2010-01-19 - 12:00
MHP GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''İhtiyaç duyulacak değişikliklerin, Anayasanın, gerçek bir 'Toplum Sözleşmesi Belgesi' olması için mümkün olabildiğince geniş bir uzlaşmayla gözden geçirilmesi ve gerekli değişikliklerin iç dinamikler hesaba katılarak yapılması şarttır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk
milliyetçiliğine düşünce ve eserleriyle katkılarda bulunmuş merhum Alparslan
Türkeş'in yol arkadaşlığını yapmış Prof. Dr. Reha Oğuz Türkan ile MHP Sivas
Şarkışla eski ilçe Başkanı Tevfik Çiçek'in vefatından dolayı taziyelerini iletti.

Haiti'de yaşanan depremden dolayı üzüntülerini dile getiren Bahçeli,
Marmara Depremini anımsatarak hükümetin ve yerel yönetimlerin olası depremlerde
kayıpları en aza indirmesi amacıyla bütün tedbirlerin alınmış olması dileğinde
bulundu.

Bahçeli, her siyasal partinin ülkesi için düşündüğü projeleri
gerçekleştirme yolunda elde edebileceği en büyük imkanın ''tek başına iktidar''
olduğunu belirterek, sorunları çözmek ve projelerini hayata geçirmek isteyen bir
hükümet için 7 yıl 2 aylık sürenin yeterli olduğunu savundu.

Türkiye'nin yıllardır yaşadığı kronikleşmiş siyasal istikrarsızlıkları ve
ağır sorunlarını aşabilmek için AK Parti'ye 2002 yılında büyük bir fırsat
verildiğini ifade eden Bahçeli, ''AKP hükümetleriyle geçen 7 yılı aşan süre israf
olmuş, bu zihniyetle geçecek gelecek günlerin de acil çözüm bekleyen temel
meseleler açısından bir sonuç vermeyeceğini hepimize göstermiştir. Bugüne kadar
yaşadıklarımızın tecrübesi, önümüzdeki dönemlerde de AKP'nin yapacaklarını
değilse bile yapamayacaklarının neler olabileceğini tereddüte mahal vermeyecek
şekilde ortaya koymuştur'' diye konuştu.

AK Parti hükümetiyle yaşanmaya devam edilecek bir gelecekte, ''daha mutlu
bir toplum, daha müreffeh bir hayat, daha huzurlu bir aile, daha onurlu
ilişkiler, daha fazla kardeşlik, daha fazla kucaklaşma'' olmayacağını savunan
Bahçeli, toplumun bu gerçeği gördüğünü, hükümeti ve kadrolarını sorgulamaya
başladığını söyledi.

''OYNANMAK İSTENEN OYUN BUDUR''

Devlet Bahçeli, Başbakan ve ekibinin son aylarda hakim olan duygularının,
sürekli geçmişin konuşulduğu, başarısızlıklara mazeretlerin ve bahanelerin
üretildiği, muhalefetin, iktidar yıllarının eleştirildiği, sıkışıldığı yerde de
hakarete başvurulduğu ucuz demagoji olarak öne çıktığını ileri sürdü.

Bu emarelerin başarısız siyaset anlayışının ve yönetemeyen iktidar
zihniyetinin işaretleri olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bu gelişmelerle beraber hükümetin ömrünü tamamlamış olduğu ve
uzatmaları oynamaya çalıştığı da ortaya çıkmıştır. Bu itibarla AKP'nin artık daha
yüksek sesle dile getirdiği anayasa değişiklikleri konusuna bu açıdan da
bakılmasının yararlı olacağı düşüncesindeyim. Hükümet, yıllardır sağlayamadığı
huzurun, refahın, kalkınmanın ve adaletin sorumlusunu 7 yılın sonunda bulmuş ve
Anayasayı işaret etmiştir. Başbakanın ve hükümetinin çizdiği tabloda,
yoksulluğun, yolsuzluğun, terörün, gerginliğin, kutuplaşmanın, işsizliğin ve
çaresizliğin nedeni yıllardır ülkeyi açmaza sürükleyen AKP zihniyeti değil,
Anayasanın maddeleridir.

