2016-12-15 - 17:00
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.
FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunda, komisyonun Ankara dışındaki ziyaretlerinin "gezi" olarak değerlendirilmesi tartışması yaşandı.
Petek, Sakarya Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı'nı dinlemek için toplanan komisyonda, milletvekillerini, gelen cevabi yazılarla ilgili bilgilendirdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığından 2 sayfalık bir yazı ve CD geldiğini belirten Petek, ABD ziyareti sorulan CHP Genel Sekreterliğinin gönderdiği yazının da komisyona ulaştığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, dördü halen milletvekili olan, 12 AK Parti milletvekilinin 2012-2013 yılında ABD ziyaretlerinin olduğunu belirterek, "CHP ABD'de bir derneği ziyaret etmiş ama AK Parti'li milletvekilleri Fethullah Gülen'i ziyaret etmiş ve yarım saat kalmışlar orada. Bunu da soracak mısınız? Ahmet Davutoğlu'nun Abdullah Gül ile yaptığı ABD ziyaretinde, Gülen'le 4,5 saat kadar görüştüğü bilgisi basında yer aldı. Gazeteci Fehmi Koru, Gül'ün talimatı ile ABD'ye gittiğini söyledi, bunları soracak mısınız? Bir siyasi partinin ABD ziyareti sorulmuşsa, komisyonun diğer bir siyasi partinin gezisini de sorması lazım." dedi.
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, eski CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler'in dinlenmesini kendisinin istediğini vurgulayarak, "Çünkü, CHP'nin genel başkan yardımcılığını yaptı, 30 Mart Yerel Seçimleri öncesinde de FETÖ ile işbirliği yaptıklarını söyledi." ifadesini kullandı.
Özdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyaretinde bir derneği ziyaret ettiğini, bu derneğin de Fethullah Gülen'in derneği olduğunu iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona çağrılmasını isteyerek, "Cumhurbaşkanı Anayasal yetkisini aşıp, burayı bitirme talimatı veriyor. Cezaevindeki darbecilere soralım, Meclis'i bombalayan pilota soralım, nasıl Meclisi bombaladı diye?" dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, damadı FETÖ'den tutuklanan İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın dinlenmesi gerektiğini belirtti.
CHP milletvekilleri, Akar ve Fidan'ın komisyona çağrılması taleplerini yineleyerek önerge verdi ve bu önergenin komisyonda oylanmasını istedi; Komisyon Başkanı Petek'in önergeyi oylatmamasına tepki gösterdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Burayı kendi tiyatronuza dönüştürdünüz.", CHP'li Erdoğdu da "İşte darbe budur, darbe olsaydı bu olacaktı." diyerek tepkilerini ortaya koydu.
Petek, söz konusu önergeyi okumakla yetindi.
Komisyonun Ankara dışındaki ziyaretlerinin "gezi" olarak değerlendirilmesi tartışması yaşandı.
CHP'li Çıray, komisyonun İstanbul ziyareti ile gelecek hafta Marmaris'e gidecek olmasını eleştirerek, "Milletin parasıyla gezi yapıyorsunuz. Marmaris'teki otel sahibini buraya davet edelim, burada dinleyelim." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, darbe ile mücadele eden polisleri ziyaret ettiklerini anımsatarak, "Polise gitmek, gezmek midir?" diyerek tepki gösterdi.
Reşat Petek, "Böyle bir anlamlı geziye turistik diyenleri kınıyorum. Tarihe not düşecek çalışmaları eksiksiz yapıyoruz. Marmaris'te otelde neler yapıldı? Bunların mahallinde dinlenmesi ve tarihe not düşülmesinden daha önemli faaliyet ne olabilir." diye konuştu.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, 247 şehidin kanının yerde kalmaması için darbe girişimi olayının aydınlatılması gerektiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı'nın yaptığı talihsiz açıklama, komisyonun bugüne kadarki bütün çalışmalarını gölgelemiştir. Anlaşılan o ki bu açıklamadan sonra komisyon süre uzatımı almayacak." ifadesini kullandı.
Erdoğan'a yanıt veren Petek, "Cumhurbaşkanı'nın neyi konuşup konuşmayacağını burada tartışmaya açmak doğru değildir. Komisyonun üzerine düşen bir gölge yoktur, çalışmalarını da önyargılardan uzak bir şekilde götürmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın suikaste uğradığı Marmaris'e giderek oradakilerden bilgi alacağız, otel sahibini dinleyeceğiz." değerlendirmesini yaptı.
Komisyon Sözcüsü, AK Parti İstanbul Milletvekili Belma Satır, komisyonun bugüne kadar güzel çalışmalar yaptığını ifade ederek, komisyonda konuşan milletvekillerinin, emeğe ve burada yapılan çalışmalara saygısızlık gösteremeyeceğini bildirdi.
Satır, çalışmalarda belli bir aşamaya gelindiği için bir an önce raporun yazımına geçilmesi gerektiğini söyledi.
MHP'li Erdoğan, FETÖ'nün mali kaynaklarının ortaya çıkartılması gerektiğini ifade ederek, "Yurtta Sulh Konseyinin kimlerden oluştuğunu ortaya çıkarabildik mi?" diye sordu.
Petek, FETÖ'nün mali kaynakları ile ilgili olarak bakanlıklara yazı yazdıklarını ve gelen cevabi yazıları milletvekillerine gönderdiklerine işaret ederek, "Yurtta Sulh Konseyini Adalet, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarına sorduk. 'Yurtta Sulh Konseyinin isimlendirilmesi ile ilgili tespit yapılamamıştır' diye yazı geldi. Bir şeyin tespit edilememesi ayrıdır, komisyonun bu konuda çalışma yapmadığı suçlaması ayrıdır." ifadesini kullandı.
Reşat Petek, Komisyonda bugüne kadar 47 kişiyi dinlediklerini, İstanbul'daki toplantıda bir çok kişinin bilgisine başvurduklarına değindi.
