2011-03-08 - 16:15
Sulama birliklerinin yeniden yapılandırılmasını
öngören ''Sulama Birlikleri Kanunu Tasarısı'' TBMM Genel Kurulunda kabul
edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP İzmir Milletvekili
Canan Arıtman'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koltuğuna, üzerinde ''yaşam
hakkı istiyoruz'' yazılı siyah çelenk bırakması gerginliğe neden oldu.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, gündem dışı söz alarak, kadın
cinayetlerinin yoğun yaşandığı bir ülkede, 8 Mart Kadınlar Günü'nü kutlamanın
anlamsız olduğunu savundu.
AK Parti iktidarı döneminde 5 bine yakın kadının öldürüldüğünü öne süren
Arıtman, ''Artık biz kadınlar hak değil, can mücadelesi veriyoruz iktidarınızda.
Rakamlar, çok çarpıcı, acı verici bir geriye gidişin sonucu. Kadınlarımız güçsüz
bırakıldı. 4 milyon kadın okumaz yazmaz durumda. Kadınlar artık size oy
vermeyecek'' dedi.
Arıtman, konuşmasının ardından, üzerinde, ''yaşam hakkı istiyoruz''
yazılı siyah çelengi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koltuğuna bıraktı. Bu
duruma tepki gösteren AK Parti Samsun Milletvekili Fatih Öztürk, yerinden
kalkarak, çelengi koltuktan alıp, CHP sıralarına dönen Arıtman'a ''al bunu
götür'' diyerek vermek istedi. Öztürk'ün, Arıtman'ın almaması üzerine çelengi CHP
sıralarının önüne atmasına CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve CHP Edirne
Milletvekili Rasim Çakır tepki gösterdi. Ergin, Öztürk'ün üzerine yürüyerek,,
''Sen kimsin'' diye bağırdı.
Bu arada, AK Parti'li bazı milletvekilleri, Arıtman'a, ''işin gücün şov
yapmak, işini yap terbiyesiz'' şeklinde tepki gösterdi.
Gerginliğin sürmesi üzerine, Başkanvekili Yakut, birleşime 5 dakika ara
verdi.
AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, CHP
İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın elinde silahı ile verdiği görüntünün
hafızalarda olduğunu ifade ederek, ''Şiddetin karşısında olan birisinin önce
kendi silahını cebine koyması lazım'' dedi.
MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi, TBMM Genel Kurulunda, İzmir'in
EXPO 2020 adaylığı konusunda yaptığı gündemdışı konuşmada, ünlü Türk
kadınlarından birisinin yeni kurulan vakıf üniversitelerinden birisine verilmesi
gerektiğini ifade ederek, AK Parti döneminde arttığını savunduğu kadına yönelik
şiddet ve cinayetleri kınadığını bildirdi.
Sipahi, İzmir'in, EXPO 2015'i kaybettiğini, ancak şimdi hedefin EXPO 2020
olduğunu söyledi.
AK Parti'li Çalık, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle gündemdışı
konuşurken, CHP'li Arıtman'ın bu önemli günde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
koltuğuna üzerinde ''yaşam hakkı istiyoruz'' yazılı siyah çelenk bırakmasını
kastederek, çok nahoş bir görüntü sergilediğini söyledi.
Şiddetten bahseden Arıtman'ın elinde silahı ile verdiği görüntünün
hafızalarda olduğunu belirten Çalık, ''Şiddetin karşısında olan birisinin önce
kendi silahını cebini koyması ve kamuoyuna kötü örnek olmaması gerekir. Canan
Arıtman'ı bir kadın milletvekili olarak kınıyorum'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP'li Arıtman, AK Parti Grubu'nun
''kadınlı erkekli olarak kadın milletvekiline şiddet uygulamasının kendisini
üzdüğünü'' belirterek, şunları söyledi:
''Benim söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu milletimiz bir kez daha
anladı. Bir çiçekten neden rahatsız oluyorsunuz? 'Kadınlara çiçek verilirdi daha
önceki yıllarda, vermediniz ben vereceğim' dedim. Çiçeğin üzerinde 'yaşam hakkı
istiyoruz' yazıyor. Üzerinde güller var. 8 Mart eylem günüdür aslında. Zarif bir
eylemden, bir çiçek takdiminden neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz. İşte AKP
budur. AKP eşittir kadına yönelik şiddet. İktidarınızda 5 bin kadın öldürüldü.
