2008-05-27 - 16:02
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti döneminde GAP'a yapılan yatırımların azaldığını savunarak, ''Türkiye, bu iktidarla birlikte GAP işini rafa kaldırmıştır. Bu acı bir gerçektir''
dedi.
CHP Grubu toplandı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomide sıkıntıların arttığını, ekonomiye sahip çıkılması gerektiğini
belirterek, ''Bu gidiş, iyiye gidiş değil. Bu tablo iyi bir tablo değil.
Kontrol altına alınmalıdır'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün gazetecilere, ''AKP'nin
kapatma davası ekonomiyi olumsuz etkiliyor, bir an önce bu dava
sonuçlansın'' diye şikayetlerini ifade ettiğini anımsatarak, ''Burada
doğru tespite ihtiyaç var'' dedi.
Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde olumsuz bir gelişmenin
başladığını, bunun doğru olduğunu anlatan Baykal, ''Ancak bu gelişmenin
AKP'nin kapatılma davasıyla doğrudan ilişkilendirilmesinin haklı
olmadığını'' söyledi.
Erdoğan'ın, dava dolayısıyla sermaye girişinin azaldığını söylediğini
ifade eden Baykal, ''Acaba öyle mi? Acaba kapatma davasından dolayı mı
azalmış?'' diye sorarak, davanın, 14 Mart 2008 tarihinde açıldığını
anımsattı.
Baykal, 2007 yılının Ocak ayındaki doğrudan sermaye girişi
miktarının 5.9 milyar dolar olduğunu, bunun 2008'in Ocak ayında 960
milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirterek, 2007'nin Şubat ayında
1.3 milyar dolar olan sermaye girişinin, 2008 yılının Şubat ayında 470
milyon dolara düştüğünü kaydetti. Baykal, 2007'nin Mart ayında 921
milyon dolar olan doğrudan yabancı sermaye girişinin, 2008'in Mart
ayında 2 milyar 131 milyon dolara çıktığını ifade ederek, dava
açıldıktan sonra artış olduğunu söyledi. Toplam doğrudan sermaye
girişinin ise 8.1 milyar dolardan, 3.5 milyar dolara düştüğünü anlatan
Baykal, ''Bu ekonominin yanlış yönetildiğini, ocak ayının başından
itibaren ekonomik göstergelerin zaten gerilemeye başladığını, gidişatın
zaten alarm verdiğini ortaya koyan bir tablodur'' dedi.
Uluslararası gayrimenkul satışlarından sağlanan gelirlerde de ocak
ayında yüzde 22, şubatta yüzde 15, martta yüzde 10.7'lik bir azalma
olduğunun görüldüğünü bildiren Baykal, ''Kapatma davasından bağımsız
olarak, Türkiye'ye yabancı sermaye girişi, ocak ayının başından itibaren
çok ciddi şekilde azalmaya başlamıştır. Bunun nedenleri ekonominin
yanlış, kötü, olumsuz yönetilmesidir. Bu yansımaya başlamıştır'' diye
konuştu.
-''GAP, YÜREK MESELESİ''-
Baykal, bir süreden beri iktidarın dikkatini GAP'a çekmeye çalıştığını,
hemen hemen her hafta bu konuya değindiğini, bu gayretlerinin olumlu bir
yaklaşım yarattığı memnuniyetle gördüğünü dile getirerek, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın bugün GAP'la ilgili açıklamalar yaptığını anımsattı.
Baykal, ''Bundan çok büyük memnuniyet duyduğumu söylemeliyim'' dedi.
''GAP meselesi, bir yürek meselesidir'' diyen Baykal, GAP'ın çok uzun
süre kenara itilmiş, unutulmuş temel bir konu olduğunu söyledi. Bu
projenin, ekonomik, sosyal, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu
vurguluyor olmalarının, toplumda bir sahiplenme yarattığını bildiren
Baykal, ''GAP meselesini de Türkiye'nin çözmesini mutlaka güvence altına
alacağız'' diye konuştu.
