2008-11-18 - 14:00
DTP GRUP TOPLANTISI...
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, eylemlere katılan çocukların 23 yıl hapis istemiyle yargılandığını'' belirterek, ''Hükümet olarak gidin araştırın. Bu çocukların ailelerinden biri mutlaka cezaevindedir, bir yakını dağdadır'' dedi.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın ''ya sev ya terk et'' anlamına gelecek sözleri olduğunu söyledi.

Bazı aydın ve sanatçıların Türkiye'den kovulduğunu iddia eden Türk, Ahmet
Kaya, Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Sabahattin Ali'yi unutmadıklarını ve unutmayacaklarını ifade etti.
Dersim ayaklanmasının 70. yıl dönümü olduğunu anımsatan Türk, şöyle devam etti:
''Türkiye gerçekleriyle, tarihiyle yüzleşmek zorundadır. Yıllarca
insanlara çektirilen acılar, yapılan zulümler açığa çıkarılmalı, onlardan özür
dilenmeli ve bu acılar gereğine göre telafi edilmelidir. Arkadaşlarım, Cumhuriyet
döneminin acımasız olan bu bastırma harekatının detaylarını soran önergelerine,
hükümetten bir cevap alamıyorlar. Bu konular, Meclis;te tartıştırılmıyor. Çünkü
hala aynı zihniyet var. Aynı tekçi anlayış, kendisini çeşitli veçhelerle
sürdürmeye devam ediyor.''

-''MEYDANLARDA MAHKEMELER KURARAK...''-

''Eylemlere katılan çocukların 23 yıl hapis istemiyle yargılandığını''
belirten Türk, Yargıtayın, ''Örgütün çağrılarına göre yapılan her mitinge katılan
kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılması gerekir'' şeklinde karar aldığını
bildirdi.
Türk, ''Bu ne anlama geliyor? Demokratik gösteri ve protestolarda bulunan
insanlar, örgüt üyeliğinden yargılanıp cezalandırılacak. Bu gidişle, öyle
görünüyor ki meydanlarda mahkemeler kurarak milyonları yargılayacaklar. 12 Eylül
rejimini andıran bu yaklaşım sözüm ona darbeci çizgiye karşı mücadele ediyor
görünen AKP'nin, aslında bizzat kendisinin darbecilerden geriye kalır bir yanının
olmadığını ortaya koyması açısından anlamlıdır. AKP Türkiye'sinde, demokrasinin,
özgürlüklerin ne hale geldiğinin fotoğrafıdır bu'' diye konuştu.
Çocukların suçunun sadece taş atmak olduğunu ileri süren Türk, bunların
sokağa çıkma nedenlerinin araştırılmasını, buna yönelik çözüm politikaları
üretilmesi gerektiğini savundu.

-''O ÇOCUKLARIN BİR YAKINI DAĞDADIR''-

Hrant Dink cinayeti katil zanlısı Yasin Hayal'in bomba atmak suçundan 3,
çocukların ise 23 yılla yargılandığını anlatan Türk, şunları söyledi:
''Bu kadar çarpık bir adalet anlayışı olabilir mi? Bu nasıl bir
zihniyettir? Susurluk aydınlığa çıkartılıp, sorumluları yargılandı mı?
Şemdinli;nin failleri yargılanabildi mi? Bu mu adaletiniz Sayın Başbakan? Siz
halkı böyle mi kucaklayacaksınız? Ülkeyi topyekün bir cezaevine dönüştürerek mi
insanları kazanacaksınız? Çocuklara 23 yıl ceza isteyerek mi dağa çıkışları
önleyeceksiniz?
Hükümet olarak gidin araştırın. Bu çocukların ailelerinden biri mutlaka
cezaevindedir, bir yakını, akrabası öldürülmüştür. Bir yakını dağdadır. Bu
çocuklar tankların tüfeklerin ortasında namluların gölgesinde yaşıyor, büyüyor.
Bir gece babası evden alınıp götürülmüş ve bir daha haber alınamamıştır. Ya da
annesi, abisi gözleri önünde işkenceye maruz kalmıştır. Çocuklar bu koşullarda
yetişiyor, büyüyor.''

