2011-10-06 - 16:08
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, hükümetin Trakya'ya hayal edilemeyecek yatırımlar yaptığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı.
AK Parti Edirne Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu'nun, Ergene Nehri ve havzasıyla ilgili gündemdışı konuşmasına yanıt veren Eroğlu, Ergene Nehri'nin büyük bir kısmının belediyelerin atık su arıtma tesislerin yapmadıklarından kaynaklandığını belirtti.
Bazı sanayi tesislerinin de yeterli derecede arıtma yapmadığını belirten Eroğlu, Trakya bölgesinde belediyelerin sorumlu olduğu katı atık bertaraf tesislerinin de şimdiye kadar yapılamadığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisinden Ergene Nehri'ne el atmasını istediğini aktaran Eroğlu, 15 paketten oluşan büyük bir Ergene Havza Koruma Eylem Planı hazırladıklarını, bunun maliyetinin 1,5-2 milyar dolar civarında olduğunu bildirdi.
Eroğlu, bu çerçevede dere yataklarını ıslahının yapılacağını, atıksu arıtımında yüzde 50'ye kadar elektrik teşviki verileceğini, kirleticiliği yüksek sanayilere izin verilmeyeceğini, Ergene Havzası'nda erozyonla mücadele edileceğini, ıslah organize sanayi bölgeleri kurulacağını, Katı Atık İşleme Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisleri kurulacağını, tarımsal kaynaklı kirlilik kontrol edileceğini, Atıksu Arıtma Tesislerinin kuracaklarını anlattı.
Ergene ve Meriç nehirlerindeki su kalitesini makam odasından görebilir hale geleceğini ifade eden Eroğlu, ''Hükümetimiz Trakya'ya hakikaten çok büyük yatırımlar yapıyor, hayal edilemeyecek yatırımlar. Edirne'ye 2003-2011 yılları arasında bakanlığımız tarafından 1 milyar TL'den fazla yatırımı yapıldı'' dedi.
Bu yatırımlar neticesinde 111 bin dekar alanın modern sulamaya açıldığını belirten Eroğlu, ''Ergene Nehri'nde üç yıl içerisinde kirlilik parametrelerinde gözle görülür bir iyileşme olacaktır. İnşallah hep birlikte Ergene'yi kurtaracağız, kurtarmak zorundayız'' diye konuştu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olduğunu belirterek, ''Oysa HES enerjisi temiz, yenilenebilir ve yerli bir enerji'' dedi.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, TBMM Genel Kurulunda yaptığı gündemdışı konuşmada, önceki dönemde yer alan Bolu milletvekillerinin yeteri kadar ilin sorunlarını dile getirmediğini ileri sürdü. Özcan, Bolu'nun bundan sonra sahipsiz olmadığını ifade etti.
''Bolu'nun, AK Parti iktidarları tarafından sürekli kandırıldığını'' öne süren Özcan, ''Verilen hiçbir söz tutulmadı. Hani Bolu sanayi şehri olacaktı? Hani Bolu turizm şehri olacaktı? Bolu ne sanayi ne turizm şehri. Teşviklerinden faydalandı ama Bolu'da mesela liman ve liman hizmetleri teşvik ediliyor. Bolu'da deniz mi var? Bolu ile ilgili çılgın projeniz bu mu? Durum o kadar da kötü değil ama mesela icra dosyalarında, boşanma oranlarında ileriye gittik'' diye konuştu.
MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk de gündem dışı konuşmasında, Tortum'a bağlı Bağbaşı beldesinde HES projesinden ötürü bir takım olaylar yaşandığını söyledi. Bağbaşı'na gittiklerini belirten Öztürk, orada vatandaşın kendisine bir dilekçe verdiğini anlattı. Öztürk, dilekçede, ''vatandaşların, HES projesine ilişkin yasal bilgilendirme hakkının kullandırılmadığını'' iddia ettiklerini aktardı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, gündem dışı konuşmaya hükümet adına yanıt verdi.
''Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı'' olduğunu vurgulayan Eroğlu, 2003 yılına kadar su potansiyelinin istenilen seviyede kullanılamadığını ifade etti.