Aldıkları bütün bilgileri daha sonra değerlendireceklerini belirten Petek, "İstanbul'da gazileri dinledik, Fatih'te 14 yaşındaki gazinin evine gittik. Çalışmalarımızı eksiksiz yapıyoruz. Böyle bir anlamlı geziye turistik diyenleri kınıyorum. CHP'nin de HDP'nin de dinlenilmesini istediği kişileri dinledik." dedi.
Pınarbaşı, Şanlıurfa Emniyet Müdürü iken, ilde Suriyeli Ebu Haydar'ın evine operasyon yaptıklarını ve evde iki canlı bomba yeleği ile kalaşnikof ve bombalar bulduklarını belirterek, "Ebu Haydar'ın almadığı bombayı başka birilerinin İstanbul'a sevk ettiğini ve bu bombayla İstiklal Caddesi patlamasının olduğunu tespit ettik. Atatürk Havalimanındaki patlamada kullanılan bombalarla, Ebu Haydar'dan ele geçirilen bombaların aynı olduğu, aynı elden hazırlandığı, silahların bile birbirinin benzeri olduğu ortaya çıktı." dedi.
Komisyon, daha sonra Sakarya Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı'yı dinledi.
Pınarbaşı, üniversitede tarih bölümünü bitirdikten sonra Polis Akademisinden mezun olduğunu söyledi.
Akademi sınavına girdiği gün, akademinin işlettiği pide salonuna gittiğini belirten Pınarbaşı, "Yan masada dört kişi vardı ve kendi aralarında sınavdan bahsediyorlardı. 'Hangi sorular çıkar' diyerek konuştuklarını duydum. Anayasa'dan bahsedince gidip kitapçıdan Anayasa aldım ve bahsedilen konulara çalıştım. Sınavda 7 soru vardı, 4'ü hukuk, 3'ü tarih sorusu idi. O pidecide konuştukları, o zaman tuhafıma gitmişti ama bir anlam verememiştim." diye konuştu.
Pınarbaşı, sınava 5 bin kişinin girdiğini ifade ederek, genelde düşük profilli kişilerin kazandığını gördüğünü kaydetti.
Mezun olmalarına 3 ay kala, bazı öğrencilerin hafta sonları ışık evlerine gittiğini öğrendiğini ifade eden Pınarbaşı, şöyle konuştu:
"Spor salonunda voleybol oynayanlara, 'hafta sonları ışık evinde toplanıyormuşsunuz' diye takıldım. Bir gün sonra sınıf amiri beni odasına çağırdı. Odanın yan tarafında çay ocağı olarak kullanılan karanlık bir yere soktu. Kemerimden tutarak mide boşluğuma yavaşça vurmaya başladı; 'kim söyledi lan sana ışık evinde toplandığımızı' diye sordu. Benden isim almaya çalıştı ama ben isim vermedim. Bunun üzerine bana yoğun bir baskı uygulamaya başladılar. 1988 mezunuyum. Önce beni kuraya çağırmadılar. Oradakilere neden kuraya sokulmadığımı sorunca, bir emniyet amiri, listenin altına ismimi yazdı, kura torbasını getirdi, bir şeyler yazdı ve torbaya attı. Kurayı çektim ve Trabzon Polis Okulu çıktı. Bana, burada yapamayacağım bir el hareketi çekerek, galiz küfürle 'hadi git bakalım' dedi."
Eyüp Pınarbaşı, gezi olaylarının başladığı gece, Bugün TV'den Gazeteci Tarık Toros'un, "olaylara, emniyet istihbarat dairesinden bazı kişilerin tayininin çıkmasının neden olduğunu" söylemesi üzerine, "Bu işte başka bir şey var." diyerek Taksim'e gittiğini anlattı. Pınarbaşı, oradakileri görünce, bunun FETÖ'nün operasyonu olduğunu anladığını ifade etti.
17-25 Aralık'tan sonra polis okulu müdürlüğüne atandığını anımsatan Pınarbaşı, okulda öğrencilerin otobüslerle ışık evlerine götürüldüklerini gördüğünü söyledi.
Pınarbaşı, daha sonra atandığı Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü sırasında yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlattı.
18 Eylül 2014'te DEAŞ'ın Kobani'ye saldırısı olduğunu belirten Pınarbaşı, "Mülteci akını başladı. 300 bin kişi sınırları aşarak başka ülkelere sığındı, bize de geldi. Asayişi sağlamak çok zordu. Ülkenin içindeki PKK sempatizanları da belli bölgelerde özerklik ilan etmek için çabaladı." diye konuştu.
Görevi boyunca istihbarattan çok fazla bilginin gelmediğini hissettiğini ifade eden Pınarbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstihbarata bakan Mustafa Balcılar isimli emniyet amirine telefonla, 'Olan bitenle ilgili sana bilgi gelmiyor mu?' diye sordum. Ses tonundan ilgisiz olduğunu anladım. İstihbarat kadrosunun tamamı da sınır ötesindeydi. Bunun üzerine alt birimden sahadakilerle irtibat kurdum. 'Sizde bu bilgiler yok mu, niye paylaşmıyorsunuz?' dedim. Onlar da amirleri ile paylaştıklarını söylediler. Bunu Balcılar'a sorunca 'kem küm' dedi. Sonra bunun hakkında soruşturma açtık, kasıtlı olarak istihbarat bilgisini gizlediğini tespit ederek, açığa aldık. Bir ay cezaevinde kaldı, 15 Temmuz'da da üzerinde kırmızı ByLock çıktı."
Pınarbaşı, FETÖ'cülerin Şanlıurfa'daki plaka tanıma sistemini kapattığını da öğrendiğini ifade etti.
Polis memuru Yakup Şafak'ın yanına gelerek bu konuda bilgi verdiğini belirten Pınarbaşı, "Korku içindeydi, 'siz plaka tanıma sistemi açılsın' diye yazı yazıyorsunuz ama cemaat evindeki Mustafa hoca, bu sistemin kapalı kalmasının faydalı olacağını söyledi. Bunu tetkik ettik, bu kişinin şubenin bir imamı olduğunu ve bu sistemin işlevsiz hale getirildiğini öğrendim. Bununla ilgili 6 polis memuru açığı alındı, sonra da ihraç oldu. Bunların da dördünde kırmızı Bylock çıktı." dedi.
