2008-04-10 - 18:10
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, TBMM Genel Kurulu'nda bir konuşma yaptı. Barroso, parti liderlerleriyle görüşmesinden önce yaptığı konuşmada, terörden AB sürecine kadar çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, TBMM Genel Kuruluna hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmasında teröre ağırlıklı yer ayıran Barroso, Türkiye'nin terörle mücadelesinde yan yana durduklarını belirterek, "Şüphesiz, PKK terör örgütüdür ve AB'nin terör örgütü listesinde yer almaktadır" dedi.
Terör kurbanlarını ''çok iyi anlıyoruz'' ifadesini kullanan Barroso, terörle mücadelenin artarak devam edeceğini söyledi.
Türkiye'nin yakın tarihinden alıntılar yapan Barroso, Atatürk'ün, Türk halkına, meşru bir şekilde geleceklerini tartışmak ve Türkiye'yi modern bir cumhuriyete dönüştürmek amacıyla bu Meclisi kurduğunu ifade eden Barroso, sürekli değişen dünyada, bu yüzyılın giderek artan zorlukları karşısında, bu sorumluluğun daha da arttığını bildirdi.
"İŞTE BURASI TÜRKİYE, BOĞAZLARIN HAKİMİ, BU KAPILARDAN BARIŞ GEÇER"
Barroso, böylesine büyük bir ülkeye ve ortak geleceklerine dair güvenini dile getirerek, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı De Gaulle'ün Türkiye'ye yaptığı ziyaretteki sözlerini hatırlatarak:''İşte burası Türkiye. Boğazların hakimi, kapının muhafızı. Bu kapılardan, dünyanın bu bölgesinden barış geçer, aynı zamanda bu kapılardan savaş da geçebilir. Bunların sonucunda da bu kapıların muhafızı, ellerinde çok büyük ve olumlu neticelere yol açabilecek fırsatları tutmaktadır. Aynı zamanda dünyadaki en kötü ihtimallere de maruz kalan bir yerdir'' dediğini kaydetti. De Gaulle'ün, daha o zamanda Türkiye'nin ne kadar önemli bir konumda olduğunu, Avrupa için değerini anladığını belirten Barroso, ''Yani Boğazların ve kendi geleceğinin de muhafızı olarak, Türkiye, Avrupa'yı geleceği olarak seçmiştir'' dedi.
Barroso, Türkiye ile Avrupa arasındaki eskiye dayanan ilişkilerin, kültürel ve karşılıklı olduğunu kaydetti. Osmanlı İmparatorluğu'nun, Avrupa'daki politikalarda çok önemli bir rol oynadığını dile getiren Barroso, Türkiye'nin etkisinin, yüzyıllar içinde iniş çıkışlar gösterdiğini ancak her zaman Avrupa'nın jeopolitik sahnesindeki yerini koruduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve NATO'nun üyesi, NATO içinde de bir mihenk taşı olduğunu söyleyen Barroso, Türkiye'nin AB üyelik sürecine de değindi.
''Ama her müzakerede olduğu gibi neticenin önceden garanti edilmesi mümkün değildir. İlişkimiz, Avrupa Topluluğunun kurulduğu dönemden bu yana sürekli olarak istikrarlı bir şekilde derinleşmeye devam etmektedir. Şu anda da katılım müzakereleriyle devam etmektedir'' dedi. Barroso, müzakerelerin 2005'ten bu yana çok başarılı şekilde sürdüğünü, Türkiye'nin AB mevzuatını kabul etmek ve adapte etmede gösterdiği çabalardan çok etkilendiğini ifade etti.
