2012-04-11 - 17:35
TBMM Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında 12. oturumunu gerçekleştirdi.
TBMM Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında 12. oturumunu gerçekleştirdi.
Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Dolu, Türkiye'de cinsellik ve şiddet içerikli bilgisayar oyunlarıyla ilgili bir denetim mekanizması olmadığına dikkati çekerek dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde bu denetimlerin yapıldığını söyledi.
Polis Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik ve Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Dolu, komisyona, ''Bilişim, Teknoloji ve Çocuk: Sosyal Sorunlar ve Çözüm Önerileri'' konulu sunum yaptı.
Araştırma Merkezi'nden Kriminoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Osman Dolu yaptığı sunumda şunları kaydetti.
" Tüm dünyada yaygınlaşmaya başladığı 1980'lerden itibaren giderek yaşamımıza daha fazla nüfuz eden internet, işlerimizi ve hayatımızı kolaylaştırdığı kadar, aynı zamanda kötü niyetli insanlar için daha önce hayal bile edemeyecekleri kadar çok yeni suç işleme imkanları da sağlamıştır.
İnternet suçlarının kapsam ve etkisi özellikle 1990'lardan sonra katlanarak geometrik olarak artmıştır. Bu etki hem birey hem de toplum açısından oluşan maliyet ve sosyal etki bakımından geçerlidir.
İnternette gözle görünür bir devlet otoritesinin olmayışı, devriye gezen polislerin olmayışı, esasen hiç kimsenin bir diğerini görmüyor oluşu ve yapılan hemen her şeyin "anonim" kalıyor ya da zannediliyor olması interneti kaotik bir ortam yapmaktadır.
Bu ortamı de en çok sanal suçular değerlendirmekte, normal şartlar altında işleyemeyecekleri pek suçu rahatlıkla ve en az riskle gerçekleştirebilmektedirler. Bu suçlara; banka soygunu, kredi kartı sahtecilikleri ve banka dolandırıcılıkları, siber terörizm, siber Vandalizm, çocuk pornografisi gibi örnekler verebiliriz.
Bilişim teknolojilerinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ise daha çok siber suçlar, şiddet ve cinsel içerikli video oyunları olmaktadır.
Yapılan bir araştırmaya göre ABD'de düzenli olarak internete bağlanan her 5 ergenden biri internet üzerinden kendilerine baştan çıkarıcı cinsel davetlerin geldiğini bildirmektedir. Bu davetler cinsel içerikli konuşmalardan, karşıdaki kişiye cinsel içerikli bilgi vermeye ve hatta cinsel aktivitelerde bulunmaya kadar varabilmektedir.
İnternet erişimi olan çocukların %25 'i pornografik yayınlara maruz kalıyor.
ABD'de internet erişimi olan evlerin yalnızca 3'te 1'i çocuklarını koruyabilmek için aktif olarak önlem almakta ve bilgisayarlarına filtreleme ve engelleyici programlar kurmaktadırlar.
Çocukların %75'i aileleri veya kendilerine ait kişisel bilgileri herhangi bir endişe hissetmeksizin ve gönüllü olarak tanımadıkları kişilerle paylaşmaktadırlar. Kendilerine bu bilgiler karşılığında herhangi bir şey verileceği vaadine inanabilmektedirler.
İnternet ortamında kendisine cinsel içerikli mesaj gelen taciz edilen ve baştan çıkarılmaya çalışılan çocukların yalnızca 4'te 1'i durumu ailesine veya bir yetişkine haber vermektedir.
Son bir yıl içinde her 33 çocuktan biri, içeriği son derece ciddi ve baştan çıkarıcı cinsel tacize maruz kalmıştır. Bu mesajlarda saldırgan çocuğa buluşma teklif etmekte, çocuğu telefonda görüşmeye ikna etmekte, kendisine istediklerini yapması karşılığında posta yolu ile hediyeler göndermektedir.
İnternet üzerinde gerçekleşen tüm saldırıların %77'sinin hedefi 14 yaşın üstündeki kimselerdir. Bu saldırıların %22'sinde ise hedef 10 yaş ila 13 yaşları arasındaki çocuklardır.
Genel olarak iki tür bilişim suçu olduğunu görmekteyiz. Bunlar; Elektronik suçlar ve geleneksel suçların elektronik ortamda işlenen versiyonlarıdır.
Türkiye'de bilişim suçların sayısı hızla artmaktadır.
Video oyunlarındaki şiddete de değinecek olursak, bilimsel bulgular göstermektedir ki piyasada bulunan tüm video oyunlarının %98'i en az bir şiddet unsuru içermekte, yarıdan fazlası ise ciddi şiddet ve öldürme sahneleri içermektedir.