CHP lideri Baykal, GAP'ın enerji ve tarımsal niteliği ağır basan, ancak
eğitim, sağlık, kentleşme gibi çok boyutlu bir proje olduğunu ifade
etti. Baykal, projeye büyük heyecanla başlandığını ve bugün belli
noktaya geldiğini belirterek, Fırat Nehri üzerindeki barajların
tamamlandığı, Dicle Nehri üzerindeki barajların ise tamamlanmadığını
söyledi.
-''YAPILACAK OLAN, DEVEYE KULAK TAKMAK''-
Fırat ve Dicle'deki barajlar sisteminden, bölgedeki 1 milyon 700 bin
hektarlık arazinin sulanabileceğini, bu sulama projelerinin henüz
tamamlanmadığına dikkati çeken Baykal, sulama projelerin bir an önce
tamamlanması gerektiğine işaret etti. Baykal, şöyle konuştu:
''Bu sulama projelerinin, derhal ihale edilmesi lazım. Bu, Türkiye'nin
yapamayacağı bir iş değil. Barajı kurmuşuz, barajda suyu toplamışız,
topladığımız suyu ovaya indireceğiz. Boru döşeyeceğiz, sulama hattı
çekeceğiz. En sıradan iş. Türkiye, bunu biran önce yapmalıdır. Ve bunun
fiyatı da öyle atla deve kadar değildir. Deveyi zaten almışız, bir
kulağını alamamışız. Yapılacak olan, deveye kulak takmaktır.''
Sulama projelerinin 2-3 milyar doların yeterli olacağını anlatan Baykal,
''Türkiye, bu iktidarla birlikte GAP işini rafa kaldırmıştır. Bu acı bir
gerçektir. Bugün Sayın Başbakanı, GAP bölgesinde görmekten büyük
mutluluk duyuyorum. Onun oraya gitmesini sağlamak için her türlü çabayı
sergiledik. Bugün o sonucu gördüğüm için sevinç ve mutluluk duyuyorum''
diye konuştu.
-TEŞVİK VE YATIRIMLAR AZALDI-
Baykal, 2002 yılında Güneydoğu Anadolu'ya verilen teşviklerin bütçenin
yüzde 1.2'si kadar pay taşıdığını, bunun 2007 yılında yüzde 0.6'ya
düştüğünü; GSYİH içindeki payının da yüzde 0.4'den 2007'de yüzde 0.1'e
düştüğünü iddia etti. Baykal, AK Parti döneminde Güneydoğu Anadolu'ya
verilen teşvik oranının bütçe içinde yarıya, GSYİH içinde de dörtebire
düştüğünü ileri sürdü.
GAP'a yapılan yatırımların 2005 yılından itibaren düştüğünü anlatan
Baykal, 2004 yılı fiyatlarıyla GAP'a yapılan yatırımların miktarlarını
verdi. Baykal, GAP'a, 1998 yılında 1.3 katrilyon lira, 1999 yılında 1
katrilyon lira, 2000 yılında 1.5 katrilyon lira, 2001 yılında 689
trilyon lira, 2002 yılında 849 trilyon lira, 2003 yılında 815 trilyon
lira, 2004 yılında 818 trilyon lira, 2005 yılında 20 trilyon lira, 2006
yılında 25 trilyon lira, 2007 yılında 24 trilyon lira yatırım
yapıldığını söyledi.
Baykal, ''Olay budur. GAP'a, Türkiye 1998 yılında 1.3 katrilyon
harcarken, AKP'nin son 3 yılında 20-25 trilyon harcar noktaya inilmişse,
bu GAP'taki gecikmenin nereden kaynaklandığını çok açık şekilde
belirtiyor'' dedi.
Baykal, kuraklık dolayısıyla sıkıntı çeken çiftçilere, devletin yardım
elini acilen uzatmasını istedi.