Ayıptır, yazıklar olsun.''
Arıtman'ın konuşmasında parti grubuna sataştığını söyleyen AK Parti Grup
Başkanvekili Mustafa Elitaş da ''cennet anaların ayakları altındadır'' diyen bir
manevi değerin içerisinden gelen bir siyasi iktidara yönelik bu sözlerin
haksızlık olduğunu kaydetti.
Elitaş, Arıtman'ın, üstünde bir tane gül olan siyah bir çelengi Bakanlar
Kurulu sırasına koymaya çalıştığını ifade ederek, ''Şunu yapabilirdi; sayın
milletvekili kırmızı gülü kadına verdiği ehemmiyetten dolayı Sayın Başbakan'ın
sırasına koyar ama siyah olan kısmını CHP Genel Merkezine koyabilirdi'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ise ''Siyah çelenk, kadına dünyada
İsviçre'den önce seçme ve seçilme hakkı veren CHP'nin genel merkezine konulmaz,
'ananı da al git' diyen zihniyetin önüne konulur'' diye konuştu.
Daha sonra yerlerinden söz alan milletvekilleri, 8 Mart Dünya Kadınlar
Gününü kutladı.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin, ''Yasa dışı
dinleme yapanlara verilen cezaların artırılmasını'' öngören kanun teklifinin
doğrudan gündeme alınması önergesi kabul edilmedi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İçtüzük uyarınca 45 gün içinde
komisyonda görüşülmeyen yasa teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergesi üzerinde söz alarak, kanun teklifinin, ''Gizli dinleme ve özel hayatın
gizliliğiyle ilgili'' olduğunu anımsattı.
''Yasa dışı suç örgütlerinin başvurduğu yöntemlerle elde edilen verilerin
artık ortalığa saçıldığını'' öne süren Kaplan, ''Gizli dinleme, hemen herkesin
ilgi alanına girdi. Her yapılanın yapanın yanına kar kaldığı durumlar vicdanları
yaralıyor. Yargıda tedirginlik had safhada. Dinlemeye yönelik her türlü cihaz
peynir ekmek gibi ortalıkta satılıyor. Bu teklif caydırıcı hükümler getiriyor''
diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da ''Son zamanlarda yaşanan
tutuklamalarla, 'Ergenekon' işinin sulandırıldığını görüyoruz. Çok saygın
gazeteciler, basın mensupları sırf 'AKP hükümetine muhalefet ettiler' diye soluğu
cezaevinde alıyorlar'' dedi.
Bu durumun, ''sindirme'' ve ''bastırma'' olarak algılanabileceğini öne
süren Yıldız, şöyle devam etti:
''Dinleme genel bir hale geldi. Herkes, her şeyden ötürü izlenip,
dinlenebilir. Geçmişte AKP, Batman'da, ampul dağıtmıştı. Bazı vatandaşlar bize
gelip ampullerin içinde dinleme cihazı olduğunu iddia etmişlerdi. Bugün basına
yansıyan bir habere bakarsak, aslında herkesi dinliyorlarmış. Mahkeme
tutanaklarından ve basına yansıdığı kadarıyla bunu görüyoruz. Sokak lambalarına
takılan dinleme cihazı ve özel sensörlerle herkesi dinliyorlarmış.''
Yakut, konuşmaların ardından yapılan oylamada, karar yeter sayısı
bulunmadığı için birleşime ara verdi. Aranın ardından yinelenen oylamada, BDP'nin
grup önerisi kabul edilmedi.
Bu arada, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Genel Kurula gelerek, tüm
milletvekillerinin elini sıktı. Şahin, daha sonra AK Parti sıralarına oturarak,
grup başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ayşenur Bahçekapılı ile bir süre sohbet
etti.
