2007-11-21 - 18:00
TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU TOPLANTISI...
TBMM Tören Salonunda devam eden, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 58.Toplantısının, ''Türkiye ve AB'de Siyasi Durum'' başlıklı oturumda, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Yakış, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, AB Komisyonunun Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Pierini, AB Dönem Başkanı Portekiz'in Ankara Büyükelçisi Lameiras, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Lagendijk'in konuşmalarının ardından, MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan ile CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen söz aldı.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu
Eşbaşkanı Yaşar Yakış, Türkiye'de gerçekleştirilen reformların; Türk
halkının demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında en yüksek
standartlara ulaşma isteğinin bir göstergesi olduğunu belirterek, ''Söz
konusu reformlara kararlı bir şekilde devam edilecektir'' dedi.
Yakış, TBMM'deki Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 58. Toplantısının
açılışında yaptığı konuşmada, günümüzün siyasi birliğini oluşturma
yolunda önemli sınavlar geçiren ve tarihi adımlar atan tarafın sadece AB
olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin de zorlu aşamalardan geçtiğini
belirtti.
Uluslararası alanda önemli bir aktör olarak, AB'nin kendi küresel
kimliğini tam olarak belirlemesi ve bunun bilincine varması gerektiğini
ifade eden Yakış, Lizbon Anlaşması üzerinde uzlaşmanın sağlanmasıyla
AB'nin bir sonraki genişleme için gerekli imkanlara kavuşmuş olacağını
söyledi. Yakış, Avrupa Parlamentosunun anlaşmaya önemli katkılarda
bulunduğuna işaret ederek, bu anlaşma onaylandığında ortak karar alma
mekanizması kapsamının genişletilmesi suretiyle AB'nin de çok daha
önemli bir rol oynamaya başlayacağını belirtti.
Yaşar Yakış, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye'yi yakından izleyen siyasetçiler olarak, geçen zaman zarfında
ülkemizde gerçekleşen çarpıcı değişime tanık oldunuz. Parlamentonun da
desteğiyle hükümetimiz tarafından gerçekleştirilen iddialı reformlar
sonucunda Türkiye bugün AB ile müzakerelere başlamış bir ülkedir.
Meclisimiz bu bağlamda tam destek sağlamayı sürdürmeye kararlıdır.
Türkiye'de gerçekleştirilen reformlar, Türk halkının demokrasi ve
hukukun üstünlüğü alanlarında en yüksek standartlara ulaşma isteğinin
bir göstergesidir. Söz konusu reformlara kararlı bir şekilde devam
edilecektir. Bütün kurumlarımız bu sürece bağlılıklarını
korumaktadırlar. Güçlü bir demokrasiye sahip olan Türkiye, sadece yakın
çevresinde değil çok daha uzak coğrafyalarda da ilgi odağı haline
gelmiştir. AB üyelik sürecimiz, birçok kesim tarafından yakından
izlenmektedir.''
Yakış, son genel seçimler ve cumhurbaşkanı seçiminin demokratik
geleneğin Türkiye'de nasıl kök saldığının bir kanıtı olduğunu söyledi.
Yakış, Avrupa Parlamentosunun 24 Ekim 2007 tarihinde kabul edilen
''AB-Türkiye İlişkileri'' başlıklı tavsiye kararında AB Komisyonunun 6
Kasım 2007 tarihinde yayınlanan 2007 İlerleme Raporunda ve Genişleme
Strateji Belgesinde, söz konusu olumlu gelişmenin öneminin altının
çizilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Bazı çevrelerin Türkiye'nin tam üyelik sürecini yokuşa sürmeye
çalıştığının farkında olduklarını ifade eden Yakış, ''AB'deki
ortaklarımızın Türkiye'nin stratejik, siyasi, ekonomik ve kültürel
olarak yadsınamayacak önemini takdir ettiğini de biliyoruz'' dedi.
Yakış, küreselleşme çağında Türkiye'nin üyeliğinin siyasi ve ekonomik
olarak AB'nin profilini yükselteceğini ve komşu bölgelere evrensel değer
ve standartların yayılmasına katkı sağlayacağını, daha da önemlisi
kültürel ve inançlar açısından doğu ile batı arasında bölünmeye geçit
vermeyeceğini vurguladı.
Her iki tarafın da bu tarihi misyonu başarılı bir şekilde sonuçlandırmak
için özel bir fırsata sahip olduğunu kaydeden Yakış, ''Bütün dünyaya
Avrupa'nın belirli kültürel değerler temelinde içine kapalı bir kulüp
değil, tam tersine ortak bir hoşgörü vizyonu ve küreselleşme ile baş
edebilecek ortak değerler ve ideallere sahip canlı ve güçlü bir birlik
olacağını gösterebiliriz'' dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu
Eşbaşkanı Joost Lagendijk, ''DTP'nin kapatılması, çözüme katkı sağlamaz,
DTP'nin parlamentoda olması bir fırsattır. DTP'nin de daha net bir
şekilde terör örgütü PKK ile arasına mesafe koyması lazım'' dedi.
Lagendijk, TBMM'deki Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 58.
Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ile AB'nin, kendilerini ve
belli başlı bazı meselelere ilişkin düşüncelerini daha iyi anlatmaları
gerektiğini belirterek, ''Bazı konuları neden tekrar tekrar dile
getirdiğimizi, size anlatabilmemiz lazım'' diye konuştu.
Türkiye'nin seçimler dolayısıyla zor bir yıl geçirdiğini ifade eden
Lagendijk, bu zor şartlarda reformların da aynı hızda sürmesinin zor
olduğunu, bunu anlayışla karşıladıklarını bildirdi.
Lagendijk, seçimlerden sonra, arkasında geniş halk desteğiyle iktidara
gelen bir hükümetin bulunduğuna işaret ederek, artık reformların devam