Şu anda bin 600 civarında HES için talepte bulunulduğunu belirten Eroğlu, HES'lerden üretilecek enerjinin hem arzının güvenli olacağını hem de enerji çeşitliliğinin sağlanacağını anlattı.
''Enerjide dışa bağımlı olursanız ülkeler siyasi sebeplerle vanalar kapattığında sanayi çöker'' diyen Eroğlu, şöyle devam etti:
''Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimini geliştirmek gereklidir. Bunları 'keyif olsun' diye yapmıyoruz. Baraj ve HES'lerin yapılması bir mecburiyetten kaynaklanmaktadır, çünkü Türkiye yarı kurak iklime sahiptir. Suya en çok ihtiyaç duyulan yaz aylarında yağış olmuyor. Mutlak suretle suları biriktirmeliyiz. Bugün tüm şehirlerde, ilçelerde, köylerde musluklardan su akıyorsa bunu tamamen bu yapılan gölet ve barajlara borçluyuz. HES enerjisi, temiz, yenilenebilir ve yerli bir enerji.
Santrallere karşı çıkanlar lütfen ABD'ye, Rusya'ya, Japonya'ya baksınlar. Rusya bugün doğalgazı bize satıyor, kendi elektriğini hidroelektrik santrallerden üretiyor. Japonya bile su potansiyelinin yüzde 78'ini kullanıyor. En temiz enerji kaynaklarından biri. Tabiat açısından olumlu faydalar sağlanıyor. HES'lerin kuruldukları bölgelerde istihdam sağlanıyor.''
Eroğlu, HES projelerini gerçekleştiren firmaların bulundukları bölgeye sağlık ocağı, okul gibi sosyal projelerle katkı sunduğunu belirterek, ''Bugün evlerde yanan 3 veya 4 ampulden biri HES'lerden sağlanan enerjiyle ışık yayıyor'' dedi.
Veysel Eroğlu, HES'lerle ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının çok yanlış bilgiler verdiğini ifade ederek, ''(HES'lerden çıkan sular bitkileri zehirleyecek), 'dere tamamen kuruyacak', 'yerleşime müsaade etmeyecekler' türünden tahrik eden yalan yanlış beyanatlar... Temiz enerjiye ilişkin bir kitapçık hazırladık. Talep eden vekillere göndermeye hazırız'' şeklinde konuştu.
Su potansiyelinin kullanılamaması durumunda, ''Su akar, Türk bakar'' denileceğini savunan Eroğlu, ''HES alanlarında bir tane ağaç kesiliyorsa yerine 5 tane dikiyoruz. Çevreyi düzenliyoruz'' dedi.
Erzurum'un Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı beldesinde yapılması planlanan HES'e yönelik halkın tepkisini de değerlendiren Eroğlu, konuya ilişkin aktarılan bilgilerin yanlış olduğunu söyledi.
HES çalışmasına ilişkin şikayet kendisine iletilince Erzurum'a gittiğini ve yöre halkıyla bir araya geldiğini anlatan Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''DSİ Konferans Salonunda tüm tarafları topladım. 'Kadim su haklarımız ne olacak?', 'Tabii hayatın devamı için gerekli su miktarını taahhüt ediyor musunuz?' diye sordular. Ben de 'arzu ediyorsanız DSİ olarak biz size bir taahhütname verelim' dedim ve el sıkıştık. Onlar da memnun ayrıldılar. Taahhütname burada. Bağbaşı'na verdiğimiz taahütname de burada. Dadaşları seviyorum ama yanlış bilgilendiriliyorlar. Belki vatandaşları çok daha iyi bilgilendirmemiz gerekirdi, bu bizim eksikliğimiz, kabul ediyorum. Bizzat yerinde inceliyorum bu çalışmaları ve özel bir takım projeler yapıyoruz.''
Milletvekillerine seslenen Eroğlu, öneriye açık ve herkesi dinlemeye hazır olduğunu söyledi.
Eroğlu, HES uygulamasının çevrede asla tahribat yaratmayacağını, doğal hayatın devamı için gerekli olan can suyunun verilip verilmediğinin izleneceğini anlattı.
