2007-11-19 - 15:00
''HOLDİNGZEDELER'' TBMM'DE...
Yurt dışında halka arz yoluyla izinsiz para toplayan holdingler tarafından dolandırılan gurbetçilerin kurduğu Avrupa Türkleri Dayanışma Derneğinin Başkanı Muhammet Demirci ve beraberindeki heyet, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ve DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'i, TBMM'de ziyaret ederek destek istedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yurt dışında
bazı holdingler tarafından dolandırılan gurbetçilerin mağduriyetleriyle
ilgili olarak, ''Bu bir hukuk ve ahlak krizidir'' dedi. Baykal, konunun
zaman aşımına uğramaması için TBMM'nin acilen yasal düzenleme yapması
gerektiğini söyledi.
Yurt dışında halka arz yoluyla izinsiz para toplayan holdingler
tarafından dolandırılan gurbetçilerin kurduğu Avrupa Türkleri Dayanışma
Derneğinin Başkanı Muhammet Demirci ve beraberindeki heyet, Baykal'ı
TBMM'de ziyaret ederek destek istedi.
Demirci, holdinglere paralarını kaptıran gurbetçilerin artık dayanacak
hallerinin kalmadığını, intiharların arttığını ve çocuklarına harçlık
bile veremeyecek duruma geldiklerini anlattı. Avrupa ülkelerinde
başvurdukları yargıdan sonuç alamadıklarını, bunun üzerine Almanya'ya
geldiğinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a konuyu aktardıklarını
belirten Demirci, ''Sayın Başbakana sorunumuzu anlattım. 'Halimizden
anlarsınız, ikimiz de Karadenizli'yiz' dedim. Ancak Başbakan,
'Paralarınızı verirken bana mı sordunuz?' diye cevap verdi. Oysa biz
kendisinden, 'Haklarınızı arayacağız' demesini beklerdik'' diye konuştu.
Bu sözleri nedeniyle Başbakan Erdoğan aleyhine dava açtıklarını kaydeden
Demirci, ancak davanın reddedildiğini söyledi.

-''HEPSİ BİRDEN HASTALANIP RAPOR ALIYOR''-

Demirci, Başbakanın son Almanya ziyaretinde Başbakan Merkel ile
görüşmesi sırasında sorunlarını tekrar dile getirmek istediklerini,
ancak Başbakanın korumaları tarafından tartaklandıklarını ileri sürdü.
Demirci ancak bu olayın, Türk basınında yeteri kadar yansıtılmadığını
öne sürdü.
Demirci, ''Artık bu konu, yurt dışında yaşayan gurbetçilerimizi ölüp
ölüp dirilten bir anarşi haline geldi. Ortada nitelikli bir
dolandırıcılık var. Yargı çalışmıyor. Bu, büyük bir yangındır'' dedi.
Davada yargılananların tümünün hastalanıp rapor almasını eleştiren
Demirci, Dursun Uyar hakkında görülen davanın duruşmasının 26 Kasımda
yapılacağını, Uyar'ın bu kez de teslim olmaması halinde, davanın zaman
aşımından düşeceğini belirtti.
Bu dava öncesinde konunun önemine dikkati çekmek ve destek istemek üzere
Türkiye'ye geldiklerini bildiren Demirci, ''CHP'ye de bu insanlara sahip
çıkıp çıkmayacaklarını, sonuna kadar hesap sorup sormayacaklarını
öğrenmeye geldik'' dedi.
Dernekten bir başka yetkili de davanın zaman aşımına uğraması için
bugüne kadar yapılanların, ''adaletten, hukuktan kaçmak için her türlü
boyutuyla planlanmış, programlanmış bir dolandırma senaryosu'' olduğunu
söyledi. Yetkili, bu konuda yargının değil, Hükümetin eksikliği
bulunduğunu öne sürerek, davanın zaman aşımına uğraması halinde, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesine başvuracaklarını söyledi.