"Mustafa hoca" denilen kişinin 2 sene bir cemaat evinde ders verdiğini, örgüte eleman kazandırdığını öğrendiğini anlatan Pınarbaşı, "Bu kişiyi de araştırdık ve Siverek'te bir ilkokul öğretmeni çıktı. Bu örgüt öyle bir örgüt ki 2 sene boyunca polisler, o kişiden ders alıyor ama gerçek kimliğini bilmiyorlar. İnsanlık tarihi boyunca böyle bir örgüt görmedim, Haşhaşiler ve Hasan Sabbahlar deniyor ama bu örgüt, onlara rahmet okutur." değerlendirmesini yaptı.
Emniyet Müdürü Pınarbaşı, sınırdaki kaçakçılıkları ilgili yerlere, tugay komutanına bildirdiğini ancak bir şey yapılmadığını gördüğünü söyledi.
Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memurunun şehit edilmesi olayı ile ilgili görüşlerini de anlatan Pınarbaşı, Suruç'ta DEAŞ'ın bombalı saldırısından iki gün sonra iki polisin şehit edildiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Ceylanpınar Belediye Başkanının aracına bombalı saldırı düzenlendiğini belirten Pınarbaşı, olayı gerçekleştirenleri yakaladıklarını, ancak çıkarıldıkları mahkemede tuhaf bir şekilde serbest kaldıklarını söyledi. Eyüp Pınarbaşı, o zamanlar bir şehit cenazesinde, "FETÖ'nün PKK ile kolkola girdiğini ve ülkeyi kaosa sürüklemek istediğini" söylediği için ailesiyle birlikte uğramadığı iftira ve hakaret kalmadığını belirtti.
Pınarbaşı, "İki polisi PKK şehit etti ama FETÖ saldırıya zemin hazırladı. Bundan şüphemiz yok, eminiz. Çünkü, saldırıdan sonra polislerin isimlerini, silahların seri numaralarını, kendi telsizlerinden okudular." diye konuştu.
Eyüp Pınarbaşı, Şanlıurfa'da kent merkezinde bir Suriyeli'nin evine operasyon yaptıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Bu kişinin adı Ebu Haydar'dı. Evde iki canlı bomba yeleği bulduk. Yeleğin her şeyi hazırdı. İki tane kalaşnikof ve bombalar bulduk. Ebu Haydar'ı gözaltına aldık. İfadesinde muhaberattan bahsedince, kim olduklarını, nerede buluştuklarını sorduk. Haydar, yanındaki şahısla, Şanlıurfa Jandarma Alay Komutanlığının içinde iki defa jandarma istihbarat mensuplarıyla görüştüğünü, üç defa dışarıda görüştüklerini söyledi. Ebu Haydar'ı, Emniyet Genel Müdürlüğünün uçağı ile Ankara'ya getirdik. Sorgulandı ve tekrar Urfa'ya geldi.
Haydar, astsubay İrfan Çetinkaya ve yanındaki uzman çavuşlara bu malzemeleri vereceklerini ancak daha sonra ses çıkmadığını söyledi. Çetinkaya'da ve uzman çavuşlarda da ByLock çıktı. Jandarma istihbaratta FETÖ'nün tamamen hakim olduğunu gördük. Bombaların araştırılmasından şunu gördük: İlk buluşmadan sonra Ebu Haydar'ın almadığı bombayı başka birilerinin İstanbul'a sevk ettiğini ve bu bombayla İstiklal Caddesi patlamasının olduğunu tespit ettik. Atatürk Havalimanındaki patlamada kullanılan bombalarla, Ebu Haydar'dan ele geçirilen bombaların aynı olduğunu, aynı elden hazırlandığını, silahların bile birbirinin benzeri olduğu ortaya çıktı. Bu patlamalardan oradaki görevlilerin ihmali değil, kasıtları olduğunu anladık."
Pınarbaşı, Hasan Şahin isimli PKK'nın canlı bombacısını yakaladıklarını ve bu kişinin FETÖ'nün ışık evinde üç ay kaldığını tespit ettiklerini de kaydederek, "FETÖ örgütü ile PKK terör örgütü, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda birlikte kol kola girdiler ve ihanet sarmalını genişlettiler. Bunun sonucunda da bugünlere geldik." dedi.
Emniyet Müdürü Pınarbaşı'nın, bir soruya yanıt verirken kullandığı, "Ekrem Dumanlı, Diyarbakır Belediye Başkanı ile gizli toplantı yaptı." sözleri tartışmaya neden oldu.
CHP'li Erdoğdu, kimseyi savunmak için söylemediğini, ancak toplantının gizli olduğunu söylemenin de doğru olmayacağını kaydetti.
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Petek, Erdoğdu'ya, "Ekrem Dumanlı'yı savunuyor pozisyonundasınız." yanıtını verdi.
Aykut Erdoğdu'nun Petek'i FETÖ'cü olmakla suçlaması ve "Asıl siz bir zamanlar Ekrem Dumanlı ile beraberdiniz." sözleri üzerine Reşat Petek, bu suçlamada bulunanları mahkemeye verdiğini ve davaların hepsini de kazandığını bildirdi.
Komisyon, daha sonra Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk'ü dinledi.
Halkın siyasi düşüncesini, dilini, etnik kimliğini düşünmeden demokrasiye, milli iradeye sahip çıktığını, vatan, millet ve bayrak uğruna neler yapabileceğini 15 Temmuz gecesi Kazan'da gösterdiğini ifade eden Ertürk, o gece yaşananları, Akıncı üssündeki uçakların kalkışını nasıl engellediklerini anlattı.
Ertürk, Kazan'da yaşayanların birçoğunu tanıdığını, Akıncı üssünde çalışan rütbeli subayları da bir şekilde bildiğini ifade ederek, 15 Temmuz gecesi Akıncı üssünde tanımadıkları çok sayıda rütbeli bulunduğunu söyledi.