Zannedersiniz ki, Anayasa değişince bolluk bereket yağacak, yolsuzluklar
önlenecek, yandaşlar kayrılmayacak, terör ve bölücülük son bulacak, AKP
zihniyetinin isteyip de bir türlü yapamadığı iyi şeylerin önündeki tek engel de
ortadan kalkacaktır. Oynanmak istenen oyun budur. Bugüne kadar başarısızlıklarına
maddi ve manevi bahaneler ve istismar alanları bulabilen hükümetin denemediği son
istismar alanı Anayasa kalmıştır ve şimdi de bu şansını denemeye
çalışmaktadır.''

Anayasalara ''iktidarların sıkıştığı yerde, çözümlerin tıkandığı anda
demokrasiyi ve hatta Türkiye'yi kurtarma'' misyonu yüklemenin abartılı bir talep
olduğunu söyleyen Bahçeli, Anayasa değişikliğiyle ilgili 2002'de yaptığı grup
toplantısındaki görüşlerini anımsattı.

TOPLUM SÖZLEŞMESİ BELGESİ

Bir ülkenin işleyiş ve ilerleyişinin, toplumun bir arada yaşama
iradesinin yazılı bir beyanı olan anayasaların, kutsal metinler olmadığını
vurgulayan Bahçeli, anayasaların değiştirilebileceğini söyledi.

İlk yazılı Anayasa tecrübesinin 1876 Kanun-u Esasi olduğunu, geçen 5
çeyrek asırlık dönemde, 5 defa Anayasa yapıldığını ve birçok kez de ciddi
kapsamlarda Anayasa değişiklikleri gerçekleştirildiğini kaydeden Bahçeli, Anayasa
ve Anayasa değişikliği konusunda uzlaşma alanlarına dikkati çekti.

''Sosyal uzlaşma'', ''siyasi uzlaşma'', ''ekonomik uzlaşma'',
''hedeflerde uzlaşma'' tanımları yapan Bahçeli, ''Adına 'millet' dediğimiz
böylesi bir karmaşık ve her bireyi kapsamasını esas aldığımız uzlaşma alanlarının
yazılı metinleri olan anayasaların da ancak toplumsal bir mutabakatla
hazırlanması kaçınılmazdır. İhtiyaç duyulacak değişikliklerin, Anayasanın, gerçek
bir 'Toplum Sözleşmesi Belgesi' olması için mümkün olabildiğince geniş bir
uzlaşmayla gözden geçirilmesi ve gerekli değikliklerin iç dinamikler hesaba
katılarak yapılması da şarttır'' diye konuştu.

Partisinin, anayasaların değişmez kurallar bütünü olarak görmediğini,
Anayasayı değiştirme konusunda milli hassasiyetler haricinde menfi düşüncelere
sahip olduklarını bildiren Bahçeli, Anayasa değişikliklerine münferit bir girişim
olarak değil, milletin hizmetine odaklanmış bir idari yapılanma ve toplumsal
gelişim projesinin bir unsuru olarak yaklaştıklarını söyledi.

'DEĞİŞİKLİĞE GÜVEN DUYMAMIZ MÜMKÜN GÖRÜLMÜYOR''


MHP Genel Başkanı Bahçeli, Anayasa değişikliklerini demokrasinin
gelişmesi ve kurumsallaşması çerçevesinde ele aldıklarını da belirterek,''Ancak,
bütün bu iyi niyetli yaklaşımlarımıza karşın, Anayasal ve yasal zeminini
iyileştirip zenginleştirmenin yanında, ona hayat verecek seviyeli ve ilkeli
siyaset kültürünü geliştirmek için de samimi ve kararlı olmak gerekmektedir ve bu
konuda siyaset aktörlerinin mesafe aldıklarını söylemek zordur''dedi.

