2010-04-06 - 14:44
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, anayasa değişikliğindeki tartışmalı 3 maddeyi ayırarak, referanduma sunacağını açıklaması halinde, Türkiye'deki gerginliği ortadan kaldırmada tarihi bir hizmet yapacağını söyledi. Baykal, ''Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, CHP olarak, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyi niyetle sonuna kadar gerçekleştiririz'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'ün, anayasa değişikliğindeki tartışmalı 3 maddeyi ayırarak,
referanduma sunacağını açıklaması halinde, Türkiye'deki gerginliği ortadan
kaldırmada tarihi bir hizmet yapacağını söyledi. Baykal, ''Eğer Sayın
Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, CHP olarak, bir uzlaşma yaklaşımını, en
iyi niyetle sonuna kadar gerçekleştiririz'' dedi.
Deniz Baykal, partisinin TBMM Grubunda, anayasa değişikliği teklifini
değerlendirdi, Cumhurbaşkanı Gül'e seslendi.
Baykal, Gül'ün, kamuoyu önünde, son oylamada hangi oyu alırsa alsın, 3
maddeyi ayırıp, referanduma sunacağını, buna yetkisi olduğunu, bu uygulamanın
daha önce yapıldığını, şimdi de kendisinin yapacağını açıkça ilan ederse,
Türkiye'deki bu gerginliği ortadan kaldırma bakımından çok önemli, tarihi bir
hizmet yapmış olacağını söyledi.
''Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, biz de CHP olarak,
bu anlayış doğrultusunda, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyi niyetle, sonuna kadar
gerçekleştiririz'' diyen Baykal, şunları kaydetti:
''Bunu, bu gergin ortamda, iyi niyetli, yapıcı bir öneri olarak Sayın
Cumhurbaşkanı'nın takdirine sunmak istiyorum. Bunun yapılmaması halinde, Mecliste
27 maddenin 24 tanesinin, referanduma gerek kalmadan, milleti yormadan, anayasal
bir değişim gerçekleştirme şansı ortadan kaldırılacaktır. Hatta belki, daha
sonraki aşamalarda, tümünün engellenmesi olasılığı da söz konusu olabilecektir
hem referandumda hem anayasal denetim aşamasında. Bunlar yanlış, eğer derdimiz,
üzüm yemekse, 24 maddeyi anayasa değişikliği yaparak hayata geçirmekse, size CHP
olarak diyoruz, getirin o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek
kalmadan, birlikte sonuçlandıralım. Bundan daha iyi niyetli bir öneri ne
yapılabilir?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'e anayasa değişikliğindeki 3 maddeyi, paketten ayırarak referanduma
götürmesi çağrısında bulundu, ''Sayın Cumhurbaşkanı'ndan ben umudumu kesmedim.
Eğer derdimiz, üzüm yemekse, 24 maddeyi anayasa değişikliğiyle hayata geçirmekse,
getirin o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek kalmadan, birlikte
sonuçlandıralım'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Türkiye'nin, cumhuriyet tarihinin
hiçbir döneminde yaşamadığı krizlerle karşı karşıya olduğunu savundu.
Bu krizlerin odağında yargı kurumlarının bulunduğunu öne süren Baykal,
yargının, tarihin hiçbir döneminde bu kadar ağır baskılara, saldırılara,
müdahalelere hedef olmadığını, yargının, bu kadar kendi içinde çelişkilere
sürüklenmediğini, halkın gözünde saygınlığının bu kadar tartışmalı noktaya
gelmediğini söyledi.
Bunu, '''vahim bir tablo'' olarak değerlendiren Baykal, bunun yol açacağı
çok daha vahim gelişmeler bulunduğunu belirtti.
Yaşanılanların altında, yargıya özgü nedenlerden çok, siyasete özgü
nedenlerin yattığını ileri süren Baykal, ''Bu krizin, yaşanan ağır tablonun temel
sorumlusu; yargıya sürekli müdahale eden, sürekli kendi zihniyetine göre yargıyı
şekillendirmek isteyen her türlü müdahaleyi kendisine hak bilen, yargıyı bu
noktaya getiren, iktidardır'' diye konuştu.
Baykal, anayasa değişikliğinin, iktidarın isteği doğrultusunda
şekillenmesi halinde, adaletin, tamamen siyasallaşacağını, bir siyasi partinin
zihniyetinin, adalete de hakim olacağını savunarak, ''Allah Türkiye'yi böyle bir
tehlikeden korusun. Ancak ondan önce hepimiz, milletimiz, hukuk korumalıdır. Umut
ediyorum bu koruma mekanizmalarımızı etkin şekilde çalıştırmayı başarırız.
Umarım, bu gidişin sonu hayır olur'' dedi.
Deniz Baykal, ''184 imza var, partimizin şu kadar üyesi var, getirin
konserve, stoktaki imzaları, veriverelim'' diyerek, anayasa değişikliğinin
olamayacağını ifade ederek, ''Olur zannediyorsan, sen anayasayı anlamamışsın.
Anayasa değişikliğinin hangi şartlarda, nasıl gerçekleştirileceğinden senin
haberin yok demektir. Maalesef böyle bir tablo gözüktü'' görüşünü savundu.
Baykal, TBMM Başkanı'nın, değişikliğe tepki gösteren AK Partili
milletvekilinin de teklifte imzası bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Onun haberi yok, Meclis Başkanı 'haberim yok' diyor. Kimsenin haberi
olmadan, onlar adına bir anayasa değişikliği, birilerinin uygun görmesi üzerine
veriliyor. Bu ciddi bir zafiyet. Arkadaşlarımız tespit ettiler, uyarılarını
yaptılar, tuzak kurmadılar. İmzalarını geri çektiler, niye imza attın, niye
çekiyorsun? İzahı mümkün değil. Başbakan gene, tepeden konuşmaya devam ediyor,
'Muhalefetin hastalığı var da onun için çektik' Muhalefetin hastalığı yok Sayın
Başbakan, hasta olan sensin. AKP'nin, anayasa değişikliği konusundaki
yanlışlıkları, iyot gibi, bu imzayı geri çekerek ortaya çıkmıştır.
