2008-01-15 - 16:51
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasına yönelik tartışmaları değerlendirdi.
CHP Grup Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Merkez
Bankasının İstanbul'a taşınmasına yönelik tartışmaları değerlendirdi.
Konunun büyük önem taşıdığını ifade eden Baykal, Merkez Bankasının, 1930'dan beri Ankara'da görev yapan temel bir kuruluş olduğunu, bu süre içinde bankanın yerinden kaynaklanan şikayet olmadığını savundu.
Deniz Baykal, Merkez Bankasının değişik dönemlerde başarılı şekilde kendisinden beklenen hizmeti sağladığını belirtti.
Gelinen noktada bankanın niteliğinin değişme gösterdiğini savunan Baykal, Merkez Bankasının özel bankalarla ilgili sorumluluğunun büyük ölçüde elinden alındığını, bankacılarla ilgili denetleme işlevinin BDDK'ya verildiğini iddia etti. Baykal, ''O nedenle özel bankalarla daha yakın ve doğrudan ilişki içinde bulunması gerektiği iddiası anlamını
kaybetmiştir'' dedi.
CHP GRUP BAŞKANI BAYKAL: ''PARA BASMA, ULUSAL EGEMENLİK KONUSUDUR''
Merkez Bankasının kamuyla ilişkisinin aynı önemini sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Baykal, ''Para basma yetkisi, ulusal egemenlik konusudur ve Merkez Bankası bunu kullanıyor. Egemenlik kullanan bir kuruluşumuz. Bu anlamda, Başkent'te bulunması çok doğaldır'' diye
konuştu.
Baykal, iletişim teknolojilerinin olağanüstü geliştiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık 'orada, burada' falan tartışmalarının bir anlamı yoktur. Var olan yerleşimin bir problem yarattığını iddia etmek için haklı bir gerekçe yoktur. 1930-2008...78 yıldan beri bu böyle gidiyor kardeşim. Ne zaman bir sıkıntı oldu? Nereden bu ihtiyaç çıkıyor? Bir rahatsızlık mı
var? Kaldı ki Merkez Bankasının, Başkentten alınması hem Başkentin kimliğine zarar verecektir hem Ankara gerçeğine zarar verecektir. İstanbul'a da bir şey kazandırmayacaktır. 'İstanbul'a da bir şey kazandırmayacaktır' derken, 'hiçbir İstanbulluya bir şey kazandırmayacaktır' demiyorum. İstanbul'a bir şey kazandırmayacaktır.''
İstanbul'un zaten Türkiye'nin gözbebeği olduğunu belirten CHP lideri Baykal, ''Sen bir yandan, 'İstanbul'a vize koyacağım, kimseyi sokmayacağım' diyorsun, bir yandan da alıyorsun Ankara'dan binlerce insanı İstanbul'a taşıyorsun'' dedi.
Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasının, bankanın özerkliğini zedeleyeceğini savunan Baykal, üst yönetimi dahil banka çalışanlarının da taşınmaya karşı olduklarını belirtti. Baykal, ''Bunun kararını kim alıyor? Birisi alıyor. 'Bakacağız, inceleyeceğiz mi?' diyor. Hayır. 'Biz
kararı aldık, yerini bile aldık' diyor. Ah o yer yok mu? Her işin altında o yer yatıyor'' dedi.
Deniz Baykal, Merkez Bankasını İstanbul'a taşımanın maliyetinin 100 milyon dolardan aşağı olmayacağını ifade ederek, ''Bu dayatmacı kararın, bu tek taraflı, Başbakanın kendi iç dünyasında şekillendirdiği kararın, Türkiye ekonomisine maliyeti 100 milyon doların üzerinde. İyi mi? Ne kazanacak Türkiye? 100 milyon dolar harcayacak yer mi bulamıyorsunuz Sayın Başbakan? 100 milyon doları, bu iş için mi harcamak zorundasınız. Türkiye'de 100 milyon dolar harcanacak iş mi yok, alan mı yok?'' diye konuştu.
CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''RAHATSIZ EDEN BİR TARAFI YOK MU?''