ettirilmemesinin mazeretinin kalmadığı söyledi.
Reformlara aynı hızda devam edilmesinin önemine işaret eden Lagendijk,
özellikle iki konunun önem taşıdığını, bunlardan birinin TCK'nın 301.
maddesi, diğerinin ise DTP'nin kapatılması davası olduğunu kaydetti.
Lagendijk, 301. maddeyle ilgili meselenin, Avrupa'nın Türkiye'ye belli
bir kararı empoze etme örneği olmadığını savunarak, Türkiye'de de bu
maddenin değiştirilmesi yönünde talep olduğunu, Türk halkının ve
Meclisin büyük kısmında da bu yönde bir istek bulunduğunu dile getirdi.
1915 olayları ve Kıbrıs sorunu gibi konuların, Türkiye'nin tek başına
çözebileceği konular olmadığına, bu konulara AB'nin de destek
verebileceğine işaret eden Lagendijk, ancak 301. maddede değişiklik
yapılmasına ilişkin hususun, Türkiye'nin kendi başına yapabileceği bir
şey olduğunu ifade etti.
Lagendijk, 301. maddenin sembolik öneminin de bulunduğunu savunarak, bu
maddenin yürürlükte kalmaya devam etmesinin, Türkiye'nin Avrupa'daki
dostlarının işini zorlaştırırken, düşmanlarının ise elini
güçlendirdiğini söyledi.
DTP'nin kapatılması davası hakkında da öncelikle bir yanlış anlamaya
meydan vermemek için, Avrupa Parlamentosunun PKK terörünü lanetlediğini
vurgulayan Lagendijk, Türkiye'nin teröre karşı tedbirler almasını ve
Türk hükümetinin vatandaşlarını koruma hakkının olmasını anlayışla
karşıladıklarını bildirdi. Lagendijk, bu konuda diplomatik ve siyasi
çözüm çabalarının devam etmesi ve bu çabaların çok büyük bir askeri
harekata dönüşmemesi gerektiğini dile getirdi.
Lagendijk, siyasi partilerin kapatılmasının, terörün çözümünün bir yolu
olamayacağı görüşünü dile getirerek, ''siyasi sisteme güvenin işe
yaramadığını'' savunan terör örgütü PKK'nın da zaten bunu istediğini
söyledi.
Türkler ile Kürtler arasında bir sorun bulunmadığını, aralarında siyasi
çözüm isteyenlerin de istemeyenlerin de bulunduğunu belirten Lagendijk,
DTP'nin kapatılması davasına ilişkin mahkeme kararını beklemek
gerektiğini, ancak gerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gerekse
Hükümet yetkililerinin, bu partinin kapatılmasına karşı görüş ifade
etmelerinden memnuniyet duyduklarını bildirdi.
Lagendijk, ''DTP'nin kapatılması çözüme katkı sağlamaz. DTP'nin
parlamentoda olması bir fırsattır'' dedi.
DTP'nin daha net bir şekilde terör örgütü PKK ile arasına mesafe koyması
gerektiğini ifade eden Lagendijk, böyle bir DTP'nin, gelecekte çok
faydalı olabileceğini, bu partinin kapatılmasına bu şartlarla karşı
olduklarını kaydetti.
AB Dönem Başkanı Portekiz'in Ankara
Büyükelçisi Jose Manuel de Carvalho Lameiras, Türkiye ile müzakerelerin
ilerlemesinin, Türkiye'nin reform sürecinde yaptığı çalışmalar ve
katettiği ilerlemeye bağlı olacağını söyledi.
Büyükelçi Lameiras, TBMM'deki Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 58.
Toplantısında AB Konseyi adına yaptığı konuşmada, seçimlerden sonra
oluşan yeni parlamentonun, daha geniş bir kapsamlı bir halk temsilini
mümkün kıldığını, yılın başlarındaki anayasal krizin ardından düzenlenen
seçimlerin, Türk halkının ilerleme ve istikrar arzusunu gösterdiğini
belirtti.
AB Konseyinin, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince
karşıladığı yönünde görüş bildirdiğini, ancak 2007'de sınırlı bir
ilerleme olduğunu belirten Lameiras, bu durumun, daha yapacak çok iş
bulunduğunu gösterdiğini ifade etti. Lameiras, Türk
hükümetinin taahhütlerini yerine getirerek, reform sürecini sürdürmesini
arzu ettiklerini, AB'nin de bu çabaları destekleyeceğini kaydetti.
İfade özgürlüğü konusuna verdikleri önemi dile getiren Lameiras, 301.
maddeden dolayı davalık olan birçok vaka bulunmasından üzüntü duyduğunu
ifade ederek, Türkiye'deki ceza yasası hükmünün de Avrupa standartlarına
uyarlanması gerektiğini söyledi.
Türkiye'deki dini azınlıkların, Avrupa standartlarındaki özgürlüğe
kavuşabilmelerinin önemini de dile getiren Lameiras, işkence ve kötü
muameleye karşı verilen mücadelenin de çok önemli olduğunu, bu konudaki
şikayetler azalsa da hala bazı nezarethanelerde örneklerinin
görülebildiğini öne sürerek, bu eylemleri yapanların cezasız
bırakılmaması gerektiğini kaydetti.
Lameiras, Güneydoğu'da şiddet eylemlerinin artmasından duyduğu üzüntüyü
de dile getirerek, bu konuda Türk halkına desteklerinin tam olduğunu
belirtti. Bu bölgenin sosyal ve kültürel gelişimini sağlamanın çok
önemli olduğunu ifade eden Lameiras, köylerinden edilenlerin köylerine
geri dönmelerinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Türkçe dışındaki dillerde eğitim, adli reformlar, yolsuzlukla mücadele,
kadın hakları, çocuk hakları ve sendikal haklar gibi meselelerin de
reform süreci içinde ele alınması gerektiğini belirten Lameiras,
konuşmasında, komşuluk ilişkilerinin de önemine değindi.
Lameiras, piyasa ekonomisine sahip Türkiye'nin, yapısal zafiyetlerini
giderecek reformlara yöneldiğini, bu yapısal reformların hızlandırılması
gerektiğini de belirterek, gümrük birliği konusunda Türkiye'nin yerine
getirmediği taahhütlerini yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Portekiz Büyükelçisi Lameiras, Türkiye'nin, ticaret ve ulaşım
konularında, Kıbrıs meselesi de dahil olmak üzere AB ile tüm
engellerinin ortadan kaldırılması gerektiğine işaret etti.