'Geri çekeceksin' dedim, geri çektiler. Geçen hafta 'ABD'ye gidecek'
dedim, şimdi Başbakan ABD'ye gidiyor. Ona itiraz ediyor, bize kızıyor, bağırıyor,
çağırıyor. Ama bir süre sonra tıpış tıpış CHP'nin söylediği noktaya geliyor. Son
hafta içinde bunun 2 örneğini yaşadık.''
Deniz Baykal, anayasa değişikliğinde 27 önerinin bulunduğunu, bunlardan
24'üyle ilgili bir tartışma, çekişme, sıkıntı olmadığını, Mecliste gerginlik
yaşanmayacağını, herkesin yanlışı düzeltmeye çalışacağını dile getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 3 maddeyi de bunların içine koyarak,
''27'sini birlikte ya kabul, ya red'' demesinin, doğru bir yaklaşım olmadığını,
hukuken geçerli sayılmayacağını savunan Baykal, ''Tartışmalı 3 madde var. O 3
madde öyle 3 madde ki, onlar gerçekleşirse, devlet düzenimizin kubbesi ortadan
kalkacaktır, çatısı, temel hesabı, statik dengesi bozulacaktır, sarsılacaktır.
Çünkü 3 kuvvetin içinde bağımsız kalabilmiş tek kuvvet var; yargı'' diye
konuştu.
Anayasa Mahkemesinin önemine işaret eden Baykal, bu düzenin kaldırılması
halinde, iktidarın freninin koparmış olunacağını kaydetti.
Baykal, dünyada her yerde yargının, ''dur'' diyebileceğini, İtalya'da,
Berlusconi'ye ''dur'' denildiğini belirterek, ''Türkiye'de bizimkiler diyor ki,
'Bana kimse dur demesin' Ya sen nesin Allah aşkına? Allah, peygambere dahil,
hesap verme görevini, sorumluluğunu yüklemiş, sen hesap vermeden, nasıl
çıkacaksın, sana fren olmadan bu devlet nasıl yönetilecek? Herkes fiilinin
hesabını verecek, birisi hatadan, günahtan, kusurdan münezzeh. Ne isterse, o
olacak?'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, anayasa değişikliğini televizyonda
tartışma önerisinde bulunduğunu anımsatan Baykal, bu önerinin, ''demokratik ve
dünyanın her yerinde uygulandığını'' belirtti.
Erdoğan'ın, ''Ben lisede münazara yapıyordum, zevkimi aldım'' dediğini
ifade eden Baykal, şunları kaydetti:
''Başbakan, senin zevkin için yapmıyoruz. Milletin bilgilenmesi için
yapıyoruz. Ne kaçıyorsun milletten? Benden ne kaçıyorsun? Kendine, güveniyorsan
çık. Millete güveniyorsan, 'Ben millete güveniyorum, ne söyleyecekmişsin, gel
milletin önünde söyle' deyiversene. Ben kendime güveniyorum ve sana diyorum ki,
çık milletin karşısına söyleyiver bir dinleyelim bakalım. Başbakan, tartışmadan
kaçıyor. 3 tehlikeli, sakıncalı maddeyi, öbürlerinin arkasına saklıyor. Saklanma
Başbakan, maddeleri de saklama, açık ol, şeffaf ol. 'Milletvekilleri Mecliste,
maddeleri tek tek oyladı. O nedenle ben size hap yaptım, millet olarak oylayın'
diyor. Bu hapın içinde tehlikeli, zehirli maddeler var. Buna karşı millet uyanık
olmalıdır. O hapı içerse, milletin tansiyonu yükselir, kalbi sıkıntıya girer, çok
ciddi tehlikeler var. Mecliste kabul ettiremiyor, millete kabul ettirecek. Bu
samimi, dürüst, kendine güvenen, halka saygılı bir yaklaşım değildir.
Anayasa Mahkemesi, yanlış yaptınız kararını verirse, bunun sorumlusu, bu
konuyu mahkemenin önüne kadar götüren yanlışları yapanlarda mı, bunun arkasındaki
Başbakan mı, yoksa 'bu hukuka aykırı' diye karar alacak olan hukukçularda
mıdır?''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, ''milletin önünde tarihi bir öneri yapmak''
istediğini söyleyen Baykal, anayasanın, Cumhurbaşkanına, anayasa
değişikliklerinin paket halinde oylanmasına yönelik bir düzenlemede, son oylamada
hepsi yeter sayıya ulaşmışsa da bazı maddeleri ayırarak halkoyuna sunma yetkisi
verdiğini anımsattı.
Baykal, şunları kaydetti:
''Gül, 27 madde içerisinden 3 maddeyi ayırarak, 'Mecliste 3'te 2 oyla
hallettiniz ama 3 maddeyi, milletin oyuna, referanduma sunmak zorundayım. Bu
büyük ve köklü bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin, Meclisteki bir oylamayla
sonuçlandırılması kabul edilemez, hukukçularıma incelettim, böyle bir yetkimin
olduğunu görüyorum. Bu yetkim doğrultusunda 3 maddeyi referanduma sunacağım...'
Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklamayı, bu süreç içerisinde, Mecliste
oylamalara geçmeden önce yapacak olursa, sanıyorum hem bu konunun Türkiye'de bir
gerginlik ve kutuplaşma yaratmasının önüne geçmiş olur hem de
Cumhurbaşkanlığından, milletimizin beklemeye hakkı olan davranışı çok sorumlu bir
şekilde sergilemiş olur. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı, kamuoyumuzun önünde, son
oylamada hangi oyu alırsa alsın, 3 maddeyi ayırıp, referanduma sunacağını, buna
yetkisi olduğunu, bu uygulamanın daha önce yapıldığını, şimdi de kendisinin
yapacağını açıkça ilan ederse, Türkiye'deki bu gerginliği ortadan kaldırma
bakımından çok önemli, tarihi bir hizmet yapmış olur. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı
böyle bir açıklama yaparsa, biz de CHP olarak, bu anlayış doğrultusunda, bir
uzlaşma yaklaşımını, en iyi niyetle, sonuna kadar gerçekleştiririz. Bunu, bu
gergin ortamda, iyi niyetli, yapıcı bir öneri olarak Sayın Cumhurbaşkanı'nın
takdirine sunmak istiyorum.
Bunun yapılmaması halinde, Mecliste 27 maddenin 24 tanesinin, referanduma
gerek kalmadan, milleti yormadan, anayasal bir değişim gerçekleştirme şansı
ortadan kaldırılacaktır. Hatta belki, daha sonraki aşamalarda, tümünün
engellenmesi olasılığı da söz konusu olabilecektir hem referandumda hem anayasal
denetim aşamasında. Bunlar yanlış, eğer derdimiz, üzüm yemekse, 24 maddeyi
anayasa değişikliği yaparak hayata geçirmekse, size CHP olarak diyoruz ki getirin
o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek kalmadan, birlikte
sonuçlandıralım. Bundan daha iyi niyetli bir öneri ne yapabiliriz?''
Değişiklik teklifindeki 3 maddenin anayasaya aykırı olduğunu, Anayasa
Mahkemesi başkanlığı yapanlar, yargıdaki yetkili kişilerin de dile getirdiğini
vurgulayan Baykal, ''Büyük bir ihtimalle döner, dönebilir. Bu tehlikeyi niye göze
alıyorsunuz?'' diye sordu.
''Dönmeyeceği görülen maddeleri gelin hep beraber çıkaralım'' çağrısında
bulunan Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
''Öbürlerini de referanduma sunalım. Ama sadece onları sunalım. Sayın
Cumhurbaşkanının yetkisi var. Sayın cumhurbaşkanı diyebilir ki bunlar 3'te 2 oyla
da geçse ben bunun üzerine yatmam. Millet bunun kararını almalıdır, demelidir. 3
maddeyi referanduma sunma kararını şimdiden ilan etmelidir. Bu, inanıyorum ki
Türkiye'ye çok ciddi bir rahatlama ve ferahlık getirir. Çok doğru bir karar
alınmış olur. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan ben umudumu kesmedim. Yaşadığımız bütün
sıkıntı ve olumsuzluklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmanın, bu
aşamada böyle bir davranış sergilemesine yeteceğine güveniyorum. Ve Sayın
Cumhurbaşkanı'ndan bunu ciddiyetle irdelemesini, değerlendirmesini ve bu konudaki
anlayışını kanun önüne gelmeden, Meclisteki oylamalar tamamlanmadan kamuoyunun
bilgisine sunmasını bekliyoruz. Tam bir saygı içinde Sayın Cumhurbaşkanı'na bu
öneriyi ifade ediyorum.''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Van'da
kendisine yönelik saldırının bir iktidar partisi tarafından ana muhalefet
partisine karşı uzun süreden beri ilk kez düzenlenen bir sokak hareketi
olduğunu'' öne sürdü. Baykal, ''Bu, tümüyle bir AKP organizasyonudur'' dedi.
Deniz Baykal, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın yargıya yönelik ''çıkar cüppeni siyasete gir'' sözlerini
eleştirdi. ''Bu nasıl söz'' diyen Baykal, yargının en başındaki insanların o
cüppeyi yıllarca yargı hizmeti vererek ve hak ederek kazandıklarını ifade etti.
Baykal, ''Bir saygı gerekmez mi bu insanlara? Onlara o cüppeyi çıkar
diyeceğine, önce o söz verdiğin dokunulmazlıklarla ilgili düzenlemeyi yap,
arkasına saklandığın o dokunulmazlık gömleğini bir çıkarıver. Sen istesen de
milletvekilliği dokunulmazlığı gömleğini üzerinden çıkaramazsın, çıkarsan da o
cüppeyi üzerine giyemezsin'' dedi.
Erdoğan'ın dokunulmazlık konusunda ''milleti kandırdığını, kaldırma sözü
verdiğini, ancak şimdi kaytardığını'' ileri süren Baykal, ''Sonra da çıkıp
'cüppeni çıkar' diyorsun. O niye çıkarsın cüppeyi? Ama senin o dokunulmazlık
gömleğini çıkarmak boynunun borcudur. Sen onu çıkaracaksın'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan'ın ''kimin cüppe giyeceğine de karar vermek istediğini''
savunarak, bunun ''Türkiye'ye özgü bir garabet'' olduğunu söyledi.
Deniz Baykal, Erdoğan'ın ''yargıya şekil vermeye çalıştığını, yargıyla
çok fazla meşgul olduğunu'' belirterek, ''Bu konuda ne kadar gayret edersen et,
sen o yargıç kürsüsünde olamazsın. Eğer o mahkemede olmak için çok ısrar edersen
günün birinde bulanacağın yer o yargıçlık kürsüsü olmayacaktır'' dedi.
Erdoğan'ın televizyonda tartışma önerisine itibar etmediğini de ifade
eden Baykal, kendisine bazı güvenceler vermek istediğini söyledi. Baykal, kabul
etmesi halinde Başbakan'ı rahatsız edecek konuları konuşmayacağını,
yolsuzluklardan söz etmeyeceğini, ''Anayasa değişikliğini Yüce Divan'a düşerse
yandaş hakim için yapıyor'' da demeyeceğini kaydederek, ''Sadece Anayasayı
konuşacağız. Gel konuşalım. Bu şekliyle de eğer tartışmaya girmezse artık takdiri
millete bırakıyorum. Daha ne söyleyeyim'' şeklinde konuştu.