Darbe girişiminin kesinleşmesinin ardından vatandaşları Akıncı üssüne gitmeleri konusunda teşvik ettiklerini ve üssün önüne 8 bine yakın vatandaşın geldiğini belirten Ertürk, darbe girişimine karşı ilk selanın Kazan'da okunduğunu, bu sayede kalabalığın arttığını, üssün yakınındaki camide sela okunurken darbecilerin camiye ateş açarak, selayı susturduklarını ifade etti.
Akıncı üssünün etrafındaki anızları ve belediye garajından getirilen lastikleri ateşe vermek suretiyle uçakların kalkmasına mani olduklarını dile getiren Ertürk, Kazan garnizon komutanı olan Tuğgeneral Hakan Evrim'e de gece boyu ulaşmaya çalıştığını, birçok kez mesaj gönderdiğini, Evrim'in darbeci olduğunun anlaşılması üzerine de son olarak "10 bin kişiyle geliyorum, hadi sık" mesajı gönderdiğini söyledi.
Kazan'da 9 şehit, 92 gazi verdiklerini ve şehitlerden 6'sını ailecek tanıdığını anlatan Ertürk, ilçede halen yüksek sesli uçak geçmesiyle kendini sokağa atan, psikolojik tedavi gören insanlar bulunduğunu kaydetti.
Hava Kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen FETÖ'cü Adil Öksüz'ün darbeden önce kaldığı evin Kazan'da olduğunun hatırlatılması üzerine Ertürk, "Adil Öksüz?ün akrabası Kazan'da yok. Barındığı iddia edilen ev Fetullah'ın eski bir arkadaşının evi, yaşlı bir çiftin evi. Kazan'da bu çiftin dışında girebileceği hiçbir evin olacağını zannetmiyorum." dedi.
Ertürk, "Adil Öksüz yakalandığında 'Hava Kuvvetleri imamı yakalandı' diye duydum. Kaldığı evde de darbeden 1 hafta, 10 gün sonra polis tarafından kara ve harp okullarına ait gizli evrakların ele geçirildiğini biliyorum. Ev sahibi çok yaşlı. Yıllar öncesinde FETÖ'nün arkadaşlığını yapmış, yol arkadaşlığı yapmış biri. Adil Öksüz?ü Kazan?da tanıyan yok." diye konuştu.
Kazan'da görev yapan üst düzey bürokratların çoğunun kamudan ihraç edildiğini ve tutuklandığını vurgulayan Ertürk, "FETÖ'nün Kazan'a özel bir ilgi gösterdiğini düşünüyorum. İlçede görev yapan hakim ve savcıların yüzde 90'ı tutuklu. Hedef olan yerde, devletin imkanlarını daha iyi kullanarak sızma yapmışlar. Buranın bir stratejik konumu var." değerlendirmesinde bulundu.
Ertürk, Kazan'da şehitlerle ilgili müze ve anıt çalışmalarının devam ettiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle bu projelerini hayata geçireceklerini kaydetti.
Komisyon Başkanvekili AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, CHP'li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın Komisyonda dinlenmesini talep etti.
Özdağ, Hazinedar'a FETÖ soruşturmaları kapsamında yurtdışına çıkış yasağı getirildiğini ve hakkındaki iddialar nedeniyle geçici ihraç talebiyle CHP Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiğini anımsatarak, "Murat Hazinedar'ın FETÖ ile münasebetleri bilindiği ve CHP içinde rahatsızlıklar ifade edildiği halde, 13 Ekim 2016 tarihinde parti disiplin kuruluna sevk edilebildi. Bu nedenle CHP'li belediye başkanının buraya davet edilmesini, dinlenmesini talep ediyorum." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da Murat Hazinedar'ın komisyonda dinlenmesinde hiçbir mahsur görmediklerini belirterek, "Damadı Fetullahçılıktan tutuklanan Kadir Topbaş ile Melih Gökçek'in, Bülent Arınç'ın da bu komisyona davet edilmesini talep ediyorum." diye konuştu.
Fetullahçı şirketlere hangi belediyelerin, kamu kurumlarının ihale verdiğinin tespit edilmesini isteyen Erdoğdu, Kamu İhale Kurumu, TOKİ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve belediyelerden bu şirketlere verilen imar izinleri, kamu ihaleleri ve kamu bankalarından verilen kredilerin sorulmasını talep etti.
Erdoğdu, "Bunları soralım. Liste gelsin. Baktık ki bizim belediyemizde yoğunlaşma mı var, vallahi sizinle birlikte her türlü gereğini yapmaya hazırız. Ama yeter ki bunu kurallı, ahlaklı, vicdanlı, temiz bir şekilde yapalım. Eğer CHP içerisinde bir Fetullahçı varsa gereğini bu komisyon yapmazsa sorumluluk hepimizin sırtında." ifadesini kullandı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da komisyonun çalışma süresinin kısaldığını, dinlenmesini istedikleri kişilere ilişkin karar verilmediğini belirterek, komisyonun çalışma süresinin uzatılmasını istedi.
Komisyon Başkanı Petek de komisyonun çalışma süresini uzatmayı şu an için düşünmediklerini, çalışmaları 3 aylık yasal sürenin sonu olan 4 Ocak'ta tamamlamayı düşündüklerini söyledi.
Petek, Özel Kuvvetler Komutanlığında incelemede bulunmak ve Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı dinlemek için Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar ile diyalog halinde olduklarını, ancak yurtdışı operasyonları nedeniyle tarih konusunda anlaşamadıklarını açıkladı.
Tutuklu generaller konusunda da Adalet Bakanlığından yazı geldiğine işaret eden Petek, Bakanlığın hukuki gerekçelere dayandırdığı yazıda, adli soruşturması devam eden kişilerle ilgili bilgi gönderemeyeceklerini belirttiğini söyledi.
Reşat Petek, eski cumhurbaşkanı ve başbakanlara da farklı yazılı sorular gönderildiğini kaydetti.
FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunda, komisyonun Ankara dışındaki ziyaretlerinin "gezi" olarak değerlendirilmesi tartışması yaşandı.
Petek, Sakarya Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı'nı dinlemek için toplanan komisyonda, milletvekillerini, gelen cevabi yazılarla ilgili bilgilendirdi.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığından 2 sayfalık bir yazı ve CD geldiğini belirten Petek, ABD ziyareti sorulan CHP Genel Sekreterliğinin gönderdiği yazının da komisyona ulaştığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, dördü halen milletvekili olan, 12 AK Parti milletvekilinin 2012-2013 yılında ABD ziyaretlerinin olduğunu belirterek, "CHP ABD'de bir derneği ziyaret etmiş ama AK Parti'li milletvekilleri Fethullah Gülen'i ziyaret etmiş ve yarım saat kalmışlar orada. Bunu da soracak mısınız? Ahmet Davutoğlu'nun Abdullah Gül ile yaptığı ABD ziyaretinde, Gülen'le 4,5 saat kadar görüştüğü bilgisi basında yer aldı. Gazeteci Fehmi Koru, Gül'ün talimatı ile ABD'ye gittiğini söyledi, bunları soracak mısınız? Bir siyasi partinin ABD ziyareti sorulmuşsa, komisyonun diğer bir siyasi partinin gezisini de sorması lazım." dedi.
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, eski CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler'in dinlenmesini kendisinin istediğini vurgulayarak, "Çünkü, CHP'nin genel başkan yardımcılığını yaptı, 30 Mart Yerel Seçimleri öncesinde de FETÖ ile işbirliği yaptıklarını söyledi." ifadesini kullandı.
Özdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyaretinde bir derneği ziyaret ettiğini, bu derneğin de Fethullah Gülen'in derneği olduğunu iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın komisyona çağrılmasını isteyerek, "Cumhurbaşkanı Anayasal yetkisini aşıp, burayı bitirme talimatı veriyor. Cezaevindeki darbecilere soralım, Meclis'i bombalayan pilota soralım, nasıl Meclisi bombaladı diye?" dedi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, damadı FETÖ'den tutuklanan İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın dinlenmesi gerektiğini belirtti.
CHP milletvekilleri, Akar ve Fidan'ın komisyona çağrılması taleplerini yineleyerek önerge verdi ve bu önergenin komisyonda oylanmasını istedi; Komisyon Başkanı Petek'in önergeyi oylatmamasına tepki gösterdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Burayı kendi tiyatronuza dönüştürdünüz.", CHP'li Erdoğdu da "İşte darbe budur, darbe olsaydı bu olacaktı." diyerek tepkilerini ortaya koydu.
Petek, söz konusu önergeyi okumakla yetindi.
Komisyonun Ankara dışındaki ziyaretlerinin "gezi" olarak değerlendirilmesi tartışması yaşandı.
CHP'li Çıray, komisyonun İstanbul ziyareti ile gelecek hafta Marmaris'e gidecek olmasını eleştirerek, "Milletin parasıyla gezi yapıyorsunuz. Marmaris'teki otel sahibini buraya davet edelim, burada dinleyelim." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, darbe ile mücadele eden polisleri ziyaret ettiklerini anımsatarak, "Polise gitmek, gezmek midir?" diyerek tepki gösterdi.
Reşat Petek, "Böyle bir anlamlı geziye turistik diyenleri kınıyorum. Tarihe not düşecek çalışmaları eksiksiz yapıyoruz. Marmaris'te otelde neler yapıldı? Bunların mahallinde dinlenmesi ve tarihe not düşülmesinden daha önemli faaliyet ne olabilir." diye konuştu.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, 247 şehidin kanının yerde kalmaması için darbe girişimi olayının aydınlatılması gerektiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı'nın yaptığı talihsiz açıklama, komisyonun bugüne kadarki bütün çalışmalarını gölgelemiştir. Anlaşılan o ki bu açıklamadan sonra komisyon süre uzatımı almayacak." ifadesini kullandı.
Erdoğan'a yanıt veren Petek, "Cumhurbaşkanı'nın neyi konuşup konuşmayacağını burada tartışmaya açmak doğru değildir. Komisyonun üzerine düşen bir gölge yoktur, çalışmalarını da önyargılardan uzak bir şekilde götürmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın suikaste uğradığı Marmaris'e giderek oradakilerden bilgi alacağız, otel sahibini dinleyeceğiz." değerlendirmesini yaptı.
Komisyon Sözcüsü, AK Parti İstanbul Milletvekili Belma Satır, komisyonun bugüne kadar güzel çalışmalar yaptığını ifade ederek, komisyonda konuşan milletvekillerinin, emeğe ve burada yapılan çalışmalara saygısızlık gösteremeyeceğini bildirdi.
Satır, çalışmalarda belli bir aşamaya gelindiği için bir an önce raporun yazımına geçilmesi gerektiğini söyledi.
MHP'li Erdoğan, FETÖ'nün mali kaynaklarının ortaya çıkartılması gerektiğini ifade ederek, "Yurtta Sulh Konseyinin kimlerden oluştuğunu ortaya çıkarabildik mi?" diye sordu.
Petek, FETÖ'nün mali kaynakları ile ilgili olarak bakanlıklara yazı yazdıklarını ve gelen cevabi yazıları milletvekillerine gönderdiklerine işaret ederek, "Yurtta Sulh Konseyini Adalet, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarına sorduk. 'Yurtta Sulh Konseyinin isimlendirilmesi ile ilgili tespit yapılamamıştır' diye yazı geldi. Bir şeyin tespit edilememesi ayrıdır, komisyonun bu konuda çalışma yapmadığı suçlaması ayrıdır." ifadesini kullandı.
Reşat Petek, Komisyonda bugüne kadar 47 kişiyi dinlediklerini, İstanbul'daki toplantıda bir çok kişinin bilgisine başvurduklarına değindi.