-''FINDIK ÜRETİCİSİNE İHANET EDİLMİŞTİR''-
Fındık fiyatlarına ilişkin değerlendirmede de bulunan Baykal, fındığın
pek çok çıkarın çatıştığı, siyasetin bulaştığı bir konu olduğunu ileri
sürdü.
Baykal, fındık alımı konusunda yetkili kurum olarak ilan edildikten
sonra TMO'nun 2006 yılında ''2 yıl boyunca aldığımız bu ürünü
satmayacağız'' diye alım yaptığını ifade etti. Baykal, stokun piyasaya
çıkarılmayacağının bilinmesinin fiyatın sağlıklı oluşmasını sağladığını,
ancak TMO'nun şimdi elindeki fındığı satışa çıkaracağını ilan ettiğini
belirtti. Fındığın bir kez daha siyasete alet edildiğini savunan Baykal,
''Fındık üreticisine ihanet edilmiştir. TMO'nun bu kararıyla fındık
üreticisi arkasından hançerlenmiştir'' dedi.
Deniz Baykal, Cannes Film Festivali'nde ''Üç Maymun'' filmiyle en iyi
yönetmen ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan'ı da kutladı. Ceylan'ın, ödülünü
aldıktan sonra söylediği ''Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel
ülkeme adıyorum'' sözlerinin sevindirici olduğunu bildiren Baykal,
''Hepimizin içindeki bir şeyleri yansıttı'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Bir bildiri yayınlanırsa kusura bakılmasın,
onu cevapsız bırakmak 16,5 milyon seçmenime ihanettir'' sözüne, ''16,5
milyona ihanet edeceksin, 53,5 milyon ne olacak? Bu kavga 16,5 milyon
insanın kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır''
dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, son günlerin temel
konusunun, Hükümetin, yargı ile savaşı olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin ilk kez bu kadar açık, derin ve net bir yargı-hükümet
çatışması ortamına sürüklendiğini savunan Baykal, bu tartışmanın
altında, iktidarın, anayasal düzenini kökten değiştirme anlayışı ve
yargıyı siyasete bağlı kılma özleminin yattığını ileri sürdü. Baykal,
iktidarın; yargının, özerk bir etkinlik, güç alanı olduğunu ve
bağımsızlığını içine sindiremediğini iddia etti.
Yargının, bugün söylediklerini daha önce de dile getirdiğini belirten
Baykal, olayın, yargının konuşmasından kaynaklanmadığını kaydetti.
Baykal, yargının, yapılan haksızlıklar karşısında infialini, tepkisini
hissettirmek zorunda kaldığını, bunları dile getirdiğini belirtti.
-''SANA, BU KAVGAYI YAP DİYE Mİ OY VERDİLER?''-
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Bunları söylemezsem, bana oy
veren 16,5 milyon insana ihanet etmiş olurum'' dediğine işaret ederek,
bu sözün Erdoğan'ın zihniyetini yansıttığını söyledi. Baykal,
Erdoğan'ın, ''yargıyla ben kavga etmiyorum, bana oy veren 16,5 milyon
insan kavga ediyor'' demeye çalıştığını öne sürdü. Baykal, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bu kavga 16,5 milyon insanın kavgası değildir, bu kavga halkın,
yargıyla kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır.
16,5 milyona ihanet edeceksin, 53,5 milyon ne olacak? 53,5 milyona ne
yapmış olacaksın? Sana oy verenler, sana bu kavgayı yap diye mi verdi?
Sen kavgayı yap diye mi oy aldın onlardan? Seçime giderken, 'yargıyla
kavga edeceğim, ona göre oy verin' mi dedin? Demokrasilerde hiçbir
siyasetçi, kendi kişisel kavgasını millete mal etmeye kalkamaz. Sen o
kavgayla, değil 16,5 milyona 70 milyona ihanet ediyorsun. Sana oy
verenler, anayasayla, yargıyla kavga etmeni istemiyor. Millet adına
değil, kendi adına kavga ediyorsun.''