"OLDUKÇA KUVVETLİ ORTAK MENFAATLERİMİZ, MÜZAKERE SÜRECİNİ BELİRLEMEKTEDİR"
''Oldukça kuvvetli ortak menfaatlerimiz, müzakere sürecini belirlemektedir ve özel bir vurguya sahiptir'' diyen Barroso, ''Bizler, beraberce daha güvenli bir dünyaya katkı sağlıyoruz. Türkiye'nin bir dizi faaliyette, AB misyonlarında, Bosna-Hersek'te, Kosova'da ve Kongo'da katılıma ve verdiği desteği büyük bir takdirle karşılıyoruz. Aynı zamanda Türk ordusunun gösterdiği profesyonellik ve yetkinliğin de çok önemli bir varlık olduğuna inanıyoruz" dedi.
"TÜRKİYE AVRUPA İÇİN KİLİT BİR ROL OYNUYOR"
Türkiye, Kafkaslar, Ortadoğu ve Orta Asya'daki bağlantılarıyla çok derin bir bilgi kaynağına da sahiptir ve bunları bize sunmaktadır. Türkiye'nin bu bağlantıları, bir kere daha Türkiye'nin Avrupa için ne kadar kilit bir rolde olduğunu göstermektedir. Soğuk savaşın sona ermesi, ilişkilerimizin önemli unsurlarında bir değişikliğe yol açmamıştır. Tam tersine, demir perdenin düşmesiyle beraber, çok daha yeni ve karmaşık problemlerin ortaya çıkmasıyla, sizin ülkeniz şu anda tam merkezde yer alan bir oyuncu konumuna gelmiştir. Özellikle pek çok başlık içerisinde bakacak olursak, uluslararası ilişkilerde, yıllardan beri Balkanlar, Ortadoğu'daki kriz, İran, Irak, enerji krizi ve genel anlamda Müslüman dünyayla diyalog açısından Türkiye, gerçekten de istikrar ve demokrasi adına çok önemli bir rol oynamaktadır. Dünyanın en istikrarsız bölgesinde böylesine önemli bir rolü oynamaktadır. Türkiye, laik, demokratik bir cumhuriyet olduğunu göstererek, Avrupa'ya gayet iyi entegre olmuş, baskın bir şekilde nüfusu Müslüman bir ülke olarak, özellikle dünya üzerindeki kökten dinci eğilimlere çok güçlü bir alternatif sunmaktadır. Türkiye, görüyoruz ki medeniyetler ile dinler arasındaki diyaloğu geliştirilmesi açısından çok önemli bir değer taşımaktadır.''
Terör kurbanlarını ''çok iyi anlıyoruz'' ifadesini kullanan Barroso, terörle mücadelenin artarak devam edeceğini söyledi.
Türkiye'nin yakın tarihinden alıntılar yapan Barroso, Atatürk'ün, Türk halkına, meşru bir şekilde geleceklerini tartışmak ve Türkiye'yi modern bir cumhuriyete dönüştürmek amacıyla bu Meclisi kurduğunu ifade eden Barroso, sürekli değişen dünyada, bu yüzyılın giderek artan zorlukları karşısında, bu sorumluluğun daha da arttığını bildirdi.
"İŞTE BURASI TÜRKİYE, BOĞAZLARIN HAKİMİ, BU KAPILARDAN BARIŞ GEÇER"
Barroso, böylesine büyük bir ülkeye ve ortak geleceklerine dair güvenini dile getirerek, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı De Gaulle'ün Türkiye'ye yaptığı ziyaretteki sözlerini hatırlatarak:''İşte burası Türkiye. Boğazların hakimi, kapının muhafızı. Bu kapılardan, dünyanın bu bölgesinden barış geçer, aynı zamanda bu kapılardan savaş da geçebilir. Bunların sonucunda da bu kapıların muhafızı, ellerinde çok büyük ve olumlu neticelere yol açabilecek fırsatları tutmaktadır. Aynı zamanda dünyadaki en kötü ihtimallere de maruz kalan bir yerdir'' dediğini kaydetti. De Gaulle'ün, daha o zamanda Türkiye'nin ne kadar önemli bir konumda olduğunu, Avrupa için değerini anladığını belirten Barroso, ''Yani Boğazların ve kendi geleceğinin de muhafızı olarak, Türkiye, Avrupa'yı geleceği olarak seçmiştir'' dedi.
