2015-11-12 - 13:07
TBMM'de görev yapacak 26. Dönem milletvekilleri için kayıt işlemleri devam ediyor.
TBMM'de görev yapacak 26. Dönem milletvekilleri için kayıt işlemleri devam ediyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Karaaslan'ı kayıt işlemleri sırasında eşi Direnç Karaaslan ile 1,5 yaşındaki kızı Hatice Sare ve 5,5 yaşındaki oğlu Yusuf Yiğit yalnız bırakmadı. Karaaslan'a rozetini eşi taktı. Karaaslan çifti daha sonra çocuklarını kucaklarına alarak, gazeteciler için görüntü verdi.
Haziran seçimlerinin ardından çocuklarıyla Meclis'e geldiğinin anımsatılarak, çocuklarının son durumdan memnun olup olmadığının sorulması üzerine Karaaslan, "Küçük kızım bebekti, neredeyse 1 yaşındaydı ve yürüyemiyordu. Samsun'da seçim kampanyasını hep birlikte ailece yürüttük. Bugün de en büyük fedakarlığı yapan onlar olduğu için bu güzel anı onlarla birlikte yaşamak istedim" diye konuştu.
AK Parti'li Karaaslan, seçimde kazananın sadece AK Parti değil Türkiye olduğunu söyledi. Milletin AK Parti'yi tek başına iktidara getirdiğini belirten Karaaslan, yapacak çok işlerinin bulunduğunu ifade etti.
Silvan'daki olaylara ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Karaaslan, "Seçimden önce de her ne olursa olsun terörle olan kararlı mücadelemiz devam edecektir dedik. Bugün de şehitlerimiz var, Allah'tan rahmet diliyorum, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. İnşallah terörle olan mücadelemizi en büyük kararlılıkla devam ettireceğiz. Ve bunun sonuçlarını çok kısa zamanda göreceğiz" dedi.
Öte yandan kayıtlarını yaptıran milletvekillerinin, seçim bölgelerine özgü ikramları da devam etti.
AK Parti Iğdır Milletvekili Nuretin Aras, günkurusu kayısı ve patlıcan reçeli sundu.
Aras, Iğdır'ın doğunun Çukurovası olduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, TBMM'de 26. Dönem milletvekili kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"MHP'nin içinde farklı bir irade olduğuna" yönelik haberlerin sorulması üzerine Karakaya, gelecek günlerde TBMM'de siyasetin çok yoğun ve sıcak geçeceğini ifade etti.
MHP'nin bu dönem 40 milletvekiliyle temsil imkanı bulduğuna işaret eden Karakaya, "Bu yapı içinde özellikle oluşan bir çözüm blokuna karşı sadece MHP'nin 'çözüm' karşıtı bir parti olması nedeniyle önümüzdeki dönemde toplumsal muhalefetin oluşturulması ve muhalefetin öncülüğünü yapması gibi önemli bir görevi var. Biz o mekanizmanın oluşması üzerinde şu anda çalışıyoruz. MHP olarak bu Meclis gündeminde 40 milletvekiliyle toplumsal muhalefeti nasıl oluştururuz onun yol ve yöntemleri üzerinde çalışıyoruz. Onun dışında MHP'de farklı bir iradenin olması söz konusu değil" diye konuştu.
Bu eleştirinin Nazif Okumuş'tan geldiğinin anımsatılması üzerine Karakaya, Okumuş'un uzun süredir MHP'nin içinde olmadığını bildirdi.
Karakaya, bu tür eleştirilerin gelebileceğine dikkati çekerek, "Bugünlerde özellikle son milletvekili seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili olarak MHP üzerinde yürütülen bir operasyon var. Bunu herkes görüyor. Bunu, 'MHP'nin içinde bir irade oldu' biçiminde değerlendirmek doğru değil. Ama dışarından bir iradenin MHP içerisine hakim olması noktasında bir girişim var mı derseniz, olabilir. Etkili olacak mı derseniz, hayır" dedi.
Karakaya, MHP içinde bir çatlak yaratılmasının söz konusu olmadığını ifade etti.
CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, milletvekili kaydını yaptırmak üzere geldiği TBMM'de gazetecilerin CHP'de olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin soruları yanıtladı.
Yasanın açık olduğunu belirten Pekşen, olağanüstü genel kurullarda, bir önceki olağan genel kurulda oy kullanma hakkına sahip üyelerin oy kullanabildiğini söyledi.