-''FOYASINI ORTAYA ÇIKARMAK''-
Baykal, Erdoğan'ın, ''Ben söylersem tu kaka, Baykal söylerse alkış.
Baykal, ayetten hadisten söylüyor, mesele yok, biz söyleyince
suçlanıyoruz'' dediğini ifade ederek, ''Deniz Baykal, dini istismar
etmek için ayetten ve hadisten söylemiyor. Dini istismar etmek
isteyenlerin foyasını ortaya çıkarmak için ayeti, hadisi söylüyor'' diye
konuştu.
''Yargının kumanda ve harekat odası'' olarak nitelendirdiği Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunda, yapılacak düzenlemeyle Meclisten seçilecek
kişilerin yer almasının öngörüldüğünü belirten Baykal, böylece, yargının
bağımsızlığına en ağır darbenin vurulacağını söyledi.
Hukukun gerekirse siyaseti yargılayabileceğini dile getiren Baykal, daha
önce ''Watergate Skandalı'' nedeniyle eski ABD Başkanları Richard Nixon,
Bill Clinton, İsrail ve Fransız cumhurbaşkanlarının yargılandığını
anımsattı. Baykal, Erdoğan hakkında 13 yolsuzluk dosyası bulunduğunu
ifade ederek, ''Bakanların hakkında da var, bütün bu kişiler
yargılanabiliyor mu?'' diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın çocuklarının eğitimini finanse eden en yakın
dostunun, bir milletvekiline, rüşvet teklif ettiğinin, bugün yargı
kararıyla ortaya çıktığını belirten Baykal, ''Utanmaz mısınız?'' dedi.
Baykal, bir kişinin çıkıp ''Milli iradeye ram olacaksınız'' dediğini
dile getirerek, ''Demokrasilerde ram olmak var mı? Hesap vermek var. Sen
rüşvet vereceksin, olmadık cambazlıklar yapacaksın, hukuk, adalet,
laiklik, Cumhuriyet diyenler sana ram olacak... Böyle bir şey olmaz,
olmayacak'' diye konuştu.
''AK Parti bugün var, yarın yok'' diyen Baykal, ancak Türkiye'nin var
olmaya devam edeceğini, Türkiye'nin, AK Parti'ye sığmayacağını kaydetti.
İstanbul'da bir otelde, içki satışıyla ilgili yaşanan soruna işaret eden
Baykal, bunun altında, ''Belediye olarak, belli inançta olanlara içki
satmam'' anlayışının yattığını söyledi.
-''CUMHURBAŞKANLIĞI BATTAL OLDU''-
İktidarın ciddi yanlışlar yaptığını öne süren Baykal, Erdoğan'ın bu
yanlışlıklara, seçimden sonra Başbakanlık Müsteşarlığına, ''Artık
Cumhuriyet de laiklik de milliyetçilik de din temellerinde yeniden
şekillendirilmelidir'' diyen kişiyi getirmesiyle başladığını savundu.
Baykal, ''milli''ye inanmayan bir kişinin, Milli Eğitim Bakanı
yapıldığını öne sürerek, bunlara hata demenin yetersiz kaldığını,
bilinçli, planlı operasyonlar olduğunu söyledi.
AK Parti'nin önde gelen 3 isminden birinin cumhurbaşkanı seçildiğini,
cumhurbaşkanında, toplumu kucaklayan, tarafsız davranması gereken
özelliğin bulunmadığını ileri süren Baykal, ''Oraya seçildi, ne oldu;
cumhurbaşkanlığı battal oldu. Görevini yapamaz oldu. Yanlıştı'' dedi.
Türkiye'nin, izlenen yanlış politikalar sonucu, hızla ve tehlikeli bir
şekilde enerji darboğazına sürüklendiğini ifade eden Baykal, Temmuz
ayından itibaren gelecek yıllarda elektrik, su ve doğalgaz sağlamada çok
ciddi aksamalar yaşanacağını, fahiş fiyat artışları olacağını söyledi.