Bir izleyicinin ''Deniz Feneri'nden de mi söz etmeyecek misiniz'' sözleri
üzerine Baykal, ''Tam onu garanti edemiyorum'' dedi.
Erdoğan'ın yardımları kendi amacı için kullanan yardım kuruluşları için
''yatacak yerleri yok'' dediğini anımsatan Baykal, ''Böylece Başbakan dolaylı da
olsa Deniz Feneri'nin bir yolsuzluk organizasyonu olduğunu itiraf etmiş oldu.
Kimisi o yardımlarla televizyon kurdu, o televizyon da sana destek verdi? Onların
yatacak yeri yok da, onu yapanları RTÜK'e başkan yapanların, onları Alman
adliyesinden korumak için her türlü hukuksuzluğu göze alanların yatacak yeri var
mı? Senin yatacak yerin var mı Sayın Başbakan'' diye konuştu.
Van'da kendisine yönelik saldırının ''organize'' olduğunu yineleyen
Baykal, ''Ortada bir tertip olduğu açık. Bu tertibi kim yaptı? Ciddi konu budur.
Tespitlerimiz açıkça bize bu saldırının Van'daki AKP'liler tarafından organize
edildiğini çok açık şekilde bir şekilde göstermiştir'' görüşünü dile getirdi.
Saldırıyı düzenleyenlerin fotoğraflarının ve kimliklerinin ellerinde
olduğunu, bunların bir basın toplantısıyla isim isim açıklanacağını bildiren
Baykal, bazı fotoğraflar gösterdi.
Fotoğraflarda ''AKP İl Başkan Yardımcısı, İl Gençlik Kolları Başkan
Yardımcısı, Merkez İlçe yönetim Kurulu Üyesi, İl Gençlik Kolları üyelerinin
bulunduğunu'' belirten Baykal, ''Nüfus kayıtları elde olan kişilerdir. AKP Genel
Başkan Yardımcısı ile akrabalıkları var'' dedi.
Baykal, şöyle devam etti:
''Hem katılanların kimlikleri, hem tepki gösterirken kullandıkları
sözler, fotoğraflar, filmler açıkça ifade ediyor ki bu tümüyle bir AKP
organizasyonudur. Yok açtırma kutuyu... Ne biliyorsan çık söyle. Bak sana
fotoğraflarla gösteriyorum. AKP bu işin içinde.
BDP ile ilgili bir haber ajansı 'Baykal konusunda talimat Çelik'ten,
organize Dinçer'den.' Dinçer dediği AKP'nin Van milletvekili. 'Dinçer,
göstericileri para dağıttı' diyor.
Durum bu kadar açık, net. Ne oldu bu konuda? Var mı bir takibat? Yok.
Çünkü, Van'da kendine göre bir hukuk var. Daha önce 100. Yıl Üniversitesi ile
ilgili ortaya çıkan manzara da gösteriyor ki, orada bir çete var. Bu çete ne
hukuk, ne yönetim, neyi siyaset, ne demokrasi dinliyor. Bildiğini yapıyor.''
Diyarbakır'da geçmişte organize olmayan tepkiyle karşılaştıklarını,
şikayetçi olmamalarına karşın Savcılığın dava açtığını ve bazı kişilerin mahkum
olduğunu belirten Baykal, ''Burada olay organize. İşin içinde kimlerin olduğu
belli. Van'daki ayağı belli, Ankara'daki ayağı belli. Bu gerçeği söylüyoruz,
Başbakan 'geçmiş olsun, gerekenler yapılacaktır' diyemiyor. Bize masal anlatıyor.
Ben masalı bilmem. Şu fotoğrafların gereğini yap'' dedi.
Van olayının ''bir iktidar partisi tarafından ana muhalefet partisine
karşı uzun bir süreden beri ilk kez düzenlenen bir sokak hareketi olduğunu'' öne
süren Baykal, ''Demokrasimizin çocukluk döneminde böyle şeyler olurdu. Uzun
süreden beri iktidar partisi bir ana muhalefet partisine böyle bir sokak
saldırısıyla tepki gösterme aczi, zavallılığı içine düşmemişti. Van'da bunu
gördük. Van'da ortaya çıkan kabadayılık değil, aczdır, zavallılıktır,
çaresizliktir'' diye konuştu.
Van halkına karşı hiçbir olumsuz duygu taşımadığını, olayın Van ile
hiçbir ilgisinin olmadığını belirten Baykal, ''3-5 çapulcu Van halkını hiçbir
şekilde temsil edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın ''Bunlar Sivas'ın doğusuna gidemez'' dediğini
anımsatan Baykal, o zaman da şimdi de gittiklerini söyledi. CHP Lideri, ''Gittik.
Yine de gideceğiz. Daha da sık gideceğiz. Ben Başbakan'ın yanlış dahi olsa bir
tespit yaptığını düşünüyordum. Meğer tespit yapmıyormuş, tehdit ediyormuş. Yani,
gidemiyorsunuz değil, giderseniz gösteririz ha diyormuş. Sayın Başbakan ne
göstereceksen göster. Eskiden bir gidiyorsak, bundan sonra 3 gideceğiz. Elinden
geleni arkana koyma'' diye konuştu.
Baykal, Muğla'da bir annenin dersane parası nedeniyle hapse düşmesi,
oğlunun bu nedenle intihar etmesine de değinerek, olayı ''facia'' olarak
nitelendirdi.
Yanlışlığın ''eğitim düzeninde'' olduğunu, devlet okullarının perişan
edildiğini belirten Baykal, bu nedenle 5 katrilyonluk bir dersane sektörünün
ortaya çıktığını söyledi.