Siyasetin gerçek ve doğru bir süreç haline gelmesi, demokrasinin
gelişmesi ve yerleşmesinin, uygun bir zihni iklim ve aktörlerin varlığına bağlı
olduğunu söyleyen Bahçeli, hem siyaset hem de fikir dünyasında zihniyet dönüşümü
yapmadan verilecek kararların bir anlamı olmadığını ifade etti.

Bahçeli, ''Ne kadar mükemmel anayasalar çıkarırsanız çıkarınız, siyaset,
eğer ince rekabetten uzaklaşır, bölünme ve kavga üzerine kurgulanırsa, bunun
toplumda kaos olarak yansıması kaçınılmazdır. Bu yönüyle siyaset kendi kuyusunu
kazan bir siyasi organizmaya dönüşür. Bugün karşımızdaki tehlikenin adı budur ve
AKP de bu açmaza sürüklenmiştir. Bir Anayasanın neler getirip neler
götüreceğinin, neleri önleyip neleri kazandıracağının sonuçları, bizzat Anayasa
metninin kendi meselesi değildir. Bu öncelikle onu uygulayacak siyasi ve sosyal
aktörlerin bir meselesi, tecrübesi ve yeteneğidir'' diye konuştu.

AK Parti'nin önceki yıllarda ''uzlaşmaz ve itici tavırlarına, başına
buyruk siyaset anlayışlarına, dayatmacı ve tehditkar üslubuna, milli kimliği
tahribat arayışlarına, özürlü demokrasi algısına, bölücü terörle girdiği sıcak
ilişkilere, etnik ayrımcı fikirleri temsil eden yıkıcı projelere, farklı
düşüncelere yönelik aşağılayıcı tutumlarına, uluslararası dayatmalara karşı
teslimiyetine'' yönelik uygulamalarına baktıklarını ifade eden Bahçeli,
''Hükümetin hazırlığını yaptığı Anayasa değişiklikleri teklifine güven duymamız
mümkün görülmemektedir. Bu konuda peşin hükümlü olmaktan uzak durarak, yapılması
önerilen değişikler ortaya çıktığında ve kamuoyuyla paylaşıldığında, partimiz
konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmeleri yapacak ve sonucunu açıklayacaktır''
dedi.

MHP BU SORULARIN KARŞILIĞINI ARIYOR?


Bahçeli, Anayasa değişiklik tekliflerinde, karşılığını arayacakları
soruları şöyle sıraladı:

''Türkiye, 21. asrın ikinci 10 yıllarında, terör, yoksulluk, yolsuzluk,
hayat pahalılığı ve işsizlik belalarını yenmiş bir ülke olacak mıdır?

Ülkemiz, siyasal yapısındaki antidemokratik unsurları tasfiye ederek,
modern demokrasilerde olduğu gibi düşünce, inanç, teşebbüs, örgütlenme ve benzeri
alanlarda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan demokratik devlet
yapısına kavuşacak mıdır?

Vatandaşlarımız, herkesin aynı milletin evladı olmaktan gurur duyacağı,
ayrışmayı değil birleşmeyi, farklılaşmayı değil kucaklaşmayı, kutuplaşmayı değil
buluşmayı sağlayacak toplumsal uzlaşmayı gerçekleştirecek midir?

Türkiye, birbirinden uzaklaşmamış, birbirine yabancılaşmamış bir millet
yapısıyla etnik köken, inanç, mezhep gibi doğallıkların milli kimliğin ve bin
yıllık kardeşliğin zenginliği olarak görüldüğü bir toplum hayatına ulaşacak
mıdır?

Devletimiz, taviz ve teslimiyet döngüsünden kurtulup, bağımsız karar
verebilen, yeryüzünde sözü geçen ve dünyaya başkent Ankara vizyonu ile bakabilen
kudret haline gelecek midir?