-''HALKIN KİMLİĞİ VE DİLİ, ONURUDUR''-

Bölgeye havaalanı ve yol yapılmasına değinen Türk, ''Bu halk, havaalanı
için mi sokaklara dökülüyor, yoksa kendi dili, kültürü, kimliği için mi? Bu ülke,
demokrasisi, özgürlükleri, çoğulculuğu garanti altına alındığı zaman havaalanları
uçuşa da geçer, kalkınma hamlesi de yapar, cazibe merkezi haline de gelir. Halkın
onuruyla oynamayın. Halkımız, kimliğini ve dilini onuru olarak görmektedir ve
onuru için mücadele etmektedir. Halkın bu mesajını doğru okuyun. Hiçbir güç bizi
halkımızdan ve onun onur mücadelesinden koparamayacaktır'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın DTP'li belediyelerin projelerinin engellenmediğine
ilişkin sözlerine değinen Türk, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Diyar A.Ş.
adıyla şirket kurmasına izin verilmediğini, katı atık entegre tesisi ile Dicle
Vadisi Projesinin yapılmasının engellendiğini ileri sürdü.
Türk, ''en temiz ve en ucuz suyun'' Diyarbakır'da vatandaşın hizmetine
sunulduğunu söyledi.
AK Parti'nin şu anda ittihatçı ve statükocu zihniyetle yekvücut olduğunu
iddia eden Türk, bu zihniyetin, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, alabildiğine
zengin bir kültürler bahçesi olan Türkiye'yi mahvettiğini, kuruttuğunu, çorak bir
araziye dönüştürdüğünü savundu.
Ahmet Türk, Türk-Sünni şablonuna uymayan ne kadar kültür ve kimlik varsa,
ne kadar düşünce ve fikir varsa hepsi yasaklarla, sürgünlerle, işkenceler ve
öldürmelerle yok edilmeye çalışıldığını öne sürdü.
Başbakan Erdoğan'ın bugün İsviçre'de Medeniyetler İttifakı Merkezinin
açılışını yaptığını belirten Türk, ''Gönül ister ki barışçıl, çoğulcu, demokratik
bir ülke olsak ve bu ittifakı dünyaya örnek olarak göstersek. Fakat,
farklılıkların düşmanı, tektipçi, merkeziyetçi, otoriter bir devlet ve hükümet
var karşımızda. Böyle bir medeniyet olur mu ki tam tersi olan İspanya
medeniyetiyle ittifak yapsın ve dünyaya örnek olsun. Başbakanın yaptığı tam bir
kara mizah örneğidir: Demezler mi sen önce bir kere kendi farklılıklarınla bir
arada kardeşçe yaşamasını öğren, adil ve özgür bir ülke ol, sonra gel, medeniyet
projeleri yapalım diye.''

-1915 OLAYLARI...-

Türk, toplantı öncesi gazetecilerin sorularına cevap verdi. Avrupa
Parlamentosu'nda DTP'li milletvekili ve DTP'li bir belediye başkanının katıldığı
toplantıda ''soykırım yapıldığına'' ilişkin görüşlerin dile getirildiğinin
anımsatılması üzerine Türk, ''Zaman zaman ben de kullandım bunu. Bunu bir fiziki
veya etnik bir soykırım olarak değil, sosyal, kültürel, siyasal alanda tek tip
insan yaratma mantığıyla hareket edildiğini ifade etmeye çalıştık'' diye
konuştu.
Türk, söz konusu toplantıda ''Atatürk'ün savaş suçlusu olarak
yargılanmasının gündeme getirildiğinin'' sorulması üzerine, ''Hayır. Öyle bir şey
yok. Mustafa Kemal Atatürk'ün, çağdaş dünyayla bütünleşmeyi esas alan bir mantığa
sahip olduğunu ifade ettik. Bugün olaylara böyle bakılabilse diye düşünüyoruz'' dedi.