Baykal, bu konuyu, geniş bir şekilde parlamento gündemine
getireceklerini ifade etti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomide sıkıntıların arttığını, ekonomiye sahip çıkılması gerektiğini
belirterek, ''Bu gidiş, iyiye gidiş değil. Bu tablo iyi bir tablo değil.
Kontrol altına alınmalıdır'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün gazetecilere, ''AKP'nin
kapatma davası ekonomiyi olumsuz etkiliyor, bir an önce bu dava
sonuçlansın'' diye şikayetlerini ifade ettiğini anımsatarak, ''Burada
doğru tespite ihtiyaç var'' dedi.
Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde olumsuz bir gelişmenin
başladığını, bunun doğru olduğunu anlatan Baykal, ''Ancak bu gelişmenin
AKP'nin kapatılma davasıyla doğrudan ilişkilendirilmesinin haklı
olmadığını'' söyledi.
Erdoğan'ın, dava dolayısıyla sermaye girişinin azaldığını söylediğini
ifade eden Baykal, ''Acaba öyle mi? Acaba kapatma davasından dolayı mı
azalmış?'' diye sorarak, davanın, 14 Mart 2008 tarihinde açıldığını
anımsattı.
Baykal, 2007 yılının Ocak ayındaki doğrudan sermaye girişi
miktarının 5.9 milyar dolar olduğunu, bunun 2008'in Ocak ayında 960
milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirterek, 2007'nin Şubat ayında
1.3 milyar dolar olan sermaye girişinin, 2008 yılının Şubat ayında 470
milyon dolara düştüğünü kaydetti. Baykal, 2007'nin Mart ayında 921
milyon dolar olan doğrudan yabancı sermaye girişinin, 2008'in Mart
ayında 2 milyar 131 milyon dolara çıktığını ifade ederek, dava
açıldıktan sonra artış olduğunu söyledi. Toplam doğrudan sermaye
girişinin ise 8.1 milyar dolardan, 3.5 milyar dolara düştüğünü anlatan
Baykal, ''Bu ekonominin yanlış yönetildiğini, ocak ayının başından
itibaren ekonomik göstergelerin zaten gerilemeye başladığını, gidişatın
zaten alarm verdiğini ortaya koyan bir tablodur'' dedi.
Uluslararası gayrimenkul satışlarından sağlanan gelirlerde de ocak
ayında yüzde 22, şubatta yüzde 15, martta yüzde 10.7'lik bir azalma
olduğunun görüldüğünü bildiren Baykal, ''Kapatma davasından bağımsız
olarak, Türkiye'ye yabancı sermaye girişi, ocak ayının başından itibaren
çok ciddi şekilde azalmaya başlamıştır. Bunun nedenleri ekonominin
yanlış, kötü, olumsuz yönetilmesidir. Bu yansımaya başlamıştır'' diye
konuştu.
-''GAP, YÜREK MESELESİ''-
Baykal, bir süreden beri iktidarın dikkatini GAP'a çekmeye çalıştığını,
hemen hemen her hafta bu konuya değindiğini, bu gayretlerinin olumlu bir
yaklaşım yarattığı memnuniyetle gördüğünü dile getirerek, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın bugün GAP'la ilgili açıklamalar yaptığını anımsattı.
Baykal, ''Bundan çok büyük memnuniyet duyduğumu söylemeliyim'' dedi.
''GAP meselesi, bir yürek meselesidir'' diyen Baykal, GAP'ın çok uzun
süre kenara itilmiş, unutulmuş temel bir konu olduğunu söyledi. Bu
projenin, ekonomik, sosyal, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu
vurguluyor olmalarının, toplumda bir sahiplenme yarattığını bildiren
Baykal, ''GAP meselesini de Türkiye'nin çözmesini mutlaka güvence altına
alacağız'' diye konuştu.
