2007-05-02 - 13:00
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI..
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararına değindi. Kararı saygıyla karşıladıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, gelecekteki süreçte hukuki boyutlarıyla çok daha tartışılacak bir karar olduğunu kaydetti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Anayasa Mahkemesi kararını değerlendirirken, ''Bu, demokrasiye sıkılmış
bir kurşundur'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi
kararına değindi. Kararı saygıyla karşıladıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan,
gelecekteki süreçte hukuki boyutlarıyla çok daha tartışılacak bir karar olduğunu
kaydetti.
''Cumhurbaşkanının Mecliste seçilmesinin önü bloke edilmiştir'' diyen
Erdoğan, bundan sonra gelecek parlamentolarda Cumhurbaşkanı seçilmesinin adeta
imkansız hale geldiğini öne sürdü.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Aynı zamanda bu nedir, biliyor musunuz? Bu, demokrasiye sıkılmış bir
kurşundur. Bu, halkın çoğunluğunu teslim ettiği iradeyi, azınlığın iradesine
mahkum etmektir. Bu bunu gerektirir. Yani, burada azınlığı temsil eden bir parti,
icabında kalkacak, çoğunluğu temsil eden bir partiyle pazarlığa oturacak. 'Ya
benim istediğim olacak, ya benim dediğim olacak' Demokrasilerde böyle bir şey
yok. Herkes layıkını bulacak, hakkını bulacak. Hakkının karşılığını alması
gerekir. Hakkından fazlası olduğu zaman bunun adı adalet olmaz. Bu blokajı aşmak
için referandum gerekirse, 'referandum' diyoruz.''
CHP'nin millete saygısının olmadığını, bu yüzden millete gidemeyeceğini
savunan Erdoğan, ''Cumhurbaşkanını millete seçtiremez, bundan da kaçacaktır''
diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Anayasa Mahkemesinin karar oluşturma
sürecini kendi arzusu doğrultusunda etkilemeye yönelik sözler sarf ettiğini
savunan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Bunu hem Yüce Mahkeme, hem hukukun üstünlüğü, hem de demokrasimiz adına
büyük bir talihsizlik olarak addediyorum. Bu sözler, siyaset tarihimize geçecek
bir sorumsuzluk örneğidir. Zira Anayasa Mahkemesinin, kendi beklentileri
aleyhinde vereceği kararla, 'Türkiye'nin bir çatışma ortamına gireceğini'
söylemenin ne anlama geldiğini, benim milletim çok iyi biliyor, bunun hesabını da
soracak.
Peki nerede kaldı yargı bağımsızlığı? Nerede kaldı hukuka saygı? Sadece
siyasi rakiplerinden değil, Anayasa Mahkemesinden de kendi arzusu doğrultusunda
karar beklediğini ilan etmek; Türkiye'ye, demokrasiye yapılan en büyük haksızlık
değil mi? Sayın Baykal ne yazık ki bunu da yaptı. Her zamanki gibi felaket
tellallığını tercih etti. Ağır tahrik yolunu seçti. Korkularla, vehimlerle
siyaset yapma alışkanlığından vazgeçmedi, vazgeçemiyor. Zaten en önemli yanı, en
güçlü yanı da bu. 'Ya benim dediğim gibi olacak ya da her şey kötü olacak'
anlayışını sürdürmekte ısrar ediyor. Bu nasıl bir demokrasi, nasıl bir hukuk
anlayışı, nasıl bir uzlaşı anlayışı?''
Başbakan Erdoğan, ''baldıran zehiri'' içtiklerini ifade ederek, ''Daha
kapıyı çalmadan bütün ipleri koparan bir anlayışla, oturup da nasıl konuşacağım,
nasıl anlaşacağım?'' diye konuştu. Buna rağmen, grup başkanvekilleriyle süreci
devam ettirdiklerini anlatan Erdoğan, ''(Biraz da bizden fedakarlık olsun) yok...
'Ben ne dersem o' anlayışıyla hareket ediliyor'' dedi.

-CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ-

Bugün gelinen noktada, Türkiye'de huzur iklimini baltalayacak, Türkiye'nin
yürüyüşünü durduracak hiçbir çaba ve söylemin milletten destek görmeyeceğini
vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Özellikle son bir ayda, 11. cumhurbaşkanı seçim sürecinde her kim ne
söylediyse, nasıl bir karar aldıysa, milletimin vicdanı, bütün bunları en açık
şekilde mülahaza edecek, kararını verecektir. Bundan böyle bütün kayıtlar
milletin hafızasındadır, vicdanındadır. Herkesi, Türkiye'ye karşı mesuliyet
duygusunu idrak etmeye çağırıyorum. Dedik ki 'Bugün heyecana kapılarak mahcup
olacağınız söyler söylerseniz, yarın o sözlerin altında kalırsınız, kimsenin
yüzüne bakamayacak hale gelirsiniz.' İşte bugün, o gündür...
Bu süreçle ilgilenenler, 'Niçin AK Parti, adayını daha önceden açıklamadı?'
diyor. Hiç aday açıklamadığımız halde, şahsım aday olmadığı halde, neler
söylediklerini, nasıl hakaretlerde bulunduklarını, başta CHP olmak üzere bunları
televizyonlarda, gazetelerde izlediniz.
Hatta anamuhalef partisinin lideri, bir çok şeyler söyledi, akşam başka
sabah başka... Hatta ileri giderek, şahsım için 'Aday olmayacağını ilan etsin.
Ben de onunla beraber dolaşacağım ve herhangi bir şey de konuşmayacağım' dedi.
Peki ben aday olmayacağımı açıkladığım andan itibaren ağzı durdu mu, her
türlü hakareti yaptı mı? Yaptı... Son ana kadar hakkında en ufak bir şey
söylemediği Abdullah Gül kardeşimin adaylığı açıklandıktan sonra, hiç bugüne
kadar duymadığımız şeyler konuşulmaya, söylenmeye başlandı mı? Malum bir gazete,
Abdullah Gül kardeşimle alakalı olarak söylemediği, ifade etmediği, aklının
kenarından dahi geçirmediği bir ifadeyi sürekli bant yaptı. Cumhuriyet, laiklik
karşı olarak göstererek... Aynı malum gazete, geçmişte de bunu yaptı. Tekzibi
yapılmasına rağmen buna devam etti. Niye? Bunlar belli bir ideolojinin
kalıntıları. Bu ideoloji milli değildir, gayri millidir.''
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, Meclisin erken seçim kararı ve
Anayasa değişikliğine hazır olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Bunlar bilinen şeyler, bilinmeyen şeyler değil. Yani uzayda yeni bir keşif
yok. Bu parlamento, bunlara hazır. Yani dağarcığımızda bu konular var. Yeter ki
bu konuyu işleyenler, adım atmakta samimi olsunlar. Bu adımı atmakta samimilerse
olur. Erken seçimle ilgili de aynı şeyi söylüyorum. Bakın, şimdi göreceksiniz,
kaçanları da göreceksiniz, meydana gelenleri de göreceksiniz. Hani 'meydan,
meydan' diyoruz ya... Hani 'milletle beraber' diyoruz ya... İşte şimdi milletle
beraber... Kim var, kim yok göreceğiz. Hiç çekinmeye, kaçınmaya gerek yok. 'Hodri
meydan' dedik, 'hemen seçim' dedik, 'hemen millete gidelim' dedik. 'Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir' dedik.
Ve biz, şimdi bütün icraatlarımızı, yaptıklarımızı yapamadıklarımızı,
Türkiye'nin 780 bin kilometrekaresinde yaşayan 73 milyon vatan evladına yeniden
anlatma imkanını bulacağız. Şahsım, tüm bakan arkadaşlarım, milletvekili
arkadaşlarım ve tüm örgütümüz, hep birlikte inşallah dağ taş demeden nasıl bundan
önce koştuysak, şimdi çok daha fazlasıyla koşacağız.''