-PİERİNİ: ''YARININ TÜRKİYESİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ''-

Lameiras'ın ardından söz alan AB Komisyonunun Türkiye Delegasyonu
Başkanı Büyükelçi Marc Pierini de konuşmasında, cumhurbaşkanlığı seçimi
sırasında yaşanan anayasal krize işaret ederek, bu sorunun demokratik
şekilde halledilmesinin, Türk demokrasisinin olgunluğunu gösterdiğini
belirtti.
AB Komisyonunun PKK terörüne açıkça karşı olduğunu vurgulayan Pierini,
Türkiye'nin de kendini savunma hakkını teyit ettiklerini ifade etti. Pierini,
Güneydoğu'daki halkın çoğulcu siyasi temsilinin önemli olduğunu,
bölgenin ekonomik gelişimi ve Kürtlerin kültürel haklarına önem
verilmesi gerektiğini söyledi.
AB Komisyonunun Türkiye ile müzakere sürecine bağlı kaldığını ifade eden
Pierini, bu sürecin, Türkiye'deki reformların hızına bağlı olduğunu
kaydetti.
''Yarının Türkiyesi üzerinde çalışmaktayız'' diyen Pierini, AB'ye üye
bir ülkedeki bir kişinin ettiği bir lafın sürece çok büyük zarar
verebildiğini, ancak müzakere sürecine, bu tür ifadelere bakmaksızın
bağlı kalmak istediklerini vurguladı. Pierini, AB içinde
Türkiye'yi ''problem'' olarak görenler bulunduğuna işaret ederek,
Türkiye'nin, sorunun değil çözümün bir parçası olduğunu kaydetti.
Konuşmasında, Türkiye'deki ekonomik büyümeye de işaret eden Pierini,
AB'nin yüzde 1-2 oranında büyüme sağlarken, Türkiye'de bu oranın
yüzde7-8'lere çıktığına dikkati çekti. Pierini,
''Yarının Türkiyesi, AB'de çok önemli bir aktör olacak'' ifadesini
kullandı.

