2010-05-26 - 18:47
TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU 64. TOPLANTISI SONA ERDİ
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 64. Toplantısı, çevre politikaları konusunda yapılan oturumun ardından takip edilecek konuların belirlenmesiyle sona erdi.

Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğünden çevre uzmanı Octavian Stamate,
''Çevre faslı konusunda müzakereler başarıyla sonuçlandığında müzakerenin en önemli
ve zorlu fasıllarından biri de başarıyla sonuçlanmış olacaktır ve Türkiye AB üyesi olmaya
hazır olacaktır'' dedi.

''AB müktesebatına uyum çerçevesinde Türkiye'nin enerji ve çevre
politikaları'' konulu oturumda sunum yapan Stamate, 21 Aralık 2009'da yapılan
Türkiye-AB katılım konferansında çevre faslının açılması kararının alındığını
anımsatarak, çevre mevzuatının hem en komplike mevzuatlardan biri olduğunu, hem
de bu müktesebatla uyumun çok pahalı bir iş olduğunu söyledi.

''60-80 milyar avroluk bir masraf söz konusu. AyrIca yapısal, idari
değişikliklere ihtiyaç var. Çevrenin algılanmasında da değişiklik gerekiyor''
diyen Stamate, her türlü çaba ve soruna rağmen her ülke için bu uyumun önemli
faydalar getirdiğini vurguladı.

Stamate, bu faslın kapatılması için Türkiye'nin 6 kriteri yerine
getirmesi gerektiğini ifade ederek, ''İlki biraz siyasi, yani Türkiye'nin yaptığı
müzakerenin içeriğiyle pek alakası yok. Su kalitesi önemli bir kriter, sinai
kirlenmenin kontrolü çok önemli bir sorun. Doğa koruma, atık yönetimi, hava ve
kirlilik gibi alanlara atıfta bulunuyor'' şeklinde konuştu.

Mevzuatın müktesebatla uyumlu hale getirilmesinin yeni mevzuat anlamına
geldiğini anlatan Stamate, sadece yazılı kuralları kabul etmenin yetmediğini,
bunların yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Stamate, Türkiye'nin çok ciddi planlama yapması gerektiğini ifade ederek,
''İklim değişikliği müktesebatın çok önemli parçası. Türkiye'den beklenen, bu
konuda daha gayretli olması ve emisyonları azaltma gayretlerini yükseltmesi,
ayrıca AB devletlerinin taahhütlerine yakın taahhütlerde bulunması'' diye
konuştu.

Türkiye'de hep toprağa gömme yönteminin kullanıldığını, ancak bunların
AB'ye uyumlu olmadığını kaydeden Stamate, yeni gömme alanlarının AB ile uyumlu
olması gereğine işaret etti.

Stamate, su kalitesiyle ilgili çerçeve mevzuatının geçirilmesi
gerektiğini ifade ederek, su direktifi, ayrıca havza ve nehir yönetimi ve sınır
ötesi boyutları da Türkiye'nin dikkate alması gerektiğini söyledi.

Octavian Stamate, bu Yıl Meclisten geçecek yeni Doğa Koruma Yasası'nı
daha tam görmediklerini söyledi.

Türkiye'nin, Avrupa Kimyasallar Ajansına üye olması gerektiğini ve bu
süreçte diğer önemli konunun da gürültü haritalarının oluşturulması olduğunu
anlatan Stamate, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Yapılması gereken çok iş var. Türkiye'nin çok çaba göstermesi
gerekiyor. Çevre faslı konusunda müzakereler başarıyla sonuçlandığında bence
müzakerenin en önemli ve zorlu fasıllarından biri de başarıyla sonuçlanmış
olacaktır ve Türkiye AB üyesi olmaya hazır olacaktır. Diğer yandan, Türk
vatandaşlarının günlük hayatında da belirgin iyileşmeler olacak. Çevre
müktesebatının uygulandığı bir ülkede eviniz daha temiz, daha güzel ve daha
sağlıklı bir ev olur. Yani Türk halkı için de faydalı bir çalışmadır çevre
müktesebatına uyum. Kalkınmakta olan bir ülkenin kalkınmış bir ülkeye dönme
seyrini izliyoruz. Bu süreçte Türkiye'nin çevresel önemli sorumlulukları
bulunuyor.''

Türkiye-AB KPK 64. Toplantısının öğleden sonraki oturumunda söz alan
Türkiye-AB KPK Eş Başkan Yardımcısı Georgios Koumoutsakos, diğer eş başkan
yardımcısı Maria Eleni Koppa ile kendisine yaklaşık iki saat önce bir bilgi
ulaştığını, ''bu çok ciddi bilgiyi paylaşmak istediğini'' belirtti.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın dün resepsiyon verdiği
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Ortaköy Ofisinin eskiden bir Rum okulu olduğunu
söyleyen Koumoutsakos, şöyle devam etti:

''Dün bir ziyarette bulunduk. Bu ziyaret, AB işlerinin yürütüldüğü ve
Bağış'ın bizleri ağırladığı binaydı. Burada bir resepsiyona gittik. Aslında
kontrol etmeden aktarmak istemedik. Ama bu yapının niteliği biraz sorgulanabilir
bir nitelik. Eskiden bir okulmuş. 1985'e kadar bir Rum okuluymuş. 1985'te devlet
tarafından binaya el konulmuş. Herhangi bir şekilde tazminat veya istimlak parası
ödenmemiş. Bu binanın mütevelli heyeti neticede mahkemeye başvurmuş. 2003'te dava
açılmış. Bu binayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Hükümetine kiraya
vermiş. 2003'te mütevelli heyeti tekrar dava açmış ve belediyenin binayı devlete
kiraya vermesini dava konusu yapmış. 2003'ten beri mahkemeden herhangi bir karar
çıkmamış. İstanbul'un Rum azınlığının mülkiyetinde olan bu binanın kanuni olarak
durumu hala belirsizlik taşıyor.

Koppa da ''Bu hala davası süren bir konu. Mahkemede görüşülmesi sürüyor.
Henüz bir yargı kararı çıkmadığı için bunu bilgi olarak sunmayı uygun bulduk. Bu
konunun tutanaklara geçmesini istiyoruz ve bir de Türk Hükümetinden cevap rica
edeceğiz'' dedi.

Türkiye-AB KPK Eş Başkanı Lütfi Elvan ise konuyla ilgili Egemen Bağış ile
görüşerek en son bilgileri alacağını ve cevabı aktaracağını belirtti.

Bir sonraki Türkiye-AB KPK Toplantısının 26-27 Ekim 2010'da Brüksel'de
yapılması üyeler tarafından kabul edildi. (18.47)