yasal
düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşımanın yollarını aradıklarını da
söyledi. Baykal, ''Burada önemli olan şudur; Türkiye'de dışardaki belli
bir çevreye ne ölçüde imtiyaz vermeye hazır bir iktidar bulunuyor'' dedi.

Bir başka yasal düzenleme ile de bazı iktidar yandaşı yardım
kuruluşlarına yüzde 100 vergi muafiyeti getirildiğini iddia eden Baykal,
''Bu tozlu, dumanlı ortamda böylesine yaşamsal, böylesine gelecekte ağır
sorunlar yaşatacak düzenlemeler sessizce geçiştirilmek istenmektedir.
CHP olarak bunları farkındayız, bunları görüyoruz ve milletimizin
dikkatini bunlara çekiyoruz'' diye konuştu.

Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti
hakkında Anayasa Mahkemesinde açılan kapatma davasının gündemden
düştüğünü, Ergenekon soruşturmasının birden bire Türkiye'nin ilgisini
çeken ana dava haline geldiğini belirtti.
Anayasa Mahkemesindeki davanın usulüne uygun, her türlü dedikodu ve
şaibeyi gereksiz kılacak şekilde götürüldüğünü anlatan Baykal, ama
İstanbul'daki Ergenekon soruşturmasının her gün gazete manşetlerinde yer
aldığını belirtti. ''İstanbul'daki davanın aslında büyük ölçüde siyasal
nitelik taşıyan, siyasi bir ihtiyaçla gündeme getirilen; zamanlamasıyla,
kapsamıyla, gelişmesiyle, siyasi yönlendirmenin olağanüstü etkili olduğu
bir dava niteliğinde götürüldüğü ortaya çıkmıştır'' diyen Baykal,
siyasal niteliğin soruşturmanın başlangıç dönemlerinden itibaren net bir
şekilde görüldüğünü savundu.
Baykal, Ergenekon soruşturmanın yürütülüş biçiminin de kamuoyunu çok
derinden etkilediğini, ilgi çektiğini; ancak 13 aydan beri kamuoyunu
tatmin edecek, gözaltına alınan insanların durumlarını anlamalarına
fırsat verecek iddianamenin ortaya konulamadığını ifade ederek, ''Bu,
çok ağır, vahim bir durumdur. İlk kez Türkiye'de yaşanmaktadır'' dedi.
Baykal, 12 Eylül döneminde çok sanıklı büyük yargılamalar olduğunu
anımsatarak, askeri darbenin 12 Eylül 1980'de yapıldığını, 16 Eylül
1980'de aranan sendikacılardan 950'sinin teslim olduğunu, 19 Aralık
1980'de DİSK davasının başladığını söyledi. Baykal, ''Askeri müdahaleden
sonra 950 sanık toplanıyor. 3 ay içinde iddianame ortaya konuluyor ve
yargılama başlıyor'' diye konuştu.

-''BİR GARABET VAR''-

Söz konusu dönemdeki MSP ve MHP davalarında yaşanan yargılama
süreçlerini de anımsatan Baykal, şunları söyledi:
''Şimdi normal, demokratik hukuk devleti süreci yaşıyoruz ama 13 ay
geçmiş, insanlar gözaltına alınmış, hala ortada iddianame yok. Dünyanın
hiçbir demokratik hukuk devletinde böyle bir tablo olamaz. Bu, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. AİHM kararlarına aykırıdır. Bizim,
hukukumuza, anayasamıza aykırıdır. Makul süre içinde açılması lazım. Bir
sürenin belirlenmemiş olması, size o süreyi sonsuza denk uzatma hakkı,
yetkisi vermez. Gereğini yapacaksınız. Niye yapmıyorsunuz, ceza vermek
için mi yapmıyorsunuz? Yoksa ne istediğinizi mi bilmiyorsunuz? Bir
garabet var. Sanıkları biliyorlar da suçu bilmiyorlar. Kimlerin sanık
olması gerektiği biliniyor ama onların suçlarının adı konulamamıştır.
Suçların adı konulamadığı için iddianame yazılamamış. Böyle bir
manzara... Bu, saygıdeğer bir hukuk tablosu olarak kabul edilebilir mi?
Böyle bir dava skandaldır. 13 ay boyunca insanları gözaltına alacaksınız
ama onları neyle suçladıklarını dahi inandırıcı bir biçimde
söylemeyeceksiniz. Sanıkların avukatları neyle suçlandıklarını
bilmiyorlar. Sanıkların avukatları, dosyanın içeriğine giremiyorlar,
dosyayı göremiyorlar. Böyle bir şey olur mu?''