-OOMEN-RUİJTEN: ''TÜRKİYE, VERDİĞİ SÖZLERİ YERİNE GETİRMELİ''-

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten de Türkiye'nin
AB sürecinde verdiği sözleri yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Oomen-Ruijten, Türkiye-AB sürecinde özellikle hukukun üstünlüğü ve
özgürlükler konularının öne çıktığını ifade ederek, özgürlüklerin
garanti altına alınması gerektiğini, bu bağlamda 301. maddeyle ilgili
meselenin de önem taşıdığını belirtti.
Türkiye'nin bölgede çok önemli bir role sahip olduğunu kaydeden
Oomen-Ruijten, Kıbrıs, Ermeni meselesi gibi birtakım engellerin,
Türkiye'nin bu rolüne uymadığını savundu. Oomen-Ruijten, sorunlara çözüm
getirirken, sadece geçmişe değil, geleceğe de bakılması, gelecekteki
şansların da kullanılması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'deki anayasa çalışmaları sürerken, reform sürecinin de devam
etmesi gerektiğinin de altını çizen Oomen-Ruijten, ''iyi bir partner''
olarak nitelediği Türkiye ile AB arasında enerji işbirliğinin de
güçlendirmenin önem taşıdığını vurguladı.
Oomen-Ruijten, ''birinci sınıf demokratik bir toplum için nüfusun iç
sosyal uyumunun çok önemli olduğunu'' da kaydetti. Türkiye Raportörü
Oomen-Ruijten, Türkiye'nin ''birinci sınıf demokratik bir toplum olması
sürecinin, sadece halkının değil, her bir Avrupa vatandaşının da
faydasına olacağını'' sözlerine ekledi.