Ve bütün bunlar olurken, bizi bir millet olarak tanımlayan ve milli ve
üniter varlığımızı güvenceye alan Anayasamızın başlangıç maddesinde ifadesini
bulan kabulle ve Cumhuriyetin kurucu değerlerine saygı ve riayet gerçekleşecek
midir?''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa
değişikliği konusunda, TBMM'de temsil edilen siyasi partilerden oluşan bir
uzlaşma komisyonu kurulmasını önererek, ''Bu komisyonun değişiklik talepleri
üzerinde mutabakata varacağı maddelerle ilgili demokratik sözleşme yapılmalıdır.
Değişikliği öngörülen Anayasa maddelerinin kararı, erken ya da zamanında
yapılacak seçimlerinden sonra oluşacak 24. Dönem TBMM'nin iradesine
bırakılmalıdır'' dedi.

Partisinin grup toplantısında, Anayasa değişikliği tartışmalarına değinen
Bahçeli, demokrasinin ve demokratik kültürün vazgeçilmez göstergesi ve zemini
olan uzlaşma arayışları, işbirliği arzusu, farklı görüşlere saygı gibi temel
erdemlerin olmadığı bir siyaset ekolünün, anayasa gibi çok önemli bir konudaki
yaklaşımlarını temkinle karşılamak gerektiğini söyledi.

Bahçeli, temiz bir yönetim için dokunulmazlıkların kaldırılması,
Alevilerin taleplerinin karşılanması, terör ve şiddet dışındaki hallerde parti
kapatmak yerine bireysel sorumluluk getirilmesi, siyasi ahlak yasasının
çıkartılması, YÖK kanununun değişmesi gibi geçmişte yaptıkları tekliflere AK
Parti'nin bugüne kadar kayıtsız kaldığını ve kaçtığını iddia etti.

Bahçeli, şunları kaydetti:

''Etnik ve mezhep temelli ayrışmayı kaşıyan, demokratik gösterileri
zorbalıkla önlemeye çalışan, özel hayatın gizliliğine yönelik ihlali meşru sayan,
kapalı kapılar ardında siyaset belirleyen bir zihniyetin sözde demokrasi
aradığını ve anayasayı demokratikleştirmek istediğini söylemek, tam bir
garabettir. Buna aldanacak kimse de yoktur.

Açılım adı verilen yıkım süreci ile birlikte başlatılanlarla, Türkiye
Cumhuriyeti'nin temel harcı olan bütün ilke ve değerler tartışmaya açılmış, milli
devlet niteliğini ve üniter yapısını tasfiye etmeye yönelik bir kampanya, şimdi
Anayasa değişiklikleri aşamasına geçmiştir. Türkiye'de etnik ayrımcılığa zemin
oluşturacak ve Türk milletini bölerek ayrı bir millet şuuru yaratılması amacına
hizmet edecek dayatmalara yasal kılıf arama ve Başbakanın tabiriyle 'hazmettirme'
süreci başlatılmıştır. Bizden hiç kimse adına ne denilirse denilsin, milli
kimliğin parçalanarak yeni azınlıklar yaratılmasına izin vermemizi, bin yıllık
kardeşliğin Meclis eliyle bozulmasını, ayrışma ve parçalanmaya götürecek bir
çıkmaz yola göz yummamızı beklememelidir. Böylesi bir alçaklık hiç kimsenin haddi
ve hakkı değildir.''

MHP'NİN ÖNERİLERİ

Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliğinin gelecek dönemde en çok
tartışılacak konuların başında yer alacağını ifade ederek, yeni bir Anayasa
hazırlanması veya mevcut Anayasada köklü değişiklikler yapılmasının, ancak siyasi
istikrarın olduğu ve uzlaşmanın zemin bulduğu bir ortamda düşünülebilecek bir
konu olduğunu vurguladı.