-MERKEZİ SERVİS İDDİASI-

''Soruşmanın gizli olması gereken ilk aşamalarında, yandaş yayın
organlarına yapılan merkezi servis sonucu bir yıpratma kampanyası,
siyasi mahkum etme çabası'' olduğunu ileri süren Baykal, emniyet ve
savcılıkta alınan ifadelerin,gizli olan ilk soruşturma bilgilerinin
nasıl gazete manşetlerinde yer aldığını sordu.
Bir süre önce yargı sistemine, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)
uygulaması getirildiğini, UYAP'la yargı sürecinin bütün aşamalarının
bilgisayar ortamına aktarıldığını anlatan Baykal, bu verilerin, Adalet
Bakanlığının Bilgisayar İşlem Merkezi tarafından merkezi olarak kontrol
edildiğini söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
''Şimdi, bu böyle midir, değil midir? Ben bunu, Başbakan'a ve Adalet
Bakanı'na soruyorum: Bugün Adalet Bakanlığımıza, İstanbul'da
yürütülmekte olan davanın gizli olan ilk soruşturma aşamasına yönelik
bilgilerin, belgelerin, dosyanın UYAP çerçevesi içinde Adalet Bakanlığı
Bilgisayar İşlem Merkezi tarafından izlenmesi, değerlendirilmesi imkanı
var mıdır, yok mudur? Eğer böyle bir düzenleme yapılmışsa, ilk
tahkikatın gizliliği ilkesinin Adalet Bakanlığı açısından geçerli
olmadığı kabul edilmiş olacaktır. Eğer böyle bir uygulama varsa ilk
tahkikatın gizliliği mutlak olmaktan çıkmakta, Adalet Bakanlığı
bürokrasisi ve siyasi kadrolar açısından 'yürütülmekte olan
soruşturmanın gizliliği ihtiyacı yoktur' diye bir kabulle yola çıkılmış
olmaktadır. Böyle midir, değil midir? Bu bizim adalet sistemimizde
muazzam bir gediğin açılması demektir.''

-''NEREDEN KAYNAKLANIYOR OLABİLİR?''

Baykal, yürütülmekte olan soruşturmaların siyasal nitelik taşıdığını
ileri sürerek, ''Adalet Bakanlığının yürütülmekte olan davanın bütün
ayrıntılarını, belgelerini, ifadelerini aynı anda, dosyaya girer girmez
izleme şansına sahip kılınması, Türk adalet sisteminin çok ciddi darbe
alması anlamına gelmez mi?'' diye sordu. Bunun çok önemli bir tablo
olduğunu ifade eden Baykal, eğer bilgisayar işlemleri sonucu
yürütülmekte olan davaların bütün aşamaları merkezi kontrolle
izlenebiliyorsa, soruşturmanın bazı yönleriyle ilgili basına yansıtılan
haberlerin nereden kaynaklanıyor olabileceğiyle ilgili arayışa bu
tespitinin önemli katkı yapacağını söyledi.

Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, ''Ergenekon''
soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bu soruşturmanın, dar bir hukuk kadrosunun, kendi görev ve sorumluluk
alanı içinde yürüttüğü dava olmaktan çıktığını ifade eden Baykal,
davanın içinde, Başbakan, bakanlar, AK Parti yandaşı gazetelerin
bulunduğunu iddia etti.
Baykal, mahkeme salonuna siyaset girdiğini, siyasetin girdiği anda da
adaletin çıktığını söyledi.
Soruşturma kapsamında örgütün finansörü olduğu gerekçesiyle tutuklanan
Kuddusi Okkır'ın cezaevinden çıktıktan 3 gün sonra yaşamını yitirdiğini
anımsatan Baykal, bunun hukukla ve insanlıkla bağdaştırılamayacağını
söyledi. Baykal, ''Neyin finansörü bu kişi? Cenazesi Edirne
Belediyesinin katkısıyla İstanbul'a getirildi. O finansörse, sizin
Ergenekon da onun finanse ettiği bir Ergenekon'' dedi.