Ekonomiye yönelik eleştirilerde de bulunan CHP Genel Başkanı Baykal, devletin ve vatandaşın borçlanarak sıkıntılarını aştığını savundu.
Türkiye'nin, dünyanın en yüksek borç faizini ödeyen ülkesi olduğunu ileri süren Baykal, borçlarına karşılık devletin de vatandaşın da yüksek faiz ödediğini söyledi.
Deniz Baykal, ''Faiz, hani haramdı? Dinimizin en önemli, en yararlı, en uyarıcı olması gereken noktalarından dört nala ters istikamette gitmekte hiçbir sakınca görmüyorsunuz. Bunun sizi rahatsız eden bir tarafı yok mu? Türkiye ekonomisini faize batırdınız'' diye konuştu.
Doğalgazda yaşanan sorunun, Hükümetin enerji politikalarındaki yanlışlığını ortaya koyduğunu savunan Baykal, AK Parti'nin, kamunun enerji sektörüne yatırım yapmasını engellediğini iddia etti.
"İKTİDARIN SOSYAL GÜVENLİĞE GÖZÜNÜ DİKMİŞ OLMASI NİYE BÜYÜK TEPKİ YARATIYOR?"
Türkiye'nin içinde bulunduğu güncel sorunlardan söz ederken, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına değinen Baykal, bu düzenlemenin çalışanları daha da sıkıntılı bir geleceğe götüreceğini ve kazanılmış hakların ortadan kaldırılacağını söyledi. Çalışanların bu tasarıya karşı tepkilerini ortaya koymaya başladığını kaydeden Baykal,
KESK, DİSK, TMMOB'un da aralarında bulunduğu sivil toplum örgütlerinin İstanbul'dan Ankara'ya bir yürüyüş gerçekleştireceğine dikkati çekerek, bu eylem kararının bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını, yeni düzenlemenin kazanılmış hakları törpüleyeceğini, emekliliğin olağanüstü güçleşeceğini, emekli aylığı bağlama oranlarının düşürüleceğini anlattı.
Türk-İş'in ise diğer sivil toplum örgütlerinin izlediği yöntem yerine il temsilcileri aracılığıyla AK Parti il başkanlıklarına şikayetlerini ilettiğini hatırlatan Baykal, ''Yöntemleridir, takdirleridir. Ortada bir sıkıntı var ve bu sıkıntıyla ilgili olarak öyle anlaşılıyor ki iktidar
partisinin il yönetimlerini muhatap alma noktasına gelmişlerdir'' diye konuştu.
Baykal, partisinin bu düzenlemeye karşı, toplumsal tepki sergileyecek çalışanlarla dayanışma içinde olacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunun arkasında ekonomik sıkıntı yatıyor. İktidarın sosyal güvenliğe gözünü dikmiş olması niye büyük tepki yaratıyor? Çünkü herkesin çok ciddi ekonomik sıkıntıları, sorunları var. Ekonomi öyle balayı döneminde, pembe tablolarla tasvir edilebilir olmaktan kesinlikle çıkmıştır. İnsanlar çok ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalmaya başlamışlardır. 'Enflasyon kontrol altına alındı' deniliyor ama bu çok ciddi tepki çekmeye başlıyor. Bunun böyle olmadığı hem bilimsel incelemelerle hem sokağın yaşanan gerçeğiyle net bir şekilde ortaya çıkmıştır.''
"TOPLUMSAL TEPKİ BİRİKİYOR"
Türkiye'de ücretlilerinin ezici çoğunluğunun asgari ücret aldığını kaydeden Baykal, enflasyon oranını yüzde 8.5 olarak açıklayan devletin resmi kurumu TÜİK'in kiralardaki yıllık artış oranını yüzde 20 olarak açıkladığına dikkati çekti. Elektrik, ısınma ve ulaşımda da aynı şekilde artış gerçekleştiğini belirten Baykal, TÜİK'in rakamlarına göre asgari ücretin yüzde 16'sının bir kişinin ulaşımına, yüzde 20'sinin kiraya, yüzde 10'unun ise ısınmaya harcandığını söyledi.
