2012-12-15 - 11:35
TBMM Genel Kurulu'nda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, AB Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2013 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 9. turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2013 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Bütçeler üzerinde ilk sözü, AK Parti Grubu aldı. 10. turda da Avrupa Birliği Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bütçeleri görüşülecek.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara'nın konuşması sırasında kendisine laf atan CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'a, ''Niçin laf atıyorsunuz? Koca milletvekili olmuşsunuz, car car konuşuyorsun" sözleri tartışmalara neden oldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, 9. turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2013 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti Grubu söz adına söz alan Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, son 10 yılda Türkiye'nin ekonomi alanında da dünyanın takdirini kazanan bir performans sergilediğini söyledi.
Aygün, Türkiye'nin sağlam mali yapısı ve bankacılık sistemiyle dünyadaki krize en iyi direnç gösteren ülkelerin başında geldiği vurgulayarak, ülkenin bugün geleceğe güvenle bakan bir ekonomiye sahip olduğunu kaydetti.
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Türkiye'nin kalkınmasında KOBİ'lerin çok önemli yer tuttuğunu söyledi.
''KOBİ'ler lokomotif görevi görmektedir'' diyen Özdemir, KOBİ'lerin toplam istihdamın yüzde 78'ini karşıladığını belirtti. Özdemir, KOBİ'lerin desteklenmesinin ülke ekonomisi açısından hayati önem arz ettiğini ifade etti.
AK Parti Bursa Milletvekili Önder Matlı, ''Türkiye, AK Parti iktidarından önce standart dışı kalmış bir ülkeydi. Ancak son 10 yılda dünya ve batı standartlarına ulaştı ve her geçen gün de standartlarını artıran ülkedir'' dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, TÜBİTAK'ın 2005'ten sonra önemli bir atılım yaptığını söyledi.
Selvi, 2005'ten sonra bütçesinin artırılmasıyla yüksek lisans ve doktora öğrencilerine verilen bursun da yükseltildiğini belirten Selvi, ''2005'ten önce özel sektöre gidiyorlardı ancak 2005'ten sonra artan maaşlar ve burslarla, dışarıya giden arkadaşlar kuruma dönmeye başladılar'' diye konuştu.
AK Parti'li İncekara, konuşması sırasında kendisine laf atan CHP'li Yılmaz ile tartıştı.
İncekara, Yılmaz'a, ''Hanımefendi niçin laf atıyorsunuz oradan? Sayın Başkan, niçin müdahale etmiyorsunuz siz de oradan? Nedir derdin? Her çıkan arkadaşın sözünü bölüyorsun, laf atıyorsunuz. Nedir bu? Varsa bir sözünüz gelirsiniz, mekanı burası. Koca milletvekili olmuşsunuz, siz buraları üniversite anfileri ile karıştırıyorsunuz, Dün üniversiteleri karıştırıyordunuz, şimdi Meclis'i karıştırıyorsunuz'' dedi.
Halide İncekara, kendisine laf atmaya devam eden Yılmaz'a, ''Niye sataşıyorsun oradan? Hala laf atıyorsun, çok ayıp bir şey. Grup başkanvekilin var, car car car car konuşuyorsun'' karşılığını verdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ise Türkiye'nin dünya barışının muhafazasında önemli bir aktör ülke olduğunu söyledi.
''2023 vizyonu doğrultusunda, milli savunma hedefimiz, savunma sanayisi gelişmiş ilk 20 ülke arasına girmektir'' diyen Ünal, hafif ve orta sınıf helikopterlerin Türkiye'de üretilmesine ilişkin kapsamlı çalışmanın devam ettiğini kaydetti. Ünal, ''Helikopter üretimine yakında başlanacak. Hem kendi hem de diğer ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayabileceğiz'' dedi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın Uludere olayıyla ilgili ''Yürekli, şerefli bir asker arıyorum orduda. Roboski katliamının emrini hangi siyasi verdi?'' sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda tepkiye neden oldu.
BDP milletvekilleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı'nın bütçeleri üzerinde söz aldı.
Kaplan, ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yüzde 60'ının, Silivri'de terörist olarak yargılandığını'' ifade ederek, ''TSK, siz ne yaptınız; köy yakıyordunuz, faili meçhul cinayet işlediniz, darbe yapıyordunuz, parti kapatıyordunuz, darbeden sonra üniformalarınızla Meclis'te oturdunuz size bir şey diyen oldu- Başka işiniz mi yok Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3 K; 5 K'ya karşı kasım kasım kasılan Kasımpaşa kabadayısı bir başkanın hükümetini devirmeye kalkıyor. Ne haddinize sizin?'' diye konuştu.
Kaplan, ''Bu ordu milletin mi NATO'nun mu; ABD'nin mi Türkiye'nin mi ordusu-'' diye sorarak, Fırat'ın doğusunda, AİHM'deki yargılamalar dışında ordu mensuplarının, tek bir suçtan yargılanmadığını, batısında ise Hükümet'e dokundukları için yandıklarını, yarısının içeride olduğunu savundu. Kaplan, ''Sayın Bakan'ın arkasında oturan rütbelilerin, üniformalıların yarın ne olacağı belli değil, hayatı garanti değil'' görüşünü savundu.
Kaplan'ın, ''Yürekli, şerefli bir asker arıyorum orduda. Roboski katliamının emrini hangi siyasi verdi-'' sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda, tepkiye neden oldu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, ''Siz molotof atıp halk otobüsünde yanan insanları, kepengini kapatmadığı için marketi yakılanları, terörü ve teröristi hiçbir şekilde kınamayıp, onun şerefini ve haysiyetini sorgulamayıp, şerefli ve haysiyetli Türk ordusuna laf atma cesaretine, kürsü dokunulmazlığıyla sahipseniz, bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyüklüğünü, demokrasinin yüceliğini gösterir'' diye konuştu.
Ünal, Kaplan'ın konuşmasını, ''hoş olmayan bir konuşma'' olarak nitelendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Kaplan'ın konuşmasının yüzde 95'ine katıldığını ancak ''Şerefli asker arıyorum'' sözünün maksadı aştığını söyledi.
Bu Meclisi, şerefli Türk askerlerinin kurduğunu kaydeden İnce, ''Ordu, 12 Mart, 12 Eylül'de bize işkence yaptı, tırnaklarımızı söktü, CHP'yi kapattı, mallarımıza el koydu ama bugün kin güdemeyiz. Devletlerin yaşamında kin olmaz 'Oh olsun Başbuğ'a demek' olmaz, intikamla devlet yönetilmez. Silivri'deydim, orada insanlığınızdan utanırsınız. Ordu bizim ordumuzdur. o orduda şerefli Türk askerleri, generalleri vardır. Anlamını aşan cümle oldu'' görüşünü dile getirdi.
MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak da ''Roboski''de hatalı bir operasyon, emir, yanlış uygulama olabileceğini ifade ederek, bunun bir ekip, belli sayıdaki mensubun operasyonu olduğunu kaydetti.
Uzunırmak, ''şerefli bir asker arıyorum'' diyerek orduyu, bütün kurumu töhmet altına almanın yakışmadığını belirterek, ''Sorumlu kimse onlar sorgulanabilir, itham edebilir ama oradan hareketle bütün kurumu itham etmek, töhmet altına bırakıp, 'şerefli subay arıyorum' demek, yakışmayan bir mülahazadır'' dedi.
Yeniden söz alan Hasip Kaplan, kastını aşan bir konuşma yapmadığını ifade etti. Uludere olayıyla ilgili bir yıldır soruşturmanın engellendiğini öne süren Kaplan, ''Bu aydınlığa kavuşturulmamışsa, elbette ki orduda şerefli, bu olayı itiraf edecek bir insanı aramamdan daha normal ne olabilir- Bu ordudan çıkacak dedim. Ordudaki insanları onure etmektir. Türkiye halkı o kadar şerefli ki mecburi vatan görevine koşarak gider, paralı askerliğe itibar etmedi'' diye konuştu.
BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu da Sayıştay'ın, ordunun tüm harcamalarını denetim altına alması, şeffaf ve halka hesap verebilmesi gerektiğini söyledi. Zenderlioğlu, ordunun, adeta kapalı kutu olduğunu, giderlerinin kimin cebinden çıktığının bilinmediğini ileri sürdü.
MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Patroit füzelerinin Türkiye'ye yerleştirme amacının, ABD'nin ileride yapmayı planladığı İran operasyonu sırasında İran'ın saldırılarına kaşı İsrail'in güvenliğini sağlamak olduğunu iddia etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 9. turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2013 yılı bütçeleri üzerinde MHP Grubu konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, yerli otomobil konusuna değindi. Türkiye'de otomotiv firmalarının sermayesinin yabancıların elinde olduğunu iddia eden Adan, ''otomobilde yerli sanayinin katkısı azalırken bakanlık hangi önlemleri almıştır?'' diye sordu.
''Yerli otomobil sanayi hayalinin peşinde koşacağınıza yerli girdileri artırmak için çabalayın'' diyen Adan, ülkedeki 5 otomobil markasının yerlileşme oranlarının ne olduğunu sordu. Adan, Türkiye'nin Güney Kore ile imzaladığı ticaret anlaşmasını eleştirerek, ''Siz Güney Kore'ye ne satıyorsunuz da sıfır gümrükle anlaşma imzalıyorsunuz?'' dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, protestolu senet sayısının geçen yıla göre artarak 771 bine yükseldiğini söyledi.
Türkoğlu, iktidarın, milletvekillerinin denetim çerçevesinde verdiği sözlü ve yazılı sorulara ya cevap vermediğini, ya doğru cevap vermediğini ya da lakayıt cevaplar verdiğini savundu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Türkiye'nin bilim ve teknoloji alanında uluslararası yarışma gücü açısından 5 sıra gerilediğini savundu.
MHP'li Aydın, AK Parti'nin uyguladığı kararsız politikalar sayesinde 67 bin olan uzman erbaş sayısının 46 bine gerilediğini belirtti.
''Sözleşmeli er ve erbaş konusunda fiyasko yaşandı'' diyen Aydın, şu anda sözleşmeli er ve erbaş sayısı bin 210 olmasına rağmen Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın ısrarla ordunun profesyonelleşeceğini söylediğini bildirdi.
Aydın, milli savunma politikasının deneme yanılma yoluyla belirlenemeyeceğini ifade ederek, terörle mücadelede profesyonel personele ağırlık verilmesini gerektiğini vurguladı. Askerlerin özlük haklarının iyileştirilmesinin önemine işaret eden Aydın, Hükümet'in uzman erbaşlar için fazla bir iyileştirme yapmadığını ileri sürdü.
''Hükümet bedelli askerlikte çuvalladı'' diyen Aydın, yaşın ve miktarın fazla olmasının, bir gün dahi askerlik yapılmamasının toplumda önemli bir rahatsızlık yarattığını kaydetti. Aydın, şöyle konuştu:
''400 bin kişi beklenirken sayı 69 bin 73'te kalmıştır. Beklenen 5 milyar liralık gelirin yanına bile yaklaşılamamıştır. Son olarak iktidar sezon sonu kampanyası yaptı. Madem bedelli uygulamasında yeni bir fırsat veriyorsunuz o halde gelin başta uzman erbaşlar olmak üzere, askeri personel ve polislerin özlük haklarını iyileştirelim. Toplumdan beklediğimiz birlik ve beraberliği burada yapalım.''
MHP'li Aydın, Patriot füzelerinin Türkiye'ye yerleştirilme amacının belli olduğunu savunarak, ''Malatya Kürecik'teki radar üssünü korumak ve ülkemize yapılacak saldırıyı bertaraf etmek, ABD'nin ileride yapmayı planladığı muhtemel İran operasyonu sırasında İran'ın saldırılarına karşı İsrail'in güvenliğini sağlamak. Küresel güçlerin hesabı belli, her şeyi kendilerine göre ayarlıyorlar, ancak AK Parti'nin bu planlardan her şey olup bittikten sonra haberi oluyor'' diye konuştu.
Füzelerin tetiğinin NATO'da olacağını ifade eden Aydın, ''Tetiği bizde olmayan füzeyle topraklarımızı nasıl koruyacağız?'' diye sordu.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, TBMM Genel Kurulu'nda, bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, son 10 yılda ekonomiden sosyal politikalara, sanayileşmeden dış politikaya kadar bir çok alanda ilerleme, değişimden geçtiğini söyledi.
Ergün, Türkiye'nin, 10 yıl içinde çok şeyler başardığını ifade ederek, ''Evet ama yetmez. Bugünün sloganı bu olmalı'' dedi.
Daha yüksek standartlara ulaşan Türkiye'nin, gücünü ve potansiyelini yeniden fark ettiğini belirten Ergün, kişi başına milli gelirin 11 bin dolar, yıllık ihracatın 150 milyar dolar seviyesine çıktığını vurguladı.
Türkiye'nin Avrupa pazarlarındaki sıkıntıya rağmen bir yandan ılımlı bir şekilde büyümeye, aynı zamanda cari açık gibi kronik sorunlarla mücadeleye devam ettiğini kaydeden Ergün, ''Bugün Türkiye, ekonomideki tüm kırılganlıklarını güçlendiren, risklere karşı daha dayanıklı hale getiren ülkedir. Siyasi ve ekonomik anlamda, istikrar ve güveninin sağlanması başlı başına önemli, değerli bir varlıktır. Önemini ve değerini iyi bilmemiz lazım. Bugün Türkiye'de yarın darbe olur mu, muhtıra verilir mi, postmodern darbe girişimlerinde bulunur mu, siyaset yoluyla tasfiye edilmeyen iktidar, parti kapatma yoluyla tasfiye edilir mi gibi endişe ve tehditler kalmadı. Döviz fırlar mı, faiz patlar mı, bütçe açıkları ne olur kaygıları işadamlarının kafasından silindi'' diye konuştu.
Bugün kamu maliyesinin son derece disiplinli, bankacılık sisteminin çok daha güçlü, Merkez Bankası rezervlerinin rekor seviyesine çıktığını, kamu borç yükünün azaldığını, borçlar içinde yabancı paranın ağırlığının azalarak Türk Lirası'nın öne çıktığını anlatan Ergün, ekonomik dayanıklılığı sağlamaya yönelik bu adımlarla, Türkiye'nin iç ve dış ekonomik operasyonlara karşı daha güvenli bir ülke olduğunu söyledi.
Ergün, Türkiye'nin, ekonomi politikalarını oluştururken uluslararası kurumlara bağlı olmaktan çıktığını, özgür, bağımsız bir ekonomik politika oluşturan ülke noktasına geldiğini dile getirdi.
Türkiye gibi düşük gelir seviyesinden yükseliş dönemine geçen ekonomilerde orta gelir tuzağının dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Ergun, ''10 yılda bir çok alanda, düşük seviyelerden orta seviyelere doğru geçiş yaşadık. 2023 hedefleri çerçevesinde yüksek seviyelere geçişi hızlandırmak amacındayız. Yaptıklarımızla yetinmek yerine, yapacaklarımıza, 2023 hedeflerine odaklanmamız gerekir. Türkiye 10 yıl içinde çok şeyler başardı, evet ama yetmez. Bugünün sloganı bu olmalı. Bu anlayışla, 2023 hedefleri doğrultusunda hareket ediyoruz. İşdünyası, medya, sivil toplum kuruluşları ve muhalefetin 2023 hedeflerine sahip çıkmasını, bunun, toplumsal hedeflere dönüşmesini önemsiyoruz'' diye konuştu.
Ergün, ileri demokrasi ve yüksek teknoloji hedefini aynı cümle içinde, birbirinden ayırmadan söylediklerini ifade etti.
İleri teknoloji konusunda atmaları gereken çok adım olduğunu vurgulayan Ergün, yüzde 4-5'lerde olan ileri teknoloji ürünlerinin, sanayi ve üretim içindeki payını yüzde 20-25'lere çıkarmaları gerektiğini bildirdi.
Ergün, demokrasi, gelir düzeyi ve teknolojide, standartları yükselten bir Türkiye hedefi çerçevesinde çalıştıklarını anlattı.
Türkiye'nin, sanayiye ve buna paralel olarak yüksek teknolojiye dayanan bir ekonomiye sahip olması gerektiğini belirten Ergün, oturttukları zeminin doğru olduğunu söyledi.
Yoğun diplomasi faaliyetleri sonucunda daha fazla ülkeye, pazara, daha fazla ürün ihraç etmeye başardıklarını dile getiren Ergün, ''Türkiye, artık çok daha nitelikli ürünler ihraç ediyor. 2002'de ihracat içinde düşük ve orta seviyeli ürünlerin payı yüzde 47'ydi. 10 yılda düşük teknoloji ürünlerin oranı yüzde 26'ya gerilerken, orta teknoloji ürünler yüzde 70'ler seviyesine çıktı'' dedi.
Ergün, ihraç ettikleri ürünlerde nicelikten ziyade niteliğe önem vermeleri, kaliteli ürünleri, yüksek fiyatlı ürünleri ihraç eden bir sanayi yapısına dönüşmeleri gerektiğini kaydetti.
Özellike çevre, uzay, enerji, bilişim ve havacılık gibi kritik gördükleri sektör ve teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltacak proje odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Ergün, artık Türkiye'nin, haritalarını kendi uydularından çıkardığını anlattı.
Ergün, çarşamba günü ilk milli yüksek çözünürlüklü uydu olan Göktürk-2'yi uzaya fırlatacaklarını hatırlatarak, gelecek 10 yıl içinde uydu fırlatma teknolojilerini de Türkiye'de gerçekleştirip, fırlatma rampasına sahip olma çalışmalarına başladıklarını bildirdi.
FATİH projesinin sadece bir eğitim hamlesi olmadığını belirten Ergün, ''Bu Türkiye'de yazılım, bilişim sektörünü geliştirecek çok kritik bir adımdır. Bunu, yazılım, bilişim sektörünü, bilgisayar teknolojilerini sıçrama yaptıracak bir proje olarak görmek lazım'' dedi.
Bakan Ergün, üniversitelerin, sanayinin rekabetini artırmada da artık başrol oynayacağını sözlerini ekledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlıklarının TBMM Genel Kurulu'ndaki 2013 yılı bütçeleri üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Biz NATO'ya radar verince, bu NATO'yu küçültmüyor da NATO'dan bir Patriot alınca Türkiye niçin küçülsün-'' diye sordu.
Milli Savunma Bakanı Yılmaz, ''Türkiye, NATO toprağı'' söylemlerine işaret ederek, Türkiye'nin 1949'da kurulan NATO'ya 1952'de üye olduğunu hatırlattı. Yılmaz, Türkiye'nin, 60 yıldır ittifakın köklü bir üyesi olarak sorumluluklarını eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ittifaka katkıda bulunarak, karşılığında da ittifakın Kuzey Atlantik Anlaşması kapsamında korunmasından yararlanıldığını söyledi.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenlik yetkisini kullanma hakkının sadece Türkiye Cumhuriyeti hükümetine ait olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye, NATO toprağıdır cümlesiyle kast edilen husus, NATO'nun, Türkiye'nin topraklarını da korumaktan sorumlu olduğudur. İttifak kuralları gereğince, ittifak üyesi ülkeye yapılan saldırı, bütün ittifak ülkelerine yapılan saldırı gibi değerlendirilir. NATO'dan destek istemek, Türkiye'yi küçültür mü- Biz NATO'ya radar verince NATO'yu küçültmüyor da NATO'dan bir Patriot alınca Türkiye niçin küçülsün- NATO'nun içinde niye varsınız, ortak ittifak kurmak için. Ortak ittifakta kiminde Patriot, kiminde radar, kiminde başka şey olur. Bu ortak kollektif savunma sistemidir. Biz NATO'ya radar verdiğimiz gibi NATO'nun da üyesi ittifak ülkelerinden talep etmesi çok normaldir.
Kürecik'teki radar hangi ülkeye aittir soruları var. Çok açık şekilde bütün NATO toplantılarında, burada kurulan radarın hiçbir ülkeyi hedef almayacağı belirtildi. Bu bizim kırmızı çizgilerimizden biriydi. Bir devlet ismi belirtilmedi. Nedir bu, NATO radar sistemidir. Kimin için kullanılacaktır; NATO müttefiği ülkelere karşı kimin aklından bir füze göndermek geçiyorsa, o füzeleri önceden tespit etmekle görevlidir. NATO ülkesine bir saldırı niyeti yoksa, bu radarın kullanılabilmesi söz konusu değil. 'Ne kadar insan bu kadar bataryayla ilgili gelecek' diye soruldu. 2 bataryadan, 350-400 personel geliyor. Ne kadar batarya gelecek NATO'nun bundan sonraki bir çalışmayla en az sayıda batarya, Türkiye nasıl korunabilir bununla ilgili teknik çalışma raporlarının değerlendirilmesi devam ediyor. Tamamlandığında milletimiz bilecektir.''
Yılmaz, Patriot sistemlerinin, antibalistik füzeler olduğunu hatırlatarak, bunların balistik füze saldırılarına karşı savunma amaçlı olduğunu kaydetti. Yılmaz, NATO'ya yapılan başvuruda, savunma amaçlı talep edildiğinin açık şekilde vurgulandığını, Patriot sistemlerinin herhangi bir ülkeye saldırı amaçlı kullanılabilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.
Bakan Yılmaz, 15 Aralık 2012 tarihi itibariyle 69 bin 320 yükümlünün bedelli askerliğe müracaat ettiğini belirterek, bugüne kadar 2 milyar 4 milyon 780 bin lira gelir elde edildiğini, bedelin tamamının ödenmesi halinde 2 milyar 79 milyon 810 bin lira gelir sağlanacağını bildirdi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, teşviklerin önemli olduğunu ancak gerçekten teşvik olma özelliğini koruyabilmesi gerektiğini söyledi. Ergün, ''Teşvik bir bir yere kadar olur, bir yerden sonra teşvik olmaktan çıkar. Artık kendinizi tedavi edecek güce kavuştuğunuzda teşviğin anlamı yoktur. İlaç gibidir; zamanında, dozajında alırsanız ilaç olur, fazla alırsanız uyuşturucu etkisi yapacaktır ve sizi tedavi etmeyecektir. 5084 sayılı yasa teşvik olma özelliği açısından önemli işlevler gördü aynı şekilde devam etme imkanı olmayacaktır. 5084'ün aynı şekilde devamı mümkün görünmüyor üzerinde mutlaka başka türlü değişiklikler yapılması lazım'' diye konuştu.
Helal gıda başvurularında herhangi bir teşviğin olmadığına işaret eden Ergün, TSE'ye helal gıda için 246 şirketin başvuru yaptığını, 136'sına bu belge verildiğini bildirdi.
Konuşmaların sonunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2013 yılı bütçeleri kabul edildi.
***HABERİN DEVAMINA " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Bütçeler üzerinde ilk sözü, AK Parti Grubu aldı. 10. turda da Avrupa Birliği Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bütçeleri görüşülecek.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara'nın konuşması sırasında kendisine laf atan CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'a, ''Niçin laf atıyorsunuz? Koca milletvekili olmuşsunuz, car car konuşuyorsun" sözleri tartışmalara neden oldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, 9. turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2013 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti Grubu söz adına söz alan Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün, son 10 yılda Türkiye'nin ekonomi alanında da dünyanın takdirini kazanan bir performans sergilediğini söyledi.
Aygün, Türkiye'nin sağlam mali yapısı ve bankacılık sistemiyle dünyadaki krize en iyi direnç gösteren ülkelerin başında geldiği vurgulayarak, ülkenin bugün geleceğe güvenle bakan bir ekonomiye sahip olduğunu kaydetti.
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Türkiye'nin kalkınmasında KOBİ'lerin çok önemli yer tuttuğunu söyledi.
''KOBİ'ler lokomotif görevi görmektedir'' diyen Özdemir, KOBİ'lerin toplam istihdamın yüzde 78'ini karşıladığını belirtti. Özdemir, KOBİ'lerin desteklenmesinin ülke ekonomisi açısından hayati önem arz ettiğini ifade etti.
AK Parti Bursa Milletvekili Önder Matlı, ''Türkiye, AK Parti iktidarından önce standart dışı kalmış bir ülkeydi. Ancak son 10 yılda dünya ve batı standartlarına ulaştı ve her geçen gün de standartlarını artıran ülkedir'' dedi.
AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, TÜBİTAK'ın 2005'ten sonra önemli bir atılım yaptığını söyledi.
Selvi, 2005'ten sonra bütçesinin artırılmasıyla yüksek lisans ve doktora öğrencilerine verilen bursun da yükseltildiğini belirten Selvi, ''2005'ten önce özel sektöre gidiyorlardı ancak 2005'ten sonra artan maaşlar ve burslarla, dışarıya giden arkadaşlar kuruma dönmeye başladılar'' diye konuştu.
AK Parti'li İncekara, konuşması sırasında kendisine laf atan CHP'li Yılmaz ile tartıştı.
İncekara, Yılmaz'a, ''Hanımefendi niçin laf atıyorsunuz oradan? Sayın Başkan, niçin müdahale etmiyorsunuz siz de oradan? Nedir derdin? Her çıkan arkadaşın sözünü bölüyorsun, laf atıyorsunuz. Nedir bu? Varsa bir sözünüz gelirsiniz, mekanı burası. Koca milletvekili olmuşsunuz, siz buraları üniversite anfileri ile karıştırıyorsunuz, Dün üniversiteleri karıştırıyordunuz, şimdi Meclis'i karıştırıyorsunuz'' dedi.
Halide İncekara, kendisine laf atmaya devam eden Yılmaz'a, ''Niye sataşıyorsun oradan? Hala laf atıyorsun, çok ayıp bir şey. Grup başkanvekilin var, car car car car konuşuyorsun'' karşılığını verdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ise Türkiye'nin dünya barışının muhafazasında önemli bir aktör ülke olduğunu söyledi.
''2023 vizyonu doğrultusunda, milli savunma hedefimiz, savunma sanayisi gelişmiş ilk 20 ülke arasına girmektir'' diyen Ünal, hafif ve orta sınıf helikopterlerin Türkiye'de üretilmesine ilişkin kapsamlı çalışmanın devam ettiğini kaydetti. Ünal, ''Helikopter üretimine yakında başlanacak. Hem kendi hem de diğer ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayabileceğiz'' dedi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın Uludere olayıyla ilgili ''Yürekli, şerefli bir asker arıyorum orduda. Roboski katliamının emrini hangi siyasi verdi?'' sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda tepkiye neden oldu.
BDP milletvekilleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı'nın bütçeleri üzerinde söz aldı.
Kaplan, ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yüzde 60'ının, Silivri'de terörist olarak yargılandığını'' ifade ederek, ''TSK, siz ne yaptınız; köy yakıyordunuz, faili meçhul cinayet işlediniz, darbe yapıyordunuz, parti kapatıyordunuz, darbeden sonra üniformalarınızla Meclis'te oturdunuz size bir şey diyen oldu- Başka işiniz mi yok Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3 K; 5 K'ya karşı kasım kasım kasılan Kasımpaşa kabadayısı bir başkanın hükümetini devirmeye kalkıyor. Ne haddinize sizin?'' diye konuştu.
Kaplan, ''Bu ordu milletin mi NATO'nun mu; ABD'nin mi Türkiye'nin mi ordusu-'' diye sorarak, Fırat'ın doğusunda, AİHM'deki yargılamalar dışında ordu mensuplarının, tek bir suçtan yargılanmadığını, batısında ise Hükümet'e dokundukları için yandıklarını, yarısının içeride olduğunu savundu. Kaplan, ''Sayın Bakan'ın arkasında oturan rütbelilerin, üniformalıların yarın ne olacağı belli değil, hayatı garanti değil'' görüşünü savundu.
Kaplan'ın, ''Yürekli, şerefli bir asker arıyorum orduda. Roboski katliamının emrini hangi siyasi verdi-'' sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda, tepkiye neden oldu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, ''Siz molotof atıp halk otobüsünde yanan insanları, kepengini kapatmadığı için marketi yakılanları, terörü ve teröristi hiçbir şekilde kınamayıp, onun şerefini ve haysiyetini sorgulamayıp, şerefli ve haysiyetli Türk ordusuna laf atma cesaretine, kürsü dokunulmazlığıyla sahipseniz, bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyüklüğünü, demokrasinin yüceliğini gösterir'' diye konuştu.
Ünal, Kaplan'ın konuşmasını, ''hoş olmayan bir konuşma'' olarak nitelendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Kaplan'ın konuşmasının yüzde 95'ine katıldığını ancak ''Şerefli asker arıyorum'' sözünün maksadı aştığını söyledi.
Bu Meclisi, şerefli Türk askerlerinin kurduğunu kaydeden İnce, ''Ordu, 12 Mart, 12 Eylül'de bize işkence yaptı, tırnaklarımızı söktü, CHP'yi kapattı, mallarımıza el koydu ama bugün kin güdemeyiz. Devletlerin yaşamında kin olmaz 'Oh olsun Başbuğ'a demek' olmaz, intikamla devlet yönetilmez. Silivri'deydim, orada insanlığınızdan utanırsınız. Ordu bizim ordumuzdur. o orduda şerefli Türk askerleri, generalleri vardır. Anlamını aşan cümle oldu'' görüşünü dile getirdi.
MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak da ''Roboski''de hatalı bir operasyon, emir, yanlış uygulama olabileceğini ifade ederek, bunun bir ekip, belli sayıdaki mensubun operasyonu olduğunu kaydetti.
Uzunırmak, ''şerefli bir asker arıyorum'' diyerek orduyu, bütün kurumu töhmet altına almanın yakışmadığını belirterek, ''Sorumlu kimse onlar sorgulanabilir, itham edebilir ama oradan hareketle bütün kurumu itham etmek, töhmet altına bırakıp, 'şerefli subay arıyorum' demek, yakışmayan bir mülahazadır'' dedi.
Yeniden söz alan Hasip Kaplan, kastını aşan bir konuşma yapmadığını ifade etti. Uludere olayıyla ilgili bir yıldır soruşturmanın engellendiğini öne süren Kaplan, ''Bu aydınlığa kavuşturulmamışsa, elbette ki orduda şerefli, bu olayı itiraf edecek bir insanı aramamdan daha normal ne olabilir- Bu ordudan çıkacak dedim. Ordudaki insanları onure etmektir. Türkiye halkı o kadar şerefli ki mecburi vatan görevine koşarak gider, paralı askerliğe itibar etmedi'' diye konuştu.
BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu da Sayıştay'ın, ordunun tüm harcamalarını denetim altına alması, şeffaf ve halka hesap verebilmesi gerektiğini söyledi. Zenderlioğlu, ordunun, adeta kapalı kutu olduğunu, giderlerinin kimin cebinden çıktığının bilinmediğini ileri sürdü.
MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Patroit füzelerinin Türkiye'ye yerleştirme amacının, ABD'nin ileride yapmayı planladığı İran operasyonu sırasında İran'ın saldırılarına kaşı İsrail'in güvenliğini sağlamak olduğunu iddia etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 9. turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2013 yılı bütçeleri üzerinde MHP Grubu konuştu.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, yerli otomobil konusuna değindi. Türkiye'de otomotiv firmalarının sermayesinin yabancıların elinde olduğunu iddia eden Adan, ''otomobilde yerli sanayinin katkısı azalırken bakanlık hangi önlemleri almıştır?'' diye sordu.
''Yerli otomobil sanayi hayalinin peşinde koşacağınıza yerli girdileri artırmak için çabalayın'' diyen Adan, ülkedeki 5 otomobil markasının yerlileşme oranlarının ne olduğunu sordu. Adan, Türkiye'nin Güney Kore ile imzaladığı ticaret anlaşmasını eleştirerek, ''Siz Güney Kore'ye ne satıyorsunuz da sıfır gümrükle anlaşma imzalıyorsunuz?'' dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, protestolu senet sayısının geçen yıla göre artarak 771 bine yükseldiğini söyledi.
Türkoğlu, iktidarın, milletvekillerinin denetim çerçevesinde verdiği sözlü ve yazılı sorulara ya cevap vermediğini, ya doğru cevap vermediğini ya da lakayıt cevaplar verdiğini savundu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, Türkiye'nin bilim ve teknoloji alanında uluslararası yarışma gücü açısından 5 sıra gerilediğini savundu.
MHP'li Aydın, AK Parti'nin uyguladığı kararsız politikalar sayesinde 67 bin olan uzman erbaş sayısının 46 bine gerilediğini belirtti.
''Sözleşmeli er ve erbaş konusunda fiyasko yaşandı'' diyen Aydın, şu anda sözleşmeli er ve erbaş sayısı bin 210 olmasına rağmen Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın ısrarla ordunun profesyonelleşeceğini söylediğini bildirdi.
Aydın, milli savunma politikasının deneme yanılma yoluyla belirlenemeyeceğini ifade ederek, terörle mücadelede profesyonel personele ağırlık verilmesini gerektiğini vurguladı. Askerlerin özlük haklarının iyileştirilmesinin önemine işaret eden Aydın, Hükümet'in uzman erbaşlar için fazla bir iyileştirme yapmadığını ileri sürdü.
''Hükümet bedelli askerlikte çuvalladı'' diyen Aydın, yaşın ve miktarın fazla olmasının, bir gün dahi askerlik yapılmamasının toplumda önemli bir rahatsızlık yarattığını kaydetti. Aydın, şöyle konuştu:
''400 bin kişi beklenirken sayı 69 bin 73'te kalmıştır. Beklenen 5 milyar liralık gelirin yanına bile yaklaşılamamıştır. Son olarak iktidar sezon sonu kampanyası yaptı. Madem bedelli uygulamasında yeni bir fırsat veriyorsunuz o halde gelin başta uzman erbaşlar olmak üzere, askeri personel ve polislerin özlük haklarını iyileştirelim. Toplumdan beklediğimiz birlik ve beraberliği burada yapalım.''
MHP'li Aydın, Patriot füzelerinin Türkiye'ye yerleştirilme amacının belli olduğunu savunarak, ''Malatya Kürecik'teki radar üssünü korumak ve ülkemize yapılacak saldırıyı bertaraf etmek, ABD'nin ileride yapmayı planladığı muhtemel İran operasyonu sırasında İran'ın saldırılarına karşı İsrail'in güvenliğini sağlamak. Küresel güçlerin hesabı belli, her şeyi kendilerine göre ayarlıyorlar, ancak AK Parti'nin bu planlardan her şey olup bittikten sonra haberi oluyor'' diye konuştu.
Füzelerin tetiğinin NATO'da olacağını ifade eden Aydın, ''Tetiği bizde olmayan füzeyle topraklarımızı nasıl koruyacağız?'' diye sordu.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, TBMM Genel Kurulu'nda, bakanlığının 2013 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, son 10 yılda ekonomiden sosyal politikalara, sanayileşmeden dış politikaya kadar bir çok alanda ilerleme, değişimden geçtiğini söyledi.
Ergün, Türkiye'nin, 10 yıl içinde çok şeyler başardığını ifade ederek, ''Evet ama yetmez. Bugünün sloganı bu olmalı'' dedi.
Daha yüksek standartlara ulaşan Türkiye'nin, gücünü ve potansiyelini yeniden fark ettiğini belirten Ergün, kişi başına milli gelirin 11 bin dolar, yıllık ihracatın 150 milyar dolar seviyesine çıktığını vurguladı.
Türkiye'nin Avrupa pazarlarındaki sıkıntıya rağmen bir yandan ılımlı bir şekilde büyümeye, aynı zamanda cari açık gibi kronik sorunlarla mücadeleye devam ettiğini kaydeden Ergün, ''Bugün Türkiye, ekonomideki tüm kırılganlıklarını güçlendiren, risklere karşı daha dayanıklı hale getiren ülkedir. Siyasi ve ekonomik anlamda, istikrar ve güveninin sağlanması başlı başına önemli, değerli bir varlıktır. Önemini ve değerini iyi bilmemiz lazım. Bugün Türkiye'de yarın darbe olur mu, muhtıra verilir mi, postmodern darbe girişimlerinde bulunur mu, siyaset yoluyla tasfiye edilmeyen iktidar, parti kapatma yoluyla tasfiye edilir mi gibi endişe ve tehditler kalmadı. Döviz fırlar mı, faiz patlar mı, bütçe açıkları ne olur kaygıları işadamlarının kafasından silindi'' diye konuştu.
Bugün kamu maliyesinin son derece disiplinli, bankacılık sisteminin çok daha güçlü, Merkez Bankası rezervlerinin rekor seviyesine çıktığını, kamu borç yükünün azaldığını, borçlar içinde yabancı paranın ağırlığının azalarak Türk Lirası'nın öne çıktığını anlatan Ergün, ekonomik dayanıklılığı sağlamaya yönelik bu adımlarla, Türkiye'nin iç ve dış ekonomik operasyonlara karşı daha güvenli bir ülke olduğunu söyledi.
Ergün, Türkiye'nin, ekonomi politikalarını oluştururken uluslararası kurumlara bağlı olmaktan çıktığını, özgür, bağımsız bir ekonomik politika oluşturan ülke noktasına geldiğini dile getirdi.
Türkiye gibi düşük gelir seviyesinden yükseliş dönemine geçen ekonomilerde orta gelir tuzağının dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Ergun, ''10 yılda bir çok alanda, düşük seviyelerden orta seviyelere doğru geçiş yaşadık. 2023 hedefleri çerçevesinde yüksek seviyelere geçişi hızlandırmak amacındayız. Yaptıklarımızla yetinmek yerine, yapacaklarımıza, 2023 hedeflerine odaklanmamız gerekir. Türkiye 10 yıl içinde çok şeyler başardı, evet ama yetmez. Bugünün sloganı bu olmalı. Bu anlayışla, 2023 hedefleri doğrultusunda hareket ediyoruz. İşdünyası, medya, sivil toplum kuruluşları ve muhalefetin 2023 hedeflerine sahip çıkmasını, bunun, toplumsal hedeflere dönüşmesini önemsiyoruz'' diye konuştu.
Ergün, ileri demokrasi ve yüksek teknoloji hedefini aynı cümle içinde, birbirinden ayırmadan söylediklerini ifade etti.
İleri teknoloji konusunda atmaları gereken çok adım olduğunu vurgulayan Ergün, yüzde 4-5'lerde olan ileri teknoloji ürünlerinin, sanayi ve üretim içindeki payını yüzde 20-25'lere çıkarmaları gerektiğini bildirdi.
Ergün, demokrasi, gelir düzeyi ve teknolojide, standartları yükselten bir Türkiye hedefi çerçevesinde çalıştıklarını anlattı.
Türkiye'nin, sanayiye ve buna paralel olarak yüksek teknolojiye dayanan bir ekonomiye sahip olması gerektiğini belirten Ergün, oturttukları zeminin doğru olduğunu söyledi.
Yoğun diplomasi faaliyetleri sonucunda daha fazla ülkeye, pazara, daha fazla ürün ihraç etmeye başardıklarını dile getiren Ergün, ''Türkiye, artık çok daha nitelikli ürünler ihraç ediyor. 2002'de ihracat içinde düşük ve orta seviyeli ürünlerin payı yüzde 47'ydi. 10 yılda düşük teknoloji ürünlerin oranı yüzde 26'ya gerilerken, orta teknoloji ürünler yüzde 70'ler seviyesine çıktı'' dedi.
Ergün, ihraç ettikleri ürünlerde nicelikten ziyade niteliğe önem vermeleri, kaliteli ürünleri, yüksek fiyatlı ürünleri ihraç eden bir sanayi yapısına dönüşmeleri gerektiğini kaydetti.
Özellike çevre, uzay, enerji, bilişim ve havacılık gibi kritik gördükleri sektör ve teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltacak proje odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Ergün, artık Türkiye'nin, haritalarını kendi uydularından çıkardığını anlattı.
Ergün, çarşamba günü ilk milli yüksek çözünürlüklü uydu olan Göktürk-2'yi uzaya fırlatacaklarını hatırlatarak, gelecek 10 yıl içinde uydu fırlatma teknolojilerini de Türkiye'de gerçekleştirip, fırlatma rampasına sahip olma çalışmalarına başladıklarını bildirdi.
FATİH projesinin sadece bir eğitim hamlesi olmadığını belirten Ergün, ''Bu Türkiye'de yazılım, bilişim sektörünü geliştirecek çok kritik bir adımdır. Bunu, yazılım, bilişim sektörünü, bilgisayar teknolojilerini sıçrama yaptıracak bir proje olarak görmek lazım'' dedi.
Bakan Ergün, üniversitelerin, sanayinin rekabetini artırmada da artık başrol oynayacağını sözlerini ekledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlıklarının TBMM Genel Kurulu'ndaki 2013 yılı bütçeleri üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Biz NATO'ya radar verince, bu NATO'yu küçültmüyor da NATO'dan bir Patriot alınca Türkiye niçin küçülsün-'' diye sordu.
Milli Savunma Bakanı Yılmaz, ''Türkiye, NATO toprağı'' söylemlerine işaret ederek, Türkiye'nin 1949'da kurulan NATO'ya 1952'de üye olduğunu hatırlattı. Yılmaz, Türkiye'nin, 60 yıldır ittifakın köklü bir üyesi olarak sorumluluklarını eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ittifaka katkıda bulunarak, karşılığında da ittifakın Kuzey Atlantik Anlaşması kapsamında korunmasından yararlanıldığını söyledi.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenlik yetkisini kullanma hakkının sadece Türkiye Cumhuriyeti hükümetine ait olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye, NATO toprağıdır cümlesiyle kast edilen husus, NATO'nun, Türkiye'nin topraklarını da korumaktan sorumlu olduğudur. İttifak kuralları gereğince, ittifak üyesi ülkeye yapılan saldırı, bütün ittifak ülkelerine yapılan saldırı gibi değerlendirilir. NATO'dan destek istemek, Türkiye'yi küçültür mü- Biz NATO'ya radar verince NATO'yu küçültmüyor da NATO'dan bir Patriot alınca Türkiye niçin küçülsün- NATO'nun içinde niye varsınız, ortak ittifak kurmak için. Ortak ittifakta kiminde Patriot, kiminde radar, kiminde başka şey olur. Bu ortak kollektif savunma sistemidir. Biz NATO'ya radar verdiğimiz gibi NATO'nun da üyesi ittifak ülkelerinden talep etmesi çok normaldir.
Kürecik'teki radar hangi ülkeye aittir soruları var. Çok açık şekilde bütün NATO toplantılarında, burada kurulan radarın hiçbir ülkeyi hedef almayacağı belirtildi. Bu bizim kırmızı çizgilerimizden biriydi. Bir devlet ismi belirtilmedi. Nedir bu, NATO radar sistemidir. Kimin için kullanılacaktır; NATO müttefiği ülkelere karşı kimin aklından bir füze göndermek geçiyorsa, o füzeleri önceden tespit etmekle görevlidir. NATO ülkesine bir saldırı niyeti yoksa, bu radarın kullanılabilmesi söz konusu değil. 'Ne kadar insan bu kadar bataryayla ilgili gelecek' diye soruldu. 2 bataryadan, 350-400 personel geliyor. Ne kadar batarya gelecek NATO'nun bundan sonraki bir çalışmayla en az sayıda batarya, Türkiye nasıl korunabilir bununla ilgili teknik çalışma raporlarının değerlendirilmesi devam ediyor. Tamamlandığında milletimiz bilecektir.''
Yılmaz, Patriot sistemlerinin, antibalistik füzeler olduğunu hatırlatarak, bunların balistik füze saldırılarına karşı savunma amaçlı olduğunu kaydetti. Yılmaz, NATO'ya yapılan başvuruda, savunma amaçlı talep edildiğinin açık şekilde vurgulandığını, Patriot sistemlerinin herhangi bir ülkeye saldırı amaçlı kullanılabilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.
Bakan Yılmaz, 15 Aralık 2012 tarihi itibariyle 69 bin 320 yükümlünün bedelli askerliğe müracaat ettiğini belirterek, bugüne kadar 2 milyar 4 milyon 780 bin lira gelir elde edildiğini, bedelin tamamının ödenmesi halinde 2 milyar 79 milyon 810 bin lira gelir sağlanacağını bildirdi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, teşviklerin önemli olduğunu ancak gerçekten teşvik olma özelliğini koruyabilmesi gerektiğini söyledi. Ergün, ''Teşvik bir bir yere kadar olur, bir yerden sonra teşvik olmaktan çıkar. Artık kendinizi tedavi edecek güce kavuştuğunuzda teşviğin anlamı yoktur. İlaç gibidir; zamanında, dozajında alırsanız ilaç olur, fazla alırsanız uyuşturucu etkisi yapacaktır ve sizi tedavi etmeyecektir. 5084 sayılı yasa teşvik olma özelliği açısından önemli işlevler gördü aynı şekilde devam etme imkanı olmayacaktır. 5084'ün aynı şekilde devamı mümkün görünmüyor üzerinde mutlaka başka türlü değişiklikler yapılması lazım'' diye konuştu.
Helal gıda başvurularında herhangi bir teşviğin olmadığına işaret eden Ergün, TSE'ye helal gıda için 246 şirketin başvuru yaptığını, 136'sına bu belge verildiğini bildirdi.
Konuşmaların sonunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2013 yılı bütçeleri kabul edildi.
***HABERİN DEVAMINA " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