-''SANIK VAR, CEPHANE YOK''-

Ergenekon'un çıkış noktası olan, Ümraniye'de bir gecekonduda 12 Temmuzda
ele geçirilen bombaların, 13 Temmuzda imha edildiğini hatırlatan Baykal,
''Acaba görsek, incelesek, 'göremezsiniz, biz gördük, inceledik...'
Ortada yığınla sanık, laf, kitap, tanık, proje var, ortada cephane,
silah, mermi yok. Ortada subay var, emekli ama asker yok, tank, top yok.
Ortada proje, CD'ler var... Ciddi olalım'' diye konuştu.
Baykal, davanın, ciddi şekilde yıprandığını, yaşanan olayların, davanın
etkinliğine darbe vurduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu konu netleşmedi: Bu örgüt darbeyi geçmişte yapmak üzere kurdu da
şimdi mi ortaya çıktı, onun hesabını mı soruyoruz? Yoksa, şimdi darbe
yapacaklar da o darbeyi engelleyip, bunun hesabını mı soruyoruz?
Geçmişte bir darbe hazırlığıyla ilgili bir soruşturmaysa, ona göre
ifadelerinin alınması, sorgulanması gerekenler var. Eski Deniz
Kuvvetleri Komutanı, günlüklerin kendine ait olmadığını söyledi. Böyle
olup olmadığını tahkik etmiyorlar.
7 Temmuzda Gaziantep'ten başlamak üzere, bir büyük ayaklanma hareketini
ortaya koymak üzere oluşmuş bir organizasyonsa ona göre bakalım. Bu
ihtilali, kim, kimlerle yapacak, hedefi ne? Emekli askerler, emekli
astsubaylar ele ele vermişler... Oradaki Genelkurmay Başkanı, kuvvet
komutanları, ordu komutanları, koca Türk Silahlı Kuvvetleri, onlara
rağmen mi ihtilal yapacaklar? Buna inanmamızı mı istiyorlar? Bunun
inandırıcılığı, ciddiyeti olur mu? Buralardan tutturma imkanı yoktur.
İddianame, her hafta ertelenmektedir. 2 bin 500 sayfa iddianame... Sen
bırak 2 bin 500 sayfayı, bana 5 sayfa söyle. Kim ne yaptı, nasıl, niçin
yaptı, onun hesabını hep beraber soralım.''

-''HUKUKUN SINAVI''-

CHP Genel Başkanı Baykal, Türkiye'nin, bu güç dönemin altından,
demokrasi ve laikliğini güçlendirerek çıkacağını dile getirerek, bu
tertiplerin işlemeyeceğini, hukuk ve anayasal sistemin, bu olayları
etkisiz kılmanın gücüyle ortaya çıkacağını söyledi.
Böyle olay ve tertiplerin her zaman yaşanabileceğini ifade eden Baykal,
Türk adaletindeki gerçek savcı ve yargıçların, dürüst, deneyimli hukuk
sisteminin ayağa kalkmasını beklediklerini belirtti.
Baykal, hukukun gücüne, kadrolarına, yargıçlarına, savcılarına,
geleneğine inandıklarını vurgulayarak, laiklik ve demokrasinin
güçlenmesi için hukukun büyük bir sınav vermesi gerektiğini söyledi.
Baykal, hukukun, bu sınavı vermesi halinde, demokrasi ve laikliğin
güçlenerek çıkacağını ifade etti.
Türkiye'de bu olayları yaşaya yaşaya istikrarı yakalayacaklarını dile
getiren Baykal, istikrarın toplumun içinde değil, ülkeyi yöneten
kadroların arasında bozulduğunu öne sürdü.
Halkın sorunlarını çözmek için oy alıp, sonra kendi sorunlarını çözmek
için devlet, hukuk ve anayasa ile kavga edilmesinin yanlış olduğunu
vurgulayan Baykal, ''Bunun iyi olmadığını, yaşayarak göstermeliyiz. 4
defa yaşadık, hala o ders alınamadı. İnşallah, bundan sonra alınır, bir
daha bu yollara girmemek gerektiğini görürüz'' dedi.