Deniz Baykal, ''İlk seçimlerden sonra ortaya çıkacak CHP iktidarında,
anaları babaları cezaevine, çocukları suçluluk duygusu içinde intihar etme
noktasına sürüklenmekten, eğitimimizi de bu çapaçulluktan hep birlikte
çıkaracağız'' diyerek sözlerini tamamladı.(14:44)
Abdullah Gül'ün, anayasa değişikliğindeki tartışmalı 3 maddeyi ayırarak,
referanduma sunacağını açıklaması halinde, Türkiye'deki gerginliği ortadan
kaldırmada tarihi bir hizmet yapacağını söyledi. Baykal, ''Eğer Sayın
Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, CHP olarak, bir uzlaşma yaklaşımını, en
iyi niyetle sonuna kadar gerçekleştiririz'' dedi.
Deniz Baykal, partisinin TBMM Grubunda, anayasa değişikliği teklifini
değerlendirdi, Cumhurbaşkanı Gül'e seslendi.
Baykal, Gül'ün, kamuoyu önünde, son oylamada hangi oyu alırsa alsın, 3
maddeyi ayırıp, referanduma sunacağını, buna yetkisi olduğunu, bu uygulamanın
daha önce yapıldığını, şimdi de kendisinin yapacağını açıkça ilan ederse,
Türkiye'deki bu gerginliği ortadan kaldırma bakımından çok önemli, tarihi bir
hizmet yapmış olacağını söyledi.
''Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklama yaparsa, biz de CHP olarak,
bu anlayış doğrultusunda, bir uzlaşma yaklaşımını, en iyi niyetle, sonuna kadar
gerçekleştiririz'' diyen Baykal, şunları kaydetti:
''Bunu, bu gergin ortamda, iyi niyetli, yapıcı bir öneri olarak Sayın
Cumhurbaşkanı'nın takdirine sunmak istiyorum. Bunun yapılmaması halinde, Mecliste
27 maddenin 24 tanesinin, referanduma gerek kalmadan, milleti yormadan, anayasal
bir değişim gerçekleştirme şansı ortadan kaldırılacaktır. Hatta belki, daha
sonraki aşamalarda, tümünün engellenmesi olasılığı da söz konusu olabilecektir
hem referandumda hem anayasal denetim aşamasında. Bunlar yanlış, eğer derdimiz,
üzüm yemekse, 24 maddeyi anayasa değişikliği yaparak hayata geçirmekse, size CHP
olarak diyoruz, getirin o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek
kalmadan, birlikte sonuçlandıralım. Bundan daha iyi niyetli bir öneri ne
yapılabilir?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'e anayasa değişikliğindeki 3 maddeyi, paketten ayırarak referanduma
götürmesi çağrısında bulundu, ''Sayın Cumhurbaşkanı'ndan ben umudumu kesmedim.
Eğer derdimiz, üzüm yemekse, 24 maddeyi anayasa değişikliğiyle hayata geçirmekse,
getirin o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek kalmadan, birlikte
sonuçlandıralım'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Türkiye'nin, cumhuriyet tarihinin
hiçbir döneminde yaşamadığı krizlerle karşı karşıya olduğunu savundu.
Bu krizlerin odağında yargı kurumlarının bulunduğunu öne süren Baykal,
yargının, tarihin hiçbir döneminde bu kadar ağır baskılara, saldırılara,
müdahalelere hedef olmadığını, yargının, bu kadar kendi içinde çelişkilere
sürüklenmediğini, halkın gözünde saygınlığının bu kadar tartışmalı noktaya
gelmediğini söyledi.
Bunu, '''vahim bir tablo'' olarak değerlendiren Baykal, bunun yol açacağı
çok daha vahim gelişmeler bulunduğunu belirtti.
Yaşanılanların altında, yargıya özgü nedenlerden çok, siyasete özgü
nedenlerin yattığını ileri süren Baykal, ''Bu krizin, yaşanan ağır tablonun temel
sorumlusu; yargıya sürekli müdahale eden, sürekli kendi zihniyetine göre yargıyı
şekillendirmek isteyen her türlü müdahaleyi kendisine hak bilen, yargıyı bu
noktaya getiren, iktidardır'' diye konuştu.
Baykal, anayasa değişikliğinin, iktidarın isteği doğrultusunda
şekillenmesi halinde, adaletin, tamamen siyasallaşacağını, bir siyasi partinin
zihniyetinin, adalete de hakim olacağını savunarak, ''Allah Türkiye'yi böyle bir
tehlikeden korusun. Ancak ondan önce hepimiz, milletimiz, hukuk korumalıdır. Umut
ediyorum bu koruma mekanizmalarımızı etkin şekilde çalıştırmayı başarırız.
Umarım, bu gidişin sonu hayır olur'' dedi.
Deniz Baykal, ''184 imza var, partimizin şu kadar üyesi var, getirin
konserve, stoktaki imzaları, veriverelim'' diyerek, anayasa değişikliğinin
olamayacağını ifade ederek, ''Olur zannediyorsan, sen anayasayı anlamamışsın.
Anayasa değişikliğinin hangi şartlarda, nasıl gerçekleştirileceğinden senin
haberin yok demektir. Maalesef böyle bir tablo gözüktü'' görüşünü savundu.
Baykal, TBMM Başkanı'nın, değişikliğe tepki gösteren AK Partili
milletvekilinin de teklifte imzası bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Onun haberi yok, Meclis Başkanı 'haberim yok' diyor. Kimsenin haberi
olmadan, onlar adına bir anayasa değişikliği, birilerinin uygun görmesi üzerine
veriliyor. Bu ciddi bir zafiyet. Arkadaşlarımız tespit ettiler, uyarılarını
yaptılar, tuzak kurmadılar. İmzalarını geri çektiler, niye imza attın, niye
çekiyorsun? İzahı mümkün değil. Başbakan gene, tepeden konuşmaya devam ediyor,
'Muhalefetin hastalığı var da onun için çektik' Muhalefetin hastalığı yok Sayın
Başbakan, hasta olan sensin. AKP'nin, anayasa değişikliği konusundaki
yanlışlıkları, iyot gibi, bu imzayı geri çekerek ortaya çıkmıştır.