TBMM'deki Türkiye-AB Karma Parlamento
Komisyonu 58. Toplantısında, Avrupa Parlamentosu milletvekilleri,
özellikle 301. madde üzerinde ısrarla durdular.
AB kaynaklarından alınan bilgiye göre, basına kapalı yapılan
''soru-cevap'' bölümünde, Bakan Babacan'a özellikle 301. madde, kadın
hakları, Kıbrıs ve DTP'nin kapatılmasıyla ilgili sorular soruldu.
Babacan, ''301. maddeyi ne zaman değiştireceksiniz? Bu değişikliğin
içeriği ne olacak?'' sorusu üzerine, Türkiye'nin 301. maddeyi değiştirme
niyeti olduğunu söyledi, ancak bu konuda AB'den baskı gelmesini
eleştirerek, ''Sizden ne kadar çok baskı gelirse, değiştirmemiz de o
kadar zorlaşır'' ifadesini kullandı.
AP Üyesi Rum Milletvekili Marios Matsakis, Babacan'a, ''Kıbrıs'tan ne
zaman asker çekeceksiniz?'' diye sordu. Babacan da ''Eğer Annan Planı
kabul edilmiş olsaydı, Adada askersizleştirme süreci de başlayacaktı''
karşılığını verdi.
AB kaynakları, Babacan'a, DTP'nin kapatılması davasına ilişkin de soru
sorulduğunu, ancak Bakanın vakti olmadığı için soru-cevap bölümünü sona
erdirerek bu soruya yanıt veremediğini belirttiler.

-BAKAN BABACAN'IN, 301. MADDEYLE İLGİLİ SÖZLERİ-

Toplantının, ''Türkiye'de ve AB'de Siyasi Durum'' başlıklı oturumunda
konuşan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten,
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın, soruları yanıtlarken,
''TCK'nın 301. maddesi konusundaki olası bir değişikliği zamana yayma ve
daha uzun bir sürece dahil etme gibi bir anlam çıkardığını'' ifade etti.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Yaşar Yakış da Babacan'ın
bunu demek istemediğini ifade ederek, 301. maddenin, ''Türkiye AB'ye üye
olsa da olmasa da değiştirilmesi gereken bir şey olduğu'' yolunda Türk
kamuoyunda çok geniş bir kanı bulunduğunu belirtti.
Bu konuda AB'den, Türkiye nezdinde yapılan girişimlerden daha güçlü bir
baskının Türkiye'deki bütün kamuoyundan geldiğini anlatan Yakış,
maddenin değiştirilmesini istemeyenler de bulunduğuna işaret ederek,
''Hükümetin, bu iki görüş arasında dengeyi bulacağını düşünüyorum''
dedi.
Aynı konuyla ilgili söz alan Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi
Volkan Bozkır da Babacan'ın, konuşmasında ''Hükümetin 301. maddeyi
değiştirme niyeti olduğunu, Parlamentoda büyük ihtimalle, bütçe
çalışmalarından sonra bu konunun görüşüleceğini, kararı da Parlamentonun
vereceğini'' söylediğini anlattı. Bozkır, Bakan
Babacan'ın, ''Biz bunu değiştirmek istiyoruz, çünkü Türk halkı böyle
istiyor. Bunu kendimiz için yapacağız'' dediğini belirtti.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu
58.Toplantısı, ''Türkiye ve AB'de Siyasi Durum'' başlıklı oturumla devam
ederken, söz alan MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan, AB'nin PKK'yı
terör örgütü olarak görmesinin yetmediğini belirterek, PKK'yı
destekleyen kuruluşların, televizyon kanallarının Avrupa'da serbestçe
faaliyet göstermesini eleştirdi.
Aktan, uzun süredir bu toplantılara katıldığını anlatarak, Avrupa
Parlamentosu milletvekillerinin tutumunda bir değişiklik olmadığını,
ancak Türk yetkililerin eskiden daha realist olduklarını savunarak,
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın açılış konuşmasını da
''aşırı iyimser'' bulduğunu söyledi.
Türkiye'de, AB konusunda büyük bir soğukluğun olduğunu ifade eden Aktan,
AB tarafında çok daha etkili bir siyasi iradenin bulunması gerektiğini
bildirdi.
MHP'li Aktan, TCK'nın 301. maddesiyle ilgili taleplerin iki nedenden
sunulduğunu; bunların birincisinin, ''1915 Olayları''nın kamuoyunda
rahatça tartışılmasını ve terör örgütü PKK'nın istediği Türkiye'nin
bölünmesini rahatça tartışmak olduğunu ifade etti.
Gündüz Aktan, bazı AB ülkelerinin parlamentolarında, ''1915 Olayları''nı
inkar etmenin suç olarak kabul edildiğine dikkati çekti.
MHP'li Aktan, DTP'nin kapatılması davasına ilişkin olarak da kişisel
olarak parti kapatılmasına karşı olduğunu, ancak DTP'nin kapatılması ya
da açık tutulmasının terör örgütü PKK sorununa bir katkıda
bulunmayacağını söyledi.