Araştırmalar göstermektedir ki medyadaki şiddet içeren unsurlar gençler ve çocuklar arasında şiddette başvurma ve saldırgan tavırlar sergileme ihtimalini artırmaktadır.
Yakın zamanda yapılan bir araştırma video oyununda öldürülen insan sayısı ve kanlı sahneler arttıkça saldırgan ve düşmanca davranışlar gösterme ihtimalinin arttığını ortaya koymuştur.
Çok fazla şiddet içerikli medya gören genç çocuklar şiddeti anlaşmazlıkları çözmek için kabul edilebilir bir yol olarak görmeye ve diğer çocuklara karşı fiziksel ve sözlü istismara başlarlar.
Acıya ve diğerlerine acı çektirmeye karşı daha az duyarlı hale gelebilirler. Diğerlerini kendileri gibi görmek yerine "düşman" olarak görmeye başlayabilirler. Doğal sinirlilik ve endişeleri artırabilir.
Ülkemizde video oyunlarının içeriğini kontrol ve denetim yapan bir mekanizma bulunmamaktadır. Ancak dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde oyun reyting ve derecelendirme kuruluşları bulunmaktadır. Bunlara örnek verecek olursak başta; ABD, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, Japonya, Finlandiya, Kore, Singapur, ve İngiltere'yi sayabiliriz.
İnternetin ve yeni çıkan teknolojilerin özellikle çocuklar üzerinde olmak üzere aile ve toplum için oluşturduğu riskler ve tehditlerin ortaya konulmasına ciddi bir ihtiyaç bulunmaktadır. Zira internetin ülkemiz için oluşturduğu risklerin boyutuna ilişkin elimizde herhangi bir veri bulunmamaktadır."
TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu Başkanvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu ise toplam 8 gün sürecek Bilişim Sergisi'nin yarın Meclis Tören Salonu'ndaki açılış törenine gelecek milletvekillerine, ''Akılı Kimlik Kartı'' verileceğini açıkladı.
TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve Bolu'da pilot uygulaması yapılan ''Akıllı Kimlik Kartı'' uygulaması kapsamında, sergiyi gezmeye gelen milletvekillerine, TÜBİTAK uzmanları tarafından Akıllı Kimlik Kartları orada hazırlanıp takdim edilecek. (17:35)
.
Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Dolu, Türkiye'de cinsellik ve şiddet içerikli bilgisayar oyunlarıyla ilgili bir denetim mekanizması olmadığına dikkati çekerek dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde bu denetimlerin yapıldığını söyledi.
Polis Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik ve Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Dolu, komisyona, ''Bilişim, Teknoloji ve Çocuk: Sosyal Sorunlar ve Çözüm Önerileri'' konulu sunum yaptı.
Araştırma Merkezi'nden Kriminoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Osman Dolu yaptığı sunumda şunları kaydetti.
" Tüm dünyada yaygınlaşmaya başladığı 1980'lerden itibaren giderek yaşamımıza daha fazla nüfuz eden internet, işlerimizi ve hayatımızı kolaylaştırdığı kadar, aynı zamanda kötü niyetli insanlar için daha önce hayal bile edemeyecekleri kadar çok yeni suç işleme imkanları da sağlamıştır.
İnternet suçlarının kapsam ve etkisi özellikle 1990'lardan sonra katlanarak geometrik olarak artmıştır. Bu etki hem birey hem de toplum açısından oluşan maliyet ve sosyal etki bakımından geçerlidir.
İnternette gözle görünür bir devlet otoritesinin olmayışı, devriye gezen polislerin olmayışı, esasen hiç kimsenin bir diğerini görmüyor oluşu ve yapılan hemen her şeyin "anonim" kalıyor ya da zannediliyor olması interneti kaotik bir ortam yapmaktadır.
Bu ortamı de en çok sanal suçular değerlendirmekte, normal şartlar altında işleyemeyecekleri pek suçu rahatlıkla ve en az riskle gerçekleştirebilmektedirler. Bu suçlara; banka soygunu, kredi kartı sahtecilikleri ve banka dolandırıcılıkları, siber terörizm, siber Vandalizm, çocuk pornografisi gibi örnekler verebiliriz.
Bilişim teknolojilerinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ise daha çok siber suçlar, şiddet ve cinsel içerikli video oyunları olmaktadır.