Aldıkları bütün bilgileri daha sonra değerlendireceklerini belirten Petek, "İstanbul'da gazileri dinledik, Fatih'te 14 yaşındaki gazinin evine gittik. Çalışmalarımızı eksiksiz yapıyoruz. Böyle bir anlamlı geziye turistik diyenleri kınıyorum. CHP'nin de HDP'nin de dinlenilmesini istediği kişileri dinledik." dedi.
Pınarbaşı, Şanlıurfa Emniyet Müdürü iken, ilde Suriyeli Ebu Haydar'ın evine operasyon yaptıklarını ve evde iki canlı bomba yeleği ile kalaşnikof ve bombalar bulduklarını belirterek, "Ebu Haydar'ın almadığı bombayı başka birilerinin İstanbul'a sevk ettiğini ve bu bombayla İstiklal Caddesi patlamasının olduğunu tespit ettik. Atatürk Havalimanındaki patlamada kullanılan bombalarla, Ebu Haydar'dan ele geçirilen bombaların aynı olduğu, aynı elden hazırlandığı, silahların bile birbirinin benzeri olduğu ortaya çıktı." dedi.
Komisyon, daha sonra Sakarya Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı'yı dinledi.
Pınarbaşı, üniversitede tarih bölümünü bitirdikten sonra Polis Akademisinden mezun olduğunu söyledi.
Akademi sınavına girdiği gün, akademinin işlettiği pide salonuna gittiğini belirten Pınarbaşı, "Yan masada dört kişi vardı ve kendi aralarında sınavdan bahsediyorlardı. 'Hangi sorular çıkar' diyerek konuştuklarını duydum. Anayasa'dan bahsedince gidip kitapçıdan Anayasa aldım ve bahsedilen konulara çalıştım. Sınavda 7 soru vardı, 4'ü hukuk, 3'ü tarih sorusu idi. O pidecide konuştukları, o zaman tuhafıma gitmişti ama bir anlam verememiştim." diye konuştu.
Pınarbaşı, sınava 5 bin kişinin girdiğini ifade ederek, genelde düşük profilli kişilerin kazandığını gördüğünü kaydetti.
Mezun olmalarına 3 ay kala, bazı öğrencilerin hafta sonları ışık evlerine gittiğini öğrendiğini ifade eden Pınarbaşı, şöyle konuştu:
"Spor salonunda voleybol oynayanlara, 'hafta sonları ışık evinde toplanıyormuşsunuz' diye takıldım. Bir gün sonra sınıf amiri beni odasına çağırdı. Odanın yan tarafında çay ocağı olarak kullanılan karanlık bir yere soktu. Kemerimden tutarak mide boşluğuma yavaşça vurmaya başladı; 'kim söyledi lan sana ışık evinde toplandığımızı' diye sordu. Benden isim almaya çalıştı ama ben isim vermedim. Bunun üzerine bana yoğun bir baskı uygulamaya başladılar. 1988 mezunuyum. Önce beni kuraya çağırmadılar. Oradakilere neden kuraya sokulmadığımı sorunca, bir emniyet amiri, listenin altına ismimi yazdı, kura torbasını getirdi, bir şeyler yazdı ve torbaya attı. Kurayı çektim ve Trabzon Polis Okulu çıktı. Bana, burada yapamayacağım bir el hareketi çekerek, galiz küfürle 'hadi git bakalım' dedi."
Eyüp Pınarbaşı, gezi olaylarının başladığı gece, Bugün TV'den Gazeteci Tarık Toros'un, "olaylara, emniyet istihbarat dairesinden bazı kişilerin tayininin çıkmasının neden olduğunu" söylemesi üzerine, "Bu işte başka bir şey var." diyerek Taksim'e gittiğini anlattı. Pınarbaşı, oradakileri görünce, bunun FETÖ'nün operasyonu olduğunu anladığını ifade etti.
17-25 Aralık'tan sonra polis okulu müdürlüğüne atandığını anımsatan Pınarbaşı, okulda öğrencilerin otobüslerle ışık evlerine götürüldüklerini gördüğünü söyledi.
Pınarbaşı, daha sonra atandığı Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü sırasında yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlattı.
18 Eylül 2014'te DEAŞ'ın Kobani'ye saldırısı olduğunu belirten Pınarbaşı, "Mülteci akını başladı. 300 bin kişi sınırları aşarak başka ülkelere sığındı, bize de geldi. Asayişi sağlamak çok zordu. Ülkenin içindeki PKK sempatizanları da belli bölgelerde özerklik ilan etmek için çabaladı." diye konuştu.
Görevi boyunca istihbarattan çok fazla bilginin gelmediğini hissettiğini ifade eden Pınarbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstihbarata bakan Mustafa Balcılar isimli emniyet amirine telefonla, 'Olan bitenle ilgili sana bilgi gelmiyor mu?' diye sordum. Ses tonundan ilgisiz olduğunu anladım. İstihbarat kadrosunun tamamı da sınır ötesindeydi. Bunun üzerine alt birimden sahadakilerle irtibat kurdum. 'Sizde bu bilgiler yok mu, niye paylaşmıyorsunuz?' dedim. Onlar da amirleri ile paylaştıklarını söylediler. Bunu Balcılar'a sorunca 'kem küm' dedi. Sonra bunun hakkında soruşturma açtık, kasıtlı olarak istihbarat bilgisini gizlediğini tespit ederek, açığa aldık. Bir ay cezaevinde kaldı, 15 Temmuz'da da üzerinde kırmızı ByLock çıktı."
Pınarbaşı, FETÖ'cülerin Şanlıurfa'daki plaka tanıma sistemini kapattığını da öğrendiğini ifade etti.
Polis memuru Yakup Şafak'ın yanına gelerek bu konuda bilgi verdiğini belirten Pınarbaşı, "Korku içindeydi, 'siz plaka tanıma sistemi açılsın' diye yazı yazıyorsunuz ama cemaat evindeki Mustafa hoca, bu sistemin kapalı kalmasının faydalı olacağını söyledi. Bunu tetkik ettik, bu kişinin şubenin bir imamı olduğunu ve bu sistemin işlevsiz hale getirildiğini öğrendim. Bununla ilgili 6 polis memuru açığı alındı, sonra da ihraç oldu. Bunların da dördünde kırmızı Bylock çıktı." dedi.