Pekşen, "2012'deki olağan genel kurulda oy kullanma hakkına sahip üyeler ancak bu olağanüstü genel kurul toplanması halinde oy kullanmaları söz konusu olabilir. İl kongrelerini yapan illerde yeni seçilen delege arkadaşlarımız ise ancak önümüzdeki yıl 2016 Ocak'ta yapılacak olağan olağan genel kurulda oy kullanabileceklerdir" diye konuştu.
Gençlerin iş aradığını ancak umut olarak CHP'yi görmediğini, emeklilerin sofraya aç oturduğunu, sofradan aç kalktığını ileri süren Pekşen, "Buna rağmen umudu CHP görmüyorlarsa, kabus senaryolarının uygulayıcısı iktidarı değil muhalefeti kaybettiriyorlarsa o zaman umudun adresinin yeniden yazılması gerekiyor" dedi. Kadına yönelik şiddete değinen Pekşen, Türkiye'de son 5 yıl içinde bin 150 kadın cinayeti işlendiğine dikkati çekti.
Pekşen, il başkanlarının genel merkeze desteklerini açıkladığının anımsatılması üzerine, olağanüstü kurultayda oy kullanma yetkisine sahip bütün il başkanlarının kendilerine olağanüstü destek verdiğini, ülkenin her yerinden coşkulu destek geldiğini söyledi.
Olağanüstü kurultay için yeterli imzaya ulaşıp ulaşmayacaklarına ilişkin soruya Pekşen, "Normal koşullarda bir baskı oluşmazsa imza miktarının 700'leri aşacağını görüyoruz. 600'ün üzerinde imza gelmesi çok olası. Bütün illerden CHP'nin bu büyük değişime büyük destek geliyor" kaşılığını verdi.
Meclis'e kaydını yaptırmak için gelen CHP Ankara Milletvekili Murat Emir de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin değerlendirmesinin istenmesi üzerine Emir, olağan kurultay sürecine girildiğini bu nedenle olağanüstü kurultay taleplerini yerinde bulmadığını söyledi.
Yeni adayların çıkmasının parti için zenginlik olduğunu ifade eden Emir, ancak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde iktidara yürüyün CHP'yi çok daha rahat kurabileceklerine inandıklarını belirtti.
AK Parti İzmir Milletvekili Yıldırım, Türkiye'nin 1 Kasım'da hem güvenlik hem de seçime katılım anlamında güçlü bir sınav verdiğini belirterek, kayıt yaptırmaya Erzincan ve İzmir milletvekilleriyle beraber geldiklerini anlattı.
Yıldırım, "Doğu ile batıyı, milletin birliğini, beraberliğini temsil eden güzel bir örnek olarak karşınızdayız" dedi.
Silvan'daki olaylarla ilgili bir soru üzerine, milletin kendilerine terörle mücadelede asla taviz verilmemesi konusunda tam destek verdiğini ifade ederek, gerek kırsalda gerek şehir merkezlerinde terör örgütünün milleti rahatsız etmeyecek şekilde etkisiz hale getirileceğini vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:
"Silvan'daki olay, orada yaşayan sivil vatandaşlarımıza yönelik değildir. Aksine orada yaşayan Kürt vatandaşlarımızın huzurunu, güvenliğini bozan, günlük hayatı onlara zehir eden terör yapılanmasına yönelik çalışmalardır. Bu zorunluluktan kaynaklanan bir durumdur. Başka yerlerde olduğu gibi elinde silah olan ve sivil vatandaşları tehdit eden bu yapılar etkisiz hale getirilinceye kadar mücadele devam edecektir."
657 Sayılı Kanun'un değiştirilmesi haberleriyle ilgili Yıldırım, yeni anayasa çalışmaları kapsamında devletteki bütün kadroların ele alınacağını bildirdi.
Binali Yıldırım, bir başka sonu üzerine de Türkiye'nin içeride ve sınırlarında güvenliğinin sağlanmasının, hükümetin öncelikli görevi olduğunu ifade etti.
Toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırının anında karşılık bulacağına vurgu yapan Yıldırım, "Türkiye'nin güneyinde ciddi bir istikrarsızlık uzun süreden beri devam ediyor. Bundan en olumsuz etkilenen ülke Türkiye. Dolayısıyla başkalarının uzaktan ahkam kesmesiyle bu bölgede bir gelecek inşa edilemez. O yüzden Türkiye olup biten her şeyle ilgilidir ve ilgili olmak zorundadır. Ülkemizin toprak bütünlüğüne yönelik her türlü girişime anında cevap verecek güçteyiz. Bölgede yapılacak her türlü tasarruf Türkiye'nin mutlaka bilgisi ve onayıyla ancak mümkündür" diye konuştu.
Yıldırım, bir gazetecinin sorusuna karşılık, zaman zaman münferit yanlış uygulamaları polis ve jandarmaya mal etmemek gerektiğini belirterek, bu konularla ilgili hükümetin her türlü duyarlılığı gösterdiğini ve gereğini yaptığını anımsattı.
İzmir'den zeytinyağı, zeytin kolonyası, incir, Erzincan'dan da tulum peyniri ve saruç getirdiklerini ifade eden Yıldırım, gazetecilere ikramda bulundu.
AK Parti Giresun Milletvekili Nurettin Canikli de seçim vaatleri olarak gündeme gelen hususların tamamının eksiksiz yerine getirileceğini belirterek, Meclis'in ilk işinin bu olacağını ifade etti.
Sonraki aşamada başta ekonomik ve özgürlük ortamının genişletilmesi için reform mahiyetinde çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Canikli, "En önemlisi sivil anayasanın hayata geçirilmesi gerekiyor. Sivil anayasa için gerekli hamleler ve adımlar atılacak" dedi.
Polisin bazı uygulamalarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını anlatan Nurettin Canikli, "Ancak maalesef bu gibi üzücü ve hepimizi rahatsız eden tablolar ortaya çıkabiliyor. Bunların üzerine kararlılıkla gidiliyor" diye konuştu.
Silvan'da, terör örgütü ve uzantılarının, insanların normal hayatlarını idame ettirmelerine engel teşkil edecek ve devletin egemenlik haklarını ortadan kaldıracak şekilde bir takım faaliyet içinde olduklarını kaydeden Canikli, şunları söyledi:
"Bunun bertaraf edilmesi gerekiyor. Orada mutlaka egemenlik haklarının tesis edilmesi gerekiyor, edilene kadar da elbette yasalar ve hukuk çerçevesinde bu çalışmalar sürecek. Orada en ufak bir ihlal söz konusu değil. Hukuka ve özgürlük anlayışıyla çelişecek hiçbir uygulama söz konusu değil."
Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmalarla ilgili bir soru üzerine Canikli, Suriye'nin kuzeyinde etnik temel üzerine ve PKK'nın desteklediği bir siyasi yapılanmanın Türkiye'nin kırmızı çizgisi olduğunu belirtti.
Kırmızı çizgiyi ihlal edecek şekilde gelişme olduğu takdirde bunu ortadan kaldırmak, bertaraf etmek için her türlü tedbirin alınacağını vurgulayan Canikli, "Kırmızı çizginin ihlali gibi bir durum ortaya çıktığında her türlü araç ve yöntem kullanılarak bertaraf edilecektir. Onun dışında TSK'nın kara harekatı söz konusu değildir" dedi.
Canikli, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılacağı belirtilen değişiklikle ilgili bir soru üzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Aslında o değişiklik 657 Devlet Memurları Kanunu'nda yapılarak sonuç alınabilecek bir düzenleme değil, anayasanın da değiştirilmesi gerekiyor. Kamuda verimliliğin ve etkinliğin artırılması için hem mali durumların iyileştirilmesi ama aynı zamanda sorumluluk söz konusu olduğunda ona yönelik etkili tedbirlerin alınmasını sağlayacak şekilde bir personel rejimi düşünülüyor. Hem mali ve diğer özlük haklarını iyileştirilecek ama şartlara uygun çalışmama durumu söz konusu olduğunda da kamunun rahatlıkla onlarla yollarını ayırabileceği bir mekanizmanın kurulması gerekiyor. Elbette dengeli bir mekanizma. Hem ödül hem cezalandırma, kastedilen o."
AK Parti Manisa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Meclis'te iktidar ile muhalefetin birlikte çalışılacağını belirterek, "Güçlü muhalefet, güçlü iktidar, güçlü iktidar da güçlü Türkiye demektir" diye konuştu.
Manisa'nın madenleriyle, organize sanayisiyle, tarımıyla ve inanç turizmiyle, marka ve önemli bir şehir olduğunu belirten Özdağ, gazetecilere mesir macunu ve üzüm dağıttı.