CHP lideri Baykal, GAP'ın enerji ve tarımsal niteliği ağır basan, ancak
eğitim, sağlık, kentleşme gibi çok boyutlu bir proje olduğunu ifade
etti. Baykal, projeye büyük heyecanla başlandığını ve bugün belli
noktaya geldiğini belirterek, Fırat Nehri üzerindeki barajların
tamamlandığı, Dicle Nehri üzerindeki barajların ise tamamlanmadığını
söyledi.
-''YAPILACAK OLAN, DEVEYE KULAK TAKMAK''-
Fırat ve Dicle'deki barajlar sisteminden, bölgedeki 1 milyon 700 bin
hektarlık arazinin sulanabileceğini, bu sulama projelerinin henüz
tamamlanmadığına dikkati çeken Baykal, sulama projelerin bir an önce
tamamlanması gerektiğine işaret etti. Baykal, şöyle konuştu:
''Bu sulama projelerinin, derhal ihale edilmesi lazım. Bu, Türkiye'nin
yapamayacağı bir iş değil. Barajı kurmuşuz, barajda suyu toplamışız,
topladığımız suyu ovaya indireceğiz. Boru döşeyeceğiz, sulama hattı
çekeceğiz. En sıradan iş. Türkiye, bunu biran önce yapmalıdır. Ve bunun
fiyatı da öyle atla deve kadar değildir. Deveyi zaten almışız, bir
kulağını alamamışız. Yapılacak olan, deveye kulak takmaktır.''
Sulama projelerinin 2-3 milyar doların yeterli olacağını anlatan Baykal,
''Türkiye, bu iktidarla birlikte GAP işini rafa kaldırmıştır. Bu acı bir
gerçektir. Bugün Sayın Başbakanı, GAP bölgesinde görmekten büyük
mutluluk duyuyorum. Onun oraya gitmesini sağlamak için her türlü çabayı
sergiledik. Bugün o sonucu gördüğüm için sevinç ve mutluluk duyuyorum''
diye konuştu.
-TEŞVİK VE YATIRIMLAR AZALDI-
Baykal, 2002 yılında Güneydoğu Anadolu'ya verilen teşviklerin bütçenin
yüzde 1.2'si kadar pay taşıdığını, bunun 2007 yılında yüzde 0.6'ya
düştüğünü; GSYİH içindeki payının da yüzde 0.4'den 2007'de yüzde 0.1'e
düştüğünü iddia etti. Baykal, AK Parti döneminde Güneydoğu Anadolu'ya
verilen teşvik oranının bütçe içinde yarıya, GSYİH içinde de dörtebire
düştüğünü ileri sürdü.
GAP'a yapılan yatırımların 2005 yılından itibaren düştüğünü anlatan
Baykal, 2004 yılı fiyatlarıyla GAP'a yapılan yatırımların miktarlarını
verdi. Baykal, GAP'a, 1998 yılında 1.3 katrilyon lira, 1999 yılında 1
katrilyon lira, 2000 yılında 1.5 katrilyon lira, 2001 yılında 689
trilyon lira, 2002 yılında 849 trilyon lira, 2003 yılında 815 trilyon
lira, 2004 yılında 818 trilyon lira, 2005 yılında 20 trilyon lira, 2006
yılında 25 trilyon lira, 2007 yılında 24 trilyon lira yatırım
yapıldığını söyledi.
Baykal, ''Olay budur. GAP'a, Türkiye 1998 yılında 1.3 katrilyon
harcarken, AKP'nin son 3 yılında 20-25 trilyon harcar noktaya inilmişse,
bu GAP'taki gecikmenin nereden kaynaklandığını çok açık şekilde
belirtiyor'' dedi.
Baykal, kuraklık dolayısıyla sıkıntı çeken çiftçilere, devletin yardım
elini acilen uzatmasını istedi.
-''FINDIK ÜRETİCİSİNE İHANET EDİLMİŞTİR''-
Fındık fiyatlarına ilişkin değerlendirmede de bulunan Baykal, fındığın
pek çok çıkarın çatıştığı, siyasetin bulaştığı bir konu olduğunu ileri
sürdü.