-VİZYON-

Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin gelecek vizyonunu, bugüne kadar elde ettiği
kazanımlar üzerine inşa etmeye devam edeceğini vurgulayarak, ''Bugüne kadar
demokrasi adına, hukuk devleti adına, siyaset adına ne yaptıysak muasır
medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilmek ve Türk milletinin itibarı için
yaptık'' dedi.
Yürüdükleri yolun, milletin yolu olduğunu kaydeden Erdoğan, ''Bu yola
çıktığımız gün, milletimizle birlikte yürüyeceğimizi, başarılarımızın da
milletimizin başarısı olacağını hep söyledik. Söylemekle yetinmedik, sözümüzün
eri olduk ve her alanda milletimizin onurunu yücelttik; ekmeğini, aşını
büyüttük'' diye konuştu.
Türkiye'nin artık dünyaca tanındığını ifade eden Erdoğan, bundan sonra
başlayacak olan ikinci dönemde, kişi başına milli gelirin 2013 yılında 10 bin
dolara ulaşacağını söyledi.
Siyasete ve demokrasiye kazandırdıkları yüksek seviyeden geriye doğru
atılacak bir tek yanlış adımın, 73 milyon insanın vicdanında yara açacağını gayet
iyi bildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biz, milletimizin vicdanında açılan yaraları onarmak için siyaset
yapıyoruz. 4,5 yılda siyasete, hukuk devletine kazandırdığımız itibar da
parlamentoya kazandırdığımız itibar da millet odaklı siyasetimizin eseridir.
Siyasete girdik ve adalet zemininden bir an için ayrılmadık. Ortak akıl,
kurumsal mutabakat ve toplumsal mutabakat kavramlarını Türk siyaset kültürüne biz
kazandırdık ve her fırsatta birlikte düşünerek buraya geldik. Uzlaşma ve diyalog
zeminini güçlendirmeyi, kavgasız gerilimsiz bir siyaseti sadece kendi ülkemiz
için değil, küresel bir sorumlulukla bölgemizde ve dünyada tüm insanlık için
takip etmeye çalıştık. Türkiye'de modern hayatın değerlerini en çok biz
güçlendirdik. Bunun için muhaliflerimizin hasım gibi kışkırtıcı beyanları
karşısında itidalin, aklıselimin, halkın vicdanının sesini duymaya ve ona göre
hareket etmeye, ona göre karar vermeye çalıştık. Zira biz bu makamlara, millete
tepeden bakmak için gelmedik. Adalet terazisine konulan taşları hep ayıklaya
ayıklaya buraya geldik.''
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, siyasetin çözüm üretmek
olduğunu, kapıyı kilitlemek olmadığını belirtti.
''Siyaset, esaretten arınmış bir sağduyudur, aklıselimdir. Siyaset, hiçbir
zaman kaba kuvvet değildir. akıldır, vicdandır, milletin vicdanındaki
karşılığıdır'' diyen Erdoğan, bu anlayışla, ''Şimdi siyaset zamanıdır, şimdi
milletin vicdanına müracaat zamanıdır, millet idaresinin tecellesini bekleme
zamanıdır. Bunun için seçim, bunun için sandık'' dediklerini kaydetti.
Türkiye'ye vatandaşlık bağıyla bağlı her insanın hissiyatının kendileri için
çok önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, her bir insanın varlığı, ülke hakkındaki
düşünceleri, idealleri, hayalleri ve beklentilerinin aynı derecede önemli ve
değerli olduğunu anlattı.
Demokrasilerde millet iradesinin tecelli ettiği yerin seçim sandığı olduğuna
işaret eden Erdoğan, ''Seçim sandığına hayli yaklaşmış bulunuyoruz. Millet
iradesi bir kez daha tecelli edecektir'' diye konuştu.

-''DEMOKRASİDEN NASİBİNİ ALMAMIŞ...''-

Dün akşam bir televizyon kanalında kariyer sahibi bir kişinin konuşmasını
dinlediğini, bunun, ''demokrasi adına ayıp'' olduğunu kaydeden Erdoğan, bu
kişinin, ''Milletin verdiği oy ya da iktidara getirmesi, sandık, her şey
değildir. Bu ülkenin kurumları vardır. O kurumlarla da uyumlu olması gerekir''
şeklinde ifadelerde bulunduğunu hatırlattı.
''Bu insanlar demokrasiden nasibini almamış'' diyen Erdoğan, kurumların
kendi arasında mutabakat olabileceğini, ancak milletin iradesini teslim ettiği
devleti yönetme iradesinin, her şeyin üzerinde olduğunu kaydetti.

-''ATATÜRK ÜZERİNDEN GEÇİNEN TAKIM...''-

Hükümetlerin, egemen milletin temsilcisi olarak orada olduklarını belirten
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bunlar, Atatürk üzerinden geçinen takımdır. Halbuki Gazi Mustafa Kemal
Atatürk, en zor anlarda bile en zor günlerde bile şu kutsal çatının altına
gelerek, buraya müracaat ederek buradan çıkacak karara göre adımını atmıştır.
Madem bilmiyorsunuz bunu da öğrenin, bir araştırın. Buradan çıkan karardır
aslolan. Bir yerlere sığınarak millete mesaj vermesin kimse... Biz bu yola aşk
ile çıktık. Bizim bu millete sevdamız var, her ne pahasına olursa...''
Sözleri ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganlarıyla kesilen Erdoğan,
''Ben inanıyorum ki milletimiz, 3 Kasımdakinden çok daha güçlü, çok daha coşkulu
bir irade beyanında bulunacaktır. Herhalde millet iradesine başvurmayı, bu
saatten sonra tartışacak kimse kalmamıştır'' dedi.

