2020-02-05 - 15:20
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rusya ile yaşadığımız ve bir provokasyon olarak kabul ettiğimiz, FETÖ'nün bizzat içinde olduğu uçak krizi, bizim açımızdan Suriye meselesini daha da karmaşık hale getirdi." dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya, "Önceki gün İdlib'de uğradıkları alçakça saldırı sonucu şehit olan 7 askerimize ve bir sivil personelimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Aynı saldırıda yaralanan 12 askerimiz ile bir sivil tercümanımıza da Rabbimden acil şifalar diliyorum." diyerek başladı.

Türkiye'nin Suriye'deki varlığının keyfe keder bir tercih veya basit çıkar hesapları sonucu ortaya çıkmadığının altını çizen Erdoğan, Suriye'de 2011 yılında başlayan iç çatışmalardan uzak durmak için yıllarca sabrettiklerini söyledi.

Vatanlarını korumak, canlarını ve namuslarını kurtarmak için mücadele eden Suriye halkına desteklerini sınırın Türkiye tarafında verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarından kaçan 4 milyon Suriyeli kardeşimize kapılarımızı açmakta tereddüt etmedik. Bu millet tarihinin hiçbir döneminde yapmadığı gibi bugün de mazluma sırtını çevirmemiştir, çevirmeyecektir. Ancak 2015 yılından itibaren Suriye'deki kriz tamamen kontrolden çıktı. Durum; rejimin ve terör örgütlerinin sınırlarımızı taciz etmeye başladığı, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini doğrudan tehdit ettiği bir noktaya ulaştı. Rusya ile yaşadığımız ve bir provokasyon olarak kabul ettiğimiz, FETÖ'nün bizzat içinde olduğu uçak krizi, bizim açımızdan Suriye meselesini daha da karmaşık hale getirdi. Bu tablo karşısında elimiz kolumuz bağlı kalacak değildi."

Suriye hükümetiyle 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatının, Türkiye'ye gerektiğinde teröristleri takip etmek için Suriye topraklarında operasyon yürütme hakkı tanıdığını anımsatan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu hakkın sınırının da terörist neredeyse oraya kadar uzandığını biliyor ve buna inanıyoruz. Bu çerçevede ilk olarak 2016 Ağustos'unda DEAŞ ve PKK/YPG'ye yönelik ilk operasyonumuz olan Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık. Bu harekatta 3 binin üzerinde DEAŞ'lıyı imha ederek Cerablus ve El Bab bölgesini teröristlerden temizledik." dedi.

Bazılarının, "Sizin Suriye topraklarında ne işiniz var? Sizi Suriye oraya davet etti mi? Diğerlerini davet etti." dediğini ifade eden Erdoğan, "ABD'yi de davet etmedi. Koalisyon güçlerini de davet etmedi. Sadece Rusya'yı davet etti ama bizim elimizde kapı gibi bir Adana Mutabakatı Anlaşması var ve biz bu anlaşmanın gereği olarak oradayız." diye konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye İdlib'de gözlem noktalarındaki Türk askerine önceki gün yapılan saldırının Türkiye açısından Suriye'de yeni bir dönemin miladı olduğunu belirterek, "Çünkü bu, askerlerimize karşı taammüden yapılmış bir saldırıdır. Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmesine izin veremeyiz. Nitekim anında yaptığımız operasyonlarla 76 kişiyi orada etkisiz hale getirdik, fazlası var, azı yok." dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı'nın tüm dünyanın bahane ederek adeta Suriye'nin üzerine çullandığı DEAŞ'a karşı gerçekleştirilmiş tek ciddi ve sonuç alıcı operasyon olduğunu ifade etti.

Suriye'de etkinlik gösteren diğer güçlerin tamamının DEAŞ bahanesiyle kendi ajandalarını uygularken Türkiye'nin bu terör örgütünün belini kırdığına ve foyasını ortaya çıkardığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye DEAŞ ile savaşırken Suriye rejiminin ağır bir yıkımın ardından Halep'i ele geçirmekle meşgul olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen Cenevre sürecinden somut neticeler ortaya çıkmaması üzerine 2017 yılında Türkiye, Rusya ve İran'ın Astana görüşmelerini başlattığını anımsatarak, şunları kaydetti:

"Astana'daki kapsamlı görüşmeler sonucunda Suriye'deki İdlib, Humus, Hama, Lazkiye, Dera, Doğu Guta'nın çatışmasızlık alanı olarak belirlenmesi kabul edildi. Peki buna uydular mı? Hayır. Rejim bu mutabakata uymayarak, İdlib dışındaki tüm çatışmasızlık bölgelerini ağır saldırılarla yakarak, yıkarak ve kan dökerek ele geçirdi. Üstelik tüm dünya, çocuk, yaşlı, kadın, erkek demeden oluk oluk sivil kanının döküldüğü bu vahşete seyirci kaldı. Hala da seyirci."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye'ye karşı saldırı merkezi olarak kullandıkları Afrin bölgesine yöneldiklerini ve Türkiye'nin 2018 yılı ocak ayında gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtı ile Afrin'i teröristlerden temizleyip bölge halkını huzura ve güvenliğe kavuşturduğunu vurguladı.