Baykal, fındık alımı konusunda yetkili kurum olarak ilan edildikten
sonra TMO'nun 2006 yılında ''2 yıl boyunca aldığımız bu ürünü
satmayacağız'' diye alım yaptığını ifade etti. Baykal, stokun piyasaya
çıkarılmayacağının bilinmesinin fiyatın sağlıklı oluşmasını sağladığını,
ancak TMO'nun şimdi elindeki fındığı satışa çıkaracağını ilan ettiğini
belirtti. Fındığın bir kez daha siyasete alet edildiğini savunan Baykal,
''Fındık üreticisine ihanet edilmiştir. TMO'nun bu kararıyla fındık
üreticisi arkasından hançerlenmiştir'' dedi.
Deniz Baykal, Cannes Film Festivali'nde ''Üç Maymun'' filmiyle en iyi
yönetmen ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan'ı da kutladı. Ceylan'ın, ödülünü
aldıktan sonra söylediği ''Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel
ülkeme adıyorum'' sözlerinin sevindirici olduğunu bildiren Baykal,
''Hepimizin içindeki bir şeyleri yansıttı'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Bir bildiri yayınlanırsa kusura bakılmasın,
onu cevapsız bırakmak 16,5 milyon seçmenime ihanettir'' sözüne, ''16,5
milyona ihanet edeceksin, 53,5 milyon ne olacak? Bu kavga 16,5 milyon
insanın kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır''
dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, son günlerin temel
konusunun, Hükümetin, yargı ile savaşı olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin ilk kez bu kadar açık, derin ve net bir yargı-hükümet
çatışması ortamına sürüklendiğini savunan Baykal, bu tartışmanın
altında, iktidarın, anayasal düzenini kökten değiştirme anlayışı ve
yargıyı siyasete bağlı kılma özleminin yattığını ileri sürdü. Baykal,
iktidarın; yargının, özerk bir etkinlik, güç alanı olduğunu ve
bağımsızlığını içine sindiremediğini iddia etti.
Yargının, bugün söylediklerini daha önce de dile getirdiğini belirten
Baykal, olayın, yargının konuşmasından kaynaklanmadığını kaydetti.
Baykal, yargının, yapılan haksızlıklar karşısında infialini, tepkisini
hissettirmek zorunda kaldığını, bunları dile getirdiğini belirtti.
-''SANA, BU KAVGAYI YAP DİYE Mİ OY VERDİLER?''-
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Bunları söylemezsem, bana oy
veren 16,5 milyon insana ihanet etmiş olurum'' dediğine işaret ederek,
bu sözün Erdoğan'ın zihniyetini yansıttığını söyledi. Baykal,
Erdoğan'ın, ''yargıyla ben kavga etmiyorum, bana oy veren 16,5 milyon
insan kavga ediyor'' demeye çalıştığını öne sürdü. Baykal, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bu kavga 16,5 milyon insanın kavgası değildir, bu kavga halkın,
yargıyla kavgası değildir. Kavga, Başbakanın, arkadaşlarının kavgasıdır.
16,5 milyona ihanet edeceksin, 53,5 milyon ne olacak? 53,5 milyona ne
yapmış olacaksın? Sana oy verenler, sana bu kavgayı yap diye mi verdi?
Sen kavgayı yap diye mi oy aldın onlardan? Seçime giderken, 'yargıyla
kavga edeceğim, ona göre oy verin' mi dedin? Demokrasilerde hiçbir
siyasetçi, kendi kişisel kavgasını millete mal etmeye kalkamaz. Sen o
kavgayla, değil 16,5 milyona 70 milyona ihanet ediyorsun. Sana oy
verenler, anayasayla, yargıyla kavga etmeni istemiyor. Millet adına
değil, kendi adına kavga ediyorsun.''
-''FOYASINI ORTAYA ÇIKARMAK''-
Baykal, Erdoğan'ın, ''Ben söylersem tu kaka, Baykal söylerse alkış.