Öngörülen enflasyon oranının ise yüzde 4 düzeyinde bulunduğunu, ücret artışlarının da bu rakama göre belirleneceğini ifade eden Baykal, ''Bu bir aldatmaca... Buna karşı çok ciddi bir toplumsal tepki haklı olarak birikiyor. Bu meseleler artık avutulabilir olmaktan çıkmıştır''dedi.
Baykal, TÜİK'in rakamlarına göre bir ailenin harcamaları ve bu harcamalardaki yıllık değişim not edilmiş olsa ''(yüzde 8.5 enflasyon var) sözünün milyonlarca insan için kocaman bir yalandan ibaret olduğunun ortaya çıkacağını'' söyledi.
''HER KİM, TÜRKİYE'DEKİ SORUNA, BAŞÖRTÜSÜ SORUNU DİYORSA, O BİR ŞEYİ
GİZLEMEK İÇİN SÖYLÜYOR''
CHP Grup Başkanı Deniz Baykal, partisinin Grup Toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Madrid'te başörtüsüyle ilgili açıklamalarını da değerlendirdi.
Bu konuları konuşmaktan hoşlanmadığını ancak Başbakan Erdoğan'ın, bunları gündeme taşıdığını belirten Baykal, Türkiye'deki sorunun adının doğru konulması gerektiğini bildirdi.
Kimsenin kimseyi aldatmaya, yanıltmaya kalkmaması gerektiğine işaret eden Baykal, Türkiye'deki sorunun, başörtüsü sorunu olmadığını dile getirdi.
''Her kim, Türkiye'deki soruna, başörtüsü sorunu diyorsa, o bir şeyi gizlemek için söylüyor'' diyen Baykal, üniversitede, Türkiye'de, hiçbir yerde başörtüsü sorunu bulunmadığını savundu.
Baykal, Türkiye'de herkesin, kılık-kıyafetini istediği gibi düzenlediğini belirterek, başörtüsünü, ''Yaşam, tarih ve kültürün içinden çıkan geleneksel giyinme biçimi'' olarak değerlendirdi. Baykal, bununla ilgili geçmişte ve bugün bir sorun olmadığını, gelecekte de
yaşanmayacağını ifade etti.
Baykal; kadınların doğal, geleneksel, tarihi ve Türkiye'ye özgü kılık kıyafetiyle hiç kimsenin sorunu olmadığını bildirdi.
'ALLAH TÜRKİYE'Yİ KORUSUN''
Türkiye'de demokrasinin yozlaştırıldığını savunan Baykal, demokrasinin, karnı açların değil tokların, namerde muhtaçların değil sırtı peklerin, boynu eğiklerin değil başı diklerin rejimi olduğunu söyledi.
Ölçüsüz paranın, demokrasiyi kokuşturacağını, bozacağını, yozlaştıracağını ifade eden Baykal, devletin parasını harcayarak, siyaset yapmanın demokrasiyi desteklemeyeceğini, demokrasiye götürmeyeceğini kaydetti. Baykal, paranın ölçüsüz şekilde siyasete girmesi halinde, demokrasinin yozlaşmaya başlayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:
''Eğer inanç siyasete müdahale ediyorsa, eğer siyaset özgür seçme yapmanın, tartışmanın parçası olmaktan çıkıp, dini inançları dayatmanın bir yöntemi haline dönüşmüşse, demokrasi yozlaşmış demektir. Cumhurbaşkanını, bilgisi, yurtseverliğiyle seçeceksiniz, 'Bu Müslüman
cumhurbaşkanı olsun' diye seçmeyeceksiniz. Eğer o ölçülerle seçim yapmaya başlamışsanız, bunun sonu gelmez.
Siyaseti, dini simgelerin, dini dayatmaların baskı alanı haline dönüştürerek siz belki bir yere varabilirsiniz ama varacağınız yere, hiçbir ülkede demokrasi, laik, cumhuriyet demezler. Varacağın yerle de iftihar etme imkanın olmaz. Oraya siz mi varırsınız, yoksa sizi aşan başkaları mı varır? Bu yol iyi yol değildir. Başbakan'ın kafası karışıktır, Türkiye'yi çok tehlikeli istikametlere sürükleyecek, çok temel kavram kargaşaları içindedir. Allah Türkiye'yi korusun."