Barroso, Türkiye ile Avrupa arasındaki eskiye dayanan ilişkilerin, kültürel ve karşılıklı olduğunu kaydetti. Osmanlı İmparatorluğu'nun, Avrupa'daki politikalarda çok önemli bir rol oynadığını dile getiren Barroso, Türkiye'nin etkisinin, yüzyıllar içinde iniş çıkışlar gösterdiğini ancak her zaman Avrupa'nın jeopolitik sahnesindeki yerini koruduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve NATO'nun üyesi, NATO içinde de bir mihenk taşı olduğunu söyleyen Barroso, Türkiye'nin AB üyelik sürecine de değindi.
''Ama her müzakerede olduğu gibi neticenin önceden garanti edilmesi mümkün değildir. İlişkimiz, Avrupa Topluluğunun kurulduğu dönemden bu yana sürekli olarak istikrarlı bir şekilde derinleşmeye devam etmektedir. Şu anda da katılım müzakereleriyle devam etmektedir'' dedi. Barroso, müzakerelerin 2005'ten bu yana çok başarılı şekilde sürdüğünü, Türkiye'nin AB mevzuatını kabul etmek ve adapte etmede gösterdiği çabalardan çok etkilendiğini ifade etti.
"OLDUKÇA KUVVETLİ ORTAK MENFAATLERİMİZ, MÜZAKERE SÜRECİNİ BELİRLEMEKTEDİR"
''Oldukça kuvvetli ortak menfaatlerimiz, müzakere sürecini belirlemektedir ve özel bir vurguya sahiptir'' diyen Barroso, ''Bizler, beraberce daha güvenli bir dünyaya katkı sağlıyoruz. Türkiye'nin bir dizi faaliyette, AB misyonlarında, Bosna-Hersek'te, Kosova'da ve Kongo'da katılıma ve verdiği desteği büyük bir takdirle karşılıyoruz. Aynı zamanda Türk ordusunun gösterdiği profesyonellik ve yetkinliğin de çok önemli bir varlık olduğuna inanıyoruz" dedi.
"TÜRKİYE AVRUPA İÇİN KİLİT BİR ROL OYNUYOR"
Türkiye, Kafkaslar, Ortadoğu ve Orta Asya'daki bağlantılarıyla çok derin bir bilgi kaynağına da sahiptir ve bunları bize sunmaktadır. Türkiye'nin bu bağlantıları, bir kere daha Türkiye'nin Avrupa için ne kadar kilit bir rolde olduğunu göstermektedir. Soğuk savaşın sona ermesi, ilişkilerimizin önemli unsurlarında bir değişikliğe yol açmamıştır. Tam tersine, demir perdenin düşmesiyle beraber, çok daha yeni ve karmaşık problemlerin ortaya çıkmasıyla, sizin ülkeniz şu anda tam merkezde yer alan bir oyuncu konumuna gelmiştir. Özellikle pek çok başlık içerisinde bakacak olursak, uluslararası ilişkilerde, yıllardan beri Balkanlar, Ortadoğu'daki kriz, İran, Irak, enerji krizi ve genel anlamda Müslüman dünyayla diyalog açısından Türkiye, gerçekten de istikrar ve demokrasi adına çok önemli bir rol oynamaktadır. Dünyanın en istikrarsız bölgesinde böylesine önemli bir rolü oynamaktadır. Türkiye, laik, demokratik bir cumhuriyet olduğunu göstererek, Avrupa'ya gayet iyi entegre olmuş, baskın bir şekilde nüfusu Müslüman bir ülke olarak, özellikle dünya üzerindeki kökten dinci eğilimlere çok güçlü bir alternatif sunmaktadır. Türkiye, görüyoruz ki medeniyetler ile dinler arasındaki diyaloğu geliştirilmesi açısından çok önemli bir değer taşımaktadır.''