-''MÜHRÜ DE YETKİYİ DE MİLLETEN ALIR''-


Türkiye'yi yönetecek olanların, milli iradenin ortaya koyduğu sonuca göre
belirleneceğini kaydeden Erdoğan, ''Mührü de yetkiyi de milletten alır'' dedi.
Hükümetleri oluşturan aritmetiği de hissiyatı da belirleyenin, bu ülkenin hür ve
eşit vatandaşları olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti: ''Biz hükümet
olarak bu gerçeğin farkındayız. Milletimizin büyük bir teveccüh göstererek bize
yüklediği sonucu, bu bilinçle taşımaya gayret ediyoruz. Hizmetlerimizi
yürütürken, vatandaşlarımızı 'Bize oy verenler ve vermeyenler' diye hiçbir zaman
ayırmadık, ayırmıyoruz. Bu ülkede yaşayan her insana eşit yakınlıkta duruyoruz.
Hepsi bizim vatandaşımızdır, canımızdır, ciğerimizdir, başımızsın, gözümüzün
üzerinde yeri vardır. Bölgeler arasında asla ayrıma gitmedik, gitmiyoruz. Tam
aksine bizden önce devredilen dengesizlikleri, şu anda hızla gidermenin gayreti
içerisindeyiz. Çünkü modern Türkiye, sadece bir bölgeyle iki bölgeyle
anılmıyor. Modern Türkiye, 780 bin kilometrekaresiyle modern Türkiye'dir. Pek çok
örneği olan dayatmacı anlayışlardan, tek seslilikten, tek renklilikten uzak tutma
konusunda büyük özen gösteriyoruz. Türkiye'de demokrasi kültürünün üzerine
çıkamayan, aksine merdivenden aşağıya inen siyasetçiler olduğunu da üzülerek
görüyoruz.''

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''iftira at,
tutmasa iz bırakır'' anlayışında olanların, bunun milletin sinesinde yer
bulacağını zannediklerini belirterek, ''Şu anda da bununla zannediyorlar ki
milletin sinesinde yer bulacaklar, bulamayacaklar. Tarih boyunca milletimiz
bunlara sinesinde yer vermedi. Ben inanıyorum ki yine vermeyecek'' diye konuştu.
Erdoğan, yapılanları ''ayrımcılık, bölücülük'' olarak tanımlayarak, şöyle
devam etti:
''Yani bu ülkede biz kalkıp da meydanlarda, her yerde bir şey söylüyoruz.
Cumhuriyetimizi anlatıyoruz, laikliği anlatıyoruz, Türkiye'nin demokratik, laik,
sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgusunu yapıyoruz. Bütün bunlara rağmen bu
söylediklerimiz, yapılanlar, bunlar yeni şeyler değil. Bu kardeşiniz, İstanbul'da
Büyükşehir Belediye Başkanı seçileceği zaman, o seçim çalışmalarında bana neler
dediler biliyor musunuz. 'Bunlar seçilirse otobüsleri ayıracaklar, kadınlar ayrı,
erkekler ayrı olacak' dediler. 'Bunlar geldiği zaman artık bu ülkede bizim yaşam
tarzımız tamamen değişecek' dediler. Peki o İstanbul'da kim vardı, CHP iktidarı
vardı. Peki o İstanbul'da ne vardı; çöp dağları, hava kirliliği vardı ve malum
gazeteler, maske dağıtıyordu, maske... O İstanbul'da susuzluk vardı ve o
İstanbul'da artık vatandaş banyolarını kullanamıyordu. Çünkü küvetler kullanma
suyu ile dolduruluyor. Böyle bir İstanbul'da, İstanbul halkı bütün kampanyalara
rağmen getirdi bu kardeşinizi, İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı.''