"Mustafa hoca" denilen kişinin 2 sene bir cemaat evinde ders verdiğini, örgüte eleman kazandırdığını öğrendiğini anlatan Pınarbaşı, "Bu kişiyi de araştırdık ve Siverek'te bir ilkokul öğretmeni çıktı. Bu örgüt öyle bir örgüt ki 2 sene boyunca polisler, o kişiden ders alıyor ama gerçek kimliğini bilmiyorlar. İnsanlık tarihi boyunca böyle bir örgüt görmedim, Haşhaşiler ve Hasan Sabbahlar deniyor ama bu örgüt, onlara rahmet okutur." değerlendirmesini yaptı.
Emniyet Müdürü Pınarbaşı, sınırdaki kaçakçılıkları ilgili yerlere, tugay komutanına bildirdiğini ancak bir şey yapılmadığını gördüğünü söyledi.
Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memurunun şehit edilmesi olayı ile ilgili görüşlerini de anlatan Pınarbaşı, Suruç'ta DEAŞ'ın bombalı saldırısından iki gün sonra iki polisin şehit edildiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Ceylanpınar Belediye Başkanının aracına bombalı saldırı düzenlendiğini belirten Pınarbaşı, olayı gerçekleştirenleri yakaladıklarını, ancak çıkarıldıkları mahkemede tuhaf bir şekilde serbest kaldıklarını söyledi. Eyüp Pınarbaşı, o zamanlar bir şehit cenazesinde, "FETÖ'nün PKK ile kolkola girdiğini ve ülkeyi kaosa sürüklemek istediğini" söylediği için ailesiyle birlikte uğramadığı iftira ve hakaret kalmadığını belirtti.
Pınarbaşı, "İki polisi PKK şehit etti ama FETÖ saldırıya zemin hazırladı. Bundan şüphemiz yok, eminiz. Çünkü, saldırıdan sonra polislerin isimlerini, silahların seri numaralarını, kendi telsizlerinden okudular." diye konuştu.
Eyüp Pınarbaşı, Şanlıurfa'da kent merkezinde bir Suriyeli'nin evine operasyon yaptıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Bu kişinin adı Ebu Haydar'dı. Evde iki canlı bomba yeleği bulduk. Yeleğin her şeyi hazırdı. İki tane kalaşnikof ve bombalar bulduk. Ebu Haydar'ı gözaltına aldık. İfadesinde muhaberattan bahsedince, kim olduklarını, nerede buluştuklarını sorduk. Haydar, yanındaki şahısla, Şanlıurfa Jandarma Alay Komutanlığının içinde iki defa jandarma istihbarat mensuplarıyla görüştüğünü, üç defa dışarıda görüştüklerini söyledi. Ebu Haydar'ı, Emniyet Genel Müdürlüğünün uçağı ile Ankara'ya getirdik. Sorgulandı ve tekrar Urfa'ya geldi.
Haydar, astsubay İrfan Çetinkaya ve yanındaki uzman çavuşlara bu malzemeleri vereceklerini ancak daha sonra ses çıkmadığını söyledi. Çetinkaya'da ve uzman çavuşlarda da ByLock çıktı. Jandarma istihbaratta FETÖ'nün tamamen hakim olduğunu gördük. Bombaların araştırılmasından şunu gördük: İlk buluşmadan sonra Ebu Haydar'ın almadığı bombayı başka birilerinin İstanbul'a sevk ettiğini ve bu bombayla İstiklal Caddesi patlamasının olduğunu tespit ettik. Atatürk Havalimanındaki patlamada kullanılan bombalarla, Ebu Haydar'dan ele geçirilen bombaların aynı olduğunu, aynı elden hazırlandığını, silahların bile birbirinin benzeri olduğu ortaya çıktı. Bu patlamalardan oradaki görevlilerin ihmali değil, kasıtları olduğunu anladık."
Pınarbaşı, Hasan Şahin isimli PKK'nın canlı bombacısını yakaladıklarını ve bu kişinin FETÖ'nün ışık evinde üç ay kaldığını tespit ettiklerini de kaydederek, "FETÖ örgütü ile PKK terör örgütü, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda birlikte kol kola girdiler ve ihanet sarmalını genişlettiler. Bunun sonucunda da bugünlere geldik." dedi.
Emniyet Müdürü Pınarbaşı'nın, bir soruya yanıt verirken kullandığı, "Ekrem Dumanlı, Diyarbakır Belediye Başkanı ile gizli toplantı yaptı." sözleri tartışmaya neden oldu.
CHP'li Erdoğdu, kimseyi savunmak için söylemediğini, ancak toplantının gizli olduğunu söylemenin de doğru olmayacağını kaydetti.
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Petek, Erdoğdu'ya, "Ekrem Dumanlı'yı savunuyor pozisyonundasınız." yanıtını verdi.
Aykut Erdoğdu'nun Petek'i FETÖ'cü olmakla suçlaması ve "Asıl siz bir zamanlar Ekrem Dumanlı ile beraberdiniz." sözleri üzerine Reşat Petek, bu suçlamada bulunanları mahkemeye verdiğini ve davaların hepsini de kazandığını bildirdi.
Komisyon, daha sonra Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk'ü dinledi.
Halkın siyasi düşüncesini, dilini, etnik kimliğini düşünmeden demokrasiye, milli iradeye sahip çıktığını, vatan, millet ve bayrak uğruna neler yapabileceğini 15 Temmuz gecesi Kazan'da gösterdiğini ifade eden Ertürk, o gece yaşananları, Akıncı üssündeki uçakların kalkışını nasıl engellediklerini anlattı.
Ertürk, Kazan'da yaşayanların birçoğunu tanıdığını, Akıncı üssünde çalışan rütbeli subayları da bir şekilde bildiğini ifade ederek, 15 Temmuz gecesi Akıncı üssünde tanımadıkları çok sayıda rütbeli bulunduğunu söyledi.