AK Parti Hükümeti döneminde Erzurum'a yapılan hizmetleri anlatmak için zamanın yetersiz kalacağını belirten Eroğlu, ''Daha önce Erzurum unutulmuş bir şehirdi. Erzurum'a 70 yılda yapılandan daha fazlasını yaptık'' dedi.
Eroğlu'nun bu sözlerine bazı muhalefet milletvekilleri, ''Sanki sizden başka hiç kimse bir şey yapmadı bu ülkede'' diye tepki gösterdi. Eroğlu da bu sözlere, ''Erzurumlu yaptıklarımızı takdir ediyor. Öyle ki 10 kişiden 9'u AK Parti'ye oy veriyor. Tüm dadaşları seviyorum'' şeklinde yanıt verdi.
Eroğlu'nun konuşmasının ardından yerinden söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, bir an önce Cumhurbaşkanı seçilmesine ilişkin kanunun çıkarılması gerektiğini belirterek, ''Aksi halde Sayın Gül, önümüzdeki Ekim'de burada konuşamaz'' dedi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da ''Ergene, muhafazakar sağ iktidarların kiridir. Bu kirin bir an önce temizlenmesi gerekir'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık ise Bakan Eroğlu'nun, kendilerinden önceki yönetimleri yok sayan anlayışını kınadığını söyledi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''İnsanımızın sağlığı, geleceği üzerinde hiç bir uygulama olamaz, yapılmasına da müsaade etmeyiz. Ancak eğer biz iletişimde gelişmiş ülkelerle at başı gideceksek baz istasyonlarına ihtiyacımız var'' dedi.
Yıldırım, Genel Kurulda sözlü soru önergelerini yanıtladı.
Baz istasyonlarının sağlığa zararlı olup olmadığına ilişkin toplumda uzun süreden beri tartışmanın devam ettiğini ifade eden Yıldırım, Türkiye'de baz istasyonlarının uluslararası standartlara göre işletildiğini söyledi.
Yargıtay'ın, tek tek şikayetler üzerine baz istasyonlarının zararlı olduğuna ilişkin ve bunun aksi yönünde aldığı kararlar bulunduğunu anımsatan Yıldırım, ''Mesela, İngiltere'de elektrik alan şiddeti 46 volt/metreye kadar müsaade edilmektedir. Bu oran ABD'de 47, Japonya'da 41, Türkiye'de ise müsaade edilen değer 10 volt/metredir. Biz uluslararası sınırların dörtte birine müsaade ediyoruz'' diye konuştu.
Bu konuda herhangi bir tereddüte mahal olmadığını belirten Yıldırım, ''İnsanımızın sağlığı, geleceği üzerinde hiç bir uygulama olamaz, yapılmasına da müsaade etmeyiz. Ancak biz iletişimde gelişmiş ülkelerle at başı gideceksek bu teçhizata ihtiyacımız var. Önemli olan bunun yasal sınırlarını, teknik icaplarını yerine getirerek toplumun sağlığını da dikkate alarak yürütmektir. Bu konuda endişeye mahal yoktur. Olay kontrolümüz altındadır'' diye konuştu.
Bölünmüş yolların 2003'de 6101 km'den bugün 21 bin 122 kilometreye çıktığını, son 9 yılda yaklaşık 2,5 kat arttığını ifade eden Yıldırım, harcanan paranın 40,2 milyar lira olduğunu bildirdi. Yıldırım, şunları söyledi:
''Bölünmüş yolların şüphesiz kazaların azalmasına etkisi vardır. 100 milyon taşıt kilometre başına düşen kazalardaki ölüm sayısı AB ülkelerinde 3 iken, bizde 2002'de 5,72, 2009 yılında 4,41'dir. 2010 yılında 3,79 seviyesine gerilemiştir. Bu konuda daha yapacağımız iş olduğunu bu oranlardan da görüyoruz. Bölünmüş yollar hayat kurtarıyor. Kazalar daha ziyade sürücü kusurundan, aşırı hızdan meydana geliyor.