-''BU YOLDAN DÖNÜŞ YOKTUR VE OLMAYACAKTIR''-

Başbakan Erdoğan, Cumhuriyetin çağdaşlaşma hedeflerini yakalamak için bu
dönemde tarihi reformlar yaptıklarını, Türkiye'yi dünyanın saygın bir üyesi
haline getirecek yapısal değişim projelerini hayata geçirdiklerini söyledi.
Milletin değişim taleplerine cevap olarak Türkiye'yi çağdaş dünyayla entegre
edecek çağdaş adımlar attıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum; kimse endişeye kapılmasın.
Türkiye'nin istikameti bellidir. O da Cumhuriyetin kuruluş felsefesi
doğrultusunda muasır medeniyet düzeyini aşmaktır. Bu yoldan da dönüş yoktur ve
olmayacaktır. Çünkü Türkiye'ye yaraşan odur, lider ülke olmak budur.
'Başı açık ya da kapalı, şu düşünceden bu düşünceden' diye insanlarımız
arasında bugüne kadar hiçbir ayırım yapmadık, bundan sonra da yapmamızı kimse
bizden beklemesin. Hükümet olarak temel fikrimiz, daima her türlü ayrımcılığa
karşı çıkmak, tüm vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumak, hak gözetmeksizin
halkımıza hizmet götürmektir.
Partimizi kurarken bir şey söyledik. Ama bunu görmek istemeyen, bunun
inadına bizi farklı bir yere oturtma gayreti içinde olanlar var. Nedir, biz
partimizi kurarken, programımızda bunu açık ve net yazdık. Biz din eksenli bir
parti değiliz, 'insanı yücelt ki devlet yücelsin' felsefesinden, anlayışından
hareketle insan eksenli, onun huzurunu sağlayacak bir adımı atmak suretiyle bu
yola başımızı, her şeyimizi koyduk, böyle yola çıktık. Çünkü hedef insandır, amaç
insanın mutluluğudur. Her şey araçtır, insanın mutluluğu amaçtır. Bunu, bilmek
zorundayız. Bu konuda, tüm sistemler araçtır, dinler de araçtır. Amaç nedir?
İnsanların huzurudur, mutluluğudur. Onun için kimse dini amaç haline, sistemleri
amaç haline getirme gayreti içine girmesin. Bilimsel bir yanlış da yaparlar,
kendilerini de inkar ederler. Çünkü en şerefli varlık insandır ve ona
hizmettir.''
-''İKİ TÜRKİYE OLARAK YORUMLAMAK CİNAYETTİR''-

Başbakan Erdoğan, çoğulcu, açık, demokratik bir rejimde, vatandaşların
kanuni bir hakkını kullanmasını, 'iki Türkiye olarak yorumlamanın' cinayet
olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Ya her türlü iyi niyetten yoksun olmaktır ya da Türkiye'yi tanımamaktır.
Hayır...Görüşlerimiz, yaşam biçimlerimiz farklı olsa da bizler tek bir milletiz,
tek bir Türkiye'yiz. Hepimiz, aziz Türk milletinin parçasıyız, taşımaktan gurur
duyacağımız ortak sembolümüz şanlı bayrağımızla gurur duyarız. Kimse bu noktada
da bir ayrımcılığa gitmesin. Türk bayrağı altında hepimiz biriz, beraberiz, tek
bir milletiz. Bunu hep birlikte sahiplendik, sahipleniyoruz, sahiplenmeye devam
edeceğiz. Ha, bunun karşısında olanlar zaten bellidir. Onları zaten zaman zaman
milletimiz olarak gördük, görüyoruz. O bayrak, nasıl giyinip, ne düşündüğümüze
bakmaksızın bizi tek bir millet yapan değerleri temsil eder. Devletimizin
bekasını, milletimizin huzur ve selametini bugüne kadar her şeyin üzerinde
tuttuk, bugünden sonra da aynı kararlılıkla yola devam edeceğimizden kimsenin
şüphesi olmasın.''

-''CUMHURİYETİN DEĞERLERİNİ KORUMA HASSASİYETİ...''-

Erdoğan, her türlü yasadışı faaliyetin bugüne kadar nasıl takip edildiyse
bundan sonra da takip edileceğini ifade ederek, ''Gereken idari ve adli
takibatlar yapılmaktadır, yapılıyor. Cumhuriyetin değerlerini koruma konusunda
aynı şekilde hassasiyetlerimiz nasıl devam ettiyse, bundan sonra da devam
ediyor'' dedi.
Türk milletine, ''Müsterih olunuz. Bütün kalbimle inanıyorum ki Türkiye'nin
önü açıktır, Türk milletinin geleceği aydınlıktır'' diye seslenen Erdoğan, 1
Mayıs İşçi Bayramını da kutladı.