'Geri çekeceksin' dedim, geri çektiler. Geçen hafta 'ABD'ye gidecek'
dedim, şimdi Başbakan ABD'ye gidiyor. Ona itiraz ediyor, bize kızıyor, bağırıyor,
çağırıyor. Ama bir süre sonra tıpış tıpış CHP'nin söylediği noktaya geliyor. Son
hafta içinde bunun 2 örneğini yaşadık.''
Deniz Baykal, anayasa değişikliğinde 27 önerinin bulunduğunu, bunlardan
24'üyle ilgili bir tartışma, çekişme, sıkıntı olmadığını, Mecliste gerginlik
yaşanmayacağını, herkesin yanlışı düzeltmeye çalışacağını dile getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 3 maddeyi de bunların içine koyarak,
''27'sini birlikte ya kabul, ya red'' demesinin, doğru bir yaklaşım olmadığını,
hukuken geçerli sayılmayacağını savunan Baykal, ''Tartışmalı 3 madde var. O 3
madde öyle 3 madde ki, onlar gerçekleşirse, devlet düzenimizin kubbesi ortadan
kalkacaktır, çatısı, temel hesabı, statik dengesi bozulacaktır, sarsılacaktır.
Çünkü 3 kuvvetin içinde bağımsız kalabilmiş tek kuvvet var; yargı'' diye
konuştu.
Anayasa Mahkemesinin önemine işaret eden Baykal, bu düzenin kaldırılması
halinde, iktidarın freninin koparmış olunacağını kaydetti.
Baykal, dünyada her yerde yargının, ''dur'' diyebileceğini, İtalya'da,
Berlusconi'ye ''dur'' denildiğini belirterek, ''Türkiye'de bizimkiler diyor ki,
'Bana kimse dur demesin' Ya sen nesin Allah aşkına? Allah, peygambere dahil,
hesap verme görevini, sorumluluğunu yüklemiş, sen hesap vermeden, nasıl
çıkacaksın, sana fren olmadan bu devlet nasıl yönetilecek? Herkes fiilinin
hesabını verecek, birisi hatadan, günahtan, kusurdan münezzeh. Ne isterse, o
olacak?'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, anayasa değişikliğini televizyonda
tartışma önerisinde bulunduğunu anımsatan Baykal, bu önerinin, ''demokratik ve
dünyanın her yerinde uygulandığını'' belirtti.
Erdoğan'ın, ''Ben lisede münazara yapıyordum, zevkimi aldım'' dediğini
ifade eden Baykal, şunları kaydetti:
''Başbakan, senin zevkin için yapmıyoruz. Milletin bilgilenmesi için
yapıyoruz. Ne kaçıyorsun milletten? Benden ne kaçıyorsun? Kendine, güveniyorsan
çık. Millete güveniyorsan, 'Ben millete güveniyorum, ne söyleyecekmişsin, gel
milletin önünde söyle' deyiversene. Ben kendime güveniyorum ve sana diyorum ki,
çık milletin karşısına söyleyiver bir dinleyelim bakalım. Başbakan, tartışmadan
kaçıyor. 3 tehlikeli, sakıncalı maddeyi, öbürlerinin arkasına saklıyor. Saklanma
Başbakan, maddeleri de saklama, açık ol, şeffaf ol. 'Milletvekilleri Mecliste,
maddeleri tek tek oyladı. O nedenle ben size hap yaptım, millet olarak oylayın'
diyor. Bu hapın içinde tehlikeli, zehirli maddeler var. Buna karşı millet uyanık
olmalıdır. O hapı içerse, milletin tansiyonu yükselir, kalbi sıkıntıya girer, çok
ciddi tehlikeler var. Mecliste kabul ettiremiyor, millete kabul ettirecek. Bu
samimi, dürüst, kendine güvenen, halka saygılı bir yaklaşım değildir.
Anayasa Mahkemesi, yanlış yaptınız kararını verirse, bunun sorumlusu, bu
konuyu mahkemenin önüne kadar götüren yanlışları yapanlarda mı, bunun arkasındaki
Başbakan mı, yoksa 'bu hukuka aykırı' diye karar alacak olan hukukçularda
mıdır?''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, ''milletin önünde tarihi bir öneri yapmak''
istediğini söyleyen Baykal, anayasanın, Cumhurbaşkanına, anayasa
değişikliklerinin paket halinde oylanmasına yönelik bir düzenlemede, son oylamada
hepsi yeter sayıya ulaşmışsa da bazı maddeleri ayırarak halkoyuna sunma yetkisi
verdiğini anımsattı.
Baykal, şunları kaydetti:
''Gül, 27 madde içerisinden 3 maddeyi ayırarak, 'Mecliste 3'te 2 oyla
hallettiniz ama 3 maddeyi, milletin oyuna, referanduma sunmak zorundayım. Bu
büyük ve köklü bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin, Meclisteki bir oylamayla
sonuçlandırılması kabul edilemez, hukukçularıma incelettim, böyle bir yetkimin
olduğunu görüyorum. Bu yetkim doğrultusunda 3 maddeyi referanduma sunacağım...'
Eğer Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir açıklamayı, bu süreç içerisinde, Mecliste
oylamalara geçmeden önce yapacak olursa, sanıyorum hem bu konunun Türkiye'de bir
gerginlik ve kutuplaşma yaratmasının önüne geçmiş olur hem de
Cumhurbaşkanlığından, milletimizin beklemeye hakkı olan davranışı çok sorumlu bir
şekilde sergilemiş olur. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı, kamuoyumuzun önünde, son
oylamada hangi oyu alırsa alsın, 3 maddeyi ayırıp, referanduma sunacağını, buna
yetkisi olduğunu, bu uygulamanın daha önce yapıldığını, şimdi de kendisinin
yapacağını açıkça ilan ederse, Türkiye'deki bu gerginliği ortadan kaldırma
bakımından çok önemli, tarihi bir hizmet yapmış olur. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı
böyle bir açıklama yaparsa, biz de CHP olarak, bu anlayış doğrultusunda, bir
uzlaşma yaklaşımını, en iyi niyetle, sonuna kadar gerçekleştiririz. Bunu, bu
gergin ortamda, iyi niyetli, yapıcı bir öneri olarak Sayın Cumhurbaşkanı'nın
takdirine sunmak istiyorum.