Bu yollarda en büyük iki kazançtan biri zaman, biri yakıt tasarrufudur. Yaklaşık olarak bölünmüş yollarda bugüne kadar yakıttan ve zamandan tasarrufun parasal değeri yıllık 8 milyar liradır. Bölünmüş yollara 40 milyar lira harcandığı düşünülürse 5 yıl gibi bir sürede bu parayı amorti ettiği anlaşılacaktır. Bu da bölünmüş yolların faydasını bir kez ortaya koymaktadır.
Bölünmüş yollar dolayısıyla trafik akışında meydana gelen seri ulaşım imkanıyla havaya salınan yanmış gazlarda da 2,2 milyon ton bir azalma sağlanmıştır. Bu da çevrenin korunması açısından önemli bir kazanımdır.''
2003'den bu yana 5580 kilometre de tek platformlu yol yapıldığını, bunun için de 4,6 milyar harcama gerçekleştirildiğini bildiren Yıldırım, bazı milletvekillerinin bölgelerindeki yol çalışmalarıyla ilgili sorularını da yanıtladı.
Yıldırım, bir başka soru üzerine, araç muayenesinin eskiden Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından evrak üzerinden yapıldığını hatırlatarak, ''Bu sistem bitti. Muayene artık Türkiye'nin her tarafında sabit, gezici 200'den fazla modern araç muayene istasyonlarında titiz bir şekilde yapılıyor. Sistem çok sağlıklı işliyor. Gerçek anlamda muayene yapılıyor. Kağıt üzerinde kaşe basılarak muayene sistemi sona erdi'' dedi.
Araçların ağırlık denetlemesine ilişkin yetkinin, 2007 yılında Ulaştırma Bakanlığına verildiğini anımsatan Yıldırım, 2011 yılının 9 ayında 6,5 milyon araç denetlendiğini belirtti. Yıldırım, yetkinin alındığı 2007'den itibaren ise bu rakamın yaklaşık 18 milyona ulaştığını ifade etti. İlgili sektörün temsilcilerinin ilk zamanlarda uygulamalara itiraz ettiğini, araya milletvekili koyduklarını anlatan Yıldırım, şimdi bu insanların kendilerinin kantar istediklerini söyledi.
Yıldırım'ın soruları yanıtlamasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, alınan karar gereği 11 Ekim Salı saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
(16.08)
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı.
AK Parti Edirne Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu'nun, Ergene Nehri ve havzasıyla ilgili gündemdışı konuşmasına yanıt veren Eroğlu, Ergene Nehri'nin büyük bir kısmının belediyelerin atık su arıtma tesislerin yapmadıklarından kaynaklandığını belirtti.
Bazı sanayi tesislerinin de yeterli derecede arıtma yapmadığını belirten Eroğlu, Trakya bölgesinde belediyelerin sorumlu olduğu katı atık bertaraf tesislerinin de şimdiye kadar yapılamadığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisinden Ergene Nehri'ne el atmasını istediğini aktaran Eroğlu, 15 paketten oluşan büyük bir Ergene Havza Koruma Eylem Planı hazırladıklarını, bunun maliyetinin 1,5-2 milyar dolar civarında olduğunu bildirdi.
Eroğlu, bu çerçevede dere yataklarını ıslahının yapılacağını, atıksu arıtımında yüzde 50'ye kadar elektrik teşviki verileceğini, kirleticiliği yüksek sanayilere izin verilmeyeceğini, Ergene Havzası'nda erozyonla mücadele edileceğini, ıslah organize sanayi bölgeleri kurulacağını, Katı Atık İşleme Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisleri kurulacağını, tarımsal kaynaklı kirlilik kontrol edileceğini, Atıksu Arıtma Tesislerinin kuracaklarını anlattı.
Ergene ve Meriç nehirlerindeki su kalitesini makam odasından görebilir hale geleceğini ifade eden Eroğlu, ''Hükümetimiz Trakya'ya hakikaten çok büyük yatırımlar yapıyor, hayal edilemeyecek yatırımlar. Edirne'ye 2003-2011 yılları arasında bakanlığımız tarafından 1 milyar TL'den fazla yatırımı yapıldı'' dedi.