MHP Ankara Milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye'nin yeni parlamentoyla hem bölgesel hem de milli anlamda ağır sorunları aşma göreviyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, "Parlamenter demokrasi ve hukuk devletinin korunması TBMM'nin en önemli görevleri arasındadır" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner de CHP'deki kurultay çalışmalarıyla ilgili soru üzerine Cihaner, mevcut koşullarda olağanüstü bir kurultay yapılmasını nafile olarak gördüğünü, olağan kurultayın gerçekleştirilmesinin daha sağlıklı olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanlığına adaylık gibi bir düşüncesinin olmadığını ifade eden Cihaner, parti delegelerinin sağduyulu bir tavır sergileyeceklerini kaydetti.
"Sizce de bir lider değişikliğine ihtiyaç var mı?" sorusuna da Cihaner, "Yani şu anda lider eksenli tartışmalardan ziyade partinin yönelimiyle ilgili tartışmaların verimli olacağını düşünüyorum. Parti iradesi, tabanı eğer bir lider değişikliğini gerekli görüyorsa, zaten o yapılacak kurultayda kendini gösterecektir" karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile uzun yıllar birlikte çalışan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı da kaydını yaptıran milletvekilleri arasındaydı.
Kaydını yaptırdıktan sonra eşi Hilal Çamlı'nın rozet taktığı Çamlı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Çamlı'dan, Erdoğan ile bir anısını paylaşması istendi. Erdoğan ile çok hikayelerinin bulunduğunu ifade eden Çamlı, bunlardan birini şöyle anlattı:
"Cumhurbaşkanımız Refah Partisi'nde İstanbul İl Başkanıyken, aynı zamanda Marmara bölge sorumlusuydu. Sık sık bölgeyi teftişe, parti çalışmalarına giderdi. Bir gün yolda arabamız arızalandı. Ben direksiyonda, bir ayağım dışarıda, o arabanın arkasında, ite kaka bir kaç kilometre gittik. Biga'ya gittik, mitingimiz vardı. O zaman pek de tanınan sima değil. Biga meydanında partilere miting yapması için ikişer veriliyordu. Kolonlarımız, tesisatlarımız, bagajımızdan onları çıkardık, meydanın sağına soluna koyduk, mikrofonları yerleştirdik. O zaman teşkilatta az sayıda arkadaşımız vardı, onlar takdim yaptı. Meydanda kimse yoktu. Reis geldi mikrofona, o gür ve hakim sesiyle, hitabetiyle konuşmaya başlayınca mıknatısın demir parçalarını çekmesi gibi insanlar o hakim sese, o güven veren sese doğru toplanmaya başladılar meydanda. Konulara hakimiyetiyle, duruşuyla, hitabetiyle, cazibesiyle insanlar toplandı. O günlerden bugünlere geldik. Nereden nereye."
AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki atmosferin bir daha yaşanmaması için başkanlık sisteminin el birliğiyle getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kuzu, kaydının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Gelirken elim boş geldim ama inşallah biz de memlekete başkanlık modelini getiririz ve en büyük ikramı yapmış oluruz" dedi.
Muhalefetin görüşüne her zaman önem verdiklerini belirten Kuzu, muhalefetin bu dönem bu konuda kesinlikle yardımcı olacağına inandığını ifade etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun zamanı geldiğinde bu konuda gerekli çalışmaları yapacağına, orta yolun bulunacağına olan inancını dile getiren Kuzu, "Dolayısıyla bu sistemi el birliği ile getirip, 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşanan kötü atmosferi bir daha bu memlekete yaşatmamak lazım" diye konuştu.
Kuzu, Meclis Başkanı adaylığıyla ilgili soruyu "Hayırlı olsun kim gelirse. Partimizin kararına saygımız var" şeklinde yanıtladı.
AK Parti Düzce Milletvekilleri Ayşe Keşir, Fevai Arslan ve Faruk Özlü kayıt yaptırmaya birlikte geldi.
Keşir, 1 Kasım seçimlerinde milletin istikrardan yana oyunu kullandığını, hem parti hem de Türkiye'nin geleceği adına mutluluk duyduğunu belirtti. Bunun aynı zamanda büyük sorumluluk olduğunu ifade eden Keşir, "İşimiz yeni başlıyor. Parlamentonun ve şehrimizin gündemi yoğun" dedi.
Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından 26. Dönem Parlamentosu'na şimdiye kadar 284 milletvekili kayıt yaptırdı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Karaaslan'ı kayıt işlemleri sırasında eşi Direnç Karaaslan ile 1,5 yaşındaki kızı Hatice Sare ve 5,5 yaşındaki oğlu Yusuf Yiğit yalnız bırakmadı. Karaaslan'a rozetini eşi taktı. Karaaslan çifti daha sonra çocuklarını kucaklarına alarak, gazeteciler için görüntü verdi.
Haziran seçimlerinin ardından çocuklarıyla Meclis'e geldiğinin anımsatılarak, çocuklarının son durumdan memnun olup olmadığının sorulması üzerine Karaaslan, "Küçük kızım bebekti, neredeyse 1 yaşındaydı ve yürüyemiyordu. Samsun'da seçim kampanyasını hep birlikte ailece yürüttük. Bugün de en büyük fedakarlığı yapan onlar olduğu için bu güzel anı onlarla birlikte yaşamak istedim" diye konuştu.
AK Parti'li Karaaslan, seçimde kazananın sadece AK Parti değil Türkiye olduğunu söyledi. Milletin AK Parti'yi tek başına iktidara getirdiğini belirten Karaaslan, yapacak çok işlerinin bulunduğunu ifade etti.
Silvan'daki olaylara ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Karaaslan, "Seçimden önce de her ne olursa olsun terörle olan kararlı mücadelemiz devam edecektir dedik. Bugün de şehitlerimiz var, Allah'tan rahmet diliyorum, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. İnşallah terörle olan mücadelemizi en büyük kararlılıkla devam ettireceğiz. Ve bunun sonuçlarını çok kısa zamanda göreceğiz" dedi.
Öte yandan kayıtlarını yaptıran milletvekillerinin, seçim bölgelerine özgü ikramları da devam etti.
AK Parti Iğdır Milletvekili Nuretin Aras, günkurusu kayısı ve patlıcan reçeli sundu.
Aras, Iğdır'ın doğunun Çukurovası olduğunu ifade etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, TBMM'de 26. Dönem milletvekili kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"MHP'nin içinde farklı bir irade olduğuna" yönelik haberlerin sorulması üzerine Karakaya, gelecek günlerde TBMM'de siyasetin çok yoğun ve sıcak geçeceğini ifade etti.
MHP'nin bu dönem 40 milletvekiliyle temsil imkanı bulduğuna işaret eden Karakaya, "Bu yapı içinde özellikle oluşan bir çözüm blokuna karşı sadece MHP'nin 'çözüm' karşıtı bir parti olması nedeniyle önümüzdeki dönemde toplumsal muhalefetin oluşturulması ve muhalefetin öncülüğünü yapması gibi önemli bir görevi var. Biz o mekanizmanın oluşması üzerinde şu anda çalışıyoruz. MHP olarak bu Meclis gündeminde 40 milletvekiliyle toplumsal muhalefeti nasıl oluştururuz onun yol ve yöntemleri üzerinde çalışıyoruz. Onun dışında MHP'de farklı bir iradenin olması söz konusu değil" diye konuştu.
Bu eleştirinin Nazif Okumuş'tan geldiğinin anımsatılması üzerine Karakaya, Okumuş'un uzun süredir MHP'nin içinde olmadığını bildirdi.
Karakaya, bu tür eleştirilerin gelebileceğine dikkati çekerek, "Bugünlerde özellikle son milletvekili seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili olarak MHP üzerinde yürütülen bir operasyon var. Bunu herkes görüyor. Bunu, 'MHP'nin içinde bir irade oldu' biçiminde değerlendirmek doğru değil. Ama dışarından bir iradenin MHP içerisine hakim olması noktasında bir girişim var mı derseniz, olabilir. Etkili olacak mı derseniz, hayır" dedi.
Karakaya, MHP içinde bir çatlak yaratılmasının söz konusu olmadığını ifade etti.
CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, milletvekili kaydını yaptırmak üzere geldiği TBMM'de gazetecilerin CHP'de olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin soruları yanıtladı.
Yasanın açık olduğunu belirten Pekşen, olağanüstü genel kurullarda, bir önceki olağan genel kurulda oy kullanma hakkına sahip üyelerin oy kullanabildiğini söyledi.