Öte yandan, Danışma Kurulunun, Genel Kurulun bu haftaki çalışmasına
ilişkin önerisi kabul edildi. Buna göre, Genel Kurul, bu hafta saat 20.00'ye
kadar çalışacak. Uluslararası anlaşmaları içeren bazı tasarılar ise gündemin ön
sıralarına çekildi.
Sulama birliklerinin yeniden yapılandırılmasını
öngören ''Sulama Birlikleri Kanunu Tasarısı'' TBMM Genel Kurulunda kabul
edildi.
Kanuna göre, görev alanı içinde birden fazla birlik kurulamayacak.
Birlikler, DSİ'den devraldığı tesislerin işletme, bakım onarım ve yönetim
sorumluluğunu üstlenecek.
Birlikler, görev alanı içerisinde su miktarına bağlı olarak ekilecek
bitki desenini Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimleri ile işbirliği
yaparak planlayacak. Birlikler, DSİ'nin sahip olduğu görev ve yetkilere sahip
olacak.
Birliğe ilk üyelik kaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere katılım
payı alınacak.
Birlik görev alanında yer alan her su kullanıcısı, birliğe üye olma
hakkına sahip olacak.
Birlik meclisi, birliğe üye su kullanıcıları tarafından seçilen üyelerden
oluşacak. Birlik meclisi üyeliği seçimlerinde kullanılacak oy sayısı arazi
büyüklüğüne göre belirlenecek, ancak oy hakkı 5'i geçemeyecek.
Birlikler, DSİ'den devraldıkları sulama tesislerinin işletme, bakım,
onarım ve yönetimi ile ilgili çalışmalarında kar amacı güdemeyecek.
Birlikler siyasetle uğraşamayacak, siyasi partilere yardım yapamayacak,
partilerden yardım kabul edemeyecek.
Birliklerin idari ve mali denetimini valilikler yapacak. Ancak Sayıştay
tarafından da doğrudan denetleme yapılabilecek. Birlikler hesaplarını ihtiyaç
halinde bağımsız denetim kuruluşlarına da denetlettirebilecek.
Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama
yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet
bedelinin, birlik üyesi olmayanlara ise suladığı her dekar arazi başına
belirlenen su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, tekrarı halinde her
defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar idari para cezası verilecek.
Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik
üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki
katına kadar, birlik üyesi olmayanlara suladığı her dekar arazi başına belirlenen
su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar idari para cezası verilecek.
Birliğin devraldığı sulama tesisi ve bütünleyici parçaları devlet malı
sayılacak, zarar verenler ''devlet malına zarar verme'' suçundan
cezalandırılacak.
Birlik, amacına ulaşamayacağının tespiti halinde Çevre ve Orman Bakanının
onayı ile feshedilecek. Birlik meclisindeki üye tam sayısının üçte iki
çoğunluğunun kararı ile de birlik feshedilebilecek.
Birliğin feshedilmesi halinde hizmetlerin aksamaması için sulama
faaliyetlerini DSİ yapacak veya hizmet alımı yoluyla yaptırabilecek.
Birliğin görev alanında bulunan tesisten yararlanan su kullanıcıları,
birlik üyesi olmasalar dahi sulama işletme faaliyetlerine ilişkin olarak alınan
kararlara diğer birlik üyeleri gibi uymaya ve yükümlülüklerini yerine getirme
mecbur olacak. Üye olmayan su kullanıcılarının sulamadan faydalanmayla ilgili
hakları kısıtlanamayacak, ancak mali mükellefiyetleri birlik meclis kararı ile
iki katına kadar artırılabilecek.
Sulama birlikleri Türkiye Milli Kooperatifleri Birliğine üye
olabilecek.
Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan sulama
birlikleri, 18 ay içinde durumlarını kanunda öngörülen koşullara uygun hale
getirecek. Aksi taktirde bu birliklerin tüzel kişiliği kendiliğinden sona
erecek.
Kurulmuş olan sulama birliklerinde devlet memuru olan personel, yasanın
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde Devlet Personel Başkanlığınca
tespit edilecek ihtiyaca göre, kadroları ve durumlarına uygun olarak diğer kamu
kurum ve kuruluşlarına devredilecek. Sözleşmeli personel ise mevcut statüleriyle
görevlerine devam edecek.