Bu yatırımlar neticesinde 111 bin dekar alanın modern sulamaya açıldığını belirten Eroğlu, ''Ergene Nehri'nde üç yıl içerisinde kirlilik parametrelerinde gözle görülür bir iyileşme olacaktır. İnşallah hep birlikte Ergene'yi kurtaracağız, kurtarmak zorundayız'' diye konuştu.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olduğunu belirterek, ''Oysa HES enerjisi temiz, yenilenebilir ve yerli bir enerji'' dedi.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, TBMM Genel Kurulunda yaptığı gündemdışı konuşmada, önceki dönemde yer alan Bolu milletvekillerinin yeteri kadar ilin sorunlarını dile getirmediğini ileri sürdü. Özcan, Bolu'nun bundan sonra sahipsiz olmadığını ifade etti.
''Bolu'nun, AK Parti iktidarları tarafından sürekli kandırıldığını'' öne süren Özcan, ''Verilen hiçbir söz tutulmadı. Hani Bolu sanayi şehri olacaktı? Hani Bolu turizm şehri olacaktı? Bolu ne sanayi ne turizm şehri. Teşviklerinden faydalandı ama Bolu'da mesela liman ve liman hizmetleri teşvik ediliyor. Bolu'da deniz mi var? Bolu ile ilgili çılgın projeniz bu mu? Durum o kadar da kötü değil ama mesela icra dosyalarında, boşanma oranlarında ileriye gittik'' diye konuştu.
MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk de gündem dışı konuşmasında, Tortum'a bağlı Bağbaşı beldesinde HES projesinden ötürü bir takım olaylar yaşandığını söyledi. Bağbaşı'na gittiklerini belirten Öztürk, orada vatandaşın kendisine bir dilekçe verdiğini anlattı. Öztürk, dilekçede, ''vatandaşların, HES projesine ilişkin yasal bilgilendirme hakkının kullandırılmadığını'' iddia ettiklerini aktardı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, gündem dışı konuşmaya hükümet adına yanıt verdi.
''Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı'' olduğunu vurgulayan Eroğlu, 2003 yılına kadar su potansiyelinin istenilen seviyede kullanılamadığını ifade etti.
Şu anda bin 600 civarında HES için talepte bulunulduğunu belirten Eroğlu, HES'lerden üretilecek enerjinin hem arzının güvenli olacağını hem de enerji çeşitliliğinin sağlanacağını anlattı.
''Enerjide dışa bağımlı olursanız ülkeler siyasi sebeplerle vanalar kapattığında sanayi çöker'' diyen Eroğlu, şöyle devam etti:
''Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimini geliştirmek gereklidir. Bunları 'keyif olsun' diye yapmıyoruz. Baraj ve HES'lerin yapılması bir mecburiyetten kaynaklanmaktadır, çünkü Türkiye yarı kurak iklime sahiptir. Suya en çok ihtiyaç duyulan yaz aylarında yağış olmuyor. Mutlak suretle suları biriktirmeliyiz. Bugün tüm şehirlerde, ilçelerde, köylerde musluklardan su akıyorsa bunu tamamen bu yapılan gölet ve barajlara borçluyuz. HES enerjisi, temiz, yenilenebilir ve yerli bir enerji.
Santrallere karşı çıkanlar lütfen ABD'ye, Rusya'ya, Japonya'ya baksınlar. Rusya bugün doğalgazı bize satıyor, kendi elektriğini hidroelektrik santrallerden üretiyor. Japonya bile su potansiyelinin yüzde 78'ini kullanıyor. En temiz enerji kaynaklarından biri. Tabiat açısından olumlu faydalar sağlanıyor. HES'lerin kuruldukları bölgelerde istihdam sağlanıyor.''
Eroğlu, HES projelerini gerçekleştiren firmaların bulundukları bölgeye sağlık ocağı, okul gibi sosyal projelerle katkı sunduğunu belirterek, ''Bugün evlerde yanan 3 veya 4 ampulden biri HES'lerden sağlanan enerjiyle ışık yayıyor'' dedi.
Veysel Eroğlu, HES'lerle ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının çok yanlış bilgiler verdiğini ifade ederek, ''(HES'lerden çıkan sular bitkileri zehirleyecek), 'dere tamamen kuruyacak', 'yerleşime müsaade etmeyecekler' türünden tahrik eden yalan yanlış beyanatlar... Temiz enerjiye ilişkin bir kitapçık hazırladık. Talep eden vekillere göndermeye hazırız'' şeklinde konuştu.