Pekşen, "2012'deki olağan genel kurulda oy kullanma hakkına sahip üyeler ancak bu olağanüstü genel kurul toplanması halinde oy kullanmaları söz konusu olabilir. İl kongrelerini yapan illerde yeni seçilen delege arkadaşlarımız ise ancak önümüzdeki yıl 2016 Ocak'ta yapılacak olağan olağan genel kurulda oy kullanabileceklerdir" diye konuştu.
Gençlerin iş aradığını ancak umut olarak CHP'yi görmediğini, emeklilerin sofraya aç oturduğunu, sofradan aç kalktığını ileri süren Pekşen, "Buna rağmen umudu CHP görmüyorlarsa, kabus senaryolarının uygulayıcısı iktidarı değil muhalefeti kaybettiriyorlarsa o zaman umudun adresinin yeniden yazılması gerekiyor" dedi. Kadına yönelik şiddete değinen Pekşen, Türkiye'de son 5 yıl içinde bin 150 kadın cinayeti işlendiğine dikkati çekti.
Pekşen, il başkanlarının genel merkeze desteklerini açıkladığının anımsatılması üzerine, olağanüstü kurultayda oy kullanma yetkisine sahip bütün il başkanlarının kendilerine olağanüstü destek verdiğini, ülkenin her yerinden coşkulu destek geldiğini söyledi.
Olağanüstü kurultay için yeterli imzaya ulaşıp ulaşmayacaklarına ilişkin soruya Pekşen, "Normal koşullarda bir baskı oluşmazsa imza miktarının 700'leri aşacağını görüyoruz. 600'ün üzerinde imza gelmesi çok olası. Bütün illerden CHP'nin bu büyük değişime büyük destek geliyor" kaşılığını verdi.
Meclis'e kaydını yaptırmak için gelen CHP Ankara Milletvekili Murat Emir de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin değerlendirmesinin istenmesi üzerine Emir, olağan kurultay sürecine girildiğini bu nedenle olağanüstü kurultay taleplerini yerinde bulmadığını söyledi.
Yeni adayların çıkmasının parti için zenginlik olduğunu ifade eden Emir, ancak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde iktidara yürüyün CHP'yi çok daha rahat kurabileceklerine inandıklarını belirtti.
AK Parti İzmir Milletvekili Yıldırım, Türkiye'nin 1 Kasım'da hem güvenlik hem de seçime katılım anlamında güçlü bir sınav verdiğini belirterek, kayıt yaptırmaya Erzincan ve İzmir milletvekilleriyle beraber geldiklerini anlattı.
Yıldırım, "Doğu ile batıyı, milletin birliğini, beraberliğini temsil eden güzel bir örnek olarak karşınızdayız" dedi.
Silvan'daki olaylarla ilgili bir soru üzerine, milletin kendilerine terörle mücadelede asla taviz verilmemesi konusunda tam destek verdiğini ifade ederek, gerek kırsalda gerek şehir merkezlerinde terör örgütünün milleti rahatsız etmeyecek şekilde etkisiz hale getirileceğini vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:
"Silvan'daki olay, orada yaşayan sivil vatandaşlarımıza yönelik değildir. Aksine orada yaşayan Kürt vatandaşlarımızın huzurunu, güvenliğini bozan, günlük hayatı onlara zehir eden terör yapılanmasına yönelik çalışmalardır. Bu zorunluluktan kaynaklanan bir durumdur. Başka yerlerde olduğu gibi elinde silah olan ve sivil vatandaşları tehdit eden bu yapılar etkisiz hale getirilinceye kadar mücadele devam edecektir."
657 Sayılı Kanun'un değiştirilmesi haberleriyle ilgili Yıldırım, yeni anayasa çalışmaları kapsamında devletteki bütün kadroların ele alınacağını bildirdi.
Binali Yıldırım, bir başka sonu üzerine de Türkiye'nin içeride ve sınırlarında güvenliğinin sağlanmasının, hükümetin öncelikli görevi olduğunu ifade etti.
Toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırının anında karşılık bulacağına vurgu yapan Yıldırım, "Türkiye'nin güneyinde ciddi bir istikrarsızlık uzun süreden beri devam ediyor. Bundan en olumsuz etkilenen ülke Türkiye. Dolayısıyla başkalarının uzaktan ahkam kesmesiyle bu bölgede bir gelecek inşa edilemez. O yüzden Türkiye olup biten her şeyle ilgilidir ve ilgili olmak zorundadır. Ülkemizin toprak bütünlüğüne yönelik her türlü girişime anında cevap verecek güçteyiz. Bölgede yapılacak her türlü tasarruf Türkiye'nin mutlaka bilgisi ve onayıyla ancak mümkündür" diye konuştu.