-''AKİL ADAM OLMAYANLARI NİYE GETİRDİNİZ?''-

Baykal, vatandaşın, anayasa problemi bulunmadığını belirterek, 12 Eylül
anayasasının büyük bir bölümünün değiştiğini anımsattı. Ancak,
anayasanın tümünün değiştirilmek istendiğini ifade eden Baykal,
Almanya'da anayasayı işgal kuvvetlerinin, Japonya'da ise ABD'li General
Mc Arthur'un hazırladığını, bu ülkelerde anayasayla ilgili bir sorun
bulunmadığını söyledi.
Türkiye'nin anayasasını, Milli Mücadele ve Ulusal Kurtuluş Savaşının
koşulları içinde, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmak için
yaptıklarını anlatan Baykal, ''Ülkeyi yönetmeye kalkanlar, onlara
dışardan yön verenler, ülkeyi karıştırmak isteyenler, ikide bir
karşımıza bu sorunları getiriyorlar. Buna alet olmayalım'' dedi.
Baykal, ''Türkiye sıkıntıda, akil adamlar kadrosu kuralım'' önerilerine
işaret ederek, ''Demokraside seçim noktasına gelenler, akil
insanlardır. Ülkeyi yönetmek için işbaşına gelmiş olanlar akil adamlar
değil mi? Niye akil adam olmayanları oraya getirdiniz, şimdi de akil
adam arıyorsunuz? Demokrasilerde, akil adam, başka yerde aranmaz, olduğu
yerdedir. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu üyeleri akil
adamlardır. 'Yok, bizde ihtiyaç var...' Sorun o'' diye konuştu.

-''ÖNCE KENDİ ELİ TEMİZ OLACAK''-

Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti grubunda yaptığı
''İtalya'da Temiz Eller operasyonu yapıldığı zaman 'bizde bu ne zaman
yapılacak?' diye hayran hayran bakanlar, ülkemizde bu adımlar atıldığı
zaman niçin rahatsız oluyorlar?'' açıklamasını da eleştirdi.
''Temiz Eller operasyonunu yapmak için düğmeye basacak olanın, önce
kendi eli temiz olacak'' diyen Baykal, ''Temiz ellermiş... İtalya'daki
temiz ellerle, senin buradaki operasyonun arasında ne paralellik var?
Sen Mustafa Balbay'ı, gazetecileri, askerleri, temiz Türkiye'yi
engellediği için mi gözaltına aldın?'' dedi.
Baykal, ''Milletvekili dokunulmazlığı konusunu aşmadan, büyük söz
söyleme hakkına sahip değilsin, susacaksın. Bu konu çözülmeden,
Türkiye'de siyasi tartışmaları, bir zemine oturtma imkanı yoktur'' diye
konuştu.

-''BÜTÜN İHTİMALLERE HAZIRIZ''-

Türkiye'yi, sıkıntılı dönemden güçlendirerek çıkarmada, CHP'nin kendini
sorumlu hissettiğini dile getiren Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
''Bütün ihtimallere karşı, kendimizi hazır hissediyoruz. Anayasa
Mahkemesi ne karar alırsa alsın, İstanbul'daki dava nasıl giderse
gitsin, bundan Türkiye'yi güçlendirerek çıkarmak, hepimizin boynunun
borcudur. Bunun gerçekleştirilmesi için hiçbir engelli kabul etmiyorum.
Biz, üzerimize düşeni yapacağız. Anayasa Mahkemesi hangi kararı alırsa
alsın, inanıyorum, Türkiye'de yaşadığımız olayları, bir daha yaşamamızı
gerekli kılmayacak, yaşanan olaylardan herkesin ders almasının
sağlanacağı yeni ve taze bir başlangıcı hep beraber yapacağız. Herkes,
kendini buna, böyle bir tabloya hazırlasın. Biz hazırlıyoruz, bizim
dışımızdaki siyasi kadrolar da kendilerine yeni bir Türkiye
hazırlasın.Türkiye'yi, bu kadro çıkmaza soktu. Türkiye'nin siyasi
temellerini sahiplenerek, yeni bir Türkiye kadrosunu hep beraber inşa
edeceğiz.''