Bankasının İstanbul'a taşınmasına yönelik tartışmaları değerlendirdi.
Konunun büyük önem taşıdığını ifade eden Baykal, Merkez Bankasının, 1930'dan beri Ankara'da görev yapan temel bir kuruluş olduğunu, bu süre içinde bankanın yerinden kaynaklanan şikayet olmadığını savundu.
Deniz Baykal, Merkez Bankasının değişik dönemlerde başarılı şekilde kendisinden beklenen hizmeti sağladığını belirtti.
Gelinen noktada bankanın niteliğinin değişme gösterdiğini savunan Baykal, Merkez Bankasının özel bankalarla ilgili sorumluluğunun büyük ölçüde elinden alındığını, bankacılarla ilgili denetleme işlevinin BDDK'ya verildiğini iddia etti. Baykal, ''O nedenle özel bankalarla daha yakın ve doğrudan ilişki içinde bulunması gerektiği iddiası anlamını
kaybetmiştir'' dedi.
CHP GRUP BAŞKANI BAYKAL: ''PARA BASMA, ULUSAL EGEMENLİK KONUSUDUR''
Merkez Bankasının kamuyla ilişkisinin aynı önemini sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Baykal, ''Para basma yetkisi, ulusal egemenlik konusudur ve Merkez Bankası bunu kullanıyor. Egemenlik kullanan bir kuruluşumuz. Bu anlamda, Başkent'te bulunması çok doğaldır'' diye
konuştu.
Baykal, iletişim teknolojilerinin olağanüstü geliştiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık 'orada, burada' falan tartışmalarının bir anlamı yoktur. Var olan yerleşimin bir problem yarattığını iddia etmek için haklı bir gerekçe yoktur. 1930-2008...78 yıldan beri bu böyle gidiyor kardeşim. Ne zaman bir sıkıntı oldu? Nereden bu ihtiyaç çıkıyor? Bir rahatsızlık mı
var? Kaldı ki Merkez Bankasının, Başkentten alınması hem Başkentin kimliğine zarar verecektir hem Ankara gerçeğine zarar verecektir. İstanbul'a da bir şey kazandırmayacaktır. 'İstanbul'a da bir şey kazandırmayacaktır' derken, 'hiçbir İstanbulluya bir şey kazandırmayacaktır' demiyorum. İstanbul'a bir şey kazandırmayacaktır.''
İstanbul'un zaten Türkiye'nin gözbebeği olduğunu belirten CHP lideri Baykal, ''Sen bir yandan, 'İstanbul'a vize koyacağım, kimseyi sokmayacağım' diyorsun, bir yandan da alıyorsun Ankara'dan binlerce insanı İstanbul'a taşıyorsun'' dedi.
Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasının, bankanın özerkliğini zedeleyeceğini savunan Baykal, üst yönetimi dahil banka çalışanlarının da taşınmaya karşı olduklarını belirtti. Baykal, ''Bunun kararını kim alıyor? Birisi alıyor. 'Bakacağız, inceleyeceğiz mi?' diyor. Hayır. 'Biz
kararı aldık, yerini bile aldık' diyor. Ah o yer yok mu? Her işin altında o yer yatıyor'' dedi.
Deniz Baykal, Merkez Bankasını İstanbul'a taşımanın maliyetinin 100 milyon dolardan aşağı olmayacağını ifade ederek, ''Bu dayatmacı kararın, bu tek taraflı, Başbakanın kendi iç dünyasında şekillendirdiği kararın, Türkiye ekonomisine maliyeti 100 milyon doların üzerinde. İyi mi? Ne kazanacak Türkiye? 100 milyon dolar harcayacak yer mi bulamıyorsunuz Sayın Başbakan? 100 milyon doları, bu iş için mi harcamak zorundasınız. Türkiye'de 100 milyon dolar harcanacak iş mi yok, alan mı yok?'' diye konuştu.
CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''RAHATSIZ EDEN BİR TARAFI YOK MU?''
Ekonomiye yönelik eleştirilerde de bulunan CHP Genel Başkanı Baykal, devletin ve vatandaşın borçlanarak sıkıntılarını aştığını savundu.