Yıldırım, bir gazetecinin sorusuna karşılık, zaman zaman münferit yanlış uygulamaları polis ve jandarmaya mal etmemek gerektiğini belirterek, bu konularla ilgili hükümetin her türlü duyarlılığı gösterdiğini ve gereğini yaptığını anımsattı.
İzmir'den zeytinyağı, zeytin kolonyası, incir, Erzincan'dan da tulum peyniri ve saruç getirdiklerini ifade eden Yıldırım, gazetecilere ikramda bulundu.
AK Parti Giresun Milletvekili Nurettin Canikli de seçim vaatleri olarak gündeme gelen hususların tamamının eksiksiz yerine getirileceğini belirterek, Meclis'in ilk işinin bu olacağını ifade etti.
Sonraki aşamada başta ekonomik ve özgürlük ortamının genişletilmesi için reform mahiyetinde çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayan Canikli, "En önemlisi sivil anayasanın hayata geçirilmesi gerekiyor. Sivil anayasa için gerekli hamleler ve adımlar atılacak" dedi.
Polisin bazı uygulamalarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını anlatan Nurettin Canikli, "Ancak maalesef bu gibi üzücü ve hepimizi rahatsız eden tablolar ortaya çıkabiliyor. Bunların üzerine kararlılıkla gidiliyor" diye konuştu.
Silvan'da, terör örgütü ve uzantılarının, insanların normal hayatlarını idame ettirmelerine engel teşkil edecek ve devletin egemenlik haklarını ortadan kaldıracak şekilde bir takım faaliyet içinde olduklarını kaydeden Canikli, şunları söyledi:
"Bunun bertaraf edilmesi gerekiyor. Orada mutlaka egemenlik haklarının tesis edilmesi gerekiyor, edilene kadar da elbette yasalar ve hukuk çerçevesinde bu çalışmalar sürecek. Orada en ufak bir ihlal söz konusu değil. Hukuka ve özgürlük anlayışıyla çelişecek hiçbir uygulama söz konusu değil."
Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmalarla ilgili bir soru üzerine Canikli, Suriye'nin kuzeyinde etnik temel üzerine ve PKK'nın desteklediği bir siyasi yapılanmanın Türkiye'nin kırmızı çizgisi olduğunu belirtti.
Kırmızı çizgiyi ihlal edecek şekilde gelişme olduğu takdirde bunu ortadan kaldırmak, bertaraf etmek için her türlü tedbirin alınacağını vurgulayan Canikli, "Kırmızı çizginin ihlali gibi bir durum ortaya çıktığında her türlü araç ve yöntem kullanılarak bertaraf edilecektir. Onun dışında TSK'nın kara harekatı söz konusu değildir" dedi.
Canikli, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılacağı belirtilen değişiklikle ilgili bir soru üzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Aslında o değişiklik 657 Devlet Memurları Kanunu'nda yapılarak sonuç alınabilecek bir düzenleme değil, anayasanın da değiştirilmesi gerekiyor. Kamuda verimliliğin ve etkinliğin artırılması için hem mali durumların iyileştirilmesi ama aynı zamanda sorumluluk söz konusu olduğunda ona yönelik etkili tedbirlerin alınmasını sağlayacak şekilde bir personel rejimi düşünülüyor. Hem mali ve diğer özlük haklarını iyileştirilecek ama şartlara uygun çalışmama durumu söz konusu olduğunda da kamunun rahatlıkla onlarla yollarını ayırabileceği bir mekanizmanın kurulması gerekiyor. Elbette dengeli bir mekanizma. Hem ödül hem cezalandırma, kastedilen o."
AK Parti Manisa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Meclis'te iktidar ile muhalefetin birlikte çalışılacağını belirterek, "Güçlü muhalefet, güçlü iktidar, güçlü iktidar da güçlü Türkiye demektir" diye konuştu.
Manisa'nın madenleriyle, organize sanayisiyle, tarımıyla ve inanç turizmiyle, marka ve önemli bir şehir olduğunu belirten Özdağ, gazetecilere mesir macunu ve üzüm dağıttı.