(17.39)
Canan Arıtman'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koltuğuna, üzerinde ''yaşam
hakkı istiyoruz'' yazılı siyah çelenk bırakması gerginliğe neden oldu.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, gündem dışı söz alarak, kadın
cinayetlerinin yoğun yaşandığı bir ülkede, 8 Mart Kadınlar Günü'nü kutlamanın
anlamsız olduğunu savundu.
AK Parti iktidarı döneminde 5 bine yakın kadının öldürüldüğünü öne süren
Arıtman, ''Artık biz kadınlar hak değil, can mücadelesi veriyoruz iktidarınızda.
Rakamlar, çok çarpıcı, acı verici bir geriye gidişin sonucu. Kadınlarımız güçsüz
bırakıldı. 4 milyon kadın okumaz yazmaz durumda. Kadınlar artık size oy
vermeyecek'' dedi.
Arıtman, konuşmasının ardından, üzerinde, ''yaşam hakkı istiyoruz''
yazılı siyah çelengi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koltuğuna bıraktı. Bu
duruma tepki gösteren AK Parti Samsun Milletvekili Fatih Öztürk, yerinden
kalkarak, çelengi koltuktan alıp, CHP sıralarına dönen Arıtman'a ''al bunu
götür'' diyerek vermek istedi. Öztürk'ün, Arıtman'ın almaması üzerine çelengi CHP
sıralarının önüne atmasına CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin ve CHP Edirne
Milletvekili Rasim Çakır tepki gösterdi. Ergin, Öztürk'ün üzerine yürüyerek,,
''Sen kimsin'' diye bağırdı.
Bu arada, AK Parti'li bazı milletvekilleri, Arıtman'a, ''işin gücün şov
yapmak, işini yap terbiyesiz'' şeklinde tepki gösterdi.
Gerginliğin sürmesi üzerine, Başkanvekili Yakut, birleşime 5 dakika ara
verdi.
AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, CHP
İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın elinde silahı ile verdiği görüntünün
hafızalarda olduğunu ifade ederek, ''Şiddetin karşısında olan birisinin önce
kendi silahını cebine koyması lazım'' dedi.
MHP İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi, TBMM Genel Kurulunda, İzmir'in
EXPO 2020 adaylığı konusunda yaptığı gündemdışı konuşmada, ünlü Türk
kadınlarından birisinin yeni kurulan vakıf üniversitelerinden birisine verilmesi
gerektiğini ifade ederek, AK Parti döneminde arttığını savunduğu kadına yönelik
şiddet ve cinayetleri kınadığını bildirdi.
Sipahi, İzmir'in, EXPO 2015'i kaybettiğini, ancak şimdi hedefin EXPO 2020
olduğunu söyledi.
AK Parti'li Çalık, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle gündemdışı
konuşurken, CHP'li Arıtman'ın bu önemli günde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
koltuğuna üzerinde ''yaşam hakkı istiyoruz'' yazılı siyah çelenk bırakmasını
kastederek, çok nahoş bir görüntü sergilediğini söyledi.
Şiddetten bahseden Arıtman'ın elinde silahı ile verdiği görüntünün
hafızalarda olduğunu belirten Çalık, ''Şiddetin karşısında olan birisinin önce
kendi silahını cebini koyması ve kamuoyuna kötü örnek olmaması gerekir. Canan
Arıtman'ı bir kadın milletvekili olarak kınıyorum'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP'li Arıtman, AK Parti Grubu'nun
''kadınlı erkekli olarak kadın milletvekiline şiddet uygulamasının kendisini
üzdüğünü'' belirterek, şunları söyledi:
''Benim söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu milletimiz bir kez daha
anladı. Bir çiçekten neden rahatsız oluyorsunuz? 'Kadınlara çiçek verilirdi daha
önceki yıllarda, vermediniz ben vereceğim' dedim. Çiçeğin üzerinde 'yaşam hakkı
istiyoruz' yazıyor. Üzerinde güller var. 8 Mart eylem günüdür aslında. Zarif bir
eylemden, bir çiçek takdiminden neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz. İşte AKP
budur. AKP eşittir kadına yönelik şiddet. İktidarınızda 5 bin kadın öldürüldü.