Baykal, ayetten hadisten söylüyor, mesele yok, biz söyleyince
suçlanıyoruz'' dediğini ifade ederek, ''Deniz Baykal, dini istismar
etmek için ayetten ve hadisten söylemiyor. Dini istismar etmek
isteyenlerin foyasını ortaya çıkarmak için ayeti, hadisi söylüyor'' diye
konuştu.
''Yargının kumanda ve harekat odası'' olarak nitelendirdiği Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunda, yapılacak düzenlemeyle Meclisten seçilecek
kişilerin yer almasının öngörüldüğünü belirten Baykal, böylece, yargının
bağımsızlığına en ağır darbenin vurulacağını söyledi.
Hukukun gerekirse siyaseti yargılayabileceğini dile getiren Baykal, daha
önce ''Watergate Skandalı'' nedeniyle eski ABD Başkanları Richard Nixon,
Bill Clinton, İsrail ve Fransız cumhurbaşkanlarının yargılandığını
anımsattı. Baykal, Erdoğan hakkında 13 yolsuzluk dosyası bulunduğunu
ifade ederek, ''Bakanların hakkında da var, bütün bu kişiler
yargılanabiliyor mu?'' diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın çocuklarının eğitimini finanse eden en yakın
dostunun, bir milletvekiline, rüşvet teklif ettiğinin, bugün yargı
kararıyla ortaya çıktığını belirten Baykal, ''Utanmaz mısınız?'' dedi.
Baykal, bir kişinin çıkıp ''Milli iradeye ram olacaksınız'' dediğini
dile getirerek, ''Demokrasilerde ram olmak var mı? Hesap vermek var. Sen
rüşvet vereceksin, olmadık cambazlıklar yapacaksın, hukuk, adalet,
laiklik, Cumhuriyet diyenler sana ram olacak... Böyle bir şey olmaz,
olmayacak'' diye konuştu.
''AK Parti bugün var, yarın yok'' diyen Baykal, ancak Türkiye'nin var
olmaya devam edeceğini, Türkiye'nin, AK Parti'ye sığmayacağını kaydetti.
İstanbul'da bir otelde, içki satışıyla ilgili yaşanan soruna işaret eden
Baykal, bunun altında, ''Belediye olarak, belli inançta olanlara içki
satmam'' anlayışının yattığını söyledi.
-''CUMHURBAŞKANLIĞI BATTAL OLDU''-
İktidarın ciddi yanlışlar yaptığını öne süren Baykal, Erdoğan'ın bu
yanlışlıklara, seçimden sonra Başbakanlık Müsteşarlığına, ''Artık
Cumhuriyet de laiklik de milliyetçilik de din temellerinde yeniden
şekillendirilmelidir'' diyen kişiyi getirmesiyle başladığını savundu.
Baykal, ''milli''ye inanmayan bir kişinin, Milli Eğitim Bakanı
yapıldığını öne sürerek, bunlara hata demenin yetersiz kaldığını,
bilinçli, planlı operasyonlar olduğunu söyledi.
AK Parti'nin önde gelen 3 isminden birinin cumhurbaşkanı seçildiğini,
cumhurbaşkanında, toplumu kucaklayan, tarafsız davranması gereken
özelliğin bulunmadığını ileri süren Baykal, ''Oraya seçildi, ne oldu;
cumhurbaşkanlığı battal oldu. Görevini yapamaz oldu. Yanlıştı'' dedi.
Türkiye'nin, izlenen yanlış politikalar sonucu, hızla ve tehlikeli bir
şekilde enerji darboğazına sürüklendiğini ifade eden Baykal, Temmuz
ayından itibaren gelecek yıllarda elektrik, su ve doğalgaz sağlamada çok
ciddi aksamalar yaşanacağını, fahiş fiyat artışları olacağını söyledi.
Baykal, bu konuyu, geniş bir şekilde parlamento gündemine
getireceklerini ifade etti.