Türkiye'nin, dünyanın en yüksek borç faizini ödeyen ülkesi olduğunu ileri süren Baykal, borçlarına karşılık devletin de vatandaşın da yüksek faiz ödediğini söyledi.
Deniz Baykal, ''Faiz, hani haramdı? Dinimizin en önemli, en yararlı, en uyarıcı olması gereken noktalarından dört nala ters istikamette gitmekte hiçbir sakınca görmüyorsunuz. Bunun sizi rahatsız eden bir tarafı yok mu? Türkiye ekonomisini faize batırdınız'' diye konuştu.
Doğalgazda yaşanan sorunun, Hükümetin enerji politikalarındaki yanlışlığını ortaya koyduğunu savunan Baykal, AK Parti'nin, kamunun enerji sektörüne yatırım yapmasını engellediğini iddia etti.
"İKTİDARIN SOSYAL GÜVENLİĞE GÖZÜNÜ DİKMİŞ OLMASI NİYE BÜYÜK TEPKİ YARATIYOR?"
Türkiye'nin içinde bulunduğu güncel sorunlardan söz ederken, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına değinen Baykal, bu düzenlemenin çalışanları daha da sıkıntılı bir geleceğe götüreceğini ve kazanılmış hakların ortadan kaldırılacağını söyledi. Çalışanların bu tasarıya karşı tepkilerini ortaya koymaya başladığını kaydeden Baykal,
KESK, DİSK, TMMOB'un da aralarında bulunduğu sivil toplum örgütlerinin İstanbul'dan Ankara'ya bir yürüyüş gerçekleştireceğine dikkati çekerek, bu eylem kararının bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını, yeni düzenlemenin kazanılmış hakları törpüleyeceğini, emekliliğin olağanüstü güçleşeceğini, emekli aylığı bağlama oranlarının düşürüleceğini anlattı.
Türk-İş'in ise diğer sivil toplum örgütlerinin izlediği yöntem yerine il temsilcileri aracılığıyla AK Parti il başkanlıklarına şikayetlerini ilettiğini hatırlatan Baykal, ''Yöntemleridir, takdirleridir. Ortada bir sıkıntı var ve bu sıkıntıyla ilgili olarak öyle anlaşılıyor ki iktidar
partisinin il yönetimlerini muhatap alma noktasına gelmişlerdir'' diye konuştu.
Baykal, partisinin bu düzenlemeye karşı, toplumsal tepki sergileyecek çalışanlarla dayanışma içinde olacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunun arkasında ekonomik sıkıntı yatıyor. İktidarın sosyal güvenliğe gözünü dikmiş olması niye büyük tepki yaratıyor? Çünkü herkesin çok ciddi ekonomik sıkıntıları, sorunları var. Ekonomi öyle balayı döneminde, pembe tablolarla tasvir edilebilir olmaktan kesinlikle çıkmıştır. İnsanlar çok ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalmaya başlamışlardır. 'Enflasyon kontrol altına alındı' deniliyor ama bu çok ciddi tepki çekmeye başlıyor. Bunun böyle olmadığı hem bilimsel incelemelerle hem sokağın yaşanan gerçeğiyle net bir şekilde ortaya çıkmıştır.''
"TOPLUMSAL TEPKİ BİRİKİYOR"
Türkiye'de ücretlilerinin ezici çoğunluğunun asgari ücret aldığını kaydeden Baykal, enflasyon oranını yüzde 8.5 olarak açıklayan devletin resmi kurumu TÜİK'in kiralardaki yıllık artış oranını yüzde 20 olarak açıkladığına dikkati çekti. Elektrik, ısınma ve ulaşımda da aynı şekilde artış gerçekleştiğini belirten Baykal, TÜİK'in rakamlarına göre asgari ücretin yüzde 16'sının bir kişinin ulaşımına, yüzde 20'sinin kiraya, yüzde 10'unun ise ısınmaya harcandığını söyledi.