''Hükümetin neden olduğu toplumsal gerilim ve Başbakanın ruh hali bugünkü
şartlarda böyle bir istikrardan söz etmeyi mümkün kılmamaktadır'' diyen Bahçeli,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu bakımdan siyasi normalleşme süreci başlatılmadan ve Türkiye'yi
yönetme kabiliyetini kaybetmiş bugünkü Hükümete dayalı siyasi tablo değişmeden,
yeni Anayasa hazırlanması hem doğru ve hem de mümkün değildir. Ancak, Adalet ve
Kalkınma Partisi, Anayasa değişikliğiyle ilgili ısrarını sürdürecekse MHP'nin
önerileri şunlar olacaktır: Öncelikle TBMM'de temsil edilen siyasi partilerden
teşekkül etmiş bir 'Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu' oluşturulmalıdır. Bu
komisyonun değişiklik talepleri üzerinde mutabakata varacağı maddelerle ilgili
'Demokratik Sözleşme' yapılmalıdır. Değişikliği öngörülen Anayasa maddelerinin
kararı, erken ya da zamanında yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinden sonra
oluşacak 24.Dönem TBMM'nin iradesine bırakılmalıdır.''

''YENİ KİMLİK BULMASI İÇİN ANAYASA DEĞİŞECEK''

Bahçeli, bu tekliflerine rağmen, iktidar partisinin düzenleme yapmasının
önünde sayısal bir engel bulunmadığına dikkati çekerek, bu yolun tercih edilmesi
durumunda, zorlamaların yaratacağı ağır sorunların vebali, sorumluluğu ve
faturasının da iktidara ait olacağını ve kestirilemeyecek sonuçların bedelini de
mutlaka iktidarın ödeyeceğini kaydetti.

''Türk milli kimliğini adeta utanılacak sakıncalı bir kimlik olarak gören
Başbakan'ın, utandığı Türk kimliğinden uzaklaşması ve kendisine yeni kimlik
bulması için anlaşıldığı kadarıyla Anayasa değişikliği gerekmektedir'' ifadesini
kullanan Bahçeli, şunları söyledi:

''Böylesi bir yola tevessül edenler bilmelidir ki laikliğe karşı
eylemlerin odağı olma suçunun yanında, milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik
eylemlerin de odağı haline geleceklerini buradan hatırlatmak istiyorum. Bugüne
kadar partimiz, ülkemizin hayrına olacak yasalaşma süreçlerinin yanında olmuş,
zarar göreceğine hükmettiği girişimlerin karşısında yer almıştır. Şimdi de aynı
prensiplerle meselelere bakacaktır. Anayasa değişikliklerinde vazgeçilmez
ölçümüz, Anayasamızın başlangıç ilkelerinde anlamını bulan temel değerler ve her
değişiklik teklifinin bu değerlere nasıl yansıyacağının kapsamlı analizinden
geçecektir. Bizim uzlaşma ve diyalog zeminimiz ancak bu esaslara saygı ve
riayetle mümkündür. Milliyetçi hareketin ayrılıkta, bölünmede, çatışmada ve
bunların ihtimalinde bile mutabakat araması, yıkım ortağı olması veya böyle
görünmesi asla ve asla mümkün değildir.

Demokrasi ile kumar oynamanın, referandumu bir demokratik imkan gibi
görmeden tehdit vasıtası olarak sunmanın kimseye faydası olmayacaktır. Kimden ve
nereden gelirse gelsin, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, Cumhuriyetin
kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına
dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, ayrışmanın dinamitlerini demokratikleşme
kılıfı ile ateşlemek, bölücülüğü meşru ve yasal hale getirmek veya bunlara
seyirci kalmak devletin ve milletin varlığına kastetmekle eş değerdir ve kim ne
derse desin bizim için ihanet demektir. Milliyetçi hareket bu emelleri
besleyenlere hiçbir şart altında asla geçit vermeyecektir.''