Bunun yapılmaması halinde, Mecliste 27 maddenin 24 tanesinin, referanduma
gerek kalmadan, milleti yormadan, anayasal bir değişim gerçekleştirme şansı
ortadan kaldırılacaktır. Hatta belki, daha sonraki aşamalarda, tümünün
engellenmesi olasılığı da söz konusu olabilecektir hem referandumda hem anayasal
denetim aşamasında. Bunlar yanlış, eğer derdimiz, üzüm yemekse, 24 maddeyi
anayasa değişikliği yaparak hayata geçirmekse, size CHP olarak diyoruz ki getirin
o maddeleri, elbirliğiyle, referanduma hiç gerek kalmadan, birlikte
sonuçlandıralım. Bundan daha iyi niyetli bir öneri ne yapabiliriz?''
Değişiklik teklifindeki 3 maddenin anayasaya aykırı olduğunu, Anayasa
Mahkemesi başkanlığı yapanlar, yargıdaki yetkili kişilerin de dile getirdiğini
vurgulayan Baykal, ''Büyük bir ihtimalle döner, dönebilir. Bu tehlikeyi niye göze
alıyorsunuz?'' diye sordu.
''Dönmeyeceği görülen maddeleri gelin hep beraber çıkaralım'' çağrısında
bulunan Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
''Öbürlerini de referanduma sunalım. Ama sadece onları sunalım. Sayın
Cumhurbaşkanının yetkisi var. Sayın cumhurbaşkanı diyebilir ki bunlar 3'te 2 oyla
da geçse ben bunun üzerine yatmam. Millet bunun kararını almalıdır, demelidir. 3
maddeyi referanduma sunma kararını şimdiden ilan etmelidir. Bu, inanıyorum ki
Türkiye'ye çok ciddi bir rahatlama ve ferahlık getirir. Çok doğru bir karar
alınmış olur. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan ben umudumu kesmedim. Yaşadığımız bütün
sıkıntı ve olumsuzluklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmanın, bu
aşamada böyle bir davranış sergilemesine yeteceğine güveniyorum. Ve Sayın
Cumhurbaşkanı'ndan bunu ciddiyetle irdelemesini, değerlendirmesini ve bu konudaki
anlayışını kanun önüne gelmeden, Meclisteki oylamalar tamamlanmadan kamuoyunun
bilgisine sunmasını bekliyoruz. Tam bir saygı içinde Sayın Cumhurbaşkanı'na bu
öneriyi ifade ediyorum.''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Van'da
kendisine yönelik saldırının bir iktidar partisi tarafından ana muhalefet
partisine karşı uzun süreden beri ilk kez düzenlenen bir sokak hareketi
olduğunu'' öne sürdü. Baykal, ''Bu, tümüyle bir AKP organizasyonudur'' dedi.
Deniz Baykal, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın yargıya yönelik ''çıkar cüppeni siyasete gir'' sözlerini
eleştirdi. ''Bu nasıl söz'' diyen Baykal, yargının en başındaki insanların o
cüppeyi yıllarca yargı hizmeti vererek ve hak ederek kazandıklarını ifade etti.
Baykal, ''Bir saygı gerekmez mi bu insanlara? Onlara o cüppeyi çıkar
diyeceğine, önce o söz verdiğin dokunulmazlıklarla ilgili düzenlemeyi yap,
arkasına saklandığın o dokunulmazlık gömleğini bir çıkarıver. Sen istesen de
milletvekilliği dokunulmazlığı gömleğini üzerinden çıkaramazsın, çıkarsan da o
cüppeyi üzerine giyemezsin'' dedi.
Erdoğan'ın dokunulmazlık konusunda ''milleti kandırdığını, kaldırma sözü
verdiğini, ancak şimdi kaytardığını'' ileri süren Baykal, ''Sonra da çıkıp
'cüppeni çıkar' diyorsun. O niye çıkarsın cüppeyi? Ama senin o dokunulmazlık
gömleğini çıkarmak boynunun borcudur. Sen onu çıkaracaksın'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan'ın ''kimin cüppe giyeceğine de karar vermek istediğini''
savunarak, bunun ''Türkiye'ye özgü bir garabet'' olduğunu söyledi.
Deniz Baykal, Erdoğan'ın ''yargıya şekil vermeye çalıştığını, yargıyla
çok fazla meşgul olduğunu'' belirterek, ''Bu konuda ne kadar gayret edersen et,
sen o yargıç kürsüsünde olamazsın. Eğer o mahkemede olmak için çok ısrar edersen
günün birinde bulanacağın yer o yargıçlık kürsüsü olmayacaktır'' dedi.
Erdoğan'ın televizyonda tartışma önerisine itibar etmediğini de ifade
eden Baykal, kendisine bazı güvenceler vermek istediğini söyledi. Baykal, kabul
etmesi halinde Başbakan'ı rahatsız edecek konuları konuşmayacağını,
yolsuzluklardan söz etmeyeceğini, ''Anayasa değişikliğini Yüce Divan'a düşerse
yandaş hakim için yapıyor'' da demeyeceğini kaydederek, ''Sadece Anayasayı
konuşacağız. Gel konuşalım. Bu şekliyle de eğer tartışmaya girmezse artık takdiri
millete bırakıyorum. Daha ne söyleyeyim'' şeklinde konuştu.
Bir izleyicinin ''Deniz Feneri'nden de mi söz etmeyecek misiniz'' sözleri
üzerine Baykal, ''Tam onu garanti edemiyorum'' dedi.