Zeytin Dalı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen terörist sayısının 4 bin 500'ü bulduğunu kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rejimin saldırılarının yoğunlaşması üzerine Rusya ile İdlib'de bir gerginliği azaltma bölgesi oluşturulması konusunda anlaşmaya vardık. Bu çerçevede İdlib'de 12 gözlem noktası kurduk. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; tüm bu süreçleri Amerika ve Rusya ile birlikte en üst düzeyde tesis ettiğimiz temaslarla, vardığımız mutabakatlarla, iş birliğiyle yürüttük. DEAŞ'ın Suriye'deki gücü ve varlığı büyük ölçüde kırılmış olmasına rağmen, Fırat'ın doğusundan Irak sınırına kadar olan güney sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturma gayretleri hiç durmadı. Amacın DEAŞ ile mücadele değil bir başka terör örgütü eliyle Suriye'yi bölme olduğu açıkça ortadaydı. Aslında dert, petrol kuyularıydı. Kamışlı'daki, Deyrizor'daki petrol kuyularıydı. Kimin iştahını kabarttığı da ortadaydı. Bunun üzerine 2019 yılı Ekim ayında Amerika ile de gereken mutabakatı sağlayarak Barış Pınarı Harekatı'nı başlattık."

Türkiye'nin, Barış Pınarı Harekâtı ile Resulayn ve Tel Abyad arasındaki 145 kilometre genişliğe ve 30 kilometre derinliğe sahip bir bölgeyi teröristlerden temizlediğini anlatan Erdoğan, harekât bölgesinin sağında ve solundaki bölgeler için de yaklaşık 2 hafta sonra Rusya ile Soçi'de varılan mutabakatla 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturma kararı aldıklarını söyledi.

Gelinen noktada ne İdlib'deki ne de Barış Pınarı Harekâtı bölgesindeki güvenli bölge mutabakatlarının gerçek anlamda işlemediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hassasiyetlerimizi ve kararlılığımızı her seviyede, her fırsatta, her platformda belirtmemize rağmen Suriye'de anlaşmalara uyulmuyor. Önceki gün askerlerimize yapılan saldırı, Türkiye açısından Suriye'de yeni bir dönemin miladıdır.

Şayet taraflardan biri uymayacaksa ve bunun bir müeyyidesi olmayacaksa bu mutabakatlar niçin yapılıyor? Biz Suriye'de rejimin, Rusya olmadan havada, İran olmadan karada tek bir çakıl taşını dahi yerinden oynatacak gücünün bulunmadığını bilmiyor muyuz? Aynı şekilde Fırat'ın doğusunda bölücü terör örgütünün Amerika'nın desteği ve Rusya'nın müsamahası olmadan varlık gösteremeyeceğini bilmiyor muyuz? Türkiye'ye karşı aslan kesilen rejimin, Fırat'ın doğusundaki bölücü terör örgütüne karşı en küçük bir kazanım elde edememesinin gerisindeki sebeplerini görmüyor muyuz? Rejim denilen kuklanın küçük bir hizip dışında kendi ülkesinde herhangi bir karşılığı yokken, suni solunumla yaşatıldığının farkında olmadığımız mı düşünülüyor? Ülkemizde yaşayan Suriyelilerin vatanlarına, şehirlerine, evlerine dönüşlerinin bilinçli olarak engellendiğini bilmediğimiz mi varsayılıyor? Hayır. Biz, tüm bu gerçekleri ve daha fazlasını biliyoruz. Ama bizim karşımızdakilerden bir farkımız var; Türkiye her ne yapacaksa bunu hiçbir masumun canına, malına zarar gelmeden yapma prensibiyle hareket ediyor. Aksi takdirde zalimlerden bir farkımız kalmaz."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'nin medeniyet ve kültürünün gösterdiği yolun, zalimin başını ezip mazluma sahip çıkmak olduğuna dikkati çekerek, bunun için Türkiye'nin maddi ve manevi fedakarlıklarla 3,7 milyon sığınmacıyı barındırdığını ve Suriye'deki milyonlarca insanı canı pahasına savunduğunu vurguladı.

"Bunun için yıkılan her şehrin, ölen her insanın acısını yüreğimizde hissediyoruz." diyen Erdoğan, "Çözümün masumları zalime teslim etmekten değil, zalimleri yok ederek masumların hayat hakkını korumaktan geçtiğine inandığımız için bunca riski göze alıyoruz. Elbette bunları yaparken vatandaşlarımızın huzurunu, sınırlarımızın güvenliğini, devletimizin bekasını da düşünüyoruz. Bunların birbirleriyle ilişkili bulunduğunu, biri olmadan diğerinin olmayacağını çok çok iyi biliyoruz. Her kim 'Türkiye'nin Suriye'de ne işi var?' diye soruyorsa ya gafildir ya da taammüden bu ülkenin ve milletin hasmıdır." değerlendirmelerinde bulundu.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ ***