2011-03-15 - 15:53
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Japonya'daki depreme işaret
ederek, ''Onların acıları Türk halkının da acılarıdır, acılarını yüreğimizde
hissediyoruz'' ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdardoğlu,
iktidarlara geldiklerinde askerliği kısaltma vaadinde bulunduğuna işaret ederek,
''Başbakan esmiş köpürmüş. Sen çocuğuna valinin gözetiminde 21 gün askerlik
yaptırırken hoştu da milletin çocuklarına gelince ağrına mı gidiyor'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Japonya'daki depreme işaret
ederek, ''Onların acıları Türk halkının da acılarıdır, acılarını yüreğimizde
hissediyoruz'' ifadesini kullandı.
Sanatçı İbrahim Tatlıses'e yönelik silahlı saldırının ardından hekimini
ve oğlunu aradığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Umuyorum sağlığına kavuşur, güzel
türkülerini hep beraber yine dinleriz'' temennisinde bulundu.
Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi il, ilçe ve belediye başkanları, gençlik ve
kadın kollarıyla yaptıkları toplantıda, açık ve net mesajlar vermeye
çalıştıklarını belirtti. Emeklilere, çiftçilere mesajları bulunduğunu, 'halkın
iktidarında'' mazotun 1,5 lira olacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Yoksullar, kadınlar unutmasınlar Aile Sigortası, onları topluma entegre
edecek, kimseye muhtaç etmeyecek. Taşeron işçiler de unutmasınlar, taşeronluğu
tarihe gömeceğiz. Bu cumartesi taşeron mitingi Gebze'de olacak, taşeron işçileri
bekliyorum. Askerlik sırasını bekleyenler, askerliği 9 aya, aşamalı olarak 6 aya
indireceğiz. Başbakan esmiş köpürmüş, 'Vay efendim nedir bu' diyorlar. Başbakan
ile tartışmaya girmeye gerek yok, o zaten hep bağırır, çağırır, konuşur, ateşi,
tansiyonu, şekeri, sinirleri yükselir. Yükseltmek istemiyorum ama rahat durmuyor.
Sen çocuğuna valinin gözetiminde 21 gün askerlik yaptırırken hoştu da milletin
çocuklarına gelince ağrına mı gidiyor? Üniversite öğrencileri, okulu
bitirdiklerinde askerlikleri de bitecek, yaz tatillerinde askerlik yapacak.
'Efendim bu nereden geliyormuş.' Dünyadan haberin yoksa günah bende mi? Zaten
senin dünyadan haberin yok. Senin işin gücün itiraz etmek. Ne söylesek itiraz
ediyorlar. Senin üretecek bir şeyin kalmadı ki zaten. Bırak da ülkeyi adam gibi
yöneteceğiz, yöneteceğiz ki herkesin yüzü gülsün.''
Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde en geç 2 yıl içinde yurt sorununu
bitirme, YÖK ve harçları kaldıracakları vaadinde bulundu.
AK Parti iktidarında 116 faili meçhulün olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,
''Kaçını buldun sen? Kalkmış bir de demokrasiden söz ediyorsun. Bunlar 12 Eylül
ürünüdür, yatıp kalkıp Kenan Evren'e, darbecilere dua ediyorlar, 'İyi ki yaptın,
biz de mağdur edebiyatı yapıyoruz, milleti kandırıyoruz' diye. Onlar muhtıra
verenlere madalya takarlar, halkın iktidarında biz de hükümete muhtıra verene
hesap soracağız'' dedi.
Kılıçdaroğlu, kendilerine, ''Kadınların, ailelerin derdini bilmedikleri''
yönünde eleştiriler yapıldığına işaret ederek, ''Diyarbakır'da çocuğuna kahvaltı
veremediği için intihar eden kadının dramını biliyorum. Sen bilmez, duymazsın,
senin ayakların yerden kesildi, sen ve yandaşların dört çekerli ciplere
biniyorsun. Sen kim ailenin derdini bilmek kim?'' diye konuştu.
''Gazetecilerin tutuklanmaları, yargısız infaza tabi tutulmaları, yandaş
medyada cezalarının verilmesinin'' kaygıyla izlendiğini, bu kaygıyı Avrupa
Parlamentosunun (AP) da taşıdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, AP'nin 9 Martta
açıkladığı rapora değindi.
Raporda, güçler ayrılığı dengesine vurgu yapıldığını, basın özgürlüğü ve
yasaklar üzerine durulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Avrupalılar
sanıyor ki bunlar 3 Y ile yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele ediyorlar.
Bunlarla mücadele etmediler bunların amacı halkı kandırmak, Türkiye'yi kocaman
hapishaneye dönüştürdüler. Kimse yazı yazamıyor, telefonla konuşamıyor, neredeyse
düşünemeyecek duruma getirdiler'' diye sürdürdü.
Kılıçdaroğlu, eleştirilere karşı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
''dengesiz'' dediğini ifade ederek, ''Kendi dengesine baksın önce'' dedi.
''Seni o koltukta bırakmayacağım, indireceğim'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Ama
memnun olduğum bir şey var, daha düne kadar bunlar AKP'yi yere göğe
sığdıramazlardı; AKP reformcu-CHP statükocu, AKP özgürlük, kalkınma ister öneri
getirir-CHP eleştiri getirir. Tablo şimdi 180 derece döndü. Şimdi artık onlar da
anladı ki 'Bu AKP bizim kafamızda düşündüğümüz ya da birilerinin algılatmak
istediği AKP değil. Bu AKP, toplumu geriye götüren, statükocu, yoksulluğu
artıran, yoksulların onuruyla oynayan bir AKP'dir'. Artık bunu gördüler''
şeklinde konuştu.
Gazetecinin elindeki unsurların; kalemi, kağıdı, teybi, kamerası,
fotoğraf makinesi, mikrofonu olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Darbe
yapacaksa, halkı aydınlatacaksa, olayı soruşturacaksa ancak bunlarla yapar.
Gazeteci budur'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, iktidarın, gazetecilerin elinden ''yıpranma hakkı''nı
aldığını, baskıyı artırarak, manşetlere müdahale ettiğini, yandaş medya
yarattığını öne sürdü.
Erdoğan'ı yerlere göklere sığdıramayan medyanın görevinin, sabah akşam
CHP'yi çekiştirmek olduğunu, bu medyanın dedikodu makinesi konumunda bulunduğunu
ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Onlar CHP'yi eleştirdiklerinde bilin ki CHP yol
alıyor. Rahatsız oluyorlar, onları daha çok rahatsız edeceğiz, ayağa yere basan
projelerimiz var'' dedi.
CHP lideri, ''Gazeteci haber oluyorsa, yürüyorsa, 68 gazeteci hapisteyse,
manşetlere müdahale ediliyorsa, orada bir sorun olduğunu'' ifade ederek, CHP
iktidarında medyanın rahat nefes alacağını belirtti. AK Parti iktidarında,
medyanın rahat nefes alma şansı bulunmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, iktidarın,
baskısını, yeri geldiğinde şiddeti, yargıyı da kullanarak uyguladığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Basılmamış kitabın sorgulandığı demokrasi bizim demokrasimizdir. Böyle
bir demokrasi ve anlayış mı olur? Bir ülke düşünün, Başbakan çıkıp gazetecilerin
hangi gerekçeyle tutuklandıklarını açıklıyor. Ben size diyorum bizim başımızda
başsavcı var, inanmıyordunuz kendisi itiraf etti, açıkladı. Güzel bir görev
yapıyor başsavcı olarak, kim konuşursa susturuyor, polise talimat veriyor
tutuklatıyor, sabaha karşı evi basılıyor, tek otorite, böyle başsavcılık nerede?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bile bu kadar yetkisi yok. Hem yürütme hem
yargısınız, yasama organı da zaten elinizin altında, tek güçsünüz. Buna AKP,
ileri demokrasi diyor, sevsinler onların ileri demokrasisini. Baskı arttıkça
özgürlüğümüzü daha fazla dillendireceğiz, ülkenin içinde bulunduğu açmazları
halka daha iyi anlatacağız, istediği kadar baskı yapsınlar yılmayacağız,
direneceğiz.''
CHP lideri, 14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunlarını dile getirmek
için yürüdüğünü, Sağlık Bakanı'nın ise ''Bunların elinde Che posterinin ne işi
var'' dediğini belirterek, ''Adamın derdine bak. Bu kadar gerçeklerden kopuk,
Sağlık Bakanı olabilir mi?'' dedi.
Kılıçdaroğlu, grup toplantısında CHP'ye katılan Bingöl'ün Yayladere
Belediye Başkanı Zeynel Ergin'e parti rozetini taktı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
milyonlarca kişinin işsiz bırakıldığını belirterek, ''Bu bir insanlık dramıdır''
dedi.
Kılıçdaroğlu, atanamayan öğretmenler
konusuna değindi. Anadolu Ajansının öğretmen ihtiyacı konusunda verdiği bazı
haberleri okuyan Kılıçdaroğlu, ''Öğrenci, öğretmen, okul var. Eksik olan ne?
Eksik olan siyasi irade. O siyasi irade AKP'de yok. O siyasi irade CHP'de var.
Çünkü, biz eğitime her şeyden fazla önem veririz'' dedi.
Öğretmen istihdamı konusunda birçok statünün bulunduğunu belirten
Kılıçdaroğlu, ''Böyle bir yapı olabilir mi? Bu anlayışı milli eğitime sokan bir
iktidarın milli eğitim politikası olabilir mi? Bunlar ekonomiyi yönetemedikleri
gibi milli eğitimi de yönetemiyorlar'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gittiği Mardin'e
ilişkin izlenimlerini anlattı. Sokakta karşılaştığı her genç ile küçük bir kız
çocuğunun ağlayarak babası için iş istediğini kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Milyonlarca insanı işsiz bıraktınız. Bu tablo bir insanlık dramıdır'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilde 78 tesis açtığına işaret ederek, 78
kişinin işe alınıp alınmadığını sorduğunu ve ''Hayır'' yanıtı aldığını belirten
Kılıçdaroğlu, ''Milleti kandırıyorsunuz. 78 tesis açtım diyorsunuz, 78 kişinin
istihdamı bile yok. Okulun bacası, çatısı aktarılmış, iki yere badana boya
yapılmış, beyefendi tesis açıyor. Olacak şey değil'' diye konuştu.
Toplu açılış törenlerine ilişkin eleştirilerini ''Temel Fıkrası''
anlatarak sürdüren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Temel, cam silerken elini kesmiş. Aile hekimine gitmiş. Kapıyı açmış
içeri girmiş önüne iki kapı çıkmış. Birisinde hastalıklar, diğerinde yaralanmalar
yazıyor. Yaralanmalar kapısından içeri girmiş. Orada da iki kapı görmüş. Birinde
kanamalı, diğerinde kanamasız yazıyor. Kanamalı kapıyı açmış, içeriye girmiş,
yine önüne iki kapı çıkmış. Hayati önemi olan, hayati önemi olmayan... Hayati
önemi olmayan yazısı olan kapıyı açınca kendisini sokakta bulmuş. Eve gelmiş,
Fadime sormuş, 'iyi baktılar mı' diye. Hiç bakmadılar ama organizasyon müthiş,
demiş.
78 tesis açacaksınız bir Allah'ın kulu çalışmayacak. Organizasyon müthiş
ama sonuç fiyasko.''
Başbakan Erdoğan'ın İskenderun'a da tesis açmaya gittiğini ifade eden
Kılıçdaroğlu, tesisler arasında ihale ya da proje aşamasında olanların
bulunduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, ''Halkı böyle kandırıyorlar. Başbakan tesis
açarken vatandaşlarımız bu fıkrayı hatırlasınlar'' dedi.
CHP Lideri, 9 yıllık uygulama ve açıkladıkları projelere bakılmasını
isteyerek, ''Biz gecekondu bir parti değiliz. Dün kurulduk, bugün şöyle
yapıyoruz, değil. Kökenimiz var, geçmişimiz var. Biz bu ülkeyi adam gibi yönetmek
ve çağdaş uygarlığa götürmek istiyoruz. Yeniliğe açığız, demokrasi ve özgürlük
istiyoruz. Eleştirildiğimiz zaman kızmayacağız. Hiçbir gazeteyi
kapattırmayacağız, hiçbir gazetenin manşetine müdahale etmeyeceğiz, hiçbir
gazeteciyi işten atın demeyeceğiz. Özgür basını sağlayacağız. Hiçbir sanayici,
esnaf korkudan konuşamıyor. Sandıkta görüşeceğiz'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 13 Şubat 2007 tarihinde partisinin grup
toplantısında ''akaryakıt yolsuzluğundan'' söz ettiğini anımsatarak, Erdoğan'ın
petrol ithal edilen 48 ülkeden kayıt istendiğini, 31 ülkenin yanıt verdiğini,
kayıtlar karşılaştırıldığında Türkiye'nin 28 milyar dolarlık petrol ithal
ettiğinin göründüğünü, Türkiye'deki kayıtlarda ise bu rakamın 9.3 milyar dolar
göründüğünü söylediğini ifade etti.
Erdoğan'ın 18 milyar dolarlık bir yolsuzluktan söz ettiğini belirten
Kılıçdaroğlu, açıklamanın ardından TBMM'de bir araştırma komisyonu kurulduğunu
anlattı.
Komisyon raporunda ''takibata mahal olmadığının'' belirtildiğini aktaran
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Bir başbakan 18 milyar dolarlık kaçakçılık var, ben bunun hesabını
soracağım, der. Hesap sorar... Sonuç: Hiç bir şey olmamış. Şimdi sormamız gereken
soru şu? Bu 31 ülkenin kaydı nerede? Niye müfettişlere verilmedi? Hangi el, hangi
güç bu kayıtları müfettişlere vermedi? Kim engelledi? Bunun cevabını ver. Onlar
sanıyorlar ki Başbakandır konuşur, birileri unutur. Biz unutmayız. Hafımıza
kazındı. Yolsuzlukla mücadele edeceğiz, hesabını soracağız. Basit ve beyefendinin
anlayacağı bir dille soruyorum: Önümüzdeki grup toplantısında bunun yanıtını ver.
Yanıtını vermezsen çıkıp milletten özür dile. Daha önce camilerde yapılan
yolsuzlukları sormuştum. Cevap verdi mi? Tık yok.''
Kılıçdaroğlu, dün de Kayseri'deki yolsuzluk iddialarına konu ''rüşvet
defterini'' Erdoğan'a gönderdiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Recep Bey (defterden haberim yok) diyemez. Önünde duruyor defter. Onu
Silivri'ye götürdüler, Ergenekon üyesi diye. Aslında Silivri'yle götürme
nedenleri, rüşveti kapatmak için. Sanıyorlar ki biz bunları unuttuk. Rüşvet
defterini gönderdim. Arzu ederse hapishaneden yazılan mektubu da gönderirim.
Yapacağı bir şey var: İki tane mülkiye müfettişi görevlendirecek. Yapacağı bir
şey daha var... Bir savcı soruşturmayı yaparken bu defteri niye görmez? Bu savcı
defteri görmeyip de neyi görecek? Recep Bey'in gülen yüzünü görecek, sırtını
sıvazlayan elini görecek, aferin oğlum, iyi yapıyorsun, dosyayı kapattın, bunu mu
görecek? Sonuna kadar takip edeceğiz. Başbakanlık koltuğunda otur, milleti
soyanlara ses çıkarma... Bunun mücadelesini vereceğiz.''
''Rüşvet toplayan kişide'' belediyenin mührünün de bulunduğunu ileri
süren Kılıçdaroğlu, mührün bir belediyenin namusu olduğunu kaydederek, ''Şimdi
defter Recep Bey'in önünde. Ne yapacağını hep beraber göreceğiz'' diye konuştu. (15.53)
iktidarlara geldiklerinde askerliği kısaltma vaadinde bulunduğuna işaret ederek,
''Başbakan esmiş köpürmüş. Sen çocuğuna valinin gözetiminde 21 gün askerlik
yaptırırken hoştu da milletin çocuklarına gelince ağrına mı gidiyor'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Japonya'daki depreme işaret
ederek, ''Onların acıları Türk halkının da acılarıdır, acılarını yüreğimizde
hissediyoruz'' ifadesini kullandı.
Sanatçı İbrahim Tatlıses'e yönelik silahlı saldırının ardından hekimini
ve oğlunu aradığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Umuyorum sağlığına kavuşur, güzel
türkülerini hep beraber yine dinleriz'' temennisinde bulundu.
Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi il, ilçe ve belediye başkanları, gençlik ve
kadın kollarıyla yaptıkları toplantıda, açık ve net mesajlar vermeye
çalıştıklarını belirtti. Emeklilere, çiftçilere mesajları bulunduğunu, 'halkın
iktidarında'' mazotun 1,5 lira olacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Yoksullar, kadınlar unutmasınlar Aile Sigortası, onları topluma entegre
edecek, kimseye muhtaç etmeyecek. Taşeron işçiler de unutmasınlar, taşeronluğu
tarihe gömeceğiz. Bu cumartesi taşeron mitingi Gebze'de olacak, taşeron işçileri
bekliyorum. Askerlik sırasını bekleyenler, askerliği 9 aya, aşamalı olarak 6 aya
indireceğiz. Başbakan esmiş köpürmüş, 'Vay efendim nedir bu' diyorlar. Başbakan
ile tartışmaya girmeye gerek yok, o zaten hep bağırır, çağırır, konuşur, ateşi,
tansiyonu, şekeri, sinirleri yükselir. Yükseltmek istemiyorum ama rahat durmuyor.
Sen çocuğuna valinin gözetiminde 21 gün askerlik yaptırırken hoştu da milletin
çocuklarına gelince ağrına mı gidiyor? Üniversite öğrencileri, okulu
bitirdiklerinde askerlikleri de bitecek, yaz tatillerinde askerlik yapacak.
'Efendim bu nereden geliyormuş.' Dünyadan haberin yoksa günah bende mi? Zaten
senin dünyadan haberin yok. Senin işin gücün itiraz etmek. Ne söylesek itiraz
ediyorlar. Senin üretecek bir şeyin kalmadı ki zaten. Bırak da ülkeyi adam gibi
yöneteceğiz, yöneteceğiz ki herkesin yüzü gülsün.''
Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde en geç 2 yıl içinde yurt sorununu
bitirme, YÖK ve harçları kaldıracakları vaadinde bulundu.
AK Parti iktidarında 116 faili meçhulün olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,
''Kaçını buldun sen? Kalkmış bir de demokrasiden söz ediyorsun. Bunlar 12 Eylül
ürünüdür, yatıp kalkıp Kenan Evren'e, darbecilere dua ediyorlar, 'İyi ki yaptın,
biz de mağdur edebiyatı yapıyoruz, milleti kandırıyoruz' diye. Onlar muhtıra
verenlere madalya takarlar, halkın iktidarında biz de hükümete muhtıra verene
hesap soracağız'' dedi.
Kılıçdaroğlu, kendilerine, ''Kadınların, ailelerin derdini bilmedikleri''
yönünde eleştiriler yapıldığına işaret ederek, ''Diyarbakır'da çocuğuna kahvaltı
veremediği için intihar eden kadının dramını biliyorum. Sen bilmez, duymazsın,
senin ayakların yerden kesildi, sen ve yandaşların dört çekerli ciplere
biniyorsun. Sen kim ailenin derdini bilmek kim?'' diye konuştu.
''Gazetecilerin tutuklanmaları, yargısız infaza tabi tutulmaları, yandaş
medyada cezalarının verilmesinin'' kaygıyla izlendiğini, bu kaygıyı Avrupa
Parlamentosunun (AP) da taşıdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, AP'nin 9 Martta
açıkladığı rapora değindi.
Raporda, güçler ayrılığı dengesine vurgu yapıldığını, basın özgürlüğü ve
yasaklar üzerine durulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Avrupalılar
sanıyor ki bunlar 3 Y ile yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele ediyorlar.
Bunlarla mücadele etmediler bunların amacı halkı kandırmak, Türkiye'yi kocaman
hapishaneye dönüştürdüler. Kimse yazı yazamıyor, telefonla konuşamıyor, neredeyse
düşünemeyecek duruma getirdiler'' diye sürdürdü.
Kılıçdaroğlu, eleştirilere karşı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
''dengesiz'' dediğini ifade ederek, ''Kendi dengesine baksın önce'' dedi.
''Seni o koltukta bırakmayacağım, indireceğim'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Ama
memnun olduğum bir şey var, daha düne kadar bunlar AKP'yi yere göğe
sığdıramazlardı; AKP reformcu-CHP statükocu, AKP özgürlük, kalkınma ister öneri
getirir-CHP eleştiri getirir. Tablo şimdi 180 derece döndü. Şimdi artık onlar da
anladı ki 'Bu AKP bizim kafamızda düşündüğümüz ya da birilerinin algılatmak
istediği AKP değil. Bu AKP, toplumu geriye götüren, statükocu, yoksulluğu
artıran, yoksulların onuruyla oynayan bir AKP'dir'. Artık bunu gördüler''
şeklinde konuştu.
Gazetecinin elindeki unsurların; kalemi, kağıdı, teybi, kamerası,
fotoğraf makinesi, mikrofonu olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Darbe
yapacaksa, halkı aydınlatacaksa, olayı soruşturacaksa ancak bunlarla yapar.
Gazeteci budur'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, iktidarın, gazetecilerin elinden ''yıpranma hakkı''nı
aldığını, baskıyı artırarak, manşetlere müdahale ettiğini, yandaş medya
yarattığını öne sürdü.
Erdoğan'ı yerlere göklere sığdıramayan medyanın görevinin, sabah akşam
CHP'yi çekiştirmek olduğunu, bu medyanın dedikodu makinesi konumunda bulunduğunu
ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Onlar CHP'yi eleştirdiklerinde bilin ki CHP yol
alıyor. Rahatsız oluyorlar, onları daha çok rahatsız edeceğiz, ayağa yere basan
projelerimiz var'' dedi.
CHP lideri, ''Gazeteci haber oluyorsa, yürüyorsa, 68 gazeteci hapisteyse,
manşetlere müdahale ediliyorsa, orada bir sorun olduğunu'' ifade ederek, CHP
iktidarında medyanın rahat nefes alacağını belirtti. AK Parti iktidarında,
medyanın rahat nefes alma şansı bulunmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, iktidarın,
baskısını, yeri geldiğinde şiddeti, yargıyı da kullanarak uyguladığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Basılmamış kitabın sorgulandığı demokrasi bizim demokrasimizdir. Böyle
bir demokrasi ve anlayış mı olur? Bir ülke düşünün, Başbakan çıkıp gazetecilerin
hangi gerekçeyle tutuklandıklarını açıklıyor. Ben size diyorum bizim başımızda
başsavcı var, inanmıyordunuz kendisi itiraf etti, açıkladı. Güzel bir görev
yapıyor başsavcı olarak, kim konuşursa susturuyor, polise talimat veriyor
tutuklatıyor, sabaha karşı evi basılıyor, tek otorite, böyle başsavcılık nerede?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bile bu kadar yetkisi yok. Hem yürütme hem
yargısınız, yasama organı da zaten elinizin altında, tek güçsünüz. Buna AKP,
ileri demokrasi diyor, sevsinler onların ileri demokrasisini. Baskı arttıkça
özgürlüğümüzü daha fazla dillendireceğiz, ülkenin içinde bulunduğu açmazları
halka daha iyi anlatacağız, istediği kadar baskı yapsınlar yılmayacağız,
direneceğiz.''
CHP lideri, 14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunlarını dile getirmek
için yürüdüğünü, Sağlık Bakanı'nın ise ''Bunların elinde Che posterinin ne işi
var'' dediğini belirterek, ''Adamın derdine bak. Bu kadar gerçeklerden kopuk,
Sağlık Bakanı olabilir mi?'' dedi.
Kılıçdaroğlu, grup toplantısında CHP'ye katılan Bingöl'ün Yayladere
Belediye Başkanı Zeynel Ergin'e parti rozetini taktı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
milyonlarca kişinin işsiz bırakıldığını belirterek, ''Bu bir insanlık dramıdır''
dedi.
Kılıçdaroğlu, atanamayan öğretmenler
konusuna değindi. Anadolu Ajansının öğretmen ihtiyacı konusunda verdiği bazı
haberleri okuyan Kılıçdaroğlu, ''Öğrenci, öğretmen, okul var. Eksik olan ne?
Eksik olan siyasi irade. O siyasi irade AKP'de yok. O siyasi irade CHP'de var.
Çünkü, biz eğitime her şeyden fazla önem veririz'' dedi.
Öğretmen istihdamı konusunda birçok statünün bulunduğunu belirten
Kılıçdaroğlu, ''Böyle bir yapı olabilir mi? Bu anlayışı milli eğitime sokan bir
iktidarın milli eğitim politikası olabilir mi? Bunlar ekonomiyi yönetemedikleri
gibi milli eğitimi de yönetemiyorlar'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gittiği Mardin'e
ilişkin izlenimlerini anlattı. Sokakta karşılaştığı her genç ile küçük bir kız
çocuğunun ağlayarak babası için iş istediğini kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Milyonlarca insanı işsiz bıraktınız. Bu tablo bir insanlık dramıdır'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilde 78 tesis açtığına işaret ederek, 78
kişinin işe alınıp alınmadığını sorduğunu ve ''Hayır'' yanıtı aldığını belirten
Kılıçdaroğlu, ''Milleti kandırıyorsunuz. 78 tesis açtım diyorsunuz, 78 kişinin
istihdamı bile yok. Okulun bacası, çatısı aktarılmış, iki yere badana boya
yapılmış, beyefendi tesis açıyor. Olacak şey değil'' diye konuştu.
Toplu açılış törenlerine ilişkin eleştirilerini ''Temel Fıkrası''
anlatarak sürdüren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Temel, cam silerken elini kesmiş. Aile hekimine gitmiş. Kapıyı açmış
içeri girmiş önüne iki kapı çıkmış. Birisinde hastalıklar, diğerinde yaralanmalar
yazıyor. Yaralanmalar kapısından içeri girmiş. Orada da iki kapı görmüş. Birinde
kanamalı, diğerinde kanamasız yazıyor. Kanamalı kapıyı açmış, içeriye girmiş,
yine önüne iki kapı çıkmış. Hayati önemi olan, hayati önemi olmayan... Hayati
önemi olmayan yazısı olan kapıyı açınca kendisini sokakta bulmuş. Eve gelmiş,
Fadime sormuş, 'iyi baktılar mı' diye. Hiç bakmadılar ama organizasyon müthiş,
demiş.
78 tesis açacaksınız bir Allah'ın kulu çalışmayacak. Organizasyon müthiş
ama sonuç fiyasko.''
Başbakan Erdoğan'ın İskenderun'a da tesis açmaya gittiğini ifade eden
Kılıçdaroğlu, tesisler arasında ihale ya da proje aşamasında olanların
bulunduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, ''Halkı böyle kandırıyorlar. Başbakan tesis
açarken vatandaşlarımız bu fıkrayı hatırlasınlar'' dedi.
CHP Lideri, 9 yıllık uygulama ve açıkladıkları projelere bakılmasını
isteyerek, ''Biz gecekondu bir parti değiliz. Dün kurulduk, bugün şöyle
yapıyoruz, değil. Kökenimiz var, geçmişimiz var. Biz bu ülkeyi adam gibi yönetmek
ve çağdaş uygarlığa götürmek istiyoruz. Yeniliğe açığız, demokrasi ve özgürlük
istiyoruz. Eleştirildiğimiz zaman kızmayacağız. Hiçbir gazeteyi
kapattırmayacağız, hiçbir gazetenin manşetine müdahale etmeyeceğiz, hiçbir
gazeteciyi işten atın demeyeceğiz. Özgür basını sağlayacağız. Hiçbir sanayici,
esnaf korkudan konuşamıyor. Sandıkta görüşeceğiz'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 13 Şubat 2007 tarihinde partisinin grup
toplantısında ''akaryakıt yolsuzluğundan'' söz ettiğini anımsatarak, Erdoğan'ın
petrol ithal edilen 48 ülkeden kayıt istendiğini, 31 ülkenin yanıt verdiğini,
kayıtlar karşılaştırıldığında Türkiye'nin 28 milyar dolarlık petrol ithal
ettiğinin göründüğünü, Türkiye'deki kayıtlarda ise bu rakamın 9.3 milyar dolar
göründüğünü söylediğini ifade etti.
Erdoğan'ın 18 milyar dolarlık bir yolsuzluktan söz ettiğini belirten
Kılıçdaroğlu, açıklamanın ardından TBMM'de bir araştırma komisyonu kurulduğunu
anlattı.
Komisyon raporunda ''takibata mahal olmadığının'' belirtildiğini aktaran
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Bir başbakan 18 milyar dolarlık kaçakçılık var, ben bunun hesabını
soracağım, der. Hesap sorar... Sonuç: Hiç bir şey olmamış. Şimdi sormamız gereken
soru şu? Bu 31 ülkenin kaydı nerede? Niye müfettişlere verilmedi? Hangi el, hangi
güç bu kayıtları müfettişlere vermedi? Kim engelledi? Bunun cevabını ver. Onlar
sanıyorlar ki Başbakandır konuşur, birileri unutur. Biz unutmayız. Hafımıza
kazındı. Yolsuzlukla mücadele edeceğiz, hesabını soracağız. Basit ve beyefendinin
anlayacağı bir dille soruyorum: Önümüzdeki grup toplantısında bunun yanıtını ver.
Yanıtını vermezsen çıkıp milletten özür dile. Daha önce camilerde yapılan
yolsuzlukları sormuştum. Cevap verdi mi? Tık yok.''
Kılıçdaroğlu, dün de Kayseri'deki yolsuzluk iddialarına konu ''rüşvet
defterini'' Erdoğan'a gönderdiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Recep Bey (defterden haberim yok) diyemez. Önünde duruyor defter. Onu
Silivri'ye götürdüler, Ergenekon üyesi diye. Aslında Silivri'yle götürme
nedenleri, rüşveti kapatmak için. Sanıyorlar ki biz bunları unuttuk. Rüşvet
defterini gönderdim. Arzu ederse hapishaneden yazılan mektubu da gönderirim.
Yapacağı bir şey var: İki tane mülkiye müfettişi görevlendirecek. Yapacağı bir
şey daha var... Bir savcı soruşturmayı yaparken bu defteri niye görmez? Bu savcı
defteri görmeyip de neyi görecek? Recep Bey'in gülen yüzünü görecek, sırtını
sıvazlayan elini görecek, aferin oğlum, iyi yapıyorsun, dosyayı kapattın, bunu mu
görecek? Sonuna kadar takip edeceğiz. Başbakanlık koltuğunda otur, milleti
soyanlara ses çıkarma... Bunun mücadelesini vereceğiz.''
''Rüşvet toplayan kişide'' belediyenin mührünün de bulunduğunu ileri
süren Kılıçdaroğlu, mührün bir belediyenin namusu olduğunu kaydederek, ''Şimdi
defter Recep Bey'in önünde. Ne yapacağını hep beraber göreceğiz'' diye konuştu. (15.53)