Öngörülen enflasyon oranının ise yüzde 4 düzeyinde bulunduğunu, ücret artışlarının da bu rakama göre belirleneceğini ifade eden Baykal, ''Bu bir aldatmaca... Buna karşı çok ciddi bir toplumsal tepki haklı olarak birikiyor. Bu meseleler artık avutulabilir olmaktan çıkmıştır''dedi.
Baykal, TÜİK'in rakamlarına göre bir ailenin harcamaları ve bu harcamalardaki yıllık değişim not edilmiş olsa ''(yüzde 8.5 enflasyon var) sözünün milyonlarca insan için kocaman bir yalandan ibaret olduğunun ortaya çıkacağını'' söyledi.
''HER KİM, TÜRKİYE'DEKİ SORUNA, BAŞÖRTÜSÜ SORUNU DİYORSA, O BİR ŞEYİ
GİZLEMEK İÇİN SÖYLÜYOR''
CHP Grup Başkanı Deniz Baykal, partisinin Grup Toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Madrid'te başörtüsüyle ilgili açıklamalarını da değerlendirdi.
Bu konuları konuşmaktan hoşlanmadığını ancak Başbakan Erdoğan'ın, bunları gündeme taşıdığını belirten Baykal, Türkiye'deki sorunun adının doğru konulması gerektiğini bildirdi.
Kimsenin kimseyi aldatmaya, yanıltmaya kalkmaması gerektiğine işaret eden Baykal, Türkiye'deki sorunun, başörtüsü sorunu olmadığını dile getirdi.
''Her kim, Türkiye'deki soruna, başörtüsü sorunu diyorsa, o bir şeyi gizlemek için söylüyor'' diyen Baykal, üniversitede, Türkiye'de, hiçbir yerde başörtüsü sorunu bulunmadığını savundu.
Baykal, Türkiye'de herkesin, kılık-kıyafetini istediği gibi düzenlediğini belirterek, başörtüsünü, ''Yaşam, tarih ve kültürün içinden çıkan geleneksel giyinme biçimi'' olarak değerlendirdi. Baykal, bununla ilgili geçmişte ve bugün bir sorun olmadığını, gelecekte de
yaşanmayacağını ifade etti.
Baykal; kadınların doğal, geleneksel, tarihi ve Türkiye'ye özgü kılık kıyafetiyle hiç kimsenin sorunu olmadığını bildirdi.
'ALLAH TÜRKİYE'Yİ KORUSUN''
Türkiye'de demokrasinin yozlaştırıldığını savunan Baykal, demokrasinin, karnı açların değil tokların, namerde muhtaçların değil sırtı peklerin, boynu eğiklerin değil başı diklerin rejimi olduğunu söyledi.
Ölçüsüz paranın, demokrasiyi kokuşturacağını, bozacağını, yozlaştıracağını ifade eden Baykal, devletin parasını harcayarak, siyaset yapmanın demokrasiyi desteklemeyeceğini, demokrasiye götürmeyeceğini kaydetti. Baykal, paranın ölçüsüz şekilde siyasete girmesi halinde, demokrasinin yozlaşmaya başlayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:
''Eğer inanç siyasete müdahale ediyorsa, eğer siyaset özgür seçme yapmanın, tartışmanın parçası olmaktan çıkıp, dini inançları dayatmanın bir yöntemi haline dönüşmüşse, demokrasi yozlaşmış demektir. Cumhurbaşkanını, bilgisi, yurtseverliğiyle seçeceksiniz, 'Bu Müslüman
cumhurbaşkanı olsun' diye seçmeyeceksiniz. Eğer o ölçülerle seçim yapmaya başlamışsanız, bunun sonu gelmez.
Siyaseti, dini simgelerin, dini dayatmaların baskı alanı haline dönüştürerek siz belki bir yere varabilirsiniz ama varacağınız yere, hiçbir ülkede demokrasi, laik, cumhuriyet demezler. Varacağın yerle de iftihar etme imkanın olmaz. Oraya siz mi varırsınız, yoksa sizi aşan başkaları mı varır? Bu yol iyi yol değildir. Başbakan'ın kafası karışıktır, Türkiye'yi çok tehlikeli istikametlere sürükleyecek, çok temel kavram kargaşaları içindedir. Allah Türkiye'yi korusun."