-''...İLETİŞİM PROBLEMİ VAR''-

Oturumda söz alan CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen de Türkiye ile AB
arasında iletişim probleminin olduğunu savunarak, AB'nin, raporlarını
yazarken muhalefetin görüşlerini almamakla eleştirdi.
Öymen, AB'nin, raporlarında pek çok görüşünü dile getirdiğini, ancak bu
raporlarda Türk tarafının da görüşlerine yer vermesi gerektiğini
vurguladı.
AB'nin daha önce hiçbir aday ülkeyle müzakerelerde bazı fasılları
dondurmadığını, bu durumun ilk kez Türkiye ile müzakerelerde yaşandığını
belirten Öymen, Türkiye ile aynı tarihte müzakerelere başlayan
Hırvatistan'ın, şimdi müzakere sürecinde, Türkiye'den daha ileride
olduğunu kaydetti. Öymen, bu durumu ayrımcılık olarak tanımlayarak,
bunun nedenini bilmeleri gerektiğini kaydetti.
Onur Öymen, Türkiye'nin, insan hakları ve azınlıklar konularında hiçbir
Avrupa ülkesinden bir adım bile geride kalmasını kabul etmediklerini de
söyledi.
TCK'nın 301. maddesiyle ilgili konuya da değinen Öymen, bu maddenin
değişmesi durumunda bile sorunun çözülmeyeceği görüşünü dile getirdi.
Basındaki tekelleşmeye de dikkati çeken Onur Öymen, 301. maddeden
yargılanan her bir kişinin de kendileri için rahatsızlık verici olduğunu
belirtti.

-''TUTANAKLARDA ÖZET OLARAK YER ALIYOR...''-

CHP'li Öymen, konuşmasında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Irak'ın
kuzeyine yönelik açılımlarına, AP milletvekillerinin bugünkü
konuşmalarında hiç yer verilmemesini de eleştirdi.
DTP'nin kapatılması davasına ilişkin olarak da Öymen, ''Avrupa
ülkelerinde siyasi partilerin kapatılamayacağına dair hüküm var mı?''
sorusunu sorarak, AB yetkililerinin, ''Avrupa ülkelerinde parti
kapatılır da Türkiye'de kapatılmaz?'' anlamına gelecek söylemlerde
bulunmasına tepki gösterdi.
Bu arada Öymen, CHP İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve CHP
İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, tutanaklarda, konuşmalarının çok
ufak bir özetinin yer aldığını ve konuşmaların özünün kaybolduğunu dile
getirerek, bu konuda daha dikkatli olunmasını istedi.
Bu arada söz alan AP'deki Rum milletvekili Marios Matsakis de
tutanaklarda daha rahatça yer verilebilmeleri için konuşmaların daha
kısa olabileceği önerisinde bulundu.