RUSYA İLE YAPILAN NÜKLEER ANLAŞMA

Konuşmasında enerji konusuna da değinen Bahçeli, nükleer santral yapım
işinin ihalesiz ve doğrudan doğruya yabancı bir ülkeye verilmesini de eleştirdi.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, hukukun genel
kurallarını ihlal edip yeni bir usulsüzlük alanı oluşturmaya çalıştığının
görüldüğünü iddia eden Bahçeli, Erdoğan'ın, şeffaf ve rekabet şartlarını içinde
barındıran bir ihale süreci yerine, tahsisle nükleer santral inşa etme yolunu
seçmesinin, kendileri açısından son derece şaibeli bir durumu ortaya çıkardığını
söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın, nükleer santral yapımı işinin Rusya'ya verilmesi
halinde, Samsun-Ceyhan Boru Hattından petrol akması için söz aldığının, kamuoyuna
yansıdığını belirten Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın bu ilişki ağını, tamamen
yandaşları kayırma üzerine temellendirdiği şüphesi belirmiştir. Taşıdığı
unvanlarla kartvizitinde yer kalmayan Başbakan, şimdi de uluslararası iş
takipçisi olarak yeni bir sıfata haiz olmuştur. Ortadoğu ülkeleriyle iç içe
olduğundan beri kendisini şeyh, sultan ya da emir gibi görmeye başlayan Başbakan
Erdoğan, bilmelidir ki bu ülke ve kaynakları kendi malı ve hanedanının dilediği
gibi kullanacağı mirasyedi hazinesi değildir'' diye konuştu.

MHP'nin, nükleer enerjiye olumlu baktığını, nükleer santraller
kurulmasının gerekliliğine inandıklarını vurgulayan Bahçeli, ''Enerjide koridor
olmaya talip olan, köprü olmakla övünen, terminal haline gelen AKP hükümeti,
milletimizin gelirlerine bağladığı nakil hatlarıyla yolsuzluk santralleri kurarak
yağmaya son sürat devam etmektedir'' dedi.

TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ

TEKEL işçilerinin eylemine de değinen Bahçeli, konuşmasını şöyle
bitirdi:

''TEKEL işçilerimizin yaşadığı bunalım, toplumun tamamını ilgilendiren
kanayan bir yara haline gelmiştir. Ben, Hükümeti ve Başbakan Erdoğan'ı TEKEL
işçileriyle girdikleri inatlaşmadan bir an önce vazgeçmeye ve talep ettikleri
masumane istekleri yerine getirmeye davet ediyorum. TEKEL işçilerimizin sahip
oldukları özlük hakları korunarak, değişik kamu kurumlarına nakilleri bir an önce
yapılmalıdır. İnanıyorum ki Türk devletinin kudreti, Türk milletinin şefkati ve
Hükümetin de iradesi binlerce TEKEL işçimizin sorunlarını çözmeye ve onları
kucaklamaya yetecektir.''

Bu arada grup toplantısını izleyen TEKEL işçilerinden bazılarının,
Bahçeli'nin konuşması sırasında ağladıkları görüldü.

PARTİYE KATILIM

Grup toplantısının sonunda, Bahçeli, MHP'ye katılan Konya'nın Cihanbeyli
İlçesi Karabağ Belediye Başkanı Kadir Ulutaş ve Belediye Meclis üyelerine rozet
taktı. Bahçeli, rozetleri taktıktan sonra, ''İktidar partisi, Antalya'nın bir
beldesinde, belediye başkanımızı çalmışlardı. Biz, MHP ise gönülleri
birleştiriyoruz, bugün yapılan odur'' diye konuştu.

Bahçeli, gazetecilerin, Ermenistan ile imzalanan protokollere ilişkin bir
soru üzerine, partisinin görüşlerinin her gün haklı çıkan bir mahiyet kazandığını
söyledi. Bahçeli, ''Bugün yapılan da odur'' dedi.

Bahçeli, gazeteci Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesine
ilişkin soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Bu arada grup toplantısında, sağlık sorunu olduğunu belirten ve yüksek
sesle konuşmak isteyen bir kadın, polisler tarafından dışarı çıkartıldı. (13.50)