MHP Ankara Milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye'nin yeni parlamentoyla hem bölgesel hem de milli anlamda ağır sorunları aşma göreviyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, "Parlamenter demokrasi ve hukuk devletinin korunması TBMM'nin en önemli görevleri arasındadır" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner de CHP'deki kurultay çalışmalarıyla ilgili soru üzerine Cihaner, mevcut koşullarda olağanüstü bir kurultay yapılmasını nafile olarak gördüğünü, olağan kurultayın gerçekleştirilmesinin daha sağlıklı olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanlığına adaylık gibi bir düşüncesinin olmadığını ifade eden Cihaner, parti delegelerinin sağduyulu bir tavır sergileyeceklerini kaydetti.
"Sizce de bir lider değişikliğine ihtiyaç var mı?" sorusuna da Cihaner, "Yani şu anda lider eksenli tartışmalardan ziyade partinin yönelimiyle ilgili tartışmaların verimli olacağını düşünüyorum. Parti iradesi, tabanı eğer bir lider değişikliğini gerekli görüyorsa, zaten o yapılacak kurultayda kendini gösterecektir" karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile uzun yıllar birlikte çalışan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı da kaydını yaptıran milletvekilleri arasındaydı.
Kaydını yaptırdıktan sonra eşi Hilal Çamlı'nın rozet taktığı Çamlı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Çamlı'dan, Erdoğan ile bir anısını paylaşması istendi. Erdoğan ile çok hikayelerinin bulunduğunu ifade eden Çamlı, bunlardan birini şöyle anlattı:
"Cumhurbaşkanımız Refah Partisi'nde İstanbul İl Başkanıyken, aynı zamanda Marmara bölge sorumlusuydu. Sık sık bölgeyi teftişe, parti çalışmalarına giderdi. Bir gün yolda arabamız arızalandı. Ben direksiyonda, bir ayağım dışarıda, o arabanın arkasında, ite kaka bir kaç kilometre gittik. Biga'ya gittik, mitingimiz vardı. O zaman pek de tanınan sima değil. Biga meydanında partilere miting yapması için ikişer veriliyordu. Kolonlarımız, tesisatlarımız, bagajımızdan onları çıkardık, meydanın sağına soluna koyduk, mikrofonları yerleştirdik. O zaman teşkilatta az sayıda arkadaşımız vardı, onlar takdim yaptı. Meydanda kimse yoktu. Reis geldi mikrofona, o gür ve hakim sesiyle, hitabetiyle konuşmaya başlayınca mıknatısın demir parçalarını çekmesi gibi insanlar o hakim sese, o güven veren sese doğru toplanmaya başladılar meydanda. Konulara hakimiyetiyle, duruşuyla, hitabetiyle, cazibesiyle insanlar toplandı. O günlerden bugünlere geldik. Nereden nereye."
AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki atmosferin bir daha yaşanmaması için başkanlık sisteminin el birliğiyle getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kuzu, kaydının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Gelirken elim boş geldim ama inşallah biz de memlekete başkanlık modelini getiririz ve en büyük ikramı yapmış oluruz" dedi.
Muhalefetin görüşüne her zaman önem verdiklerini belirten Kuzu, muhalefetin bu dönem bu konuda kesinlikle yardımcı olacağına inandığını ifade etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun zamanı geldiğinde bu konuda gerekli çalışmaları yapacağına, orta yolun bulunacağına olan inancını dile getiren Kuzu, "Dolayısıyla bu sistemi el birliği ile getirip, 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşanan kötü atmosferi bir daha bu memlekete yaşatmamak lazım" diye konuştu.
Kuzu, Meclis Başkanı adaylığıyla ilgili soruyu "Hayırlı olsun kim gelirse. Partimizin kararına saygımız var" şeklinde yanıtladı.
AK Parti Düzce Milletvekilleri Ayşe Keşir, Fevai Arslan ve Faruk Özlü kayıt yaptırmaya birlikte geldi.
Keşir, 1 Kasım seçimlerinde milletin istikrardan yana oyunu kullandığını, hem parti hem de Türkiye'nin geleceği adına mutluluk duyduğunu belirtti. Bunun aynı zamanda büyük sorumluluk olduğunu ifade eden Keşir, "İşimiz yeni başlıyor. Parlamentonun ve şehrimizin gündemi yoğun" dedi.
Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından 26. Dönem Parlamentosu'na şimdiye kadar 284 milletvekili kayıt yaptırdı.