-''SİYASİ MÜSAMAHA SONUCU OLDU''-

CHP Genel Başkanı Baykal da bu konunun, 800 bin kişiyi ilgilendiren, 30
milyar dolarlık ''muazzam bir dolandırıcılık'' olduğunu söyledi.
Kendilerinin parti olarak bu konuyu yıllardır gündemde tuttuklarını,
Almanya'da gurbetçilerle görüştüklerini anımsatan Baykal, şunları
söyledi:
''Bunun üzerine iktidar da Mecliste çaresiz bir araştırma komisyonu
kurulmasına razı oldu. Bu komisyonla, 'Konuyu geçiştiririz' diye
düşündü. Bir araştırma komisyonunun böyle bir rapor hazırlaması,
bizatihi kendisi bir yaptırım anlamına gelir. Yani bir hüküm vermedir.
Meclis düzeyinde büyük yolsuzluğun, yaşandığını, dolandırıcılığın
gerçekleştirilmiş olduğunu, Meclis de kabul etmiş oldu. Komisyon da
raporunu hazırladı. Şimdi konunun Adalet Bakanlığına Hükümete intikal
ettirilmesi ve oradan çıkacak sonuçların ele alınması ihtilacı var.''
Bu olayın ortaya çıkmasına yol açan ana nedenin, iktidarın böyle bir
olaya başından müdahale etmemiş olması ve bu yapılanları ''dost
çabalar'' olarak görmesi olduğunu savunan Baykal, ''Vatandaşın hakkı
hukuku bir kenara itildi; eşin, dostun, yakının hakkı hukuku gözetildi.
Siyasi müsamaha sonucu bu olay gerçekleşti'' diye konuştu.

-''YARGI, SİYASET, PARLAMENTO OYALANIYOR''-

Deniz Baykal, gurbetçileri dolandıranlardan hesap sorulmamasının altında
siyasi iktidarın hesaplarının yattığını ileri sürerek, olayın üzerine
yürüme konusunda siyasi zafiyet bulunduğunu, ''dökme suyla değirmen
döndürmeye çalışıldığını'' ifade etti.
Meclis araştırma komisyonunun hazırladığı raporun gereğinin yapılması
gerektiğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Yaşanan, bir hukuk faciasıdır. Konunun zaman aşımına uğraması için her
şey yapılmış. Bu nedenle parlamento acilen bir yasal düzenleme yaparak,
süreci takır takır işletmeli. Siyasi destek olursa her şey yapılabilir.
Böyle bir konuyu zaman aşımına uğratmak mı hukukun gereğidir? Böyle şey
olur mu? Bu, dişinden tırnağından artırarak 30 yıldır biriktirdiği
parayı dolandırıcıya kaptıran insanımızla alay etmektir. Bu bir hukuk
krizidir, ahlak krizidir. Konunun çok çeşitli boyutları vardır. Yargı,
siyaset, parlamento oyalanıyor.
AİHM'de dava açılması halinde de bunun bedelini sorumlular değil, tüm
Türkiye ödeyecektir. Biz parti olarak bu konuda yapılacak her türlü
işbirliğine açığız.''