Darbe girişiminin kesinleşmesinin ardından vatandaşları Akıncı üssüne gitmeleri konusunda teşvik ettiklerini ve üssün önüne 8 bine yakın vatandaşın geldiğini belirten Ertürk, darbe girişimine karşı ilk selanın Kazan'da okunduğunu, bu sayede kalabalığın arttığını, üssün yakınındaki camide sela okunurken darbecilerin camiye ateş açarak, selayı susturduklarını ifade etti.
Akıncı üssünün etrafındaki anızları ve belediye garajından getirilen lastikleri ateşe vermek suretiyle uçakların kalkmasına mani olduklarını dile getiren Ertürk, Kazan garnizon komutanı olan Tuğgeneral Hakan Evrim'e de gece boyu ulaşmaya çalıştığını, birçok kez mesaj gönderdiğini, Evrim'in darbeci olduğunun anlaşılması üzerine de son olarak "10 bin kişiyle geliyorum, hadi sık" mesajı gönderdiğini söyledi.
Kazan'da 9 şehit, 92 gazi verdiklerini ve şehitlerden 6'sını ailecek tanıdığını anlatan Ertürk, ilçede halen yüksek sesli uçak geçmesiyle kendini sokağa atan, psikolojik tedavi gören insanlar bulunduğunu kaydetti.
Hava Kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen FETÖ'cü Adil Öksüz'ün darbeden önce kaldığı evin Kazan'da olduğunun hatırlatılması üzerine Ertürk, "Adil Öksüz?ün akrabası Kazan'da yok. Barındığı iddia edilen ev Fetullah'ın eski bir arkadaşının evi, yaşlı bir çiftin evi. Kazan'da bu çiftin dışında girebileceği hiçbir evin olacağını zannetmiyorum." dedi.
Ertürk, "Adil Öksüz yakalandığında 'Hava Kuvvetleri imamı yakalandı' diye duydum. Kaldığı evde de darbeden 1 hafta, 10 gün sonra polis tarafından kara ve harp okullarına ait gizli evrakların ele geçirildiğini biliyorum. Ev sahibi çok yaşlı. Yıllar öncesinde FETÖ'nün arkadaşlığını yapmış, yol arkadaşlığı yapmış biri. Adil Öksüz?ü Kazan?da tanıyan yok." diye konuştu.
Kazan'da görev yapan üst düzey bürokratların çoğunun kamudan ihraç edildiğini ve tutuklandığını vurgulayan Ertürk, "FETÖ'nün Kazan'a özel bir ilgi gösterdiğini düşünüyorum. İlçede görev yapan hakim ve savcıların yüzde 90'ı tutuklu. Hedef olan yerde, devletin imkanlarını daha iyi kullanarak sızma yapmışlar. Buranın bir stratejik konumu var." değerlendirmesinde bulundu.
Ertürk, Kazan'da şehitlerle ilgili müze ve anıt çalışmalarının devam ettiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle bu projelerini hayata geçireceklerini kaydetti.
Komisyon Başkanvekili AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, CHP'li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın Komisyonda dinlenmesini talep etti.
Özdağ, Hazinedar'a FETÖ soruşturmaları kapsamında yurtdışına çıkış yasağı getirildiğini ve hakkındaki iddialar nedeniyle geçici ihraç talebiyle CHP Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiğini anımsatarak, "Murat Hazinedar'ın FETÖ ile münasebetleri bilindiği ve CHP içinde rahatsızlıklar ifade edildiği halde, 13 Ekim 2016 tarihinde parti disiplin kuruluna sevk edilebildi. Bu nedenle CHP'li belediye başkanının buraya davet edilmesini, dinlenmesini talep ediyorum." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da Murat Hazinedar'ın komisyonda dinlenmesinde hiçbir mahsur görmediklerini belirterek, "Damadı Fetullahçılıktan tutuklanan Kadir Topbaş ile Melih Gökçek'in, Bülent Arınç'ın da bu komisyona davet edilmesini talep ediyorum." diye konuştu.
Fetullahçı şirketlere hangi belediyelerin, kamu kurumlarının ihale verdiğinin tespit edilmesini isteyen Erdoğdu, Kamu İhale Kurumu, TOKİ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve belediyelerden bu şirketlere verilen imar izinleri, kamu ihaleleri ve kamu bankalarından verilen kredilerin sorulmasını talep etti.
Erdoğdu, "Bunları soralım. Liste gelsin. Baktık ki bizim belediyemizde yoğunlaşma mı var, vallahi sizinle birlikte her türlü gereğini yapmaya hazırız. Ama yeter ki bunu kurallı, ahlaklı, vicdanlı, temiz bir şekilde yapalım. Eğer CHP içerisinde bir Fetullahçı varsa gereğini bu komisyon yapmazsa sorumluluk hepimizin sırtında." ifadesini kullandı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da komisyonun çalışma süresinin kısaldığını, dinlenmesini istedikleri kişilere ilişkin karar verilmediğini belirterek, komisyonun çalışma süresinin uzatılmasını istedi.
Komisyon Başkanı Petek de komisyonun çalışma süresini uzatmayı şu an için düşünmediklerini, çalışmaları 3 aylık yasal sürenin sonu olan 4 Ocak'ta tamamlamayı düşündüklerini söyledi.
Petek, Özel Kuvvetler Komutanlığında incelemede bulunmak ve Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı dinlemek için Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar ile diyalog halinde olduklarını, ancak yurtdışı operasyonları nedeniyle tarih konusunda anlaşamadıklarını açıkladı.
Tutuklu generaller konusunda da Adalet Bakanlığından yazı geldiğine işaret eden Petek, Bakanlığın hukuki gerekçelere dayandırdığı yazıda, adli soruşturması devam eden kişilerle ilgili bilgi gönderemeyeceklerini belirttiğini söyledi.
Reşat Petek, eski cumhurbaşkanı ve başbakanlara da farklı yazılı sorular gönderildiğini kaydetti.