Su potansiyelinin kullanılamaması durumunda, ''Su akar, Türk bakar'' denileceğini savunan Eroğlu, ''HES alanlarında bir tane ağaç kesiliyorsa yerine 5 tane dikiyoruz. Çevreyi düzenliyoruz'' dedi.
Erzurum'un Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı beldesinde yapılması planlanan HES'e yönelik halkın tepkisini de değerlendiren Eroğlu, konuya ilişkin aktarılan bilgilerin yanlış olduğunu söyledi.
HES çalışmasına ilişkin şikayet kendisine iletilince Erzurum'a gittiğini ve yöre halkıyla bir araya geldiğini anlatan Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''DSİ Konferans Salonunda tüm tarafları topladım. 'Kadim su haklarımız ne olacak?', 'Tabii hayatın devamı için gerekli su miktarını taahhüt ediyor musunuz?' diye sordular. Ben de 'arzu ediyorsanız DSİ olarak biz size bir taahhütname verelim' dedim ve el sıkıştık. Onlar da memnun ayrıldılar. Taahhütname burada. Bağbaşı'na verdiğimiz taahütname de burada. Dadaşları seviyorum ama yanlış bilgilendiriliyorlar. Belki vatandaşları çok daha iyi bilgilendirmemiz gerekirdi, bu bizim eksikliğimiz, kabul ediyorum. Bizzat yerinde inceliyorum bu çalışmaları ve özel bir takım projeler yapıyoruz.''
Milletvekillerine seslenen Eroğlu, öneriye açık ve herkesi dinlemeye hazır olduğunu söyledi.
Eroğlu, HES uygulamasının çevrede asla tahribat yaratmayacağını, doğal hayatın devamı için gerekli olan can suyunun verilip verilmediğinin izleneceğini anlattı.
AK Parti Hükümeti döneminde Erzurum'a yapılan hizmetleri anlatmak için zamanın yetersiz kalacağını belirten Eroğlu, ''Daha önce Erzurum unutulmuş bir şehirdi. Erzurum'a 70 yılda yapılandan daha fazlasını yaptık'' dedi.
Eroğlu'nun bu sözlerine bazı muhalefet milletvekilleri, ''Sanki sizden başka hiç kimse bir şey yapmadı bu ülkede'' diye tepki gösterdi. Eroğlu da bu sözlere, ''Erzurumlu yaptıklarımızı takdir ediyor. Öyle ki 10 kişiden 9'u AK Parti'ye oy veriyor. Tüm dadaşları seviyorum'' şeklinde yanıt verdi.
Eroğlu'nun konuşmasının ardından yerinden söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, bir an önce Cumhurbaşkanı seçilmesine ilişkin kanunun çıkarılması gerektiğini belirterek, ''Aksi halde Sayın Gül, önümüzdeki Ekim'de burada konuşamaz'' dedi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da ''Ergene, muhafazakar sağ iktidarların kiridir. Bu kirin bir an önce temizlenmesi gerekir'' dedi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık ise Bakan Eroğlu'nun, kendilerinden önceki yönetimleri yok sayan anlayışını kınadığını söyledi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''İnsanımızın sağlığı, geleceği üzerinde hiç bir uygulama olamaz, yapılmasına da müsaade etmeyiz. Ancak eğer biz iletişimde gelişmiş ülkelerle at başı gideceksek baz istasyonlarına ihtiyacımız var'' dedi.
Yıldırım, Genel Kurulda sözlü soru önergelerini yanıtladı.
Baz istasyonlarının sağlığa zararlı olup olmadığına ilişkin toplumda uzun süreden beri tartışmanın devam ettiğini ifade eden Yıldırım, Türkiye'de baz istasyonlarının uluslararası standartlara göre işletildiğini söyledi.