Yapılan bir araştırmaya göre ABD'de düzenli olarak internete bağlanan her 5 ergenden biri internet üzerinden kendilerine baştan çıkarıcı cinsel davetlerin geldiğini bildirmektedir. Bu davetler cinsel içerikli konuşmalardan, karşıdaki kişiye cinsel içerikli bilgi vermeye ve hatta cinsel aktivitelerde bulunmaya kadar varabilmektedir.
İnternet erişimi olan çocukların %25 'i pornografik yayınlara maruz kalıyor.
ABD'de internet erişimi olan evlerin yalnızca 3'te 1'i çocuklarını koruyabilmek için aktif olarak önlem almakta ve bilgisayarlarına filtreleme ve engelleyici programlar kurmaktadırlar.
Çocukların %75'i aileleri veya kendilerine ait kişisel bilgileri herhangi bir endişe hissetmeksizin ve gönüllü olarak tanımadıkları kişilerle paylaşmaktadırlar. Kendilerine bu bilgiler karşılığında herhangi bir şey verileceği vaadine inanabilmektedirler.
İnternet ortamında kendisine cinsel içerikli mesaj gelen taciz edilen ve baştan çıkarılmaya çalışılan çocukların yalnızca 4'te 1'i durumu ailesine veya bir yetişkine haber vermektedir.
Son bir yıl içinde her 33 çocuktan biri, içeriği son derece ciddi ve baştan çıkarıcı cinsel tacize maruz kalmıştır. Bu mesajlarda saldırgan çocuğa buluşma teklif etmekte, çocuğu telefonda görüşmeye ikna etmekte, kendisine istediklerini yapması karşılığında posta yolu ile hediyeler göndermektedir.
İnternet üzerinde gerçekleşen tüm saldırıların %77'sinin hedefi 14 yaşın üstündeki kimselerdir. Bu saldırıların %22'sinde ise hedef 10 yaş ila 13 yaşları arasındaki çocuklardır.
Genel olarak iki tür bilişim suçu olduğunu görmekteyiz. Bunlar; Elektronik suçlar ve geleneksel suçların elektronik ortamda işlenen versiyonlarıdır.
Türkiye'de bilişim suçların sayısı hızla artmaktadır.
Video oyunlarındaki şiddete de değinecek olursak, bilimsel bulgular göstermektedir ki piyasada bulunan tüm video oyunlarının %98'i en az bir şiddet unsuru içermekte, yarıdan fazlası ise ciddi şiddet ve öldürme sahneleri içermektedir.
Araştırmalar göstermektedir ki medyadaki şiddet içeren unsurlar gençler ve çocuklar arasında şiddette başvurma ve saldırgan tavırlar sergileme ihtimalini artırmaktadır.
Yakın zamanda yapılan bir araştırma video oyununda öldürülen insan sayısı ve kanlı sahneler arttıkça saldırgan ve düşmanca davranışlar gösterme ihtimalinin arttığını ortaya koymuştur.
Çok fazla şiddet içerikli medya gören genç çocuklar şiddeti anlaşmazlıkları çözmek için kabul edilebilir bir yol olarak görmeye ve diğer çocuklara karşı fiziksel ve sözlü istismara başlarlar.
Acıya ve diğerlerine acı çektirmeye karşı daha az duyarlı hale gelebilirler. Diğerlerini kendileri gibi görmek yerine "düşman" olarak görmeye başlayabilirler. Doğal sinirlilik ve endişeleri artırabilir.
Ülkemizde video oyunlarının içeriğini kontrol ve denetim yapan bir mekanizma bulunmamaktadır. Ancak dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde oyun reyting ve derecelendirme kuruluşları bulunmaktadır. Bunlara örnek verecek olursak başta; ABD, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, Japonya, Finlandiya, Kore, Singapur, ve İngiltere'yi sayabiliriz.
İnternetin ve yeni çıkan teknolojilerin özellikle çocuklar üzerinde olmak üzere aile ve toplum için oluşturduğu riskler ve tehditlerin ortaya konulmasına ciddi bir ihtiyaç bulunmaktadır. Zira internetin ülkemiz için oluşturduğu risklerin boyutuna ilişkin elimizde herhangi bir veri bulunmamaktadır."
TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu Başkanvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu ise toplam 8 gün sürecek Bilişim Sergisi'nin yarın Meclis Tören Salonu'ndaki açılış törenine gelecek milletvekillerine, ''Akılı Kimlik Kartı'' verileceğini açıkladı.
TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve Bolu'da pilot uygulaması yapılan ''Akıllı Kimlik Kartı'' uygulaması kapsamında, sergiyi gezmeye gelen milletvekillerine, TÜBİTAK uzmanları tarafından Akıllı Kimlik Kartları orada hazırlanıp takdim edilecek. (17:35)
.