Erdoğan'ın yardımları kendi amacı için kullanan yardım kuruluşları için
''yatacak yerleri yok'' dediğini anımsatan Baykal, ''Böylece Başbakan dolaylı da
olsa Deniz Feneri'nin bir yolsuzluk organizasyonu olduğunu itiraf etmiş oldu.
Kimisi o yardımlarla televizyon kurdu, o televizyon da sana destek verdi? Onların
yatacak yeri yok da, onu yapanları RTÜK'e başkan yapanların, onları Alman
adliyesinden korumak için her türlü hukuksuzluğu göze alanların yatacak yeri var
mı? Senin yatacak yerin var mı Sayın Başbakan'' diye konuştu.
Van'da kendisine yönelik saldırının ''organize'' olduğunu yineleyen
Baykal, ''Ortada bir tertip olduğu açık. Bu tertibi kim yaptı? Ciddi konu budur.
Tespitlerimiz açıkça bize bu saldırının Van'daki AKP'liler tarafından organize
edildiğini çok açık şekilde bir şekilde göstermiştir'' görüşünü dile getirdi.
Saldırıyı düzenleyenlerin fotoğraflarının ve kimliklerinin ellerinde
olduğunu, bunların bir basın toplantısıyla isim isim açıklanacağını bildiren
Baykal, bazı fotoğraflar gösterdi.
Fotoğraflarda ''AKP İl Başkan Yardımcısı, İl Gençlik Kolları Başkan
Yardımcısı, Merkez İlçe yönetim Kurulu Üyesi, İl Gençlik Kolları üyelerinin
bulunduğunu'' belirten Baykal, ''Nüfus kayıtları elde olan kişilerdir. AKP Genel
Başkan Yardımcısı ile akrabalıkları var'' dedi.
Baykal, şöyle devam etti:
''Hem katılanların kimlikleri, hem tepki gösterirken kullandıkları
sözler, fotoğraflar, filmler açıkça ifade ediyor ki bu tümüyle bir AKP
organizasyonudur. Yok açtırma kutuyu... Ne biliyorsan çık söyle. Bak sana
fotoğraflarla gösteriyorum. AKP bu işin içinde.
BDP ile ilgili bir haber ajansı 'Baykal konusunda talimat Çelik'ten,
organize Dinçer'den.' Dinçer dediği AKP'nin Van milletvekili. 'Dinçer,
göstericileri para dağıttı' diyor.
Durum bu kadar açık, net. Ne oldu bu konuda? Var mı bir takibat? Yok.
Çünkü, Van'da kendine göre bir hukuk var. Daha önce 100. Yıl Üniversitesi ile
ilgili ortaya çıkan manzara da gösteriyor ki, orada bir çete var. Bu çete ne
hukuk, ne yönetim, neyi siyaset, ne demokrasi dinliyor. Bildiğini yapıyor.''
Diyarbakır'da geçmişte organize olmayan tepkiyle karşılaştıklarını,
şikayetçi olmamalarına karşın Savcılığın dava açtığını ve bazı kişilerin mahkum
olduğunu belirten Baykal, ''Burada olay organize. İşin içinde kimlerin olduğu
belli. Van'daki ayağı belli, Ankara'daki ayağı belli. Bu gerçeği söylüyoruz,
Başbakan 'geçmiş olsun, gerekenler yapılacaktır' diyemiyor. Bize masal anlatıyor.
Ben masalı bilmem. Şu fotoğrafların gereğini yap'' dedi.
Van olayının ''bir iktidar partisi tarafından ana muhalefet partisine
karşı uzun bir süreden beri ilk kez düzenlenen bir sokak hareketi olduğunu'' öne
süren Baykal, ''Demokrasimizin çocukluk döneminde böyle şeyler olurdu. Uzun
süreden beri iktidar partisi bir ana muhalefet partisine böyle bir sokak
saldırısıyla tepki gösterme aczi, zavallılığı içine düşmemişti. Van'da bunu
gördük. Van'da ortaya çıkan kabadayılık değil, aczdır, zavallılıktır,
çaresizliktir'' diye konuştu.
Van halkına karşı hiçbir olumsuz duygu taşımadığını, olayın Van ile
hiçbir ilgisinin olmadığını belirten Baykal, ''3-5 çapulcu Van halkını hiçbir
şekilde temsil edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın ''Bunlar Sivas'ın doğusuna gidemez'' dediğini
anımsatan Baykal, o zaman da şimdi de gittiklerini söyledi. CHP Lideri, ''Gittik.
Yine de gideceğiz. Daha da sık gideceğiz. Ben Başbakan'ın yanlış dahi olsa bir
tespit yaptığını düşünüyordum. Meğer tespit yapmıyormuş, tehdit ediyormuş. Yani,
gidemiyorsunuz değil, giderseniz gösteririz ha diyormuş. Sayın Başbakan ne
göstereceksen göster. Eskiden bir gidiyorsak, bundan sonra 3 gideceğiz. Elinden
geleni arkana koyma'' diye konuştu.
Baykal, Muğla'da bir annenin dersane parası nedeniyle hapse düşmesi,
oğlunun bu nedenle intihar etmesine de değinerek, olayı ''facia'' olarak
nitelendirdi.
Yanlışlığın ''eğitim düzeninde'' olduğunu, devlet okullarının perişan
edildiğini belirten Baykal, bu nedenle 5 katrilyonluk bir dersane sektörünün
ortaya çıktığını söyledi.
Deniz Baykal, ''İlk seçimlerden sonra ortaya çıkacak CHP iktidarında,
anaları babaları cezaevine, çocukları suçluluk duygusu içinde intihar etme
noktasına sürüklenmekten, eğitimimizi de bu çapaçulluktan hep birlikte
çıkaracağız'' diyerek sözlerini tamamladı.(14:44)