Yargıtay'ın, tek tek şikayetler üzerine baz istasyonlarının zararlı olduğuna ilişkin ve bunun aksi yönünde aldığı kararlar bulunduğunu anımsatan Yıldırım, ''Mesela, İngiltere'de elektrik alan şiddeti 46 volt/metreye kadar müsaade edilmektedir. Bu oran ABD'de 47, Japonya'da 41, Türkiye'de ise müsaade edilen değer 10 volt/metredir. Biz uluslararası sınırların dörtte birine müsaade ediyoruz'' diye konuştu.
Bu konuda herhangi bir tereddüte mahal olmadığını belirten Yıldırım, ''İnsanımızın sağlığı, geleceği üzerinde hiç bir uygulama olamaz, yapılmasına da müsaade etmeyiz. Ancak biz iletişimde gelişmiş ülkelerle at başı gideceksek bu teçhizata ihtiyacımız var. Önemli olan bunun yasal sınırlarını, teknik icaplarını yerine getirerek toplumun sağlığını da dikkate alarak yürütmektir. Bu konuda endişeye mahal yoktur. Olay kontrolümüz altındadır'' diye konuştu.
Bölünmüş yolların 2003'de 6101 km'den bugün 21 bin 122 kilometreye çıktığını, son 9 yılda yaklaşık 2,5 kat arttığını ifade eden Yıldırım, harcanan paranın 40,2 milyar lira olduğunu bildirdi. Yıldırım, şunları söyledi:
''Bölünmüş yolların şüphesiz kazaların azalmasına etkisi vardır. 100 milyon taşıt kilometre başına düşen kazalardaki ölüm sayısı AB ülkelerinde 3 iken, bizde 2002'de 5,72, 2009 yılında 4,41'dir. 2010 yılında 3,79 seviyesine gerilemiştir. Bu konuda daha yapacağımız iş olduğunu bu oranlardan da görüyoruz. Bölünmüş yollar hayat kurtarıyor. Kazalar daha ziyade sürücü kusurundan, aşırı hızdan meydana geliyor.
Bu yollarda en büyük iki kazançtan biri zaman, biri yakıt tasarrufudur. Yaklaşık olarak bölünmüş yollarda bugüne kadar yakıttan ve zamandan tasarrufun parasal değeri yıllık 8 milyar liradır. Bölünmüş yollara 40 milyar lira harcandığı düşünülürse 5 yıl gibi bir sürede bu parayı amorti ettiği anlaşılacaktır. Bu da bölünmüş yolların faydasını bir kez ortaya koymaktadır.
Bölünmüş yollar dolayısıyla trafik akışında meydana gelen seri ulaşım imkanıyla havaya salınan yanmış gazlarda da 2,2 milyon ton bir azalma sağlanmıştır. Bu da çevrenin korunması açısından önemli bir kazanımdır.''
2003'den bu yana 5580 kilometre de tek platformlu yol yapıldığını, bunun için de 4,6 milyar harcama gerçekleştirildiğini bildiren Yıldırım, bazı milletvekillerinin bölgelerindeki yol çalışmalarıyla ilgili sorularını da yanıtladı.
Yıldırım, bir başka soru üzerine, araç muayenesinin eskiden Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından evrak üzerinden yapıldığını hatırlatarak, ''Bu sistem bitti. Muayene artık Türkiye'nin her tarafında sabit, gezici 200'den fazla modern araç muayene istasyonlarında titiz bir şekilde yapılıyor. Sistem çok sağlıklı işliyor. Gerçek anlamda muayene yapılıyor. Kağıt üzerinde kaşe basılarak muayene sistemi sona erdi'' dedi.
Araçların ağırlık denetlemesine ilişkin yetkinin, 2007 yılında Ulaştırma Bakanlığına verildiğini anımsatan Yıldırım, 2011 yılının 9 ayında 6,5 milyon araç denetlendiğini belirtti. Yıldırım, yetkinin alındığı 2007'den itibaren ise bu rakamın yaklaşık 18 milyona ulaştığını ifade etti. İlgili sektörün temsilcilerinin ilk zamanlarda uygulamalara itiraz ettiğini, araya milletvekili koyduklarını anlatan Yıldırım, şimdi bu insanların kendilerinin kantar istediklerini söyledi.
Yıldırım'ın soruları yanıtlamasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, alınan karar gereği 11 Ekim Salı saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
(16.08)