Yurt dışında halka arz yoluyla izinsiz para toplayan holdingler
tarafından dolandırılan gurbetçilerin kurduğu Avrupa Türkleri Dayanışma
Derneği Başkanı Muhammet Demirci ve beraberindeki heyet, Sezer'i TBMM'de
ziyaret ederek destek istedi.
Demirci, gurbetten gelenlerin ''çam sakızı çoban armağanı'' olarak bir
hediye getirmesi gerektiğini belirterek, hediye olarak ''gurbetçileri
dolandıran holdinglerin dosyasını'' getirdiklerini söyledi.
Çocuklarının geleceği adına yaptıkları birikimlerin, değişik holdingler
adı altında çeşitli vaatlerde bulunularak dolandırıldığını ifade eden
Demirci, ''Holdinglerin dolandırıcı oldukları, mahkemelerce tespit
edildi. Ancak bu holdingler borçlarını ödemiyor. Alacaklar için açılan
davalardan 6-7 yıldır sonuç alamadık. Yargıtaydaki davalarımız, zaman
kaybına uğratılmamalıdır. Mutlaka zaman aşımı durdurulmalıdır'' diye
konuştu.
DSP Genel Başkanı Sezer, Almanya başta olmak üzere değişik Avrupa
ülkelerinde yaşayan yüz binlerce insanın, ''yeşil sermaye'' diye bilinen
ve kökeni Türkiye olan çevrelerin tuzağına düşmesini ''insanlık ayıbı''
olarak nitelendirdi. Sezer, şunları söyledi:
''Dinimizin hassas yönlerini istismar ederek, yurt dışındaki
vatandaşlarımızın alın terini çalan ve onca mahkemeye, davaya rağmen
bugün elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşan sorumlulara karşı
Hükümetin sessiz kalması, bir başka deyişle meseleyi bastırmaya
çalışması, Hükümetin ayıbıdır. Yıllar önce Avrupa ülkelerinde camilerde,
derneklerde, hatta ev ev dolaşarak toplanan paraların, AKP iktidarının
bugünkü gücünü sağlamlaştıran ve bu siyasi anlayışın temeline konulmuş
önemli bir maddi kaynak olduğunu düşünmek bile çok korkunç bir olay.
Recep Tayyip Erdoğan'ın, İstanbul il başkanlığı döneminde yakın
zamanlarda Frankfurt ve bazı büyük kentlere gelip, milli görüş
kurmayları aracılığıyla para topladığı ve bu paralarla gece yarısı
uçaklarıyla Türkiye'ye geri döndüğü, bugün bile açık açık konuşuluyor.
Aynı şekilde Başbakan'ın oğlunun aldığı gemiciğin parasının,
Almanya'daki bir bankadaki hesaptan havale edildiği de söylenmektedir.''

-''UMUDUMUZ YOK''-

DSP olarak mağdurların yanında yer alacaklarını belirten Zeki Sezer,
''Onca iktidar engellemelerine, perdeleme çabalarına rağmen, bu işin
takipçisi olacağız. Bıkmadan usanmadan Mecliste soru önergeleri yoluyla
da olsa, konuyu gündeme getirmeye kararlıyız. Bu soygun düzeninin
kimlere kadar uzandığı ortadadır. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın
memleket sevgisi ve dini duygularını suistimal edenlere karşı mücadele
edeceğiz'' diye konuştu.
Suçluların adalet önünde hesap vermesi ve yurt dışındaki insanların
mağduriyetinin giderilmesi konularında Hükümetin özel bir proje
hazırlaması gerektiğini savunan Sezer, ''Bugünkü iktidarın, kendi
çıkarları için değil, Türkiye'nin dış itibarı için bu konuda adım atması
gerekir. Umudumuz yok ama bunu söylemek zorundayız. Umudumuz yok, çünkü
bizzat Hükümet üyelerinden bir çoğu bu sürecin içindedir'' diye konuştu.

-DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI...-

Zeki Sezer, milletvekillerinin dokunulmazlığına ilişkin MHP tarafından
hazırlanan Anayasa değişikliği teklifi konusunda gazetecilerin soruları
üzerine de ''kişiye özgü kısmi uygulama yerine, bütün
milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması'' gerektiğini savundu.
Dokunulmazlığın kürsü konuşmasıyla sınırlandırılması gerektiğini
belirten Sezer, ''Ülkenin bütünlüğüne yönelik suç işliyor,
dokunamıyorsun; bunu kabul etmek mümkün değil. Milletvekilliği
dokunulmazlığı, kürsüdeki konuşmayla sınırlandırılmalıdır. Tüm
milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda her türlü
desteği veririz'' diye konuştu.