Ayıptır, yazıklar olsun.''
Arıtman'ın konuşmasında parti grubuna sataştığını söyleyen AK Parti Grup
Başkanvekili Mustafa Elitaş da ''cennet anaların ayakları altındadır'' diyen bir
manevi değerin içerisinden gelen bir siyasi iktidara yönelik bu sözlerin
haksızlık olduğunu kaydetti.
Elitaş, Arıtman'ın, üstünde bir tane gül olan siyah bir çelengi Bakanlar
Kurulu sırasına koymaya çalıştığını ifade ederek, ''Şunu yapabilirdi; sayın
milletvekili kırmızı gülü kadına verdiği ehemmiyetten dolayı Sayın Başbakan'ın
sırasına koyar ama siyah olan kısmını CHP Genel Merkezine koyabilirdi'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ise ''Siyah çelenk, kadına dünyada
İsviçre'den önce seçme ve seçilme hakkı veren CHP'nin genel merkezine konulmaz,
'ananı da al git' diyen zihniyetin önüne konulur'' diye konuştu.
Daha sonra yerlerinden söz alan milletvekilleri, 8 Mart Dünya Kadınlar
Gününü kutladı.
TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin, ''Yasa dışı
dinleme yapanlara verilen cezaların artırılmasını'' öngören kanun teklifinin
doğrudan gündeme alınması önergesi kabul edilmedi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, İçtüzük uyarınca 45 gün içinde
komisyonda görüşülmeyen yasa teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin
önergesi üzerinde söz alarak, kanun teklifinin, ''Gizli dinleme ve özel hayatın
gizliliğiyle ilgili'' olduğunu anımsattı.
''Yasa dışı suç örgütlerinin başvurduğu yöntemlerle elde edilen verilerin
artık ortalığa saçıldığını'' öne süren Kaplan, ''Gizli dinleme, hemen herkesin
ilgi alanına girdi. Her yapılanın yapanın yanına kar kaldığı durumlar vicdanları
yaralıyor. Yargıda tedirginlik had safhada. Dinlemeye yönelik her türlü cihaz
peynir ekmek gibi ortalıkta satılıyor. Bu teklif caydırıcı hükümler getiriyor''
diye konuştu.
BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da ''Son zamanlarda yaşanan
tutuklamalarla, 'Ergenekon' işinin sulandırıldığını görüyoruz. Çok saygın
gazeteciler, basın mensupları sırf 'AKP hükümetine muhalefet ettiler' diye soluğu
cezaevinde alıyorlar'' dedi.
Bu durumun, ''sindirme'' ve ''bastırma'' olarak algılanabileceğini öne
süren Yıldız, şöyle devam etti:
''Dinleme genel bir hale geldi. Herkes, her şeyden ötürü izlenip,
dinlenebilir. Geçmişte AKP, Batman'da, ampul dağıtmıştı. Bazı vatandaşlar bize
gelip ampullerin içinde dinleme cihazı olduğunu iddia etmişlerdi. Bugün basına
yansıyan bir habere bakarsak, aslında herkesi dinliyorlarmış. Mahkeme
tutanaklarından ve basına yansıdığı kadarıyla bunu görüyoruz. Sokak lambalarına
takılan dinleme cihazı ve özel sensörlerle herkesi dinliyorlarmış.''
Yakut, konuşmaların ardından yapılan oylamada, karar yeter sayısı
bulunmadığı için birleşime ara verdi. Aranın ardından yinelenen oylamada, BDP'nin
grup önerisi kabul edilmedi.
Bu arada, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Genel Kurula gelerek, tüm
milletvekillerinin elini sıktı. Şahin, daha sonra AK Parti sıralarına oturarak,
grup başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ayşenur Bahçekapılı ile bir süre sohbet
etti.
Öte yandan, Danışma Kurulunun, Genel Kurulun bu haftaki çalışmasına
ilişkin önerisi kabul edildi. Buna göre, Genel Kurul, bu hafta saat 20.00'ye
kadar çalışacak. Uluslararası anlaşmaları içeren bazı tasarılar ise gündemin ön
sıralarına çekildi.
Sulama birliklerinin yeniden yapılandırılmasını
öngören ''Sulama Birlikleri Kanunu Tasarısı'' TBMM Genel Kurulunda kabul
edildi.
Kanuna göre, görev alanı içinde birden fazla birlik kurulamayacak.
Birlikler, DSİ'den devraldığı tesislerin işletme, bakım onarım ve yönetim
sorumluluğunu üstlenecek.
Birlikler, görev alanı içerisinde su miktarına bağlı olarak ekilecek
bitki desenini Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimleri ile işbirliği
yaparak planlayacak. Birlikler, DSİ'nin sahip olduğu görev ve yetkilere sahip
olacak.
Birliğe ilk üyelik kaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere katılım
payı alınacak.
Birlik görev alanında yer alan her su kullanıcısı, birliğe üye olma
hakkına sahip olacak.
Birlik meclisi, birliğe üye su kullanıcıları tarafından seçilen üyelerden
oluşacak. Birlik meclisi üyeliği seçimlerinde kullanılacak oy sayısı arazi
büyüklüğüne göre belirlenecek, ancak oy hakkı 5'i geçemeyecek.
Birlikler, DSİ'den devraldıkları sulama tesislerinin işletme, bakım,
onarım ve yönetimi ile ilgili çalışmalarında kar amacı güdemeyecek.
Birlikler siyasetle uğraşamayacak, siyasi partilere yardım yapamayacak,
partilerden yardım kabul edemeyecek.
Birliklerin idari ve mali denetimini valilikler yapacak. Ancak Sayıştay
tarafından da doğrudan denetleme yapılabilecek. Birlikler hesaplarını ihtiyaç
halinde bağımsız denetim kuruluşlarına da denetlettirebilecek.
Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama
yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet
bedelinin, birlik üyesi olmayanlara ise suladığı her dekar arazi başına
belirlenen su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, tekrarı halinde her
defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar idari para cezası verilecek.
Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik
üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki
katına kadar, birlik üyesi olmayanlara suladığı her dekar arazi başına belirlenen
su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar idari para cezası verilecek.
Birliğin devraldığı sulama tesisi ve bütünleyici parçaları devlet malı
sayılacak, zarar verenler ''devlet malına zarar verme'' suçundan
cezalandırılacak.
Birlik, amacına ulaşamayacağının tespiti halinde Çevre ve Orman Bakanının
onayı ile feshedilecek. Birlik meclisindeki üye tam sayısının üçte iki
çoğunluğunun kararı ile de birlik feshedilebilecek.
Birliğin feshedilmesi halinde hizmetlerin aksamaması için sulama
faaliyetlerini DSİ yapacak veya hizmet alımı yoluyla yaptırabilecek.
Birliğin görev alanında bulunan tesisten yararlanan su kullanıcıları,
birlik üyesi olmasalar dahi sulama işletme faaliyetlerine ilişkin olarak alınan
kararlara diğer birlik üyeleri gibi uymaya ve yükümlülüklerini yerine getirme
mecbur olacak. Üye olmayan su kullanıcılarının sulamadan faydalanmayla ilgili
hakları kısıtlanamayacak, ancak mali mükellefiyetleri birlik meclis kararı ile
iki katına kadar artırılabilecek.
Sulama birlikleri Türkiye Milli Kooperatifleri Birliğine üye
olabilecek.
Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan sulama
birlikleri, 18 ay içinde durumlarını kanunda öngörülen koşullara uygun hale
getirecek. Aksi taktirde bu birliklerin tüzel kişiliği kendiliğinden sona
erecek.
Kurulmuş olan sulama birliklerinde devlet memuru olan personel, yasanın
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde Devlet Personel Başkanlığınca
tespit edilecek ihtiyaca göre, kadroları ve durumlarına uygun olarak diğer kamu
kurum ve kuruluşlarına devredilecek. Sözleşmeli personel ise mevcut statüleriyle
görevlerine devam edecek.
(17.39)
